Çalışkan görünmek için neler yapmak lazım ?
Çok çalışıyor görünmek istiyor musun? Altın kurallar işte hazır! Daha başarılı olmak için bu çok önemli '10 kural'ı mutlaka oku!
Gösterimde olduğu ülkelerde ilgiyle izlenen Seinfeld dizisinde George Costanza'yı canlandıran Jason Alexander, iş yerinde 'çok çalışıyor' görünmek isteyenlerin yapması gerekenleri sıraladı. İnternet kullanıcıları arasında dolaşan kurallar listesinin ilk maddesi; "Her zaman ellerinde dokümanla yürü"... Alexander'a göre, ellerinde çeşitli doküman bulunan insanlar, özellikle işverenlerin gözünde kolayca çok çalışıyor imajı çizebiliyorlar. Jason Alexander'a göre "Çalışıyor Görünmenin 10 Kuralı" şöyle:
1.. Her zaman ellerinde dokümanla yürü.
2.. Bilgisayarı meşgulmüş gibi kullan! Tabii iş yapıyorum diye maillerini kontrol edebilir, chat yapabilir, hatta sevdiğin bir arabanın özelliklerini takip edebilirsin. Eğer patron yakalarsa, ''Yeni bir yazılım deniyorum'' mazereti genellikle işe yarar.
3.. Masanı kalabalık tut. Çalışma masası üzerinde ne kadar çok malzeme varsa o masanın sahibi, işverenlere, o kadar çok çalışkan gözükür. Bu sebeple masanızda ilgili ilgisiz her zaman bir sürü şey bulundurun.
4.. Sesli mesaj sistemi kullan. Gün boyu seni sürekli birileri arayarak onlar için bir şeyler yapmanı isteyecektir. En önemlisi de senin İnternet'te surf ile geçebilecek zamanını çalacaklar. Bu sebeple eğer mümkünse sesli mesaj sistemi kullanmak akıllıca bir çözüm olur. Hatta cihaza ''Yoğun işlerim sebebiyle şu an yanıtlayamıyorum, lütfen adınızı ve telefonunuzu bırakın, daha sonra size döneyim'' mesajı yerleştirmek akıllıca bir davranış olur.
5.. Sabırsız ve huzursuz davran. Eğer işverenlerin gözü önündeyken aceleci ve huzursuz davranırsan, patron sizin çok çalışmaktan gerilmiş olabileceğini düşünecektir.
6.. Ofisi geç terk et. Her zaman çalıştığın yeri geç terk et. Özellikle patron oradaysa ondan önce asla çıkma. Masanda bazı magazin dergilerini ya da gazeteleri oku ama sakın erken çıkma.
7.. Etkileyici iç geçir. Aynı ortamda birileri varken yüksek sesle iç geçirmek, çevrendekilere son derece yoğun ve baskı altında olduğun mesajını verir. Patronlar buna bayılır.
8.. Yığın stratejisini iyi uygula. Odanın kalabalık ve sürekli çalışılır bir yer olduğu mesajını vermek için sadece masanı değil, yerleri de bir şeylerle doldur. Kalın bilgisayar kitapları olabilir. Özellikle patron odaya geldiğinde üzerinde kitapların bulunduğu bir koltukta kendisine yer açmanız patronun size minnetle bakmasını sağlayacaktır.
9.. Kendi sözlüğünü kendin yarat. Bazı teknik terimleri öğren ve bunları özellikle toplantı zamanlarında bol bol kullan. Kimse ne söylediğini anlamayabilir ama öğreneceğin bu kelimeler patronunun gözünde minnettarlık olarak sana geri dönecektir.
10.. Patrona göndereceğin yazılara dikkat et. Örneğin burada anlattığım taktikleri arkadaşlarına gönderirken sakın patrona da gönderme!
Alıntı.
8 Ocak 2008 Salı
Caliskan Gorunme Teknikleri
Yazar:
Manitu
Zamanı:
22:08
0
yorumlama
Dumur Muhabbetler
işte hanım kızım,
İlk yemeğe çıkışımızda cep telefonu çaldı. Elini çantasına attı. Kurcaladı,
kurcaladı. Telefon uzun uzun çalmaya devam ediyordu. Bir türlü bulamadı.
Sonra o güzel cümle döküldü dudaklarından: 'Evde mi bıraktım acaba?' Onun
tam aradığım kız olduğuna karar verdim.
------------------------------------------------------------
Bilinçli tüketim, bilinçli üretimle olur 18.000 YTL kredi kartı borcum
olduğunu öğrenen babamın ilk tepkisi; "Keşke korunsaydım".
------------------------------------------------------------
6. His
6. His filmini izledin mi dedim. Hayır ama çok övdüler dedi. Bende filmin
CD'si var, istersen vereyim izle, ben de çok beğendim dedim. Şimdi izlersem
bir şey anlamam, ilk 5 tanesini izlemem lazım önce dedi. Sustum. Gülmedim
bile. Artık görüşmüyoruz.
------------------------------------------------------------
Öncelik
Evlenmeyi düşündüğü erkek arkadaşının ''benden önce biriyle oldun mu?''
sorusuna, ''buraya gelmeden önce mi?'' cevabını vererek evlilik umutlarını
magmalara atan hatunun gerçek sarışın olduğunu söylememe bilmem gerek kaldı
mı?
------------------------------------------------------------
Çaylar demli olsun
Geçenlerde köyde komşunun evinin önünden geçiyordum. Yaşlı amca hanımına
şöyle dedi: "Hanım suyu ısıt; olursa olur olmazsa çay demleriz." Hala
gülmekteyim.
------------------------------------------------------------
Maalesef Kaybettik
Aniden fenalaşan annelerini apar topar hastanenin acil servisine taşıyan,
ancak yarım saat sonra doktorun "maalesef annenizi kaybettik" demesiyle
annelerinin öldüğünü öğrenemeyen(!) bunun yerine "ulan nasıl kaybedersiniz
koca kadını daha demin buradaydı!" deyip doktoru bir güzel döven komşularım
var duyurulur...
------------------------------------------------------------
Ramazan geldi
Her zaman canım, aşkım diyen kocacığım Ramazan geleli beri, orucu
bozulmasın diye bana ''kanka'' diyor ya...
------------------------------------------------------------
Danger
Önümüzde ilerleyen tankerin üzerindeki 'DANGER' yazısını görüp de "Allah'ın
akıllısı, tanker yazacağına danger yazmış" diyen ve arkasından kahkahalarla
gülen teyzemi nerelere göndersem acaba?
------------------------------------------------------------
Çevir çevir
Bu zamana kadar hiçbir şeyi alkışlatamamıştım kısmet bugüneymiş. Lütfen o
büyük alkışlarınız pilota "Uçağı kıbleye çevirin, namaz kılacağım" diyen
gurbetçi vatandaşımıza gelsin. Haberi gördüğümde ben öyle yaptım da.
------------------------------------------------------------
Efendi Çocuklar
Lütfen bir alkış da benim anneme zira kendisi geçen gün televizyonda zap
yaparken, Aydın ve Fatih Ürek'i görünce, "Ben bunları çok severim,
mankenlerle falan dedikoduları çıkmıyor, terbiyeli çocuklar" dedi.
En Aptalca 10 Deney
En Aptalca 10 Deney
Tanınmış İngiliz bilim dergisi New Scientist, dünyanın bugüne kadar tanık
olduğu en aptal 10 deneyin listesini hazırladı. İşte dergiye göre en aptal
deneyler ve sonuçları:
* LSD maddesinin deliliğe neden olup olmadığını belirlemek isteyen 2
psikiyatrist, 1962'de Oklahoma'daki Lincoln Hayvanat Bahçesi'ndeki Tusko
adlı erkek file, 3 bin insanı etkileyebilecek dozda LSD enjekte etti.
Sonuç: 14 yaşındaki Tusko, birkaç dakika içerisinde öldü. (Başarısız)
* 1960 yılında ABD Hava Kuvvetleri'nde görevli 10 asker, bir kargo uçağına
bindirilir. Uçak 5 bin feet'e çıktığında pilot motorda ve iniş takımlarında
sorun çıktığını, okyanusa zorunlu iniş yapmayı deneyeceğini söyler. Daha
sonra ise bir görevli askerlere sigorta poliçesi dağıtarak bunları
dikkatlice doldurmalarını, başlarına birşey gelirse ailelerinin ancak bu
sayede para alabileceğini söyler. Ancak askerlerin farkında olmadığı şey,
gizli bir deneyin parçası olduklarıdır. Amaç, denek askerlerin ölüm
korkusunun doğurduğu aşırı stresin algılama yeteneğini etkileyip
etkilemediğini ortaya çıkarmaktır. Askerlerin doldurduğu formlarda birçok
imla hatası vardır.
Sonuç: Aşırı stres algılama kapasitesini etkiler. (Başarılı)
* 1954'te Rus cerrah Vladimir Demikhov, bir Alman kurdu ile bir yavru
köpeğin başlarını aynı bedende birleştirir. 2 başlı denek, 6 gün hayatta
kalır. Amacı, organ naklinin başarılı olup olmayacağını anlamaktır.
Demikhov, aynı deneyi farklı hayvanlarla 15 yıl boyunca 19 kez daha yapar.
Deneklerden en uzun hayatta kalanı 1 ay yaşar.
Sonuç: Doku uyuşmazlığı deneklerin ölümüne neden olur. (Başarısız)
* 1933'te ABD'li Clarence Leuba adlı profesör, gıdıklanınca gülmenin
doğuştan bir tepki mi, yoksa daha sonradan öğrenilen bir durum mu olduğunu
anlamak için küçük oğlunu ve karısını gıdıklar.
Sonuç: Gıdıklanınca gülmek, doğuştan gelen bir tepkidir. (Başarılı)
* 1942'de Lawrence LeShan adlı ABD'li psikolog, tırnak yeme alışkanlığı olan
bir grup çocuğu, karanlık bir odada uykuya yatırır. Ardından tüm gece
boyunca odada kısık sesle 'Tırnaklarımın tadı korkunç" cümlesinin kayıtlı
olduğu bir kaset çalar.
Sonuç: Çocuklardan 40'ı tırnak yemeyi bırakır. Uykuda öğrenme mümkün bir
tekniktir. (Başarılı)
* 1804'te Sarı Humma'nın bulaşıcı bir hastalık olmadığını kanıtlamaya
çalışan Stubbins Ffirth adlı doktor, Sarı Humma hastalarının kusmuklarını
içer.
