yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2012 Cumartesi

HAVADA THY KOKUSU VAR!

Türk Hava Yolları kendisine ait kurumsal bir koku bulma arayışına girdi. Yeni koku THY uçaklarından, binalarına kadar her yerde kullanılacak.

Türk Hava Yolları’nın (THY) da artık bir kokusu olacak. THY’nin tüm uçakları, binları ve lounge’ları kurumsal kokuya bürünecek. Dünyada hızla yayılan kurumsal koku arayışına THY de başladı.
THY kendi ‘imza’ kokusunu oluşturmak için esans üreticisi MG Gülçiçek ile beraber çalışıyor. Edinilen bilgilere göre, THY bu çalışma kapsamında bir de anket yapmış. Ankete katılan grubun içinde kabin ekibinden yolculara, şirket yönetiminden pilotlara yaklaşık 2 bin kişi var. THY’nin yeni kokusu uçaklardan, yönetim binasına markaya ait tüm mekânlarda kullanılacak.

Koku seçimi konusuyla da bizzat şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu’nun ilgilendiği ve yeni kokunun içeriği ise henüz netlik kazanmış değil. Hamdi Topçu, "Uçaklarımıza ve salonlarımıza girince aynı duyguyu hissettirecek bir koku istiyoruz. 7 - 8 aydır bunun üzerinde çalışıyoruz. Yasemin, okyanus ya da çam kokusu gibi seçenekler var. Ama henüz netlik kazanmadı. Çok yakında yeni kokumuzu hayata geçireceğiz" dedi.
Scent marketing (koku pazarlama) pazarlamanın yeni ve hızla yayılan yöntemlerinden birisi. Dünya çapında pek çok marka, kendi imajına özel ürettiği ortam kokularıyla tüketicilerine ulaşıyor.

‘Duyusal logo’
Kurumsal kokunun belirlenmesinde markanın müşteri kitlesi büyük önem taşıyor. Ardından markanın müşteriler için ne çağrıştırdığı ve nasıl kokması gerektiği konusunda araştırmalar yapılıyor. Bu süreçte firmaya özel farklı koku kombinasyonları tasarlanıyor. Bu kokular daha sonra müşteriye, şirket çalışanlarına, yönetime koklatılıp değerlendirmeye alınıyor. Değerlendirmenin sonunda imza koku da belirlenmiş oluyor.
Yapılan araştırmalara göre markanın duyusal logosu olarak tanımlanan kokular, marka algılamasını etkilemenin yanı sıra tüketicilerde satın alma davranışını da etkiliyor. Bu nedenle perakende firmalarının yanı sıra oteller, alışveriş merkezleri ve spa merkezleri de özel kokulandırma sistemi tercih ediyorlar. Türk markalarının ağırlıklı olarak çiçek kokularını tercih ettiği belirtiliyor.

Kokulu pazarlama camİye de girdi
Scent marketing alanında faaliyet gösteren firmalardan Vavana, son olarak İstanbul’da Süleymaniye Cami’nin kokulandırmasını gerçekleştirdi. Uzun süren laboratuar ve Ar-Ge çalışmalarının ardından, Süleymaniye Cami’sine özel bir koku bulduklarını açıklayan Vavana yetkilileri, “Yüzlerce metrekarelik alanı kokulandırabilen Bubble isimli özel cihazlarımız sayesinde Süleymaniye Cami’nin özel kokusu tüm cami içerisine dağıltıldı” dedi.

Kış aylarıyla aşk ve nefret ilişkisi

1-Aşk En sevdiğiniz kabanınızı, deri eldivenleriniz ve fötr şapkanızla takmanız mümkün.
2-Nefret Mağazaları kalın kalın pantolarla dolaşmak ise tam bir işkence. Mağazaya girince terliyorsun, dışarı çıkınca üşüyorsun. Koltuk altında çıkan koyu halkaları hiç saymıyoruz.
 3-Aşk Buz pateni, sıcak çikolata, sahlep, evde sinema günleri gibi aktiviteler kış aylarını sevmek için en güzel sebeplerden.
4-Nefret Uyumuş bir yüz, kızarmış bir burun ve soğuktan donmuş kulaklar ve hiç ısınmayan ayaklar ise kış aylarının en nefret edilesi olayları.
5-Aşk Sonunda aylarca dolapta bekleyen çizmeleri çıkarmanın vakti geldi. Camel rengi süetler, siyah zincirli deriler, diz üstü feminenler ve süper rahat Ugglar…
 6-Nefret Yerlerde su birikintileri, kar-tuz-çamur karışımı kar kalıntıları ve çizmelerinizle haşır neşir olmuş pis lekeler, ıslanmış ayaklar oldukça can sıkıcı.
 7-Aşk Soğuk bir hava, sıcak bir oda, battaniye ve sıcak çay kış aylarının en güzel eğlencesi.
8-Nefret Cildimiz soğuk havada kurur ve pul pul dökülür. Bu oldukça can sıkıcı değil mi?
9-Aşk Kış sezonunda her şey romantik geliyor. Yılbaşı süslemeleri, rahat bir kafede sıcak şarap keyfi, kanepede bir battaniyeyi paylaşmak…
10-Nefret Kar yağdığında hepimiz kardan adam gibi oluyoruz fakat örme şapkalar, fiyonklu kulaklıklar, renkli eldivenler oldukça şirin görünüyor.
11-Aşk 1 saatten fazla zaman ayırdığınız saçınız,dışarı çıktığınız an 2 damla yağmurdan bozuluyor. Böyle bir durumda insan kış aylarını nasıl sevebilirki?

14 Ağustos 2008 Perşembe

‘Binmeyeni işten atıyorlar’ iddiasıSERHAT OĞUZ, GÖKHAN KARAKAŞ İstanbul
Tuzla’da kum torbasıyla yapılması gerekirken 19 işçiyle yapılan ve 3 işçinin ölümüyle sonuçlanan filika testiyle ilgili olarak konuşan bir işçi, ‘Filikaya binmek istemeyenler başka şeyler bahane edilerek işten çıkarılıyor’ diye konuştu.

Tuzla’da 3 işçinin ölümü 16 işçinin de yaralanmasıyla sonuçlanan filika (free fall) kazasıyla ilgili olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı soruşturma başlattı. Limter İş Sendikası, kum torbasıyla yapılması gereken testin eğitimsiz 19 işçiyle yapılmasını cinayet olarak değerlendirirken, teste katılmayanların işten atıldığını belirten ve ismini vermek istemeyen M.Y ise “Başka bir tersanede çalışıyorum. Bu tür testlerde insanlar içine bindirilip testler yapılıyor. Binmek istemeyenler başka şeyler bahane edilerek işten çıkartılıyor. Bu şekilde daha önce bir iki arkadaşımızın çıkarılışına şahit oldum” dedi. Yakınları konuşmadıİki gün işi durdurulan GİSAN Tersanesi’nde bakanlıktan bir heyet dün inceleme başlattı. Tuzla Devlet Hastanesi morgunda bulunan Ramazan Ergün (34), Ramazan Çetinkaya (36) ve Emrah Varoğlu’nun (22) yakınları kazayla ilgili konuşmaktan kaçındılar. Cenaze sahibi her ailenin yanında bir firma yetkilisinin olması dikkat çekti. Ergün’ün kaynakçı, Varoğlu’nun boyacı, Çetinkaya’nın ise 2 yıllık işçi olduğu, günlük 40 - 60 YTL arasında yevmiye aldıkları öğrenildi. Tersanelerde 10 yıldan beri kaynakçı olarak çalışan 4 çocuk babası Ergün’ün, kazalar nedeniyle tedirginlik duyarak bir çikolata fabrikasına geçtiği, ancak ücretinin az olması nedeniyle tekrar tersaneye döndüğü belirtildi. İşverenin sürekli işe girişini yenileyerek primini asgari düzeyden yatırmasından rahatsız olan Ergün, düzenli bir iş hayali kuruyordu. Varoğlu ise, tersaneye, aynı yerden emekli olan yakınlarının ısrarı üzerine girmiş. Açıköğretim Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde okuyan Varoğlu, Samsun’da, Çetinkaya, Zonguldak Ereğli’de toprağa verilecek. Ergün, Esenyalı Mezarlığı’nda toprağa verildi.Sendika: CinayetLimter İş Genel Başkanı Cem Dinç, filika testlerinin kum torbaları ya da diğer teknolojik donanımlarla yapılması gerektiğini ancak Tuzla’da bu kurala uyulmadığını öne sürdü. Dinç, olayla ilgili kamu davası açılacağını, ancak diğer kazalarda olduğu gibi taşeron firmaya 2 yıl hapis cezası çıkacağını, bunun 15-20 bin YTL para cezasına çevrileceğini ve ana firmanın sorumlu tutulmayacağını söyledi. Bu arada, Dok Gemi-İş Sendikası Genel Başkanı Necip Nalbantoğlu tersanede incelemelerde bulundu. “Ne yapılacaksa en ağır şekilde yapılması lazım” diyen Nalbantoğlu şunları söyledi: “Filikanın içine bu insanları kimin koyduğunun sorulması gerek. Elbette 19 kişiye deneme yapması için emir veren kişi birinci derecede sorumludur. İşçiler beni tanımasına rağmen sorularıma cevap verilmiyor. Soru sorduğum işçiler kaçıyor.”

Test için 2 işçi yeterliTMMOB Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı İlter Çelik yaptığı açıklamada, “GİSAN Tersanesi’nde inşası tamamlanan 12 bin 500 tonluk Panama bandıralı tanker, denetimlerden sorumlu olan ve Fransız loydu olarak bilinen Bureau Veritas firmasınca test edilmekteydi. Bu testlerden biri olan kurtarma filikasının serbest düşme testinde, filikanın düzeneğindeki bir hata nedeniyle gemiye çarpması ve kontrolsüz düşmesi sonucu camları patladı, içine su doldu. İçinde test amaçlı ağırlık kullanılmak üzere emniyet kemerleri bağlı halde oturan 19 işçiden 3’ü öldü, 16’sı yaralandı. Ağırlık testinin kum torbasına bağlı simülasyon düzenekli araçlarla yapılması gerekirken, insanların kum torbası olarak kullanılmaları, ülkemizde insan hayatının ne kadar değersizleştirildiğini bir kez daha gözler önüne sermekte” dedi.Gemi Mühendisleri Odası Genel Başkanı Tansel Timur da, free fall için ilk testin üretim sırasında yapıldığını ve bağımsız kuruluşlarca denetlenerek tersanelere gönderildiğini söyledi. Timur, gemilerde yapılan testte insan bulunmasının şart olduğunu belirterek, şöyle konuştu:“Acil durumda filikayı harekete geçirecek mekanizmayı kullanacak personelin de içeride olması lazım. Ama bunun için en fazla 2 kişi yeterli olur, diğer bölümlere kum torbası konabilirdi. Uluslararası Denizcilik Örgütü bu konuda eğitimli personel kullanılmasını tavsiye ediliyor. Ben olsam bu kadar kazanın olduğu Tuzla’da bu tavsiyeyi kural olarak dikkate alırdım. İşçilerin yüzme bilmemesi kuvvetle muhtemel. Filikanın denize düştüğünde ters dönmemesi ve camının kırılmaması lazım. Ya üretimde bir hata var ya da filika indirilirken bir hata yapılmış.”4 aşamalı test yapılıyorTürk Loydu Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa İnsel, “Filikalara, yangın, ters dönme ve düzelme, düşme ve serbest düşme olmak üzere 4 aşamalı test yapılıyor. En son yapılan düşme testinin ilkinde boş, ikincisinde eğitime tabii tutulmuş 2 uzman gemi personeli kullanılıyor. Kalan bölümünde kum torbası kullanılabiliyor” diye konuştu.

TBMM TUZLA KOMİSYONU’NDAN TEPKİ Akılla açıklamak mümkün değilTuzla’daki filika kazası TBMM’de tepkiyle karşılandı. Tuzla Komisyonu’nun üyeleri şu değerlendirmelerde bulundu:Mehmet Domaç (Tuzla Komisyonu Başkanı, AKP İstanbul Milletvekili): Bu normalde bir iş kazası değil. İş kazası olabilmesi için bir iş yapmak gerekiyor. Burada kazaya uğrayanlar, ölenler bir iş yapmıyorlar. Dolayısıyla bu insanlar boşu boşuna ölmüştür. Bu insanlar akılsızlıktan, akıl dışı davranmaktan, ihmalden, tedbirsizlikten öldü. Bunu akılla anlatmak mümkün değil. O kadar çok hata var ki, düzeltilmesi mümkün değil. Müdahalemize gerek yok, hukuk işliyor. Burada bu denemeyi yaptıran hangi kuruluşsa yetkilisinin cezalandırılması lazım. Yoksa gemi kaptanının bu konuda cezaya uğraması gerekiyor. Hangi kuruluş böyle bir tekneyi 19 insanla dener? Böyle bir şey olmaz. Çetin Soysal (CHP İstanbul): Biz baştan beri ‘ilkel koşullarda yaşam biçimi var’ dedik. Bu önlenebilir ölümlerin bir tanesine daha tanık olduk. Kum torbası yerine insanların nasıl konulduğunu ibretle gördük. Bunları görmek için tebdil-i kıyafete gerek yok. Çalışma Bakanı da Başbakan da raporlarımızı okumaları halinde bile orada çözümlerin olduğunu görürler. Tebdil-i kıyafet yapıp da oradaki sorunları çözemeyen bakanın bir dakika bile kalmadan istifa etmesi lazım. Mithat Melen (MHP İstanbul): Raporumuzda belirttiğimiz gibi mesele sadece bir Tuzla meselesi değil, Türkiye’nin sorunları meselesi. Bugün Nişantaşı’nda bile adamın elinde koca kazma var, inşaatın 8. katında ne emniyet ipi var, ne kafasında kaskı var. İşimiz o kadar çok ki. MANSUR ÇELİK Ankara

İşte ilk inceleme sonucuGemi Mühendisleri Odası İş Güvenliği Komisyonu Üyesi Bülent Çağlar’ın kaza yapan filika ve gemide yaptığı inceleme sonuçları basına açıklandı. Ön inceleme sonucu, geminin rampa bölümünün, projeye uygun yapılmadığı ve filikanın ilk testinde de insanların kullanıldığı ortaya çıktı. Hatalar sıralandıGemi Mühendisleri Odası Genel Sekreteri Erdal Kılıç, “Filikanın bulunduğu rampada yaptığımız incelemede, Vardevela’nın (güverteyi çevreleyen korkuluk) projeye uygun yapılmadığı ve içeri dönük olması gerekirken düz yapıldığını belirledik. Filika, Mapa’ya çarpmışİkinci hata ise filikanın bağlı olduğu Mapa’nın (filika kancasının bağlandığı halka) 8 cm daha uzun olduğunu belirledik. Bu tespitlere göre, gemiden fırlatılan filika, hareket ettikten sonra Mapa’ya çarpmış, akabinde Vardevela’ya çarparak havada takla atmış. Suya ters düşen filikanın, camlarından önce tavan ve yan kupaları kırılmış” dedi.

