mevzuat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mevzuat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ağustos 2008 Perşembe

‘Binmeyeni işten atıyorlar’ iddiasıSERHAT OĞUZ, GÖKHAN KARAKAŞ İstanbul
Tuzla’da kum torbasıyla yapılması gerekirken 19 işçiyle yapılan ve 3 işçinin ölümüyle sonuçlanan filika testiyle ilgili olarak konuşan bir işçi, ‘Filikaya binmek istemeyenler başka şeyler bahane edilerek işten çıkarılıyor’ diye konuştu.

Tuzla’da 3 işçinin ölümü 16 işçinin de yaralanmasıyla sonuçlanan filika (free fall) kazasıyla ilgili olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı soruşturma başlattı. Limter İş Sendikası, kum torbasıyla yapılması gereken testin eğitimsiz 19 işçiyle yapılmasını cinayet olarak değerlendirirken, teste katılmayanların işten atıldığını belirten ve ismini vermek istemeyen M.Y ise “Başka bir tersanede çalışıyorum. Bu tür testlerde insanlar içine bindirilip testler yapılıyor. Binmek istemeyenler başka şeyler bahane edilerek işten çıkartılıyor. Bu şekilde daha önce bir iki arkadaşımızın çıkarılışına şahit oldum” dedi. Yakınları konuşmadıİki gün işi durdurulan GİSAN Tersanesi’nde bakanlıktan bir heyet dün inceleme başlattı. Tuzla Devlet Hastanesi morgunda bulunan Ramazan Ergün (34), Ramazan Çetinkaya (36) ve Emrah Varoğlu’nun (22) yakınları kazayla ilgili konuşmaktan kaçındılar. Cenaze sahibi her ailenin yanında bir firma yetkilisinin olması dikkat çekti. Ergün’ün kaynakçı, Varoğlu’nun boyacı, Çetinkaya’nın ise 2 yıllık işçi olduğu, günlük 40 - 60 YTL arasında yevmiye aldıkları öğrenildi. Tersanelerde 10 yıldan beri kaynakçı olarak çalışan 4 çocuk babası Ergün’ün, kazalar nedeniyle tedirginlik duyarak bir çikolata fabrikasına geçtiği, ancak ücretinin az olması nedeniyle tekrar tersaneye döndüğü belirtildi. İşverenin sürekli işe girişini yenileyerek primini asgari düzeyden yatırmasından rahatsız olan Ergün, düzenli bir iş hayali kuruyordu. Varoğlu ise, tersaneye, aynı yerden emekli olan yakınlarının ısrarı üzerine girmiş. Açıköğretim Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde okuyan Varoğlu, Samsun’da, Çetinkaya, Zonguldak Ereğli’de toprağa verilecek. Ergün, Esenyalı Mezarlığı’nda toprağa verildi.Sendika: CinayetLimter İş Genel Başkanı Cem Dinç, filika testlerinin kum torbaları ya da diğer teknolojik donanımlarla yapılması gerektiğini ancak Tuzla’da bu kurala uyulmadığını öne sürdü. Dinç, olayla ilgili kamu davası açılacağını, ancak diğer kazalarda olduğu gibi taşeron firmaya 2 yıl hapis cezası çıkacağını, bunun 15-20 bin YTL para cezasına çevrileceğini ve ana firmanın sorumlu tutulmayacağını söyledi. Bu arada, Dok Gemi-İş Sendikası Genel Başkanı Necip Nalbantoğlu tersanede incelemelerde bulundu. “Ne yapılacaksa en ağır şekilde yapılması lazım” diyen Nalbantoğlu şunları söyledi: “Filikanın içine bu insanları kimin koyduğunun sorulması gerek. Elbette 19 kişiye deneme yapması için emir veren kişi birinci derecede sorumludur. İşçiler beni tanımasına rağmen sorularıma cevap verilmiyor. Soru sorduğum işçiler kaçıyor.”

Test için 2 işçi yeterliTMMOB Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı İlter Çelik yaptığı açıklamada, “GİSAN Tersanesi’nde inşası tamamlanan 12 bin 500 tonluk Panama bandıralı tanker, denetimlerden sorumlu olan ve Fransız loydu olarak bilinen Bureau Veritas firmasınca test edilmekteydi. Bu testlerden biri olan kurtarma filikasının serbest düşme testinde, filikanın düzeneğindeki bir hata nedeniyle gemiye çarpması ve kontrolsüz düşmesi sonucu camları patladı, içine su doldu. İçinde test amaçlı ağırlık kullanılmak üzere emniyet kemerleri bağlı halde oturan 19 işçiden 3’ü öldü, 16’sı yaralandı. Ağırlık testinin kum torbasına bağlı simülasyon düzenekli araçlarla yapılması gerekirken, insanların kum torbası olarak kullanılmaları, ülkemizde insan hayatının ne kadar değersizleştirildiğini bir kez daha gözler önüne sermekte” dedi.Gemi Mühendisleri Odası Genel Başkanı Tansel Timur da, free fall için ilk testin üretim sırasında yapıldığını ve bağımsız kuruluşlarca denetlenerek tersanelere gönderildiğini söyledi. Timur, gemilerde yapılan testte insan bulunmasının şart olduğunu belirterek, şöyle konuştu:“Acil durumda filikayı harekete geçirecek mekanizmayı kullanacak personelin de içeride olması lazım. Ama bunun için en fazla 2 kişi yeterli olur, diğer bölümlere kum torbası konabilirdi. Uluslararası Denizcilik Örgütü bu konuda eğitimli personel kullanılmasını tavsiye ediliyor. Ben olsam bu kadar kazanın olduğu Tuzla’da bu tavsiyeyi kural olarak dikkate alırdım. İşçilerin yüzme bilmemesi kuvvetle muhtemel. Filikanın denize düştüğünde ters dönmemesi ve camının kırılmaması lazım. Ya üretimde bir hata var ya da filika indirilirken bir hata yapılmış.”4 aşamalı test yapılıyorTürk Loydu Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa İnsel, “Filikalara, yangın, ters dönme ve düzelme, düşme ve serbest düşme olmak üzere 4 aşamalı test yapılıyor. En son yapılan düşme testinin ilkinde boş, ikincisinde eğitime tabii tutulmuş 2 uzman gemi personeli kullanılıyor. Kalan bölümünde kum torbası kullanılabiliyor” diye konuştu.

TBMM TUZLA KOMİSYONU’NDAN TEPKİ Akılla açıklamak mümkün değilTuzla’daki filika kazası TBMM’de tepkiyle karşılandı. Tuzla Komisyonu’nun üyeleri şu değerlendirmelerde bulundu:Mehmet Domaç (Tuzla Komisyonu Başkanı, AKP İstanbul Milletvekili): Bu normalde bir iş kazası değil. İş kazası olabilmesi için bir iş yapmak gerekiyor. Burada kazaya uğrayanlar, ölenler bir iş yapmıyorlar. Dolayısıyla bu insanlar boşu boşuna ölmüştür. Bu insanlar akılsızlıktan, akıl dışı davranmaktan, ihmalden, tedbirsizlikten öldü. Bunu akılla anlatmak mümkün değil. O kadar çok hata var ki, düzeltilmesi mümkün değil. Müdahalemize gerek yok, hukuk işliyor. Burada bu denemeyi yaptıran hangi kuruluşsa yetkilisinin cezalandırılması lazım. Yoksa gemi kaptanının bu konuda cezaya uğraması gerekiyor. Hangi kuruluş böyle bir tekneyi 19 insanla dener? Böyle bir şey olmaz. Çetin Soysal (CHP İstanbul): Biz baştan beri ‘ilkel koşullarda yaşam biçimi var’ dedik. Bu önlenebilir ölümlerin bir tanesine daha tanık olduk. Kum torbası yerine insanların nasıl konulduğunu ibretle gördük. Bunları görmek için tebdil-i kıyafete gerek yok. Çalışma Bakanı da Başbakan da raporlarımızı okumaları halinde bile orada çözümlerin olduğunu görürler. Tebdil-i kıyafet yapıp da oradaki sorunları çözemeyen bakanın bir dakika bile kalmadan istifa etmesi lazım. Mithat Melen (MHP İstanbul): Raporumuzda belirttiğimiz gibi mesele sadece bir Tuzla meselesi değil, Türkiye’nin sorunları meselesi. Bugün Nişantaşı’nda bile adamın elinde koca kazma var, inşaatın 8. katında ne emniyet ipi var, ne kafasında kaskı var. İşimiz o kadar çok ki. MANSUR ÇELİK Ankara

İşte ilk inceleme sonucuGemi Mühendisleri Odası İş Güvenliği Komisyonu Üyesi Bülent Çağlar’ın kaza yapan filika ve gemide yaptığı inceleme sonuçları basına açıklandı. Ön inceleme sonucu, geminin rampa bölümünün, projeye uygun yapılmadığı ve filikanın ilk testinde de insanların kullanıldığı ortaya çıktı. Hatalar sıralandıGemi Mühendisleri Odası Genel Sekreteri Erdal Kılıç, “Filikanın bulunduğu rampada yaptığımız incelemede, Vardevela’nın (güverteyi çevreleyen korkuluk) projeye uygun yapılmadığı ve içeri dönük olması gerekirken düz yapıldığını belirledik. Filika, Mapa’ya çarpmışİkinci hata ise filikanın bağlı olduğu Mapa’nın (filika kancasının bağlandığı halka) 8 cm daha uzun olduğunu belirledik. Bu tespitlere göre, gemiden fırlatılan filika, hareket ettikten sonra Mapa’ya çarpmış, akabinde Vardevela’ya çarparak havada takla atmış. Suya ters düşen filikanın, camlarından önce tavan ve yan kupaları kırılmış” dedi.

27 Nisan 2008 Pazar

Kimlik numarası artık mecburi...

Kimlik numarası artık mecburi...


2 yıl önce yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası uygulamasının salı gününden itibaren zorunlu hale geliyor. 29 Nisan 2008 tarihinden itibaren hiçbir kamu kurumu kimlik numarası olmadan işlem yapmayacak.

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nden ilgili tüm kurum ve valiliklere gönderilen genelgede, Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi (MERNİS) projesi kapsamında, kurum kayıtları arasındaki bilgi alışverişini sağlamak ve kamu hizmetlerinin sunulmasında kişiyi tek bir numaradan tanımlamak üzere TC Kimlik Numarası uygulamasına başlandığı ve her bireye bu numara verildiği hatırlatılarak şöyle denilmişti:
“21 Ekim 2006 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Başbakanlığın 2006/33 nolu genelgesinde de (kişilerin adına düzenlenecek olan her türlü form, beyanname, kimlik kartı, vergi kimlik kartı, sürücü belgesi, pasaport gibi bütün tanıtıcı belgelerde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasına yer verilir. Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası kurumlar ile diğer gerçek ve tüzel kişilerin her türlü işlem ve kayıtlarında esas alınır) hükmü bulunmaktadır.

2 yıl boyunca verilen uyum sürecinin tamamlanması ile beraber salı gününden itibaren artık TC Kimlik Numarası artık her türlü belge ve işlemlerde TC Kimlik Numarası’nın kullanılması bir zorunluluk olacak.

ANKA

18 Ocak 2008 Cuma

Askerlik Teciline Yeni Duzenleme

Askerlik teciline yeni düzenleme
Lisans eğitimini tamamlayanlar 2 yıl, yüksek lisans eğitimini tamamlayanlar ise 1 yıl askerliğini tecil ettirebilecek.

NTV-MSNBC VE AJANSLAR
Güncelleme: 22:31 TSİ 20 Kasım 2007 Salı


ANKARA - TBMM Genel Kurulu’nda, Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun tasarısı kabul edildi. Yasaya göre, 4 yıl veya daha uzun süreli yükseköğretim kurumlarından veya bunların dengi olduğu kabul edilen okullardan mezun olan yükümlülerin askere sevkleri, istekleri halinde mezuniyet tarihinden itibaren 2 yıla kadar, yüksek lisans eğitimini tamamlayan yükümlülerin askere sevkleri ise 1 yıla kadar ertelenecek.


Yurt dışındaki öğrenim kurumlarından mezun olanlara, talepleri halinde, denklik işlemlerini tamamlayabilmeleri için ayrıca 1 yılı geçmemek üzere sevk erteleme hakkı tanınacak.

İZİN
Askerlik hizmetinin gerektirdiği görev ve yükümlülükleri yerine getirme konusunda gayret ve çalışmaları sonucu emsalleri arasında üstün başarı gösteren erbaş ve erlerden, muvazzaf askerlik hizmetleri boyunca, disiplin amiri, disiplin mahkemesi veya askeri mahkemelerden herhangi bir ceza almamış olanlara, asgari Tugay Komutanlarının onayı ile 7 güne kadar ilave izin verilecek.

İlave izinlerin usul ve esasları Genelkurmay Başkanlığı’nca belirlenecek.

Radyoaktif ışınla çalışan erbaş ve erlere, radyoaktif ışınla yaptıkları 1 yıl hizmete karşılık 30 gün sıhhi izin verilecek. Bu hizmetin 1 yıldan az ya da çok olması durumunda verilecek izin süresi, 30 günlük izin süresine orantılı olarak belirlenecek.

Kendini askerliğe elverişsiz hale getirmeye teşebbüs eden personelin, bu fiilleri dolayısıyla yatarak gördüğü tedaviler veya istirahate ya da hava değişiminde geçirdikleri süreler askerlik hizmetinden sayılmayacak.

PROFESYONEL ORDU
Yasanın görüşmeleri sırasında görüşlerin açıklayan Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, profesyonel orduya geçişle ilgili 8 yıl önce bir kanun çıkartıldığını, bununla ilgili kadrolar açıldığını belirtti. Gönül, “Bu kadroların bir kısmı dolu, bir kısmı boştur. Bu boş olan kadroların yeniden atamalar yapılmaktadır. Bu atamalar tamamlandığı zaman sayı 40 bin civarında olacaktır. Böylece profesyonel orduya geçişte önemli bir adım atılmış olacaktır” dedi.

13 Ocak 2008 Pazar

Yeni Yasa ile Neler Geliyor...?

Yeni yasa neler getiriyor?



Kat Mülkiyeti Kanunu tasarısı Meclis Genel Kurul’unda muhalefet partilerinin de desteğiyle Kabul edildi.

Genel Kurul’da tasarıya eklenen Geçici 3. Madde ile toplu yapılarda yeni düzenlemeler için geçiş süreci getirildi. Buna göre, toplu yapılara ait yönetim planları yasanın yürürlük tarihinden itibaren en geç altı ay içinde yasa hükümlerine uyarlanacak. Yönetim planında bu yönde değişiklik yapılması için mevcut kat malikleri kurulunun salt çoğunluğu yeterli olacak. Mevcut toplu yapı yönetimleri geçici yönetim olarak görevlerini sürdürecek. Üç ay içinde yeni yönetim seçimleri yapılacak.

DEPREME KARŞI
Kabul edilen tasarıya göre, muhtemel afetler ve özellikle depreme karşı yapının güçlendirilmesi için yapılacak harcamalar, Ana gayrimenkulün genel giderlerine ilâve edilecek. Bu gider ve avans payının tamamını ödemeyen kat maliki, ödemede geciktiği günler için aylık yüzde 5 gecikme tazminatı ödeyecek.


ORTAK YERLER İÇİN ÇOĞUNLUK GEREKLİ
Kat malikleri, yapı güvenliğiyle ilgili teknik inceleme ve çalışmalar sırasında, kendilerine ait bölümlere girilmesine izin verecek. Ana gayrimenkullerin ortak yerlerinde yapılacak değişikliklerde, bütün kat maliklerinin yazılı rızası olmadıkça değişiklik yapılamayacağına ilişkin düzenleme kaldırılıyor. Bunun yerine, kat maliklerinden biri, diğer kat maliklerinin “beşte dördünün” yazılı rızası olmadıkça, Ana gayrimenkulün ortak yerlerinde inşaat, onarım ve tesis, değişik renkte dış badana veya boya yaptıramayacak. Ancak ortak yer ve tesislerdeki bir bozukluğun Ana yapıya veya bölümlere zarar verdiği ve acilen onarımının veya Ana yapının güçlendirilmesinin zorunlu olduğunun mahkemece tespit edilmesi halinde, kat maliklerinin rızası aranmayacak.

KİRİŞ VE KOLONLAR
Kat maliki, kendi bağımsız bölümünde Ana yapıya zarar verecek nitelikte onarım, tesis ve değişikliğe gidemeyecek.

Binalardaki, kiriş, kolon ve perde duvarlar gibi taşıyıcı sistemin parçaları, Ana gayrimenkulün ortak yerleri sayılacak. Ana yapının tamamını etkileyen sonuçlar doğurabilecek yerlerde, kat malikleri bağımsız hareket edemeyecek.