Sonuç: Doktor hasta olmaz, ancak ileriki yıllarda yapılan testlerde
hastalığın özellikle kan yoluyla aşırı derecede bulaşıcı olduğu ispatlanır.
(Başarısız)
* 1930'larda ABD'de Robert E. Cornish adlı araştırmacı, ölü köpeklerin
kanına adrenalin enjekte ettikten sonra tahterevalliye yerleştirerek, aşağı
yukarı sallayarak hayvanları hayata döndürmeyi dener.
Sonuç: Köpeklerden 2'si körlük ve aşırı beyin hasarıyla hayata döner ve
birkaç ay yaşar. (?)
* 1960'ların ortasında ABD'li araştıtmacılar, erkek hindilerin cinsel olarak
uyarılması için dişilerin vücudunun ne kadarını görmeleri gerektiğini
araştıran bilim adamları, dişi hindi maketlerini parça parça azaltarak
erkeklerin vereceği tepkileri inceledi.
Sonuç: Maketlerin üzerinde sadece baş kısımları kalıncaya kadar erkek
hindilerin çiftleşme dürtüsüyle harekete geçtiği belirlendi. (?)
* İnsanların her türlü ortamda gözleri açık olsa da uykuya dalabileceğini
öne süren ABD'li uzmanlar, gözkapaklarını bantla tutturdukları 3 deneğe
yüksek sesli müzik çalınan ve flaşlar patlayan bir odada, elektrik şokları
verdi.
Sonuç: Denekler, tüm olumsuz şartlara rağmen 12 dakikada uykuya daldı.
(Başarılı)
* Duyguların karakteristik yüz ifadelerini harekete geçirip geçirmediğini
test etmek isteyen Carney Landis adlı psikolog, deneklere amonyak koklatır,
caz dinletir, porno resimler gösterir, ellerini kurbağa dolu bir kovaya
sokturur, son olarak bir farenin kafasının kopartılmasını izletir.
Sonuç: Landis, deneklerin kopan fare kafasına karşı temel bir yüz ifadesi
sergilemedikleri sonucuna varır. (?)
27 Aralık 2007 Perşembe
Istanbul Rehberi - Onemli Bilgiler..!
Çok rehberler gördüm ama hiç biri bu rehber kadar gerçekçi değildi.. İstanbul'da her zaman bunları yaşamazsınız ancak şansızsanız ve dikkatsizseniz her an herşey olabilir..! :)
I S T A N B U L R E H B E R i
Kotu yemekleri pahaliya, iyi yemekleri cok pahaliya yersin.
Nefret etmekten ve terk etmekten sakin cekinme, nasilsa yine donecek ve yine seveceksin
Bu kenti ana caddelerde degil ara sokaklarda ogrenirsin. Sokaklara karis Istanbul seni dusunur.. Senin yerine
Trafik tabelasi yok diye her yolu girilebilir, donulebilir sanma; trafik tabelasi var diye bir yolu tek yon, cikmaz sokak falan da sanma, tabelalara fazla guvenme
Eminonu'nde gun batimini izlerken gordugun o havada turlayan martilar,senin yarinki ogle yemegin olacak. Onlari son kez canli canli goruyor oldugunu unutma, sevkat goster. Simit at mesela onlara
Tinercilere aciyip iyi davranmaya kalkma
'Sehir merkezi-centrum' diye bir yer yoktur. Arayip durma
'Kopru bu saatlerde tikali midir ( bogazici ) ?' gibi bir soru anlamsizdir
Yagmur yagarken taksi bulmaya calismak beyhude bir cabadir. Başinin caresine bak
Evet, hicbir yerden denize girilemiyor, tuhaf oldugunu biz de biliyoruz ama öyle
Yedigin sey, yedigini sandigin sey olmayabilir. Beklentin ve yediklerinin uyusma orani odedigin meblagdan bagimsiz bir degiskendir
Karsi yaka, her zaman senin olmadigin yerdir
Ne olmus bizans sarnici ise. Sabit pazar yapmamiza engel degil ki bu
Minibusler ve ozel halk otobuslerinin trafikte her seyi yapma haklari vardir. 'Itiraz etme, tartisma, korna calma, selektor yapma. (uzun yasamak istiyorsan)
Yolda yururken sana biri carptiginda özür dilemesini bekleme, sen carptiysan
da ozür dilemek icin durma; zira herkesin acelesi vardir bi yerlere
kosturuyorlardir
Seninle tartisan olursa 'sen benim kim olduğumu biliyomusun lan?' diye sor, lan'i eksik etme..
Evet o trenler epey eski. Bin yahu. Bir sey olmaz
Taksim-Bakirkoy arasi, dolmus ve cengaver surucusuyle, her zaman icin 20 dakika, bilemedin 25 dakika sürer; trafige bakip korkma
Mafyadan birini tanimiyorsan otoparktasın para isteyen birisine sert davranma. Ya da blöf yap. En garantilisi, ver parayi olsun bitsin
Bol bol gez dolas cunku dunyanin en guzel sehrindesin. Besiktas'ta cay ic, Karakoy'de simit ye, Beyoglu'nda sarhos ol , Sirkeci'de trene bin, Eminonu'nde ucuza kelepir mallar bul, Kadikoy'de kaybol
Ustune elektrikli testereyle gelen birisini gorursen kac. O adam saka yapmiyor
Topkapi Sarayi Topkapi'da degil Sarayburnu'ndadir, bosuna Topkapi'ya gitme
Yardim tekliflerini reddet, kandirilabilirsin, dolandirilabilirsin.
Ayrica seni kimse sevmiyor, Istanbul da sevmiyor, sevilmedigin yerde durma
'Fermuarli cebim var bir sey olmaz.' deme. Kapkaccilar beceremezse gaspcilar alacaktir o cep telefonunu. Telefonu vermeden once sim kartini geri iste. Cuzdanini da verme hemen. 'bari kartlari ver, isine yaramaz onlar.' de. Onlari da geri al. 'yol parami birak.' dersen bes ytl de cebinde kalir. Tesekkur edip yola devam et. Zamanin varsa polise ugra. Sana cay ikram
ederler.
Cay icmis olursun.
Yazar:
Manitu
Zamanı:
14:12
0
yorumlama
İlgili Başlıklar: dumur, giriş, ilginç, insani kirlilik, kültür, problem, türkiye, yaşam
25 Ekim 2007 Perşembe
Turk KizLari'nin Has Ozellikleri :)
Türk KızLarı'nın Has Özellikleri
1-) Brad Pitt, Leonardo Di Caprio,vs... gibi tanımadığı insanLara aşık oLurLar.
2-) CırtLak renkLi markası we fiyatı 100 m öteden beLLi oLan "cast" ayakkabıLarın içine kot pantoLonun paçasını sokar we herkesin onLara beğeniyLe baktığını zannederLer.
3-) Dış görünüşe değiL iç görünüşe önem werdikLerini söyLeyip karşıLarına çıkan iLk yakışıkLı we beyinsiz erkeğe aşık oLurLar.
4-) OnLarın önem sırası aşağıdan yukarıya doorudur. Ayakkabının markası,pantoLonun markası,gömLeğin markası, beyin...
5-) KendiLerini dünyanın en güzeL kızı zannederLer we bunu çewreye hissettirmeye çaLışırLar.
6-) Kadın HakLarı diye çığırırLar ama kamu kuruLuşLarında en hızLı onLarın işi görüLür.
7-) "Aaaaaeeyayayay iiinaaağğğğnnnmmııığğğğyyyoooğğğğğ rrruuuuuooommmmm m, ciiidddiiiiiğğğğymiiisiiiiııııaannnn, aaaaayyyyyy çuuuooookkkk tııııaaaattttLLııııaaaaa" gibi angutça bir konuşma diLLeri wardır.
8-) En PatatesLeri internete girince ortamın şahı padişahı CLaudia Schifferi oLur.
9-) OnLara göre paran oLduğu sürece adamsındır.Parasız erkek öLü erkektir.
10-)Poposunu açıkta bırakan bodyLer giyip gün boyu çekiştirirLer. Ya görünmesini istemiosan giyme!Bu ne pehriz bu ne Lahana turşusu...
11-) Edep yerLerine kadar görünecek kıyafetLer giyip "ErkekLer sapık, bakıyorLar" derLer. Ya peki senin açık giyinmekteki amacın ne?Göstermekse eğer bakınca niye sapık diyorsun. Sende teşhircisin ona bakarsan...
12-) Bir erkek kötü 1 şey yaptığında "Erkek diiLmi hepsi aynı" derLer. Bende geçen sokakta hayat kadını gördüm. Napiim şimdi "kadın değiL mi hepsi aynı " mı diyeyim? Aynı mantık ona bakarsan...
13-) MesajLarında "canım,şekerim,1 tanem" gibi sıfatLarı resmi oLdukLarı kişiLere yazar, sonrada "umut wermedim ki ben" diye zeytinyağı moduna geçerLer.
14-) Erkeğin yaptığı her işe "ben de yaparım ne farkım war" diye atLarLar.
15-) Sokakta bağıra bağıra anıra anıra güLerLer we siz ona kınayarak baktığınızda siz geçene kadar durup siz geçer geçmez."KİKİKİKiiikklkkkiikkl" diye bağırırLar.
16-) Kot pantoLonu çizmenin içine sokup şebek oLurLar.
17-) DuwarLarına Gökhan Özen posterLeri yapıştırıp "aşkııııaaaıııaıaıaıaım yaaaaaağğğğğ" diye arkadaşLarıyLa ayin yaparLar.
1 1 PLaza topuk giyip yürürken Yao Ming oLurLar. Yürüyemiyosan giyme ya... ALLA ALLA...
19-) Gitar(ki ben çaLıyorum), bağLama vs çaLan erkekLerin dibine girip bir o yana bir bu yana kafa saLLayarak yavşarLar.
20-) YüzLerini fondotene ruja carta curta buLarLar.
21-) Sınıfta ağLayıp sızLarLar nedensiz yere...
22-) "Ay arabeskmi dinLiyosun iiğğğğğğwweeeennnnçç" diyip biLgisayarLarında İbrahim TatLıses'in tüm aLbümLerini buLundururLar.
23-) SeninLe mesLeğin,araban,okuLun,paran,ayakkabın vs gibi her şeyin için beraber oLabiLirLer. Karakterin we beynin hariç...
24-) 1 BirayLa sarhoş oLup geceyi mahwederLer.
25-) OkuL etekLerini kısaLtırLar.
