sosyal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sosyal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Aralık 2009 Pazartesi

Demokratik Açılım Nerede Kaldı?

AKP'nin demokratik açılım adını verdiği açılım bir yerlerde mola vermişe benziyor. Uzunca bir zaman geçmesine rağmen halen verilen ara bitmedi. Halk ve siyasi çevreler gergin. Gerginlik kötü şeylere neden olacak gibi.

Umarız bu açılım güzel sonuçlara ulaşır.. Bir an önce insanların kafa karışıklığı giderilir. Ülkemizin huzura ihtiyacı var.

6 Eylül 2008 Cumartesi

Topyekün mücadele edilmeli

Orgeneral Başbuğ, terörle mücadelede, sivil toplum örgütlerinin çok önemli rolü bulunduğunu ve bunların başarılarda çok etken olduğunu kaydetti.

Göreve geldikten sonra ilk gezisini 2. Ordu sorumluluk bölgelerine yapan Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Diyarbakır’dan önemli mesajlar verdi.
Başbuğ, dün 2. Hava Kuvvet Komutanlığı Terminal Komutanlığı’nda kuvvet komutanlarının da katıldığı bir basın toplantısı düzenledi. Türkiye’nin terörden çok çektiğini anımsatan Başbuğ, terörle mücadelenin tüm kurumlarla topyekün sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.

Elbirliğiyle çalışmalıyız
Bir ülkenin güvenliğinin mali kaynaklarla ölçülemeyeceğini belirten Başbuğ, “Güvenlik için harcanacaksa harcanacaktır. Bölücü terör örgütü Türkiye’nin başına bela olmasaydı bu kaynaklar bu bölgeye harcanacaktı. 100 milyarlarca kaynaktan bahsediyoruz. Terörle mücadelede önemli mesafeler alındı” ifadelerini kullandı. Başbuğ, şunları kaydetti:
“Güvenlik kuvvetlerimiz artan bir kararlılık ve şiddetle bölücü terör örgütüne karşı mücadelesini sürdürmektedir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın... TSK olarak terör belasının etkinliğinin mümkün olduğunca kısa sürede sonlandırılmasını hedefliyoruz. Önemli olan biz devlet olarak, millet olarak tüm kuruluşlarıyla kırılma noktasına giden terör örgütüne daha ağır darbeyi vurmak için el birliğiyle koordineli işbirliğiyle omuz omuza bu mücadeleyi daha da artan bir yoğunlukta götürmeliyiz.”
“Terörle mücadelenin sürecini kısaltmayı istiyorsanız, terörle mücadelenin bütün alanlarında, yani güvenlik, ekonomik, sosyo kültürel psikolojik harekât ve uluslararası ilişkiler alanındaki faaliyetlerin aynı zamanda, eş zamanda koordineli olarak yapılması zorunlu” diyen Başbuğ, özellikle ekonomik ve sosyo-kültürel alanlarda terörle mücadelede sivil toplum örgütlerinin çok önemli rolü olduğunu kaydetti. Başbuğ, şöyle devam etti:
“Bu değerli sivil toplum kuruluşlarımızın başkanlarının görüşlerini ve düşüncelerini dinledik. Bu alandaki faaliyetlerin yürütülmesi bizim, TSK olarak olarak direkt sorumluluğumuzda olan bir alan değil. Ancak şu da bir gerçek ki bu alandaki alınacak başarılar terörle mücadelenin sürecini kısaltacaktır. Bu nedenle kendileriyle yapmış olduğumuz çok samimi görüşmeler çerçevesinde, onların önerilerini dinledik. İlk yapacağımız husus buradan aldığımız görüşleri hükümet başta olmak üzere ilgili makamlara aktarmaktır. Çünkü bu konuların fevkalade önemli olduğunu değerlendirmekteyiz.”

14-18 yaş grubu eğitilmeli
“Diyarbakır’ın içinde bulunduğu sorunlar, problemler bizim de problemimiz” diyen Başbuğ, sivil toplum örgütleri ile yaptıkları toplantıda üç önemli tespitte bulunduklarını, Diyarbakır nüfusunun yüzde 64’ünün 24 yaş altında olmasının bunlardan biri olduğunu belirtti. Sözlerini “Bu nüfusu gerçekten etkin olarak kullanabilirsek, dünya ülkelerinin hele Avrupa ülkelerine baktığımız zaman gıpta edilecek bir potansiyel var” diye sürdüren Başbuğ, 14 ile 18 yaş grubunun alınacak tedbirlerle eğitimle nitelikli bir noktaya getirilmesi halinde PKK’nın etkisiz hale getirilmesi sürecinin beklenenden de aşağı çekmenin mümkün olacağını söyledi.
Bölgedeki kadın ve kızların eğitim durumunun düşük olduğuna da işaret eden Başbuğ, üçüncü temel noktanın GAP Eylem Planı olduğunu ifade etti.

Başbuğ’un fotoğrafını çektiler
Diyarbakır’dan sonra Van’a gelen Başbuğ, yol boyunca vatandaşların sevgi gösterileriyle karşılandı. Vatandaşların el sallayıp alkış tutması üzerine makam aracından inen Başbuğ, halkın arasına karıştı. Vatandaşların “Hoşgeldiniz paşam” dediği Başbuğ’un duygulandığı gözlendi. Vatandaşların cep telefonuyla fotoğrafını çektiği Başbuğ, “Vanlısı, Karslısı, Erzurumlusu, Edirnelisi... İşte bu ya. Bir kaç tane münafık ortalığı bozuyor. Bunlara fırsat vermeyelim” dedi. Vali Özdemir Çakacak’ı ziyaret eden Başbuğ, daha sonra Hakkâri Yüksekova’ya geçti. Bazı sınır birliklerini denetleyen Başbuğ, kısa süren incelemesinin ardından tekrar döndüğü Van’dan askeri uçakla ayrıldı.
DHA

25 Aralık 2007 Salı

Yeni Sosyal Guvenlik Yasasi ve Yanlislar

Sosyal Güvenlik ile ilgili yeni yasa hakkında gelen bir maili paylaşıyorum. Herkesin bilgisi olmalı. Bunun siyasi yönü olarak ilgili hükümeti eleştirmek gerekiyor. Oy verilsin ya da verilmesin; önemli olan yanlışı görmek ve ses vermektir.


AKP Hükümeti'nin hazırladığı yeni Kanun Tasarısı geçen hafta TBMM'ye gönderildi.

  • Zaten kadınlar için 58, erkekler için 60 olan emeklilik yaşı hem kadınlar, hem de erkekler için 65'e çıkarılacak.
  • Emekliliğe hak kazanabilmek için yakın zamanda 5.000'den 7.000 güne çıkarılan prim ödeme zorunluluğu 9.000 gün prime çıkacak.
  • Emekli maaşları % 23 ila % 33 arasında düşürülecek.
  • Aylık geliri 139,6 YTL'den fazla olan bütün vatandaşlar her ay 73 ila 475 YTL Genel Sağlık Sigortası primi ödemek zorunda kalacak.
  • Sadece ayakta tedavi olununca değil; hastalık, kaza, ameliyat gibi nedenlerle hastaneye yatmak gerekince de "katılım payı" adı altında para ödenecek .
  • "Katılım payı" gerektiğinde beş katına kadar arttırılacak.
  • Bütün sağlık hizmetleri paralı olacak .
  • Sağlık hizmeti alabilmek için bu ülkenin vatandaşı olmak, üstelik vergi ödemek, dahası Genel Sağlık sigortası primi yatırmak, hatta bir de "katılım payı" ödemek yetmeyecek . Şimdi bir de "ilâve ücret" adı altında para ödemek gerekecek .
  • Bütün dünyada anne sütünün önemi yeniden anla
  • şılır ve emzirme teşvik edilirken Türkiye'de "sigortalının çocuğuna bir ay anne sütü yeter" mantığı geçerli olacak. Daha önce doğum yapan sigortalılara altı ay süreyle verilmesi öngörülen emzirme yardımı bir aya düşürülecek.
  • Hastalanan sigortalılara verilen iş göremezlik ödeneği % 16 azalacak.
  • Emekli Bağ-Kur'lularının maaşından 10 yıl süreyle % 10 oranında Genel sağlık sigortası primi kesilecek.
  • Primini ödeyemeyen vatandaşlar sağlık hizmeti alamayacak, hastane kapılarından geri dönecek.
  • Primini ödeyemeyen çiftçilerin pamuğuna buğdayına, üzümüne tütününe el konulacak.
AKP Hükümeti'nin 2006 yılı Mayıs ayında IMF ve Dünya Bankası 'nın direktifiyle çıkardığı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun bir dizi maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından Aralık ayında iptal edilmişti.
Hükümet Kanun'un yürürlüğünü önce 1 Temmuz 2007'ye erteledi. Ancak vatandaşların çok büyük bölümünün sağlık ve sosyal güvenlik haklarını yok eden Kanun'a karşı toplumun göstereceği tepkiyi genel seçimler öncesinde göze alamadı ve yürürlük tarihi ikinci defa 1 Ocak 2008'e ertelendi. AKP Hükümeti'nin hazırladığı yeni Kanun Tasarısı geçen hafta TBMM'ye gönderildi.
Tasarı eğer yasalaşırsa
sağlık ve sosyal güvenlik haklarımızda bir dizi kayıp oluşacak ..

Yunanistan'da genel grev yaşamı felç etti. Hükümetin sosyal güvenlik sistemiyle ilgili reform planlarına tepki olarak başlayan grev, Yunanistan'da hayatı durdurdu. Gemi ve uçak seferleri iptal edildi, mahkemeler, okullar kapandı. Televizyonlar ve radyolar yayınlarını durdurdu, gazeteler basılmadı .
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

ATİNA - Yunanistan'da tüm kamu ve özel sektör çalışanlarının, hükümetin, çeşitli meslek kuruluşlarının oluşturduğu 155 emeklilik fonunu, yeni bir yasal düzenlemeyle 5 fonun çatısı altında toplamayı hedefleyen sosyal güvenlik reformu yapma girişimini protesto etmek amacıyla başlattığı 24 saatlik genel grev ülkede yaşamı felç etti. Sendikalar düşük emekli aylığı ve emeklilik yaşının yükseltilmesini öngören hükümet reformuna karşı çıkıyor. Yunanistan İşçi Sendikaları Konfederasyonu (GSEE) ile Yunanistan Kamu çalışanları Konfederasyonu'nun (ADEDY) çağrısıyla yapılan ve son 60 yılın en büyük grevi olarak nitelendirilen greve, şehiriçi ve şehirlerarası otobüs, tren, metro, troleybüs, tramvay şoförlerinin katılması nedeniyle özellikle büyük kentlerde ulaşım zaman zaman durma noktasına geldi. Sivil hava yolu taşımacılığı ile deniz yolu ulaşımı çalışanlarının greve katılmalarıyla iç ve dış hat uçuşlarında tüm seferler iptal edilirken, ana kara ile adalar arasındaki bağlantı da koptu. Avukat ve yargı mensuplarının da katıldığı grev süresince duruşmalar ertelendi, mahkemeler kapalı kalırken, üniversiteler ve okullar da kapılarını kapattılar. Kamu bankaları, elektrik ve su işleri daireleri ile PTT çalışanlarının eyleme katılmasıyla da hizmetlerde aksaklıklar yaşandı.