KAT MALİKİ HER ONARIMI YAPAMAYACAK
Yapılan düzenlemeyle, kat maliki, kendi bağımsız bölümünde Ana yapıya zarar verecek nitelikte onarım, tesis ve değişikliğe gidemeyecek.

Tavan, taban veya duvar ile bağımsız bölümlerin birbirine bağlantılı yerlerinde, bu bölüm maliklerinin ortak rızasıyla Ana yapıya zarar vermeyecek şekilde değişiklik yapılabilecek.

Henüz yapı yapılmamış veya yapısı tamamlanmamış bir arsa üzerinde kat irtifakının kurulması ve tapu siciline tescil edilmesi için, o arsanın malikinin veya bütün paydaşlarının, buna ait istemle proje ve yönetim planı ile Ana gayrimenkulün maliki veya bütün paydaşları tarafından imzalanmış noterden tasdikli listeyi, tapu idaresine vermesi gerekecek.


PARA CEZASI
Yapıları tamamlanmış olan kat irtifaklı binada, yapı kullanma izin belgesinin alındığı tarihten itibaren 1 yıl içinde kat mülkiyetine geçilmesi zorunlu olacak. Belirtilen süre içinde kat irtifak hakkı sahiplerinden birinin veya varsa yöneticinin yazılı uyarısına rağmen, kat mülkiyetinin kurulması için tapu idaresine verilmesi gereken belgelerden eksik olanları tamamlamaktan veya imzalanması gerekenleri imzalamaktan kaçınan kat irtifak hakkı sahipleri, her bağımsız bölüm için para cezası ödeyecek.


DEVİR SÜRECİ
Kat maliki hakkında, bağımsız bölümün mülkiyetinin “hükme en yakın tarihteki değeri” o kat malikine ödenerek, bu mülkiyetin diğer kat maliklerine arsa payları oranında devredilmesi için davanın açılması, aksi kararlaştırılmış olmadıkça diğer kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğuyla karar vermesine bağlı olacak.

Bu karara rağmen kat maliklerinden bir kısmı bu davayı açmak istemezse, davayı öteki kat malikleri açacak ve hakim, hüküm vermeden önce, devir bedelinin ileride hak sahibine ödenmek üzere davacılara uygun bir süre verecek.

Devir bedelinin süresi içinde yatırıldığına ilişkin belge ibraz edildiğinde ve davanın kabulü halinde hakim, davalının bağımsız bölümünün mülkiyetinin, davayı açmış olan kat maliklerine arsa payları oranında devredilmesine ve devir bedelinin işlemiş faiziyle davalıya ödenmesine karar verecek.

Kat irtifakı sahiplerinden biri, kendine düşen borçları, noter aracılığıyla yapılan ihtara rağmen, İhtar tarihinden başlayarak 2 ay içinde yerine getirmezse, hakim, onun arsa payının ve kat irtifakının, dava tarihindeki değeri karşılığında, öteki paydaşlara arsa payları oranında devrine karar verebilecek.


DAVA AÇMA ŞARTLARI
Kat malikleri kurulu kararlarına aykırı oy kullanan veya toplantıya katılmayanlar, Ana gayrimenkulün bulunduğu yerdeki sulh mahkemesine, kararın iptali için dava açabilecek.

Kat sahiplerinden birinin, kiracının veya başka bir sebebe dayanarak devamlı mülkiyetten faydalanan kişinin borç ve yükümlerini yerine getirmemesinden zarar gören kat maliki veya kat malikleri, sulh mahkemesine başvurarak, hakimin müdahalesini isteyebilecek.

Yöneticinin ad ve soyadı ile iş ve ev adresi, Ana gayrimenkulün kapısı yanına veya girişte görülecek bir yere asılacak. Bu yapılmazsa, yönetici veya yönetim kurulu üyelerinin her biri, ilgilinin başvurması üzerine, mahkemece para cezasına çarptırılabilecek.


TOPLU YAPILAR
Tasarıyla toplu yapılara ilişkin özel hükümlerde, toplu yapı kapsamındaki imar parsellerinin bitişik veya komşu olmaları gerekecek. Bu parseller arasında kalan ve imar planına göre yol, meydan, yeşil Alan, park, otopark gibi kamuya ayrılan yerler için bu şart aranmayacak.

Toplu yapı kapsamındaki her imar parseli, kat irtifakının veya kat mülkiyetinin tesisinde ayrı ayrı dikkate alınacak.

Ancak toplu yapı birden fazla imar parselini içeriyorsa, münferit parseller üzerinde toplu yapı hükümlerine tabi olacak şekilde kat mülkiyeti ilişkisi kurulamayacak. Yapılar tamamlandıkça, tamamlanan yapılara ilişkin kat irtifakları, kat mülkiyetine çevrilebilecek.


ORTAK YERLER
Park yeri, okul gibi toplu yapı kapsamında olup, bütünüyle bu kapsamdaki bağımsız bölümlerin ortak kullanma ve faydalanmasına tahsis edilmiş parsellerin malik hanesine; tahsis edildikleri toplu yapı kapsamındaki diğer parsellerin Ada, parsel, blok ve bağımsız bölüm numaraları gösterilerek tapu siciline kaydedilecek ve bu suretle tahsis edildikleri parsellerde bulunan bağımsız bölümlerin ortak yeri olacak.

Toplu yapılarda; yapıların konumları, ortak nitelikteki yerler ve tesisler, bunların kullanılış amaç ve şekilleri, toplu yapı kapsamındaki parsel veya parsellerin tamamını kapsayacak şekilde, bir bütün olarak ilgili makamlarca onaylanmış imar planı hükümlerine uygun olarak hazırlanmış vaziyet planında ve projelerde belirtilecek.

Kamuya ayrılan yerlerin düzenlenmesi, işletilmesi ve bakımı, bu konuda yetkili kamu kurumu ile mutabakat sağlanması halinde, kamunun kullanımını kısıtlamamak şartıyla toplu yapı yönetimince üstlenilebilecek.


YÖNETİM VE GİDERLER
Toplu yapılarda bir tek yönetim planı düzenlenecek, bu plan bütün kat maliklerini bağlayacak. Yönetim planının değiştirilebilmesi için, toplu yapı temsilciler kurulu üyelerinin temsil ettikleri bağımsız bölümlerin tamsayısının 5'te 4'ünün oyu gerekecek.

Toplu yapılarda yönetim seçimlerinin en geç iki yılda bir yapılması hükmü getirildi. Buna göre, toplu yapılarda kurullar iki yılda bir defadan az olmamak üzere yönetim planında belirtilen zamanlarda, böyle bir zaman belirtilmemişse ikinci yılın ilk ayı içinde toplanacak.

Toplu yapı kapsamındaki ortak yer ve tesislere ilişkin ortak giderler, o yapılardaki kat malikleri tarafından; bütün bağımsız bölümlerin ortak kullanım ve yararlanmasına tahsis edilmiş tesis ve yerlere ilişkin ortak giderler ise bütün kat malikleri tarafından karşılanacak.

Kat malikleri, toplu yapı kapsamındaki ortak yapı, yer ve tesisler üzerindeki kullanma hakkından vazgeçerek, bunların başka bir parselde veya kamuya ait alanlarda bulunduğunu, bağımsız bölümlerin kendilerinin durumu dolayısıyla bunlardan faydalanmaya ihtiyaç bulunmadığını ileri sürerek, toplu yapı ortak gider payını ve toplanacak avansı ödemekten kaçınamayacaklar.

Kanundan önce kat irtifakı kurulmuş ve yapılar tamamlanıp yapı kullanma belgesi alınmış ana gayrimenkullerde, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç 2 yıl içinde kat mülkiyetine geçilmesi zorunlu olacak.

Belirtilen süre içinde, kat mülkiyetinin kurulması için gereğini yerine getirmeyen kat irtifak hakkı sahipleri, para cezası ödeyecek.

(ANKA)

Tek ortakli limited (Ltd) ve anonim sirket (AŞ)

Tek ortaklı limited (Ltd) ve anonim şirket (AŞ)

Şirketlere 'tüzel numara' geliyor.
Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, kişilere verilen vatandaşlık
numarası gibi şirketlere de 'Tüzel Kişilik Numarası' verileceğini
söyledi.
Önümüzdeki dönemde, kişilerin 'vatandaşlık numarası' gibi şirketlere
de bir 'tüzel kişilik numarası' verilecek. Sanayi Bakanı Çağlayan bu
konudaki çalışmaların başladığını söyledi.
İstanbul'da bir basın toplantısı düzenleyen Çağlayan, bakanlığı
devraldığı 29 Ağustos 2007'den bu yana geçen 2.5 ayda neler yaptığını
anlattı. Gündemlerindeki çalışmalardan birinin 'Merkezi Tüzel Kişilik'
numarası olduğunu belirten Çağlayan, şöyle dedi:
"Merkezi Tüzel Kişilik Numarası (MTK) kişilerin vatandaşlık numarası
gibi, şirketlerin de böyle bir numarası olacak. Bu numara üzerinden
şirketin bütün bilgilerine ulaşılabilecek. Bu SSK, vergi ve kuruluş
tescil aşamasındaki sicil numarasından farklı olacak. Daha üst,
bunları kapsayan bir numara vereceğiz. Bu konudaki çalışmalar devam
ediyor. Ayrıntılarını tartışıyoruz. Önümüzdeki günlerde tamamen
şekillenmiş olacak."
Çağlayan'ın açıklamaları şöyle:
BAKANLIĞI TANIDIĞIMI SANIYORDUM: Bakanlık, benim bildiğimden çok daha
derin bir yapıya sahip. Sorumluluklarını saymaya kalksam, başka şey
konuşmaya fırsat kalmaz. Bakanlığı yeniden yapılandırmak istiyorum. En
önemli işimiz Sanayi Stratejisi. DPT destek olacak. En önemli adımı da
Sanayi Envanteri'dir. Envanter elimizde olduğunda planlama
yapabileceğiz. Aralık ayının ortalarında bitirebileceğimizi sanıyorum.
81 ili gezeceğim.
'Uzlaşın, gelin dedim'
SOSYAL GÜVENLİK PRİMİ DÜŞÜRÜLECEK, DEKLARE EDİLDİ: Sosyal Güvenlik'te
işveren priminin 5 puan azaltılması deklare edilmiştir, dönüş yok.
2008'de uygun bir takvimde yapılacak. Bunda, hükümeti teşvik etmek
için indirimin zarar değil yarar getirdiğinin gösterilmesi gerekir.
OSB'LER VE BÜYÜK MAĞAZALAR KONUSUNDA UZLAŞMA ARIYORUZ: Organize Sanayi
Bölgeleri (OSB) ve Marketler Yasası konusunda uzlaşma istiyorum.
Tarzım bu. Taraflarla konuştum, 'Anlaşın, getirin, imza atayım' dedim.
Uzlaşmazsanız görevimi yaparım. OSB tarafları mutabakat için
çalışıyor, ilerleme var. Ben, ona buna rağmen yasa yapmam. Marketler
yasası konusunda da öyle. Su tersine akmaz. Dünyanın nereye gittiğine
bakılması gerekir. Bu konuda çeşitli adlar altında üreticiye getirilen
maliyetler var. Lokal ve yerel üreticiye marka, patent yapacak
sistemler gerekli.
GECE 02.30 - 03.00'TE IŞIKLAR AÇIK: Bakanlıkta geç saatlere kadar
çalışıyoruz. 02.30 - 03.00'te ışıklar açık. Önünden geçen arkadaşlarım
arıyor, 'Ne yapıyorsun?' diye soruyorlar. İşlerimiz çok yoğun. Benimle
birlikte müsteşarım, ekibim de çalışıyor. Gece yarısı toplantı
yapıyoruz.
BAKANLIK SANTRALI İÇİN BEKLEME MÜZİĞİ ARIYORUZ: ASO Başkanı olduğum
zaman kullandığımız müzik vardı. Mariah Carey'ye ait bir şarkı,
'Kalbimi sana vereyim'. Müziğini bakanlığa getirdim. Beğenmeyenler
oldu. Kültür Bakanlığı'ndan 7 parça aldım. Arabadayken dinledim.
Müşteri memnuniyetine göre birini seçeceğiz.
TELEFON NUMARAM AYNI, DEĞİŞTİRMEDİM: Bakan oldu, numarayı değiştirdi
demesinler diye telefonumu değiştirmedim. Toplantılardaysam, üç kere
çaldıktan sonra santrala yönlendirilmiştir.
'Faizler konusunda artık yorum yapmam'
Bakan Çağlayan'ın son faiz indirimi öncesindeki demecinin Merkez
Bankası (MB) Para Politikası Kurulu'nda çok tartışıldığını MB Başkanı
Durmuş Yılmaz söylemişti. Çağlayan bu açıklamayı hatırlatarak şöyle
dedi:
"Faizler konusunda konuşmak istemiyorum. Bir konuştuk problem oldu.
Sadece piyasaya bakıyorum. Esnaf kesiminde durgunluk var. Konutta da
var deniliyor. Seçimler yeni geçti, Irak olayı gündeme geldi. MB faiz
indirecek mi, indirmeyecek mi beklentisi var. Bu da biraz
yavaşlatıyor. Alımlar erteleniyor. Otomotivde de biraz erteleme var.
Faiz dışı fazla bütçede 5.5. Eskiden 6.5 konusunda diretiliyordu çünkü
Türkiye'ye borç verenler paralarını garanti altına almak istiyordu.
Şimdi borç oranları düştü. Artık FDF yüzde 2 bile olabilir diyenler
var."
Türk Ticaret Kanunu genel kurula iniyor
Çağlayan, bakanlığın yasama çalışmaları ile ilgili olarak şu bilgileri
verdi:
"Bakanlığım 23 kanun çıkaracak. Bunlardan en önemlisi, Türk Ticaret
Kanunu (TTK) Meclis'e iniyor. 2008'in başlarında yasalaşacağını ümit
ediyoruz. İlgili düzenlemeleri yaparken bir çeşit 'satış sonrası
hizmet' sunacağız. Bu düzenlemeler için komisyon oluşturuyoruz. TTK
Hazırlama Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Ünal Tekinalp hoca da yardım
edecek. Düzenlemeler AB müktesebatıyla ABD ve Japonya'daki modeller
dikkate alınarak hazırlanacak. AŞ'lerin internet siteleri için
standartları biz düzenleyeceğiz. Bu siteleri açık, düzenli bir ticaret
sicili olarak görüyoruz. AŞ'ler elektronik ortamda genel kurul ve
yönetim toplantıları yapabilecek."
Tek ortaklı AŞ
Çağlayan, yeni TTK'nın getirdiği uygulamalarla ilgili olarak da
şunları belirtti:
"Tek ortaklı limited (Ltd) ve anonim şirketler (AŞ) olacak. Bu çok
yeni bir açılım. AB'de bu zorunlu. Ya sorumluluğu sınırlı taciri
düzenleyecek, böyle bir işletme türü yaratacak ya da tek ortaklı Ltd
veya AŞ veya ikisini birden kabul edecek. Bugün Almanya'da,
Hollanda'da her gün binlerce tek ortaklı Ltd kuruluyor. Tek kişi
tacirin sınırsız sorumlu olması anlayışı yetersiz görülmüş, sınırlamak
yoluna gidiliyor. AB KOBİ'leri korumak istiyor. Alacaklıyı da şeffaf,
piyasanın ihtiyacına göre çıkarılmış, denetlenmiş bilançoyla
koruyoruz.
Adam ortak bulamıyor, beşinci ortak için dört yaşındaki oğlunu ortak
yapıyor. Ya da yüzde 99'u bir kişiye yüzde 1'i kalan dört ortağa ait
gibi garip işler oluyor. Bunlar olmasın, şeffaflık istiyoruz.
Bakanlığımız, bağımsız bir denetçi denetimi yapacak kuruluş oluşuncaya
kadar AŞ ve Ltd'leri denetleyen denetçiyi denetleyecek."
Kaynak: Milliyet

9 Ocak 2008 Çarşamba

Kucuk firmalari bekleyen tehlike

Çin'e kota kalkıyor fason üretici tedirgin markalar ise memnun

Küçük firmaları bekleyen tehlike
Çin'e karşı tüm kotalar 2008 başında kalkıyor. Fason üreticiler sektörün zor durumda kalacağını belirtirken yerli markalar ise Avrupalı markalarla rekabet için kotaların kaldırılmasını istiyor.