Yazar:
Manitu
Zamanı:
18:06
0
yorumlama
3 Ekim 2007 Çarşamba
Bu Sadece Turkiye'de Olur..!
Bu tür hatalar neden Türkiye'de oluyor. Basit bir çeviri işi ne kadar büyük bir hataya neden olmuş..! Basit hatalar yüzünden başlıbaşına bir değerimiz olan Mevlâna'nın en güzel deyişlerinden birisi arka planda kalmış.. Yazık ki Japonlar bu güzel sözden mahrum kalmışlar. Biz Türkler bu sözü sadece ezbere biliriz. Ama belki Japonlar okumuş olsalardı bizzat hayata uygularlardı... "Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol ."

Beton şerit üzerine yazılan Japonca ibarede "Olan şeyi gibi olmakla ya da olmak için olduğu gibi olan şeyi olunuz." yazıyor.
Mevlânâ'nın 800. doğum yıldönümünü kutlayan Türkiye, ilginç bir tercüme hatası yüzünden Japonların diline düştü.
Her şey 3 yıl önce Mevlânâ Kültür Merkezi'nin açık sema alanını çevreleyen beton şerit üzerine, 11 değişik dilde "Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol" sözünün yazılmasıyla başladı.
Zaman Gazetesi'nde Ekrem Aytaş imzasıyla yayınlanan habere göre Mevlânâ'nın bu ünlü sözü Japoncaya çevrilirken, ortaya garip bir ifade çıktı.
"Olan şeyi gibi olmakla aynı zamanda ya da olmak için olduğu gibi olan şeyi olunuz" cümlesini gören Japonlar, internet sitelerinde yanlış tercümeyle dalga geçiyor.
Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanı Ercan Uslu, sorumluluğun Japonya Büyükelçiliği ile yapımcı firmaya ait olduğunu belirtiyor.
Kültür Merkezi yapılırken bütün büyükelçiliklerle irtibata geçtiklerini anlatan Uslu, "14 Eylül 2004 tarihinde Japon Büyükelçiliği'nden de yazı geldi. Yapımcı firma bu yazıyı beton şerit üzerine yerleştirdi. Şimdi Japonya'dan gelecek cevaba göre yazıyı düzelteceğiz." diyor.
19 Eylül 2007 Çarşamba
Unlulerin Kullanmadiklari isimleri
İnsan ünlü oldukları isimlere alışınca aşağıdaki isimler çok ilginç geliyor. Kendi isimleri genelde ama nedense hep birisi arka planda kalmış isimlerin.
Ünlülerin nüfusta kalan ikinci isimleri
Ayşe Pekkan, Fatma Aksu, Cihan Doğulu... Bu isimler ünlülerin akrabaları değil, bizzat kendileri... Nüfus kağıdında kalan ve genelde adli olaylarda çıkan bu ikinci isimler imajın bazen her şey olduğunu gösteriyor.
Ayşe Pekkan, Fatma Aksu, Fatma Evcimik, Rabia Sağıroğlu, Niyazi Altuğ, Cihan Doğulu, Ali Demirer, Yusuf Işık, Sadettin Çetin vs... Bu isimler ilk bakışta ''Acaba şov dünyasının ünlüleriyle akrabalıkları var mı?'' sorusunu çağrıştırsa da, aslında onlar hayatlarımızın içinde bir şekilde var olan ünlülerin ta kendisi... Ne zaman ki, adli bir olay söz konusu olsa, karşımıza çıkan ünlülerin ikinci isimleri, şöhretler dünyasında imajın her şey olduğunun bir kez daha altını çiziyor. Çünkü nüfus kâğıdında çift isimli olan ünlülerin şöhret oldukları isimlerine bakıldığında daha modern ve karizmatik olanı kullanmayı tercih ettikleri görülüyor. Kendi aralarındaki atışmalarında zaman zaman ikinci isimleri de polemik malzemesi yapan ünlüler de var.
Geçen yıl Demet Akalın, arasının iyi olmadığı Hande Yener hakkında konuşurken ''Benim gidemediğim üç işe Hande Yener, pardon Makbule Hande Özyener gitmiş. Evet evet gerçek ismi oymuş. Ben de ilk duyduğumda çok şaşırmıştım ama öyle'' diyerek kahkaha atmış ve rakibini kullanmadığı ikinci ismiyle vurmaya çalışmıştı. Hande Yener ise ikinci ismiyle kendisiyle dalga geçen Akalın’ı mahkemeye vermişti.
En çok ikinci ismi olan Jennifer Simon Macide Şebnem Schaefer
Ayşe Ajda Pekkan, Fatma Sezen Aksu, Niyazi Emre Altuğ, Cihan Kenan Doğulu, Sadettin Sinan Çetin, Yusuf Kenan Işık, Makbule Hande Özyener, Kaan Okan Bayülgen, Şükrü Ahmet Özhan, Ahmet Emre Ergani, Ahmet Alpay Nazikoğlu (Alpay), Ahmet Kutsi Karadoğan (Kutsi), Ali Ata Demirer, Ayşe Sibel Tüzün , Ayşe Tuğba Özerk, Celalettin Metin Özülkü, Derya Ege Çubukçu, Fatma Pınar Tokatlıoğlu (Pınar Aylin ), Fatma Yonca Evcimik, Fazlı Teoman Yakupoğlu, Hakan Recep Altun, Halil Mete Özgencil, Mehmet Yaşar Günaçgün (Yaşar), Mustafa Fahir Atakoğlu, Aslı Pamela Spence, Rabia Demet Sağıroğlu, Jennifer Simone Macide Şebnem Schaefer.
Milliyet Online
Yazar:
Manitu
Zamanı:
15:23
0
yorumlama
12 Eylül 2007 Çarşamba
ilginc isimler ve soyisimler
Böyle ilginç isim ve soyadlar görmediniz?
Antalya Vali Yardımcısı Erkan Işılgan, görev süresinde karşılaştığı
ilginç isim ve soyadları kitap haline getirdi.
Işılgan kitapta yer alan ilginç isim ve soy isimlerden bazılarının şunlar
olduğunu söyledi:
Abdülvahim Pastırma, Hasan Tost, Mustafa Patlıcan, Mustafa Gümüş,
Kemal Aliminyum, Ali Kulağıduymaz, Abdülhalim Pırasa, Ahmet Mehmet Veli,
Arı Balcı, Ateş Barut, Avukat Güven Kurtul, Ayşe Donsuz, Ayşe Yediçocuklu, Kubilay Alıpsatıcı, Hacer Burunsuz, Metin Tarladaçalışan, Öznur Palavracı, Ali Karadeniz,
Mehmet Akdeniz, Ece Marmara, Elif Ferlibülbül, Mustafa Sinek, Sinem Yosma Alver,
Abdil Aldıvermez, Abidin Korkankorkmaz, Ali Yolasığmaz, Arzu Yuvarlak, Cemal Vakvak,
Arif Kazma, Uygun Biçer, Engin Hakkıvarverilmez, Ender Tanrıbuyurdu, Çilem Yerdekalmaz, Ebru Merthatun, Sakın Yavaş, Halis Çelik, Varvara Maden, Dicle Sakin Akar,
Fırat Sakin Akar, Hopşerai Süfla, Demirel Yükselecek, Cavit Doksanbir, Şafak Otuzaltı,
Ağustos Güzel, Acaip Duran, Ahmet Neidim
28 Ağustos 2007 Salı
Dolmusa Binme Teknikleri
Dolmusa Binme Teknikleri
*Binerken, en arka siraya oturunuz ki para uzatma organizasyonunda
uzatan degil baslatan olunuz. Bu, dolmusun icadiyla icat olunmus bir
altin kuraldir. Piramitlerdeki duvar resimlerinde bile, Nil uzerindeki
kanolarda arka koltugu kapmaya calisan Misirlilar resmedilmektedir.
*Ineceginiz yere yaklastiginizda, sofor hala kendini kaptirmis sol
seritten gitmekteyse, ineceginiz yeri "isiklar", "okul kapisinin onu",
"ilk kose" gibi spesifik ifadeleri kullanarak haykirin. "Musait bir
yerde" derseniz, inmek istediginiz yerden an asagi 200 metre ileride
iner ve geriye yurursunuz. Tam olarak soylerseniz, en azindan uzakta
indirildiginizde kufur etme sansiniz olur, yuruyeceginiz yol size daha
kolay gelir.
*Soforun yanindaki koltuga oturup rahat edeceginizi dusunuyorsaniz,
dusunmeyin. cunku yaniniza birisi daha gelecektir. Yeni gelen koltuk
kardesinize (o gibi bir mekanda kardeslik kacinilmazdir) az ileride
ineceginizi soyleyip, onu soforun yanina oturtun. Boylece para uzatma
organizasyonunda (bkz. ilk madde) son nokta olmaktan kurtulursunuz.
Unutmayiniz uzatilan paralarin, para ustleri de mevcuttur ki sofor
arkaya donemediginden (bkz. donerken direksiyonu da donduren soforun,
sag seritten gelmekte olan taksiye carpma hali... bakiniz bakiniz
bulursunuz elbet), siz surekli kendi etrafinizda donerek para ustu
zincirini baslatmak zorunda kalirsiniz.
*Onde iki kisi otururken basima gelen bir hadisede, para saymakta olan
sofor, benden vitesi ikiden uce takmami rica etmistir. Boyle bir ricayla
karsilasirsaniz dusunmeyin takin. Yazik, adamin elleri dolu. Ama
direksiyonu da tutmanizi isterse bir dusunun. Hele bir de sofor size
"Musait bir yerde inecek var" derse, artik dusunmenize gerek yoktur,
kabul etmeyin.
*Minibuste kiz kesme, diger tum toplu tasim araclarindan daha zordur.
Cunku herkes ayni yone donuk oturmaktadir. Illa da kesmeliyim
diyorsaniz, kalabalik bir minibuste ayakta durun. Ancak bu sekilde kizin
yuzunu gorme sansiniz vardir. Ayrica, yer bosaldikca oturmayip
insanlarin oturmalarina izin verdiginiz icin, kibar bir kisi bile
sayilabilirsiniz bu yontemle. Ama ne yazik ki, bos koltuk varken
oturmayan yolcu, minibus soforunu yoldan cikaran yegane seydir. Israrla
size oturmanizi soyleyecektir. "Basurum var", "Kiloluyum, sigamiyorum"
gibi bahaneler viz gelir, tiris gider. Sofor, "Ya Otur, Ya Terket"
tavrini korur.
