Sigara içen bir anne veya baba, her nefeste, aynı zamanda, bebeğini de zehirliyor. Bilim adamları, ebeveyni sigara içen bebeklerin idrarlarında, kansere neden olan kimyasallar bulunduğunu açıkladı.
Minnesota Üniversitesi Kanser Merkezi’nden Profesör Dr. Stephen S. Hecht, çocukların yanında kesinlikle sigara içilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Sigarada bulunan NNK (4-(metilnitrosamino)-1-(3-piridil)-1-bütanon) isimli kanserojen kimyasal, insan bedeninde, kansere neden olan NNAL (4-(metilnitrosamino)-1-(3-piridil)-1-bütanol) kimyasalının üretilmesine neden oluyor.144 bebeğin katıldığı araştırmada, aile bireylerinin içtikleri sigara nedeniyle çevresel kanserojen etkiye maruz kalmış bebeklerin %47’sinin idrarında NNAL tespit edildi.
Hecht, bebeklerde belirlenen NNAL miktarının, pasif içici durumundaki çocuklarda ve yetişkinlerde görülen seviyeden çok daha fazla olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “NNAL, sigaraya özgü NNK kanserojen maddesinin, açık bir göstergesidir. NNAL’ye sigara içmeyen veya pasif içici olmayan bebek, çocuk, veya yetişkin, hiç kimsede rastlayamazsınız.”
Daha önce yapılan başka bir çalışmada ise, annesi hamileliği boyunca sigara içmiş yeni doğan bebeklerin idrarında, pasif içici olan diğer bebeklere göre üçte bir oranında daha fazla NNAL bulunduğu belirlenmişti. Bu bebekler, ne yazık ki daha anne karnındayken, plasenta yoluyla kanserojen maddelere maruz kalıyorlar.
Yapılan çalışmada, idrarında NNAL tespit edilen bebeklerin ebeveynlerinin haftada ortalama 76 sigara içtikleri bildirildi. Yapılan çalışmaların, erken dönemde sigara yoluyla kanserojen maddelere maruz kalan bebeklerin genetiklerinin, ne şekilde etkilendiğini açıklamak için henüz yetersiz olduğunu söyleyen Hecht, bu araştırmayla, çocukluk döneminde pasif sigara içicisi olan kişilerde kanser riskinin yüksek olduğunun ortaya konduğunu belirtiyor.
14.01.2008 11:08:00
RealAge
14 Ocak 2008 Pazartesi
Pasif Sigara İcicisi Bebeklerde Kanser Riski
13 Ocak 2008 Pazar
Akcigerlerde Alarm! Sigara...
| Dünya ülkeleriyle karşılaştırıldığında Türkiye'de sigara kullanımı hem kadın, hem erkeklerde fazla. |
RADİKAL - İSTANBUL - Türkiye'de dokuz ilde yaklaşık 7 bin 300 akciğer kanseri hastası üzerinde yapılan araştırmanın çarpıcı sonuçları: Türkiye'de her yıl 18 bin 479 kişiye kanser tanısı konulması bekleniyor. Hastaların yüzde 91.5'inde kanserin nedeni sigara. Kanserin diğer önemli nedeniyse badana ve sıva olarak kullanılan asbestli toprak. Sivas ve Diyarbakır bu bakımdan riskli iller.
Türk Toraks Derneği Akciğer ve Akciğer Zarı Kanserleri Çalışma Grubu tarafından 2005 yılında başlatılan araştırma İzmir, Bursa, Antalya, Sivas, Erzurum, Trabzon, Diyarbakır ile İstanbul ve Ankara'nın içinde bulunduğu dokuz ilde, 50-60 yaş grubunda yer Alan 7 bin 300 akciğer kanseri hastasıyla yapıldı. Sonuçlar dün Proje Sorumlusu Doç. Dr. Tuncay Göksel ve dernek başkanı Prof. Dr. Eyüp Uçan tarafından açıklandı. İşte sonuçlar...
Türk kadını DA sigaraya düşkün
Yasaklama şart!