Başta tekstil, konfeksiyon, elektronik ve oyuncak sanayi olmak üzere hemen hemen tüm sektörlerin korkulu rüyası haline gelen Çin, 1 Ocak 2008'den itibaren hiçbir koruma önlemi olmadan Türkiye ve Avrupa ülkelerinin pazarlarına girebilecek. Çin'e kota uygulamasının kalması ise Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünü ikiye böldü. Sektörün büyük bir bölümünü oluşturan fason üreticiler kota uygulanmasına devam edilmesini isterken, yerli markalar ise üç yıl öncesinin aksine Çin'de ürettirdikleri ürünlerle Avrupa'dan Türkiye'ye giren yabancı markalarla rekabet edemedikleri gerekçesiyle kotaların kalkmasını istiyor.

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), serbest ticaret ilkelerine bağlı olarak 1 Ocak 2005'ten itibaren kotaların kaldırılmasını istiyordu. Ancak, kotaların kaldırılması Çin ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki anlaşmayla tekstil ve konfeksiyon sektöründeki bazı ürünlerde 1 Ocak 2008'e ertelenmişti. Bu ertelemede Türkiye'nin anlaşmadaki "Yerel üreticilerin olumsuz etkilenmesi halinde 3 yıl süre ile safeguard (korunma ve gözetim) önlemleri alınabileceği" yönündeki maddeden hareketle uyguladığı ek önlemler etkili olmuştu.

AB ile yapılan anlaşma sayesinde 44 kategoride koruma önlemi alan Türk tekstil ve konfeksiyon sektörü, 2005'te Çin nedeniyle büyük bir yıkım yaşamamıştı. Ancak 3 yıllık sürenin de sonuna gelindi. 1 Ocak 2008 itibariyle Türkiye ve AB ülkeleri Çin'e karşı tüm kotaları kaldıracak. Yani 1 Ocak'tan itibaren Çin malları, hem Türkiye'ye hem de Türkiye'nin en büyük pazarı olan AB ülkelerine serbestçe girebilecek.



Hükümet önlem almalı
Kotaların kalkması aradan geçen üç yılın sonunda sektörde farklı yorumlara neden oluyor. Özellikle AB ülkelerine fason üretim yapan Türk firmaları, kotaların kalkmasıyla ciddi bir sıkıntı yaşanacağı görüşünde. Fason üreticiler hükümetin yeni önlemler alarak sektörde yeni bir çöküşü engellemesini istiyor. Markalarıyla üretim yapan hazır giyimciler ise üç yıl önceki pozisyonlarını değiştirdi. Türk pazarına Çin'de ürettirdikleri mallarla Avrupa'dan giren Zara, Mango gibi markalarla rekabet edebilmek için kendilerinin de aynı şartlara sahip olmasını isteyen Türk markalarının üreticileri artık kotaların kalkmasını savunuyor. Bu üreticiler Türkiye'nin kalite ve zamanlama açısından rekabet gücünün artık arttığı görüşünde.

Öte yandan, Çin'e karşı 3 yıldır 44 kategoride safeguard uygulayan Dış Ticaret Müsteşarlığı'ndan bir yetkili, müsteşarlığın Çin'den yapılan ithalat konusunda çok dikkatli davranacağını ve şikâyet halinde antidamping ve safeguard gibi mekanizmaların hemen devreye alınacağını söyledi.



Hükümete çağrı yapacaklar
İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon Fasoncuları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Kocaoğlu, bu hafta içerisinde yapılacak olan İstanbul Moda Fuarı ile ilgili toplantıda bu konuyu gündeme getireceklerini söyledi. Kocaoğlu, "İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği öncülüğünde yapılacak bu toplantıya 15 sektörel dernek katılacak. Biz de hazır giyim sektörünün tamamı bir aradayken bu konuyu gündeme getireceğiz. Hatta bu toplantıdan hükümete bir çağrı çıkmasını istiyoruz. Çünkü kotaların kalkması ile birlikte fason üreticilerin zaten çok fazla olan sorunları katmerlenecek. Bu nedenle sektörümüzün rekabet gücünü artıracak tedbir ve destekler alınması yönünde hükümete bir çağrı yapacağız" diye konuştu.



Yüzde 10-15 etkilenme olur
Kotaların kalkması ile birlikte Türkiye'de tekstil ve konfeksiyon üretiminin daha da zorlaşacağını ifade eden İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle de "Türkiye'de üretim zaten çok zor koşullarda yapılıyor. İstihdam üzerindeki yükler zaten çok ağır. Şimdi de elektriğe zam konuşuluyor. Bunların üzerine pazarlarımızı ucuz Çin mallarının dolduracak olması tekstil ve konfeksiyoncuyu mutlaka etkileyip, zorlayacaktır. Ben ilk etapta yüzde 10-15 civarında bir kayıp bekliyorum" dedi.

Tekstilci Şevket Sürek de, kotaların kalkacak olmasının Türkiye'yi olumsuz etkilemesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.



Katı ve hızlı olmalıyız
Çin'e karşı kotaların kaldırılması halinde yalnız Türkiye değil tüm dünya ekonomilerinin perişan olacağını belirten Türkiye Tekstil İşverenleri sendikası Başkanı Halit Narin de, "Ben kotaların tamamen kaldırılacağını asla düşünmüyorum. Avrupa mutlaka kendini koruyacak önlemler alacaktır. Önemli olan Türkiye'nin ne yapacağı. Bugüne kadar önlem alma konusunda hep çok geç kaldık. Hiç değilse bu kez elimizi çabuk tutup, Çin'e karşı ne yapabileceğimizi araştırmalıyız. Örneğin Türkiye Avrupa Birliği üyesi olmadığı için safeguard'ları kullanabilir. Yapıcı, katı ve hızlı hareket ederek, nelere izin veremeyeceğimizi bir an önce resmi olarak açıklamalıyız" açıklamasını yaptı.



Bakan çelişkili konuşuyor
İpekyol Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Ayaydın, Dış Ticaret Müsteşarlığı İthalat Genel Müdürlüğü'nün 1 Ocak'tan sonra da kotaları uygulayabilmenin yollarını aradığını ifade ederek, "Bizim rakibimiz olan Avrupalı markaların hepsi üretimlerinde Çin malları kullanıyor veya direkt Çin'de üretim yapıyor. Biz ise kotalar nedeniyle bunu yapamıyoruz. Bu nedenle de onlarla fiyatta rekabet edemiyoruz. Üç yıldır bu duruma karşı sessiz kaldık. Ancak artık kota konulmasını istemiyoruz. Dış Ticaretten Sorumlu bakanımız kendisiyle çelişki içinde. Bir yandan bize Turquality desteği vererek markalaşın diyor, diğer yandan diğer markalara karşı elimizi kolumuzu bağlıyor" diye konuştu.



Markalarımız yok olur
Kota uygulamasına devam edilirse zaten marka fakiri olan Türkiye'de var olan markaların da yok olup gideceğini vurgulayan Kığılı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kığılı, "Tüm dünya markaları mallarını Türkiye'de serbestçe satıyor. Üstelik bu malların büyük bir kısmı Çin'de üretiliyor. Onlar serbestçe Çin'de üretim yapıp, mal alabilirken bize kota konuyor. Bu durumda nasıl rekabet edeceğiz" dedi.

Park Bravo Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Özçoban da, yasakçı zihniyet ile Türkiye'nin ilerleyemeyeceğini belirterek, kotaların devam etmemesi gerektiğini belirtti.



Türkiye tekstilde Çin'in 11'inci büyük pazarı


Türkiye Çin'den hazır giyimden çok tekstil ve hammaddeleri ithalatı gerçekleştiriyor. Bu kapsamda Türkiye tekstilde Çin'in en büyük 11'inci pazarı. Aralarında tekstil ürünlerinin de bulunduğu 44 kategoride kota olmasına rağmen 2005'te Türkiye'ye 542 milyon dolarlık tekstil ihracatı gerçekleştiren Çin, 2006'da bu oranı yüzde 44 artırarak 781 milyon dolara çıkardı.



Avrupa da önlem arayışında



2008 yılı başından itibaren tekstil ürünlerini kota engeline takılmadan AB'ye ihraç etmeye başlayacak olan Çin, Avrupalı üreticileri de düşündürüyor. Avrupa Komisyonu, Çin'in ucuz tekstil ürünlerinin kotaya tabi tutulmadan AB'ye girişine karşı bazı önlemlerin alınması gerektiği görüşünde. Yaz aylarında Referans'a konuşan Komisyon'un ticaretten sorumlu üyesi Peter Mandelson, 2005'ten bu yana sürdürülen ortak denetim sisteminin 1 Ocak'tan itibaren daha sıkı hale getirilmesi ve Çin'in AB'ye yaptığı tekstil ihracatındaki hızlı büyümelerin dizginlenmesini öneriyor. AB Dönem Başkanı Portekiz'den bir yetkili de daha önce Referans'a yaptığı açıklamada, "Çin tekstil ürünleri hiçbir engelleme olmadan AB'ye girecek değil. 2005 yılında imzalanan anlaşma gereği, kotaların kaldırılması sürecinin yumuşak bir geçiş süreci olacağı konusunda da anlaşmaya varılmıştı" demişti.



Kotalı Çin malları
* Pamuklu mensucat

* Suni filament iplik mensucatı

* Yünlü mensucat

* Dokunmamış mensucat

* Selüloz türevlerinden sıvama mensucat

* Keten ve ramiden mensucat

* Anoraklar

GİYİM
* Gömlek tişört, kazaklar, rüzgar kolsuz ceket, dokunmuş kışlık pantolon (erkek/çocuk), gömlekler, fanila atlet, külot ve slip, gece gömleği vs., parka, anorak, rüzgârlık, pijama, astarlı spor kıyafeti, blazer, askılı tulum, kısa pantolon, şort, etek, takım elbiseler, dışı tek taraflı astarlı spor elbiseleri, palto yağmurluk ve ceket (erkek), palto pelerin, manto, yağmurluk ve kaban (kadın), önlük ve iş kıyafeti, örme palto, ceket, plazer, spor kıyafeti, örme bluz ve süveter (kadın), ipekten elbise.

AKSESUVAR
Papyon ve kravat, eldivenler, çorap, külotlu çorap, tayt, sutyenler, yüzme kıyafetleri, şal, duvak, eşarp, peçe.

EV TEKSTİLİ
* Pamuklu havlu, yatak çarşafları, bornoz, robdöşambır, masa örtüleri, perdeler (stor dahil)

28 Aralık 2007 Cuma

Artik Internetten Dava Acilabilecek

İnternetten dava açma dönemi başladı


ANKA

Adalet Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarca yürütülen faaliyetlerin ve yargı sistemi ile ilgili işlevlerin bilgisayar yardımıyla otomasyona geçirildiği Ulusal Yargı Ağı Projesiyle, (UYAP) avukatlar internet üzerinden dava açabilecek, harç ödeyebilecek.

Avukatların bürolarından dava açması, harç yatırması, dilekçe vermesi ve dava dosyalarına yetkileri çerçevesinde ulaşmasını sağlayan UYAP ile yargının işleyişine sürat ve güven kazandırmak amaçlanıyor.

Ankara Barosu Başkanı Vedat Ahsen Çoşar yaptığı açıklamada, Ankara Barosu olarak UYAP’ı desteklediklerini ve Türkiye’deki 22 ilde UYAP ile ilgili eğitim çalışmalarına başladıklarını kaydetti.

Çoşar, 8-11 Ocak 2008 tarihleri arasında düzenlenecek “Uluslararası Hukuk Kurultayı”nda da UYAP ile ilgili 3 gün sürecek çalıştay gerçekleştireceklerini belirtti.

UYAP ile internet üzerinden ilgili işlemlerini gerçekleştirmek isteyen avukatların, UYAP Avukat Portalı Sertifikası, Elektronik imza, AKBANK İnternet Bankacılığı hesabı olması gerekiyor.

Merkez Banksi Kredi Karti Faizlerini indirdi

Kredi kartı faizlerinde indirim




Kredi kartı faizlerinde indirim Kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık azami akdi faiz oranı, YTL için yüzde 5,55'ten 4,93'e, gecikme faiz oranı da yüzde 6,20'den yüzde 5,68'e indirildi.

Merkez Bankası'nın, kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranlarında değişiklik içeren tebliği Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Tebliğe göre, kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık azami akdi faiz oranı, YTL için yüzde 5,55'ten 4,93'e, ABD Doları için yüzde 2,54'ten 2,52'ye indirildi. Euro için yüzde 2,30 olan oran değişmedi.

Aylık azami gecikme faizi oranı ise YTL için yüzde 6,20'den 5,68'e düştü. Oran ABD Doları için yüzde 2,99 ve avro için yüzde 2,86 olarak devam edecek.

REESKONT VE AVANS İŞLEMLERİ FAİZ ORANLARI

Merkez Bankası'nın, “Reeskont ve Avans İşlemlerinde Uygulanacak Faiz Oranları Tebliği” de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Tebliğe göre, Banka tarafından, vadesine en çok 3 ay kalan senetler karşılığında yapılacak reeskont işlemlerinde iskonto faiz oranı yıllık yüzde 25, avans işlemlerindeki faiz oranı ise yıllık yüzde 27 olarak uygulanacak.

Rapor ile Ogretmen Hacca Gider mi?

Öğretmenim hacda dersler boş


Öğretmenim hacda dersler boş Polatlı Anadolu Lisesi'nde görevli edebiyat öğretmeni Adife Hasdoğan sağlık raporu alarak, hacca gitti. Öğretmenin hacca gitmesiyle öğrencilerin derslerinin boş geçtiği öne sürülürken eğitimciler, hac dönemlerinde isteyen öğretmenlerin ücretsiz izne ayrılarak bu ibadetlerini yerine getirebildiğini ancak rapor alınarak böyle bir yolculuğa çıkılmasının hem dini hem mesleki açıdan etik olmadığını söyledi.

Edebiyat öğretmeni Adife Hasdoğan, 11 Aralık'tan itibaren 35 günlük sıhhi izin alarak hacca gitti. Radikal gazetesinin haberine göre, Hasdoğan, sıhhi iznini yurtdışında geçirmek için de valilikten izin aldı. Edinilen bilgiye göre öğretmen Hasdoğan'ın sihhi izni 4 Ocak'a kadar devam ediyor. Hasdoğan 3 Ocak'ta hacdan dönüyor.
Öğrenci velileri, Adife Hasdoğan'ın sıhhi izinle hacca gitmesinin sekizinci sınıf öğrencilerinin edebiyat derslerinin yaklaşık iki hafta boyunca boş geçmesine neden olduğ öne sürüldü.

NASIL RAPOR ALDI
Öğretmenler, hac ibadetlerini ücretsiz izin alarak yerine getiriyor. Bu nedenle Hasdoğan'ın 'ibadetini' yerine getirmek için kullandığı yöntem etik dışı bulundu. Anadolu Eğitim Sen Genel Başkanı Cansel Güven, "Hastaysa nasıl hacca gidiyor, hasta değilse nasıl rapor alabiliyor?" diyerek tepki gösterdi. Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer ise "Yasal olarak prosedüre uygun davranmış. Ancak bunu yapması, böyle bir dönemde bu kadar uzun süre bu gerekçeyle öğrencilerinden ayrı kalması etik değildir. Üstelik hak etmediği halde devletten maaş alarak hacca gitmek de ayrı bir çelişki doğuruyor" dedi.

AKP hükümetinin gelmesinin ardından benzer örneklerin arttığını anlatan Eğitim İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli ise şöyle konuştu: "Bu arkadaşlar bir de 35 gün hak etmediği halde devletten maaş alıyor. 35 gün öğrencilerini ihmal ediyor."

Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Murat Bey Balta da olaydan haberi olmadığını ancak ortada etik dışı bir davranış, prosüdüre uygun olmayan bir tutum olduğunun tespit edilmesi halinde gerekenin yapılacağını söyledi.

Polatlı İlçe Milli Eğitim Müdürü Necmettin Özdemir de Hasdoğan'ın hacca gidişini doğrulayarak, "Kendisi rapor almış ve daha sonra bu raporu sıhhi izne çevirmiştir. Valilikten de sıhhi iznini yurtdışında geçirmek için onay almış. Ortada bizi ilgilendiren bir sorun yok" açıklamasında bulundu. Öğrencilerin haftada 21 saat ders boşluğu yaşadığı iddialarını yalanlayan Özdemir, "Öğretmenin girmediği dersler, başka öğretmen arkadaşların yardımıyla dolduruldu" dedi.
Manisa'nın Soma ilçesinde bulunan Soma Anadolu Teknik ve Teknik Lise ve Anadolu Meslek Lisesi öğretmenlerinden İbrahim Taşdemir'in de heyet raporu alarak hacca gittiği iddia edildi. Öğretmenin yurtdışına çıktığına dair bağlı olduğu okula da bir beyanatta bulunmadığı öğrenildi

26 Aralık 2007 Çarşamba

Kopek Oldurmenin Cezasi 1971 YTL

Köpek öldürmenin cezası 1971 YTL

DHA

Antalya'da 14 Aralık sabahı 3 sokak köpeğini tüfekle öldüren Halil Altınok'a 1971 YTL ceza verildi. Molla Yusuf Mahallesi'nde 14 Aralık sabahı silah sesleri duyan mahalle sakinleri balkonlara fırladı. Konyaaltı İlköğretim Okulu'na 15 metre uzaklıktaki müstakil bir evde oturan Halil Altınok'un 3 köpeğe tüfekle ateş ettiği görüldü. 3 köpek kanlar içinde yere yığıldı. Mahalle sakinleri ve Konyaaltı Dostları Derneği yöneticileri Altınok'tan şikâyetçi oldu. Antalya Valiliği'nden dün yapılan açıklamada, Altınok'a 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca 1971 YTL para cezası verildiği bildirildi.