* "Musait bir yerde inecek var" i, "Uygun bir yerde inecek var" seklinde
soylemeyin. Bu cumle, soforun kafasindaki "DURACAK" lambasini yakmaz.
Yine gec iner yurursunuz.
*Sarhos birisiyle ayni dolmusta iseniz (ki genelde gec saatte taksimden
kalkan dolmuslarda kacinilmazdir) ve sarhos degilseniz, kokudan korunmak
icin pencere kenarina oturun. Gerci Istanbul' da kullanilmakta olan ford
marka dolmuslar, insanlar icin degil fotosentezle yasayan canlilar icin
yapilmis oldugundan, oksijen ihtiyaci dusunulmemis arkadaki 7 kisi icin
bir pencere yeterli gorulmustur. O pencere de sulama icin kullaniliyor
sanirim. Dikkat edin uzerinize gubre gelmesin.
*Siz sarhossaniz:
a)Sofore "Hangi duraktansin abi?" diye sormayin, cevap vermeyecektir.
(Bunu taksicilere sormaniz gerekmektedir. )
b)Soforun kapisindan inmeye calismayiniz. O kapi sofore aittir. Sofor,
bu cabaniza, "O, benim 'ozel'im birader" diyerek (bkz: televole kulturu)
veya hicbirsey demeden dogrudan sizi pencere camindan cikararak karsilik
verebilir.
c)Dolmusa kusmayiniz. Taksim-Kadikoy gibi kopruden gecen dolmuslarda
sarhos bir gece yolcusu iseniz ve kusma hissi kacinilmazsa kopruye kadar
sabrediniz (kopruden gecene kadar sofore dayi demenize gerek yoktur,
iskillendirmeyin adami). Zira sofor sizi attiginda geri kalanini
yuruyebilirsiniz. Yollar yurumekle asinmaz, sarhos insanin ayaklari
acimaz. Kopruden evvel kusarsaniz, sarhos sarhos bogazi yuzerek gecmeyi
denemeyiniz. Suyun uzerinde yurumeyi de denemenizde fayda yoktur. Icki
insani peygamber yapmaz.
d)Onde kafasini sallayan kopek suslerinden varsa ona cok bakmayiniz, bu
da kusmaniza sebep olabilir. Isin ilginci bu gibi durumlarda, sizin de
kafanizi sallayarak kusmanizdir. Varolan tek pencereye yakin oturmaniz,
olayin rezalet boyutunu azaltacaktir. Arkada 7 sarhos ve 1 pencere varsa
(bkz: taksim-kadikoy dolmusu), digerleri de oraya oturmaya
calisacaklarindan omuz omuza mucadeleden kacinmayiniz. Dolmusa binmek
sert bir spordur kolay kolay faul calinmaz.
e)Eve beraber gitmek uzere bir kizla dolmusa bindiyseniz, onu
elbisesinin bir yerinden sikica tutunuz. Bu, aniden sizmaniz gibi
hallerde, onun sizi dolmusta unutmasini engelleyecektir. (o da icmistir
tabi, n'apsin kiz, ayik kalsin da bu rezilliklere insan gozuyle taniklik
mi etsin)
27 Ağustos 2007 Pazartesi
Kadinlari Erkeklerde Aradigi Yaslara Gore Kriterler
KRITER
Her kadin gonlune gore bir hayat arkadasi bulmak ister. Ancak, yillar gectikce erkekte aranan ozellikler azalir. 70'inde nefes alan bir es yeter!
20 LIK KRITERLER
* Yakisikli.
* Sempatik.
* Maddi durumu yerinde.
* Beni ilgiyle dinleyecek.
* Espri anlayisi gelismis.
* Gucu kuvveti yerinde.
* Iyi giyinmekten hoslanan.
* Her konuda zevk sahibi.
* Surpriz yapmayi seven.
* Romantik ve hayal gucu zengin.
30'unda ne ister?
* Iyi gorunumlu ve tercihen kafasinda saci olan.
* Arabadan inerken kapiyi acan, yemege gittigimizde sandalyemi tutan.
* Pahali bir restorana goturecek kadar parasi olan.
* Konusmaktan cok dinleyen.
* Fikra anlattigimda katila katila gulen.
* Alisveriste paketlerimin hepsini zahmetsizce tasiyacak kadar gucu kuvveti yerinde.
* En az 1 kravata sahip.
* Yaptigim yemekleri begenen.
* Dogum gunu ve yildonumlerini unutmayan.
* Haftada en az bir kez romantik olabilen.
40'tan sonrasi...
* Cok da cirkin degil... (Tamam kel olabilir!)
* Ben binmeden arabayi hareket ettirmeyen.
* Firsat oldukca aksam yemegine goturen.
* Beni dinlerken basini sallayan
* Anlattigim fikralarin can alici yerlerini hatirlayan.
* Evdeki esyalarin yerini degistirmeme yardim edecek kadar gucu kuvveti yerinde.
* Gobegini kamufle edecek sekilde kiyafet secen.
* Klozetin kapagini indirmeyi unutmayan.
* Cogu hafta sonu tras olan.
50'liklerin hayali
* Burun ve kulaginin icindeki killar fazla uzun olmayan.
* Topluluk icinde gaz cikarmayan.
* Para isteme aliskanligi edinmemis.
* Ben birsey anlatirken uyuyakalmayan.
* Haftasonlari poposunu koltuktan kaldiracak kadar gucu kuvveti yerinde.
* Ayagindaki 2 corap ayni renk olan ve temiz giyinen.
* TV karsisinda aksam yemeginden hoslanan.
* Adimi unutmayan.
60 yas ve gercekler
* Haftada bir olmasa da aklina estikce sakal trasi olan.
* Kucuk cocuklari urkutmeyen
* Banyonun nerede oldugunu hatirlayan.
* Bakimi fazla masrafli olmayan
* Mumkun oldugu kadar gurultusuz horlayan.
* Neye guldugunu birden unutmayan.
* Yardim almadan ayaga kalkabilecek kadar gucu kuvveti yerinde olan.
* Lapa yiyeceklerden hoslanan.
* Takma dislerini nereye koydugunu unutmayan
Yazar:
Manitu
Zamanı:
19:55
0
yorumlama
İlgili Başlıklar: dumur, ilginç, kadin-erkek, komik
26 Ağustos 2007 Pazar
Yazar Romani icin Cinayet islerse
Romanını yazmak icin cinayet isledi!
Polonyalı yazar Kyristian Bala'nın, "Amok" adlı romanında en ince ayrıntılarına kadar anlattığı cinayetin gerçek faili olduğu ortaya çıktı.
2000'de cesedi Polonya Almanya sınırındaki Oden Nehri'nde bulunan Darius J. cinayetinin apaçık anlatıldığı kitap, 2003'te yayınlanmış ve en çok satanlar listesine girmişti.
2005'te bir tesadüf sonucu kitabı okuyan cinayet büro dedektifleri hayrete düştü. Dedektifler, bir cinayete bu derece ayrıntılı şekilde ya maktulün ya da katilin vakıf olabileceğini fark etti. Polis, 5 yıl aradan sonra Bala'yı, Darius J. cinayetinin zanlısı olarak gözaltına alarak sorguladı. Darius J'nin, Bala'nın karısıyla ilişkisi olduğu da ortaya çıktı. Bala'nın 25 yıl hapsi isteniyor.
25 Ağustos 2007 Cumartesi
Kardeslerin Enteresan Plani
‘Seks’ gerçeği şoke etti!
Kız arkadaşıyla sadece ışıkları söndürdükleri zaman seks yapan adamın foyası 2 ay sonra ortaya çıktı.
Almanya’da Manfred Schub adlı bir genç kız arkadaşı ne zaman seks yapmak istese ışıkları kapatmalarını istiyordu. 2 ay sonra seviştikleri sırada ışıkları yakan kız karşısında sevgilisi yerine bir başkasının olduğunu görünce neye uğradığını şaşırdı.
Schub’un kız arkadaşı olayı mahkemeye taşıdıktan sonra gerçekler su yüzüne çıktı. 26 yaşındaki Schub’un cinsel organının küçük olduğunu söyleyerek seks yaptıkları zaman ışıkları kapattığı ve tuvalete gittiği, burada 28 yaşındaki erkek kardeşi Walter ile yer değiştirdiği ortaya çıktı.
Walter’ın tecavüz suçundan erkek kardeşi Manfred de suça ortaklıktan yargılandığı bildirildi.
Yazar:
Manitu
Zamanı:
11:00
0
yorumlama
İlgili Başlıklar: birey, dumur, dünya, ilginç, kötülük, suç toplumu
23 Ağustos 2007 Perşembe
Mideden Cikanlara Bak
Burası Türkiye arkadaşım!!!
Midede kelepçenin ne işi var?
Mide rahatsızlığı nedeniyle hastanelere başvuranların midesinden neler çıkıyor neler...
Hastanelere mide ve bağırsak rahatsızlıkları nedeniyle giden bazı hastaların midesinden başta çivi olmak üzere demir kelepçe, toplu iğne, bozuk para ve şeftali çekirdeği gibi cisimler çıkarıldığı belirtildi.
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Gastroentoroloji Bilim Dalı Başkanı Başkanı Prof. Dr. Ali Demir, mide ve bağırsak şikayetleri nedeniyle hastaneye gelen çok sayıda vatandaşın midesinden yabancı cisimler çıkarıldığını söyledi. Özellikle başlarını örten kadınların, eşarplarına tutturdukları toplu iğneleri yutabildiklerini belirten Prof. Dr. Demir şöyle konuştu:“Hastanemize ERCP ünitesi kurduk. Bu ünitede kullandığımız cihazlar hastaların mide, kalın bağırsak ve safra kesesi kanallarını ekrandan net biçimde görmemizi sağlıyor. Hastanın mide ya da bağırsaklarında bulunan yabancı cisimleri hemen tespit ediyoruz. Özellikle türbanlı bayanların mide ve bağırsaklarından toplu iğne çıkartıyoruz. Akıl sağlığı yerinde olmayan bir hastanın midesinden çivi, demir kelepçe, çeşitli demir cisimler çıkardık. Küçük çocuklarda ise sıklıkla bozuk para ve şeftali çekirdeği buluyoruz. Küçük çaplı operasyonlarla bunları çıkartıyoruz.”