BİZİM ÜZERİMİZDEYSE ÖLÜ TOPRAĞI VAR.
BEĞENMEDİĞİMİZ YUNANLILAR KADAR OLAMADIK.
MEDYA, GERÇEKLERİ VERMEK YERİNE HERKESİ UYUTMAK İ
ÇİN
OLMADIK UYDURMA HABERLER ÜRETİP DURUYOR... YAZIK !!
ZATEN HER MİLLET LAYIK OLDUĞU YÖNETİMLERCE YÖNETİLİR...

18 Aralık 2007 Salı

Ismet Pasa'nin Kurt Raporu

İsmet Paşa'nın Kürt Raporu




İsmet İnönü'nün yıllarca gizli kasalarda saklanan Kürt Raporu'yla Devletin “Kürt Politikası”na bakışı da ortaya çıktı. Gazeteci- yazar Saygı Öztürk'ün Doğan Kitap tarafından yayınlanan “İsmet Paşa’nın Kürt Raporu” adlı kitabı bu konudaki bilgileri de ilk kez günışığına çıkarıyor.

Yazar Emin Çölaşan “Raporun örneğini Saygı Öztürk’ten aldıktan iki gün sonra Uğur Mumcu bombalı saldırı sonucu öldürüldü” dedi ve bu trajik olayın ayrıntısı nı da “İsmet Paşa’nın Kürt Raporu” kitabının önsözünde yazdı.



1935 yılında Atatürk’ün emriyle Doğu ve Güneydoğu illerini, ilçelerini adım adım dolaşan dönemin Başbakanı İsmet İnönü'nün hazırladığı “çok gizli” rapor, 72 yıl sonra gün ışığına çıktı. İnönü’nün raporu üzerine başlatılan Umumi Müfettişlik uygulamasının da en çarpıcı raporları bu kitapta yer alırken, Türkiye’nin bugün tartıştığı tüm konuların 72 yıl önceki sorunlarla aynı olduğu anlaşılıyor..

"Devletin Derinliklerinde”, “Kasadaki Dosyalar”, “Kırcı 5-6-2 Tamam Reis”, “Madalyalı Mahkum”, “Sınır Ötesi Savaşın Kurmay Günlüğü” kitaplarının da yazarı olan Saygı Öztürk’ün, Doğan Kitaptan çıkan “İsmet Paşa’nın Kürt Raporu” kitabında Erzurum’dan Erzincan’a, Ağrı’dan Diyarbakır’a, Kars’tan Muş’a, Diyarbakır’dan Tunceli’ye, Van’dan Bitlis’e, devletin politikaları ilk kez bu kitapta ayrıntılarıyla açıklanıyor, 1935 yılı Türkiye’sinin ne durumda olduğu da gözler önüne seriliyor. İsmet Paşa’nın ünlü raporunda hemen her il’le ilgili değerlendirmeler yer alıyor.

İşte rapordan bazı bölümler:

- Ağrı'da Kürtlerin medenileşip, sükunet bulmaları bile kardır. Karaköse, hükümete bağlı bir Kürt şehridir. Erzincan Kürt merkezi olursa Kürdistan'ın kurulmasından korkarım.

- Iğdır'da Kürtlerin yerinden oynatılmasına ne lüzum, ne imkan vardır.

- Türklüğe hevesli bir Arap şehri olan Siirt'in doğuya naklini tercih ederim

- Van ve Erzincan'da acele olarak, Muş Ovası'nda tedricen ve Elazığ Ovası'nda kuvvetli Türk kitleleri vücuda getirmek zorundayız.

- Türklerle Kürtler aynı okulda okumalıdır. Bu Kürtleri Türkleştirmek için etkili olacaktır.

- "Diyarbakır, kuvvetli Türklük merkezi olmak için tedbirlerimizi kolaylıkla işletebileceğimiz bir olgunluktadır.

- "Düşman unsurlar içinde saldırgan olan teşkilat Kürt reisleri ve adamlarıdır. Fransız istihbarat zabitleri her istedikleri anda Kürt reislerini çeteler halinde memleketimize saldırtmağa muktedirdirler."

- "Mardin vilayetinden çıkarılacak Hıristiyan ve Arapların yerlerini Kürtler derhal dolduracaklardır. Bu hal bizim için pek zararlıdır.”

-"Siirt Türklüğe hevesli bir Arap şehridir. Hükümete yakın itaatkar halkı vardır. Havası gayet iyi olan Siirt susuz, pis bir trahom merkezidir. Siirt vilayetinde başlıca kuvvetimiz; idare merkezlerimiz, memurlarımız ve zabitlerimizdir. İdare merkezlerimiz çok kuvvetli olmalı. İcabında konulup kaldırılmak üzere özel adliye rejimi kurulmalıdır."

- "Bitlis, Hizan ve Mutki arasında suni olarak daima devlet kuvveti ile vücuda getirilmiş bir Türk merkezidir. Bitlis olmasaydı bizim onu yaratmamız gerekecekti."

- "Muş Ovası uzun süre boş kalmayacak, herhalde Kürtler yavaş yavaş dolduracaklardır."

- "Van halkı derlemedir. Bütün halkın ümidi devletin göstereceği ilgidedir. Sağlam bünyeli şarkta Cumhuriyetin çok önemli bir temeli olacaktır. Böyle bir temel Türk hakimiyeti için her bakımdan lazımdır."

- Malazgirt kadar bitkin ve fena bir yer güçlükle tasavvur edilebilir. Halbuki buranın, yeni temiz bir Türk şehri Türk merkezi olarak kurulması bizim için pek kıymetli olacaktır."

- "Kürtleri verimli topraklardan nereye göndereceğiz? Hudut üzerinde bulunan yerleri derhal Kürtlerle dolacak. Ağrı'dan geçici olarak gelen Kürtleri de bir yere gönderemeyiz. Sükunet bulmuş olmaları bile kafi bir kardır."

- "Bundan 10 sene sonra Sarıkamış'ın ordugahına askeri olarak ihtiyacımız olacağını zannediyorum."

- "Kars'ı ve Artvin'i bir an evvel soyup tahrip etmek fikrinde değil, bütün kuvvetimizle son ana kadar muhafaza etmek kararında olduğumuza içeriyi ve dışarıyı kesin olarak inandırmak mecburiyetindeyiz."

Saygı Öztürk

- "Erzurum'un kalkınmasını az senelerde temin edebilirsek, şimalde hududa karşı ve içeride Kürtlüğe karşı sağlam bir Türk merkezini yeniden kurmuş oluruz."

- "Az zamanda Erzincan'ın Kürt merkezi olmasıyla asıl korkunç Kürdistan'ın meydana gelmesinden kaygılanmak yerindedir."

- "Bütün seyahatimizde en iyi şey olarak, belki bütün Türkiye'de bu bakımdan birincidir; Samsun hususi idare bütçesini gördüm."

- "Türkler ve Kürtleri ayrı ayrı okutmakta yarar yoktur. İlk tahsili birlikte yapmalılar. Bu, Kürtleri Türkleştirmek için etkili olacaktır."

- Dersim Vilayeti'nin teşkili ile askeri bir idare kurulması ve Dersim ıslahının bir programa bağlanması lazımdır.

- Memur yetiştirecek büyük müesseseler güneyde yoktur. Orta mektebe girecekler içerisinde Kürtlerden de müracaat olursa, onları da reddetmemeliyiz.