18 Ocak 2008 Cuma

Cameli'nin Ferhat'ı Dagi Delip Tunel Acti

Çameli'nin Ferhat'ı Dağı Delip Tünel Açtı

Denizli'nin Çameli ilçesine bağlı Taşlıca köyünde çiftçilik yapan Mustafa Baş (65), dağı delerek tünel açmayı başardı ve köye su getirdi. İşe başladığında köylülerin 'Bu işi başaramazsın, vazgeç' dediğini belirten Baş, bu sözlere aldırış etmeyip yılmadan gece gündüz çalışarak 40 günde dağı delmeyi başarmış.

Önce dağda 15 metre uzunluğunda bir delik açan Baş, daha sonra bunu 2,5 metre boyunda 2 metre de eninde bir tünel haline getirmiş. Önceleri bu işin olamayacağını düşünen köylüler ise çalışkanlığından dolayı Baş'a 'Çameli'nin Ferhat'ı' unvanını vermiş. Mustafa Baş, "Çoluk çocuğumu geçindirme ve tarlama su geçirmek maksadıyla bu tüneli kazdım. Su geçirerek tarlamda sebze yetiştirdim. Bunu yaparken hiçbir araç kullanmadım, sadece kazmamla tüneli yaptım." diyor. Çevresindeki kişilerin bu işten kendisini vazgeçirmeye çalıştığını söyleyen azimli çiftçi, "Çevremizden 'bu işi başaramazsın, Ferhat gibi yapamazsın' dediler. Yalnız Allah sayesinde bu işi başardım. Şimdi bana köyde Çameli'nin Ferhat'ı deniyor." diye konuştu.

Ferhat İle Şirin efsanesi

Efsaneye göre Ferhat, Persler döneminde yaşamış ünlü bir nakkaşmış. Sultan Mehmene Banu'nun, kız kardeşi Şirin için yaptırdığı köşkün süslemelerini yaparken Şirin'i görmüş ve sevdalanmış. Ferhat, Sultan'a haber salarak Şirin'i istetmiş. Sultan, kız kardeşini vermek istememiş. Ferhat'ı oyalamak için Elma Dağı'nı delip şehre su getirmesini şart koşmuş. Ferhat, sevdanın verdiği aşkla dağları delmeye başlamış. Mehmene Banu, dağı delip suyun akacağı kanalı tamamlamak üzere olan Ferhat'ın yanına yaşlı dadısını göndererek Şirin'in öldüğü haberini ulaştırmış. Ferhat, bu acı haber üzerine, elinde tuttuğu külüngü havaya atmış, düşen külünk Ferhat'ın başına isabet etmiş ve Ferhat orada ölmüş. Ferhat'ın acı haberini alan Şirin, korku ve heyecanla olayın geçtiği kayalığa gelmiş. Ferhat'ın öldüğünü görünce bu acıya dayanamamış ve kayalıklardan aşağı yuvarlanarak can vermiş. Her iki sevgili, can verdikleri kayalıklarda yan yana gömülmüş.

Otuz Yas Ustu Kadinlar

Andy Rooney der ki..." Yasim ilerledikce, en cok otuz yasini asmis bayanlara deger vermeye basladim."

İste bunun sebeplerinden bir kaçı:

Otuz yasini gecmis bir kadin asla sizi gecenin bir yarisi uyandirip "ne dusunuyorsun?" diye sormaz.......
Umurunda degildir cunku ne dusundugunuz.

*********************

Otuzunu asmis bir kadin TV deki maci seyretmek istemiyorsa, soylene soylene TV 'nin karsisinda yaninizda oturmaz.......
Yapmak istedigi bir seyi yapar. Ve bu genellikle daha enteresan birseydir.

************************

Otuz yasini asmis bir kadin kendini yeterince iyi tanir ve kendinden emindir...
Kim oldugunu, ne oldugunu, ne istedigini, ve kimden istedigini bilir.

*************************

Otuzunu asmis cok az kadin onun hakkinda ya da yaptiklari hakkinda ne dusundugunuzu onemser.

************************

Otuz yas ustu kadin cogunlukla buyuk asklara, omur boyu surecek bagliliklara doymustur.
Hayatinda en son ihtiyaci oldugu sey bir baska miz miz, devamli soylenen, ne yapacagina karisan, yapiskan bir asiktir.

***********************

Otuzunu asmis kadin, agirbaslidir.Bir operanin ortasinda ya da pahali bir restoranda sizinle ciglik cigliga
kavga etmesi cok nadirdir...
Ha tabi hakettiyseniz, sizi vururken de hic tereddut etmez, sonuclarina katlanmayi da planlayarak...

*********************

Otuzunu asmis kadin ovguler yagdirmakta cok bonkordur, cogu hak edilmemis bile olsa.....
cunku takdir edilmemenin ne oldugunu iyi bilir.

*********************

Otuzunu asmis kadin sizi bayan arkadaslariyla rahatlikla tanistiracak kadar kendine guvenir......
Daha genc bir kadin, en iyi arkadasini bile gormezlikten gelebilir, yanindaki adama guvenmedigi icin.

********************

Otuz yasin ustundeki kadin sizin onun arkadasina ilgi duymanizi hic sallamaz..... arkadasinin onun aldatmayacagini bilir.

*********************

Kadinlar yaslari ilerledikce medyumlasirlar. Ona gunah cikarmaniza Hic gerek yoktur..... Onlar her haltinizi bilirler.

*********************

Otuz yasini asmis bir kadin Kipkirmizi bir ruj surdugunde bu ona cok yakisir. Ama daha genc kadinlarda boyle degildir. Cig durur.....

**********************

Otuz ustu kadinlar aciksozlu, dogrucu ve durustturler...... Onun icin ne anlam tasidiginizi merak etmenize gerek yoktur.......
Ne kadar geri zekali oldugunuzu bir cirpida acik acik soyleyiverir.......
eger bir geri zekali gibi davrandiysaniz.

14 Ocak 2008 Pazartesi

Zamanin Degeri

Milisaniyenin Değeri

10 yılın değerini anlamak için,
yeni boşanmış çifte sorun

4 yılın değerini anlamak için,
Şu anda ayrı olan lise aşıklarına sorun
1 yılın değerini anlamak için,
Final sınavını geçemeyen bir öğrenciye sorun

9 ayın değerini anlamak için
yeni doğum yapmış bir anneye sorun.

1 ayın değerini anlamak için,
Dünyaya prematüre bebek getiren bir anneye sorun

1 haftanın değerini anlamak için,
Haftalıkderginin editörüne sorun.

1 saatin değerini anlamk için,
buluşmak için birbirini bekleyen aşıklara sorun.

1 dakikanın değerini anlamak için,
uçak,tren,veya otobüsü kaçıran birine sorun.

1 saniyenin değerini anlamak için,
Kaza geçirmiş bir insana sorun.

1 milisaniyenin değerini anlamak için,
Olimpiyatlarda gümüş madalya almış birine sorun.

Zaman kimseyi beklemez.
Sahip olduğunuz her an hazinedir...

Sirinler Uzerine..

Şirinler Üzerine Bir Tartışma

Şirinler yıllardır Komünizm propagandası yapmakla suçlanmış ABD'de bir dönem gösterimi yasaklanmıştır.

Bunun nedeni para olmadan komünal bir yaşam sürmeleri, Şirin baba'nın Karl Marx'a benzemesi ve kızıl şapka giymesidir. Herkes kendi işini yapıyordur ve mutludur. Herkes aynı şeyi giyiyordur. Çizgi filmdeki Şirinlerin düşmanı Gargamel papaz cübbesi giyer ve dini sembolize eder, altın ve para düşkünüdür (kapitalizm) ve onları yeme (misyonerlik) gibi pek çok gizli unsur bulundurduğu iddia edilmiştir.

Şirinler çizgi filminin yaratıcısı Peyo, sosyalisttir.. şirinleri ortaya çıkardığı zaman iki kutuplu bir dünya vardı.. bir tarafta ABD diğer tarafta SSCB.. sosyalist olan Peyo, yaptığı çizgifilmle bir mesaj vermek ve emperyalist amerika'ya karsı bu yolla propaganda yapmak istemiştir..

Şirinler köyünde bir tek bile ibadethane bulunmaz.. ne kilise, ne havra, ne camii..
Şirinler köyünde para kullanan kimseyi gördünüz mü şimdiye kadar hiç?? para kullanılmaz evet, ama herkes kendine gerekli olan şeyleri bedava edinir.. tembel şirin bile hiç bir iş yapmadığı halde bütün şirinlerle aynı standartlarda yaşamaktadır(tembellik hakkı).. şirin çileği tarlaları sadece bir şirine ait değildir, bütün şirinler bu tarlada hak sahibidir..

Gargamel'in kedisi azman ise (orjinalindeki adı azrail'dir bu kedinin) ABD'nin peşinden ayrılmayan küçük ülkeleri sembolize eder..

Ayrıca şirinlerin ingilizce yazılımı smurf'tur, bu da “socialist men under red flag” yani kızıl bayrak altında yaşayan adamlar..

Şirinlerin temsil ettiği çok farklı unsurlar da vardır. Örneğin; Şirine feminizmi, Süslü eşcinselliği, Güçlü şirin maço erkeği temsil eder.
BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ????

Banu Avar ile bir soylesi

Banu Avar'dan açıklamalar

Banu Avar: İsrail'i reddettim
TRT’de yayınlanan “Sınırlar Arası” programının yapımcısı Banu Avar, YÖN Radyo’da yayınlanan “Haftanın Gündemi” programında Erdal EMRE’nin sorularını yanıtladı.


Bir çok konuda çarpıcı açıklamalarda bulunan Banu Avar ile röportajın bir bölümü aşağıda…

Yön Radyo : Sayın Avar, gazeteciler objektiflik, tarafsızlık kavramlarını çok önemserler. Siz ise “ben taraflıyım” diyorsunuz... Hangi taraftasınız?

Banu Avar : Ben Türk halkının tarafındayım. Bu çok net.. Ben tarafsızlık diye bir şeye kesinlikle inanmıyorum. Bugün “tarafsızım” diyen basın yayın mensuplarının hiç de tarafsız olmadıkları gayet ortada.

Mesela benim İsveç programımda kıyameti koparıp, “301. madde kalksın” diyen ekibin daha sonra kalkıp benim 216. Maddeden yargılanmaması istemesi, çok tipik olarak kendilerini ortaya koymuştur. Çok da mutlu oldum aslında böyle bir şey olduğu için çünkü tarafsızlık denen şey, aslında olmayan bir şey.

Dolayısıyla, hepimizin –hele ki böyle bir dönemde- taraflı olmamız gerekiyor. Bakın bugün 4 şehidimiz daha var, bir ay içinde 50 şehit verildi. Tarafsızlık denen şey, neresinde kalacak bu şehitlerin? Yani bugün sınır ötesi bir operasyon yapıldı Türkiye’ye... 200 kişi geçti, yaptılar operasyonu döndüler.. Onun için biz hangi tarafsızlıktan bahsediyoruz. Şu an için tarafsızlık zamanı değil, tam aksine taraflı olmak zamanı..

Yön Radyo : “Tarafsız değilseniz, iyi gazeteci değilsiniz” diyenlere ne diyorsunuz?

Banu Avar : Hiçbir şey demiyorum. Halk gayet iyi takdir ediyor, kimin nasıl gazetecilik yaptığını ve Türkiye’nin tarafında olduğumu gayet iyi biliyorlar.

Yön Radyo : Son iki gündür yine gazetelerdesiniz.. “TRT’de Peres Sansürü” başlığıyla bir haber yayınlanıyor.. Bu işin aslını sizden öğrenelim..

Banu Avar : Biliyorsunuz ben basına da açıklama yaptım artık, çünkü gideceğim yer halktır, başka bir desteğim yok benim. Halkın desteğiyle zaten İsveç programından sonra da TRT’de kalmaya devam etmiştim. Nedense hep Suriye’nin başına geliyor. Yani 2005’te de Suriye programımız paramparça edilmişti, kesilmişti. Neden bu kadar korkuyorlar bilmiyorum.

O programdakini kısaca özetleyeyim; programda da kesim nedeni Türkiye’nin bugüne kadar Arap dünyası ile nasıl ayrılmaya, ayrılmasına çalışıldığı ile ilgiliydi. Çünkü Türkiye, Batı politikaları sonucunda Mustafa Kemal’in bütün politikalarını terketmiş ve sonuçta 1947’de İsrail’i ilk tanıyan devlet, arkasından Lübnan’ın karşısına Amerikan donanması geldiğinde onlara destek veren devlet, Mısır’da Mısır yerine emperyalist devletleri tutan devlet, Cezayir’de Fransızlar bir buçuk milyon insanı öldürürken Fransa’nın yanında yer alan devlet olmuştur.

Bütün bu dış politikaları göz önünde tutarsak, neden acaba Araplar Türkleri sevmiyor, neden Araplarla aramız bozuk, neden İran ile aramız şöyle, yani bütün bunları gösterecek bir metin vardı, yasaklandı, bir bölümü parçalandı, atıldı kesildi. Bu hoşlarına gitmiyor...

Yön Radyo : Son olarak Suriye ile bir program hazırladınız, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres Türkiye’ye geldi ve sizin programınızı TRT yayınlamadı. Size bildirdiler mi yayınlamadıklarını?

Banu Avar : Hayır.. Bana bildirilmiyor, benimle görüşmüyorlar, ekibe bildiriyorlar, yani haber dairesi içindeki haber programları müdürü mesela bir hanıma bu görevi veriyorlar. Kimin aldığı bu kararı, neden olduğu, gerekçe, hiçbir şey söylenmiyor.

Yön Radyo : Ekibe bir gerekçe sunulmadı mı?

Banu Avar : Sunulmamış. Önce galiba, işte, “İsrailliler üzülebilir, İsrail Cumhurbaşkanı burada onun için şu an yayınlamasak daha iyi olur diye düşünülüyor” denmiş. Fakat arkasından tekrar arandığında, “gerekçe filan bildirmiyoruz, yayınlamayacak işte” denmiş.

Yön Radyo:Hiç mi yayınlanmayacak yoksa daha sonra mı yayınlanacak program?

Banu Avar : Bunu sorduğumuzda da cevap alamıyoruz, hiçbir şeye cevap alamıyoruz.

Yön Radyo : Peki İsrail kaynaklarından ya da İsrail’den sizle bu yönden hiç ilişki kuran oldu mu?

Banu Avar : Hayır, olmadı. Bir defa geçen 2006 yılında “Filistin Bir Bıçaktır, Kalbinize Saplanır” adlı belgesel yaptığımda ve “Muhammed ile Duvarlar” adlı belgeseli yaptığımda, İstanbul’un İsrail Konsolosu benimle görüşmek istediğini bildirdi, ben de reddettim.

Yön Radyo : Türkiye’nin ve dünyanın bugünkü medya ortamında, siz çok cesur açıklamalar yapıyorsunuz ve TRT’de programlar yapıyorsunuz...

Banu Avar : Siz de yapıyorsunuz...

Yön Radyo : Gücünüzü nereden alıyorsunuz?