Mide ve bağırsaklara yerleşen yabancı cisimlerin karın ağrısına neden olduğunu kaydeden Prof. Dr. Demir, özellikle çivi ve iğnelerin mideyi delebileceği uyarısında bulundu. Çocukların oyun oynarken yuttuğu bozuk paraların herhangi bir belirti vermediğini anlatan Prof. Dr. Demir, bu nedenle karın ağrısı çekenlerin mutlaka doktor kontrolünden geçmelerini istedi.
DHA
Yazar:
Manitu
Zamanı:
17:48
0
yorumlama
TDK ve Susuzluk.. Enteresan!!
Bunu da gördük sonunda..! Nasıl bir şartlanmadır ki bu engellemek için kelimeleri yasaklayacaksınız. İnsanlar duyunca susuz kaldıklarını anlayacaklar demek ki!!!! Demek ki kelimeler olmayınca susuzluk da olmayacak. Aferin! Daha akıllıca çözümlere gerek kalmadı değil mi???
Böylesi ne duyuldu ne görüldü TDK, su kıtlığını insanlara unutturmak için içinde su geçen atasözü ve deyimleri yasaklamaya hazırlanıyor.
23.08.2007 16:38 Kuraklık Türkçe'yi de etkiledi. TDK Başkanı 'Suyun az bulunur hale gelmesi 'Su içinde kalmak', 'Zaman su gibi aktı' gibi deyimleri değiştirecek' dedi.... Göller kurudu, şelaleler yosun bağladı... Bu olumsuz etkileri yüzünden günlük konuşmalarımızın gediklisi haline gelen küresel ısınma, "dilimizi" de damağımızı da kuruttu. Konuyla ilgili şimdiye kadar yapılan en ilginç açıklama Türk Dil Kurumu Başkanı (TDK) Şükrü Haluk Akalın'ndan geldi. Akalın, suyun az bulunur olmasının onu daha da değerli hale getireceğini, bu nedenle deyimler ve atasözlerinin zamanla kullanılamaz olabileceğini belirtti.
'199 BİRLEŞİK SÖZ BULUNUYOR' Akalın, şunları söyledi: "Türkçe'de suyla ilgili 199 birleşik söz var. Örneğin "sudan ucuz" ifadesini çok ucuz eşya için kullanıyoruz ama gelecekte su çok pahalı olduğunda bu ifade unutulup yerini "sudan pahalı" sözüne bırakabilir. Ya da derelerin, akmadığı bir ortamda "Zaman su gibi bitti" diyeceklerdir. Bu arada Akalın, "Su getirene söylediğimiz 'Su gibi aziz ol' deyimini daha çok kullanacağız" dedi.
Takvim
Yazar:
Manitu
Zamanı:
17:41
0
yorumlama
İlgili Başlıklar: dumur, ilginç, komik, küresel ısınma, türkiye
18 Ağustos 2007 Cumartesi
Akla Zarar Yasalar - Ilginc Yasalar
Akla zarar yasalar
İngiliz Times Gazetesi, dünyanın en garip, en komik yasalarını bulup çıkarmış. Bunların bazıları artık zamanaşımına uğramış, çağdaş hayatın gerçeklerine uymayan, ancak unutulduğu için kağıt üzerinde halen geçerli yasalar.
Mesela İngiliz Parlamentosu’nda ölmek yasak. Bir diğer yasaya göre, üzerinde kral veya kraliçenin resmi bulunan pulu ters yapıştırmak ise vatana ihanet. York kentinde ise tarihi surların içinde bir İskoçyalıyı öldürmek yasal. İşte tuhaf yasalardan bazıları:
Bir parlamento üyesinin tepeden tırnağa zırhlı olduğu halde Avam Kamarası’na girmesi yasak.
İngiliz sularında ölü bulunan balinanın kafası yasal olarak kralın, kuyruğu ise korsesi için gerekli malzemeyi sağlayacağı gerekçesiyle kraliçenin malı sayılır.
Bahreyn’de erkek jinekolog doktor kadın hastasını ancak aynadan bakarak muayene edebilir.
ABD’nin Vermont eyaletinde kadınlar, ancak kocalarından aldıkları imzalı izin kağıdıyla takma diş kullanabilir.
York kentindeki tarihi surların içinde bir İskoçyalıyı öldürmek yasal. Ancak elinde ok ve yay olması lazım. Hereford kentinde bir Galli’yi pazar günleri katedralde vurmak yasak. Chester kentinde ise Gallileri kent surları içinde ve gece yarısından sonra okla vurmak serbest.
Florida’da pazar günü paraşütle atlayan bekar kadınlar hapse mahkum edilebilir.
İngiltere’de hamile bir kadın yasal olarak istediği yere defi hacette bulunabilir. Hatta bir polisin miğferine bile.
Londra limanına giren bir savaş gemisi, Londra Kulesi muhafızına bir varil rom vermekle yükümlüdür.
Alabama’da, şoförün gözleri bağlı olarak oto sürmesi yasaktır.
İngiltere’de, Üzerinde kral veya kraliçenin resminin bulunduğu pulu ters yapıştırmak, vatan hainliğiyle suçlanmak için yeterli.
Fransa’da bir domuza Napolyon adı vermek yasadışı. Bu yasak muhtemelen George Orwell’ın Hayvanlar Çiftliği’ni yayınlamasından sonra çıktı. Kitaptaki baş domuzun adı Napolyon’du.
16 Ağustos 2007 Perşembe
Boyle Soruya Boyle Cevap!
Böyle soruya böyle cevap verilir !
Bankaların çağrı merkezlerini arayan vatandaşlara call center görevlileri en kibar halleriyle yardım ederler. Bazen de böyle imkansız konuşmalar geçer. Mesela...
En komik ve yoruma açık soruları ise 'sizin için yapabileceğim başka bir şey var mı ? sorusudur. Bu görüşmelerde bundan daha komiklerinin de yaşandığı ise mail gruplarında gezen şu soru cevap cümleleriyle ortaya çıkıyor. İşte bankacılık işlemi yaptıran vatandaşların ilginç soruları ve karşılığında verilen ilginç cevapları….
- Ekstrem bana ulaşmıyor ve sürekli faiz ödüyorum!...
- Nereden geliyor bu değirmenin suyu...
- Bir kredi kartı başvurum vardı, kabul oldu mu acaba?...
- Ne yazik ki 250 ye 300 oyla reddedildi...
- Arkadaslara kredi kartı geldi bana gelmedi?...
- Bundan sonra arkadaşlarınızı daha dikkatli seçin.....
- Yani beyefendi on kere form doldurdum kredi kartı için...yine red,
Allah aşkına bu kartı alabilmek için ben ne yapayım siz söyleyin ?
- Gidin Masterbaba türbesinde dua edin....
- Kartımın limiti neden bu kadar düşük ?
- Uluslar arası para piyasası dengelerini bozmak istemedik.....
- Yarın gidip bankadaki tüm paramı çekiyorum...
- Bunu yaparsaniz tarih sizi affetmeyecektir...
- Bankamatik kartımı yuttu, naapicam?...
- Sakin olun ve elinizi yavasça kart yuvasından çıkartın ......
- Ya kart matikte kaldı ve buralarda bir şube yok. Acaba bir ekip
gönderebilirsiniz?...
- Derhal...Yalnız ekip gelinceye kadar siz suni teneffüse devam edin...
- Az önce bir fax çektim ulastı mı acaba?..
- Normal miydi, Yildirim mi?
- Genel Müdürlüğünüzün telefonunu alabilir miyim?
- Veriyim ama, kontur milletlerarası yazıyor...
- Dün kartımı kaybetmiştim şimdi buldum. Bakar mısınız harcama olmuş mu?
- Sayenizdeekonomi %1,2 buyumus...
- Yauv kardeşim 10 dakkadır müzik dinletiyorsunuz adama...!
- Guzel sanatların hangi dalına tahammül edebilirsiniz ki?
- Orada sizin üstünüz yok mu?
- Hayir yarı çıplağız….
- Bana müdürlüğünüzü bağlayın onunla görüşmek istiyorum!..
-Italyanca biliyor musunuz?
- Ben şifremi tuşladım böyle bir kart yoktur dedi robot..(sesli yanıt
sistemi)
- Sizi korkutmak için söylemişler efenim, var kartınız ...
- Maasım yatmış mı, bakar mısınız?
- Maaş göremiyorum ama bir servet bugün itibariyle hesabınıza yatmış ...
- Siz bana kuryenin adresini verseniz ben gidip alsam olmaz mı?
- Bunu duymamış olayım
- Sizin yeriniz nerde?
- Her zaman yanınızda
- Borcumu iki ay ödemezsem kartım takibe girer mi?
- Fazla uzağa kaçamaz…….
- Ya bir kartı teslim edemediniz 10. arayışım bu sizi....
- Haklısınız çok yıprandak ikimiz de bir süre görüşmesek.
- Kısa vadede hangi enstrümana yatırım yapmayı tavsiye edersiniz?
- Parayı veren düdüğü çalar.
- Provizyon alamıyoruz,Bankanızı arayınız diyor.
- İşiniz düşmese zaten hiç arayacağınız yok…
15 Ağustos 2007 Çarşamba
Durum Vakalari - Bir Nesil Bunlarla Buyudu
Zaman nasıl da akıp geçiyor. İnsan bunları okuyunca fark ediyor yılların birbirini kovaladığını.
Bir nesil bunlarla büyüdü ve onlar oy kullandı.....
Bu 18 yıl içinde binlerce anılar hafızamıza kazındı. Ancak bunlardan bazıları var ki tam anlamıyla "Türk televizyon tarihi"ne kazındılar..
İşte yıllar da geçse unutamayacağımız ilginç gaflar, replikler vu unutulmayan olaylardan bir demet:
Kameramanlar taşıdığımız elbiseyi çekmiyor ki kamerayı alta koyup iç organlarımızı çekmeye çalısıyor..." =
Tuğba Özay
Seren Serengil: Sevgilin nereli?
Telefonla baglanan seyirci: Kars...
Seren Serengil: Doğu tarafı oluyor değil mi?
"Şanlı Tük bayrağımız sadece 1 milyona....." = Akşam gazetesi reklamı
Ebru Destan: Bana göre 20 yaşına kadar herkes teenage'dir...
Zaga'da bir seyirci: Do you speak Turkish?
Ebru Destan: Ayıp ayıp, önce Türkiye'de Türkçe konuşmasını öğren!..
