engelliler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
engelliler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Eylül 2007 Çarşamba

Ozurlu Ogrencilere Burs

Ozurlu Ogrencilere Burs


Özürlüler Vakfı tarafından %40 ve üzerinde özrü bulunan

arkadaşlara üniversite öğrenimi için burs verilecektir.

Lütfen bu mesajı ne kadar çok kişiye ulaşabilirsek o kadar

iyi olur.

Burs almak isteyen arkadaşlar

1- http://www.ozurlulervakfi.org.tr adresindeki burs talep formunu

doldurarak,

2- ahmet@ozurlulervafi.org.tr aderesaine mail atarak,

3- 0212 263 88 28 ( dahili 13 ) telefonu arayarak,

4- 0212 263 65 64 fax çekerek başvuruda bulunabilirler.



Ayrıca iş arayan özürlü arkadaşlar cv'lerini yukarıda belitilen adres ve

fax ile ulaştırabilirler.



Ayrıca özürlü işçi arayan yada burs vermek isteyen arkadaşlarda vakfımız

ile temasa geçebilirler.



Saygılarımla



Ahmet Bağbekleyen

Özürlüler Vakfı Sosyal Projeler Sorumlusu

18 Ağustos 2007 Cumartesi

Hayattaki Secenekler - Shay'in Hikayesi

HAYATTAKI SECENEKLER

Sevgili Dostlar,

Secenekler

Ne yapardiniz?....karari siz verin. Komik bir cumle beklemeyin, cunku yok.
Yine de okuyun. Sorum su: Ayni karari siz verir miydiniz?

Okuma ve ogrenme zorlugu ceken cocuklara ozel egitim veren bir okul icin
bagis toplama yemeginde, cocuklardan birisinin babasi katilimcilar
tarafindan asla unutulmayacak bir konusma yapti. Okula ve kendini adamis
ogretmenleri kutladiktan sonra soyle bir soru sordu: 'Disardaki etkenler
tarafindan etkilenmedikce doga herseyi mukemmel bir sekil ve sirada
yapiyor. Ama yine de oglum Shay, diger cocuklarin ogrendikleri gibi
ogrenemiyor. Diger cocuklarin anlayabildikleri gibi anlayamiyor. Oglumda
dogal olmasi gerekenler seyler nerede?'

Bu soru karsisinda dinleyiciler sessiz kaldilar.

Baba devam etti. 'Ben inaniyorum ki, dunyaya fiziksel ve zeka engelli Shay
gibi bir cocuk geldiginde, gercek insan dogasi kendini gosterme firsatini
buluyor ve bu da insanlarin o cocuga davranis sekillerinde kendini
gosteriyor.'

Ve sonra asagidaki hikayeyi anlatmaya basladi:

Shay ve babasi bir gun parkta Shayin tanidigi birkac cocugun baseball
oynadiklarini gorduler. Shay sordu, 'Acaba oynamama izin verirler mi?'
Shay'in babasi cogu cocugun Shay gibi bir cocugun takimlarinda oynamasini
istemeyeceklerini ama ayni zamanda eger ogluna izin verirlerse oglunun o
cok ihtiyacini duydugu, engellerine ragmen baskalari tarafindan kabul
edilmenin ozguveni ve sahiplenme duygusunu verecegini de biliyordu.
Shay'in babasi cocuklardan birinin yanina yaklasti ve (fazla birsey
beklemeyerek) Shay in oynayip oynayamayacagini sordu. Cocuk soyle
danisabilecegi birilerine bakti ve sonra 'Su anda 6 sayi gerideyiz ve oyun
sekizinci turunda. Herhalde takima girebilir ben de onu dokuzuncu turda
vurucu olarak sokmaya calisirim' dedi.