Din Adamlari Kurullara Girmeye Basladi

Din adamları tıbbi etik kurula giriyor

Tıbbi ürünlerin klinik araştırmaları sırasında hasta haklarının korunmasıyla ilgili etik kurullara ilk kez din adamları girecek. Gerekçe: Salt bilimsel gözle bakmayan AB mevzuatına uygun bir kurul
MİTHAT YURDAKUL Ankara

Sağlık Bakanlığı, AB mevzuatına uyum sağlanması amacıyla Türkiye'de yapılacak klinik araştırmalarla ilgili yeni bir yönetmelik taslağı hazırladı. Taslakla ilgili Milliyet'e bilgi veren Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürü Mahmut Tokaç, "Beşeri Tıbbi Ürünlerin Klinik Araştırmaları Hakkında Yönetmelik Taslağı"nın sektörün görüşüne sunulduğunu ve yanıt beklendiğini söyledi. Tokaç, taslakla halen 84 olan yerel etik kurul sayısının 20-25 civarına indirileceğini kaydetti.
Halen tıp ve hukuk uzmanlarından oluşan etik kurullara esnaf örgütleri, tıp etiği uzmanları ve din adamlarının da gireceğini kaydetti.
"Din adamlarının etik kurullarda AB mevzuatına uygun şekilde ilk kez yer almasının planlandığını" ve amacın "olaya salt bilimsel gözle bakmayacak" bir kurul oluşturmak olduğunu belirten Tokaç, "Olaya salt bilimsel gözlükle baksaydık bilimsel kurul olurdu" dedi.

Diyanet mensubu

Etik kurullara girecek din adamlarının ilahiyat fakültesi mezunu olmasının öngörüldüğünü belirten Tokaç, kurullarda diğer dinlere mensup olanların duyarlılıklarının da dikkate alınacağını kaydetti. Tokaç "Mümkünse İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden ya da İlahiyat mezunu bir Diyanet mensubu olabilir" diye konuştu.
Etik kurulun "yapılan araştırmanın insan haysiyetine uygun olup olmadığını araştırmakla yükümlü olduğunu" vurgulayan Tokaç, din adamı uygulamasının AB mevzuatında da bulunduğunu belirterek "Dinle doğrudan ilgisi yok, din adamlarındaki insan hassasiyetiyle ilgili olabilir. Fetva makamı oluşturmuyoruz. Önemli olan sivil vatandaş gözüyle bakarken birkaç pencereyi birden açık tutmak" dedi. Tokaç, merkezdeki etik kurulun, yerel kurulların çözemediği anlaşmazlıkları da "hakem" olarak karara bağlayacağını anlattı.



AB'de farklı uygulamalar

Klinik araştırmalarla ilgili etik kurullar, AB'nin kabul ettiği çatı niteliğindeki yasal düzenlemenin belirlediği kurallar çerçevesinde görev yapıyor. Bu kurulların görev tanımını belirleyen AB, üyelerin kimlerden oluşacağı konusunda sadece "tıp uzmanları ve tıpla ilgisi olmayan uzmanlar" ayrımını getiriyor. AB ülkelerinde, kurullara din adamlarının dahil edilmesi konusunda da farklı yaklaşımlar bulunuyor. Klinik araştırmalarla ilgili etik kurulların oluşturulmasında AB'nin 2001 tarihli yönergesi temel alınıyor. Bu yönerge, etik kurulun bağımsızlığının önemini vurgularken, "yapısı" konusunda spesifik bir yönlendirme yapmıyor. Benzer bir yaklaşıma Avrupa Konseyi'nin konuyla ilgili protokolünde de rastlanıyor. Bu protokolde ve AB yönergesinde, klinik araştırmanın etik olarak kabul edilebilir olup olmadığı hakkında görüş bildirecek kurulun, tıp ve tıpla ilgili olmayan, farklı bilim kollarında görev alan isimlerden oluşması telkin ediliyor. Etik kurulun yapısı ve üye sayısı ülkeden ülkeye değişirken, din konusuna yaklaşım da farklılaşıyor. AB üyelerinin büyük çoğunluğu, üniversitelerde din konusunda uzmanlaşan akademisyenleri ulusal düzeydeki etik kurulu üyesi olarak atamayı tercih ediyor. Sayıları çok az olmakla birlikte, bazı AB üyelerinde din adamlarının doğrudan kurul üyesi olduğuna da rastlanıyor. Fransa, İsveç ve Danimarka, bu yöntemi belirleyen ülkeler arasında yer alıyor.


İlaç araştırmaları etik kurul görüşüne bağlı

Etik kurullar, "tıbbi araştırmalarda hasta ve denek haklarının, güvenliklerinin, sağlıklarının, onurlarının ve mahremiyetlerinin korunması için" oluşturuldu. İlaç araştırmaları için onayı zorunlu olan etik kurullar, ilaç dışındaki çalışmalar için başvuru durumunda görev yapıyor. Etik kurulların, sağlık araştırmalarında ulusal ve uluslararası etik ilkelere uyulup uyulmadığını incelemek, görüş bildirmek, karar vermek, uygulamayı izlemek gibi görevleri de var.

Yeni Istihdam Paketi

İŞTE YENİ YILDA MASAYA YATIRILACAK İSTİHDAM PAKETİ:


18-29 yaşındakilerin primi 5 yıl devletten


İstihdam paketi, yeni yılın ilk Bakanlar Kurulu toplantısında ele alınacak. Paket, genç istihdamını teşvik ederken, eski hükümlü çalıştırma zorunluluğunun kaldırılmasını içeriyor. Bakan Faruk Çelik, "İstihdam neşteri hazır" dedi
ÖNDER YILMAZ, GÜLÇİN ÜSTÜN Ankara

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın uzun süredir üzerinde çalıştığı, istihdam üzerindeki vergi yükünden kıdem tazminatına, zorunlu istihdamdan nitelikli işgücü yetiştirilmesine kadar pek çok konuyu içeren, "istihdam paketi" son aşamaya geldi. 18-29 yaş arasında ilk kez işe gerinlerin SSK işveren primlerinin 5 yıl Hazine tarafından ödenmesini, eski hükümlü çalıştırma zorunluluğunun kaldırılmasını içeren paketi, yılbaşından sonra sosyal tarafların görüşüne sunulacak.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Milliyet'in sorularını yanıtlarken, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in yeni yılın ilk işi olarak açıkladığı istihdam paketini, "işsizliğe vurulacak neşter" olarak nitelendirdi. Pakette kadınlar için pozitif ayrımcılığı içeren net hükümler olmamasına rağmen, kadın istihdamındaki engellerin kaldırılacağını kaydeden Çelik şöyle dedi:
"Mevcut düzenlemelere göre belirli sayının üzerinde kadın çalıştıran işyerlerinde emzirme odası bulundurmak ve kreş açmak zorunlu. Bu yükümlülük kadın çalışan sayısının daha düşük tutulmasına yol açıyor. Bu zorunluluğun kaldırılmasıyla işyerlerinde kadın çalışan sayısının artırılmasının önü açılmış olacak."
Spor tesisi kurma zorunluluğuna da değinen Çelik, "İşveren sanayi arsasının üzerine futbol sahası mı, yoksa istihdamı artıracak sanayi tesisi mi yapacak?" diye sordu. Çelik, bu gibi mecburiyetleri kaldırılarak istihdamın önünü açan köklü değişiklikler yapılacağını kaydetti.

Kıdem tazminatına formül

Kıdem tazminatı konusunda çeşitli alternatifler hazırlandığını ve Bakanlar Kurulu'na bu şekilde sunulacağını belirten Çelik, "Maaşa eklenmesi, fon oluşturulması gibi tüm alternatifler sosyal taraflarla bir araya gelinerek netleştirilecek. Bu düzenlemenin, kıdem tazminatının kaldırılması şeklinde takdim edilmesi doğru değil" dedi. Türkiye'nin önemli sorunlarının birisinin işsizlik değil, nitelikli işgücü olduğunu vurgulayan Çelik, işsizlik fonundaki 30 milyar YTL'nin bir kısmının İş-Kur'a aktarılarak iş garantili nitelikli eleman yetiştirme kurslarının açılmasının öngörüldüğünü kaydetti. Çelik şunları söyledi:
"Bütün olarak bakıldığında bu paket işsizliğe neşter olacak. Bir taraftan kayıtdışılığı önlerken, diğer taraftan istihdamın önündeki engeller kalkacak. 2008 çalışanlar ve işverenler açısından olumlu adımların atıldığı yeni bir yıl olacak. İşsizlik oranını yüzde 6-7'lere indirebilirsek, toplumda ciddi rahatlama olur. Türkiye bunu başaracak güçtedir."

Pakette 7 önemli değişiklik yer alıyor

3 yıl içinde işsizliğin belirgin düzeyde azaltılmasını hedefleyen pakette yer alan düzenlemeler şöyle:
  • Mevcut düzenlemelere göre 50 veya üzerinde işçi çalıştıran işyerleri zorunlu olarak belirli sayıda eski hükümlü, terör mağduru ve özürlü istihdam etmek zorunda. Bu uygulama nedeniyle işverenler işçi sayısını 49'da tutmayı ya da bu sayının üzerindeki çalışanlara sigorta yapmamayı tercih ediyor. Hem istihdamı sınırlayan hem de kayıtdışına yönlendiren bu uygulamada değişiklik yapılması planlanıyor. Paket, uygulanan zorunlu özürlü istihdamının sürmesini öngörüyor. Ancak pakette özürlü istihdamının teşvik edilmesi için bu kişilerin primlerinin belirli bir bölümün Hazine tarafından karşılanması, eski hükümlü istihdam edilmesi zorunluluğunun ise kaldırılması planlanıyor.
  • İşyerlerinin kreş açması, işyeri doktoru ve emzirme odası bulundurması zorunlulukları kaldırılacak. İşyerleri söz konusu hizmetleri dışarıdan satın alabilecek veya bu hizmetler için ortak birimler açabilecek. Mevcut düzenlemelere göre, 100-150 arasında kadın işçi çalıştırılan işyerlerinde 1 yaşından küçük çocukların emzirilmesi için emzirme odası kurulması, 150'den fazla kadın işçinin çalıştığı işyerlerinde 0-6 yaş çocukların bakılmaları için kreş kurulması zorunlu.
  • Genç istihdamını artırmak için 18-29 yaş arasında ilk kez işe girenlerin SSK işveren primleri Hazine tarafından karşılanacak. Söz konusu uygulama en fazla 5 yıl sürecek.
  • Çalışan sayısı 500 ya da üzerinde olan işyerlerinde spor tesisi kurulması zorunluluğu kaldırılacak.
  • Kıdem tazminatı için fon kurulacak. Bu fon için işverenden yüzde 3 pay alınması, SSK primlerinden 2 puanın fona yönlendirilmesi, İşsizlik Sigortası Fonu için işverenin verdiği katkı payından 1 puanın da fona kaydırılması öngörülüyor. Pakette yer alan diğer bir alternatife göre ise kıdem tazminatı ücretlere eklenecek.
  • Nitelikli eleman yetiştirilmesi için işsizlik fonundan, İş-Kur'a kaynak aktarılarak, iş garantili meslek kursları açılacak.
  • 2009'dan itibaren işveren üzerindeki SSK prim yükünde 5 puanlık indirime gidilecek.


  • Şartlı destek

    Hükümetin yeni istihdam paketini Milliyet'e değerlendiren Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu, kıdem tazminatına ilişkin düzenleme yapılmasına tepki gösterdi. "Kıdem tazminatı tartışma konusu yapılmamalı" diyen Kumlu, tazminatlara dokunulması halinde genel grev kararı alacaklarını ifade etti. Kumlu, "Fon oluşturulması, tazminatların maaşlara eklenmesi ya da başka bir formüle tümüyle karşıyız" dedi. Mevcut yasadaki zorunlu istihdamla ilgili hükümlerin korunmasını istediklerini vurgulayan Kumlu, 18-29 yaş arası gençlerin işveren priminin devletçe ödenmesi konusuna ise şartlı destek verdi. Uygulamanın istihdamı artıracağını dile getiren Kumlu, "Bu tür teşviklerde sendikalı işçi istihdam edilmesi koşulunun da getirilmesi bizim taleplerimiz arasında. Çünkü bu hem kayıtdışı ekonomiyi azaltacak, hem de sendikal örgütlülüğün güçlenmesini sağlayacaktır" dedi.

    '30 yaş üstü işsizlik artar'

    DİSK Başkanı Sülayman Çelebi istihdam konusundaki düzenleme hazırlığını eleştirerek, "Bu, istihdam değil, olsa olsa yeni işsizlik paketidir" değerlendirmesinde bulundu.
    Paketin temel felsefesinin işvereni rahatlatmak olduğunun altını çizen Çelebi şöyle konuştu:
    "Bu düzenleme başladıktan sonra bakın bakalım 30 yaş üzerinde çalışan kalacak mı? Ya da 5 yıl boyunca primi devlet tarafından ödenecek olan bu kesim daha sonra ne olacak? İşveren elbette kendisine maliyeti daha az olanı işe almak isteyecektir."
    Kıdem tazminatına dönük önerilerin kazanılmış hakları geriye götüreceğini vurgulayan Çelebi, paketin işvereni, kıdemlileri işten çıkarmaya ve gençleri daha düşük aylıklarla çalıştırmaya yönlendireceğini aktardı. Kreş ve emzirme odası zorunluluklarının yumuşatılmasına da değinen Çelebi şunları söyledi:
    "Bu zorunluluklar kadınların çalışmasından kaynaklanan bazı sorunlarının çözülmesi için getirilmiştir. Emzirebilme, çocuğunun bakımını sağlama gibi sorunlara çözüm bulmadan kadının istihdamı nasıl sağlanabilir? Kaldı ki yasada öngörülen kadın işçi sayısına sahip olduğu halde kreşi, emzirme odası, doktoru olmayan yüzlerce örnek gösterebilirim. Yasa uygulanmıyor ki istihdamı caydırıcı olsun. Yasal çalışma süresi 8 saat olmasına karşın işçiler 14 saat çalıştırılıyor. Bu çalışma saatlerine uyulursa daha çok işçi çalıştırılması gerekeceğinden istihdam oranı zaten yüzde 20 artacaktır."

    25 Aralık 2007 Salı

    Yeni Sosyal Guvenlik Yasasi ve Yanlislar

    Sosyal Güvenlik ile ilgili yeni yasa hakkında gelen bir maili paylaşıyorum. Herkesin bilgisi olmalı. Bunun siyasi yönü olarak ilgili hükümeti eleştirmek gerekiyor. Oy verilsin ya da verilmesin; önemli olan yanlışı görmek ve ses vermektir.


    AKP Hükümeti'nin hazırladığı yeni Kanun Tasarısı geçen hafta TBMM'ye gönderildi.

