ilginç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilginç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2012 Cumartesi

Alegori nedir?

Alegori, Yerine, bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme sanatıdır Soyut bir düşünceyi heykel ya da resim ile göstermek, örneğin adalet düşüncesinin gözü bağlı ve elinde terazi bulunan bir kadınla(Themis) anlatılması gibi. Kutadgu Bilig (Yusuf Has Hacib) Türk yazınındaki alegorik yapıtlardandır. "Adalet", "Saadet", "Devlet" ve "Akıl" iyi bir devletin nasıl olması gerektiğini tartışır. Bu soyut kavramların insan niteliği ile verilmesi "yerine"dir. Daha çok fabl'larda görülür.

Kış aylarıyla aşk ve nefret ilişkisi

1-Aşk En sevdiğiniz kabanınızı, deri eldivenleriniz ve fötr şapkanızla takmanız mümkün.
2-Nefret Mağazaları kalın kalın pantolarla dolaşmak ise tam bir işkence. Mağazaya girince terliyorsun, dışarı çıkınca üşüyorsun. Koltuk altında çıkan koyu halkaları hiç saymıyoruz.
 3-Aşk Buz pateni, sıcak çikolata, sahlep, evde sinema günleri gibi aktiviteler kış aylarını sevmek için en güzel sebeplerden.
4-Nefret Uyumuş bir yüz, kızarmış bir burun ve soğuktan donmuş kulaklar ve hiç ısınmayan ayaklar ise kış aylarının en nefret edilesi olayları.
5-Aşk Sonunda aylarca dolapta bekleyen çizmeleri çıkarmanın vakti geldi. Camel rengi süetler, siyah zincirli deriler, diz üstü feminenler ve süper rahat Ugglar…
 6-Nefret Yerlerde su birikintileri, kar-tuz-çamur karışımı kar kalıntıları ve çizmelerinizle haşır neşir olmuş pis lekeler, ıslanmış ayaklar oldukça can sıkıcı.
 7-Aşk Soğuk bir hava, sıcak bir oda, battaniye ve sıcak çay kış aylarının en güzel eğlencesi.
8-Nefret Cildimiz soğuk havada kurur ve pul pul dökülür. Bu oldukça can sıkıcı değil mi?
9-Aşk Kış sezonunda her şey romantik geliyor. Yılbaşı süslemeleri, rahat bir kafede sıcak şarap keyfi, kanepede bir battaniyeyi paylaşmak…
10-Nefret Kar yağdığında hepimiz kardan adam gibi oluyoruz fakat örme şapkalar, fiyonklu kulaklıklar, renkli eldivenler oldukça şirin görünüyor.
11-Aşk 1 saatten fazla zaman ayırdığınız saçınız,dışarı çıktığınız an 2 damla yağmurdan bozuluyor. Böyle bir durumda insan kış aylarını nasıl sevebilirki?

14 Ağustos 2008 Perşembe

Deutche Welle: "Komünist 'Şirinler' Müslüman oldu"

Deutche Welle: "Komünist 'Şirinler' Müslüman oldu"