Hürriyet

21 Eylül 2007 Cuma

Guzel Sozler

Güzel SÖZLER

*Herkes, insanlığı değiştirmeye çalışıyor, kimse, kendini değiştirmeyi aklından geçirmiyor.
*Basit bir insan zamanını nasıl öldüreceğini, değerli bir insan da nasıl kazanacağını düşünür.
*Kibir, bele bağlanmış taş gibidir. Onunla ne yüzülür nede uçulur.
*Sevmek, birbirine bakmak değil, birlikte aynı yöne bakmaktır.
*Bir fikrin acemi savunucusu, usta saldırıcısından daha zararlıdır.
*Toprağı alt üst etmeden bir şey ekilmez.
*Herkes aya benzer, çünkü; herkesin kimseye göstermediği bir karanlık yüzü vardır.
*Mükemmel bir kadın buluncaya kadar evlenmeyen bir adamın Allah yardımcısı olsun, eğer bulursa daha çok yardımcısı olsun.
*Taşı delen, suyun kuvveti değil, dalgaların sürekliliğidir.
*Sakladığın sır, senin esirindir, açığa vurursan, sen onun esiri olursun.
*Haklı olmak kral olmaktan daha iyidir.
*Eğrinin gölgesi de eğridir.
*Akıllı adam aklını kullanır, daha akıllı adam başkalarının aklını da kullanır.
*Aradığını bilmeyen bulduğunu anlamaz.
*Elmas yontulmadan, insan yanılmadan mükemmelleşemez.
*Olgun adam bilgisini saat gibi taşır, çıkarıp herkese göstermez, lüzumu olunca kullanır.
*Parayı köleniz yapın, yoksa siz onun kölesi olursunuz.
*İnsan düşeceği yere çıkmamalıdır.
*Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır.
*Paylaşılan sevinç iki kat olur, paylaşılan acı yarıya iner.
*İhtiyaçları yüzünden küçülmeyen insan büyüktür.
*İnsanların yaptığı sahte paralar kadar, paraların yaptığı sahte insanlarda vardır.
*Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.
*Kimi insan girdiğinde odayı aydınlatır, kimide çıktığında.
*Geleceği satın alabilecek tek şey, bugündür.
*Uçurtmalar rüzgar gücüyle değil, o güce karşı uçtukları için yükselirler.
*Dünyada hiçbir yol, kalp ile beyin arasında ki kadar uzun değildir.
*Para her şeyi yapar diyen adam, para için her şeyi göze alan adamdır.
*Ümit iyi bir kahvaltı; fakat kötü bir akşam yemeğidir.
*Dünya tuzlu su gibidir, içtikçe susatır.
*Ölümün bizi nerede beklediği belli değil, iyisi mi biz onu her yerde bekleyelim.
*Her istediğini söyleyen, istemediğini işitir.
*Herkes yanlış yapar, ancak aptallar yanlışlarında direnirler.
*Savaşta dövüşenler den çok kaçanlar ölür.
*Kabul edilen bir yanlışlık, kazanılmış bir zaferdir.
*En yükseğe erişmek için, en aşağıdan başlayın.
*Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez.
*Mutluluk bizde olmadan başkasına verebileceğimiz tek şeydir.
*Küçük şeylere gereğinden fazla önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir.
*Hedefsiz gemiye hiçbir rüzgar yardım etmez.
*Zaferin büyüklüğü, mücadelenin zorluğu ile ölçülür.
*İnsanın yalnız ekmeğe değil, şerefede ihtiyacı vardır.
*Aptallarla tartışmayın. Görenler aranızda ki farkı anlamayabilirler.
*Özü doğru olanın, sözü de doğru olur.
*Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer.
*En basit şey insanın kendisini kandırmasıdır; çünkü insan genellikle istediği şeyin gerçek olduğuna inanır.
*Tatlı suyun başı kalabalık olur.
*Bir bu gün, iki yarına bedeldir.
*Zor iş, zamanında yapmamız gerekip de, yapmadığımız kolay şeylerin birikmesiyle meydana gelir.
*Hakikat belki yaşanır, fakat ölmez.
*Dosttan beklenen, yanlış davrandığımızda yanımızda olmasıdır. Doğru iken, herkes yanımızda olur.
*Ülkeler kılıçla alınır, fakat adaletle korunur.
*Çözümde görev almayanlar, sorunun bir parçası olurlar
*İsteyin size verilecektir, arayın bulacaksınız, kapıyı çalın size açılacaktır.
*Uzak mesafelere ulaşmak, yakın mesafeleri aşmakla mümkündür.
*İçki kadehinde, denizde boğulanlardan çok daha fazla insan boğulmuştur.
*Kadınlar, erkekler kadar başarılı olamazlar. Çünkü onların hanımları yoktur.
*Para her şeydir diyen para için her şeyi yapabilir.
*Nasıl bir hayat yaşıyorsan, öyle ölürsünüz. Nasıl öldüyseniz, öylede dirilirsiniz.
*Atalarının dindarlığı ile kurtulacağını zannedenler; babalarının yemesiyle kendi karınlarının doyacağını, içmesiyle susuzluklarının gideceğini, okumasıyla bilgili olacağını sananlara benzerler.
*Borç köleliğin başlangıcıdır.
*Önce insanlar binaları düzenler, sonra da binalar insanları.
*Güzel söz söyleyen, kimseden kötü söz işitmez.
*Güçlü olan, zayıf yanını herkes den iyi bilendir; daha güçlü olan zayıf yanına hükmedebilendir.
*Yemine gerek görmeyecek kadar sözlerine sadık ol
*Hayatın her anı bir karar zamanıdır.
*Hakikate, yalnız bir yoldan gidilir, fakat ondan uzaklaştıran yol binlercedir.
*Tuhaf şey! Yabancılar girmesin diye evlerinin kapılarını kilitliyorlar; sonra da& Televizyonlarını açıyorlar.
*Bir neslin kaderini, bir evvel ki nesil tayin eder.
*Tecrübe, herkesin hatalarına verdiği isimdir.
*Büyük acılar kadar bizi olgunlaştıran bir şey yoktur.
*Gerçek arkadaşlık sağlık gibidir, değeri ancak yok olduktan sonra anlaşılır.
*Affetmek ve unutmak iyi insanların intikamıdır.
*Ya olduğun gibi görün, yada göründüğün gibi ol.
*İyi kanunlar, vicdanların yazılmış şekilleridir.
*Sevgi her zaman karşılık görür, ki de.
*Fırtınalar insanın denizi sevmesine engel olamaz.
*Yanşadığında çocuklarından bekleyeceğin şey, senin babana yaptığındır.
*Aşağıda olan, düşmekten korkmaz.
*Hiçbir şeye gülmeyenle, her şeye gülenden sakının.
*Dünyanın en yoksul insanı, paradan başka hiçbir şeyi olmayandır.
*Ne kadar yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımız önemlidir.
*Tek bir soru bin cevap dan daha güçlü olabilir.
*Hekimlerin yaptığı en büyük hata, ruhu düşünmeden yalnız bedeni tedaviye teşebbüs etmeleridir.
*Herkes dünyanın nizama girmesini ister, fakat gayreti başkasından bekler.
*İnsanlar önce para kazanmak için sağlıklarını, sonra da sağlıklarını kazanmak için paralarını verirler.
*İnsanın gözü karanlıkta da iyi görmez, fazla ışıkta da.
*Bilginin azı tehlikelidir.
*Büyük ve Üstün insan daima memnun ve rahattır. Küçük insan ise daima üzüntü ve telaş içindedir.
*Elinizde alet olarak sadece çekiç varsa bütün sorunlar gözünüze çivi gibi görünür.
*Zalimler için yaşasın cehennem
*Yaşamak bir dağa tırmanmak gibidir. Tırmandıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır ama görüş açınız genişler
*Tembellik dünyada en büyük israftır: hayatın israfı&
*Duygularınıza sahip olun yoksa onlar sizlere sahip olurlar.
*Okumasını biliyorsan, her insanın bir kitap olduğunu görebilirsin.
*Yalanı söküp atmadan gerçeği dikemezsin.
*Bir şey feda edilmeden, hiçbir şey kazanılmaz.
*Büyük sahtekarlar küçük ayrıntılarda doğrucudur.
*Bildiğini bilenin arkasından gidiniz, bildiğini bilmeyeni uyarınız, bilmediğini bilene öğretiniz, bilmediğini bilmeyenden kaçınınız.
*Para iyi bir hizmetkar, kötü bir efendidir.
*Hikmetli sözler taşa işlenen nakışlar gibidir.
*Birinin kalbine girmenin iki yolu vardır. Kahkaha ve gözyaşı
*Kuvvete dayanan adalet güçsüz, adalete dayanmayan kuvvet acımasızdır.
*Eğri cetvel doğru çizgi bırakmaz.
*Düşmanı affetmek, dostu affetmekten daha kolaydır.
*Hepimiz aynı gök kubbenin altında yaşıyoruz, ama hepimiz aynı ufka sahip değiliz.
*Mal cimrilerde, silah korkaklarda, kararda zayıflarda olursa işler bozulur.
*Kendini yargılamak, başkalarını yargılamaktan daha zordur.
*Gecenin ne kadar uzun olduğunu ancak hastalar bilir.
*Dinini düzelten kişinin dünyasını da Allah düzeltir.
*Bir şey için dik durmazsanız her şey için eğrilirsiniz.
*Hırsızların en kötüsü, başkasının zamanını çalandır.
*İnsan ne için yaşıyorsa onun büyüklüğü ve önemi kadar yükselir.
*Fakire sadaka veren Allaha borç vermiş olur.
*Dostluk bir ruhun iki bedende yaşayabilmesidir.
*Taş ve sopalar kemikleri, sözler kalpleri kırar.
*İnsan ne söyleyebildiğini bilmeli, fakat her bildiğini söylememelidir.
*Yiğitlik intikam almakta değil, tahammül göstermektedir.
*En uzun yolculuklar bile, küçük bir adımla başlar.
*Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar çalışmaktan da zevk alamazlar.
*Söz uçar yazı kalır.
*Karanlığa küfür edeceğine bir mumda sen yak
*İnsan dış görünüşüne göre karşılanır, fikirlerine göre uğurlanır.
*En iyi nasihat iyi örnek olmaktır.
*En iyi tebliğ, tebliğ edeceğin şeyi yaşamaktır.
*Gözler kendilerine, Kulaklar başkalarına inanır.
*Nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, başlayamazsınız.
*İster mermi kullansın ister oy pusulası, insan iyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vurmalı.
*Sınırı bir kere aşan için artık sınır yoktur.
*Kimse, komşuya ihtiyaç duymadan yaşayacak kadar zengin değildir.
*Suyu hayal etmekle susuzluğunu gideremez, ateşi düşünmekle ısınamazsın.
*Herşey ama herşey bir hatırlatma. Tabutlar... Bu kaçıncı çağrı, bu kaçıncı uyarı. İnsan duymuyor mu? Duymayack mı? koşun kurtuluşa diye ağlayan ezanları...
*Pusulanın ibresi daima kuzeyi gösterdiği gibi, Müslümanda içine düştüğü her ortamda Allah'a yönelir.
*Dünya yüzünde esenlik gözeten, dünya ötesini görebilmelidir.
*Çözümde görev almayanlar problemin bir parçası olurlar.
*Haddinden fazla öfke gayedeki hikmeti yok eder.
*Ağzında bal olan arının kuruğunda mutlaka iğnesi vardır.
*Çok iyi, iyinin düşmanıdır.
*Bir şeyin tamamını elde edemiyorsanız, tamamındanda vazgeçemezsiniz.
*Hakikati bulan, başkaları farklı düşünüyor diye onu haykırmaktan çekiniyorsa budaladır.
*Bir adamın,benden başka herkes aldanıyor demesi güç şüphesiz; ama sahiden herkes aldanıyorsa o ne yapsın.

Post Keywords: Guzel Sozler, Güzel, güzel sözler, güzel sözler arşivi, söz arşivi, güzel söz, söz, söz Guzel Sozler, Güzel, güzel sözler, güzel sözler arşivi, söz arşivi, güzel söz, söz, söz Guzel Sozler, Güzel, güzel sözler, güzel sözler arşivi, söz arşivi, güzel söz, söz, söz

Internet Arkadasligi Sahte mi?

İnternet arkadaşlığı sahte mi?

Sheffield Hallam University’de gerçekleştirilen bir araştırmada, son zamanlarda yaygınlaşan Facebook, MySpace, Bebo gibi sitelerin arkadaşlıkları güçlendirmediği ortaya koyuldu.
LONDRA - Araştırmada, web sitelerinin arkadaşlıkların temelini nasıl değiştirdiği inceledi.



Sosyal network aracılığı ile insanlar yüzlerce, binlerce arkadaş ediniyorlar.



Fakat araştırmacılar ‘gerçek’ bir arkadaşın ancak yüz yüze kurulan ilişkilerde gerçekleştiğini açıkladı

Sheffield Hallam Üniversitesi araştırma görevlisi Dr. Will Reader, “Bu sitelerde arkadaş sayısı bir sürü olsa bile, yakın arkadaşlıklar yüz yüze ilişkilerdeki gibi az sayılarda” dedi.

2004 yılında, Harvard Üniversitesi üyeleri tarafından kurulan Facebook’un dünyada 34 milyon kullanıcısı bulunuyor. Rupert Murdoch’un şirketi News Corporation’ın 2005 yılında satın aldığı MySpace 200 milyon üyeye sahip.

Araştırmada 200 kişinin verdiği cevaplardan alınan sonuçlarda, yüzlerce arkadaş arasında ortalama 5 arkadaşın ‘gerçek’ olduğu tespit edildi. Sonuçlarda 200 kişinin yüzde 90’ı yüz yüze ilişkileri gerçek arkadaşlık olarak değerlendirdikleri ortaya çıktı.

Dr. Reader “Arkadaşlıklarda temel altyapı güvendir. Biz arkadaşlık kurmak için vakit ve güç sarf ediyoruz. Bizim görmek istediğimiz o kişinin de bize vakit harcadığı ve gerektiği zaman yanımızda olması. Bu yüzden internet sahte ilişkiler yaratıyor” dedi.

Yolculuk Yaparken Bunlara Dikkat

Yolculuk yaparken bunlara dikkat


İster özel araba, ister uçak, ister tren olsun; özellikle uzun seyahatlerde
uzun süre oturmak, bazı sağlık sorunlarına neden oluyor. Bunları ortadan
kaldırmanın basit yöntemleri var.
İster özel araba, ister uçak, ister tren olsun; özellikle uzun seyahatlerde
uzun süre oturmak, bazı sağlık sorunlarına yol açıyor. Uzun süre belirli
pozisyonda sabit kalmak, bel ve boyun omurları üzerine aşırı yük binmesine
neden oluyor. Bunun sonucunda disklerde deformasyon, yırtılma, kayma, bel ve
boyun tutulmaları görülebiliyor. Uzmanlar, yolculuk sırasındaki
rahatsızlıkları en aza indirmek için şu önerilerde bulunuyor:


*SIK SIK MOLA VERİN *


* Eğer özel arabanızla seyahat ediyorsanız, 3-4 saatte bir durup arabadan
inerek yürüyün ve belinizi arkaya doğru 5-6 kez esnetin.