    • Zaten kadınlar için 58, erkekler için 60 olan emeklilik yaşı hem kadınlar, hem de erkekler için 65'e çıkarılacak.
    • Emekliliğe hak kazanabilmek için yakın zamanda 5.000'den 7.000 güne çıkarılan prim ödeme zorunluluğu 9.000 gün prime çıkacak.
    • Emekli maaşları % 23 ila % 33 arasında düşürülecek.
    • Aylık geliri 139,6 YTL'den fazla olan bütün vatandaşlar her ay 73 ila 475 YTL Genel Sağlık Sigortası primi ödemek zorunda kalacak.
    • Sadece ayakta tedavi olununca değil; hastalık, kaza, ameliyat gibi nedenlerle hastaneye yatmak gerekince de "katılım payı" adı altında para ödenecek .
    • "Katılım payı" gerektiğinde beş katına kadar arttırılacak.
    • Bütün sağlık hizmetleri paralı olacak .
    • Sağlık hizmeti alabilmek için bu ülkenin vatandaşı olmak, üstelik vergi ödemek, dahası Genel Sağlık sigortası primi yatırmak, hatta bir de "katılım payı" ödemek yetmeyecek . Şimdi bir de "ilâve ücret" adı altında para ödemek gerekecek .
    • Bütün dünyada anne sütünün önemi yeniden anla
    • şılır ve emzirme teşvik edilirken Türkiye'de "sigortalının çocuğuna bir ay anne sütü yeter" mantığı geçerli olacak. Daha önce doğum yapan sigortalılara altı ay süreyle verilmesi öngörülen emzirme yardımı bir aya düşürülecek.
    • Hastalanan sigortalılara verilen iş göremezlik ödeneği % 16 azalacak.
    • Emekli Bağ-Kur'lularının maaşından 10 yıl süreyle % 10 oranında Genel sağlık sigortası primi kesilecek.
    • Primini ödeyemeyen vatandaşlar sağlık hizmeti alamayacak, hastane kapılarından geri dönecek.
    • Primini ödeyemeyen çiftçilerin pamuğuna buğdayına, üzümüne tütününe el konulacak.
    AKP Hükümeti'nin 2006 yılı Mayıs ayında IMF ve Dünya Bankası 'nın direktifiyle çıkardığı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun bir dizi maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından Aralık ayında iptal edilmişti.
    Hükümet Kanun'un yürürlüğünü önce 1 Temmuz 2007'ye erteledi. Ancak vatandaşların çok büyük bölümünün sağlık ve sosyal güvenlik haklarını yok eden Kanun'a karşı toplumun göstereceği tepkiyi genel seçimler öncesinde göze alamadı ve yürürlük tarihi ikinci defa 1 Ocak 2008'e ertelendi. AKP Hükümeti'nin hazırladığı yeni Kanun Tasarısı geçen hafta TBMM'ye gönderildi.
    Tasarı eğer yasalaşırsa
    sağlık ve sosyal güvenlik haklarımızda bir dizi kayıp oluşacak ..

    Yunanistan'da genel grev yaşamı felç etti. Hükümetin sosyal güvenlik sistemiyle ilgili reform planlarına tepki olarak başlayan grev, Yunanistan'da hayatı durdurdu. Gemi ve uçak seferleri iptal edildi, mahkemeler, okullar kapandı. Televizyonlar ve radyolar yayınlarını durdurdu, gazeteler basılmadı .
    NTV-MSNBC VE AJANSLAR

    ATİNA - Yunanistan'da tüm kamu ve özel sektör çalışanlarının, hükümetin, çeşitli meslek kuruluşlarının oluşturduğu 155 emeklilik fonunu, yeni bir yasal düzenlemeyle 5 fonun çatısı altında toplamayı hedefleyen sosyal güvenlik reformu yapma girişimini protesto etmek amacıyla başlattığı 24 saatlik genel grev ülkede yaşamı felç etti. Sendikalar düşük emekli aylığı ve emeklilik yaşının yükseltilmesini öngören hükümet reformuna karşı çıkıyor. Yunanistan İşçi Sendikaları Konfederasyonu (GSEE) ile Yunanistan Kamu çalışanları Konfederasyonu'nun (ADEDY) çağrısıyla yapılan ve son 60 yılın en büyük grevi olarak nitelendirilen greve, şehiriçi ve şehirlerarası otobüs, tren, metro, troleybüs, tramvay şoförlerinin katılması nedeniyle özellikle büyük kentlerde ulaşım zaman zaman durma noktasına geldi. Sivil hava yolu taşımacılığı ile deniz yolu ulaşımı çalışanlarının greve katılmalarıyla iç ve dış hat uçuşlarında tüm seferler iptal edilirken, ana kara ile adalar arasındaki bağlantı da koptu. Avukat ve yargı mensuplarının da katıldığı grev süresince duruşmalar ertelendi, mahkemeler kapalı kalırken, üniversiteler ve okullar da kapılarını kapattılar. Kamu bankaları, elektrik ve su işleri daireleri ile PTT çalışanlarının eyleme katılmasıyla da hizmetlerde aksaklıklar yaşandı.

    BİZİM ÜZERİMİZDEYSE ÖLÜ TOPRAĞI VAR.
    BEĞENMEDİĞİMİZ YUNANLILAR KADAR OLAMADIK.
    MEDYA, GERÇEKLERİ VERMEK YERİNE HERKESİ UYUTMAK İ
    ÇİN
    OLMADIK UYDURMA HABERLER ÜRETİP DURUYOR... YAZIK !!
    ZATEN HER MİLLET LAYIK OLDUĞU YÖNETİMLERCE YÖNETİLİR...

    24 Aralık 2007 Pazartesi

    Esini Dovdu Okula Hademe Oldu

    Eşini dövdü okula hademe oldu



    Hatay'da, 4 çocuk babası T.C'ye, eşini dövdüğü gerekçesiyle kamu kurumunda 5 ay çalışma cezası verildi.


    T.C (49), 23 yıllık eşi M.C'yi, “bir tartışma sırasında kendisini tutamayarak dövdüğünü” söyledi.
    Eşinin şikayeti üzerine gözaltına alındığını ve adliyeye sevk edildiğini ifade eden T.C, daha sonra “Denetimli Serbestlik Uygulaması” kapsamında kamuya yararlı bir işte 5 ay çalıştırılma cezası verildiğini belirtti.

    Bu kapsamda kentte bulunan bir ilköğretim okulunda çay servisi ve temizlik işleri yaptığını ifade eden T.C, “Okulda günde 4 saat çalışıyorum. Kalan zamanda kendi işim olan hamallığı sürdürüyorum. Eşimi dövdüğüm için çok pişmanım, cezaevine konulmadığım için de şanslıyım. Bu uygulama sayesinde hem evimin geçimini sağlayabiliyor hem de cezamı kamuya yararlı bir işte çalışarak çekiyorum” diye konuştu.
    Uygulama kapsamında çevreye daha farklı baktığını belirten T.C, eşine bir daha şiddet uygulamayacağını kaydetti.
    Denetimli Serbestlik Uygulaması Hatay Şubesi yetkililerinden alınan bilgiye göre, hapis cezasına alternatif uygulama kapsamında şu an 5 hükümlü kamuya yararlı bir işte çalıştırılıyor.

    Kentte 2 yıldır yapılan uygulama kapsamında, 27'si çocuk, 276'sı yetişkin, toplam 303 kişinin takibinin yapıldığı kaydedildi.

    Yasasin Yargitay - Iklim Guner

    Yaşasın yargıtay

    24 Aralık 2007

    İklim GÜNER / iklimguner@hurriyet.com.tr

    Yaşasın yargıtay Kirişle işlenen, kan damlamayan kadın cinayetlerinden biri olan 4 kadınla evlilik, kirli tırnağıyla kazıya kazıya oyduğu mezarına uzanmaya başladı şükür!

    Bu ölümü kabullenmek istemeyip bir el uzatarak meftayı oradan kaldırmaya çalışanlar da olacak kabullenip o mezara çiçek dikip,
    o çiçekleri sulayanlar da
    Ya da Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin yaptığı gibi meftaya toprak üstüne toprak atanlar da
    Seyredelim artık!
    Bu bilek güreşini o kabire toprak atanların kazanması için, elde avuçta ne varsa harcamaya değmez mi?
    kazma, kürek, kefen, toprak…
    ne varsa zulada
    *
    4 kadınlık haremlerin efendileri,
    bu kadınların sayısının aynı cümlede telaffuz etmenin dahi
    boşanma nedeni olacabileceğini duyunca ne yapmışlardır acaba?
    bu ses benim haremdekileri uyandırdı uyandıracak
    telaşıyla gün bu gündür hesabına mı dalmışlardır?
    yoksa
    “bak elalemin kocası 4 kadını ağzına almaya korkarken
    sen bizi boncuk gibi dizdin”
    türündeki cümlelerden mi korumaya çalışıyorlardır kulaklarını
    ya da biri gider biri gelir nasılsa diye
    göbeklerini kaşımaya devam mı ediyorlardır
    Gerçi zaten evli olmadığı diğer 3 kadından boşanmak gibi bir derdi olmayacağı için
    İçlerinden sadece bir tanesini kaybedebilme ihtimali
    ne derece sarsarki bu bolluğu, bereketi
    *
    Hiç şahit oldunuz mu bilmem?
    ben çok şahit oldum,
    “senin üzerine karı getireceğim” türünde espri(!) yapanlara
    hemcinslerimize “karı”demekte ısrar edip,
    bizi bize kırdırmaya çalışanlara.
    Bunları dinlerken hep ellerime bakardım
    kendilerine hakim olmaları için hep telkinlerde bulunurdum onlara
    Onlarsa izin ver boğalım dercesine kımıl kımıl ederlerdi dizlerimin üzerinde…
    Sabrın sonu selamet işte…
    Dilerim o espiri(!)lere ve tehditlere maruz kalanlar bu fırsatı iyi kullanırlar ve
    benim elimden kurtulup hukukun elinde sallanan o boyunları bağışlamazlar
    teslim ederler giyotine
    *
    Kimi zaman büyük savaşlardan sonra şehit olan
    kimi zaman nüfus dağılımındaki dengesizliğe kurban giden
    kimi zaman din istismarlarının eteğinin altından baş gösteren
    ama ab-ı hayatı yudumlamaya çalışan
    “tek eşle evliliği” koruma konusunda her geçen gün daha titizleşiyor olmamız
    ferahlattı içimizi değil mi?
    “yuppiiiiiiii”yapmak isteyenler için bir meydan ayarlasa keşke kadın için çalışanlar…
    Sağır etmek istediklerimiz de,
    kulaklarının pasını silmek istediklerimiz de aramızda olsa keşke
    ama nerdeeee…
    *
    Kafama takılan ufak bir hususa değinmeden geçemeyeceğim bu konuyu(!)
    Sadece 4 kadını telaffuz eden şom ağızlıları mı kapsıyor bu karar?
    Yani adam 4 kadınla evleneceğim demez de 3 kadınla evleneceğim derse ne olacak?
    Mahkeme, kocası tarafından üzerine bir ya da iki kuma getirmekle tehdit edilen kadına
    “git bacım işine,bu boşanma nedeni olamaz”mı diyecek
    “kotayı aşmamış adam”
    “ama illede boşanmak istiyorsan git terlik fırlat kocana”
    ya da “boynun devrilsin heriiiiiiiif”de öyle gel diye geri mi çevirecek kadıncağızı…
    *
    Hukuki bakış açısından çok uzak olan son yorumumu dilerim çok eşli evlilik fanatikleri de yapmaz..
    Daha açık seçik şekilde ilan etmek lazım bu kararı
    Ve mümkünse kotayı biraz aşağı çekmek lazım
    Bu güzel karardan bir iki sayı farkla yararlanamayan kadınların
    Sırf kanundan yararlanabilmek adına kocalarına
    kotayı doldurabilmek için imtiyaz tanımalarına seyirci olmak istemiyorsak tabi.
    Malum bizde bu tür konular suistimallere gebe..

    28 Kasım 2007 Çarşamba

    Tuketici Kanunu

    TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN

    Kanun Numarası: 4077, Kabul Tarihi: 23/02/1995

    Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 08/03/1995, Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı: 22221



    BİRİNCİ KISIM: Amaç, Kapsam, Tanımlar
    Amaç

    Madde 1 - Bu Kanunun amacı, ekonominin gereklerine ve kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir.

    Kapsam

    Madde 2 - Bu Kanun,1 inci maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü hukuki işlemi ?tüketici işlemini? kapsar.

    Madde 3. ? (4882. Değ) Bu Kanunun uygulamasında;

    a) Bakanlık: Sanayi ve Ticaret Bakanlığını,

    b) Bakan: Sanayi ve Ticaret Bakanını,

    c) Mal: Alış-verişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları,

    d) Hizmet: Bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti,

    e) Tüketici: Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi,

    f) Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri,

    g) Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri Kapsamında tüketiciye hizmet sunan gerçek veya tüzel kişileri,

    h) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi,

    i) İmalatçı-Üretici: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere tüketiciye sunulmuş olan mal veya hizmetleri ya da bu mal veya hizmetlerin hammaddelerini yahut ara mallarını üretenler ile mal üzerine kendi ayırt edici işaretini, ticari markasını veya unvanını koyarak satışa sunanları,

    j) İthalatçı: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere tüketiciye sunulmuş olan mal veya hizmetleri ya da bu mal veya hizmetlerin hammaddelerini yahut ara mallarını yurt dışından getirerek satışa sunan gerçek veya tüzel kişiyi,

    k) Kredi veren: Mevzuatları gereği tüketicilere nakit kredi vermeye yetkili olan banka, özel finans kuruluşu ve finansman şirketlerini,

    l) Reklam veren: Ürettiği ya da pazarladığı malın/hizmetin tanıtımını yaptırmak, satışını artırmak veya imajını yaratıp güçlendirmek amacıyla hazırlattığı, içinde firmasının ya da mal/hizmet markasının yer aldığı reklamları yayınlatan, dağıtan ya da başka yollarla sergileyen gerçek ya da tüzel kişiyi,

    m) Reklamcı: Ticari reklam ve ilânları reklam verenin duyduğu ihtiyaç doğrultusunda hazırlayan ve reklam veren adına yayınlanmasına aracılık eden ticari iletişim uzmanı gerçek ya da tüzel kişiyi,

    n) Mecra kuruluşu: Ticari reklam veya ilânı hedef kitleye ulaştıran iletişim kanallarının ya da her türlü aracın sahibi, işleticisi veya kiralayıcısı olan gerçek veya tüzel kişiyi,

    o) Teknik düzenleme: Bir ürünün ve hizmetin, ilgili idari hükümler de dahil olmak üzere, özellikleri, işleme ve üretim yöntemleri, bunlarla ilgili terminoloji, sembol, ambalajlama, işaretleme, etiketleme ve uygunluk değerlendirilmesi işlemleri hususlarından biri veya birkaçını belirten ilgili Bakanlık tarafından Resmi Gazetede yayımlanarak mecburi uygulamaya konulan standartlar dahil olmak üzere uyulması zorunlu olan her türlü düzenlemeyi,

    p) Tüketici örgütleri: Tüketicinin korunması amacıyla kurulan dernek, vakıf veya bunların üst kuruluşlarını, ifade eder.



    İKİNCİ KISIM: Tüketicinin Korunması ve aydınlatılması

    Ayıplı Mal

    Madde 4. - Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilânlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.

    Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir.

    İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına göre kredi veren ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Ayıplı malın neden olduğu zarardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu takdirde bunlar müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

    Bu madde ile ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda beş yıldır. Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.

    Ayıplı malın neden olduğu zararlardan sorumluluğa ilişkin hükümler dışında, ayıplı olduğu bilinerek satın alınan mallar hakkında yukarıdaki hükümler uygulanmaz.

    Satışa sunulacak ayıplı mal üzerine ya da ambalajına, imalatçı veya satıcı tarafından tüketicinin kolaylıkla okuyabileceği şekilde ?özürlüdür? ibaresini içeren bir etiket konulması zorunludur. Yalnızca ayıplı mal satılan veya bir kat ya da reyon gibi bir bölümü sürekli olarak ayıplı mal satışına, tüketicinin bilebileceği şekilde tahsis edilmiş yerlerde bu etiketin konulma zorunluluğu yoktur. Malın ayıplı olduğu hususu, tüketiciye verilen fatura, fiş veya satış belgesi üzerinde gösterilir.

    Güvenli olmayan mallar, piyasaya özürlüdür etiketiyle dahi arz edilemez. Bu ürünlere, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri uygulanır.

    Bu hükümler, mal satışına ilişkin her türlü tüketici işleminde de uygulanır.



    Ayıplı Hizmet

    MADDE 4/A. ? (4822. Değ) Sağlayıcı tarafından bildirilen reklam ve ilânlarında veya standardında veya teknik kuralında tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler, ayıplı hizmet olarak kabul edilir.

    Tüketici, hizmetin ifa edildiği tarihten itibaren otuz gün içerisinde bu ayıbı sağlayıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, sözleşmeden dönme, hizmetin yeniden görülmesi veya ayıp oranında bedel indirimi haklarına sahiptir. Tüketicinin sözleşmeyi sona erdirmesi, durumun gereği olarak haklı görülemiyorsa, bedelden indirim ile yetinilir. Tüketici, bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 4 üncü maddede belirtilen şartlar çerçevesinde tazminat da isteyebilir. Sağlayıcı, tüketicinin seçtiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

    Sağlayıcı, bayi, acente ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına göre kredi veren, ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zarardan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Sunulan hizmetin ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

    Daha uzun bir süre için garanti verilmemiş ise, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile ayıplı hizmetten dolayı yapılacak talepler hizmetin ifasından itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak, sunulan hizmetin ayıbı, tüketiciden sağlayıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.