-"Evet tüm bölgelerimizden puan durumunu aldık sadece yurtdışı bölgemiz kaldı.." = Öykü Serter
-"Zaten her zaman ya onu bana soruyorlar ya da bana onu soruyorlar..."= Sibel Turnagöl (Kerem Alışık'la ilgili sorulan bir soruyu cevaplarken)
-"Kafanda onu hırs et..." = Seren Serengil
-"Seyretmedim, görmedim ama gördüğüm kadarıyla söylüyorum gol değildi..." =>
Fatih Terim (Adanaspor-Galatasaray maçı sonrasındaki toplantıda)
-"Sizin karşınıza iyi çıkabilmek için elimden gelenin en iyisini yaptım, her geleni yaptım..." = Gülben Ergen
-"Sehpaya benziyor ama bunun ayakta durabilitesi yok!.."
Pınar Altuğ (Eline boyaması için tutuşturulan raftan bahsediyor)
"İstanbul'un 5'de yarısını gezdim.." = Cüneyt Arkın
"Şimdiki yarışmacımız dadaşlar ülkesi Erzurum'dan !!" = Neco
"Şimdi başka bir boyuta geçelim..." RT2 Akşam Haberleri Spikeri (Bir haberden başka bir habere geçerken geçiş cümlesi)
-"Tek estetiksiz mankenlerden biriyim ben" => Tuğba ÖZAY
-"Taktiksiz Viken" = BBG'de bir pankart
-"Hazır olduktan sonra 'hazırım' deyin, gong sesini duyduktan sonra yarışmaya başlayabilirsiniz..." => "Şans Kapıyı Çalınca" programının sunucusu Nil Yiğitbaş (Sağır ve dilsiz yarışmacıya söylüyor)
Metin Uca: Yol yapımında kullanılan 4 tekerlekli araç, D biir, ikii?
Yarışmacı: Drayder!..
Metin Uca: Bir örümcek tarafından ısırılıp üstün güçleri olan bir kahramana dönüşen çizgi film kahramanı, Ö biir, Ö ikii, Ö üüç?
Yarışmacı: Örry Potter!..
Neco: Ne iş yapıyorsunuz?
Yarışmacı: Su an işsizim Neco bey...
Neco: Harika... Süper!..("En Büyük Yarışma Bu Yarışma" adlı yarışmada)
-"Savaş ortamlarında silah ve savaş aracı ihtiyacı ön plana çıkıyor..." = Tuncay Özkan
-"Son derece ayrılma kararı aldık..." = Ebru Gündeş
Metin Uca: Akdeniz'de yasayan saldırgan bir köpekbalığı türü,"C"harfı?
Yarışmacı: Caws!..
Milletvekili 1: Bakın burada ülkenin geleceğinden bahsediyoruz.
Milletvekili 2: O zaman sen kağıda resim de çiziyorsundur.
Milletvekili 1: Masaya çizmekten iyidir!.. (Meclis TV'den)
-"Biri beni çağırtıp dört saat bekletse, yarım saat sonra giderdim!.." = Ali Şen
-"Evden ayrılmanın hemen ardından ev tam bir dengeler silsilesi haline girdi..."= BBG sunucusu Öykü Serter
-"Sanki Hollywood'da ki gibi program oldu yaaa..." = Seren Serengil
-"Suriye'nin PKK'yı Türk turizmine engel olmak için yıllardır bombaladığını biliyoruz..." = Gülgün Feyman (Flash Haber)
Bitirim Pokemonlar (Pokemon çizgi filminden, e tabi Türkce dublajla)
*Kiz: Kabutolar Pikaçu'yu öldürdü!..
*Erkek ve ana karakter olmasi muhtemel kişi: Allah belalarını versin,kitapsızlar, namussuzlar!..
*Diken saçlı kişi: Hacı sen ne diyorsun bu işe yaa, adam kral çıktı?
*Ana karakter: O, benim üstat yaa, iyi heriftir...
-"Uzaya bizim borumuz çıkmış!.." = Sinan Aygün (Challanger Uzay Mekiğinde bizim bor madenimizin kullanıldığını anlatmaya çalışıyor)
-"Müzikte tek eksiğim opera..." = Doğuş
-"Erdoğan kendini ve özünü reddeden bir Brütüs..." = Şevket Kazan
-"İşte eski bir şarkı sizler için yepyeni bir şekilde versiyonlandı..."= Lokum FM'de bir DJ kızımız
-"Geçen hafta bu taraftakini yaptırdım, bu hafta da öbürsükini yaptıracağım..."=
Özlem Yıldız (Dişine yaptırdığı dolgudan bahsediyor)
-"Ben sana birşey diyeyim de iyice şoklan..." = BBG Belma
Sunucu: Hilal hanım, takip mesafesi nedir peki?
Hilal Cebeci: Takip mesafesi şey, şimdi mesela ben şu an 40 km. hızla gidiyorum ya, önümdeki araçla aramdaki mesafe de 40 km. olmalıdır...
Sunucu: Hilal hanım, bu durumda İstanbul Ankara yolunda sadece 13 araç olabilir!
-"Evet sevgili seyirciler, ikinci tura başlamadan önce birinci tura başlıyoruz..."= Ece Erken
Unutulmayan anılar
Güner Ümit´in kadın kılığında Turnike sunması...
Fatma Girik´in Söz Fato´da programında ilk tükürüşü...
Medyum Memiş´in Medyum Keto´ya giriştiği saniyeler...
Yıldo´nun Süpermen kılığında Turnike sunması...
Sadettin Teksoy´un kutuplarda kıbleyi arayıp namaz kılması...
Kaan Yakuphan´in haber sunduğu sırada arkasında bulunan dev panonun kafasına inmesi...
Tolga Gariboglu´nun Hugo yarışmacısı küçük bir çocuktan küfür yemesi... ( Hugo´nun ... şeklinde:D )
Sevda Demirel´in Hande Ataizi´ne tokatla dalması...
Kenan Erçetingöz´ün Magazin Forever tanıtımında Cartel üyelerinin arasına dalıp rap yapması...
Reha Muhtar´ın tavanda yürüyen sirk cambazı ile konuşurken ekranda kendi görüntüsünü ters çevirtmesi ve röportajı bas aşağı yapması...
Mahsun Kırmızıgül ile Seda Sayan´ın Reha Muhtar´la Show Haber´e telefonla bağlanmaları ve yaklaşık 3 saat boyunca "sen beni sevdin, ben seni sevmedim..." geyiklerini tüm Türkiye´ye canlı dinletmeleri...
Defne Samyeli´nin gece haberlerini sunarken (1998), "oyuncak pandayla uçak kaçırma" olayında telefon bağlantısı yapıp "Panda canlı mıydı efendim?" diye sorması...
Atilla Taş´ın David Copperfield´in "sahneden kaybolma" gösterisine katılıp, Copperfield´e türlü türlü laflar sokması ve oyunun hilelerini nedensiz bir şekilde milyonlara açıklaması...
Ümit Aktan´ın Japonya´ya gitmediği halde Cunda´daki yazlığından maç anlatması...
Yıllar önce Hülya Avşar´ın Özcan Deniz´e ´´Askerde cinsellik ihtiyacınızı nasıl gideriyordunuz?´´ diye sorması ve
Özcan Deniz´in ´´Senin resimlerinle hallediyorduk´´ diye cevap vermesi...
Ece Erken´in şarkıcı Kader´i konuk ettiği bir programda, onu Sezen Aksu´nun "Kader, kahpe kader ağlarını ördün mü..." şarkısıyla çağırması. Kader´in canlı yayında darmadağın olması, ve uzun bir süre kendini toparlayamaması...
Zekeriya Beyaz´ın Ceviz Kabuğu´nda otelde porno film izlemesi hadisesine, "ne yaptıklarını anlamaya çalışıyordum" seklindeki cevap vermesi ve akabinde gelişen olaylar zinciri...
Kumkapı Cinayeti´nde öldürülen adamın karısının (Gülten Kızılkaya) karate dersinde hocasının, basındaki elma yerine kulağına "lönk!" diye indirdiği tekme
Sabah Şekerleri programını arayan Mehmet Ali Erbil´in konuk şarkıcıdan "Hani kızımız olacaktı..." adli şarkıyı istemesi ve sunucu Özlem Yıldız´ın duygulanıp hüngür hüngür ağlaması...
Ali Sami Alkış´ın, Ahmet Çakar ile sağlam kapışıp bir sonraki programda O´na "Bana, senden köpekler gibi özür diliyorum demedin mi?" diye sorması..
Milli Takım´ın kaybettiği bir maçtan sonra Amigo Orhan´ın stadın içinde sinsi sinsi bekleyip zamanın teknik direktörü Mustafa Denizli´ye uçarak kafa atması.
Erman Toroğlu´nun "Kale Arkası" programında stüdyoya boylu boyunca kale çizgisi niyetine tuvalet kağıdı serip oluşan o ilginç ortamda dakikalarca yorum yapması...
TRT Hava Durumu spikeri rahmetli Ersin İmer´in "Donsuz Geceler" temennisinden sonra ekranlara veda etmek zorunda kalması...
Türk-Japon haftasında Habertürk´te program hazırlayan Meriç Köyatası ve Şener Üşümezsoy´un ekrana çıkardıkları Japonlarla geleneksel Japon halk dansı yapmaları, ardından da hep birlikte tekno müzik eşliğinde trencilik oynamaları...
Turgut Özal´ın "İcraatın İçinden" programında ilk kez "Tak bir kaset de havamızı bulalım Semra hanım..." demesi... TRT1
İsmail Türüt´ün "Sıkı Dostlar" programında kendini kelebek sanarak cam sehpaya oturmak suretiyle sehpanın bütün yayın hayatına son vermesi...
Rahmetli Sakıp Sabancı´nın kucağına bir hindi alıp "vak vak vak" seklinde sesler çıkarması...
Jülide Ateş´in sunduğu "Hop Terelelli" adlı yarışmada, yarışmacının "Bir ülkeyi temsil eden değerli kumaş parçası?" sorusuna "İngiliz kumaşı!" diye cevap vermesi, Jülide Ateş´in bu cevap üstüne gülme krizine girip, 2 reklam arası verilmesine rağmen kendine gelememesi...
O zamanlar Galatasaray başkanı olan Ali Tanrıyar´ın bir şampiyonluk sonrası İlker Yasin´in uzattığı mikrofona "Galatasaray´ı sevmeyen ölsün!" demesi, İlker Yasin´in durumu idare etmek için "heyecandan dedi yanlış anlamayın" deyip renkten renge girmesi...
Kompela´nın yarım yamalak Türkçe´siyle canlı yayında "Bana p...venk diyo!" diye bağırması...