* Sürücü sizseniz, belinizi mutlaka ortopedik yastıkla destekleyin. Otobüs
yolculuğunda da mutlaka belinize ve boynunuza destek amaçlı ortopedik yastık
kullanın, molalarda esneme hareketleri yapın. Uzun uçak yolculuklarında da
ortopedik yastığınız yanınızda olsun!


* Yolculuk sırasında sık sık ayağa kalkıp belinizi arkaya doğru esnetin,
boynunuzu her yöne nazik bir şekilde hareket ettirin.


* Bagajlarınızı kaldırıp indirmeden önce mutlaka belinizi arkaya doğru 5-6
kez esnetin. Bagajı kaldırırken bel ve karın kaslarınızı kasıp, yükünüzü
kollarınızı ve dizlerinizi bükerek bacaklarınıza verin.


Sabah

Burcuna Gore Yasa!

Burcuna göre yaşa!

Ne yemeli, ne içmeli, hangi mesleği seçmeli, kimi sevmeli, hangi rengi giymeli? Burcunu seç hayat tarzını belirle....


KOÇ BURCU
Sembol: Koç
Yönetici gezegen: Mars
Yönetici ev: 1. Ev
Element: Ateş
Düzey: Kardinal
Biyoloji: Baş ve yüz
Slogan: Kendim
Kader bağları: Aslan, Yay
Yükselmek için: Yengeç, Oğlak
Güç kazanmak için: Sabır
Olması gereken: Heyecanlı olaylar
Spor: Tekvando
Hobi: Dağcılık
Uygun meslekler: Etfayeci, aerobik hocası
Aksesuar: Şapka
Renk: Kırmızı
Tatil için: Rio Karnavalı
Zevk için: Eylem, yeni başlangıçlar, iddialaşma
Hoşlanmadıkları: İzlemek, paylaşmak, kaybetmek
Son sözü: Yolumdan çekilin.

BOĞA BURCU
Sembol: Boğa
Yönetici gezegen: Venüs
Yönetici ev: 2. Ev
Element: Toprak
Düzey: Sabit
Biyoloji: Boğaz, gırtlak
Slogan: Benim
Kader bağları: Başak, Oğlak
Yükselmek için: Aslan, Kova
Güç kazanmak için: Ticaret
Olması gereken: Saat
Spor: Masaj
Hobi: Yeni bir BMW
Uygun meslekler: Borsacı, bankacı
Aksesuar: Kaşkol
Renk: Çimen yeşili
Tatil için: Norveç
Zevk için: Lüks, güzellik, çikolata
Hoşlanmadıkları: Esneklik, kalitesizlik, acele
Son sözü: Bana para gösterin.

İKİZLER BURCU
Sembol: İkizler
Yönetici gezegen: Merkür
Yönetici ev: 3. Ev
Element: Hava
Düzey: Değişken
Biyoloji: Akciğer, kollar
Slogan: İletişim
Kader bağları: Terazi, Kova
Yükselmek için: Başak, Balık
Güç kazanmak için: Ekip çalışması
Olması gereken: Saçma şeyleri çözmek
Spor: Tenis (çift)
Hobi: Çift kişilik bisiklet, hava paraşütü
Uygun meslekler: Kütüphaneci, avukat
Aksesuar: Omuz silkmek
Renk: İki tonlu her renk
Tatil için: Yunanistan
Zevk için: Seçmek, ellerini kullanmak, bilgi
Hoşlanmadıkları: Zamanında davranmak, sorumluluk, bağlanmak
Son sözü: Dans iki kişiyle yapılır.

YENGEÇ BURCU
Sembol: Yengeç
Yönetici gezegen: Ay
Yönetici ev: 4. Ev
Element: Su
Düzey: Kardinal
Biyoloji: Göğüs, sindirim sistemi
Slogan: Evim
Kader bağları: Akrep, Balık
Yükselmek için: Koç, Terazi
Güç kazanmak için: Evde parti vermek
Olması gereken: Nostalji
Spor: Yüzme
Hobi: Evi yeniden döşemek
Uygun meslekler: Ahçıbaşı, hemşire, öğretmen
Aksesuar: Elde dokunmuş atkı
Renk: Koyu mavi
Tatil için: ABD Orlando
Zevk için: Pişirmek, çocuklar, konfor
Hoşlanmadıkları: Özür dilemek, unutmamak, yengeç şakaları
Son sözü: Ev, kalbin olduğu yerdir.

ASLAN BURCU
Sembol: Aslan
Yönetici gezegen: Güneş
Yönetici ev: 5. Ev
Element: Ateş
Düzey: Sabit
Biyoloji: Kalp, sırt
Slogan: Zevk
Kader bağları: Koç, Yay
Yükselmek için: Boğa, Akrep
Güç kazanmak için: Sahnede olmak
Olması gereken: Liderlik
Spor: Monopoli
Hobi: Galalara çağrılmak
Uygun meslekler: Sinema oyuncusu, rehber
Aksesuar: Saç fırçası
Renk: Sarı
Tatil için: Singapur
Zevk için: Hayal kurmak, cesaret, cömertlik
Hoşlanmadıkları: Bir köşeye çekilmek, kaybetmek, patronla beraber olmak
Son sözü: Hiçbir iş gösteri yapılmaksızın yapılamaz.

BAŞAK BURCU
Sembol: Bakire kız
Yönetici gezegen: Merkür
Yönetici ev: 6. Ev
Element: Toprak
Düzey: Değişken
Biyoloji: Mide, bağırsaklar
Slogan: Sağlık
Kader bağları: Boğa, Oğlak
Yükselmek için: İkizler, Yay
Güç kazanmak için: Sayı saymak
Olması gereken: Acele
Spor: Araba kullanmak
Hobi: Komşunun evinde temizlik yapmak
Uygun meslekler: Editör, hastabakıcı
Aksesuar: Sargı bezi, temizlik fırçası
Renk: Koyu renkler
Tatil için: İsviçre
Zevk için: Organizasyon, rutin işler, kendini adamak
Hoşlanmadıkları: Yetersizlik, verimsizlik, geç kalmak
Son sözü: Dikiş bir kere yapılmaz.

TERAZİ BURCU
Sembol: Terazi
Yönetici gezegen: Venüs
Yönetici ev: 7. Ev
Element: Hava
Düzey: Değişken
Biyoloji: Böbrekler
Slogan: Ortaklık
Kader bağları: İkizler, Kova
Yükselmek için: Yengeç, Oğlak
Güç kazanmak için: Arabuluculuk
Olması gereken: Cazibe
Spor: Kürek çekmek
Hobi: First Class’da Paris uçuşu
Uygun meslekler: Güzellik uzmanı, taşımacı
Aksesuar: Bir şişe su
Renk: Yeşil, mavi tonlar
Tatil için: Fiji
Zevk için: İşbirlikleri, centilmenlik, diyalog
Hoşlanmadıkları: Uyumsuzluk, yalnızlık, yalnız karar vermek
Son sözü: Güzellik bakınca fark edilmelidir.

AKREP BURCU
Sembol: Akrep
Yönetici gezegen: Mars/Pluto
Yönetici ev: 8. Ev
Element: Su
Düzey: Sabit
Biyoloji: Seksüel organlar
Slogan: Seks
Kader bağları: Yengeç, Balık
Yükselmek için: Aslan, Kova
Güç kazanmak için: Soruşturmak, öğrenmek
Olması gereken: Satranç
Spor: Seks
Hobi: İnternette chat
Uygun meslekler: Dedektif, cerrah
Aksesuar: Büyüteç
Renk: Siyah, kırmızı
Tatil için: Hollanda
Zevk için: Gizem, kıskançlık, iğneli konuşma
Hoşlanmadıkları: Sırları açıklamak, basitlik, yarıda bırakmak
Son sözü: Evet, haydi bebeğim.

YAY BURCU
Sembol: Okçu
Yönetici gezegen: Jüpiter
Yönetici ev: 9. Ev
Element: Ateş
Düzey: Değişken
Biyoloji: Kalça, kaba etler
Slogan: Felsefe
Kader bağları: Koç, Aslan
Yükselmek için: Başak. Balık
Güç kazanmak için: Durmadan gezmek
Olması gereken: Bol uçak bileti
Spor: Okçuluk
Hobi: Ata binmek
Uygun meslekler: Tur rehberi, park koruyucusu
Aksesuar: Palyaço külahı
Renk: Siyah
Tatil için: Neresi olursa olsun
Zevk için: Yolculuk, felsefe, konuşmak, iyimserlik
Hoşlanmadıkları: Sorumluluk, detaylar, vaatte bulunmak
Son sözü: Benimle düello etmeyin.

OĞLAK BURCU
Sembol: Deniz tekesi
Yönetici gezegen: Satürn
Yönetici ev: 10. Ev
Element: Toprak
Düzey: Kardinal
Biyoloji: Deri, dişler, kemikler, dizler
Slogan: Sosyal statü
Kader bağları: Boğa, Başak
Yükselmek için: Koç, Terazi
Güç kazanmak için: Fiat belirlemek
Olması gereken: Sıkı çalışmak
Spor: Golf
Hobi: Lüks bir restoranda akşam yemeği
Uygun meslekler: Haberci, antropolog
Aksesuar: Özel asistan
Renk: Tüm koyu renkler
Tatil için: Japonya
Zevk için: Sabır, saygı, başarı
Hoşlanmadıkları: Organizasyonsuzluk, hesapsızlık, can sıkıntısı
Son sözü: Amaçsız yaşayamam.

KOVA BURCU
Sembol: Su taşıyıcı
Yönetici gezegen: Satürn/Uranüs
Yönetici ev: 11. Ev
Element: Hava
Düzey: Sabit
Biyoloji: Ayak bilekleri
Slogan: Dostluk
Kader bağları: İkizler, Terazi
Yükselmek için: Başak. Balık
Güç kazanmak için: Orijinal olmak
Olması gereken: Gözlemlemek
Spor: Yoga
Hobi: Teknoloji fuarlarını gezmek
Uygun meslekler: Çevreci, bilgisayar uzmanı
Aksesuar: Bir zaman makinesi
Renk: Beyaz, sarı
Tatil için: Kosta Rika
Zevk için: Yenilikler, orjinalite, arkadaşlık
Hoşlanmadıkları: Tutuculuk, sınıflandırma, duygusal patlamalar
Son sözü: Dünyanın dışında düşünün.