    Ayıplı hizmetin neden olduğu zararlardan sorumluluğa ilişkin hükümler dışında, ayıplı olduğu bilinerek edinilen hizmetler hakkında yukarıdaki hükümler uygulanmaz.

    Bu hükümler, hizmet sağlamaya ilişkin her türlü tüketici işleminde de uygulanır.



    Satıştan Kaçınma

    Madde 5. ? (4822. Değ) Üzerinde ?numunedir? veya ?satılık değildir? ibaresi bulunmayan bir malın; ticarî bir kuruluşun vitrininde, rafında veya açıkça görülebilir herhangi bir yerinde teşhir edilmesi halinde satıcı bu malların satışından kaçınamaz.

    Hizmet sağlamada da haklı bir sebep olmaksızın kaçınılamaz.

    Aksine bir teamül, ticarî örf veya adet yoksa, satıcı bir mal veya hizmetin satışını o mal veya hizmetin kendisi tarafından belirlenen miktar, sayı veya ebat gibi koşullara ya da başka bir mal veya hizmetin satın alınmasına bağlı kılamaz.

    Diğer mal satışı ve hizmet sağlama sözleşmelerinde de bu hüküm uygulanır.



    Sözleşmedeki Haksız Şartlar

    Madde 6. ? (4822. Değ) Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır.

    Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir.

    Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir.

    Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez.

    Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir.

    6/A, 6/B, 6/C, 7, 9, 9/A, 10, 10/A ve 11/A maddelerinde yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen tüketici sözleşmeleri en az oniki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenir ve sözleşmede bulunması gereken şartlardan bir veya birkaçının bulunmaması durumunda eksiklik sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Bu eksiklik satıcı veya sağlayıcı tarafından derhal giderilir.

    Bakanlık standart sözleşmelerde yer alan haksız şartların tespit edilmesine ve bunların sözleşme metninden çıkartılmasının sağlanmasına ilişkin usul ve esasları belirler.



    Taksitle Satış

    MADDE 6/A. ? (4822. Değ) Taksitle satış, satım bedelinin en az iki taksitle ödendiği ve malın veya hizmetin sözleşmenin düzenlendiği anda teslim veya ifa edildiği satım türüdür.

    Taksitle satış sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Sözleşmede bulunması gereken asgari koşullar aşağıda gösterilmiştir:

    a) Tüketicinin ve satıcı veya sağlayıcının isim, unvan, açık adresleri ve varsa erişim bilgileri,

    b) Malın veya hizmetin Türk Lirası olarak vergiler dahil peşin satış fiyatı,

    c) Vadeye göre faiz ile birlikte ödenecek Türk Lirası olarak toplam satış fiyatı,

    d) Faiz miktarı, faizin hesaplandığı yıllık oran ve sözleşmede belirlenen faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faizi oranı,

    e) Peşinat tutarı,

    f) Ödeme planı,

    g) Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları.

    Satıcı veya sağlayıcı, bu bilgilerin sözleşmede yer almasını sağlamak ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermekle yükümlüdür. Sözleşmeden ayrı olarak kıymetli evrak niteliğinde senet düzenlenecekse, bu senet, her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde ve sadece nama yazılı olarak düzenlenir. Aksi takdirde, kambiyo senedi geçersizdir.

    Taksitle satışlarda; tüketici, borçlandığı toplam miktarı önceden ödeme hakkına sahiptir. Tüketici aynı zamanda, bir taksit miktarından az olmamak şartıyla bir veya birden fazla taksit ödemesinde bulunabilir. Her iki durumda da satıcı, ödenen miktara göre gerekli faiz indirimini yapmakla yükümlüdür.

    Satıcı veya sağlayıcı, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak satıcının veya sağlayıcının bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi ve ödenmeyen taksit toplamının satış bedelinin en az onda biri olması halinde kullanılabilir. Ancak satıcının veya sağlayıcının bu hakkını kullanabilmesi için en az bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir.

    Sözleşme şartları tüketici aleyhine hiçbir şekilde değiştirilemez.



    Devre Tatil

    MADDE 6/B. ? (4822. Değ) Devre tatil sözleşmeleri, en az üç yıl süre için yapılan ve bu süre zarfında yıl içinde, belirli veya belirlenebilecek ve bir haftadan az olmayacak bir dönem için bir veya daha fazla sayıdaki taşınmazın kullanım hakkının devri ya da devri taahhüdünü içeren ve bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunlu, yazılı sözleşme ya da sözleşmeler grubudur.

    Devre tatil sözleşmelerine ilişkin usul ve esasları Bakanlık belirler.



    Paket Tur

    MADDE 6/C. ? (4822. Değ) Paket tur sözleşmeleri; ulaştırma, konaklama ve bunlara yardımcı sayılmayan diğer turistik hizmetlerin en az ikisinin birlikte, her şeyin dahil olduğu fiyatla satılan veya satış taahhüdü yapılan ve hizmeti yirmidört saatten uzun bir süreyi kapsayan veya gecelik konaklamayı içeren ve bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunlu, önceden düzenlenmiş yazılı sözleşmelerdir.

    Paket tur sözleşmelerine ilişkin usul ve esasları Bakanlık belirler.



    Kampanyalı Satışlar

    Madde 7. ? (4822. Değ) Kampanyalı satış, gazete, radyo, televizyon ilânı ve benzeri yollarla tüketiciye duyurularak düzenlenen kampanyalara iştirakçi kabul edilmesi ve malın veya hizmetin daha sonra teslim veya ifa edilmesi suretiyle yapılan satımdır.

    Kampanyalı satışlar Bakanlığın izni ile yapılır. Bakanlık hangi tür satışların izne tabi olacağını, ön ödeme, taksit miktarı, teslim süresi, üretici firma garantisi, yatırılacak teminat ile kampanyalı satışlarda uyulması gereken usul ve esasları tespit eder.

    İlan ve taahhüt edilen mal veya hizmetin teslimatının veya ifasının hiç ya da gereği gibi yapılmaması durumunda, satıcı, sağlayıcı, bayi, acente, imalatçı-üretici, ithalatçı ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına göre kredi veren müteselsilen sorumludur.

    Tüketici kampanyadan ayrılmaya karar verdikten sonra kampanyayı düzenleyen, mal veya hizmetin tüketiciye teslim tarihini geçmemek şartıyla tüketicinin o ana kadar ödediği tüm bedeli ödemekle yükümlüdür.

    Kampanyayı düzenleyen, kampanyalı satışlarda düzenlenecek yazılı sözleşmede, 6/A maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen bilgilere ek olarak ?kampanya bitiş tarihi? ve ?mal veya hizmetin teslim veya yerine getirilme tarih ve şekli?ne ilişkin bilgileri de içeren sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermek zorundadır.

    Sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça, ön ödeme tutarı, mal veya hizmetin satış bedelinin yüzde kırkından fazla olamaz.

    Kampanyalı satışlarda malın teslim ya da hizmetin ifa süresi on iki ayı aşamaz. Konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar için bu süre otuz aydır.

    Tüketicinin ödemeye ilişkin tüm edimlerini yerine getirmesi durumunda, malın teslimi ya da hizmetin ifası, ödemenin bitimini takiben en geç bir ay içinde yapılmak zorundadır.

    Kampanyalı taksitle satışlarda 6/A maddesi hükümleri de uygulanır.



    Madde 8. ? (4822. Değ) Kapıdan satış; işyeri, fuar, panayır gibi satış mekanları dışında yapılan satımlardır.

    Bakanlık, kapıdan satış yapacaklarda aranılacak nitelikleri, bu Kanuna tabi olan ve olmayan kapıdan satışları ve kapıdan satışlara ilişkin uygulama usul ve esaslarını belirler.

    Bu tür satışlarda; tüketici, teslim aldığı tarihten itibaren yedi gün içinde malı kabul etmekte veya hiçbir gerekçe göstermeden ve hiçbir yükümlülük altına girmeden reddetmekte serbesttir. Hizmetlerin satımında ise bu süre, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren başlar. Bu süre dolmadan satıcı veya sağlayıcı, kapıdan satış işlemine konu mal veya hizmet karşılığında tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. Satıcı, cayma bildirimi kendisine ulaştığı andan itibaren yirmi gün içerisinde malı geri almakla yükümlüdür.

    Tüketici, malın mutat kullanımı sebebiyle meydana gelen değişiklik ve bozulmalarından sorumlu değildir.

    Taksitle yapılan kapıdan satışlarda 6/A maddesi, kampanyalı kapıdan satışlarda 7 nci madde hükümleri ayrıca uygulanır.



    Kapıdan Satışlarda Satıcının ve Sağlayıcının Yükümlülüğü

    Madde 9. ? (4822. Değ) Kapıdan satış sözleşmelerinde, sözleşmede bulunması gereken diğer unsurlara ilave olarak mal veya hizmetin nitelik ve niceliğine ilişkin açıklayıcı bilgiler, cayma bildiriminin yapılacağı açık adres ve en az on altı punto ve koyu siyah harflerle yazılmış aşağıdaki ibare yer almak zorundadır:

    Tüketicinin hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin ve hiçbir gerekçe göstermeksizin teslim aldığı veya sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren yedi gün içerisinde malı veya hizmeti reddederek sözleşmeden cayma hakkının var olduğunu ve cayma bildiriminin satıcı/sağlayıcıya ulaşması tarihinden itibaren malı geri almayı taahhüt ederiz.

    Tüketici, sahip olduğu haklarının da yazılı bulunduğu sözleşmeyi imzalar ve kendi el yazısı ile tarihini yazar. Satıcı veya sağlayıcı, bu bilgilerin sözleşmede yer almasını sağlamak ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermekle yükümlüdür.

    Bu madde hükümlerine göre düzenlenmiş bir sözleşmenin ve malın tüketiciye teslim edildiğini ispat satıcıya veya sağlayıcıya aittir. Aksi takdirde, tüketici cayma hakkını kullanmak için yedi günlük süre ile bağlı değildir.



    Mesafeli Sözleşmeler

    MADDE 9/A. ? (4822. Değ) Mesafeli sözleşmeler; yazılı, görsel, telefon ve elektronik ortamda veya diğer iletişim araçları kullanılarak ve tüketicilerle karşı karşıya gelinmeksizin yapılan ve malın veya hizmetin tüketiciye anında veya sonradan teslimi veya ifası kararlaştırılan sözleşmelerdir.

    Mesafeli satış sözleşmesinin akdinden önce, ayrıntıları Bakanlıkça çıkarılacak tebliğle belirlenecek bilgilerin tüketiciye verilmesi zorunludur. Tüketici, bu bilgileri edindiğini yazılı olarak teyit etmedikçe sözleşme akdedilemez. Elektronik ortamda yapılan sözleşmelerde teyid işlemi, yine elektronik ortamda yapılır.

    Satıcı ve sağlayıcı, tüketicinin siparişi kendisine ulaştığı andan itibaren otuz gün içerisinde edimini yerine getirir. Bu süre, tüketiciye daha önceden yazılı olarak bildirilmek koşuluyla en fazla on gün uzatılabilir.

    Satıcı veya sağlayıcı elektronik ortamda tüketiciye teslim edilen gayri maddî malların veya sunulan hizmetlerin teslimatının ayıpsız olarak yapıldığını ispatla yükümlüdür.

    Cayma hakkı süresince sözleşmeye konu olan mal veya hizmet karşılığında tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasının veya borç altına sokan herhangi bir belge vermesinin istenemeyeceğine ilişkin hükümler dışında kapıdan satışlara ilişkin hükümler mesafeli sözleşmelere de uygulanır.

    Satıcı veya sağlayıcı cayma bildiriminin kendisine ulaştığı tarihten itibaren on gün içinde almış olduğu bedeli, kıymetli evrakı ve tüketiciyi bu hukukî işlemden dolayı borç altına sokan her türlü belgeyi iade etmek ve yirmi gün içerisinde de malı geri almakla yükümlüdür.



    Tüketici Kredisi

    Madde 10. ? (4822. Değ) Tüketici kredisi, tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla kredi verenden nakit olarak aldıkları kredidir.

    Tüketici kredisi sözleşmesinin yazılı olarak yapılması ve bu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur. Taraflar arasında akdedilen sözleşmede öngörülen kredi şartları, sözleşme süresi içerisinde tüketici aleyhine değiştirilemez.

    Sözleşmede;
    a) Tüketici kredisi tutarı,

    b) Faiz ve diğer unsurlarla birlikte toplam borç tutarı,

    c) Faizin hesaplandığı yıllık oran,

    d) Ödeme tarihleri, anapara, faiz, fon ve diğer masrafların ayrı ayrı belirtildiği ödeme planı,

    e) İstenecek teminatlar,

    f) Akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faizi oranı,

    g) Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları,

    h) Kredinin vadesinden önce kapatılmasına ilişkin şartlar,

    i) Kredinin yabancı para birimi cinsinden kullandırılması durumunda, geri ödemeye ilişkin taksitlerin ve toplam kredi tutarının hesaplanmasında, hangi tarihteki kurun dikkate alınacağına ilişkin şartlar, yer alır.

    Kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir. Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren, asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez.

    Tüketici, kredi verene borçlandığı toplam miktarı önceden ödeyebileceği gibi aynı zamanda vadesi gelmemiş bir ya da birden çok taksit ödemesinde de bulunabilir. Her iki durumda da kredi veren, ödenen miktara göre gerekli faiz ve komisyon indirimini yapmakla yükümlüdür. Bakanlık ödenen miktara göre gerekli faiz ve komisyon indiriminin ne oranda yapılacağının usul ve esaslarını belirler.

    Kredi verenin, tüketici kredisini, belirli marka bir mal veya hizmet satın alınması ya da belirli bir satıcı veya sağlayıcı ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile vermesi durumunda satılan malın veya hizmetin hiç ya da zamanında teslim veya ifa edilmemesi halinde kredi veren tüketiciye karşı satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olur.

    Kredi verenin ödemeleri bir kıymetli evraka bağlaması ya da krediyi kıymetli evrak kabul etmek suretiyle teminat altına alması yasaktır.

    Bu yasağa rağmen tüketiciden bir kıymetli evrak alınacak olursa, tüketici bu kıymetli evrakı kredi verenden geri istemek hakkına sahiptir. Ayrıca, kredi veren kıymetli evrakın ciro edilmesi sebebiyle tüketicinin uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlüdür.



    Kredi Kartları

    MADDE 10/A. ? (4822. Değ) Kredi kartı ile mal veya hizmet alımı sonucu nakdi krediye dönüşen veya kredi kartı ile nakit çekim suretiyle kullanılan krediler de 10 uncu madde hükümlerine tabidir. Ancak, bu tür krediler hakkında 10 uncu maddenin ikinci fıkrasının (a), (b), (h) ve (ı) bentleri ile dördüncü fıkra hükmü uygulanmaz.

    Kredi veren tarafından tüketiciye gönderilen dönemsel hesap özetleri, 10 uncu maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinde öngörülen ödeme planı hükmündedir. Dönemsel hesap özetinde yer alan asgari ödeme tutarının vadesinde ödenmemesi halinde; tüketici, 10 uncu maddenin (f) bendinde yer alan gecikme faizi dışında herhangi bir isim altında yükümlülük altına sokulamaz.

    Kredi veren faiz artırımını otuz gün önceden tüketiciye bildirmek zorundadır. Kredi veren tarafından artırılan faiz oranı geriye dönük olarak uygulanamaz. Tüketici bildirim tarihinden itibaren en geç altmış gün içinde tüm borcu ödeyip kredi kullanmaya son verdiği takdirde faiz artışından etkilenmez.

    Mal veya hizmetin kredi kartı ile satın alındığı durumlarda, satıcı veya sağlayıcı, tüketiciden komisyon veya benzeri bir isim altında ilave ödemede bulunmasını isteyemez.



    Süreli Yayınlar

    Madde 11. ? (4822. Değ) Süreli yayın kuruluşlarınca düzenlenen ve her ne amaç ve şekilde olursa olsun, bilet, kupon, iştirak numarası, oyun, çekiliş ve benzeri yollarla süreli yayın dışında ikinci bir ürün ve/veya hizmetin verilmesinin taahhüt edildiği durumlarda; kitap, dergi, ansiklopedi, afiş, bayrak, poster, sözlü veya görüntülü manyetik bant veya optik disk gibi süreli yayıncılık amaçlarına aykırı olmayan kültürel ürünler dışında hiçbir mal ya da hizmetin taahhüdü ve dağıtımı yapılamaz. Bu amaçla kampanya düzenlenmesi halinde, kampanya süresi altmış günü geçemez. Kampanya konusu mal veya hizmet bedelinin bir bölümünün tüketici tarafından karşılanması istenemez.