Popüler çizgi filmi Şirinler’in Türkiye’deki bazı TV kanallarında “İslami usul"de yayınlandığına dikkat çekildi. Alman Deutche Welle, Türkiye’deki bazı "İslami TV kanalları"nın Şirinler çizgi filmini "Müslüman Şirinler"e uyarladığına dikkat çekerken "Şirin Baba’nın Cuma namazına gittiği" Türkiye’deki versiyonda filmde "laylaylaylay" nağmelerinin de "La ilahe illallah, Allahü ekber"e dönüştüğüne işaret etti. Alman yayın kurumu DW, 1980’li yılların popüler çizgi filmi Şirinler’in günümüzde “Müslüman Şirinleröe uyarlandığını belirttiği haberinde, “’Mümin Şirinler’de, Şirin Baba Cuma namazına gidiyor, ’Allah rahatlık versin’ gibi replikler kullanılıyor, ’laylaylaylay’ nağmeleri de ’La ilahe illallah, Allahü ekber’e dönüşüyor" denildi. Şirinler’in komünist bir yaşam biçimini temsil ettiği iddialarına da yer verilen haberde şöyle denildi: "Şirinlerin orijinal ismi ’Schtroumpfs’ idi. Konuştukları dil ve isimleri bir dil sürçmesi sonucu oluştu. İngilizce ismi ’Smurfs’ olarak bilinen Şirinler bir dönem komünist propagandası yaptığına dair eleştiriler ile de karşılaştı. Şirinler’in komünist olduğu iddiaları ise ’Smurf’ kelimesinin ’kızıl bayrak altında yaşayan küçük adam’ anlamına geldiğine dair söylentilerle birlikte Şirinler’in yaşam biçimi ile komünist değerlerin arasında paralellik kurmak mümkün. Komün şeklinde ve maddiyattan uzak yaşamaları, para biriminin olmaması, ’Şirinköy’de herhangi bir tapınağın olmaması, herkesin eşit olması ve kolektif çalışmaları, bu tür iddiaların gerçeklik payı taşıdığı şeklinde yorumlanabilir." DW, Gargamel isimli kötü karakterin ise sadece maddiyat üzerine kurulu yapısının ve sürekli Şirinler’in yaşadığı köyü bulmak istemesinin, kapitalist ve emperyalist dünyayı temsil ettiğini belirttiği haberinde, kendi şatosunda birlikte yaşadığı ve sağ kolu olan kedisi Azman’ın ise kapitalist dünyanın peşinden gelen ülkeleri sembolize ettiği söyleniyor" dedi.

18 Ocak 2008 Cuma

Garip Aciklamalar :)

Tö be or not tö be…
Uzun yıllar yasadışı faaliyetlerle uğraşan kulağı kesik şahsın hapisten çıktıktan sonra, aynı pis işlere bulaşmakla sakin ve namuslu bir hayat yaşamak arasında yapması gereken zor seçim.

Keşportacı
Sokağa tezgâh açmış uyuşturucu satıcısı.

Shopşal
Büyük alışveriş merkezlerine gidip saatlerce aylak aylak dolaşan, mağazaların önünde dakikalarca dikilip boş boş vitrine, içerideki bayan görevlilere bakan işsiz, güçsüz ve alık kimse.

Şenformasyon
İyi, müjdeli haber.

Tükürükçe
Konuşurken ağızlarından çok fazla tükürük saçan kişilerin ana lisanı.

Zırvana
Aptallığın en aşmış noktası. Zırvanın zirvesi ve nirvanası. Salaklığın ulaşılabilecek en üst seviyesi.


Okul ile ilgili

Tembesil
Çok zeki olmamasının dezavantajını çok çalışarak kapatacağına, bütün gün yan gelip yatan tembel ve akılsız öğrenci, kimse.

Tıntınager
13-19 yaşlarında boş ve cahil genç.

Keneffüs
Ders aralarında verilen ihtiyaç molası.

Notlakçı
Üniversitede derslere girmeyen, sınavlara başkalarının notlarından fotokopi çekerek hazırlanan beleşçi ve hayta öğrenci.

Kampusırık
İş hayatından korktuğu için bütün eğitimi boyunca kampüsün içinde saklanan, bu nedenle de şirketleri ve iş ortamını tanıma fırsatını kaçıran üniversite öğrencisi.

Insan Halleri

Çayyaş
Sabahtan akşama kadar çay içen bağımlı kimse. Türkler kahveden çok çayı severler.

Dekılte
Görgüsüz, kıro erkeğin ipek gömleğinin önünü derin açarak sergilediği kıllı ve altın kolyeli göğsü. Nedense bazı kadınlar erkekte kıllı göğsü seksi bulurlar.

Hiç çamaşırı
Varlığı ile yokluğu belli olmayan kadın iç çamaşırı.

Duşünür
Duş alırken gelen ilhamla ülke sorunları, hayatın anlamı veya benzer derin konulara kafa yoran ve özgün fikirler üreten entelektüel ve temiz kimse.