BALIK BURCU
Sembol: Balık
Yönetici gezegen: Jüpiter/Neptün
Yönetici ev: 12. Ev
Element: Su
Düzey: Değişken
Biyoloji: Ayaklar
Slogan: Bilinçaltı
Kader bağları: Yengeç, Akrep
Yükselmek için: İkizler, Yay
Güç kazanmak için: Başkalarına yardım etmek
Olması gereken: Şiir yazmak
Spor: Meditasyon
Hobi: Tiyatroya ve müzikallere gitmek
Uygun meslekler: TV yapımcısı, barmen
Aksesuar: Yüzük
Renk: Deniz mavisi
Tatil için: Fas
Zevk için: Romantizm, yardımseverlik, şefkat
Hoşlanmadıkları: Gerçekler, orta düzey insanlar, duygusuzluk
Son sözü: Savaş değil, aşk yapın.

Gulelim..

Biraz da Gülelim..!

Zamanın birinde Erzurum'dan bir grup insan hacca gitmek için yola çıkmışlar. Van'a gelmişler.

Van'ın bir köyünde konaklamaya karar vermişler.
O köyün de imamı yokmuş. Köylüler aralarında konuşmuşlar ve Erzurum'dan çıkıp hacca giden bu topluluktan birini imam yapmaya karar vermişler.
Bu insanlar hacca gidiyorlarsa boş insan değillerdir diye düşünmüşler.

Nitekim tekliflerini içlerinden birisi kabul etmiş. Her yıl 400 koyun verilecekmiş imama.
Adam hacca gidip masraf yapacağıma burada kalıp yalandan imamlık yapar ve
her yıl 400 koyun sahibi olurum diyerek işe başlamış.

Köylü camide toplanmış namaz kılınacak. Sayın imam başlamış namazı kıldırmaya :
- Erzurum'dan çıktım yola Van'da verdim mola 400 koyun verdiler bana, Allahuekber...
Bu günlerce aynı biçimde devam etmiş. Köylü bu işe biraz şaşırmış ve konuşmuşlar aralarında :
- Daha önceki imam mı yanlış kıldırıyordu, yeni imam mi yanlış kıldırıyor? Bunu gidip Müftüye soralım.
Sayın müftü has Trabzon’lu JJ

Müftüye gelen halk her şeyi anlatmış. Müftü köylüye dönerek :

- Siz şimdi hiç imama çaktırmadan köyünüze dönün ve namaz vakti camide toplanın ben de namaza geleceğim, diye emir verir.
Herkes köyüne döner ve namaz vakti cemaat camide toplanır. Tabi ki Sayın müftüde camidedir. İmam namazı kıldırmaya başlar.

Birinci rekat :
- Erzurum'dan çıktım yola, Van'da verdim mola, 400 koyun verdiler bana, Allahuekber... der hoca.
Arkadan "öhö.. öhö!.." şeklinde bir ses duyulur. İmam yakalandım herhalde diye korkmaya başlar.

İkinci rekatta sözlerinde biraz değişiklik yapar :
- Erzurum'dan çıktım yola, Van'da verdim mola, 400 Koyun verdiler bana, yarısı sana yarısı bana... Allahuekber...
Namaz bitince köylü Müftüye dönerek "İmam efendi namazı doğru mu kıldırıyor? diye sorar. Müftünün cevabı :
- Haçen birinci rekatta biraz şaşirdi ama ikinci rekatta işi düzeltti...

12 Eylül 2007 Çarşamba

Mutlak Mutluluk

Mutlak Mutluluk

Yüce insan

Seken ayağımı, çomak elimi anlayışla karşılayan insandır

Yüce insan

Kulaklarınım onun söylediklerini süzerek dinleyeceğim bilir

Yüce insan

Gözlerimin donuk, yanıtlanırım kısa olmasına bozulmaz

Yüce insan

Masaya çay döktüğümde başka yerlere bakınır


Yüce insan

Yüzünde sımsıcak gülücükle Bir dakikalığına bile olsa sohbet için yanıma yaklaşan insandır

Yüce insan asla "Bunu bana daha önceden anlatmıştın" demez

Yüce insan

Size sevildiğinizi ve yalnız olmadığınızı hissettirir

Yüce insan

Siz ona gidemediğinizde ayağınıza kadar gelen doktor gibidir

Yüce insan gününüzün iyi geçmesini Gün batımınızın sevecenlikle yoğrulmasını sağlar

Yüce insan çok sevdiğiniz ailenize benzer İlgisi bugün burada olmamızın sebebidir

Grace McDonald

1 Eylül 2007 Cumartesi

Cubbeli Hoca'dan islami seksin kurallari

Cübbeli Hoca'dan islami seksin kuralları

Bir süre önce 'jet ski'li fotoğrafları ile gündeme gelen Cübbeli Ahmet Hoca bu kez 'iSLAMİ SEKS'in kurallarını açıklıyor!

Bir süre önce 'jet ski'li fotoğrafları ile gündeme gelen Cübbeli Ahmet Hoca'nın "Cübbeli'den islami usüllere göre seks" görüntüleri rekora koşuyor.

Jet Skili fotoğrafları ile bir süre önce gündeme gelen Cübbeli Ahmet hoca bu kez de internet ortamında yaptığı seks konuşmaları ile gündeme geldi. Cübbeli Ahmet hoca 4 dakika 20 saniye süren konuşmada islami usüllere göre seksin nasıl yapıldığını ayrıntıları ile anlatıyor.


Milliyet Online

26 Ağustos 2007 Pazar

BarisaRock slogana bak!

BarışaRock slogana bak!




















60'a yakın sanatçının sahne alacağı BarışaRock adlı festivalin ilk günü tam bir şenlik havasındaydı. Afişler, slogan ve broşürler ise festivalin değişmeziydi

'Karşı festival' olarak adlandırılan BarışaRock, önceki gün İstanbul'da, Mehmet Akif Parkı'nda, konserler, tiyatro oyunları ve söyleşilerle başladı. Rock'n Coke Festivali'ni protesto etmek amacıyla yola çıkan, barışı, kardeşliği, çevreciliği savunan BarışaRock, bu yıl beşinci yaşını kutladı.
Bu akşam sona erecek olan festivalin ilk günü oldukça neşeliydi. Katılımcılar kamp alanını çarşamba günü doldurmaya başlamıştı. Ve ilk gün yaklaşık 60 bin katılımın olduğu açıklandı.
Ağırlıklı olarak 17-30 yaş grubunun ilgi gösterdiği BarışaRock'ın olaysız geçen ilk günü Mavi Duman Sahnesi ve ana sahne olan Kadife Çekiç Sahnesi'nde saat 14.00'ten itibaren konserlerle başladı. İlk gün Violet, Gevende, Zilzurna, Nev, Bülent Ortaçgil, Aylin Aslım, Hakan Kurşun ve daha pek çok grubun sahne aldığı BarışaRock'ta 3 gün boyunca 60'a yakın sanatçının konseri olacak.

Bu yıl ilk kez elektronik müziğe de kapılarını açan festival süresince BarışaRock Elektronik Müzik Sahnesi'nde 33 DJ ve grup 60 saatlik müzik performansı sunuyor. 28 tiyatro grubu da 12.00-24.00 saatleri arasında oyunlarını sahneliyor.


Festivalin değişmezi
Önceki gün festival alanı, tam bir şenlik ortamıydı. Festivalin değişmezi ise afişler, sloganlar, söylemlerdi. "Nükleer İstemiyoruz", "Irkçılığa ve milliyetçiliğe darbe", "İran - Irak olmayacağız", "KPSS Kaldırılsın" afişleri ve daha niceleri dört bir yandaydı. 45 sivil toplum örgütünün stantları da festival alanını renklendiriyordu.
Her ne kadar çöpler düzenli olarak gönüllüler tarafından toplansa da, etrafa dağıtılan broşürlere hakim olmak pek mümkün değildi! Sarıyer Belediyesi, sivrisineklerle mücadele için düzenli olarak ilaçlama yapıyordu.

Her telden müzik
Gün içerisinde ana sahne özellikle gençlerin cazibe merkeziydi. Rastalı saçlı, baştan aşağı siyahlara bürünmüş gençler kâh Gevende'nin hareketli parçasında Roman dansı yapıyor kâh Nev'in müziğiyle sakinleşiyordu. Ana konser ise Bülent Ortaçgil'inkiydi.


Barış Akarsu da anıldı
Bülent Ortaçgil'in ardından Barış Akarsu'nun babası Selahattin Akarsu sahneye çıkarak şunları söyledi: "Ben Barış'ı '68 ruhuyla yetiştirdim. Kısacık ömrüne 300 konser ve 2 albümü sığdıran oğlumu trafik terörüne kurban verdim. Her türlü teröre dur demenin zamanı gelmedi mi? Terörü bitirelim. Trafikte Barış adlı bir eylem başlatacağım."

Barış Akarsu'nun babasının konuşması sırasında izleyiciler de "Barış ölmedi kalbimizde yaşıyor" diyerek ona destek verdi.

'Başbakan Bülent'

Festivalin ilk günü pek çok kişi Bülent Ortaçgil'i bekliyordu heyecanla. Beklenen saat geldiğinde de birden sahne önüne bir yığılma oldu. Ortaçgil, sahneye çıktığında "Başbakan Bülent" tezahüratlarıyla karşılandı. Bu söze çok gülen Ortaçgil ise "Ben enayi miyim başbakan olayım?" dedi. Sanatçı, "Oyuna Devam" adlı şarkısıyla konserini açtı. Uzun zamandır söylemediği "Uyusun da Büyüsün"ün yanı sıra yoğun istek üzerine "Sensiz Olmaz", "Bu İş Zor Yonca", "Benimle Oynar mısın?", "Normal", "Olmalı mı Olmamalı mı?" gibi unutulmayan parçalarını da seslendirdi.

Milliyet

12 Eylul'un Bizden Goturdukleri

Yeni kuşakta tarih bilinci maalesef yok. Bu çok üzücü. Bu ülkede neler yaşandı bazı gençlerin hiçbir fikri yok bu konuda. Cumhuriyet Tarihi'ni, Kurtuluş Savaşı'nı bilmiyorsan bari yakın tarihini bil, merak et ne olduğunu.

Duyarsız bir toplum geliyor, yolda!



12 Eylül darbesinin bilançosunu, her darbede darbeci kadronun "darbe bülteni" gibi yayın yapan bir gazetenin verdiği rakamlarla bilginize sunmak istiyorum (12 Eylül 2000, Cumhuriyet)

Gerçek bilançonun ne olduğunu tam olarak bilmediğimizi de eklemek zorundayım:

"TBMM kapatıldı,
Anayasa ortadan kaldırıldı,
Siyasi partilerin kapısına kilit vuruldu
Ve mallarına el konuldu
650 bin kişi gözaltına alındı
1 milyon 683 bin kişi fişlendi
Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı
7 bin kişi için idam cezası istendi
517 kişiye idam cezası verildi
İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi
Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı
(18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı)
71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı
98 bin 404 kişi 'örgüt üyesi olmak' suçundan yargılandı
388 bin kişiye pasaport verilmedi
30 bin kişi 'sakıncalı' olduğu için işten atıldı
14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı
30 bin kişi 'siyasi mülteci' olarak yurtdışına gitti
300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü
171 kişinin 'işkenceden öldüğü' belgelendi."
"937 film 'sakıncalı' bulunduğu için yasaklandı
23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu
3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi
47 hâkimin işine son verildi
400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi
Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi
31 gazeteci cezaevine girdi
300 gazeteci saldırıya uğradı
3 gazeteci silahla öldürüldü
Gazeteler 300 gün yayın yapamadı
13 büyük gazete için 303 dava açıldı
39 ton gazete ve dergi imha edildi
Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi
144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü
14 kişi açlık grevinde öldü
16 kişi 'kaçarken' vuruldu
95 kişi 'çatışmada' öldü
73 kişiye 'doğal ölüm raporu' verildi
43 kişinin 'intihar ettiği' bildirildi.