Türk Toraks Derneği Başkanı Prof. Dr. Eyüp Uçan, "Akciğer kanserinin en etkili ve ucuz tedavisi sigarayla mücadeledir" derken, Doç. Dr. Tuncay Göksel ise sigara içme alışkanlığının aynı hızda devam etmesi halinde, 2020'ye kadar tüm yetişkinlerin üçte birinin ölümünün beklendiğini belirterek, "Sigara yasağı tam anlamıyla uygulanmalı" dedi.
| Akciğer kanserlilerin sigara kullanım oranı |
| Sigara içmeyen | Sigara içen | |
| (%) | (%) | |
| Ankara | 11.5 | 88.5 |
| Antalya | 11.4 | 88.6 |
| Bursa | 7.1 | 92.9 |
| Diyarbakır | 10.5 | 89.5 |
| Erzurum | 16.1 | 83.9 |
| İstanbul | 5.9 | 94.1 |
| İzmir | 7.2 | 92.8 |
| Sivas | 16.4 | 83.6 |
| Trabzon | 10.3 | 89.7 |
| Toplam | 8.5 | 91.5 |
Yazar:
Manitu
Zamanı:
14:27
0
yorumlama
10 Ocak 2008 Perşembe
Sigara Sigara Sigara...
KANSERE ZIRHLI YÜZDE 15
Meclis'e "sigara yasak bölgeleri tasarısı" geldi. ABD ve Avrupa'nın "sıkı yasakları", Türkiye'de de uygulanacak.
Bu bağlamda "sigaranın kanser etkileri" için birkaç not...
Sigara dumanı ciğerlere 100 mikrogram ağırlıkla çekilir. Enzimlerle parçalanır.
Ortalama 25 mikrograma düşer.
Ne kadar küçük parçalar oluşursa, zararlı bileşimi akciğerlerin hava duvarları tarafından o kadar fazla ve yoğun emilir.
İnsanların yüzde 15'i bu enzimlerle bu parçalama fonksiyonunu gerçekleştirmekte yetersiz kalıyor.
"Efendim, günde 4 paket sigara içerdi... Bakın, Churchill günde kaç tane cop gibi puro içerdi... Ama 90 yıldan fazla yaşadılar" derler ya... Doğrudur.
Onlar işte bu yüzde 15'lik talihli kullar...
Daha iyi anlaşılması için, kimilerinin su içse şişmanladığını, bazılarının ise fil gibi yese kilo almadığını anımsayalım...
Bünye farkı işte.
Katlanan tahribat
100 mikrogram olarak ciğerlere giriş ve enzimlerle parçalanma sonrası ortalama 25 mikrogram olarak nefesle çıkış sürecinin sonu 8 saat süreyle havada asılı kalmak.
Sigarayı içen de, kapalı mekânda onunla beraber bulunan da bu parçalanmış 25 mikrogramlık zerreleri soluyarak 2 katı zehirleniyorlar.
İçine çekmeyenler
Ya sigarayı içine çekmeyenler?..
Onlarda, eğer kapalı alanda sigara içmiyorlarsa ya da içenlerle aynı mekânı paylaşmıyorlarsa, akciğer kanseri riski neredeyse yok.
Buna karşılık...
Ağız boşluğu, dudak ve gırtlak kanseri riski aynı oranda mevcut.
Bir büyük puro, 2 paket sigara demek.
Sigarillo denen ince ve sigara büyüklüğünde kâğıtsız tütün elbette daha az zararlı ancak içe çekilmeden içilse bile ağız boşluğu, dudak ve gırtlak kanseri riski aynı.
Ayrıca... Mesane kanseri de yapıyor.
Hele erkek içicinin ağzında -kadınlarda rahimağzı kanserini yapan- "human papilloma virüsü" varsa, risk çok daha fazla büyüyor.
Ne yazık ki erkeklerin yüzde 70'inde "seks oyunları" nedeniyle bu virüs var.
Gerçi bu virüse karşı yeni geliştirilmiş olan aşı tartışılıyor ama ya virüsü daha önceden almış olanlar!..