    Süreli yayın kuruluşu, kampanyaya ait reklam ve ilânlarında, kampanya konusu mal veya hizmetin Türkiye genelinde teslim ve ifa tarihlerine ilişkin programını ilân etmek ve kampanya konusu mal veya hizmetin teslim ve ifasını, kampanyanın bitiminden itibaren otuz gün içinde yerine getirmek zorundadır.

    Kampanya süresince, süreli yayının satış fiyatı, ikinci ürün olarak verilmesi taahhüt edilen mal veya hizmetin yol açtığı maliyet artışı nedeniyle artırılamaz. Kampanya konusu mal veya hizmet taahhüdü ve dağıtımı bölünerek yapılamayacağı gibi, bu mal veya hizmetin ayrılmaz ya da tamamlayıcı parçaları da ayrı bir kampanya konusu haline getirilemez. Bu Kanunun uygulamasında, ikinci ürün olarak verilmesi taahhüt edilen her bir mal veya hizmete ilişkin işlemler bağımsız bir kampanya olarak kabul edilir.

    Süreli yayın kuruluşları tarafından düzenlenmeyen, ancak süreli yayınla doğrudan veya dolaylı irtibatlandırılan kampanyalar da bu hükümlere tabidir.



    Abonelik Sözleşmeleri

    MADDE 11/A. ? (4822. Değ) Her türlü abonelik sözleşmelerine taraf olan tüketiciler, isteklerini satıcıya yazılı olarak bildirmek kaydıyla aboneliklerine tek taraflı son verebilirler.

    Satıcı tüketicinin aboneliğe son verme isteğini, yazılı bildirimin kendisine ulaştığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde yerine getirmekle yükümlüdür.

    Süreli yayın aboneliğine son verme isteği ise; yazılı bildirimin satıcıya ulaştığı tarihten itibaren günlük yayınlarda onbeş gün, haftalık yayınlarda bir ay, aylık yayınlarda üç ay sonra yürürlüğe girer. Daha uzun süreli yayınlarda ise, bildirimden sonraki ilk yayını müteakiben yürürlüğe konulur.

    Satıcı, abone ücretinin geri kalan kısmını hiçbir kesinti yapmaksızın onbeş gün içinde iade etmekle yükümlüdür.



    Fiyat Etiketi

    Madde 12. ? (4822. Değ) Perakende satışa arz edilen malların veya ambalajlarının yahut kaplarının üzerine kolaylıkla görülebilir, okunabilir şekilde o malla ilgili tüm vergiler dahil fiyat, üretim yeri ve ayırıcı özelliklerini içeren etiket konulması, etiket konulması mümkün olmayan hallerde aynı bilgileri kapsayan listelerin görülebilecek şekilde uygun yerlere asılması zorunludur.

    Hizmetlerin tarife ve fiyatlarını gösteren listeler de birinci fıkraya göre düzenlenerek asılır.
    Etiket, fiyat ve tarife listelerinde belirtilen fiyat ile kasa fiyatı arasında fark olması durumunda tüketici lehine olan fiyat üzerinden satış yapılır.

    Fiyatı; Bakanlar Kurulu, kamu kurum ve kuruluşları veya kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları tarafından belirlenen mal veya hizmetlerin, belirlenen bu fiyatın üzerinde bir fiyatla satışa sunulması yasaktır.

    Bakanlık, etiket ve tarife listelerinin şeklini, içeriğini, usul ve esaslarını bir yönetmelikle düzenler. Bakanlık ve belediyeler, bu madde hükümlerinin uygulanması ve izlenmesine ilişkin işleri yürütmekle ayrı ayrı görevlidirler.



    Garanti Belgesi

    Madde 13. ? (4822) İmalatçı veya ithalatçılar ithal ettikleri veya ürettikleri sanayi malları için Bakanlıkça onaylı garanti belgesi düzenlemek zorundadır. Mala ilişkin faturanın tarih ve sayısını içeren garanti belgesinin tekemmül ettirilerek tüketiciye verilmesi sorumluluğu satıcı, bayi veya acenteye aittir. Garanti süresi malın teslim tarihinden itibaren başlar ve asgari iki yıldır. Ancak, özelliği nedeniyle bazı malların garanti şartları, Bakanlıkça başka bir ölçü birimi ile belirlenebilir.

    Satıcı; garanti belgesi kapsamındaki malların, garanti süresi içerisinde arızalanması halinde malı işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep etmeksizin tamir ile yükümlüdür.

    Tüketici onarım hakkını kullanmışsa, garanti süresi içerisinde sık arızalanması nedeniyle maldan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hallerinde, 4 üncü maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcı bu talebi reddedemez. Tüketicinin bu talebinin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, bayi, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.

    Tüketicinin malı kullanım kılavuzunda yer alan hususlara aykırı kullanmasından kaynaklanan arızalar, iki ve üçüncü fıkra hükümleri kapsamı dışındadır.

    Bakanlık, hangi sanayi mallarının garanti belgesi ile satılmak zorunda bulunduğunu ve bu malların arızalarının tamiri için gereken azami süreleri Türk Standartları Enstitüsünün görüşünü alarak tespit ve ilânla görevlidir.



    Tanıtma ve Kullanma Kılavuzu

    Madde 14. ? (4822. Değ) Yurt içinde üretilen veya ithal edilen sanayi mallarının tanıtım, kullanım, bakım ve basit onarımına ilişkin Türkçe kılavuzla ve gerektiğinde uluslararası sembol ve işaretleri kapsayan etiketle satılması zorunludur.

    Bakanlık, sanayi mallarından hangilerinin tanıtma ve kullanım kılavuzu ve etiket ile satılmak zorunda bulunduğunu ve bunlarda bulunması gereken asgari unsurları Türk Standartları Enstitüsünün görüşünü alarak tespit ve ilânla görevlidir.



    Satış Sonrası Hizmetler

    Madde 15. ? (4822. Değ) İmalatçı veya ithalatçılar, sattıkları, ürettikleri veya ithal ettikleri sanayi malları için o malın Bakanlıkça tespit ve ilân edilen kullanım ömrü süresince, yeterli teknik personel ve yedek parça stoku bulundurmak suretiyle bakım ve onarım hizmetlerini sunmak zorundadırlar.

    İmalatçı veya ithalatçıların bulundurmaları gereken yedek parça stok miktarı Bakanlıkça belirlenir.

    İthalatçının herhangi bir şekilde ticari faaliyetinin sona ermesi halinde, kullanım ömrü süresince bakım ve onarım hizmetlerini, o malın yeni ithalatçısı sunmak zorundadır.

    Bakanlık, hangi mallar için servis istasyonları kurulmasının zorunlu olduğu ile servis istasyonlarının kuruluş ve işleyişine dair usul ve esasları Türk Standartları Enstitüsünün görüşünü alarak tespit ve ilânla görevlidir.

    Garanti belgesiyle satılmak zorunda olan bir sanayi malının garanti süresi sonrasında arızalanması durumunda, o malın Bakanlıkça belirlenen azami tamir süresi içerisinde onarımı zorunludur.



    Ticari Reklamlar ve İlanlar

    Madde 16. ? (4822. Değ) Ticari reklam ve ilânların kanunlara, Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, dürüst ve doğru olmaları esastır.

    Tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, tüketicinin can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve özürlüleri istismar edici reklam ve ilânlar ve örtülü reklam yapılamaz.

    Aynı ihtiyaçları karşılayan ya da aynı amaca yönelik rakip mal ve hizmetlerin karşılaştırmalı reklamları yapılabilir.

    Reklam veren, ticari reklam veya ilânda yer alan somut iddiaları ispatla yükümlüdür.

    Reklam verenler, reklamcılar ve mecra kuruluşları bu madde hükümlerine uymakla yükümlüdürler.



    Reklam Kurulu

    Madde 17. ? (4822. Değ) Ticari reklam ve ilânlarda uyulması gereken ilkeleri belirlemek, bu ilkeler çerçevesinde ticari reklam ve ilânları incelemek ve inceleme sonucuna göre, 16 ncı madde hükümlerine aykırı reklam ve ilânları üç aya kadar tedbiren durdurma ve/veya durdurma ve/veya aynı yöntemle düzeltme ve/veya para cezası verme hususlarında görevli bir Reklam Kurulu oluşturulur. Reklam Kurulu kararları Bakanlıkça uygulanır.

    Reklam Kurulu, ticari reklam ve ilânlarda uyulması gereken ilkeleri belirlemede; ülke koşullarının yanı sıra, reklamcılık alanında evrensel kabul görmüş tanım ve kuralları da dikkate alır.

    Başkanlığı, Bakanın görevlendireceği ilgili Genel Müdür tarafından yürütülen Reklam Kurulu;
    a) Bakanlıkça ilgili Genel Müdür Yardımcıları arasından görevlendirilecek bir üye,

    b) Adalet Bakanlığınca, bu Bakanlıkta idari görevlerde çalışan hakimler arasından görevlendirilecek bir üye,

    c) Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunca görevlendirilecek reklam konusunda uzman bir üye,

    d) Yükseköğretim Kurulunun reklamcılık alanında uzman üniversite öğretim elemanları arasından seçeceği bir üye,

    e) Türk Tabibleri Birliği Merkez Konseyinin görevlendireceği doktor bir üye,

    f) Türkiye Barolar Birliğinin görevlendireceği avukat bir üye,

    g) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin değişik sektörlerden görevlendireceği dört üye,

    h) Türkiye'deki tüm gazeteciler derneklerinin kendi aralarından seçeceği bir üye,

    j) Reklamcılar derneklerinin veya varsa üst kuruluşlarının seçeceği bir üye,

    k) Tüketici Konseyinin Konseye katılan tüketici örgütü temsilcileri arasından seçeceği veya üst örgütlerinin görevlendireceği bir üye,

    l) Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin görevlendireceği bir üye,

    m) Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonunun görevlendireceği bir üye,

    n) Türk Standartları Enstitüsünden bir üye,

    o) Diyanet İşleri Başkanlığından bir üye,

    p) Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinden bir üye,

    q) İşçi sendikaları konfederasyonlarından bir üye,

    r) Memur sendikaları konfederasyonlarından bir üye,

    s) Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinin görevlendireceği bir üye,

    t) Ankara, İstanbul ve İzmir Büyükşehir Belediyelerinin kendi aralarından seçeceği bir üye,

    u) Türk Eczacılar Birliğinden bir üye,

    v) Türk Diş Hekimleri Birliğinden bir üye, olmak üzere yirmibeş üyeden oluşur.

    Kurul üyelerinin görev süreleri üç yıldır. Süresi bitenler yeniden görevlendirilebilir veya seçilebilir. Üyelikler herhangi bir sebeple boşaldığı takdirde boşalan yerlere üçüncü fıkra esasları dahilinde bir ay içerisinde görevlendirme veya seçim yapılır.

    Kurul en az ayda bir defa veya ihtiyaç duyulduğu her zaman Başkanın çağrısı üzerine toplanır.

    Kurul, Başkan dahil en az ondört üyenin hazır bulunması ile toplanır ve toplantıya katılanların çoğunluğu ile karar verir.

    Kurul, gerekli görülen hallerde sürekli ve geçici olarak görev yapmak üzere özel ihtisas komisyonları kurabilir. Kurulun bu komisyonlarda görev yapmasını uygun göreceği kamu personeli, ilgili kamu kuruluşlarınca görevlendirilir.

    Kurul üyeleri ile özel ihtisas komisyonu üyelerinden kamu görevlisi olanlara verilecek huzur hakkı ile kamu görevlisi olmayan kurul üyelerine ödenecek huzur ücreti Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir.

    Kurulun sekretarya hizmetleri Bakanlık tarafından yerine getirilir.

    Reklam Kurulu kararları, tüketicilerin bilgilendirilmesi, aydınlatılması ve ekonomik çıkarlarının korunması amacıyla Reklam Kurulu Başkanlığınca açıklanır.

    Reklam Kurulunun görevleri, kuruluş, çalışma usul ve esasları ile sekretarya hizmetlerinin ne suretle yerine getirileceği Bakanlık tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.



    Zararlı ve Tehlikeli Mal ve Hizmetler

    Madde 18. ? (4822) Tüketicinin kullanımına sunulan mal ve hizmetlerin kişi beden ve ruh sağlığı ile çevreye zararlı veya tehlikeli olabilmesi durumunda, bu malların emniyetle kullanılabilmesi için üzerine veya ekli kullanım kılavuzlarına, bu durumla ilgili açıklayıcı bilgi ve uyarılar, açıkça görülecek ve okunacak şekilde konulur veya yazılır.

    Bakanlık, hangi mal veya hizmetlerin açıklayıcı bilgi ve uyarıları taşıması gerektiğini ve bu bilgi ve uyarıların şeklini ve yerini ilgili bakanlık ve diğer kuruluşlarla birlikte tespit ve ilânla görevlidir.



    Mal ve Hizmet Denetimi

    Madde 19. ? (4822. Değ) Tüketiciye sunulan mal ve hizmetler; ilgili bakanlıklar tarafından Resmi Gazetede yayımlanarak mecburi uygulamaya konulan standartlar dahil olmak üzere uyulması zorunlu olan teknik düzenlemeye uygun olmalıdır.

    İlgili bakanlıklar, bu esaslara göre denetim yapmak veya yaptırmakla görevlidir. Mal ve hizmet denetimine ilişkin usul ve esaslar her bir ilgili bakanlıkça ayrı ayrı tespit ve ilân edilir.



    Tüketicinin Eğitilmesi

    Madde 20. ? (4822. Değ) Tüketicinin eğitilmesi konusunda örgün ve yaygın eğitim kurumlarının ders programlarına, Millî Eğitim Bakanlığınca gerekli ilaveler yapılır.

    Tüketicinin eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi için radyo ve televizyonlarda programlar düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar, Tüketici Konseyinin önerisi ile Bakanlıkça tespit ve ilân olunur.



    ÜÇÜNCÜ KISIM: Tüketici Kuruluşları

    Tüketici Konseyi

    Madde 21 ? (4822. Değ) Tüketicinin sorunlarının, ihtiyaçlarının ve çıkarlarının korunmasına ilişkin gerekli tedbirleri araştırmak, sorunların evrensel tüketici hakları doğrultusunda çözülmesi için alınacak tedbirlerle, bu Kanunun uygulanmasına yönelik tedbirlere dair görüşleri, ilgili mercilerce öncelikle ele alınmak üzere iletmek amacıyla, Bakanlığın koordinatörlüğünde bir ?Tüketici Konseyi? kurulur.

    (4822. Değ) Tüketici Konseyi, Bakanın veya görevlendireceği bir Bakanlık görevlisinin başkanlığında, Adalet, İçişleri, Maliye, Milli Eğitim, Sağlık, Ulaştırma, Tarım ve Köyişleri, Sanayi ve Ticaret, Turizm ve Çevre bakanlıkları ile Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı, Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı, Türk Standartları Enstitüsü Başkanlığı, Rekabet Kurumu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Telekomünikasyon Kurumu, Türk Akreditasyon Kurumu, Milli Prodüktivite Merkezi, Diyanet İşleri Başkanlığı, büyük şehir belediyeleri, il belediyelerini temsilen Türk Belediyeler Birliği, işçi sendikaları konfederasyonları, memur sendikaları konfederasyonları,Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu, Türkiye Milli Kooperatifler Birliği, Yükseköğretim Kurulu, Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Türk Eczacılar Birliği, Türk Tabipleri Birliği, Türk Dişhekimleri Birliği, Türk Veteriner Hekimleri Birliği, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği, Türkiye Otelciler Birliği, Türkiye Ziraat Odaları Birliği, Tüketim Kooperatifleri Merkez Birliği, Ahilik Araştırma ve Kültür Vakfı ve tüketici örgütleri temsilcilerinden oluşur.

    Tüketici Konseyini oluşturan kurum ve kuruluşların temsilcilerinin sayı ve nitelikleri ile Tüketici Konseyine katılabilmek için tüketici örgütlerinin sahip olmaları gereken asgari üye sayısı ve bu örgütlerin Tüketici Konseyine gönderecekleri temsilci sayısı Bakanlıkça belirlenir. Ancak, kamu kurum ve kuruluşlarından gelen temsilcilerin sayısı, hiçbir şekilde Tüketici Konseyinin toplam üye sayısının %50?sinden fazla olamaz. Tüketici Konseyi yılda en az bir kez toplanır.

    Tüketici Konseyinin çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.(*)



    Tüketici Sorunları Hakem Heyeti

    Madde 22. ? (4822) Bakanlık, il ve ilçe merkezlerinde, bu Kanunun uygulamasından doğan uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla en az bir tüketici sorunları hakem heyeti oluşturmakla görevlidir.