Banu Avar : Halktan. Yani şu anda Türk halkı dışında, benim görüştüğüm, konuştuğum – çünkü bütün maillere kendim cevap veririm- gidip başvurduğum her hangi bir kurum yok. Ama TRT’nin içinde Eski Cumhurbaşkanı Sezer’in atadığı 5 tane yönetim kurulu üyesi var, 4 Mayıs’ta da benim atılmam söz konusuydu, o zaman onlara gidip, “benim atılmam söz konusuymuş, ne gerekçe veriliyor” diye sorduğumda, “hayır Banu Hanım, burada kalmanızı biz istiyoruz ve kalacaksınız biz burada olduğumuz sürece” dediler.

Yön Radyo : Yani sizin TRT’den atılmanız, ancak yönetim kurulu kararıyla olabiliyor.

Banu Avar : Evet.

Yön Radyo : Bu yönetim kurulunda da eski cumhurbaşkanımızın atadığı üyeler var. Dolayısıyla yönetim kurulu üyeleri değiştiğinde sizi TRT’de duyamayacağız.

Banu Avar : Evet o zaman atılmam daha rahat olur.

Yön Radyo : İsrail’in rahatsız olabileceği gerekçesiyle, programınızı yayınlamadılar. Peki, bu mekanizma nasıl işliyor. Yani TRT’deki her hangi bir kişi mi karar veriyor, Hükümet mi karar veriyor?

Banu Avar : Haber Dairesi... Bana söylenen bu; Haber Dairesine yolluyoruz biz metnimizi önce ve orada hiç kimseyle görüşme imkanımız yok artık, yasaklandı. Eskiden çeşitli insanlarla görüşebiliyorduk, şu anda o da mümkün değil, sadece Haber Dairesinde haber program müdürü bir hanım var, onunla benim asistanım konuşuyor, yani onu bir elçi gibi, aracı gibi kullanıyorlar.

O hanım diyor ki, “bana yayınlanmayacak dendi.” “Bundan sonra şu ülkeye başvuruyoruz” diyoruz, çünkü senelik programımız hazır, “oralara gitmenizi istemiyoruz” diyor. Peki neden? “Çünkü aramız iyi diyor o ülkelerle” diyor.. Mesela bir tanesi Rusya idi.. “Ne demek ki aramız iyi değil” diyoruz, “öyle işte” diyor hiçbir cevap vermiyor. Yani böyle bir ciddiyetsiz çalışma içindeyiz.

Yön Radyo : Peki, Orhan Pamuk’un Nobel almasından sonra İsveç ile ilgili programınız da çok yankı yarattı. Şu anda Sabah Gazetesi’nde ombudsmanlık yapan Yavuz Baydar, sizin yargılanmanızı istedi.

Banu Avar : Evet istedi.

Yön Radyo : Yavuz Baydar ile görüştünüz mü ondan sonra?

Banu Avar : Hayır, ben kendisini tanımam hiç de konuşmadık, karşılaşmadık.

Yön Radyo : Peki bir gazetecinin sizin yargılanmanızı istemesi ve ayrıca ombudsmanlık yapıyor olması konusunda ne diyeceksiniz.

Banu Avar : Ben bir defa bu ombudsmanlık filan gibi yabancı kelimeleri hiç anlamıyorum. Ne demekse okur temsilcisi diyorlar. Nasıl bir okurun, hangi okurun temsilcisi onu bilmiyorum. Bildiğim bir tek şey var o da şu, bu insan benim Stockholm Üniversitesi kaynaklı olarak anlattığım İsveç’te Sami ve Tater ırkının tamamıyla 13 yaşındaki genç kızların yumurtalıklarının bağlanması suretiyle biyolojik bir soykırıma uğraması olayını nasıl bilmiyor, eğer İsveç’te bu kadar uzun yıllar yaşadıysa...

İsveç’te uzun yıllar yaşadığı söyleniyor, o zaman bunları biliyor olması lazım. Zaten sonra Özdemir İnce de O’na cevap verdi. Herkesin bildiği konular, nörojeniks meselesi filan herkesin bildiği şeyler..

Yön Radyo : Türkiye’de kategorilendirmeler, isimlendirmeler var.. Mesela, kimileri der ki biz milliyetçiyiz, ulusalcıyız, yurtseveriz, solcuyuz, sağcıyız.. Siz kendinizi tanımlıyor musunuz bu şekilde?

Banu Avar : Ben tanımlamıyorum.. Ben tabi ki toplumcu bir insanım öncelikle.. Ben Türkiye için varım, Türkiye’nin gazetecisiyim ben.

Yön Radyo : Peki Türkiye’nin gazetecisi olarak, Türkiye’nin basınını çok sert şekilde eleştiriyorsunuz. Bu basının neredeyse yüzde 50’si Doğan grubu, bir kısmı Sabah grubu ki TMSF’nin elinde.. “benim bir daha çalışacak yerim kalmayacak” gibi bir kaygı içerisine düşmüyor musunuz?

Banu Avar : Hayır hiçbir kaygım yok.. Benim kaygım şu an bir tek Türkiye’nin ulus devlet olarak kalması ve bu ülkeyi çevreleyen diğer ülkelerin de içine düştüğü bu Büyük Ortadoğu Projesi kabusu konusunda elinden ne geliyorsa yapması, ben gazeteci olarak elimden geleni yapmadan rahat uyuyamam, elimden ne geliyorsa yapacağım.

Yön Radyo : Peki o zaman madem böyle bir kaygınız yok, rahat rahat konuşalım. Nasıl bir basın var şu anda Türkiye’de...

Banu Avar : Attila İlhan’ın söylediği gibi, çok güzel özetlemiştir; “Türk basınında Türk yok artık” Yani o halde... Çok istisnai birkaç insan mutlaka vardır, fakat Türk basınında çok yoğunlukla Türk yok. Neden? Biraz evvel anlatmaya başladığım bu 1983’teki demokrasi projesi Amerika’nın yani Amerikan derin devletinin bütün ülkelerde sadece biz de değil bütün Balkanlar, Kafkaslar ve ulaşabildiği diğer bütün ülkelerde öncelikle üniversiteleri ve basın yayını ele geçirme operasyonudur.

Çünkü adam diyor ki mesela, ben bakmıştım, 1985’te Orhan Pamuk Amerika’ya gittiği zaman onu bir kursa götürüyorlar Iowa Üniversitesi’nde, kursun adı Uluslararası Yazı Programı. Bu yazı programını açtığınız zaman internette, karşınıza Madlen Albright’ın sözleri çıkıyor. Orada ne diyor; “dünyanın her ülkesinden buraya gelen seçkin aydınlar, ülkelerine birer Amerikalı olarak dönecekler” diyor. Amaç budur, tek kimlik, daha doğrusu kimliksizleştirme, kültürsüzleştirme operasyonu..

Yön Radyo : Peki Türk basınında ya da yazı dünyasında çok kişi var mı buradan geçen?

Banu Avar : Ben bu yazı programında bir tek Orhan Pamuk’u biliyorum ama buna benzer bir sürü kuruluş var. Yani bir tane değil ki. Öğretmenler için ayrı, sendikalar için ayrı. Önce sendikalar ve eğitim konusunda ve sağlık hizmetlerine el atıyorlar, genellikle her ülkede bu böyle. Birçok insanı örgütlüyorlar ve bu örgütlemeler sonucunda Amerika’nın çıkarlarını savunacak hale getirip ortalığa bırakıyorlar.

Yön Radyo : Şöyle bir kafa karışıklığını da okur yaşamıyor mu? Şimdi, Hürriyet Gazetesi etkili bir gazete... Hürriyet Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni, “biz ille de Kuzey Irak’a girelim, savaşalım, Barzani’yi de vuralım” gibi son dönemde birçok kişiyi şaşırtan yazılar yazıyor. Peki bunu nasıl açıklamak lazım?

Banu Avar : Mühim olan kaos yaratmak ortalıkta ve kafayı karıştırmak zaten. Mesela bakıyorlar ki Türkiye’de, biliyorsunuz, zıtların birliği diye bir şey vardır, bir taraftan bastırırsanız öbür taraf çıkar, şimdi çıkınca bir taraf baktılar ki müthiş bir milliyetçi duygunun Türkiye’yi sarmaya başladığını görünce, korkmaya başladılar.

Bu sefer “biz de sizdeniz” havası yaratmaya çalışıyorlar ve hiç kimsenin söylemediği, daha o noktaya gelmemiş olayları bir an önce söyleyip yok etmeye çalışıyorlar. Yani bu da bir eritme politikasıdır. Kimin kim olduğu anlaşılmasın istiyorlar. Bütün bunların hepsi aynı anda oluyor ve her tarafta elleri var yani Amerika mesela belli bir ülkede eğer sağ liberal görüşü kontrol ediyorsa, solu da kontrol ediyor, bir komünist partisi de hatta çıkarıp ona da kontrol etmeye çalışıyor.

Yön Radyo : Çok sansüre uğradınız, bir gazeteci olarak sizi gazeteciler anlarlar, bir sürü zorlukla bir programı hazırlıyorsunuz, getiriyorsunuz ama sansürleniyor, yayınlanmıyor. Burada bir yalnızlık içine düşmüyor musunuz? Ve basından destek alıyor musunuz?

Banu Avar : Hem dayanışma hem de ben çok kalabalık bir insanım yani yalnızlığı bir yana bırakın sürekli Anadolu’da dolaştığım için ben bir defa çok şanslı bir insanım. Yani inanılmaz bir sevgi halesiyle kuşatılmış durumdayım. Bana gelen mailler, TRT’de hiç kimse tarihi boyunca bu mail seviyesine ulaşmamış. Halk inanılmaz derece benim tarafında yani Türk halkı tarafında olduğumu biliyor ve destekliyor. Dolayısıyla hiç yalnız hissetmiyorum. Tabi ki yaygın medya bizden bahsetmiyor. Ama orada da helal süt emmiş bir çok insan da yazıp çiziyor.


Yön Radyo : Programlarınız daha ne kadar sansür edilecek? Programlarınız yayınlanmazsa ne yapacaksınız?

Banu Avar : Yani şöyle bir durum var : “istifaya zorlanmak” diye ben böyle tanımlıyorum . Çünkü gideceğim yerlere de gidemiyorum röportaj almam için TRT’nin yazı yazması lazım, o yazı gelmiyor, dolayısıyla elim kolum biraz bağlanmış gibi görünüyor.

Fakat ben tabi bir tarafım Dağıstan göçmeni bir tarafım Balkan göçmeni olduğum için çok inatçı bir insanım kolay kolay pes etmem o yüzden ben devam edeceğim, oradan istifa etmeyeceğim. Ama tabi ki atabilirler başka şeyler olabilir, ama ben istifa etmeyeceğim ve bilgilendirmeye devam edeceğim. Merak ediyorum 26 Kasım’da acaba Suriye programı yayınlanacak mı...? ve ondan sonraki Ürdün ve Mısır programlarım yayınlanacak mı? Şimdi ona odaklandım, onu bekliyorum.

13 Ocak 2008 Pazar

Kendinize Guvenmenin 14 Yolu

Kendinize Güvenmenin 14 Yolu

Özgüven önemli bir kişisel özellik; yaşamla baş etmemizi ve sorunlarla gerçekçi bir şekilde mücadele etmemizi sağlayan ve zorluklara dayanmamızı kolaylaştıran... Peki insana güç veren, enerjisini artıran ve daha fazla çaba göstermeye özendiren özgüven nasıl kazanılır? İşte 14 kolay adım:

1. Önce bütün olumsuz tecrübeleri unutun. Durup dururken güveniniz yitirmeniz, basarisizlik duygusunu yasamanız bundan olabilir. O yüzden ilk adim olarak geçmişteki bütün kötü deneyimleri yok edin. Beyninizden silin gitsin!

2. Kendinizle iletişiminiz çok önemli. "Sen bunu yeneceksin" gibi cümleler kurmayın. Yani kendinize iç sesinizle "sen" diyorsanız bu sorundur. İlk olarak kendinizle "iletişim”e gecik, "ben bunu yaparım" seklinde cümlelerle ise başlayın.

3. Erteleme olayına bir son verin. Bir şeyi sonlandırmayıp, yarim bırakma, basarili olamama korkusuna dayanabilir. "Su an" yapacağınız ne varsa "hemen simdi" yapın. Bir not edin bakalım, "yarim" bıraktığınız isler çok fazla mi? Onları tamamlamak güven duygunuzu rehabilite edecektir. çok basit şeylerde bile bunu uygulayın. Sacınızı kestirmeyi ne zamandır erteliyor musunuz. Hemen gidin kestirin mesela..

4. Kesin olarak istediğiniz şeyin ne olduğunu düşünün. Tam olarak neyi, ne kadar, nerede ve nasıl elde etmek istiyorsunuz? Bunu dakikalarca düşünüp, o çok istediğiniz şeye odaklanın. Adrenalinizin arttığını, istediğiniz şeye kavuşmayı "düşünmenin" sizi pozitif bir ruh haline soktuğunu göreceksiniz.

5. Kötü tecrübeleri beyninizin bilgisayarını çöp kutusuna atıp, silmiştiniz ya. Eh simdi, arkadaşlarınızla beraberken biraz sikiliyorsunuz değil mi? Onlara hep "dertlerinizden" söz ederdiniz hani! Canim, biraz düşünün, sizin hiç basariniz olmadı mi geçmişte. Dost sohbetlerinde arada sırada bu başarılarınızdan da söz edin.. Anlatırken bunu nasıl yaptığınızı yeniden hatırlayacaksınız. Belki de bu yöntem, başka ulaşmak istediğiniz idealleriniz için de ise yarar!

6. Çevrenizi iyi gözlemlediniz mi? Basarili ve mutlu insanlar genellikle "Çözüm"e odaklıdır. Bu insanlar yüzde 20 problemlere, yüzde 80 çözümlere odaklanır. Bazı sorunlar aslında sizin "büyüttüğünüz" kadar değil. Siz ona "odaklandıkça" o büyüyor, büyüyor ve çözülmez bir hale geliyor. Bu sorunlarda çıkmaza girdiğinizde bir "örnek" bulun. Yari sorunu çözmüş bir insan örneği. O, nasıl çözdü? Tamamen bu yönteme odaklayın kendinizi.

7. Enerjinizi çoğaltın. Çünkü enerji bize sadece fiziksel güç olarak gerekli değildir. Duyu organlarımız da enerji ile çalışır. Bu enerji sesinize, bakışınıza, görünüşünüze etki eder. Spor yaptığınızda seremonin ve endorfin hormanlari artacak. Bu iletişimde çok önemli; Bakışlarınız da bu hormonların etkisiyle karsı tarafa daha kolay "olumlu" mesajlar göndermenizi sağlayacak. Kendinizi "iyi" hissetmek, güne gülümseyebilmek için spor çok önemli. Unutmayın, egzersizden uzak kaldığınızda, adeta benzinsiz bir araba gibisiniz!

8. Telkin çok önemli. Her ne istiyorsanız onu olmuş gibi hayal edin: Alt bilinciniz sadece şimdiki zamanı bilir. O yüzden gelecek zamanlı cümleler kurmayın. Örneğin, "zayıflayacağım" derseniz asla zayıflayamazsınız. Belirsiz bir gelecek yerine, "su anda yapıyorum" deyin.. Bu mesajı yolladığınızda, alt bilinciniz sizi o amaç için bazı tutumlara davet edecektir. Siz farkında bile olmadan... Enerjiniz çoğalacak, yavaş yavaş zayıflama isteği artacaktır.