Shay buyuk bir gayretle takimin yanina gitti ve yuzunde kocaman bir
gulumseme ile takim t-shirtini giydi. Babasi gozunde yas, kalbi sicak
duygularla dolu onu izledi. Cocuklar oglunun kabul edilmesinden dolayi
babanin mutlulugunu gorduler. Sekizinci turun sonunda Shay'in takimi birkac
puan kazandi ama hala 3 sayi gerideydi. Dokuzuncu turun basinda Shay
eldiveni eline gecirdi ve sag acik sahaya cikti. Ona dogru hic top isabet
etmemesine ragmen oyunda olmaktan son derece mutluydu ve babasi ona
tribunlerden el salladigini gordugunde yuzunde kocaman bir gulumseme vardi.
Dokuzuncu turun sonunda Shay'in takimi yine puan kazan di. Simdi butun
kaleler doluydu, oyunu kazanma sansi ortaya cikmisti ve topa vurma sirasi
Shay'e gelmisti.

Bu noktada Shay'in vurucu olmasina izin vererek oyunu kaybetme riskini mi
almaliydilar? Sasirtici bir hamleyle Shay'e sopayi verdiler. Herkes topa
isabet ettirme sansinin sifir oldugunu biliyorlardi cunku birakin topa
vurmayi Shay sopayi bile elinde tutmasini bilmiyordu.

Ama Shay sahaya ciktiginda top atici, diger takimin kazanma sanslarini bir
kenara birakarak Shay'e bu firsati tanidiklarini gorunce birkac adim one
giderek yumusak bir sekilde topu Shay'e dogru firlatti. Ilk topa Shay
zorlukla sopayi savurdu ama iskaladi. Atici tekrar birkac adim one dogru
geldi ve topu yine yumusak bir sekilde Shay'e dogru atti. Shay sopayi
savurdu ve hafifce topa dokunarak yere aticiya dogru vurdu.

Oyun simdi bitecekti. Atici topu yerden aldi ve ilk kalede ki adamina
kolaylikla atabilecek ve Shay'i sobeleyerek oyunu bitirebilecekti.

Ama atici topu aldi ve ilk kaledeki adaminin basinin uzerinden diger takim
arkadaslarinin erisemeyecegi yere firlatti.
Tribunlerdeki herkes ve iki takimda bagirmaya basladilar, 'Shay, ilk kaleye
kos, ilk kaleye kos!' Shay hayatinda hic bu kadar uzaga kosmamisti ama ilk
kaleye gidebildi. Saskinliktan buyumus gozleriyle yere coktu.

Herkes bagirmaya devam etti, 'Ikinci kaleye kos, ikinci kaleye kos' Nefes
nefese Shay zorlukla ikinci kaleye kosabildi. Shay ikinci kaleye geldigi
sirada acik sahada diger takimdan biri topu almisti ... takimin en kucugu
olan bu cocuk kahraman olma sansini elinde tutuyordu. Topu ikinci kaledeki
adamina atabilirdi ama top aticisinin niyetini anladigindan o da kasitli
olarak topu ucuncu kaledeki arkadasinin basinin uzerinden atti.

Herkes bagiriyo rdu, 'Shay, Shay, Shay, butun yolu kos Shay'

Karsi takimdan birinin yardim ederek onu ucuncu kaleye dogru dondurmesiyle
Shay ucuncu kaleye kosabildi, 'Ucuncuye kos! Shay, ucuncuye kos!'

Shay ucuncuye gelirken diger takimdaki cocuklar ve seyirciler ayaga
kalkmislardi ve bagiriyorlardi, 'Shay, hepsini kos! Hepsini kos!' Shay
hepsini kostu ve oyunu takimi icin kazanan bir kahraman olarak herkes
tarafindan alkislandi.

'O gun', dedi babasi, gozlerinden yaslar asagiya dogru suzulerek,
'iki takimdaki cocuklar da dunyaya bir parca sevgi ve insanlik getirmeyi
basardilar'.

Shay bir sonraki yaza yetisemedi. O kis oldu. Bir kahraman oldugunu ve
babasini mutlu ettigini, ve eve geldiginde annesinin de gozyaslari icinde
onu kucakladigini asla unutmadi.