Cinekolog
"Kızım, senin içine cin girmiş" diyerek kadınların oralarını buralarını elleyen, cinsel tacizde bulunan hoca, üfürükçü, rahatsız karakter.

Kankamatik
Yolsuz kaldığınızda borç para aldığınız yakın arkadaş.

Efemdi
Davranışları ve sözleri kadınsı olacak kadar nazik, yumuşak ve ince erkek.

İçerdöver
Her akşam bir yerde içip, eve zil zurna sarhoş gelip karısını, çocuğunu döven hayırsız koca, kötü baba, zayıf karakter.

Sinirbaz
Nasıl olduğunu anlayamadığınız ve çözemediğiniz bir şekilde, sizi her defasında sinirlendirebilen özel kimse.

Hafızapping
Bir şeyi hatırlamaya çalışırken hafızanızda attığınız hızlı tur.

Lafıza kaybı
Söyleyeceğiniz sözü unutmanız.

Keldiven
Saçı olmayan erkeklerin, kafalarını soğuk hava, yağmur gibi dış etkilerden korumak için kullandıkları şapka, peruk gibi gereçler.

Markalemun
Saç şeklini ve rengini üzerindeki marka giysiye göre değiştiren, dış görünüşüne aşırı önem veren boş ve sığ insan.

Jeloğlan
Saçlarına bir kutu jöle sürmeden asla insan içine çıkmayan, görünüşüne fazlasıyla düşkün genç erkek. Derler ki uzun süreli jel kullananlar sonunda "jeltoş" olurlarmış.

Enteresan Bilgiler...

Enteresan bilgiler

1. Suudi Arabistan'da bir kadın kocasına kahve yapmazsa bu boşanma nedenidir.

2. Bir köpekbalığı 100 milyon damla deniz suyu içindeki bir damla kanı hissedebilir.

3. Bır fare bir deveye oranla daha uzun süre susuzluğa dayanabilir.

4. insan midesi 2 haftada bir iç zarını yenilemek zorundadır aksi halde kendi kendini sindirir.

5. i harfinin üzerindeki noktaya ingilizler "Dedikodu" derler.

6. Bir bardak taze şampanyanın içine bir kuru üzüm atarsanız üzüm asansör gibi bardağın altından üstüne üstünden altına sürekli dolaşır.

7. Eğer ağzımıza attığımız bir şeye tükürüğümüz değmese onun tadını anlayamayız.

8. Erkek Peygamber Devesi dişinin kokusunu 7 mil öteden duyabilir.

9. George Washington evinin bahçesinde marijuana yetiştirirdi.

10. Zürafa kulağını 53 santim uzunluğundaki dili ile temizler.

11. Lübnan'da dişi bir hayvanla cinsel ilişkiye girmek serbesttir ama erkek hayvanla yasaktır.

12. Mc Donalds'ın karının % 40'ı çocuk menüsü satışından gelir.

13. Her insanın dilinin izi de parmak izi gibi farklıdır.

14. Tarihi fılm Ben Hur'da çekim ekibinin farketmediği kırmızı bir otomobil görünür.

15. Einstein 9 yaşına kadar düzgün konuşamamıştır. Ailesı onun özürlü olduğunu düşünmüştür.

16. Hergün doğan çocukların ortalama 12'si yanlış anne babaya verilmektedir.

17. Kağıt para sanıldığı gibi kağıttan değil pamuktan yapılır.1950'den önce kenevir, ağaç kabuğu ve marijuana yaprağı kullanılarak yapılırdı.

18. Çikolatanın köpekleri öldürdüğü doğrudur. Onların kalbine ve sinir sistemine zarar verir. Yarım kilo kadar çıkolata küçük bir köpeği öldürebilir.

19. Birçok ruj çeşidi balık pulu içerir.

20. Katil balinalar köpek balıklarının midesine alttan torpil gibi vurarak onları öldürür.

21. Donald Duck çizgi fılmleri Finlandiya'da yasaklanmıştır. Nedeni kahramanların don giymemesidir.

22. Ketçap 1830'lu yıllarda ilaç olarak satılırdı.

14 Ocak 2008 Pazartesi

Sirinler Uzerine..