9. Aman, renkler çok önemli. Giysilerde renk tonajlarına dikkat edin. Seçtiğiniz her renk sizi anlatıyor çünkü. Canlı renkler mutluluk ve neşeyi koyu renkler ise ciddiyeti temsil ediyor. Bu tarz olarak size en yakışanı secin. Bu giysileriniz canlı renklere sahipse güveninizin kendiliğinden geliştiğini göreceksiniz. (Tabii yerine göre.. Bir is toplantısına da pırıl pırıl renklerle gidilmez elbette.) Su acık ki, asil olarak “ten giysiniz”, yani solgun olmayan bir cilt, parıltılı bakışlar giysilerden daha da önemlidir. Olumlu düşündükçe farklı bir ten renginin ve bakışların sizde oturduğunu fark edeceksiniz.

10. “Evet” ve “hayır”lara dikkat. Hicrimse size istemediğiniz bir şeyi yaptıramaz. Bazı insanlara da hayır demeyi öğrenin. Hoşlanmadığınız bir mekana sizi götürmek isteyen arkadaşınıza karsı rahatlıkla " hayır" kelimesini kullanın. Birlikte keyif alacağınız mekanları seçecek arkadasınız mutlaka vardır. Sizi rahatsız eden, olumsuz ruh halinizi çoğaltan insanlarla ilişkinizi de gözden geçirin. Sizi üzen bir insanla yola devam etmek sizden sürekli götürecektir.

11. Geleceği "belirsiz" bırakmayın. Planlayın. O gerçekleştiğinde neler hissedersiniz, sürekli bunu düşünün. Artık o ideale, o "plan"a nasıl ulaşacağınızı düşünün ve kendinizi orada hayal edin sık sık. Örneğin işyerinizde “şef” mi olmak istiyorsunuz? Sürekli bunu nasıl gerçekleştireceğinizi düşünmenin ve bu anlamda somut olarak neler yapabileceğinizin ötesinde, o görevi "hayal" edin. Kendiniz orada, bir toplantıda iken hayal kurun örneğin. Hayaliniz güçlendikçe, tutumlarınız da değişecektir. Örneğin, o iste şef olmak için önce dil mi bilmeniz gerekiyor. farkında olmadan ayaklarınız sizi bir bir hafta sonu kursuna doğru götürecektir.

12. Geleceği planlamak kendinize güveni, kendinize güvenmek de size bazı “formüller” de getirecektir. Örneğin zayıflamak istiyorsunuz ama neden şişmanladığınızın "formülü"nü dikkate almıyorsunuz. İste olumlu bir şekilde başarıya odakladığınızda beyniniz, size "neden şişmanladığınızı da anımsatacak. Ve sizi kilo almaya götüren nedenleri de hayatınızdan kaldırmak üzere planlar yapıyor olarak bulacaksınız kendinizi..

13. Bir de, “olumlu” anlam içeren kelimelere dikkat edin. Olumsuz olarak beyninize yerleştirdiğiniz cümleler size baskı yapar. Orada "beslenir" ve daha güçlü olarak geri dönebilir". Bir örnek vermek gerekirse, "asla televizyon seyretmiyorum" demeyin. Beyniniz sizi daha istekli olarak TV seyretmeye zorlar. İnsanların "kötülükleriyle" uğraştığınızda da ters tepki verir. Kötü bir kelimeyi kullandığınızda ona yüklediğiniz anlamı bilincinize çağırırsınız! Bu kelimeyi çok sik hatırlamaya baslarsınız. Hatta yıllar sonra o eylemin içinde bile görebilirsiniz kendinizi. O nedenle "olumsuz" herhangi bir kelimeyi (Her ne olursa olsun) beyinize yerleştirmemeye özen gösterin.

14. Hayatinizi yönlendirin. Ne eksikse yaşamınızda ona katalize olun. Sevgi mi yok, sevgi birlikteliğine katalize olun. O boşluğu bir sevgili dolduracaksa, yani ona gereksinimiz varsa bunu planlayın. Bir takım duygusal boşlukların yerini başka şeylerle kapatmayın. Zaten olumluya ve başarıya katalize olmuş bir ruh hali, başka arayışlarınıza çözüm bulmak üzere de konumlanacaktır. Basari ve sevgiyle birlikte donanmış benliğiniz, size enerjiyi ve mutluluğu da çağıracaktır.

Banu Avar'a Yonelik Engellemeler

12 Kasım pazartesi günü TRT 1’de yayına konulması gereken Sınırlar Arasında Programı SURİYE bölümü, TRT haber dairesince yayından kaldırıldı.


Programın yayından kaldırıldığı bilgisi, Haber Program Müdürü Meryem Uysal tarafından ekibe bildirildi. Uysal, programın, ‘Türkiye’yi ziyaret eden İsrail heyetini incitebileceği gerekçesiyle’ yayından kaldırılmasının uygun görüldüğünü bildirmişti. Daha sonra bu söylem değiştirilerek, Sınırlar Arasında ekibine gerekçesiz olarak programın yayınlanamayacağı ve bu konuda bir gerekçe bildirilemeyeceği söylendi.
Sınırlar Arasında programı geçtiğimiz yıllarda da sık sık benzer sansürlemelerle karşı karşıya kalmıştı.
2005 Mart’ında yayınlanan Suriye programının büyük bir bölümü ‘İsrail’i üzer!’
gerekçesiyle sansürlenmiş;

2006 Mart’ında Filistin’le ilgili program yine sansüre uğramış, yayınlanan kısmı da İsrail büyükelçiliği tarafından şikayete uğramış ve tekrar yayını engellenmişti.
2006 Aralık ayında İsveç’in Nobeli adlı program da ‘İsveç’i üzer!’ gerekçesiyle tekrar yayından kaldırılmıştı.
2007 Eylül’ de Hangi Avrupa adlı özel bölüm ‘Avrupalı dostlarımızı üzer!’ gerekçesiyle yayına konulmamıştır.

Banu Avar, TRT tarafından bundan önce 5 kez yayın sansürüne uğramış ve bugüne kadar yayınlanan 75 programın çoğu, 3-10 dakika arası kesilerek yayınlanmıştır.

Mayıs 2007’de habersizce yayından kaldırılan ve tekrar bölümleri de yasaklanan program, TRT yönetim kurulunun muhtelif üyelerinin gayreti, baskı ve teşvikiyle tekrar yayına koydurulmuştur.
TRT bir kamu kurumudur ve kamunun maddi katkısıyla ayakta durmaktadır ve kamu için vardır.

Ama görünen o ki, kamuyu bilgilendiren ve TRT nin en büyük ilgiye mazhar olan programı Sınırlar Arasında ve yapımcısı Banu Avar çeşitli engellerle bezdirilmeye çalışılmakta ve istifaya zorlanmaktadır!

Babalar ve Kizlar

BABALAR KIZLARI, KIZLAR BABALARI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜR?

0 yaşında
Baba: Ne kadar da güzel. Şimdi bu küçücük şey benim kızım mı? Gözleri
de bana ne kadar çok benziyor.
Kızı: Bu gözlerini benden hiç ayırmayan adam babam olsa gerek.

5 yaşında
Baba: Prensesim benim, güzel kızım. Söyle bakalım baban sana ne alsın?
Kızı: En çok babamı seviyorum. Babam, niye annemle uyuyor? Hep
benimle uyusun, başkasını sevmesin.

10 yaşında
Baba: Gittikçe yaramaz oluyor, kime çekti bu kız?
Kızı: Ben babama aşığım. Büyüyünce babam gibi erkekle
evleneceğim. Babam bu ay harçlığımı arttırır mı?

15 yaşında
Baba: Ne kadar da çabuk büyüdü. Eve de gittikçe geç kalmaya başladı,
bu gidişle başına kötü bir şey gelecek. Sanırım daha sert
konuşmalıyım.
Kızı: Babam yüzünden arkadaşlarımla istediğim kadar vakit
geçiremiyorum. Bana baskı uygulamasından nefret ediyorum. Ne zaman
özgür olacağım?

20 yaşında
Baba: Artık sözümü dinlemiyor. Benden giderek uzaklaşıyor. Kendi
parasını da kazanmaya başladı ya, bana ihtiyacı kalmadı tabii. Uzun
zamandır tatlı bir-iki laf geçmedi aramızda zaten. Evi de sürekli
erkekler arıyor. Galiba kızım elden gidiyor.
Kızı: Her dediğime alınıyor, beni bir türlü anlamıyor. Hele geçen
gün giydiğim mini eteğe karışmasına ne demeli? Evden ayrılıp, kendi
hayatımı kurmalıyım. Çocuk muamelesi görmekten bıktım artık!

25 yaşında
Baba: Bir gün bunun olacağını biliyordum. İşte evleniyor. Zaten
aramız eskisi gibi değildi. Şimdi bir de kocası var. Prensesim beni
terkediyor.
Kızı: Böyle bir günde bile o mutsuz ifadeyi takınmasının ne lüzumu
var ki? Biliyorum, onu bir türlü içine sindiremedi. Bu yüzden
yapıyor. Kendi hayalindeki damat değil ya! Sanki birlikte yaşayacak olan
o.

30 yaşında
Baba: Çok az görüşüyoruz. Daha sık biraraya gelsek ne iyi olur. Hem
torunlarımı da özlüyorum. Kendi arkadaş çevrelerinden fırsat bulup da
bize gelemiyorlar ki...
Kızı: Babamları da çok ihmal ediyorum galiba. Yine telefonda çok
üzgün geldi sesi. Haftasonu onlara süpriz yapmak en iyisi.

40 yaşında
Baba: Kızım, benim entellektüel düzeyimi yeterli bulmuyor. Ona göre
çağın gerisinde düşünüyormuşum. Oysa küçükken derslerine hep ben
yardım ederdim. Anlayamadığı bütün problemleri bana sorardı. Şimdi beni
beğenmiyor. Bir daha onunla asla politik tartışmalara girmeyeceğim.
Kızı: Babam giderek daha da çocuk gibi davranıyor. Sürekli bir
şeylerden yakınıyor. Gerçi son zamanlarda sağlığı da iyi değil ama. Ya
ona bir şey olursa? Zaten hiçbir zaman dilediği gibi bir evlat da
olamadım.

45 yaşında
Baba: Kızımın mutlu bir yuvası olması ne güzel. Gözüm arkada
gitmeyeceğim. Her şeyi kendi başardı. Onunla gurur duyuyorum.
Kızı: Babam için çok endişeleniyorum. Onu kaybetmeye hazır
değilim. İlaçlarını da hep ihmal ediyor zaten. Allah'ım onu benden
alma!

50 yaşında
Baba: Dünyada mutlu kal kızım!
Kızı: Seni çok özleyeceğim ve arayacağım babacığım. Şimdi ben kime
danışacağım, kim yardım edecek bana? Ne olur gittiğin yerde çok mutlu
ol. Ve hep yanımda olduğunu hissettir, ne bileyim ben, arada sırada
işaretler yolla mesela. Ah babacığım! Sensiz nasıl yaşayacağım?

55 yaşında
Kadın: Sen gideli, seni daha iyi anlıyorum babacığım. Keşke seni hiç
üzmeseydim demeyeceğim, çünkü "keşke"lerin hiçbir şeyi
değiştiremeyeceğini biliyorum. Yine de beni duyuyorsan, lütfen seni
üzdüğüm her gün için çok ama çok pişman olduğumu bil olur mu?

Facebook Uyelerinin Bilgilerini Satacak

Facebook, üyelerinin bilgilerini satacak

Dünyada bir salgın haline gelen, Türkiye'de de son dönemde kullanımı yaygınlaşan sanal arkadaşlık sitesi Facebook, üyelerine ait kişisel bilgileri reklam şirketlerine satacağını açıkladı.


Site, 6 Kasım'da yayınladığı bir ilanla 50 milyondan fazla üyesinin özel bilgilerini para karşılığı reklam şirketleriyle paylaşabileceğini duyurdu. Özel hayatın korunması ile ilgili tartışmalara yol açan Facebook'un son kararı, ABD ve Avrupa ülkelerinde tartışmalara yol açtı. Fransa'da Facebook aleyhine soruşturma açılması bekleniyor.

Türkiye'de de son dönemde büyük ilgi çeken site, üyelerinin cinsiyeti, yaşı, cinsel tercihi, siyasi ve dinî görüşü, eğitim durumu ve çalıştığı işyerleri başta olmak üzere çok sayıda bilgiyi kaydediyor. Facebook'a üye olan internet kullanıcılarının bu bilgileri vermeme hakkı bulunsa da, üyelerin büyük çoğunluğu özel hayatına ilişkin birçok bilgiyi yakın arkadaşlarıyla paylaşmak amacıyla profiline koyuyor.

Amerika'da 23 yaşındaki Harvard öğrencisi Mark Zuckerberg tarafından kurulan site, 3 sene içinde 50 milyondan fazla üyeye ulaşarak dünyanın en çok ziyaret edilen siteleri arasında 7. sıraya yükseldi. Zuckerberg, konuyla ilgili yaptığı açıklamada üye bilgilerinin reklam şirketleriyle paylaşımının yasadışı olmadığını savunarak, "Sadece günlük hayatınızda sık kullandığınız ticari markalara yardım edeceğiz." dedi. Bilişim uzmanları ise Facebook, Myspace, Yonja türündeki sanal arkadaşlık sitelerinin reklamcılıkta bir devrim yapacağını belirterek, "tüketicilerin televizyon veya gazetedeki reklamlarda gördüğü bir ticari üründen ziyade, arkadaşlar arasında tavsiye edileni tercih edeceğini" kaydediyor.

Fransa da soruşturma açıyor

Ünlü sanal arkadaşlık sitesinin geçen hafta açıkladığı karar, hukuk çevrelerinde de tartışmalara yol açtı. ABD Minnesota Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi William McGeveran, New York Times gazetesine yazdığı bir makalede, New York eyaletinde site aleyhinde dava açılması halinde tazminata mahkum olabileceğini savundu. Söz konusu eyalette şirketlerin müşterilerine ait kişisel bilgilerini satmayı yasaklayan bir yasa bulunuyor. Facebook'un son girişimi sadece ABD'de değil, sitenin yaygın olarak kullanıldığı Fransa'da da bilişim çevrelerini harekete geçirdi. Fransa'da sanal dünyanın güvenliğini kontrol eden yarı özerk Bilişim ve Özgürlükler Komisyonu Başkanı Sophie Tavernier de Facebook ve Myspace tür

Anlamli Cevaplar

Anlamlı Cevaplar...

ALLAH ALLAH

Osman Yüksel Serdengeçti'ye sormuşlar:
- Konuşmalarında "Allah" kelimesini neden bu kadar çok kullanıyorsun? Serdengeçti, kendisinden beklenen cevabı vermekte gecikmemiş:

- Allah Allah yahu, hiç haberim yoktu.