Prof. Mindikoglu´nun cinsiyet değiştirme ameliyatları ile ilgili katıldığı programda TRT stüdyosunu terk etmesi...
Bir Kral Tv vj´inin canlı telefon bağlantısı yaptığı izleyiciye "Nasılız? Bomba gibiyiz değil mi?" seklinde bir soru sorması, ardından izleyici sahsın "Bomba kıçında patlasın!" lafını yapıştırması, vj´in 5 saniye dilinin tutulması...
Şevki Yılmaz´ın ele geçirilen kasetlerinde kriz geçirerek kendisine "komple" kurulduğunu iddia etmesi...
Ceviz Kabuğu´ndan görüşü alınmak üzere aranan kişinin Çiçek Pasajı´nda alem yapmaktayken canlı yayına katılması...
Osman Durmuş´un mektup ile gelen şarbon tehlikesine karşı halkı bilgilendirmesi ve "aha işte bele açarsan bulaşır!.." diyerek mektubu paramparça etmesi...
Euro96 eleme maçlarında milli takımın İsviçre´ye attığı golden sonra İlker Yasin´in "Şapka çıkartacaksınız sapkaaa!!!" diye bağırması...
Şahane Pazar´da su altında nefes tutma yarışmasına katılan adamın boğulma tehlikesi geçirmesi ve bu süre boyunca herkesin "vay be adam rekoru ikiye katladı" deyip adama övgüler yağdırması...
Bülent Karpat´ın "Hop Terelelli Tek Soruda 250" isimli yarışmada "Star öyle verir böyle verir, kazandırır..." diye naralar attıktan sonra elindeki telefonla canlı yayında Noter Nihat yerine bir vatandaşı araması ve vatandasın Karpat´ı bayağı bir dinledikten sonra "ne diyon kardeşim burası ev!" demesi...
Hakkı Bulut´un acısız arabeski tanıtmak için yaptığı program ve TRT yöneticilerinin girdikleri türlü türlü şekiller...
Telegol programında Ahmet Çakar´ın "Beşiktaş hakkında birileri bir şeylerin olması için düğmeye basıyor" lafından bir hafta sonra Reha Muhtar´ın programa katılması ve yanında bir buton getirip Ahmet Çakar´la "lütfen düğmeye basar misiniz" diye alay etmesi. Ahmet Çakar´in "soytarılığı bırakın!" diye çıkışması...
Kibariye´nin annesi ile meşhur "şofeöerrrr-şofeöerrrr" röportajı...
Levent Kırca´nın açliık grevine başlaması, ertesi gün vazgeçmesi...
Ali Sami Alkış´ın bir futbolcu için "Turgay Şeren´i koysan daha iyi oynar" demesi üzerine Turgay Seren´in "yok ebenin. a....!" şeklinde karşılık vermesi...
Telegol programında, yorumcu Zekeriya Alp´in reklam arasında fenalaşarak hastaneye kaldırılmasının ardından Güntekin Onay ve Ziya Şengül´ün gülme krizine girmeleri...
Reha Muhtar´ın efsanevi falcılar programında alkollü olduğuna dair iddialar üzerine 1 hafta sonraki programında canlı yayında alkol kontrolü yaptırması...
Adının "Fenasi", soyadının "Kerim" olduğunu söyleyen şahsin Yıldo´nun canlı yayınına telefonla bağlanması. Yıldo´nun olaya, adamın adını ve soyadını birkaç kez söyledikten sonra uyanması...
Cem Özer´in programında Nara isimli bir kadının şiir okurken soyunması...
Tarkan´ın kendisi ile röportaj yapan Savaş Ay´a canlı yayında "çişim geldi!" deyip çekip gitmesi...
Kanal 6´nın Ceviz Kabuğu´nun canlı yayını esnasında "Hulki Cevizoglu´nun kanalımızla artık hiçbir ilgisi bulunmamaktadır!" şeklinde altyazı geçmesi..
Turk Televizyonlarinda Unutulmayanlar Anlar
Türk Televizyonlarında Unutulmayanlar Anlar
Arkadaşlar sıkı bi araştırma yaptım ve en iyilerini derledim...
Hakkari'deki bir köyde kameraman bacak kadar cocuğa sorar:
- Baban ne iş yapıyor?
- Tozcu.
Doğu Perincek'in 32 nci günde Ertuğrul Kürkçü 'ye puşt, pezevenk diye küfretmesi. Kısa sureli bir sessizlik yaşanmış, akabinde Mehmet Ali Birand'in unutulmaz tespiti gelmişti: "Biz sanırım millet olarak tartışmayı bilmiyoruz!!"
Satanist hikayelerin revaçta olduğu günlerde, abuk tv programlarının birinde, İzmir'de satanist olduğunu iddia eden bir arkadaşla, röportaj yapan muhabir arasındaki diyalog:
Muhabir- Peki siz gerçekten bakire kızları mı kurban ediyorsununuz?
Satanist- Yok be abi, İzmir'de bakire kız ne arar?
Bir kadın programında kocasından şikayet eden kadın konuşurken, kocasının telefonla bağlanıp: "açın vücuduna bakın, her yeri morluklarla dolu. ben yaptım! Biz onunla deliler gibi seviştik!" demesi ve sunucunun heyecandan "haaaayt!" diye bağırıp hemen yayını kesmesi.
Oğlunun evinden dönen Kamer Genç'e arabası yavaşlarken mikrofon uzatılır. (şu meşhur çiçek sulama skandalı sonrası)
Gazeteci: Sayın Genç oğlunuzun evinde kiminle birlikteydiniz?
Kamer Genç: Ananla
Gazeteci : (Araba uzaklaştıktan sonra) terbiyesiz.
Passaparola programı, konuk Faruk K. kızlar klasik danslarını yaparlar.
Metin Uca: "Evet Faruk K, kızlarımızı nasıl buldun?"
Faruk K: "Hepsi taş gibi."
Yeni Mahalle Belediyesi davulcu seçimi için sınav açmıştır, davulcu adayları sorulara sözlü yanıt vereceklerdir:
- Bir gecede 10 ytl kazanan davulcu 30 gecede ne kadar kazanır?
- Onu Allah bilir!
Televole ya da benzeri bir programda antreman arasında Arif'e muhabir sorar;
- Arif, hiç böyle kendini numaradan yere attığın, hakemi kandırdığın oldu mu?
Arif, "belki bir ya da iki kez olmuştur.." derken alttan bant reklam girer. Sıkılan köpük ve onu traş eden Derby traş bıçağı..
Melih Gümüşbıçak'ın İsmet Badem'le beraber sunduğu bir basketbol maçının sonunda yayını kapatırken; "yapımda ve yayında emeği geçen tüm arkadaşlar adına ben İsmet Badem....." deyip kalakalması. bunu duyan İsmet Badem'in hemen devreye girip; "hayır, ben İsmet Badem!" demesi. hangisinin "kim" olduğunun anlaşılamaması..
Sacramento için hayati önem taşıyan San Antonio maçından bir gün önceki NBA stüdyo programına canlı bağlanan Hidayet'in, gayet ciddi sorular sorulurken "yarın maçta size öpücük göndereyim mi?" demesi, Hidayet'in menajeri, Kaan Kural ve Murat Kosava'nın bir anda afallaması..
Doğuş ve Hilal Cebeci'nin otelde basılmalarından birkaç gün sonra Alişan'ın kameralar önünde Doğuş'a "o otel yaramış sana, zayıflamışsın!" demesi, Doğuş'un kilitlenmesi...
Bir Passaparola programı,
Metin Uca: üniversite öğrencisi Peter Parker'ın bir örümcek tarafından ısırıldıktan sonra mutasyona uğrayıp dönüştüğü süper kahraman, ö1, ö2..
yarışmacı: Öri Potır !
Ahmet Çakar'ın vurulduktan birkaç gün sonra yaptığı "...sonra bilincimi kaybetmişim. gözümü hastanede açtım, bir baktım karşımda Reha Muhtar! kendimi cehennemde sandım" açıklaması.
Melih Gökçek'in konuk olduğu bir televizyon programında yayına bağlanan bir hayat kadınının sözleri:
"Melih Bey iyi günler, biz bizim keranede 100 tane or.spu senin gibi bir tane or...pu çocuğu doğuramadık" demesi
ve Reha Muhtar:
-bir futbol derbisi başlamasına az kala ."sayın seyirciler burada müthiş bir kalabalık var. sayılarının on binin üstünde olduğunu tahmin ettiğim yedi bin kadar polis görev almış bulunuyor""..
-Reha Muhtar'ın canlı yayın konuğuna "hastanede karıştırdığınız ve 5 yaşına kadar büyüttüğünüz çocuğu kendi memenizden mi emzirdiniz?" sorusu...
-Kocası tarafından bıçaklanan ve hastanede yatan kadına "peki sizi öldürebildimi" sorusu..
-Bebeğini aldıran Harika Avcı'ya "peki şimdi bebek nerde" diye sorması...
-Karısını bıçaklayarak öldüren adama "başınız sağolsun" demesi ve "kazada ölenlerin başları sağolsun" gibi anlamsız sözleride mevcuttur..
12 Ağustos 2007 Pazar
Bilimin Cozemedigi 10 Soru İsareti - Olgu
Bilimin çözemediği 10 olgu!
1 - BEDEN / ZİHİN BAĞLANTISI
Bir efsaneye dönüşen 'plasebo etkisi' zihinle beden arasındaki muhteşem
ilişkinin en basit kanıtı. Bu etki kendini şöyle gösteriyor: Sahte, yani
aslında ilaç olmayan bir ilaç aldıklarından habersiz denekler, dertlerine
derman olacak bir hap ya da şurup içtiklerini düşündüklerinden
kendilerini daha iyi hissediyorlar. Üstelik etki kimi zaman bununla da
kalmıyor, tıbbi belirtilerde de düzelme görülüyor. Bazen de bu 'yalancı'
ilaçların işe yaradığını kanıtlamak istercesine, içtiklerinin etkisiyle
acı çekiyorlar. Plasebo deneklerine bakınca, insan ister istemez, zihin
neye inanırsa bedeninin de onu yaşadığına hüküm getiriyor. Pek çok uzman,
zihnin yardımıyla bedenin kendi kendini iyileştirebilme kabiliyetinin,
modern tıbbın yaratabileceği bir 'mucize'den kat be kat büyüleyici
olduğuna inanıyor.