18 Ağustos 2007 Cumartesi

Hayattaki Secenekler - Shay'in Hikayesi

HAYATTAKI SECENEKLER

Sevgili Dostlar,

Secenekler

Ne yapardiniz?....karari siz verin. Komik bir cumle beklemeyin, cunku yok.
Yine de okuyun. Sorum su: Ayni karari siz verir miydiniz?

Okuma ve ogrenme zorlugu ceken cocuklara ozel egitim veren bir okul icin
bagis toplama yemeginde, cocuklardan birisinin babasi katilimcilar
tarafindan asla unutulmayacak bir konusma yapti. Okula ve kendini adamis
ogretmenleri kutladiktan sonra soyle bir soru sordu: 'Disardaki etkenler
tarafindan etkilenmedikce doga herseyi mukemmel bir sekil ve sirada
yapiyor. Ama yine de oglum Shay, diger cocuklarin ogrendikleri gibi
ogrenemiyor. Diger cocuklarin anlayabildikleri gibi anlayamiyor. Oglumda
dogal olmasi gerekenler seyler nerede?'

Bu soru karsisinda dinleyiciler sessiz kaldilar.

Baba devam etti. 'Ben inaniyorum ki, dunyaya fiziksel ve zeka engelli Shay
gibi bir cocuk geldiginde, gercek insan dogasi kendini gosterme firsatini
buluyor ve bu da insanlarin o cocuga davranis sekillerinde kendini
gosteriyor.'

Ve sonra asagidaki hikayeyi anlatmaya basladi:

Shay ve babasi bir gun parkta Shayin tanidigi birkac cocugun baseball
oynadiklarini gorduler. Shay sordu, 'Acaba oynamama izin verirler mi?'
Shay'in babasi cogu cocugun Shay gibi bir cocugun takimlarinda oynamasini
istemeyeceklerini ama ayni zamanda eger ogluna izin verirlerse oglunun o
cok ihtiyacini duydugu, engellerine ragmen baskalari tarafindan kabul
edilmenin ozguveni ve sahiplenme duygusunu verecegini de biliyordu.
Shay'in babasi cocuklardan birinin yanina yaklasti ve (fazla birsey
beklemeyerek) Shay in oynayip oynayamayacagini sordu. Cocuk soyle
danisabilecegi birilerine bakti ve sonra 'Su anda 6 sayi gerideyiz ve oyun
sekizinci turunda. Herhalde takima girebilir ben de onu dokuzuncu turda
vurucu olarak sokmaya calisirim' dedi.

Shay buyuk bir gayretle takimin yanina gitti ve yuzunde kocaman bir
gulumseme ile takim t-shirtini giydi. Babasi gozunde yas, kalbi sicak
duygularla dolu onu izledi. Cocuklar oglunun kabul edilmesinden dolayi
babanin mutlulugunu gorduler. Sekizinci turun sonunda Shay'in takimi birkac
puan kazandi ama hala 3 sayi gerideydi. Dokuzuncu turun basinda Shay
eldiveni eline gecirdi ve sag acik sahaya cikti. Ona dogru hic top isabet
etmemesine ragmen oyunda olmaktan son derece mutluydu ve babasi ona
tribunlerden el salladigini gordugunde yuzunde kocaman bir gulumseme vardi.
Dokuzuncu turun sonunda Shay'in takimi yine puan kazan di. Simdi butun
kaleler doluydu, oyunu kazanma sansi ortaya cikmisti ve topa vurma sirasi
Shay'e gelmisti.

Bu noktada Shay'in vurucu olmasina izin vererek oyunu kaybetme riskini mi
almaliydilar? Sasirtici bir hamleyle Shay'e sopayi verdiler. Herkes topa
isabet ettirme sansinin sifir oldugunu biliyorlardi cunku birakin topa
vurmayi Shay sopayi bile elinde tutmasini bilmiyordu.

Ama Shay sahaya ciktiginda top atici, diger takimin kazanma sanslarini bir
kenara birakarak Shay'e bu firsati tanidiklarini gorunce birkac adim one
giderek yumusak bir sekilde topu Shay'e dogru firlatti. Ilk topa Shay
zorlukla sopayi savurdu ama iskaladi. Atici tekrar birkac adim one dogru
geldi ve topu yine yumusak bir sekilde Shay'e dogru atti. Shay sopayi
savurdu ve hafifce topa dokunarak yere aticiya dogru vurdu.

Oyun simdi bitecekti. Atici topu yerden aldi ve ilk kalede ki adamina
kolaylikla atabilecek ve Shay'i sobeleyerek oyunu bitirebilecekti.

Ama atici topu aldi ve ilk kaledeki adaminin basinin uzerinden diger takim
arkadaslarinin erisemeyecegi yere firlatti.
Tribunlerdeki herkes ve iki takimda bagirmaya basladilar, 'Shay, ilk kaleye
kos, ilk kaleye kos!' Shay hayatinda hic bu kadar uzaga kosmamisti ama ilk
kaleye gidebildi. Saskinliktan buyumus gozleriyle yere coktu.

Herkes bagirmaya devam etti, 'Ikinci kaleye kos, ikinci kaleye kos' Nefes
nefese Shay zorlukla ikinci kaleye kosabildi. Shay ikinci kaleye geldigi
sirada acik sahada diger takimdan biri topu almisti ... takimin en kucugu
olan bu cocuk kahraman olma sansini elinde tutuyordu. Topu ikinci kaledeki
adamina atabilirdi ama top aticisinin niyetini anladigindan o da kasitli
olarak topu ucuncu kaledeki arkadasinin basinin uzerinden atti.

Herkes bagiriyo rdu, 'Shay, Shay, Shay, butun yolu kos Shay'

Karsi takimdan birinin yardim ederek onu ucuncu kaleye dogru dondurmesiyle
Shay ucuncu kaleye kosabildi, 'Ucuncuye kos! Shay, ucuncuye kos!'

Shay ucuncuye gelirken diger takimdaki cocuklar ve seyirciler ayaga
kalkmislardi ve bagiriyorlardi, 'Shay, hepsini kos! Hepsini kos!' Shay
hepsini kostu ve oyunu takimi icin kazanan bir kahraman olarak herkes
tarafindan alkislandi.

'O gun', dedi babasi, gozlerinden yaslar asagiya dogru suzulerek,
'iki takimdaki cocuklar da dunyaya bir parca sevgi ve insanlik getirmeyi
basardilar'.

Shay bir sonraki yaza yetisemedi. O kis oldu. Bir kahraman oldugunu ve
babasini mutlu ettigini, ve eve geldiginde annesinin de gozyaslari icinde
onu kucakladigini asla unutmadi.

Son NOKTA: E-mail ile hic dusunmeden binlerce fikra yolluyoruz, ama
hayattaki seciml er konusunda mesaj oldugunda insanlar tereddut ediyorlar.

Bunu size yollayan kisi hepimizin bir farklilik yaratabilecegimiz inancini
tasiyor. Hepimizin her gun binlerce firsati olabiliyor 'dogal olan seyleri'
gerceklestirmek icin.

Bilgin bir adam bir zamanlar demiski: her toplum, kendilerinden daha az
sansli olanlara nasil davrandigiyla degerlendirilir.

Simdi iki seceneginiz var:
1. Delete
2. Forward

Gununuz bir Shay gunu olsun!

31 Temmuz 2007 Salı

AKP'nin taslaginda, din dersleri secmeli

Bir ülkenin yüzde kaçı dindar olursa olsun, yüzde kaçı bir ırka mensup olursa olsun bazı şeyler vatandaşların tümüne birden dayatılamaz. Özellikle bir hukuk devleti olan Türkiye'de, özellikle bir Cumhuriyet olan Türkiye'de bu böyle olmamalı. Artık ülkeler safkan milletlerden oluşmuyor. Ve tek bir ırk, tek bir din, tek bir renk kalmadı ülkelerde. Artık global yaşam var. Komşunuz İngiliz, Fransız ya da Rus olabilir.

Yabancı kökenliler bir yana asıl gelmek istediğim nokta Türkiye'deki gayrı müslimler ve dindar olmayan kesimin bu konuda uğradığı haksızlıktır.

Çok iyi hatırlıyorum ortaokuldaki din öğretmenimi..! Çok sertti. Derse girmekten hep çekindim. Bir gün bir arkadaşımızı öğretmen masasına çıkarttı ve namaz kıldırttı. Ben bilmiyordum namaz kılmayı ve kendimi çok kötü hissetmiştim. Okula gitmek istemediğim zamanlardı.

Ama ilerleyen yaşlarda kendi tercihim doğrultusunda hareket ettiğimde gayet rahat ve huzurluydum. Dinde zorlama olmaz, olmamalı. İnsanın düşüncesi ne olursa olsun yaratanından ötürü sevilmelidir. Herkes özünde insandır. Bu anlamda seçmeli ders olarak okutulursa din dersleri Türkiye'miz açısından son derece yararlı olacaktır. Kimse dininden vazgeçmesin! Ama kimse de dindar olmaya zorlanmasın. Dinimizin güzelliğini bozmayalım.