DENKLEMİN X'İ

1979'da BM Güvenlik Konseyi toplantısında Türkiye her zamanki gibi Kıbrıs Rumlarına "GKRY (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi)" diye hitap ediyordu. Rum temsilci Mavromatis buna kızdı. "150 BM üyesi bizi Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanıyor. Sizin tanımamanız önemli değil" dedi. Buna rahmetli büyükelçi Orhan Eralp'in o müthiş İngilizcisiyle verdiği cevap: "Kıbrıs sorunu bir aritmetik toplama işlemi değildir. Bir cebir denklemidir. Bu denklemin 'x'i de Türkiye'dir. Tüm dünya sizi tanısa bile Türkiye sizi tanımadıkça bu denklem çözülemez.
Şimdi kendinize isterseniz 'Kıbrıs Rum İmparatorluğu' bile diyebilirsiniz". (Salonda gülüşmeler)

EVDE KILARDI

İsmet İnönü'nün dinden uzak bir hayat yaşadığını, Cumaları bile kılmadığını aralarında konuşan


gazetecilere bir basın toplantısında oğlu Erdal İnönü'nün açıklaması şöyle olmuş: - Nereden biliyorsunuz? Babam Cuma namazlarını evde kılardı.

İĞNELEME

Bernard Shaw ile Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş. Bernard Shaw, oyununun


ilk akşamında, oyuna Churchill'i davet etmiş ve iki davetiyeye de bir pusula iliştirmiş: "Size iki davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz.Tabii dostunuz varsa." Churchill lâfın altında kalır mı, hemen cevap göndermiş: "Maalesef o akşam başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim.


İkinci akşam gelebilirim, tabii oyununuz ikinci akşam oynarsa."

KITLIK

İngiliz Kralı seyahat ederken, yolu bir köye düşer. Mütevazi bir handa geceler. Yemek olarak da


bulduğu dört yumurta ile karnını doyurur. Hesabını sorunca, on altın isterler. - Aman! der, kral. Burada yumurta kıtlığı mı var? Han sahibi cevap verir: - Hayır efendim. Yumurta boldur ama, kral kıtlığı var.

MADALYA
Bir gün Bismark, harpte yararlılık gösteren bir askere madalya takarken: --Asker, yüz altın mı istersin, yoksa bu madalyayı mı? Asker: -- Madalyanın kıymeti nedir? der. Bismark: -- Maddi kıymeti aşağı-yukarı üç altın, diye cevap verir. Asker : -- Öyleyse


97 altınla madalyayı isterim! der.

MECLİS

Osman Yüksel'in milletvekili olduğu yıllardır. Birgün meclis kürsüsünde kendisine laf


atan vekillere dayanamaz ve: -"Bu meclistekilerin yarısı eşektir!" der ve iner kürsüden. Bunun üzerine meclis karışır ve herkes kendisinden sözünü geri almasını ister. Arkadaşlarının


da ricası ile tekrar kürsüye çıkar ve zekasını gösteren ve vekilleri rahatlatan şu sözleri söyler: - "Bu meclistekilerin yarısı eşek değildir!"

NERESİ AKIYOR?

Kırkağaç Kaymakamlık binasının tamir gerektiği bildirilince, merkezden yazı gelmiş. Nelerin aktığını, yegan yegan bildiriniz. Aynı zamanda meşhur bir hicivci olan kaymakam Eşref, cevap yazmış. - Muslukları hariç, her tarafı akıyor.

ZEHİRLİ KAHVE

Churchill, avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın

milletvekili, Churchill' e kızgın kızgın şöyle seslenir: - "Eğer, karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım." Churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı yapıştırır: - "Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim

Stress'e Boyun Egmeyin...

Strese Boyun Eğmeyin!...

Stres bağışıklık sisteminin ve genel direncin zayıflamasına neden olur. Duygusal dengeyi dengeleyen faktör ise sizin geliştirdiğiniz kişisel baş etme becerilerinizdir. Eğer baş etme becerileriniz iyi geliştirilmemişse dengesizlik devam edecektir. Güçlü sosyal destek ve uygun baş etme becerileriniz varsa problem çözülebilir ve dengeyi yeniden kurabilirsiniz. İşte bu becerilerinizi geliştirmeniz için öneriler...

Stres Kaynaklarınızı ve Tepkilerinizi Tanıyın

Troya filminde Brad Pitt’in canlandırdığı karakter achilles’i (aşil) hatırlarsınız. Mitolojiye göre tanrıça olan annesi onun savaşlarda zarar görmesini engellemek için bebekken kutsal suya daldırır. Ancak onu bileğinden tutarak suya daldırırken tuttuğu yerler, suyla temas etmediği için tek zarar göreceği yer orasıydı nitekim yıllar sonra Aşil, Troya savaşında bu zayıf noktasından aldığı ok darbesiyle ölür. Bu efsaneden “aşil kemiği” ve insanların zayıf noktalarını simgeleyen bir terim doğmuştur. Sizin zayıf yanlarınız neler? Stres baskısı altında kaldığınızda sizi nereden vuruyor?
Stresin pek çok kaynağı olabilir. Bu olayların anlamları hakkında kendinize ne söylüyorsunuz? Sizi neler strese sokar, ve vücudunuz stres altında nasıl tepkiler verir? Gergin mi olursunuz, ya da çok mu sinirli?

Strese Karşı Duygusal Tepkilerinizi Azaltın

Bu kısım sizin stres kaynağını nasıl algıladığınızla ilgilidir. Durum karşısında nasıl hissediyorsunuz? çaresiz mi, pasif mi kabul eden mi? Hepimiz, bir durumu algılayış şeklimize göre hisseder ve bir tepki veririz.
Acaba olayları çok kritik ya da acil oldukları konusunda kendinize gereğinden fazla mı yükleniyorsunuz?
Ya da zorlandığınız durumları çok daha zor durumlara gelecek şekilde mi yorumluyorsunuz.
Kendinizi “eğer kazanamazsam….”, ya da “eğer beceremezsem…” şeklinde sınav dan sonraki olacaklara odaklamayın. Sonrasını düşündükçe kaygınız ve stresiniz artacaktır.

Duygusal Kaynaklarınızı Harekete Geçirin

Unutmayın bu sınava ve onun zorlayıcı sürecini sadece siz yaşamıyorsunuz. Arkadaşlarınızla yaşadıklarınızı paylaşın.

Stres Yönetimi

Stresle mücadele şeklimiz iki türlü olmakta. Ya geri çekiliyoruz yaşanılanlar karşısında ki bunlar bastırma, inkar etme, yansıtma ve mantığa bürüme şeklinde oluşmakta ya stresle mücadele etme yolunu seçeriz.

Baş Etme:
Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisinde de en alt basamağı fiziksel ihtiyaçların karşılanması oluşturur. Fiziksel iyi oluşunuz karşılanmadan diğer ihtiyaçlarınız karşılanamaz. Bunlar da dinlenme ve beslenmenize dikkat etmenizle mümkün olacaktır. Beden direnciniz fazla olduğu zaman sizi zorlayacak durumlara karşı direnciniz daha fazla olacaktır. Dengeli beslenme, ideal kilonuzda kalma ve yeterli süre uyuyun ne çok fazla ne çok az.


Kendini Yönetme:
Stresle ilgili önemli bir faktör, zaman yönetimi dir. Bir saatte 60 dakika ve 1 günde sadece 24 saat var. Bu, ders çalışmak, kendimize zaman ayırmak, ailevi sorumluluklar, dinlenme gibi faaliyetler için elimizdeki zamandır. Zaman yönetimi ile ilgili en önemli şey kendini yönetmektir; Çünkü siz esnek olabilirsiniz ama zaman asla esnek olamaz.
Yaşamınızdaki öncelikleri belirleyin. Gerçekten planlarınız ve programlarınız çok aksıyorsa ve bu durum sizin için başa çıkılmaz bir stres kaynağıysa yaşamınızdaki öncelikleri belirleyin ve hayatınızdaki gerçekten önemli şeyleri feda etmeden daha az önemli olanları biraz bekletin.
Bir gününüze saatler ekleyemezsiniz ancak “kullanışlı” zamanı artırabilirsiniz programınızı sahip olduğunuz tüm zamana göre yapın. Zaman kayıplarınızı belirleyin ve azaltın.
Zamanın acilliğini azaltabilirsiniz. Belki de vazifeniz kendinizi zorladığınız kadar acil bitirilmek zorunda değildir. Zamanın uygun kullanımını olumsuz etkileyen bir diğer problem yaptığınız vazifede mükemmel olmaya çabalamak. Kendinize “mükemmel olmamak” konusunda izin vermek size bir sorun çıkartmayacaktır. Tabii ki baştan savma iş yapmak istemezsiniz ama şunu hatırlayın ki pek çok ürün ve tasarılar önce ortaya çıktıktan sonra siz üzerinde yapılan düzenlemelerle mükemmelleşir.
Bir vazifeyi bitirememe korkusunun kaytarma yaratacağının farkında olun. Vazifeniz size altında ezileceğiniz kadar çok büyük görünebilir. Elinizdeki işi –ya da dersi- daha küçük alt vazifelere bölebilirsiniz. Bitirme korkusu bir şeyi yerine getirme konusunda kendine güvensizlikten kaynaklanır olumlu bir tutum geliştirebilirsiniz bunu denemeden bilemezsiniz. Ayrıca bir görev ya da vazifede başarısız olmak sizin beceriksiz yada yeteneksiz olduğunuz anlamına gelmez. Bunun yaşamınızı zenginleştirecek bir deneyim olduğu düşüncesi bir vazifeyi üstlenmenizi daha kolaylaştıracaktır.
Belki de yaşamı olduğu haliyle kabul edebilmemiz bizim stres yaşamamızı en aza indirecektir.

Çerçeveler:
Fazla gerilime neden olacak durumları yeniden tanımlayın örneğin sınavlara ne bildiğinizi gösterme fırsatı olarak görün ne bilmediğiniz ölçme testi değil. Bu bakışınızın size ne kadar güçlü hissediş sağladığını göreceksiniz.

Kapatma:
Sıkıntı veren düşüncelerinizi yarıda keserek kapatın.
Rahatsız edici durumu aklınıza getirin. Şimdi bu rahatsız eden durumla ilgili düşüncelerinizi kesin. Parmak şıklatarak veya elinizi çırparak yapabilirsiniz. Bu sembol işinizi kolaylaştıracaktır. Bu düşünceler kaybolana kadar devam edin.

Telkin:
Geçmişte moraliniz bozuk olduğunda yanınızda aileniz vardı ve size sürekli size olumlu telkinlerde bulunuyorlardı. Ancak bu defa kendiniz yapmak zorundasınız. Ne yazık ki bu ihtiyacımızı karşılamayı ihmal ediyoruz. Unutmadıklarımızsa bizim kendimizi baltaladığımız olumsuz telkinlerdir. “Yapamayacağım” “başaramayacağım”la başlayan cümleler buna örnektir.
Eğer hatayı hayal ederseniz, başınıza bu gelecektir. Eğer başarıyı arzularsanız başarılı olursunuz. Buradan hareketle kendinize aşağıdaki cümleleri tekrarlayabilirsiniz.
“Hissettiklerim, sadece bedensel tepkiler. Onunla baş edecek gerekli becerilere sahibim.”
“Yaşadığım bu his beni durdurmaz, işime devam edebilirim.”
“Endişeli olmam normal yakında geçer.”

Mola:
Stres durumu karşısında etkili bir yöntemdir. Baş döndürücü akışa kaptırıp unuturuz yaşamlarımızda kendimize küçük molalar vermeyi. Yürüyüş yapmak, kitap okumak, hayal kurmak birkaç örnek olabilir.
Stres yalnızlığın duygusudur. Stres nedir diye sorduğunuzda pek çok kişi “sıkışık trafik” ve “o trafikte adım adım ilerlerken yaşanılan duygu der.” Kişi asla içinden çıkamadığı ve sonlandıramadığı bir zorunluluk içindedir, yapmayı çok istese de arabayı bırakıp kaçamaz üstelik. Oysa aynı kişi sevdiği bir kişi o an yanında olsa ya da çok ilgisini çeken bir işle meşgul olduğunda yaşadığı duygu çok farklı olurdu. Sınav döneminde yaşadıklarınızı da trafikteki sıkışıklığa benzetebiliriz. Bu örnek de destek kaynaklarının önemini ortaya çıkarmaktadır. Çevrenizden (Arkadaşlarınız ve aileniz) alacağınız destek, hobileriniz, uğraşlarınızın size sağlayacağı destek

Guzel Sozler - Gupguzel Bir Dolu Soz

Güzel Sözler - Güpgüzel Sözler - Birbirinden güzel ve anlamlı sözler....


Aç insan kolay kandirilir. KATHERINE MANSFIELD

Acele işe, şeytan karışır.

Acilmamis kanatlarin buyuklugu bilinmez. A.GIDE

Adalet ancak hakikatten, saadet ancak adaletten doğabilir. Anatole France

Adalet hissi insanlarda doğuştan mevcuttur. Çiçero

Adalet kutup yıldızı gibi yerinde durur ve geri kalan herşey onun etrafında döner. Konfüçyus

Adalet olmadan düzen olmaz. Albert Camus

Adalet olunca yiğitliğe lüzum kalmaz. Anonim

Adalet önce devletten gelir. Aristo

Adalet topaldır, ağır yürür fakat gideceği yere ergeç varır. Mirabeau

Adalet topaldır. Fransız Atasözü

Adalet yorumlarımız saatlerimiz benzer:

Çoğu başka başka yerler gösterir ve herkes kendininkine itimat eder. Fransız Atasözü

Adaletin gecikmesi, adaletsizliktir. Candar

Adaletin hedef ve gayesi eşitliği sağlamaktır. İhering

Adaletin kuvvetli, kuvvetlinin de adil olması gerekir. Pascal

Adaletin küçüldüğü ülkelerde, büyük olan artık suçlulardır. Anonim

Adaletsizliği işleyen, çekenden daha sefildir. Eflatun

Ağaca dayanma çürür,insana dayanma ölür.

Ağaç yaş iken eğilir.

Ağlamayan çocuğa meme vermezler.

Ahlağın olmadığı yerde kanun birşey yapamaz. Napoleon

Ak akçe kara gün içindir.

Akan suda nasıl tortu bulunabilir.

Akilli Don Kisot uygun ruzgari bekler. S.LEC

Akıllı olup dünyanın kahrını çekmektense,deli ol dünya senin kahrını çeksin.

Akşama karşı gitme, tan’a karşı yatma....Atasözü

Aliskanliklar zit aliskanliklarla onlenir. EPIKTETOS

Alkış isteyen ıslığa da katlanır.

Allah, hak ve adaletle idare edenleri sever. Kur'an

Altin prangalar demir olalardan cok daha kotudur. M.GANDHI

Anı yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır....Andre Gide

Anneler cocuklarinin aklindan tutcaklari yerde ellerinden tutarlar. DUPONLOUP

Asılan hırsız değil, yakalanandır. Çek Atasözü

Aslanlar kendi tarihlerini yazmadıkları sürece, avcı hikayelerine inanmak zorundayız.

Aşağıda olan düşmekten korkmaz....Buryan

Aşk bakışlarla başlasaydı, öküz çoktan trene aşık olurdu.

Aşk, gülü dikenle avuçlamak demektir.

Aşk, kalbimin saygısız misafiridir. Sormadan gelir sormadan gider.