Şirinler Üzerine Bir Tartışma

Şirinler yıllardır Komünizm propagandası yapmakla suçlanmış ABD'de bir dönem gösterimi yasaklanmıştır.

Bunun nedeni para olmadan komünal bir yaşam sürmeleri, Şirin baba'nın Karl Marx'a benzemesi ve kızıl şapka giymesidir. Herkes kendi işini yapıyordur ve mutludur. Herkes aynı şeyi giyiyordur. Çizgi filmdeki Şirinlerin düşmanı Gargamel papaz cübbesi giyer ve dini sembolize eder, altın ve para düşkünüdür (kapitalizm) ve onları yeme (misyonerlik) gibi pek çok gizli unsur bulundurduğu iddia edilmiştir.

Şirinler çizgi filminin yaratıcısı Peyo, sosyalisttir.. şirinleri ortaya çıkardığı zaman iki kutuplu bir dünya vardı.. bir tarafta ABD diğer tarafta SSCB.. sosyalist olan Peyo, yaptığı çizgifilmle bir mesaj vermek ve emperyalist amerika'ya karsı bu yolla propaganda yapmak istemiştir..

Şirinler köyünde bir tek bile ibadethane bulunmaz.. ne kilise, ne havra, ne camii..
Şirinler köyünde para kullanan kimseyi gördünüz mü şimdiye kadar hiç?? para kullanılmaz evet, ama herkes kendine gerekli olan şeyleri bedava edinir.. tembel şirin bile hiç bir iş yapmadığı halde bütün şirinlerle aynı standartlarda yaşamaktadır(tembellik hakkı).. şirin çileği tarlaları sadece bir şirine ait değildir, bütün şirinler bu tarlada hak sahibidir..

Gargamel'in kedisi azman ise (orjinalindeki adı azrail'dir bu kedinin) ABD'nin peşinden ayrılmayan küçük ülkeleri sembolize eder..

Ayrıca şirinlerin ingilizce yazılımı smurf'tur, bu da “socialist men under red flag” yani kızıl bayrak altında yaşayan adamlar..

Şirinlerin temsil ettiği çok farklı unsurlar da vardır. Örneğin; Şirine feminizmi, Süslü eşcinselliği, Güçlü şirin maço erkeği temsil eder.
BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ????

13 Ocak 2008 Pazar

Babalar ve Kizlar

BABALAR KIZLARI, KIZLAR BABALARI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜR?

0 yaşında
Baba: Ne kadar da güzel. Şimdi bu küçücük şey benim kızım mı? Gözleri
de bana ne kadar çok benziyor.
Kızı: Bu gözlerini benden hiç ayırmayan adam babam olsa gerek.

5 yaşında
Baba: Prensesim benim, güzel kızım. Söyle bakalım baban sana ne alsın?
Kızı: En çok babamı seviyorum. Babam, niye annemle uyuyor? Hep
benimle uyusun, başkasını sevmesin.

10 yaşında
Baba: Gittikçe yaramaz oluyor, kime çekti bu kız?
Kızı: Ben babama aşığım. Büyüyünce babam gibi erkekle
evleneceğim. Babam bu ay harçlığımı arttırır mı?

15 yaşında
Baba: Ne kadar da çabuk büyüdü. Eve de gittikçe geç kalmaya başladı,
bu gidişle başına kötü bir şey gelecek. Sanırım daha sert
konuşmalıyım.
Kızı: Babam yüzünden arkadaşlarımla istediğim kadar vakit
geçiremiyorum. Bana baskı uygulamasından nefret ediyorum. Ne zaman
özgür olacağım?

20 yaşında
Baba: Artık sözümü dinlemiyor. Benden giderek uzaklaşıyor. Kendi
parasını da kazanmaya başladı ya, bana ihtiyacı kalmadı tabii. Uzun
zamandır tatlı bir-iki laf geçmedi aramızda zaten. Evi de sürekli
erkekler arıyor. Galiba kızım elden gidiyor.
Kızı: Her dediğime alınıyor, beni bir türlü anlamıyor. Hele geçen
gün giydiğim mini eteğe karışmasına ne demeli? Evden ayrılıp, kendi
hayatımı kurmalıyım. Çocuk muamelesi görmekten bıktım artık!