Zehri temizlemek
Kimlerin yüzde 15 talihli kesimden olduğu aslında Avrupa ve ABD laboratuvarlarında saptanabiliyor ancak zorunlu hallerde buna onay veriliyor.
Kandan ve nefesten bu analizi yaptırmak mümkün.
Ama... "Aaa benim enzimler parçalayıcı değilmiş" diye kendilerini sigaraya vurmaları ve gençlere kötü örnek olmalarından korkuluyor.
Sigara şirketleri de hem bunu, hem de birincil ve ikincil içicilerin kanser riskini hesaplayan araştırmalar yaptılar.
Sonuç aldılar, ancak ticari nedenlerle açıklamıyorlar.
Sigaranın etkilerinden arınmak için 15 yıl, sigarillonun etkilerinden arınmak için ise 5 dumansız yıl geçirmek gerek.
ABD ve Avrupa bütün bu bilgiler nedeniyle dumanı "karantina"ya aldılar.
Fakat... Bakınız Japonya bu önlemleri almadığı için ülkede kanser patlaması yaşanıyor.
(Bu yazının bazı bölümleri için yararlandığım Dr. Sualp Tansan'a teşekkürler...)
ÜNİFORMALI SİGARA PAKETLERİ
Bu kısıtlamalarla uygar ülkelerde sigaralar yakın gelecekte reçeteyle ve eczanelerde ilaç gibi satılacak.
Çünkü... Bazı sağlık sorunlarında nikotin yararlı olabiliyor.
Sigara paketlerinde özendirici tüm süslemeler, renkler, grafik oyunları kalkacak.
Tek tip ve tek renk ambalajlar üzerinde aynı renkte mürekkeple ve aynı harflerle sadece markalar yazılı olacak.
Sigara daha çok azgelişmiş kıtaların ve ülkelerin marketlerinde görülecek.
Yazar:
Manitu
Zamanı:
21:42
0
yorumlama
28 Kasım 2007 Çarşamba
Sigara ve Kellik
Sigara erkeklerde kellik sürecini hızlandırıyor
Sigaranın erkeklerde kellik sürecini hızlandırabileceği bildirildi.
Tayvan'da yaş ortalaması 65 olan 740 erkek üzerinde yapılan araştırmada, günde en az bir paket sigara içiminin "orta düzeyde veya hızlı" saç kaybında önemli bir rol oynadığı tespit edildi.
Araştırmayı yürüten Tayvanlı bilim admaları Lin-Hiu Su ile Tony Hsiu-Hsi Çen, sigaranın saç foliküllerini tahrip edebildiğini, kafa derisindeki kan ve hormon dolaşımını bozabildiğini veya östrojen üretimini artırabildiğini bildirdiler.
Archieves of Dermatology dergisinde yayınlanan araştırmada, ilk saç dökülme belirtileri görülen erkeklere, saçın daha yoğun dökülmesinin önüne geçmek için, sigaranın rolünün hatırlatılması tavsiyesinde bulunuldu.
Araştırması yapılan kalıtsal saç dökülmesi durumunun, beyazlar arasında daha yaygın olduğu belirtiliyor.
Kalp krizinden sonra yaşam
Bir kalp krizi atlattınız ve hastaneden taburcu oldunuz. Bundan sonra normal hayatınıza dönüş süreciniz ve yapmanıza izin verilen aktiviteler, kalbinizin durumuna göre belirlenecektir. Doktorunuz sizinle birlikte bir nekahat dönemi planı hazırlamalıdır. Birçok kişi normal hayatına ve işlerine krizden birkaç ay sonra dönebiliyor. Ancak kalbinde zayıflama olanlar için bazı sınırlamalar var. İşte kriz sonrası yaşamla ilgili merak edilen başlıca soruların yanıtları...