Son NOKTA: E-mail ile hic dusunmeden binlerce fikra yolluyoruz, ama
hayattaki seciml er konusunda mesaj oldugunda insanlar tereddut ediyorlar.

Bunu size yollayan kisi hepimizin bir farklilik yaratabilecegimiz inancini
tasiyor. Hepimizin her gun binlerce firsati olabiliyor 'dogal olan seyleri'
gerceklestirmek icin.

Bilgin bir adam bir zamanlar demiski: her toplum, kendilerinden daha az
sansli olanlara nasil davrandigiyla degerlendirilir.

Simdi iki seceneginiz var:
1. Delete
2. Forward

Gununuz bir Shay gunu olsun!

1 Ağustos 2007 Çarşamba

Oktay'i Yasatalim Kampanyasi'na Destek Olun!

Oktay' ın annesi Süheyla Hanım' ın kaleminden;


Kastamonun Bozkurt kütüğüne kayıtlı Süheyla ve Ahmet Akdeniz ailesi.

30.07.1985 Tarihinde Üsküdar Zeynep Kamil Hastanesinde gayet sağlıklı bir erkek çocuğumuz dünyaya geldi. Dünyalar bizim olmuştu. Üç tane kız çocuğundan sonra Allah bize birde erkek evlat vermişti. Şükür ediyorduk ve çok mutluyduk. Nasıl bilebilirdik ki sevincimizin çok kısa süreceğini, üzerimize kabus gibi simsiyah kapkara bulutların saracağını, yavrumuzun hayatının kararacağını, geleceğinin umutlarının sona erdiğini, yıllarca acılarla boğuşacağımızı.

Evet, 15 ay geçmişti ve Oktay' ın kasık fıtığı teşhisiyle yatırıldığı hastanede bizim için o kabus dolu günler başlamıştı. (Çok kıymetli, saygıdeğer, mesleğini verdikleri yemine bağlı olarak yapan, işinin sorumluluğunu bilincinde olan eli öpülesi değerli doktarları tenzii ediyorum.) Benim yavrum, dikkatsiz, sorumsuz, mesleğini sevmeyen, önem vermeyen içinde Allah korkusu olmayan doktorların elinde (adı bizde saklı) eline düşmüştü besbelli.

Ameliyata başlamadan (fazla narkozdan) kalbi durmuş yavrumuzun. Beyin hücreleri tamamen ölmüş. Bir müddet sonra çalıştırılan kalp sonucu yavrumuzu 3 ay boyunca bitkisel hayatta kalmasına sebep olmuşlardır. Reanimasyon servisinde ölümle yaşam arasındaki o düz çizgide geçen 3 ay sonunda yavrumuzu taburcu ettiklerinde Oktay' ın bütün vücudu felç olmuş gören gözler görmez olmuştu. Bilince yerinde değil ve devamlı epilepsi geçiren beyin bütün fonksiyonlarını yitirmiş bir külçe halinde bize teslim ettiler. Yavrumuzun hayatı, geleceği, umutları, hayalleri, idealleri diye bir şey yoktu artık.

Ve bizim hayatla savaşımız o gün başlamıştı. Önümüzde çok işimiz vardı. Aşılacak dağlar, verilecek mücadeleler, engeller. O zaman anladık ki biz imkansızı başarmalıyız, güçlü olmalıyız, bütün engellerin üstesinden gelmeliyiz diyerek Allah' ın izniyle, bize verdiği güçle, mücadelemize kanımızın son damlasına kadar, yavrumuz için maddi, manevi ne yapılması gerekiyorsa yapmaya başlamıştık artık.