25 yaşında
Baba: Bir gün bunun olacağını biliyordum. İşte evleniyor. Zaten
aramız eskisi gibi değildi. Şimdi bir de kocası var. Prensesim beni
terkediyor.
Kızı: Böyle bir günde bile o mutsuz ifadeyi takınmasının ne lüzumu
var ki? Biliyorum, onu bir türlü içine sindiremedi. Bu yüzden
yapıyor. Kendi hayalindeki damat değil ya! Sanki birlikte yaşayacak olan
o.

30 yaşında
Baba: Çok az görüşüyoruz. Daha sık biraraya gelsek ne iyi olur. Hem
torunlarımı da özlüyorum. Kendi arkadaş çevrelerinden fırsat bulup da
bize gelemiyorlar ki...
Kızı: Babamları da çok ihmal ediyorum galiba. Yine telefonda çok
üzgün geldi sesi. Haftasonu onlara süpriz yapmak en iyisi.

40 yaşında
Baba: Kızım, benim entellektüel düzeyimi yeterli bulmuyor. Ona göre
çağın gerisinde düşünüyormuşum. Oysa küçükken derslerine hep ben
yardım ederdim. Anlayamadığı bütün problemleri bana sorardı. Şimdi beni
beğenmiyor. Bir daha onunla asla politik tartışmalara girmeyeceğim.
Kızı: Babam giderek daha da çocuk gibi davranıyor. Sürekli bir
şeylerden yakınıyor. Gerçi son zamanlarda sağlığı da iyi değil ama. Ya
ona bir şey olursa? Zaten hiçbir zaman dilediği gibi bir evlat da
olamadım.

45 yaşında
Baba: Kızımın mutlu bir yuvası olması ne güzel. Gözüm arkada
gitmeyeceğim. Her şeyi kendi başardı. Onunla gurur duyuyorum.
Kızı: Babam için çok endişeleniyorum. Onu kaybetmeye hazır
değilim. İlaçlarını da hep ihmal ediyor zaten. Allah'ım onu benden
alma!

50 yaşında
Baba: Dünyada mutlu kal kızım!
Kızı: Seni çok özleyeceğim ve arayacağım babacığım. Şimdi ben kime
danışacağım, kim yardım edecek bana? Ne olur gittiğin yerde çok mutlu
ol. Ve hep yanımda olduğunu hissettir, ne bileyim ben, arada sırada
işaretler yolla mesela. Ah babacığım! Sensiz nasıl yaşayacağım?

55 yaşında
Kadın: Sen gideli, seni daha iyi anlıyorum babacığım. Keşke seni hiç
üzmeseydim demeyeceğim, çünkü "keşke"lerin hiçbir şeyi
değiştiremeyeceğini biliyorum. Yine de beni duyuyorsan, lütfen seni
üzdüğüm her gün için çok ama çok pişman olduğumu bil olur mu?

Manyakca Sorular

Manyakça sorular

* Eğer bir adam bir ormanın ortasında tek başına konuşuyorsa
söylediklerinin yanlış olduğundan söz edilebilir mi?

* Eğer bir şizofren diğer kişiliğini ölümle tehdit ediyorsa, bir
rehinelik durumundan söz edilebilir mi?

* Tabelacılar greve giderlerse, ellerindeki pankartlara birşey yazabilirler
mi?

* Neden fare lezzetli kedi maması yoktur?

* Soyu tükenmekte olan bir hayvan, soyu tükenmekte olan bir bitkiyle
besleniyorsa ne yapmalı?

* Neden koyunlar yağmur yağdığında çekmezler?

* Neden kamikaze pilotları kask takarlar?

* Ötenazi uygulanacak bir insana yapılacak iğne neden sterilize edilir?

* Eğer bir kaplumbağanın kabuğu yoksa çıplak mıdır yoksa evsiz mi?