Efor testi yaptırın
Normal hayata dönüş, ne kadar zamanda gerçekleşmelidir? Normal hayata dönüş yavaş olmalı. Kalp krizinden sonraki ilk günlerde istirahat gereklidir. Bu, kalbinizin kendisini toparlamasına yardım eder. İyileştikçe aktiviteler artırılır. İlk günlerden sonra oda içinde, sonra koridorda yürümenize izin verilir. Taburcu olmadan önce yapılacak sınırlı bir efor testi, ilerisi için yararlıdır. Testin sonuçlarına göre doktorunuz, yapacağınız aktivitelerin sınırlarını çizer. Bazı hastanelerin; kalp krizi geçirenler, balon-stent uygulanan hastalar ve by-pass ameliyatı olanlar için özel rehabilitasyon programları vardır. Başlangıçta bu programlara dahil olmak hem daha emniyetli olur, hem de kendi başınıza kaldığınızda yapacaklarınıza ışık tutar.
Egzersiz niye önemli? Egzersiz hem sağlıklı kişiler, hem de kalp hastaları için çok değerlidir. Kalp kasını kuvvetlendirir. Kendinizi daha enerjik hissedersiniz. Kilo vermeyi ve sabit kiloda kalmayı kolaylaştırır. Kolesterol ve tansiyonu düşürmeye yardımcı olur. Kalp krizi sonrası egzersiz kesinlikle doktor önerisiyle yapılmalıdır. Bu önerilere harfiyen uymalısınız. İzin verilmeyen aktivitelerden uzak durun ve sınırlarınızı aşmayın. Egzersiz sırasında karşılaştığınız ve mutlaka doktorunuza başvurmanız gereken sorunlar ise şunlar: "10 dakikayı geçen aşırı nefes darlığı. Göğüs, çene, boyun veya kollarda ağrı. Baş dönmesi, solukluk, soğuk terleme. Çok hızlı veya düzensiz kalp atışları. Bulantı, kusma. Bacaklarda güçsüzlük, ağrı veya şişme."
Ne tür egzersiz iyidir? En faydalı olanlar tüm vücudu çalıştıran egzersizlerdir. Mesela yürüme, hafif koşu, yüzme veya bisiklet gibi. Doktorunuz egzersiz programınıza kasları güçlendirici hafif ağırlık çalışmaları da ekleyebilir.
Spor hangi sıklıkla yapılmalıdır? Size verilecek plana göre hareket edin. Bu program başlarda yavaş olmalı. Zamanla tempoyu arttırabilirsiniz. İdeal olan haftada 3-4 gün, 20-30 dakika arası spor yapmaktır. Sporun başında, 5 dakika ısınma ve germe hareketleri yapmayı da unutmayın.
Kalp krizi geçirdikten sonra ne kadar zamanda işe dönülebilir? Çoğunlukla kişiler 1-3 ay içinde işine başlayabiliyor. Başta da söylediğim gibi bu süre kalbinizin durumu ve işinizin niteliğiyle ilgilidir. Fizik gücü gerektiren veya yoğun stresli bir işe dönüş daha geç olmalıdır. En azından başlarda işinizde değişiklikler yapmak gerekebilir
Seksten korkmayın
Kalp kirizi cinsel hayatı etkiler mi? Krizden 3-4 hafta sonra cinsel hayatınıza dönebilirsiniz ama başlarda yavaş ve sakin olmak gerekebilir. Kalp krizi geçirdiniz diye seksten korkmayın. Bu konuyu doktorunuza açmaktan da çekinmeyin.
Tekrar kriz geçirmemek için ne yapılmalıdır? Sigara içmeyin. Fazla kilolarınızdan kurtulun. Spor yapın. Stresi azaltın. Tansiyon, kolesterol ve şekerinizin istenilen sınırlarda kalmasına gayret edin. Size verilen ilaçları düzenli ve önerildiği sürece kullanın.
Dr. Metin Okucu
Yazar:
Manitu
Zamanı:
10:57
0
yorumlama
28 Ağustos 2007 Salı
Sigara icmek Bulasici Bir Davranistir!!!