Eğitimler, fizyoterapiler yıllarımızı aldı ama evet savaşı kazanıyorduk artık. En önemlisi yavrumuz ağızdan beslenmeye başladı. Sırt üstü yattığı yerden dönebiliyordu. Agucuklarla başlayan konuşmasında ağzından heceler ve kelimeler almaya başlamıştık. 8 yaşında adım atabiliyordu ve biz Oktay' la bir bütündük artık, o bizim her şeyimiz, canımız, yaşama sevincimiz, en değerli hazinemizdi. Çünkü onu yeniden hayata kazandırmıştık. Allah onu bize bağışlamıştı.

Oktay o kadar tatlı bir çocuk ki, görüpte sevmeyecek birini düşünemiyorum. Saygılı, sevecen, fedakar, paylaşmayı seven, sohbet etmeyi çok seven, fanatik bir Fenerbahçe' li. En büyük arzusu Fenerbahçe' li futbolcularla tanışmak, Fenerbahçe maçlarını stattan izlemek. (Gözleri görmüyor ama Fenerbahçe deyince göz bebekleri başka parlıyor.) Fenerbahçe marşlarını dinlemek en büyük zevklerinden biri.

İşte hayatımız böyle devam ederken bizi daha ciddi boyutta yaralayan, yıllarımızı verdiğimiz bu kadar emeğimizin boşa gideceği (yavrumuzu tam kazandık derken) önümüze çıkan bu sorunla hayatımız yeniden karardı. Artık bu bizim gücümüzü aşıyordu. Çünkü işin maddi boyutu çok yüksekti. Biz bitmiştik artık.

Evet, işte sözün bittiği yerdeyiz. Çaresiz, umutsuz, kimsesiz, OKTAY 'ın Annesi Süheyla ...

Oktay Ameliyat Olmazsa;

"S" şeklini alan omurga kemiği ciğerlere ve kalbe basınç yapmakta, kaburga kemikleri arasında sıkışan bu organlar işlevini yapmakta aşırı derecede zorlanmaktadır. Bu durum Oktay' a dayanılmaz ağrı ve acılara sebep olduğu gibi solunum yetmezliğinden Oktay' ı aniden kaybetme korkusu ile karşı karşıyayız. Yavrumuzu, canımızı yitirmek istemiyoruz. Ne yazık ki doktoru Oktay' a çok kısa bir ömür biçti ...

5 Temmuz 2007 Perşembe

Kamp İçin Altınlarını Satışa Çıkaracaklar

Burası Türkiye..! Sizlere yorumsuz bir alıntı.. Bu nasıl iştir. trilyonlar seçim masraflarına gidiyor. Bayrak, bez, baskı, afiş derken paranın gözünün yaşına bakmıyorlar. İnsanlarımız ise açlıktan ya da ilgisizlikten kendi başının çaresine bakmaya çalışıyor. Görme özürlüler örneğinde ise "bu insanlar kendi cepleri için değil spor yapabilmek için altınlarını satıyorlar" gerçeği görülmeli.

Görme Engelliler Halter Milli Takımı oyuncuları, biriktirdikleri altınlarını satıp Dünya Oyunları için kamp yapmaya hazırlanıyor.


GÖRME Engelliler Halter Milli Takımı, 24 Temmuz'da Brezilya'da yapılacak Dünya Oyunları'na katılmak için sponsor arıyor. İlk kamplarını federasyonun imkânlarıyla İncek'te yaptığını belirten Halter Milli Takım Antrenörü Alper Olcayto, ödenek olmadığı için ikinci kampı yapamadıklarını, eğer sponsor bulamazlarsa milli haltercilerin Brezilya'ya hazırlıksız gitmek zorunda kalacaklarını söyledi.KAMP için sponsora ihtiyaçları olduğunu ifade eden Olcayto, "Bu kampı yapabilirsek çok daha iyi derecelerle döneceğiz. İhtiyacımız olan para sadece 25 bin YTL. Sponsor bulamazsak kız sporcularımız altınlarını, ben de arabamı satıp bu kampı yapacağız. Bir sporcu biriktirdiği 3 bin YTL'yi teklif etti. Meslek hayatımda böyle bir şey görmedim" dedi.

Milliyet