AKP'nin taslağında, din dersleri seçmeli
ANKARA Milliyet

AKP Mersin Milletvekili Zafer Üskül'ün, "Anayasa'dan Atatürkçülük'le ilgili ifadeler çıkarılsın" önerisi ile gündeme gelen yeni Anayasa taslağı, Üskül'ün yer almadığı, AKP'nin önde gelen hukukçularının yer aldığı komisyonca hazırlandı. AKP'nin "sivil Anayasa" taslağında, yürürlükteki Anayasa'da yer alan Atatürkçülük'le ilgili ifadeler korundu. Taslakta, MGK Genel Sekreterliği'nin Anayasal bir kurum olmaktan çıkarılması, din derslerinin seçmeli hale getirilmesi benimsendi.
Eski Adalet Bakanı Cemil Çiçek başkanlığında oluşturulan komisyonun üzerinde aylardır çalıştığı Anayasa taslağı tamamlandı. AKP'nin seçim beyannamesindeki "sivil Anayasa hazırlanacak" sözü uyarınca hazırlanan taslak için Anayasa hukuku uzmanı Prof. Dr. Ergun Özbudun'dan da görüş alındı. Çiçek, Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu ve Üskül'den oluşacak hukukçularca yeniden ele alınacak taslağa son şeklinin verileceği bildirildi. Taslağın daha sonra diğer siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin görüşüne sunulacağı ifade edildi. Taslakta, Üskül'ün görüşlerinin aksine Atatürkçülük'le ilgili ifadelerin muhazafa edilmesi de dikkat çekti.
Taslakta yer alan düzenlemelerden bazıları şöyle:
* Temel hak ve özgürlükler, ancak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında sınırlandırılabilecek. Yargı kararlarının AİHS'ye uygunluğu aranacak.
* Çocukların hakları Anayasa'da ayrı bir bölümde ele alınacak. Bu bölümde Birleşmiş Milletler'in hazırladığı ilgili sözleşmelere atıfta bulunulacak.
* Anayasa'daki eşitlik tanımı korunacak, ancak kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık Anayasa'ya girecek. Sosyal ve siyasi alanlardaki kadınlara, korunmaya muhtaç kadınlara pozitif ayrımcılık uygulanması anayasal ilkeye dönüştürülecek.
* Cumhurbaşkanı'nın tek başına yaptığı işlemlere, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) kararlarıyla, Yüksek Askeri Şûra kararlarına yargı yolu açılacak.
* Cumhurbaşkanının yetkileri daraltılacak. Bürokrat atamaları, vali ve büyükelçi dışında Bakanlar Kurulu'nca gerçekleştirilecek.
* Adalet Bakanı, HSYK'dan çıkarılacak. Yargıyı yargıçlar yönetecek.
* YÖK kalkacak. YÖK'ün yerine eşgüdüm kurulu oluşturulacak. Cumhurbaşkanının rektör atama yetkisi kaldırılacak. Üniversiteler, rektörlerini kendisi seçecek.
* Anayasa Mahkemesi'nde asıl ve yedek üyelik farkı kalkacak. Üye sayısı 17'ye çıkarılacak Anayasa Mahkemesi, AİHM gibi iki ayrı kuruldan oluşacak. Cumhurbaşkanı'nın Anayasa Mahkemesi'ne üye atama yetkisi kalkacak. 17 üyeden 7'si TBMM tarafından atanacak.
* Milli Güvenlik Kurulu ve MGK Genel Sekreterliği Anayasal kurum olmaktan çıkartılarak, danışma organına dönüştürülecek.
* Din dersleri seçmeli hale getirilecek.

26 Temmuz 2007 Perşembe

Mutlu musunuz? Can Dundar

Mutlu musunuz?

Bu soruyu toplumbilimci Prof. Yılmaz Esmer sordu insanlara; belli aralıklarla...
"Mutluluğunuza 10 üzerinden bir not verin" dedi.
İnsanlar "6" verdi mutluluklarına 1990'da...
2000'de 5'e düşürdüler saadet notunu...
2001'de kriz vurdu; "5"e indiler; sınıfta kaldılar mutluluk bahsinde...
Sonra aynı soruyu 2007'de sordu Prof. Esmer...
Bu kez "7.5"i gösterdi mutluluk barometresi...
Toplumun yüzde 86'sı az ya da çok mesuttu.
"Mutsuz"lar yüzde 13'te kaldı.
Prof. Esmer'e göre, nasıl 2002'de 3 iktidar partisini baraja gömen o kesif mutsuzluk ise, bu seçimde AKP'yi iktidara taşıyan da mağduriyet filan değil, bu saadetti.
Anlaşılan kişisel ilişkilerde olduğu gibi, siyasette de mutsuzluk iktidarsızlığa yol açabiliyor.
İktidar mutluluğu, mutluluk da iktidarı getiriyor.
* * *
Çoğunuzun aklından aynı soru geçiyor değil mi?
Nasıl olur?
Nasıl olur da "onca yoksulluk varken" ve huzur dersinde memleket cümbür cemaat bütünlemeye kalmışken insanlar karnede yıl sonu mutluluk notuna "7.5" verir?
Her 10 kişiden neredeyse 9'unun mutlu olduğu bir rüya ülkesinde yaşıyoruz da neden fark etmiyoruz?
* * *
Sorunun yanıtını önceki gece NTV'deki Neden'de Yeni Şafak yazarı Fatma Karabıyık Barbarosoğlu ilginç bir kavramla verdi:
"Hizalanma!.."
Barbarosoğlu'na göre ekonomik gelirle mutluluk arasında doğrudan bir bağlantı yok. Hatta ters bir orantıdan söz edilebilir:
Yani gelir arttıkça, mutluluk azalıyor.
"Dar gelirlilerin mutlu olması daha kolay" diyor Barbarosoğlu:
"Dar gelirliyseniz, dibe vursanız bile, o gün kaşıklayacağınız bulgur pilavınız ve yoğurt alacak kadar paranız varsa 'Çok şükür, bugün de karnımız doydu' der, huzur içinde uyursunuz. Dar gelirliler, kendileri gibi dar gelirli insanlarla bir arada yaşar, hizalanmalarını onlara göre yaparlar. Yanlarındaki yörelerindekiler kendileri gibi insanlardır; hiza bozulmadığından mutsuz olmazlar."
* * *
Gelir yükseldikçe bozulur hiza...
Ufuk çizgisi öndekilerden görünmez olur.
Beklentilerle birlikte büyür iktidar itişmesi; geride kalanların hırstan boynu tutulur.
Hep bir öndekini geçme, onun gibi giyinme, son çıkan cep telefonu modelini alma, komşudan daha iyi yaşama tutkusu, mütemadi bir eksiklik duygusuna ve dolayısıyla mutsuzluğa sürükler orta ve yüksek gelirliyi...
Değişen teknoloji, tüketim kamçısı, çoluk çocuğun baskısı, bu mutsuzluğu daim kılar.
"Bir lokma-bir hırka" bahtiyarlığının yerini "bir taksit bir taksit daha" işgüzarlığı alır.
Tatminsizlik, mutsuzluğa bulanır.
* * *
Her ne kadar televizyon, gecekonduluların hizasını bozduysa da, toplumun alt katmanlarında, üst katmanların anlamakta zorlandığı bir şükretme hali gözleniyor hâlâ...
Gelen politikacılara ahlayıp vahlasalar da, "Bugünümüz dünümüzden iyi çok şükür" diye teselli buluyor, "ötekiler"in getireceği kıtlıktan korkuyor ve belediye işçiliğinden gelen imam hatipli Başbakan'a bakıp "Başımızda bizim gibiler var" diye gururlanıyorlar.
Kıt kanaat de geçinseler, tevekkülle berhudar oluyorlar.
Velhasılı mutlulukta da geri kaldık çok.... Mesuduz, ama hâlâ "bulgur-yoğurt" çizgisindeyiz.
Hizayı çok bozmadan, daha yukarıda hizalanabilmeliyiz.

can.dundar[[at]]e-kolay.net

Huzursuz Bacak Sendromu'yla baglantili 3 gen

Huzursuz Bacak Sendromu'yla bağlantılı 3 gen buldu
Paris (AA) - Bilim adamaları, Huzursuz Bacak Sendromu'yla (HBS) bağlantılı 3 geni buldu.

Almanya'nın Münih kentindeki Max Planck Psikiyatri Enstitüsü'nden Julianne Winkelman ve ekibi, BTBD9 adlı gen varyantı ve biri MEIS1 olmak üzere başka 2 genin HBS ile bağlantılı olduğunu saptadı.

Winkelman, sonuçların, sendromun daha iyi anlaşılmasını sağlayacağını ve böylece yeni tedavilerin bulunmasının yolunu açacağını söyledi.Bu arada, İzlanda'da Hreinn Stefansson başkanlığında yapılan ve New England Journal of Medicine dergisinde yayımlanan benzer araştırmada da BTBD9'nin HBCS ile bağlantılı olabileceği kaydedildi.

HBS'nin ABD ve Avrupa'da görülme oranı yüzde 5-15. Bu oran toplumdan topluma ve yaşa göre farklılık gösteriyor. Örneğin Türkiye'de hastalığa rastlanma oranı yüzde 3,2 iken, bu oran Ekvador'da yüzde 2, Singapur'da 0,1, Japonya'da yaşlı kişilerde yüzde 4,6.

HBS hastaları uyku ya da istirahat esnasında bacaklarında rahatsızlık, huzursuzluk, hareket ettirme ihtiyacı, uyuşma, karıncalanma hissediyor. Bu his gece yarısı uyanmalara ve uykuya dalma zorluğuna da yol açabiliyor.

22 Temmuz 2007 Pazar

Ornek Bir Evlilik - Can Dundar

Güzel ülkemizin güzel insanları merhaba.. Bu güzel yazıdan sonra içim bir acayip oldu. Can Dündar'dan öğrendiklerimiz genelde hep mantıklı düşüncelerdi. Duygular da akıyordu zaman zaman ondan bize ama genelde düşünce ağırlıklı yazılarına alışığız. Oysa ki hep hissederek yaşayan ve düşünen bir insan Can Dündar.. Bu yazısı ne kadar güzel anlatıyor evlilik denilen kurumu. Bir yanda olmazsa olmaz evlilik oyunu kuralları ve bir yanda kuralları kendi koyan mutlu insanlar.

Ve en güzeli mutlu insanlar demek mutlu çocuklar demektir. Mutlu çocuklar demek ise sağlıklı yarınlar demektir. Bu bilinç bizlere ne kadar çok kapı açacak farkında olanlar; ne mutlu sizlere! Teşekkürler Can Abi bize öğrettiklerin için. Yaşamdan öğrendiklerimiz var ya hani.. Bir o kadar da Can Abi'den öğrendiklerimiz var... Sevgiler



Evlilik Böyle Olmalı

Evlilik, inanmadigim halde içerisinde 17 seneyi bitirdigim bir kurum benim için..
17 senede (abartmiyorum) 40 çift arkadasimin son verdigi kurum ayni zamanda da...
Evliligimin bu kadar uzun sürmesinin gizi beklide kuruma inanmamaktan geçiyor.
Evliligi toplumun dayattigi sekilde yasamamaktan...

Nedir bu dayatmalar?
Erkegin muhakkak kadindan yasça büyük olmasi, egitim seviyesinin erkegin lehine yada en azindan esit olmasi bunlarin sadece ikisi...Olmaz, yürümez diyor toplum... Erkek yasça büyük olmali ki, kadina "hot" dediginde oturmali kadin...Yada yumusatiyorlar; efendim kadin erkekten önce çöktügü için (hani dogum felan) küçük olmaliymis yasi...
Egitimde de böyle.. Kadinin çok okumusu bilmis olurmus, evde kalmakmis layiki....

ESiM BENDEN 2 YAS BÜYÜK; ne "hot" dememe gerek kaldi. 17 senede, ne de benden önce çöktü...

Yillar içinde ben yaslandikça o gençlesti, "oo Can bey kapmisiniz çitiri" esprilerine muhattap
dahi oldum.

EŞiM 3 ÜNiVERSiTE BiTiRDi; ben bi taneyi 9 senede bitirdim..Ne o bana bilmislik tasladi, ne ben ona ezik baktim... Kulaga gelen müzik tekse de, onu olusturan notalar farklidir der Halil Cibran...

Bunu unutmadik biz. Ben konusurken o dinledi, Ben dinlerken o konustu 17 sene.
O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o "haklisin bitanem..." dedik, öfke bitip firtina duruldugunda "ama bi de böyle düsün" de dedik fikrimizi savunurken. Farkli insanlar olarak görmedik birbirimizi, ayni amaç için savasan neferlerdik bu hayatta...

Asla bilmedik ne kadar para kazandigimizi, ortak cüzdanimizdan gerektigi kadar aldik..
Ne kadar çalarsa çalsin masanin üstünde telefon, kim bu saatte arayan karsi cins diye sorgulamadik da ama...