Sigara içmek bulaşıcı bir davranıştır’
Mersin Üniversitesi (MEÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Resul Buğdaycı, “Sigara içme davranışının bulaşıcı olduğunu ve çocuklara daha çok anne ve babalar ile sevilen ve örnek alınan kişilerden bulaştığını” söyledi.
MERSİN - Mersin Üniversitesi (MEÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Resul Buğdaycı, dünyada önlenebilir ölüm nedenleri arasında çoğunlukla birinci sırada gelen sigaranın, Türkiye’de de aynı konumda yer aldığını belirtti.
Sigara içme davranışının bulaşıcı olduğunu savunan Buğdaycı, “Bu, çocuklara daha çok anne ve babalar ya da sevilen ve örnek alınan kişilerden bulaşıyor” dedi. Ebeveynlerde “Yaptığımı yapma, söylediğimi yap” anlayışının hakim olduğuna işaret eden Buğdaycı, iletişimin yüzde 60’ının sözsüz beden hareketleriyle, yüzde 30’unun ses tonu ve vurgulamalarla, yüzde 10’unun da sözle gerçekleştirildiğinin unutulmaması gerektiğini bildirdi.
Çocuklara sigara aldırmanın kötü bir mesaj olduğunun altını çizen Buğdaycı, sigara kullanımıyla mücadelede eğitimin önemine değinerek, şunları kaydetti:
“Okullardaki sigaranın zararlarına ilişkin eğitim, yıllarca lise ve üniversite gençliğine verilmeye çalışıldı. Ancak bunun etkili olmadığı anlaşıldı. Çünkü, sigaraya başlama yaşı daha erken. Lise ve üniversitede eğitim gören gençler artık tiryaki durumunda. Bu nedenle verilecek eğitimi, daha aşağı yaşlara çekmek durumundayız. Şu anda dünyada önerilen ideal sigaraya karşı eğitim yaşı 13-14’tür. Yani ilköğretim 6. ve 7. sınıfları kapsıyor. Türkiye’de bu eğitim ilköğretim 4 ve 5. sınıflarda başlamalıdır ve diğer sınıflarda devam etmelidir.”
HASTA YANINDA SİGARA İÇEN HEKİMLERİN ORANI YÜZDE 56,8
Buğdaycı, yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de 15 yaş üzeri nüfusun yüzde 43,5 oranında sigara içtiğini, erkeklerde bu oranın yüzde 62,5 ve kadınlarda yüzde 24,3’e ulaştığını, hekimlerde yüzde 55 seviyesinde bulunduğunu belirtti.
Hasta yanında sigara içen hekim oranının yüzde 56,8, ebe ve hemşireler de ise yüzde 50,8 olduğunu ifade eden Buğdaycı, açıklamasına şöyle devam etti:
“Akciğer kanserlerinin yüzde 90’ı, tüm kanserlerin yüzde 30’u, felçlerin yüzde 25’i ve kronik bronşitlerin yüzde 80’i sigaraya bağlıdır. Ayrıca, damar sertliği, damar tıkanıklıkları sigara içenlerde sık görülen hastalıklardır. Puro ve pipo tütünlerinin dumanı ağızdan emilebilir. Bu yüzden dudak ve ağız kanserleri daha çok görülür. Ayrıca, ağızda çiğnenen tütünler de dudak ve ağız kanserine neden olurlar.”
Yazar:
Manitu
Zamanı:
18:20
0
yorumlama
18 Ağustos 2007 Cumartesi
Sigara Ani Bir Kararla Birakilir!
Sigara Ani Bir Kararla Bırakılır
Sigarayı bırakmak için genellikle bir günün belirlenmesi ve bir strateji izlenerek planlı bir şekilde hareket edilmesi önerilir. Ancak bu tavsiye ne kadar doğru?
Yapılan yeni bir çalışmada, ani bir kararla sigarayı bırakanların, bu konuda daha başarılı oldukları tespit edildi. British Medical Journal’da yayımlanan çalışmadan elde edilen sonuçların, klasik sigara bırakma yöntemlerinin yetersiz kaldığını ortaya çıkardığı düşünülüyor.