2 - HAYALETLER
"Ölü insanlar görüyorum" repliğiyle zihnimize kazınan 'Altıncı His'
filminden, lisedeyken ev partilerinde pek çoğumuzun katıldığı masum ruh
çağırma seanslarından, çocukken masal gibi dinlediğimiz korkulu hayalet
hikâyelerine kadar ruhlar üzerine hep konuşulur. Hayaletlerin varlığı
hakkında ciddi bir kanıt olmamakla birlikte, onları gördüğünü, onlarla
konuştuğunu, onların fotoğraflarını çektiğini ısrarla anlatan -içten ya
da değil- şahitler, pek çoğumuzun yakın çevresinde bile mevcut.
3 - DEJA VU
Fransızca bir kelime olan 'déjà vu', Türkçede 'daha önce görülmüş'
anlamını taşıyor. Açıklamak istediği durum ise şu: Özel bir anı ya da
birtakım koşulları, aynı şekilde daha önceden de yaşamış olduğunuzu
hissetme hali. Herkesin hayatında bir ya da birkaç kez yaşadığı bu duygu,
şaşırtıcı, anlaşılmaz, gizemli ve evet ürkütücüdür. Birçok kişi 'déjà vu'
hissini psişik bir deneyim olarak algılar. Birçok kişiye göre ise bunlar,
önceki hayatlarımızdan davetsiz çıkıp gelen anlık karelerdir.
Araştırmacılar 'déjà vu' ile ilgili bazı açıklamalar yapmaya çalışsalar
da, bu tuhaf hissin nedeni, bir gizem olmayı sürdürüyor
4 - TAOS UĞULTUSU
ABD'nin New Mexico eyaletinde bulunan küçük Taos kentini ziyaret eden
bazı turistler ve vatandaşlar, yıllardır, çöl havasında gizemli, güçsüz,
düşük frekansa sahip bir uğultu ve titreşim duyduklarını anlatıyorlar. Bu
iddiada bulunanlar, Taos vatandaşlarının sadece yüzde ikisini
oluşturuyor. Bazıları bunun çöldeki garip birtakım akustik sorunlarından
kaynaklandığını düşünürken, bazıları da bir çeşit kitle histerisi ya da
uğursuz bir sır olduğuna inanıyor. Duyulduğu iddia edilen sese ister
vızıltı, ister uğultu, ister titreşim deyin; ister psikolojik, ister
doğal, ister doğaüstü olduğuna inanın... Hakkında bilinen bir tek gerçek
var: O da şimdiye kadar hiç kimsenin bu garip sesin kökenini ortaya
çıkaramadığı.
5 - DUYU ÖTESİ ALGI
Hem Doğu, hem de Batı toplumlarında, bazı insanların bir çeşit psişik
güçleri olduğuna inanılıyor. Bugüne dek psişik güçleri olduğunu iddia
eden kişiler, araştırmacılar tarafından pek çok teste tabi tutuldu. Ancak
elde edilen sonuçlar her seferinde ya olumsuz ya da muğlak ve şüpheliydi.
Altıncı hissin gücüne inanan pek çok kişi, psişik güçlerin test
edilemeyeceğini, çünkü bir nedenle kendilerine şüpheyle yaklaşanların ya
da bilim adamlarının yanında azaldığını vurguluyor. Eğer bu tespit
doğruysa, bilimin psişik güçlerin varlığını, gelecekte de ne ispat
edebilmesi ne de çürütebilmesi mümkün görünmüyor.
6 - ÖNSEZİ
İster altıncı his, ister önsezi, ister kötü hisler diyelim; hepimizin
hayatımızda en az bir ya da birkaç kez garip sezgilerimizi rehber alarak
hareket ettiğimiz olmuştur. Elbette bu karamsar hislerimiz çoğunlukla
yanlış çıkar. Ancak kimi zaman kimi insanların altıncı hisleri -ne yazık
ki- doğru alarm verir. Psikologlar bu durumu açıklarken insanların
bilinçaltlarında, farkında olmadan çevremizdeki dünya hakkında bilgi
topladığını vurguluyorlar. Bu şekilde biz aslında sadece 'görünüşte
bilmediğimiz' bazı şeyleri biliyor ya da hissediyoruz. Ancak söz konusu
bilgiler bilinçaltımızın derinliklerinde yaşadığı için, bunun nasıl
olduğunu bir türlü anlayamıyoruz. Bu açıklama kimileri için tatmin edici
olsa da pek çok araştırmacıya göre önsezi, kanıtlanması ve üstünde
çalışılması zor bir konu.
7 - ÖLÜMDEN SONRA HAYAT
Hayatlarında bir kez ölüme yakın deneyim geçirmiş kişilerin bazıları,
karanlık bir tünelde yol alıp, sonunda beyaz bir ışık huzmesine
kavuştuklarına dair hikâyeler anlatır. Bunlar arasında sevdiklerinize
kavuşmak, garip bir huzur hissetmek gibi daha renkli öyküler de
mevcuttur. Bu deneyimler son derece etkileyici olmakla beraber, maalesef
kimse 'öbür taraf'tan elinde bir kanıtla ya da doğrulanabilir bir
bilgiyle geri dönmeyi başaramadı. 'Öbür dünya' meselelerine kuşkuyla
yaklaşanlar, söz konusu deneyimlerin travma geçirmiş bir beynin gördüğü
halüsinasyonlar olduğunu vurguluyorlar. Tabii bu nedenle de son derece
doğal ve açıklanabilir olduklarını... Ölüp de geri dönen olmadığına göre,
bu konu gizemini koruyacak.
8 - UFO'LAR...
UFO deyince genelde insanların aklına uçan daireler, kısacası uzay
gemileri gelse de UFO'nun açılımı 'Tanımlanamayan Uçan Nesne'... Ve bu
nedenle evet UFO diye bir şey var. Çünkü dünyanın her tarafında,
gökyüzünde ne olduğunu tanımlayamadıkları birtakım objeleri gördüğünü
söyleyen insanlar var. Ancak bu obje ve ışıklar, aslında uçak mıdır,
meteor mudur yoksa gerçekten Marslıların son model uzay gemisi midirş Bu
bir türlü açıklığa kavuşamıyor.
9 - ASLA BULUNAMAYAN KAYIPLAR
İnsanlar bazen kaybolur. Bazıları yaşadıkları hayattan kaçar, bazıları
büyük çaplı ve cesetlerin tanınamadığı kazalarda yitip gider, bazıları
cinayet kurbanı olur. Kayıplar ölü ya da diri bulunur. Ancak bazı
insanlar vardır ki adeta buharlaşırlar. 1872'de Portekiz yakınlarında
bulunan 'hayalet gemi' Marie Celeste'in mürettebatı, Amerikan işçi lideri
Jimmy Hoffa bu şekilde kayıplara karışanlardan sadece bazıları.
Kaybolanlar, normal şartlarda polis soruşturması, itiraflar ya da tesadüf
sonucu bulunuyor. Ancak ortada kanıt olmadığı zaman insan, psişik
detektiflerin işe ele atması gerektiğini düşünüyor.
10 - BÜYÜK AYAK
Bu gizem de Amerika'dan... Yeni Kıta'da yıllar boyunca,
insana benzeyen, bol tüylü, son derece iri, 'Büyük Ayak' adlı bir
yaratığı gördüğünü iddia eden sayısız insan ortaya çıktı. Tüm kıta
çevresinde kaydedilen iddialar eğer doğruysa, aslında binlerce Büyük
Ayak'ın yaşıyor olması gerekirdi. Ancak bugüne kadar bu korkunç yaratığa
ait tek bir ceset bile bulunamadı. Ortada belirsiz fotoğraflar, video
kayıtları ve tanıkların açıklamalarından başka bir şey yoktu. Görünen o
ki, Büyük Ayak da, İskoçya'nın varlığı bir türlü kanıtlanamayan ünlü Loch
Ness canavarı gibi gizemler dünyasındaki yerini koruyacak.
Kaynak ( TEMPO )
7 Ağustos 2007 Salı
Turkiye'nin En Garip Yaratigi
Yıllar önce üniversitede bu hayvana benzeyen bir hayvandan bahsetmişti bir arkadaşım. Amaç korkutucu olmaktı onun için. Böyle bir sohbet havası hakimdi. Kendisi Sivas'lı. Ve Sivas'ta bir çocuğun bu şekil doğduğunu söylemişti. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diyorum.. Çünkü anlattığı aynı bu resimdeki hayvana benziyor.. Hayırlısı diyelim.. Doğanın da dengesi bolzuldu insanlarımız gibi..
Türkiye'nin en garip yaratığı
Denizli’nin Acıpayam ilçesinde vücudu fareye, arka ayakları kanguruya, kulakları ise tavşana benzeyen bir kemirgen bulundu. Kemirgen görenleri şaşırtırken,Denizli Veteriner Hekimler Odası Başkanı Ali Uzakgider, "Doğum anomalisinden kaynaklanan bir durum. Yeni bir tür olması mümkün değil" dedi.
Kanguru, tavşan, köstebek, sincap ve fareyi andıran sevimli yaratığı görenler hayretlerini gizleyemiyor. Kanguru gibi sıçrayarak yürüyen yaklaşık 150 gram ağırlığında, 10 santimetre boyundaki, uzun kuyruklu, uzuk kulaklı yaratığı bularak sahiplenen Veli Turan ona `Abbas' adını verdi.
Gümüş Köyü'ndeki arkadaşları, Murat Tutkun, Fuat Turan ve Hasan Tutkun'la birlikte, 1 ay önce Eşeler Yaylası'nda gezerken, Veli Turan'ın ayağı bir çukura girdi.
Turan, ayağını çıkardığı çukurdan fırlayan bir canlının kanguru gibi sıçrayarak kaçtığını gördü. Uzun süren kovalamacının ardından gençler daha önce hiç görmedikleri yaratığı yakalayarak köye getirdi.
Kemirgeni, ekmek, yaprak ve karpuz gibi yiyeceklerle beslediklerini ifade eden Duran, "Kanguruya benzetiyoruz. Ama kanguru da böyle olmuyor. Kulakları büyük. Yani değişik bir mahluk. Yetkililerden kemirgeni araştırmalarını istiyoruz" dedi.
Bölgede 40 yıldır çobanlık yaptığını belirten Hüseyin Aslan, "Ben bu dağları karış karış bilirim. Hayatımda böyle bir yaratık görmedim. Kanguru gibi sıçrıyor, görüntüsü fare ve tavşanı andırıyor" dedi.