Ateş düştüğü yeri yakar.

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

Avukatlar terzi gibidir, kendilerini kesmezler, araya gireni keserler. Anonim

Ayağını yorganına göre uzat.

Ayakta olmek dizustu yasamaktan daha iyidir. F.D. ROOSEVELT

Ayri ayri bakinca deger vermedigimiz kimselere

biraraya geldikleri zaman deger vermekten daha buyuk budalalik olur mu? CICERO

Az anlamak, ters anlamaktan iyidir. A.FRANCE

Azınlık bazen yanılabilir, çoğunluk herzaman yanılır. H.İbsen

Baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana.

Bana "Ben sana zarar verebilirim, tekme atabilirim" dersen

bil ki insana degil, esek ve ata uygun bir ozellikle ovunuyorsun. EPIKTETOS

Baskalarina imrenme, cok kimseler var ki senin hayatina imreniyorlar. MEVLANA

Baskalarina oldugu kadar kendimize de yabanciyiz. MONTAIGNE

Baskalarini korkutanin kendisi de korku icindedir. A. CLAUDIVS

Baskalarinin yolnda yuruyenler, ayak izi birakmazlar. S.L.BRAUNDON

Baslayan hersey biter. SENECA

Başka dile uymaz annenin sesi, Her sözün ararsan vardır Türkçesi....Z.Gökalp

Başkaları ile ilgilenirsen iki ay içinde birçok dostlar kazanabilirsin;

başkalarının seninle ilgilenmesini beklersen,

iki yılda bile tek dost kazanamazsın....Dale Karnegie

Başlamak, bitirmenin yarısıdır.

Bataklıkta boğulanın ne yuttuğunu araştırmaya gerek yok.

Bazen sesini duyurabilmen icin susman gerekir. S.LEC

Bazilari isigin, bazilari golgenin pesine dustu. T.S.ELIOT

Bekarlık sultanlıktır.

Ben bilemediğimi bildiğim için diğer insanlardan akıllıyım....Sokrates

ben yanmazsam, sen yanmazsan, o yanmazsa , nasil cikar karanliklar aydinliga?

Benim bir karincaya ulu nazarim vadir. YUNUS EMRE

Besik sallayan eller gun gelir dunyayi sallar. PETER D.VRIES

Beyazlar zencileri olimpiyattan olimpiyata severler. AMERIKAN ATASOZU

Beynim sunger gibi olsaydi. ogrendigim

luzumsuz bilgilerden kurtulmak icin arada bir cikarip sikmak isterdim. B.PFIZER

Bildigimizi zannetmemiz ogrenmemizin en buyuk dusmanidir. DR.C.BERNARD

Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıptır.

Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, tek bir adımla başlamak zorundadır. (Lao-Tzu)

Bir adam kopru kurar, bin adam gecer OZBEK ATASOZU

Bir agac boy atmayi ne kadar ozlerse kendini o kadar yuksek bir atmosferde bulur. H.D.THOREAU

Bir babanin ogluna karsi ofkesi, evladin babasina duydugu sevgiden daha tatlidir. M.MONTHERLAND

Bir cicegin kokusu ne ise bir insanin sahsiyeti de odur. C.W.SHWAB

Bir ciglik bir cig meydana getirir. SOLJENITSIN

Bir devletin yıkılışıyla birlikte yasaları da çoğalır. Tacitus

Bir el tut ki, o da seni tutsun.

Bir elin nesi var iki elin sesi var.

Bir insan ac oldugu icin degil, hirsiz oldugu icin calar. W.S MAUGHAM

Bir insan isini iyi yapmak istiyorsa iki isi bir arada yapmamali. LAUTREAMONT

Bir insanin tek basina mutlu olmasi utanlacak birseydir. A.CAMUS

Bir kimsenin sesindeki, gözlerindeki ve davranışlarındaki mana, kullandığı sözlerindekinden az değildir.

Bir kişinin sözleri önemli değildir; iki yanı da dinlemeli Goethe

Bir okul açan bir hapisane kapatır.

Bir rejim, halkın adalete inanmaz bir hale geldiği noktaya gelince o rejim mahkum olmuştur. Montesquieu

Bir sey hersey icin, hersey bir sey icin vardir. GOETHE

Bir suç herşeydir; iki suç hiçbirşey! MME Deluzy

Bir taşla duvar yapılmaz....Atasözü

Bir toplumda suç varsa, orada adalet yoktur. Eflatun (M.Ö.427-347)

Bir ülkenin türkülerini yapanlar kanunlarını yapanlardan daha değerlidir....Tales

Bir yanı dinlemeden karar veren, doğru karar vermiş olsa bile adaletsizlik etmiş sayılır. Anonim

Bir yargıç, iyi niyetle dinlemeli, akıllıca karşılık vermeli,

sağlıklı düşünmeli, tarafsızca karar vermelidir. Sokrates

Bir zamanlar gelecegi goremeyenler, aradan yillar gectikten sonra,

yasadiklari gunu kurtarmanin telasina duserler. (a.y)

Bir zencinin rengini degistirmenin tek yolu, beyaz adamlara beyaz yurekler vermektir. PANIN

Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun. Freud

Bircok insan mutlulugu burnunun ustunde unutugu gozluk gibi etrafta arar. DROZ

Bircok insanin kabul etmesi, birseyin gercek olduguna delil sayilmaz. S.MAUGHAM

Birtek kişiye yapılan bir haksızlık, bütün topluma yapılan bir tehdittir. Montesquieu

Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek.

Borç ödemekle,yol yürümekle tükenir.

Borç yiğidin kamçısıdır.

Bozuk karakterler kendilerini fikir hayata veremezler. A.CARREL

Bozuldugu zaman, insandan daha korkunc yaratik yoktur. SOPHOKLES

Brutus'un yasadigi yerde sezar olmeye mahkumdur. SCHILLER

Bu kitabın kaç dakikada okunduğunu bırak. Kkaç senede yazıldığını düşün !....A.Nihat Asya

Buyuk zekalar birlikte dusunur. MALCOLM X

Bülbülü altın kafese koymuşlar "vatanım" demiş.

Bütün büyük yanlışların altında gurur yatar

Cahil olanların merhameti ve lütfu azdır....Mevlana

Catabilirsen once fikirlerime cat; Sonra bana MONTAIGNE

Cemiyet asil kabiliyetlerden cok sozde kabiliyetleri odullendiriyor. LA ROCHEFOUCAULT

Cevre, cevrecilere birakilmyacak kadar ciddi bir istir. BARIS MANCO

Cevrelerine uymak icin kendilerini yontanlar, tukenip giderler R.HULL

Ceza kaldırılabilir; ama suç insanın içinde sonsuza kadar yaşar. Ovidius

Cile kapisindan erisilecek dunyayi bilseydin, yatagini yorganini satardin. NECIP FAZIL KISAKUREK

Cocuk trajedide guler, ihtiyar komedide aglar. M.UNAMUNO

Cocuk, doldurulacak bir vazo degil tutusturulacak bir atesdir. REBELAIS

Cocuklar, anne ve babalarinin kotu ornekleriyle bozulmaya devam ettikce

yeni bir dunya kurulamaz. A.CARREL

Cok soz hamal yukudur. YUNUS EMRE

Cozumde gorev almayanlar problemin bir parcasi olurlar. GOETHE

Çabuk parlayan çabuk söner.

Çizik bir elmas, çizik olmayan bir çakıl taşından daha iyidir. (Konfiçyus)

Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.

Dağ ne kadar yüce olsa, yol onun üstünden aşar....Atasözü

Daha sonra nin sonu yoktur. M.DRUMES

Damlaya damlaya göl olur.

Davalının aptalı, derdini mübaşire anlatırmış. Kilis sözü

Denizi sev, ama kıyıda dur....George Herbert

Ders alinmis basarisizlik, basari demektir. M.S.FORBEY

Dev eserleri taslar degil, isler meydana getirir. J.T.MOTLEY

Deveyi yardan ucuran bir tutam ottur. REFIKI

Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur....Atasözü

Devlet Başkanı olmaktansa, haklı olmayı tercih ederim. Hanry Clay

Devlet halktan mucize beklememelidir.

O, halkı kendisine uydurmak için yasalara boyun eğmeyi öğretecektir. Montesquieu

Devlette oldugu gibi insanda da en kotu hastalik, kafadan baslayandir. PLINY

Dikkat, hici herseye donusturur. GOETHE

doğar.... Max Jacob

Doğru olan, haklı olandır. Alexander Pope

Dostun attığı taş baş yarmaz....Atasözü

Dunyayi yanlis okur da bizi aldatiyor deriz. TAGORE

Duvarda gedik acmak icin bir tasin eksilmesi yeter. ARIF NIHAT ASYA

Duymak istemeyen kadar kotu sagir yoktur. ITALYAN ATASOZU

Dünyanın en tehlikeli yaratığı sadece hukuk bilen hukukçudur Anonim

Dürüstlük en iyi siyasettir....Japon Atasözü

Düşene gülen acıyandan çok bulunur....N.Kemal

Düşman karınca ise sen fil san....Atasözü

Edepsizligin basladigi yerde edebiyat biter. MEHMET AKIF ERSOY

Efendisini secebilen insan esir degildir. H.POINCARE

Eger okuzlerle domuzlar konusabilseydi, yemden baska sey dusunenlerle alay ederlerdi. EPIKTETOS

Eger yurudugunuz yolda gucluk ve engel yoksa, bilin ki o yol sizi bir yere ulastirmaz. B.SHAW

El ile gelen düğün bayram.

Elinden geldigi halde kotuluge engel olmayan, onu tesvik ediyor demektir. LATIN ATASOZU

En buyuk zaman hirsizi kararsizliktir C.FLORY

En büyük felaket günahların ağırlığı altında ezilerek ümitsizliğe düşmektir.

En büyük yalancı kimdir? En çok kendinden bahseden...Fotonel

En cok sikayet edenler, en cok sikayet edilenlerdir. M.HENRY

En guzel ogut ornek olmaktir. MALCOLM X

En imkansiz zannettigimiz sey hayatta basimiza gelendir. PITIGRILLI

En imkansiz zannettigimiz seyler, hayatta basimiza gelenlerdir. PITIGRILLI

En insani davranis, bir unsanin utanilacak duruma dusmesini onlemektir NIETSCHE

En iyi, iyinin düşmanıdır. (Voltaire)

En sağlam zincir, en çürük halkası kadar sağlamdır.

En yıkıcı, en öldürücü yara haksızlık yarasıdır. Anonim

Engelleri yollarınızı tıkayan şeyler olarak görmeyin. Onları size uçmayı öğretecek fırsatlar olarak görün.

Eski baskadir, eskimis baskadir. Nice eskiler vardir ki hic eskimez. PEYAMI SAFA

Eşek hoşaftan ne anlar.

Eşitlik arayan mezara gitmeli. Alman atasözü

Evlilik, iki kisilik yalnizliktir. OZDEMIR ASAF

Ey beyaz adam, bize isigi vadettin ama kendi karanligini getirdin. TUIAVI(Afrikali Yerli)

Fakir insan mali az olan degil, arzusu cok olandir. SENECA

Fakirlik ayıp değil tembellik ayıp.

Fazilete giden kapıyı açmak güçtür....Çin atasözü

Felaketin bir iyiligi varsa hakiki dostlarimizi tanitmasidir. BALZAC

Felsefe bulmanin degil, oyuna aramanin yolu. NECIP FAZIL KISAKUREK

Fikir sahibi olmaya mal sahibi olmaktan fazla ihtiyac duyacagimiz gun

gercek zenginligin sirrini bulacagiz. PEYAMI SAFA

Fikirler elerktrik akimi gibidir, birbirini tutusturur. S.EUGEL

Fil oldugundan kucuk, bit ise oldugundan buyuk cizilir hep. J.W.SWIFT

Fırıncının çocuğu aç dolaşırmış.

Gecmisin tehlikesi esir olmakti, geleceginki ise robot. E.FROMM

Gemilerin cogu bir insan yuzunden batmistir, deniz yuzunden degil. OZDEMIR ASAF

Genclerin pek cogu kabaliklarini tabilik zannederler. LA ROCHEFOUCAULT

Gizemini Kaybeden hersey bizim icin onemini de yitirir.

Gomlegin ilk dugmesi yanlis iliklenince digerleri de yanlis gider. C.BRUNO

Gonlumuz bize aklimizdan daha yakindir. GOETHE

Gorduklerim, gormedigimin varligina inanmaya beni mecbur ediyor. EMERSON

Gorev buyuk sey yapmak degil gerekeni yapmaktir. DR.A.CARREL

Gök ağlamayınca yer gülmez.

Gönül buğday tenesine benziyor ;Bizse değirmene.

Değirmen nerden bilecek Bu dönüşün hikmeti ne ?

Görevimizi yaparken kimseye, ne müvekkile, ne hakime, hele ne iktidara tabiyiz.

Bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz. Fakat hiçbir hiyerarşik üst te tanımıyoruz.

En kıdemsizin en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur.

Avukatlar tarih boyu köle kullanmadılar ama hiçbir zaman efendileri de olmadı! Molierac

Gözler yaşarmadıkca gönülde gökkuşağı açmaz.

Gucluler gucsuzleri incitemeyecek kadar gucsuz oldukalrinda,

gucsuzler CEKIP GIDECEK kadar guclu olmalidirlar.

Gulun dikene katlanmasi onu guzel kokulu yapti. MEVLANA

Gurultu icin akordu bozmak yeter. SHAKESPEARE

Guvenme varliga, dusersin darliga. ATASOZU

Guzellerin sonbahari da guzeldir. PLUTARK

Gülmek bir güneştir, insanın yüzünden hüzün ve keder kışını defeder...V.Hugo

Gülünecek şeyleri ciddiye alanlar, ciddi meselelerde gülünecek hale gelirler.

Güneş balçıkla sıvanmaz.

Güneşi gözden kaçırdım diye ağlarsan, yıldızlarıda göremezsin....Togore

Güzellik, görenin gözündedir. (Margaret Hungerford)

Hak deyince akan sular durur. Anonim

Hak gelince batıl gider. Anonim

Hak yenir ama hazmedilmez. ATASOZU

Hak yerde kalmaz. Anonim

Hak yerini bulur. Anonim

Hakimsiz, hekimsiz yerde durulmaz. Anonim

Haklarımız görevlerimizi yerine getirdikçe artar. Anonim

Hakli bir dusuncenin meyve vermemesi munkun degildir. TOLSTOY

Haklı olduğunuza inanıyorsanız, sakin olmayı başarabilirsiniz. Bud Holiday

Haksızlık yapıp tüm insanlarla birlikte olmaktansa,

adaletli davranıp tek başına kalmak daha iyidir. Gandhi

Haksizlik yapmak, haksizliga ugramaktan daha acidir. SOKRATES

Hatalar miras degildir, savunmaya degmez. E.BURKE

Hatalarımız, kaybolan çabalar değilidir.Onlar başarıya giden yolda işaret direkleridir.

Havlayan köpek ısırmaz.