Boston Üniversitesi’nde sosyal bilimler ve davranış bilimleri profesörü Dr. Michael Siegel açıklıyor: “Daha önce planlanmış sigara bırakma girişimlerinde, motivasyon düşük oluyor. Ancak planlanmamış ani bir karar, daha önce oluşan potansiyel gücü tetikliyor ve yüksek bir motivasyon sağlıyor, ve bu nedenle başarıya ulaşmak daha kolay oluyor.”
Çalışmaya katılan bilimadamları Robert West ve Taj Sohal bu plansız sigara bırakmanın matematikteki “katastrof teorisi”ne benzediğini belirtiyor ve açıklıyorlar: “Yeterli potansiyel sağlandığı zaman, küçük bir tetikleyici bile ani ve dramatik bir olayın oluşmasına neden olabilir. Örneğin çığda bu tür kuvvetleri görmek mümkün. Aynı şekilde, sigarayı bırakmak isteyen kişilerde bu alışkanlığa karşı nefret oluşuyor, ve küçük bir karar bunu başarmaya yetiyor.”
Siegel, sigara içen kişilerin öncelikle sigara bırakma konusunda motive olmaları gerektiğini belirtiyor.
College Üniversitesi’nde psikoloji profesörü West, sigaranın yol açtığı sağlık problemlerinin ve maddi yükünün, insanlarda bu alışkanlığa karşı nefretin oluşmasının başlıca sebepleri olduğunu açıklıyor.
Bazı kişilerin sağlık sorunları nedeniyle veya hamile kaldığı için sigarayı bıraktığını söyleyen West, ayrıca sigaranın çok pahalı olmasının, ve aile veya arkadaş baskısının da sigara bırakma nedenleri arasında olduğunu belirtiyor.
West ekliyor: “Buradaki en önemli şey, sigara içen kişinin kendini çok kötü hissetiğinde nikotin bantı kullanabilmesi, veya telefonla veya yüz yüze özel bir destek alabilmesidir.”
Real Age
Sigara - Sigara - Sigara - Sigara - Sigara - Sigara - Sigara - Sigara - Sigara - Sigara - Sigara - Sigara - Sigara - Sigara - Sigara sağlığa zararlıdır...
Yazar:
Manitu
Zamanı:
11:09
0
yorumlama
İlgili Başlıklar: duyarlılık, kanser, problem, psikoloji, sağlık, sigara, yardım
15 Ağustos 2007 Çarşamba
Esler - Pasif iciciler - Sigara ve Esimiz
Sadece eşler de değil çocuklarda da böyle bir tehlike var. Yıllarca sigara içen bir ebeveynnin yanında bulunmak en azından onun üçte biri kadar sigara içmektir. Anne-babalar bu konuda yeterince hassas değiller.
Eşler birbirini sigara dumanıyla öldürüyor
Türkiye'de, her yıl yaklaşık 4 bin kişinin, eşinin sigara tiryakisi olması nedeniyle pasif içicilik sonucu hayatını kaybettiği bildirildi.
Sigarayla Savaşanlar Vakfı'na kayyum olarak atanan Necmettin Güngör, yaptığı açıklamada, sigaranın, insanların yaşam kalitesini düşürdüğünü, bedensel ve zihinsel sağlıklarını bozduğunu söyledi.
Türkiye'de yılda 100 milyon kilogram tütün tüketildiğini belirten Güngör, bu kadar yüksek rakamların, ancak geri kalmış ya da gelişmekte olan toplumlarda görüldüğünü vurguladı.
Güngör, özentiyle başlayan sigara kullanımının, eğitimsizlik nedeniyle sürüp gittiğini dile getirerek sigara kurbanlarının yüzde 90'ının 20 yaşından önce bağımlı olduğunu, uyuşturucu kurbanlarının ise yüzde 99'unun önce sigara kullandığını anlattı.