    Başkanlığı Sanayi ve Ticaret İl Müdürü veya görevlendireceği bir memur tarafından yürütülen tüketici sorunları hakem heyeti; belediye başkanının konunun uzmanı belediye personeli arasından görevlendireceği bir üye, baronun mensupları arasından görevlendireceği bir üye, ticaret ve sanayi odası ile esnaf ve sanatkar odalarının görevlendireceği bir üye ve tüketici örgütlerinin seçecekleri bir üye olmak üzere başkan dahil beş üyeden oluşur. Ticaret ve sanayi odası ya da ayrı ayrı kurulduğu yerlerde ticaret odası ile esnaf ve sanatkar odalarının görevlendireceği üye, uyuşmazlığın satıcı tarafını oluşturan kişinin tacir veya esnaf ve sanatkar olup olmamasına göre ilgili odaca görevlendirilir.

    Bakanlık taşra teşkilatının bulunmadığı il ve ilçelerde tüketici sorunları hakem heyetinin başkanlığı en büyük mülki amir ya da görevlendireceği bir memur tarafından yürütülür. Tüketici örgütü olmayan yerlerde tüketiciler, tüketim kooperatifleri tarafından temsil edilir. Tüketici sorunları hakem heyetinin oluşumunun sağlanamadığı yerlerde noksan üyelikler, belediye meclislerince re'sen doldurulur.

    Tüketici sorunları hakem heyetlerinde heyetin çalışmalarına ve kararlarına esas olacak dosyaları hazırlamak ve uyuşmazlığa ilişkin raporu sunmak üzere en az bir raportör görevlendirilir.

    Değeri beşyüz milyon liranın altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararlar tarafları bağlar. Bu kararlar İcra ve İflas Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir. Taraflar bu kararlara karşı onbeş gün içinde tüketici mahkemesine itiraz edebilirler.

    İtiraz, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak, talep edilmesi şartıyla hakim, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir.

    Tüketici sorunları hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir.

    Değeri beşyüz milyon lira ve üstündeki uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerinin verecekleri kararlar, tüketici mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilir. Kararların bağlayıcı
    veya delil olacağına ilişkin parasal sınırlar her yılın Ekim ayı sonunda Devlet İstatistik Enstitüsünün Toptan Eşya Fiyatları Endeksinde meydana gelen yıllık ortalama fiyat artışı oranında artar. Bu durum, Bakanlıkça her yıl Aralık ayı içinde Resmi Gazetede ilân edilir.

    25 inci maddede cezai yaptırıma bağlanmış hususlar dışındaki tüm uyuşmazlıklar, tüketici sorunları hakem heyetlerinin görev ve yetkileri kapsamındadır.

    Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Başkan ve üyeleri ile raportörlere verilen huzur hakkı veya huzur ücretinin ödenmesine ilişkin esas ve usuller, bir ayda ödenecek tutar 2000 gösterge
    rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmemek üzere Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir.

    Tüketici sorunları hakem heyetlerinin kurulması, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikte düzenlenir.



    DÖRDÜNCÜ KISIM: Yargılamaya ve Cezaya İlişkin Hükümler

    Tüketici Mahkemeleri

    Madde 23. ? (4822. Değ) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır. Tüketici mahkemelerinin yargı çevresi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.

    Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır. Tüketici örgütlerince açılacak davalarda bilirkişi ücretleri, 29 uncu maddeye göre kaydedilen özel ödenekten Bakanlıkça karşılanır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak 29 uncu maddede düzenlenen esaslara göre bütçeye özel gelir kaydedilir. Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun Yedinci Babı, Dördüncü Faslı hükümlerine göre yürütülür.

    Tüketici davaları tüketicinin ikametgahı mahkemesinde de açılabilir.

    Bakanlık ve tüketici örgütleri münferit tüketici sorunu olmayan ve genel olarak tüketicileri ilgilendiren hallerde bu Kanunun ihlali nedeniyle kanuna aykırı durumun ortadan kaldırılması amacıyla tüketici mahkemelerinde dava açabilirler.

    Gerekli hallerde tüketici mahkemeleri ihlalin tedbiren durdurulmasına karar verebilir. Tüketici Mahkemesince uygun görülen tedbir kararları, masrafı daha sonra haksız çıkan taraftan alınmak ve 29 uncu maddede düzenlenen esaslara göre bütçeye özel gelir kaydedilmek üzere, ülke düzeyinde yayınlanan gazetelerden birinde Basın İlan Kurumunca ve ayrıca varsa davanın açıldığı yerde yayınlanan mahalli bir gazetede derhal ilân edilir.

    Kanuna aykırı durumun ortadan kaldırılmasına yönelik Tüketici Mahkemesi kararları ise masrafı davalıdan alınmak üzere aynı yöntemle derhal ilân edilir.



    Üretimin, Satışın Durdurulması ve Malın Toplatılması

    Madde 24. ? (4822. Değ) Satışa sunulan bir seri malın ayıplı olması durumunda Bakanlık, tüketiciler veya tüketici örgütleri, ayıplı seri malın üretiminin ve satışının durdurulması ve satış amacıyla elinde bulunduranlardan toplatılması için dava açabilir.

    Satışa sunulan bir seri malın ayıplı olduğunun mahkeme kararı ile tespit edilmesi halinde, malın satışı geçici olarak durdurulur.

    Mahkeme kararının tebliğ tarihinden itibaren en geç üç ay içinde malın ayıbının ortadan kaldırılması için üretici-imalatçı ve/veya ithalatçı firma uyarılır. Malın ayıbının ortadan kalkmasının imkânsız olması halinde mal, üretici-imalatçı ve/veya ithalatçı tarafından toplanır veya toplattırılır. Toplatılan mallar taşıdıkları risklere göre kısmen veya tamamen imha edilir veya ettirilir.

    Satışa sunulan bir seri malın, tüketicinin güvenliğini tehlikeye sokan ayıp taşıması durumunda, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri saklıdır.

    Ayıplı malları satın alan tüketicilerin uğradıkları maddî ve manevî zararlar nedeniyle dava açma hakları saklıdır.

    4 üncü maddenin altıncı fıkrası hükümlerine tâbi bir seri ayıplı malın satışa arz edilmesi durumunda bu madde hükümleri uygulanmaz.



    Olduklarından Farklı Görünen Mallar

    MADDE 24/A. ? (4822. Değ) Gıda ürünü olmamalarına rağmen, sahip oldukları şekil, koku, görünüm, ambalaj, etiket, hacim veya boyutları nedeniyle olduklarından farklı görünen ve bu sebeple de tüketiciler tarafından gıda ürünleriyle karıştırılarak tüketicilerin sağlığını ve güvenliğini tehlikeye atan malların üretilmesi, pazarlanması, ithalatı ve ihracatı yasaktır.

    Mal piyasaya sürülmüşse, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri uygulanır.

    Olduğundan farklı görünen malı satın alan tüketicilerin uğradıkları maddi ve manevi zararlar nedeniyle dava açma hakları saklıdır.



    Ceza Hükümleri

    Madde 25. ? (4822. Değ) 6 ncı maddenin yedinci fıkrası uyarınca, Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara aykırılığı tespit edilen her bir sözleşme için 50.000.000 lira para cezası uygulanır.

    4 üncü maddenin yedinci fıkrasında, 5 inci maddede, 6 ncı maddenin altıncı fıkrasında, 6/A maddesinde, 6/B, 6/C maddeleri uyarınca Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslarda, 7 nci maddenin beşinci fıkrasında, 9 uncu maddede, 9/A maddesinde, 10 uncu maddede, 10/A maddesinde, 11/A maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarına, 12, 13, 14, 15 ve 27 nci maddelerde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenler hakkında 100.000.000 lira para cezası uygulanır.

    7 nci maddenin dördüncü ve altıncı fıkraları ile 8 inci maddede belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenler hakkında 250.000.000 lira para cezası uygulanır.

    20 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca Bakanlıkça tespit ve ilân olunan usul ve esaslara aykırılığa 500.000.000 lira para cezası uygulanır. Aykırılık ülke düzeyinde yayın yapan radyo ve
    televizyonlarca gerçekleştirilmişse cezanın on katı uygulanır.

    18 inci maddeye aykırı hareket eden üretici-imalatçı ve ithalatçı hakkında 1.000.000.000 lira para cezası, satıcı-sağlayıcı hakkında ise bu cezanın beşte biri uygulanır.

    19 uncu maddenin birinci fıkrasına aykırı hareket edenler hakkında 2.000.000.000 lira para cezası uygulanır.

    11 inci maddeye aykırı hareket edenler hakkında 5.000.000.000 lira para cezası uygulanır. Aykırılık ülke düzeyinde yayım yapan süreli yayın ile gerçekleşmişse cezanın yirmi katı uygulanır. Bakanlık, ayrıca süreli yayın kuruluşundan kampanyanın ve kampanyaya ilişkin her türlü reklam ve ilânın durdurulmasını ister. Bu isteğe rağmen aykırılığın devamı halinde, reklam ve ilânın durdurma zorunluluğunun doğduğu tarihten itibaren her sayı- gün için 100.000.000.000 lira para cezası uygulanır. Bakanlık, kampanyanın ve kampanyaya ilişkin her türlü reklam ve ilânın durdurulması talebi ile Tüketici Mahkemesine başvurur.

    16 ncı maddeye aykırı hareket edenler hakkında üç aya kadar tedbiren durdurma ve/veya durdurma ve/veya düzeltme ve/veya 3.500.000.000 lira para cezası uygulanır. Reklam Kurulu, ihlalin niteliğine göre bu cezaları birlikte veya ayrı ayrı verebilir. 16 ncı maddeye aykırılık, ülke düzeyinde yayın yapan yazılı, sözlü, görsel ve sair araçlar ile gerçekleşmiş ise, para cezası on katı olarak uygulanır.

    7 nci maddenin yedinci ve sekizinci fıkralarına aykırı hareket edenlere, kampanya konusu mal veya hizmetin fatura bedeli oranında para cezası uygulanır. Kampanyayı düzenleyen, tüketici kampanyadan ayrıldığında, para iadesinde bulunursa bu ceza uygulanmaz.

    7 nci maddenin ikinci fıkrasına aykırı hareket edenlere, 7 nci madde hükümlerine uygun kampanya düzenlemeleri için bir hafta süre tanınır. Bu sürenin bitiminde aykırılığın devam ettiğinin tespiti halinde, bu hükme aykırı hareket edenlerle 24 ve 24/A maddelerinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenlere 50.000.000.000 lira para cezası uygulanır.

    Yukarıdaki fıkralarda belirtilen para cezaları, fiilin bir yıl içerisinde tekrarı halinde iki misli olarak uygulanır. Para cezaları her yıl başında 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci madde hükümleri uyarınca artırılır.

    Bu Kanunda yazılı fiiller hakkında diğer kanunlarda da para cezası öngörülmüşse ağır olan ceza uygulanır.



    Cezalarda Yetki, İtiraz ve Zamanaşımı

    Madde 26 - 25 inci maddenin;



    a) (4822. Değ) 25 inci maddenin bir, dört, yedi, sekiz, dokuz ve onuncu fıkralarındaki cezalar Bakanlık tarafından, diğer fıkralarındaki cezalar o yerin mülki amiri tarafından uygulanır.

    b) (Değişik bent: 15/01/1997 - 4226/3 md.) Üçüncü ve beşinci fıkralarında gösterilen cezalar Bakanlık tarafından.

    c) Diğer cezalar o yerin mülki amiri tarafından verilir.

    Bu Kanunda düzenlenen her türlü para cezası, idari niteliktedir. Bu cezalara karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz, idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmaz ve zaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır. İtiraz üzerine idare mahkemesince verilen kararlar kesindir.

    25 inci maddeye göre verilen para cezaları, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur.

    Bu Kanunda düzenlenen idari para cezalarının verilmesine ilişkin cezai zamanaşımı süresi bir yıldır. Zamanaşımı süresi, bu Kanun hükümlerine aykırı fiilin işlendiği tarihte başlar.

    Sürekli veya tekrarlanan ihlaller sözkonusu ise süre, ihlalin sona erdiği ya da en son tekrarlandığı günden itibaren başlar. Karar aleyhine yargı yoluna başvurulmuş olması tahsil zamanaşımını keser.

    Cezalar, cezayı vermeye yetkili merci tarafından yedi gün içerisinde ilgilinin mensup olduğu meslek kuruluşuna bildirilir.



    BEŞİNCİ KISIM: Çeşitli Hükümler



    Denetim

    Madde 27 - Bu Kanunun uygulamasında, Bakanlık müfettişleri ve kontrolörleri ile Bakanlıkça ve belediyelerce görevlendirilecek personel; fabrika, mağaza, dükkan, ticarethane, depo, ambar gibi her türlü mal konulan ve/veya satılan veya hizmet sunulan yerlerde denetleme, inceleme ve araştırma yapmaya yetkilidirler.

    Bu Kanunun kapsamına giren hususlarda yetkili ve görevli kişi ve kuruluşlara her türlü bilgi ve belgelerin doğru olarak gösterilmesi ve asıl ve onaylı kopyalarının verilmesi zorunludur.



    Laboratuvar

    Madde 28. ? (4822. Değ) ) Bakanlık ilaç, müstahzar, kozmetik ve gıda maddeleri analizleri hariç olmak üzere, bu Kanunun uygulanması için resmi ve özel kuruluşların kurulu bulunan laboratuvarlarından yararlanabilir.

    Bakanlıkça yapılan denetimler sırasında alınan numunelerin test ve muayeneleri resmi veya özel kuruluş laboratuvarlarında yaptırılabilir. Test ve muayene ücretleri 29 uncu maddedeki özel ödenekten karşılanır. Test ve muayene sonuçlarının ilgili standarda veya teknik düzenlemeye aykırı çıkması halinde buna ilişkin tüm giderler üretici veya ithalatçı tarafından ödenir. Bu giderler, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur. Tahsil olunan test ve muayene ücretleri 29 uncu maddede düzenlenen esaslara göre bütçeye özel gelir kaydedilir.



    Ödenek

    Madde 29. ? (4822. Değ) Tüketici Konseyi, tüketici sorunları hakem heyetleri ve Reklam Kurulunun kuruluş ve çalışmalarına ilişkin masraflar, tüketici dernekleri ve bunların üst kuruluşlarına yapılacak maddi yardımlar, Bakanlığın tüketicinin korunması amacına yönelik masrafları, sair harcamalar ve usul ve esasları Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca tespit edilecek miktarlarda personele yapılacak ek ödemede;

    a) Bakanlık bütçesine konulacak ödenekten,

    b) Yeni kurulacak olan anonim ve limited şirket statüsündeki tüm ortaklıkların sermayelerinin ve sermaye artırımı halinde, artan kısmın binde biri nispetinde yapılacak ödemelerden karşılanır.

    (b) bendinde belirtilen gelirler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası veya muhabiri olan T.C. Ziraat Bankası nezdinde açılacak hesapta toplanır. Bu hesapta toplanan tutarların yüzde altmışı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesabına, yüzde kırkı Rekabet Kurumu hesabına her ay sonunda aktarılır.

    Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesabına aktarılan tutarlar bir yandan bütçeye özel gelir, diğer yandan Maliye Bakanlığınca, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bütçesinde mevcut veya yeni açılacak tertiplere özel ödenek kaydedilir.

    Bakanlık bütçesine özel ödenek olarak kaydedilen tutarlardan bir kısmı; en az beş yıldır faaliyette bulunan ticari, siyasi ve idari kuruluşlardan bağımsız tüketici dernekleri ile bunların üst kuruluşlarının yapacağı faaliyetleri içeren projelerin desteklenmesinde kullanılır. Bu hesaptan, tüketici dernekleri ve bunların üst kuruluşlarının yönetim ve denetim kurullarında görev alanlara huzur hakkı ve maaş adı altında herhangi bir ödeme yapılamaz. Bu hesaptan yararlanacak tüketici dernekleri ve bunların üst kuruluşlarının taşıyacağı diğer kriterler, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığının birlikte hazırlayacağı bir yönetmelikle düzenlenir.

    Bu suretle özel ödenek kaydedilen miktarlardan yılı içerisinde harcanmayan tutarları ertesi yıl bütçesine devren özel gelir ve özel ödenek kaydetmeye Maliye Bakanı yetkilidir.



    Diğer Hükümler

    Madde 30 - Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır.



    Yönetmelikler ve Düzenlemeler

    Madde 31 - Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler, Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde ilgili kamu kuruluşları, mesleki üst kuruluşlar ve tüketici örgütlerinin görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılır. Bakanlık, bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak mevzuat çerçevesinde gerekli tedbirleri almaya ve düzenlemeleri yapmaya yetkilidir.