Hayat, yasanti aramak degil, kendimizi aramaktir. C.PAVESE

Hayata yeniden başlasaydım , saniyelerin nabzını tutardım....Dostoyeviski

Hayatin gayesi olmayinca eylence batakligina akiyor A.CARREL

Hepimiz ölümün nişanlısıyız....Cenap Şahabettin

Hepimizde Baskalarina katlanacak guc vardir. LA ROCHEFONCAULD

Her acinin sonunda acik bir pencere vardir, aydinlik bir pencere.

Her gördüğün sakallıyı hacı sanma.

Her işte bir hayır vardır.

Her kanat denizi aşamaz.....Mevlana

Her şakanın yarısı gerçektir.

Her verdigimiz bizim olur. G.GRANVILLE

herbirimiz tekbir kantli melekleriz ve bizler ancak birbirimizi kucakliyarak ucabiliriz..

Herkesin bakmadigi yonden bak dunyaya. MEVLANA

Herkesin isi demek hickimsenin isi demektir. ISAAC NEWTON

Herkesin kendini birsey sandigi yerde hic kimse birsey olamaz W.GILBERT

Herkezle birseyler paylasmanin en kotu yani,

gun gelip kendimizde hic bir sey kalmadigini anlayinca cıkar ortaya. (a.y)

Hic bir suclu kendi yargicindan kurtulamaz. TWENALIS

Hic kimse kendinde olandan fazlasini veremez. J.LOCKE

Hicbir sey icat edilmedi, yeniden kesfedildi. RODIN

Hicbir seye inanmayan kimse, bir bardak icindeki koksuz cicege benzer. L.BORNE

Hiç unutulmayacak yüz anne yüzüdür......Hz. Muhammed

Hiçbir suç hazırlıksız işlenmemiştir. Seneca

Hiçbirşey devlete yasalara saygılı olmak kadar yaraşmaz Justiniaus Kanunları

Hiçkimse onu bulandırmadığı ve ihlal etmediği sürece Hukuk,

teneffüs ettiğimiz hava gibi, görünmez ve tutulmaz bir şekilde etrafımızı kaplar.

O, ancak kaybettiğimizi anladığımız zaman değerinin

farkına vardığımız sağlık gibi sezilmez bir şeydir. Leadri

Horozu çok olan köyün sabahı geç olur.

Hukuk birgün herkese lazım olur. Anonim

Hukuk ile medeniyet ve kültürleri arasında ahenk kuramayan cemiyetler bedbahttırlar. Falih Rıfkı Atay

Hukuk ilmi mukaddes birşeydir. Kıymetini para ile ölçmek onu çok aşağılatmak olur. Ulpinnus

Hukukun buyrukları şunlardır:

Dürüst yaşamak, başkasına zarara uğratmamak, herkesin hakkını vermek Ulpianus

Hükümdar haksız olarak bir köylüden yumurta alırsa, adamları köylünün büyün tavuklarını alır. Sadi

İçteki kiri su değil, ancak gözyaşı temizler....Mevlana

İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır.

İki insan arasında hüküm edecek olan hakim,

sakın asabi bir halde hüküm etmesin Tecrid-i Sarih Tic. 12/319

Iki şey aptallık belirtisidir, söylecek yerde susmak, susacak yerde söylemek.

Iki tur insan daima actir. Biri bilimi arayan, digeri de parayi. CAT STEVENS

Inen yukselir, yukselen iner, parlayan soner ve yukselen durur. KUTADGU BILIG

Insan ancak anladigi seyleri duyar. GOETHE

İnsan değistirmek istiyorsanız, çevresini ve şartlarını değiştirin.

Insan duygularinin ysarken ayrimina varmali (a.y)

Insan en cok kendini ozler. (a.y))

Insan kendinden uzaklastikca kuskularina yaklasir. (a.y)

Insan mezardan donemez ama hatadan donebilir. SOLJENITSIN

Insan olmak ve hayati hayvanlardan daha az anlamak ne hazin sey. P.ISTRATI

Insan tabiati icabi kime zarar vermisse ondan nefret eder. TACITUS

Insan ucurumun kenarina varmadan kanatlanmaz. KAZANCAKIS

İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur.

Insana aradigi seye bakilarak deger bicilir. MEVLANA

İnsancıl olmadıkça adil olamazsın. Vauvenargues

Insanin hirsiz olup olmadigi, suc ortagindan sorulmaz ki! C.MARLOWE

Insanin kanadi, gayretidir. MEVLANA

İnsanlar ancak adaletle doyurulur. Emerson

İnsanlar her biri ayrı ses çıkartan enstrümanlara benzerler.

Lider, orkestra şefi gibi bu topluluktan gürültü değil melodi çıkartan kişidir.

Insanlar kendilerine boyun egmeye baslamissa karsitlarina direnmeleri icin hicbir neden kalmaz. (a.y)

Insanlar kotulugu arzulari guclu oldugu icin degil, vicdanlari zayif oldugu icin yaparlar. J.S.MILL

Insanlar vardir, bir sure agizlarda dolasan turkulere benzerer. LA ROCHEFOUCAULT

İnsanlara karşı ne zorbalığa başvurun, ne de ezilip büzülün.

En etkili yol, hem güçlü hem vicdanlı olmaktır. Anonim

Insanlari inandiklari seylerden vazgecirmek birseye inandirmaktan daha zordur. E.RENAN

İnsanların çoğunda adalet sevgisi, adaletsizlik korkusu yüzünden vardır. La Rochefoucauld

İnsanların en büyük dostu, zorluklardır ; çünki insanları karşılaştıkları zorluklar kuvvetlendirir. Casson

Insanlarin yaptigi sahteparalar kadar paralarin yaptigi sahte insanlar vardir. S.J.HARRIS

İnsanların yaptığı sahte paralar kadar, paraların yaptığı sahte insanlarda vardır...S.Harris

Istemek, "Istiyorum" demek degil, harekete gecmektir. A.MAURROIS

İşleriniz iyi gidiyorsa eğitim bütçenizi iki katına çıkarın, işleriniz kötü gidiyorsa dört katına. (Peters)

Iyi dostluklar hesapsiz kurulur. BALZAC

İyi, basit; kötü ise çok yönlüdür. (Aristo)

Iyiler dusmansiz olmaz. A.MANZONI

Iyiligi gizli yapanlar, tanriya inananlardir. BALZAC

İyilik yapmayı bilmiyorsan, hiç olmazsa kötülük yapma....H.Dehlevi

Kabukta dolaşan böcek, meyvenin tadını alamaz.

Kabul edilen bir yanlışlık kazanılmış bir zaferdir....Gascoigne

Kadehlerde bogulanlar, denizlerde bogulanlardan fazladir. ALMAN ATASOZU

Kadin alcaldikca utanmasi da kaybolur. HERODOT

Kadinlar zayiftir ama anneler kuvvetlidir. VICTOR HUGO

Kalabaliklarin basi cok, beyni yoktur. PIVAROL

Kalbim, bir tek insana verilmeyecek kadar benim degildir. TAGORE

Kalem kılıçtan üstündür.

Kalite, sadece mühendisilik, imalat, hizmet, pazarlama veya yönetimin ilgi alanı olamaz.

Kalite gerçekten hersein işidir. (John R.Opel-IBM-)

Kalp bosaldikca kese dolar. VICTOR HUGO

Kalp ne ile doluysa dudaklardan dokulur gider. GOETHE

Kamuoyu son derece hoşgörülüdür. Dahiler dışında herşeyi unutur. (Oscar Wilde)

Kanatlari altinla kapli kus ucamaz. TAGORE

Kanatları altınla kaplı kuş uçamaz....Tagore

Kaptanin ustaligi deniz durgunken anlasilmaz. LUKIANOS

Kar yaza kalmaz, yesil guze kalmaz DEDE KORKUT

Kararlar, yilan baligina benzer. Kolayca yakalanir, ama tutulmasi zordur. A.D.FILS

Kargalar otmeye baslayinca bulbuller susar MEVLANA

Kaybetmemek için zaaflarını, kazanmak için gücünüzü bilin.

Kelimeler cama benzerler, görmeye yardım etmedikleri zaman görüşe engel olurlar.

Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız....Konfüçyüs

Kendi kendimizin altinda kalmamaliyiz ki cemiyetin ustune cikalim. NECIP FAZIL KISAKUREK

Kendini yönetirsen, dünyayı yönetecek gücü bulabilirsin.

Kendiniz kendinize isik olun. Disinizda olan , disinizdan gelebilacek hic bir seyden,

kim olursa olsun, kimseden destek dayanak aramayin. Kendinize yalniz gercegi isik yapin. (BUDA)

Kibir, bele bağlanmış taş gibidir. Onunla ne yüzülür ne de uçulur....H.Bayram Veli

Kim daha korkak? Karanliktan korkan cocuk mu yoksa aydinliktankorkan buyuk mu? M.FREEHILI

Kim iyilikle calim satarsa onu geri almis demektir. LESSING

Kim ne derse desin ben bu gunu yakiyorum, yeniden dogamk icin cikardigim yangindan.

Kimin dusundugu ile soyedigi bir olursa iste dogru insan odur. YUSUF HAS HACIP

Kimseden sana kötülük gelmesini istemiyorsan

fena söyleyici, fena öğretici, fena düşünceli olma.....Mevlana

Kirazlarin ve dutlarin tadini cocuklar ve sercelerden sor. GOETHE

Kişiyi nasıl bilirsin, kendin gibi.

Kitaplar da dost gibidir, az fakat iyi secilmis olmalidir. S.J.HARRIS

Kokunu begenmeyen dal ve dalini beyenmeyen meyve olmadan curur. NECP FAZIL KISAKUREK

Konusmalarin en onemlisi kendi kendimize olanidir. Ama bunu cogu zaman ihmal ederiz. OXENSTIERN

Kotu haberlerin kanatlari vardir, iyi haberlerin ise ayaklari bile bulunmaz. M.CAVENDISH

Kotuluge engel olmak da iyiliktir. BALZAC

Köpeklerin dudaklari değdi diye deniz kirlenmez....Mevlana

Körle yatan şaşı kalkar.

Körler çarşısında ayna satma , sağırlar çarşısında gazel atma....Mevlana

Kötü adın çirkinliği harften, deniz suyunun acılığı kap’tan değildir....Mevlana

Kötü yasalar, zulmün en berbat şeklidir. Burke

Kucuk insanlarin buyuk gururlari olur. VOLTAIRE

Kucuk kafalar insanlari, orta kafalar olaylari, buyuk kafalar fikirleri konusur. HYMAN G. RICOVER

Kucuk seylere fazla onem verenler ellerinden buyuk seyler gelmeyenlerdir. EFLATUN

Kucuk sikintilar farelere benzerler, hareket ettiniz mi hemen kacarlar. J.G.WHITE

Kucuktu kiyamadim, buyuktu yenemedim. ATASOZU

Kundak, bir gün öleceklerin sarıldığı kefen; kefen, bir gün doğacakların sarıldığı kundaktır.

Kurtlu baklanın kör alıcısı olur.

Kuslar gibi ucmasinin, baliklar gibi yuzmesini ogrendik ama kardesce yasamayi ogrenemedik. M.L.KING

Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik ;

ancak bu arada çok basit bir sanatı unuttuk : Kardeş olarak yaşamayı....M.Luter KING

Kuzguna yavrusu şahin görünür.

Liderler, motivasyonu kendileri yaratmaz, yanlızca bağlarını çözer. (Gardner)

Luzumsuz bi sey almak istemiyorsan panayirlara kosma. GOETHE

Luzumsuz bilgileri atmak icin beynimi sunger gibi sikabilsem... B.PFIZER

Mal cimride, silah korkaklarda, karar da zayıflarda olursa düzen bozuktur. Hz.Ebubekir

Medeniyet, luzumsuz ihtiyaclarin sonsuz sayida artmasidir MARK TWAIN

Mevkilerini para ile satan kimseler, masraflarini geri almak yoluna duserler. ARISTOTALES

Meyvesi camura dusuyor diye agaca mi lanet edilir? HOLDERON

Meyvesi çamura düşüyor diye ağaca lanet edilmez....Hölderon

Minareyi çalan kılıfını uydurur.

Moda denilen sey o kadar cirkindir ki onu her alti ayda bir degistirirler. OSCAR WILDE

Muhabbet ve merhamet insanlığın ; hiddet ve şehvet de hayvanların sıfatlarıdır....Mevlana

Müşteri hiçbir şey yaratmaz. Hiçbir müşteri elektrik talep etmemişti. (Demming)

Namuslu insan, hakkini yerine getirdigi gorevle olcen insandir. LACORDINA

Ne ekersen onu biçersin.

Ne kadar yüksekte olursan ol, yasalar senden de yüksektir. Thomas Fuller

Ne yoksuldur sabri olmayanlar. SHAKESPEARE

Ne zulüm, ne merhamet yalnızca adalet Anonim

Nerede çokluk, orada bokluk. Nerede hareket, orada bereket.

Nezaket hiçten gelir ; fakat herşeyi satın alır.....Victor Pauchet

Nezaket insana para kazandirmaz ama herseyi satin alir. L.MONTAIGNE

Nice kotu insanlar vardir ki hic iyi yanlari olmasa daha az tehlikeli olurlardi. LA ROCHEFOUCAULD

Nutuklar fikirleri saklamak icin atilir. W.OSLER

Ogrenmek pahalidir ama bilmemek cok daha pahali H.CLAUSEN

Ogretmen mum gibidir, kendini tuketerek baskasina isik verir. RUFFINI

Ok duz olmasaydi, dogru gitmezdi. YUSUF HAS HACIP

Okuma zevkini kazanmayanin ogrenimi yarida kalmistir. P.PEACUT

Okumak gidadir, okuyan insanlik bilen insanliktir. V.HUGO

Okumasını biliyorsan, her insanın bir kitap olduğunu göreceksin....Channing

Olgun başaklar boyun eğer.

Oluler yokluklariyla degil de onlarla bizim aramizda soylenmeden kalan sozler yuzunden keder verirler asil.

Olum olmasaydi onu icat etmek zorunda kalirdik. VOLTAIRE

Olumun bizi nerde bekledigi belli degil, iyisimi biz onu her yerde bekleyelim. MONTAIGNE

Oyle buyuk bos laflar vardir ki içinde bir millet esirdir. S.LEC

Oyle horozlar vardir ki ottukleri icin gunesin dogdugunu sanirlar. G.DUMANT

Oyle seyler vardir ki insan onlari daha yapmadan pisman olur, fakat gene de yapar. F.HEBBEL

Öfke ile kalkan zararla oturur.

Öfke, aptalları akıllı yapar; ama yoksul bırakır....Lord Bacon

Önce kendin gideceğin yolu öğren, sonra öğretmeye kalk.....Buda

Papagan soyleneni anlamaz ama aklinda tutar. LESSING

Politika, insanlari kendilerini ilgilendiren seylerden alikoyma sanatidir. P.VALERY

Reklamcilik cop tenekesinin tingirdamasidir. G.ORWELL

Reklamcilik, yari dogrulardan tam yalanlar uretme sanatidir. E.SHOAFF

Ruhunu kaybeden dunyayi kazansa ne cikar. VICTOR HUGO

Rüzgar eken fırtına biçer.

Sabırla koruk helva olur, dut yaprağı atlas.

Sabri ogrenmek de sabir isi. S.LEC

Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.