''SİGARAYA BAŞLAMA YAŞI 10'A KADAR DÜŞTÜ''
Türkiye'de 30 milyon kişinin sigara içtiğine, her yıl 11-19 yaşları arasında 600 bin çocuk ve gencin sigaraya başladığına işaret eden Güngör, sigarayla tanışma yaşının 10'a kadar düştüğünü, bu acı gerçek karşısında ilköğretim okulları hedef kitle yapılarak seferberlik başlatılması gerektiğini vurguladı.
Sigara tiryakiliği kadar pasif içiciliğin de sağlık açısından son derece zararlı olduğunu dile getiren Güngör, şöyle konuştu:
''Araştırmalarımıza göre ülkemizde her yıl 4 bin civarında kişi, eşinin sigara içmesi nedeniyle pasif içicilik sonucu hayatını kaybediyor. Yine her yıl yaklaşık 4 bin 500 çalışan, mesai arkadaşlarının sigara tiryakiliği nedeniyle ölüyor. Bunlar dehşet verici gerçeklerdir. Babamız, annemiz de olsa kimsenin bizim soluyacağımız havamızı zehirle kirletmeye hakkı yoktur.''
Güngör, sigara bağımlılığının eroin, esrar ve kokain gibi zehirli madde bağımlılıklarından hiçbir farkı olmadığını dile getirerek hepsinin öldürücü olduğunu sözlerine ekledi.
Yazar:
Manitu
Zamanı:
18:35
0
yorumlama
26 Temmuz 2007 Perşembe
Sigara Erken Menopoz Nedeni
Sigara erken menopoza yol açıyor
New York (AA)- Sigara içen kadınların 45 yaştan önce menopoza girme ihtimalinin yüksek olduğu bildirildi. Oslo Üniversitesinden Dr. Thea F. Mikkelsen ve ekibinin 59-60 yaş arasındaki 2,123 kadın arasında yaptığı araştırmada, sigara içenlerin erken menopoza girme olasılığının içmeyenlere oranla yüzde 59 daha fazla olduğu belirlendi.
Araştırmacılar, aşırı sigara içenlerin erken menopoz riskininse içmeyenlerin iki katı olduğunu söylediler. Sigara tiryakisi olmakla birlikte menopozdan en az 10 yıl önce bırakmış olanlardaysa 45 yaştan önce menopoza girme riskinin içmeye devam edenlere göre yüzde 87 daha az olduğu belirlendi. Mikkelsen ve ekibinin Public Health dergisinde yayınlanan araştırmasında, "Bir kadın ne kadar erken sigarayı bırakırsa erken menopoza karşı o kadar korunacağını" belirttiler.
Bu arada, evli kadınlara oranla dulların erken menopoz riskiyle daha fazla karşı karşıya oldukları belirtildi. Araştırmacılar, kahve ve alkol tüketimiyle erken menopoz arasındaysa bir bağlantı tespit edemediler.
Yazar:
Manitu
Zamanı:
08:58
0
yorumlama
22 Temmuz 2007 Pazar
Sigara 2015'te 6.4 Milyon Can Alacak
Sigara sigara sigara....
Sigara 2015'te 6,4 milyon can alacak Tütünün sebep olduğu hastalıklardan 2015'te 6,4 milyon kişinin öleceği tahmin ediliyor.
CENEVRE - Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) araştırmasına göre, 2015'te sigara yüzünden ölenlerin sayısının HIV/AIDS'ten ölenlerin sayısından yüzde 50 daha fazla olması bekleniyor.
Dünyadaki ölümlerin yüzde 10'unun sigara kaynaklı olacağı belirtildi.
Sigaranın yol açtığı hastalıklardan halen yılda 5,4 milyon kişi ölüyor. 2030'da ise sigara sebebiyle ölümlerin 8,3 milyon olması bekleniyor.
Araştırmada, halen yılda 2,9 milyon can alan AIDS yüzünden ölümlerin 2015'te yılda 4,3; 2030'da ise 6,5 milyona çıkacağı belirtildi.
WHO'nun araştırmasına göre, 2030'da ise çocukluk hastalıklarından kurtularak yaşayanların sayısı artacak, ancak kanser, kalp-damar hastalıkları ve şeker hastalığı gibi kronik hastalıklarından ölüm oranı yüzde 70'e çıkacak.