Sevginin en büyük dostuydu bizim için "güven"... Ve güvenin ardina saklanmis bir "saygi" vardi daima... Ne kavgalar, ne badireler atlattik 17 senede... Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yasayacaktik...

Öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamin disinda yattim bi gece, misafir odasinda... Gece yarisi kapi açildi, esim "ne yapiyosun burda?" diye sordu kapinin esiginden, "uyuyorum" dedim buz gibi bi sesle... Gitti, gelmesi 1 dakikasini almisti elinde yastikla... "kay yana" dedi daracik yatakta. "ne yapiyosun?" dedigimde "benim yerim senin yanin, sen gelmezsen ben gelirim" dedi...

Anladim ki o gece, en uzun kavgamiz yat saatine kadar sürecek... Ve bence dogrusu da bu... Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamiz haric.. Kirsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadik birbirimize...

Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41 ' inci çift olacaktik o listede... Ama oyunun kurallarini biz koyduk... Nede olsa bizim oyunumuzdu, oynanan...

Evlilik; hesapsız içine dalınması gereken bir oyun bence... Topluma kulaklarını tıkayarak hem de... Ne benim, ne de bizim sözlerimizle... Sadece gönlünüzden geçtiğince...

Dediği gibi Ataol Behramoglu' nun; "...Yasadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yasadın mi büyük yasayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına. Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır. Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana..."
CAN DÜNDAR

Hayat kısa gelen bir battaniye gibidir. Yukarı çekersin ayak parmakların isyan eder.
Aşağı çekersin omuzların titrer. Ama yine de, neşeli insanlar dizlerini karınlarına çeker, rahat bir uyku uyumayı başarır.

CAN DÜNDAR

Internet

Nitelikli insan Ozellikleri

İki şey insanı "nitelikli insan" yapar:
1 İradeye hakim olmak
2 Uyumlu olmak

İki şey "ekstra değer" katar :
1 Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2 Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek

İki şey geri bırakır:
1 Kararsızlık
2 Cesaretsizlik

İki şey kaşif yapar:
1 Nitelikli cevre
2Biraz delilik

İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:
1 Baskın yeteneği bulmak
2 Cidden sevdiğin işi yapmak

İki şey başarının sırrıdır:
1 Ustalardan ustalığı öğrenmek
2 Kendini güncellemek

İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın
sırrıdır:
1 Niyetin saf olması
2 Ruhsal farkindalik

İki şey milyonlarca insandan ayirir:
1 Sorunun değil çözümün parçası olma
2 Hayata ve her şeye yeni (özgün,orijinal,farklı)bakış acısıyla yaklaşabilmek.

İki şey gelişmeyi engeller:
1 Aşırılık (mübalağa,abartı,ifrat,tefrit)
2 Felakete odaklanmış olmak

İki şey çözüm getirir:
1 Tebessüm (gülümseme,sırıtma veya kahkaha değil!)
2 Sukût (susmak)

İki sey"kalitesiz insan"ın özelliğidir:
1 Şikayetçilik
2 Dedikodu

İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1 Bakış acısını değiştirmek
2 Karsındakinin yerine kendini koyabilmek

İ ki şey yanlış yapmanı engeller:
1 Şahıs ve olayları akil ve kalp süzgecinden geçirmek
2 Hak yememek

İki şey kişiyi gözden düşürür:
1 Demagoji (laf kalabalığı)
2 Kendini ağıra satmak (övmek,vazgeçilmez göstermek

iklim Afetine Hazirlik

Deprem, yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ ve benzeri afetlere ek olarak iklim değişimlerinden kaynaklanan afetlerin de, Afet Kanunu kapsamına alınması için çalışma yürütülüyor.

Afet İşleri Genel Müdürlüğü, konuya ilişkin mevzuatı güncellemek ve eylem planı oluşturmak amacıyla ''İklim Değişimi Komisyonu'' oluşturdu.

Mevcut Afet Kanununda Türkiye'deki afetler, ''deprem, yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ ve benzeri afetler'' şeklinde tanımlanıyor. Yürütülen çalışma ile kapsama iklim değişimlerinden kaynaklanan meteorolojik afetler ve diğer afetlerin de alınması amaçlanıyor.
Türkiye'nin yakın gelecekte ''daha az yağışlı ve daha sıcak'' bir iklime sahip olacağı öngörüsünden hareketle ilgili mevzuata öncelikle ''Kuraklık'' tanımı eklenecek ve mevcut afetlerin tanımı iklim değişikliklerinin etkisi çerçevesinde yenilecek.

Bu çerçevede Genel Müdürlüğün çalışmaları bir temele oturtulacak.
Çalışma yöntemleri belirlenecek, mevzuat taraması yapılarak, kapasite geliştirilecek ve uygulamaya geçilecek.

Söz konusu afetler ile ilgili risk haritaları çıkarmayı planlayan Afet İşleri Genel Müdürlüğü, iklim değişikliğinde adaptasyon sürecine ilişkin erken uyarı sistemleri, uygun katı atık alanlarının tespiti, sera gazlarının jeolojik yapı içinde emisyonunun sağlanması, binaların ısı yalıtımı ve binaların mimari özelliklerinin değiştirilmesi, nakil işlemleri, kıyı zonları, kıyı erozyonu, heyelan ve sel baskınları için uyarı sistemleri, izleme sistemleri ve benzeri konularda oluşturulacak ekip ile politikaları belirleyecek.

Afet oluşmadan önce yapılacaklar, her bölge ve afet türü için tespit edilerek afet öncesi çalışmalar ve zarar azaltma çalışmalarına hız verilecek.
Yetkililer, yeni yerleşim yerleri seçiminin yeniden iklim değişimi kapsamında değerlendirilmesi ve riskli bölgelerde yapılaşma yapılmaması gerektiğini belirttiler. Etkilenen tarım arazileri ve yerleşim yerleri için ''sigorta sistemi'' getirilmesinin de gündemde olduğunu kaydettiler.

ÜLKE TOPRAKLARINDA HEM SEL HEM KURAKLIK RİSKİ

İklim Değişimi konusunda, Komisyon ile birlikte çalışan Genel Müdürlük bünyesindeki Avrupa Doğal Afetler Eğitim Merkezi (AFEM) de dünyada iklim değişim konusundaki organizasyon ve toplantıları takip ederek, Türkiye'de bilinçlendirme çalışmaları yürütüyor.

AFEM Müdürü Nehir Varol A.A muhabirine yaptığı açıklamada, küresel ısınmanın, ''insan hayatını etkileyecek, günlük akışı kesintiye uğratacak ve ölümlere neden olacak'' sonuçlar doğuracağını ifade ederek, ''Dolayısıyla iklim değişimi, sonuçlarına bakıldığında bir afettir. Daha şimdiden normalin üzerinde ölümler bu nedenle görülmeye başlamıştır. 2003 yılı yazında Avrupa'da 35 bin 118 kişi sıcak hava dalgasından hayatını kaybetmiştir'' dedi.
İklim değişimlerinin yol açabileceği tabloya ilişkin Türkiye'de hazırlanan bir senaryo bulunmadığını, ancak Intergovermental Panel On Climate Change'in (IPCC) dünya ölçeğinde bir çalışması olduğunu belirten Varol'a göre, IPCC'nin Türkiye senaryosunda öne çıkan bazı noktalar şöyle:
- Türkiye'de yıllık ortalama sıcaklıklar 2,5-4 derece arası artacak.
- Ege ve Doğu Anadolu'daki artış 4 dereceyi bulacak.
- Türkiye'nin güneyi ciddi kuraklık tehdidiyle karşı karşıya olacak.
- Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu'yu kapsayan bölgelerde kış yağışları yüzde 20-50 arası azalacak.
- Kuzey bölgelerde sel riski artacak.
Senaryoda, ayrıca küresel ısınma ile Türkiye'de artması beklenen afetler ''kuraklık'', ''seller (şiddetli yağmur ve yıldırımlar)'', ''deniz su seviye yükselmeleri'', ''heyelanlar'', ''kıyı selleri ve fırtına kabarmaları'' şeklinde sıralandı.

AĞAÇ KURUMALARI VE BÖCEK SALGINI

Varol, eldeki veriler ışığında, iklim değişikliğinin özellikle Türkiye'nin çölleşme tehdidi altındaki yarı kurak ve yarı nemli bölgelerinde etkili olabileceğini ifade ederek, İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerinin risk altında olduğunu söyledi.

Bu bölgelerde özellikle ormancılık ve su kaynakları açısından sıkıntı yaşanabileceğini belirten Varol, ''Son yıllarda Türkiye ormanlarında artış kaydeden toplu ağaç kurumaları ve zararlı böcek salgınları vb. afetlerin birincil nedeninin, kuraklık, hava kirliliği ve asit yağmurları olduğuna dair kuvvetli bulgulara rastlanmıştır. Yalnız 1993-94 yılları arasında yaklaşık 2 milyon metreküp ağaç serveti, böcek yıkımı nedeniyle kesilmiştir'' dedi.

ÖNLEMLER

Varol, ''küresel ısınma'' tehdidine karşı bilinçli olmak ve riski azaltıcı tedbirleri hayata geçirmek gerektiğini belirterek, TEMA ve iklimle ilgilenen diğer kuruluşların ortaya koyduğu bazı önlemler hakkında bilgi verdi. ''Su tasarrufunun'' büyük önem taşıdığına vurgu yapan Varol, dikkat edilmesi gereken diğer bazı noktaları şöyle sıraladı:
- Enerji tasarruflu ampulleri kullanılmalı.
- Televizyon, bilgisayar, yazıcı, VCD, CD gösterici, gibi elektronik aletler 'bekleme durumunda' (stand-by) bırakılmamalı.
- Çamaşırlar yüksek sıcaklık yerine ılık veya soğuk suyla yıkanmalı, durulama ise soğuk su ile yapılmalı.
- Geri dönüşümü mümkün olan şişe ve kutulardaki yiyecek ve içecekler tüketilmeli. Kağıtlar geri dönüşüm çöp kutusuna atılmalı.
- Binaların yalıtımı ile yüzde 25'ten yüzde 50'ye varan yakıt tasarrufu sağlanabilmektedir. Çatı, kapı ve pencerelerin yalıtımı yapılmalı.
- Pencereler ve kapılar, ısının dörtte 1'inin kaybına neden olmaktadır. Çift cam veya ısıcam ısı kullanılmalı.
- Koyu renk boyalar sıcaklığı muhafaza eder. Evlerin dış cephesinde koyu renkler tercih edilmeli.
- Otomobiller, çok gerekli haller dışında kullanılmamalı, toplu ulaşıma ağırlık verilmeli.
- Petrol, kömür ve doğal gaz (fosil yakıtlar) kullanımını sınırlandırılmalı.
- Enerji tasarruflu kullanılmalı.
- Güneş, rüzgar ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelinmeli.
- Ormanları korumalı ve miktarını artırmalı.
- Plansız ve çarpık kentleşmeye izin verilmemeli.
- Tarımda damla sulama ve mikro sulamaya geçilmeli.
- Şehir şebeklerindeki su sızıntıları önlenmeli