Sahip oldugundan fazla birsey istemeyen insan zengindir. CICERO

Sahsiyeti olmayanin hicbir seyi yoktur. NECIP FAZIL KISAKUREK

Sakınılan göze çöp batar.

Sakla samanı gelir zamanı.

Samimi olmayi vaat edebilirim ama tarafsiz olmayi asla. GOETHE

Sarkilardaki sevgiler gercek olsaydi herkesin birbirini sevmesi gerekirdi. F.ZAPPA

Savasi sonunda zafer oldugu icin seviyorum. ALPARSLAN

Savasta dovusenlerden cok kacanlar olur. S.LAGERLOF

Servetin batirdigi insan sayisi kurtardigindan cok fazladir. BACON

Sevgi, bilmeketen dogar. MEVLANA

Sevilmeyen yol kalabalıkta bile olsa ıssızdır....Tagore

Sevmek sonsuzluktur. (a.y)

Sevmeyi bilmeyen, ölmeyi de bilmez....Atasözü

Silgi kullanmadan resim cizme sanatina hayat diyoruz. J.CHRISTIAN

Silgi kullanmadan resim çizme sanatına, hayat diyoruz....J.Caristian

Sinek küçüktür ama mide bulandırır.

Sıradanlık yegane günahtır. (Martha Graham)

Siyaset insanin karakterini mahveder. BISMARK

Sohret pazara benzer, orada cok kalirsaniz fiyatlar duser. BACON

Sonuclari degil, baslangiclari degistirmek gerekir. ALAIN

Sormaz ki bilsin, bilmez ki sorsun. ATASOZU

Soz kalpten cikarsa kalbe kadar gider, dilden cikarsa kulagi asamaz. ARAP ATASOZU

Söz gümüşse sükut altındır.

Su ateşe galipdir, ancak bir kaba girerse ateş osuyu kaynatır, yok eder.....Mevlana

Su baliksiz olur, balik susuz olmaz. ARIF NIHAT ASYA

Suclar insanlarin yuzunde gorunseydi aynalar satilmazdi. P.USTINOV

Suç, insana ömrünün ilk yıllarında öğretilirse, o insanın kişiliğine yerleşir kalır. Anonim

Suçluları yaratan yasalarımız, onları cezalandıran yasalarımızın yanında ne kadar çok... Tucker

Suçlunun beraat ettiği yerde yargıç hüküm giyer. Anonim

Suçu toplum hazırlar, suçlu işler. Buckle

Sürüden ayrılanı kurt kapar.

Şirket amacının geçerli tek bir tanımı olabilir: Müşteri yaratmak. (Peter Drucker)

Tarih degil, hatalar tekerrur eder. SULTAN ABDULHAMIT

Tasi delen suyun kuvveti degil, damlalarin surekligidir. ATASOZU

Taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir....Atasözü

Tazilar kendileri kosar ama efendileri icin avlarlar. SHAKESPEARE

Tek taraf dinlenerek verilen kararlar dogu lsa bile adaletli olmaz. SENECA

Temiz elleri olan insanlarin da kirli dusunceleri vardir. S.LEC

Terzi kendi söküğünü dikemez.

Tilki kumesi iyi taniyor diye bekci yapilir mi? H.TRUMAN

Tohum ek, vermezse toprak utansin. NECIP FAZIL KISAKUREK

Tomurcuk derdinde olmayan agac odundur. NECIP FAZIL KISAKUREK

Toplumda en büyük güveni her şeyin sonunda adil bir mahkemenin bulunabileceği inancı sağlar. Anonim

Tuzağa saçtığın taneler cömertlik sayılmaz ki....Mevlana

Ucuz adam pahali mal satmaz. O.F.SAHSUVAR

Ucuz etin yahnisi yavan olur.

Ulu sözü dinleyen yüce dağlar aşmış....Atasözü

Unutmaki şairleri haykırmayan bir millet; Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir....M.emin Yurdakul

Unutulanlar, unutanları asla unutmaz.

Uyanik bi tek adam, uyuyan binlerce kisiden daha kuvvetlidir. S.CARNOT

Uzagi dusunmeyen uzuntuye yakindir. KONFICYUS

Üç sabah erken kalkan bir gün kazanır....Atasözü

Ümit ,benim ruhumun vazgeçilmez ihtiyaçlarındandır.... Z.Gökalp

Ün rüzgara benzer, her zaman aynı yöne esmez

Vakitsiz öten horozun başını keserler.

Var olan bir seyin yok olandan gelmesi imkansizdir. DESCARTES

Vazoyla saksının farkını sen söyleme. Çiçeklerden sor !....A.Nihat Asya

Vicdani teremizdi, cunku onu hic kullanmamisti. S.LEC

Yalancinin cezasi ,kimsenin kendisine inanmayisi degil kendisinin kimseye inanmayisidir. B. SHAW

Yalnız duyan yaşar sözü derlerki doğrudur; “Yalnız duyan çeker”derim en doğru söz budur.....Y.Kemal

Yalnizlik istenmeyen kisi olmaktan iyidir.

Yanina varmadan hic bir kopruyu gecemeyiz. B.BORNAK

Yardim almaya alisanlar emir almaya da alisirlar IV. MURAT

Yarin bambaska bir insan olacagim diyorsun. Niye bugunden baslamiyorsun? EPIKTETOS

Yarislar tekrarlansaydi, kazanmayan kalmazdi. A.ADE

Yasaların bittiği yerde zulüm başlar. Lord Chatham

Yasaların uygulaması, onların yapılmasından daha zordur. Jefferson

Yasama, yürütme yargı içiçe geçmişse, özgürlükler garantide değilse, anayasa yok demektir.

Kuvvet kimdeyse o hakimdir. Jean-Jacques Rousseau (1771)

Yaslandiginda cocuklarindan bekleyecegin sey, senin BABA'na yaptigindir. PITTACUS

Yaslanmadan akillanmayi cok isterdim. B.SHAW

Yazı yazmayı öğrenmek, herşeyden önce düşünmeyi öğrenmektir....Amie Suche

Yazılı yasalar örümcek ağları gibidir: zayıfları yakalar, güçlüler deler geçer. Anonim

Yemine gerek gormeyecek kadar sozlerine sadik ol. DALE CARNEGIE

Yenileceginden korkan daima yenilir. YILDIRIM BAYEZIT

Yenilen pehlivan güreşe doymaz.

Yildizlar ates bocagi sanilmaktan korkmazlar. TAGORE

Yolunu bildikten sonra, önün çöl olmuş ne çıkar.

Yuksek fikirler, yuksek daglara benzer, alisik olmayanlari urkutur. CENAP SAHABETTIN

Yukumuz ne kadar agir ve zahmetli olursa, ruhumuzu o oranda egitir ve yuceltir. A.GIDE

Yumruk, kafaya tabi olmak zorundadir. NECIP FAZIL KISAKUREK

Yükselen her ruh dünyayı yükseltir.

Yüzü işığa yönelmiş insan kaç yaşında olursa olsun, gençtir.

Zamana vedigimiz deger basari veya basarisizligimizi belirler. MALCOLM X

Zamani olduren isi de oldurur. B.C.FORBES

Zannetme ki soyle boyle bir soz, gel sen de soyle boyle bir soz. SEYH GALIP

Zararın neresinden dönersen kârdır.

Zayifin kini, dostlugu kadar tehlikeli degildir. V.DRAGUES

Zor is, zamaninda yapmadigimiz kolay islerin birikmesiyle olusur. H.FORD

Zorluklar, basarinin degerini artiran suslerdir. MOLIERE

Mutluluk Uzerine

Mutluluk Üzerine

Sizi tatlı kılacak kadar yeterli mutluluğunuz olsun, güçlü kılacak kadar acı deneyiminiz, insan kılacak kadar üzüntünüz, ve sizi mutlu kılmaya yetecek kadar umudunuz olsun.
Daima kendinizi başkalarının ayakkabılarına koyun. Eğer ayaklarınız acıyorsa, o kişininkiler de acıyordur. En mutlu kişiler, herşeyin en iyisine sahip olanlar değildir, onlar karşılarına çıkan herşeyin değerini en iyi bilenlerdir.

Mutluluk; ağlayanlar, incinenler, araştırma yapanlar, ve çabalayanlar için vardır, çünkü böyle insanlar hayatlarına giren her insanın önemini takdir edenlerdir.

Kahkaha ruhun dansıdır.

Pek çokları mutluluğu insandan daha yüksekte ararlar, bazıları da daha alçakta. Oysa mutluluk insanın boyu hizasındadır. Konfiçyüs

İyi geçirilmiş bir günün, mutlubir uyku getirmesi gibi; iyi yaşanmış bir hayat da mutlu bir ölüm getirir. Leonardo da Vinci (1452-1519)

Ayakkabılarım olmadığı icin üzülürdüm, ta ki sokakta ayakları olmayan adamı görene kadar Balzac

Karamsar olmak zor değil. Zor olan, çılgın bir firtınadan sonra gökkuşağı gibi gülümseyebilmektir.

Benim mutluluğum şundan ileri geliyor: Sahip olduğum şeyler için seviniyor, Sahip olamadığım şeyler üzerinde düşünmüyorum.

Gülmek için mutluluğu beklersen tebessüm bile edemeden ölürsün.

Bol bol gülümse, hem maliyeti sıfırdır, hem de bedeline paha biçilmez...

Başarı istediğini elde etmek, mutluluk ise elde ettiğini sevmektir...

Her zaman mutluluğun doruğundayken gülünmez. Bazen sırf hayata gıcıklık olsun diye uçurumun kenarındayken bile gülümseyeceksin.

Akılsız adam mutluluğu uzaklarda, akıllı ise o'nu ayaklarını altında arar...

Meslek ve Stress

Mesleğiniz Kalbinizin Kiralık Katili mi?

“Stres ve koşuşturma hangi meslekte varsa, o meslek risklidir. Çünkü stres, kalbin kiralık katilidir.” diyen Memorial Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Doç Dr. Ergun Demirsoy, mesleki stresin kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri hakkında bilgiler verdi.
Türkiye’de her yıl 2 milyon koroner kalp hastasının 130 bini hayatını kaybediyor. Yalnızca İstanbul’da günde 300 kişi kalp krizi geçiriyor. Kalp hastalıklarının artmasındaki en önemli nedense stres. Stres dozu yüksek meslek grupları kötü alışkanlıkları da beraberinde getirdiği için kişinin kalp hastalıklarına yakalanma riski yükseliyor. Kalp hastası yapan meslek grupları adeta bir stres deposu. Öyle ki kişi bu stresi bir süre sonra kontrol altına alamıyor ve kötü alışkanlıklara yöneliyor. Alkol, sigara, uyuşturucu gibi…

Hangi Meslek Grupları Risk Altında?

Stres ve koşuşturma hangi meslekte varsa o meslek çalışanlarının kalp krizi riski oldukça yüksek oluyor. Milletvekilleri, politikacılar, gazeteciler, avukatlar, öğretmenler ve bankacılar vb… Bunlar, yüksek stres ve kalp krizine yol açma riski çok yüksek meslek grupları arasında yer alır.
Bu tür stresli işlerde çalışanlar erken yaşta koroner kalp hastalıklarına yakalanıyor. Bunda ekonomik krizin etkisi de var. Krizle birlikte henüz mesleğinin başında yükselmekte olan insanların yaşadıkları büyük sıkıntılar da artıyor. Sıkıntılar ve stres de damarlarda ciddi tahribat yapıyor.
Ancak bunların dışında iki meslek grubu var ki, onlar meslekleri boyunca ölümle iç içe oldukları için kalp hastalığı ve kalp krizi riskini maksimum düzeyde yaşanmaktadır. Pilotlar ve kalp cerrahları…
Memorial Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Ergun Demirsoy, kalp hastalıklarına en çok pilotların ve kalp cerrahlarının yakalandığını, bu iki meslek grubunun kalp krizi geçirme riskinin ise diğer meslek gruplarına göre iki kat fazla olduğunu söyledi.

Neden Havayolu Pilotları ve Kalp Cerrahları?

Özellikle sivil havayolu pilotları arkalarında 200 yolcu ile uçağını havalandırıyor. Yapabilecekleri en küçük bir elektronik hatanın ya da ihmalin kişi ile beraber yüzlerce insanın ölümüne yol açabileceğini de çok iyi biliyorlar. Çünkü havadasınız ve başınız ağrıdığında çok da yardımcınızın olmadığı ortadadır. Havada ölüm korkusu yaşamaları, yolcuların can güvenliğinin sorumluluğunu taşımaları ve bir sorun oluştuğunda bunu yalnızca kendilerinin çözmesi gerektiğini bilmeleri stres dozunu yükseltiyor.
Kalp cerrahları için de aynı şey geçerli. En küçük bir hatada hastanın ölebileceğini biliyorsunuz ve bunu her gün yapmak zorundasınız. Sadece hasta değil sorumlu olduğunuz onun yakınları ve bütün sevdikleri sizden bir şeyler bekliyorlar. Bu durum her gün defalarca tekrarlanır. Bu durum hekim için çok büyük bir strestir. Bu stres, her iki meslek grubunu da diğerlerinden çok daha fazla kalp hastası yapabilmektedir. Ölümle iç içe olan ölümü yakınında hisseden bu iki meslek grubunun kalbi olumsuz etkilenmektedir.

Gazeteciler Kalpten Ölüyor

Gazetecilerin karşılaştığı hastalıklar birebir gazetecilik mesleğinden kaynaklanmıyor. Ancak genetik faktörlerin etkisiyle birlikte, yüksek stres, düzensiz yaşam, düzensiz beslenme ve yüksek sigara kullanımı gibi faktörlere bağlı olarak, kalp krizi ortaya çıkıyor.

Polisler de Kalp Hastası Oluyor

Ekonomik sıkıntılar ve ağır çalışma koşulları polislerin kalp sağlığını tehdit ediyor. Yoğun iş temposundan bu kadar çok etkilenmelerinin nedenleri; ölüm korkusu ve heyecan. Polislerin en çok stres yaşadığı dönemler, tayin dönemleri. Gidecekleri yeni kent ve bu yeni kente alışma dönemi polisleri stresi sokuyor. Polisler uyku düzeni bozuk, aşırı stresli ve şiddetle yüz yüze bir meslekte çalışıyor. Bu da kalp krizi riskini artırıyor.

İşadamları da Tehdit Altında

İşadamları ve üst düzey yöneticilerde kalp krizi geçirme ve kalp hastalıklarından ölüm oranları yüksektir. İş adamları ve yöneticiler ile ilgili en büyük sorun, aslında egzersiz eksiğidir. Bir de buna yönetici olmanın sorumluluğu eklenince, duygusal zorlanmalar ortaya çıkmaktadır. Çalışanlarını yönetmek için alması gereken kararların tüm yöneticilere manevi baskısı söz konusudur. Stres ortamında kalp krizi geçirme riski artmaktadır. Buna en önemli örneklerden biri; 11 Eylül saldırıları. ABD’de bu saldırılar sonrası kalp krizi geçirme oranı yükselirken, Türkiye’de kalp krizi geçirme nedenlerini ve kalp hastalıklarından ölüm oranlarını, 17 Ağustos 1999’daki Marmara Depremi tetiklemiştir.