Araştırmaya göre, AIDS hariç, sıtma, verem ve solunum yolu enfeksiyonları gibi hastalıklarda zamanla azalma olacak.
Sigara Organlarımıza Nasıl Etki Eder?
İltihap Sigara içindeki yabancı maddeler dokularda irritasyon ve hasar oluşturur. Buna karşı savunma amacıyla kandan çakilen hücreler iltihap alanına toplanır.
Kanser Sigara içindeki kanserojenlerin en yoğun ve uzun etki ettikleri organlar başta olmak üzere tüm kanserlerin oluşma riski yükselir.
(Kanser: Anormal hücre çoğalması)
Damar Çeperinde Kırılma ve TıkanmaDamarların zamanla daralması ile tüm dokulara gelen kan ve oksijen miktarı azalır. Dokunun beslenememesi sonucunda zamanla hasar ve çürüme gelişir.
Sigaranın Vücutta izlediği yol
* Ağız ve burun
* Nefes borusu
* Yemek borusu
* Mide(Tükürükle)
* Hava yolları (Bronşlar)
* Akciğerle (Hava kesecikleri)(Burada kılcal damarlardan kana emilir)
* Sağ kalbe gelir ve sol kalpten tüm vücuda pompalanır.
* Damar sistemiyle tüm vücudu dolaşır.
Sigaranın zararları dudaktan itibaren başlıyor
Her yıl dünyada 3 milyon dolayında kişi sigaraya bağlı rahatsızlıklardan dolayı ölüyor. Bu da her 10 saniyede 1 kişinin sigaraya kurban gitmesi anlamına geliyor. İçilen her sigara ömürden 5.5 dakika çalıyor. Normal içicilerin yanı sıra dudak tiryakilerinin de büyük risk altında olduğunu vurgulayan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, sigaranın zararları konusunda şunları söyledi: "Sigaranın zararları konusunda bilgi sahibi olan bazı içiciler, kendilerini rahatlatmak için çareler ararlar. Yalnızca dudak tiryakisi olduklarını ve dumanı içlerine çekmediklerini söyleyen bu içiciler, bundan dolayı sigaranın kendilerine zarar vermeyeceğine inanmak isterler. Doğru olmayan bu inanış, yanlımca bir avuntudan ibarettir. Sigarayı azaltmak ya da dumanını içe çekmemek, sigaranın zararlarından korunmak için yeterli değildir." Özlü, çok uzun aralıklarla dahi olsa içilen her sigaranın insan sağlığı üzerinde büyük olumsuz etkiler yarattığının yapılan çalışmalar sonucunda kanıtlandığını ifade ederek, "Yapılan araştırmalar, günde 3 sigara içiminin bile kalp krizi veya herhangi bir şekilde ölüm riskini ikiye katladığını göstermiştir. Günde 10 veya daha fazla sigarayı dumanını içine çekmeden içenlerde, içmeyenlere oranla kalp krizi riski 1 kat artmaktadır" diye konuştu.
Sigaranın zararlarının, dumanın akciğere ulaşmasından sonra değil, dudaktan itibaren başladığına işaret eden Özlü, şöyle devam etti: "Dudak, dil, yanak, yutak, gırtlak kanserleri, diş eti hastalıkları, farenjit, sinüzit, bademcik ve orta kulak iltihabı gibi üst solunum yoluyla ilgili hastalıklar, katarakt gibi patojenlerin gelişmesi için dumanın akciğerlere çekilmesi gerekmemektedir. Hatta, sigarasını yakmayıp sadece dudaklarının arasında tutanlar veya tütün çiğneyenlerde bile dudak ve ağız içi kanserleri görülmektedir. Bu bakımdan sigara kullanan hiçkimse güvende değildir. Zararsız bir sigara içme biçimi bulunmamaktadır."
Yazar:
Manitu
Zamanı:
11:00
0
yorumlama
İlgili Başlıklar: duyarlılık, sağlık, sigara, toplumsal, türkiye, yardım