* Vejetaryenler hayvan şeklinde krakerlerden yiyebilirler mi?

* Eğer bir işi başarmayı seçip de, başarılı olursanız, aslında
hangisini yapmış olursunuz?

* Sağır ve dilsiz bir insan küfür ederse, annesi ellerini yıkamasını
mı söylemeli?

* Krematoryumlarda yanarak ölmüşler için indirim yapılmalı mı?

* Eğer trafik kazalarının çoğu evden çıktıktan 5 km sonra oluyorsa,
insanlar neden 10 km öteye taşınmazlar?

* Eğer dünya bir sahneyse, seyirciler nerede oturuyor?

* Eğer polis bir mim sanatçısını tutuklarsa, ona da susma hakkını
kullanabileceğini söylerler mi?

* Eğer onları avlayamıyorsak bir turist mevsiminden nasıl söz edilebilir?

* Eğer bir uçağın karakutusuna bir kazada hiçbir şey olmuyorsa, tüm
uçak neden bu maddeden yapılmaz?

* Eğer insanlar maymunlardan geldilerse, neden hala maymunlar var?

* Sivil savaş nasıl mümkün olabilir?

Size de Olur mu?

- Bir şey tamir ederken elin tamamen yağlandığında burnun kaşınır.
- Yere düşürdüğün bir bozuk para veya bir küçük vida ulaşılması en zor yere yuvarlanır.
- İnsanların seni seyretme olasılığı, düştüğün durumun komikliği ile doğru orantılıdır.
- Yanlış numara çevirdiğinde çevrilen numara kesinlikle meşgul değildir.
- Patronuna lastiğin patladığı için geç kaldığını söylediğinde ertesi gün lastiğin gerçekten patlar.
- Gırgır geçmeye başladığın anda patron kapıda görünür.
- Sıkışık trafikte şerit değiştirdiğinde, terk ettiğin şerit daha hızlı akmaya başlar.
- Duşa girip ıslandığında telefon çalar.
- Birileri ile karşılaşma ihtimalin, görünmek istemediğin zaman en üst düzeydedir.
- Bir makinenin çalışmadığını ispat etmen gerektiğinde kesin çalışır.
- Kaşıntının şiddeti ulaşma zorluğun ile doğru orantılıdır.
- Sinemada sıranın ortasında oturanlar salona en son girerler.
- Üzerine yağ-reçel sürülmüş bir ekmek kesinlikle en pahalı halıya ve yüzüstü düşer.
- Ayağınıza tam oturan bir ayakkabı kesinlikle mağazadaki ayakkabıların en çirkinidir.
- Herhangi bir şeyi beğendiğinizde derhal üretimden kaldırılır.

O'na Burcuna Gore Davranin

BUNU ONA ASLA YAPMAYIN!!!!

KOC
Patronunuz Koc ise;
Asla hatasini duzeltmeyin caktirmadan kendisinin bulmasini
saglayin. 'Ben
biliyorum' havalarina girmeyin, sinirliyken gozune
ilismeyin.
Kariniz Koc ise;
Yalan soylemeyin. Erkegine gore cok daha uyanik olan koc
kadini yalan
soylediginizi aninda anlayacak ama caktirmayarak, kedinin
fareyle oynadigi
gibi sizinle oynayacaktir. Ve cok kisaca belirtelim; yalana
tahammulu yoktur

Kocaniz Koc ise;
Kavga aninda bile olsa onu kucuk dusurmeyin. Acisini
mutlaka cikaracaktir.


BOGA
Patronunuz Boga ise;
Guvenini sarsmayin, iliskilerini guven uzerine kuran boga
insani, ozellikle
de patron konumundaysa calisanina guvenmek ister.
Kariniz Boga ise;
Yaptigi yemegi sonuna kadar bitirin ve asla daginik bir
sofrada yemek yeme
konusunda israr etmeyin. Boga kadini guzellikleri,
ozellikle de kendi
yarattiklarini paylasmayi sever.
Kocaniz Boga ise;
Kocanizin karni acsa onunla asla tartismayin. Boga burcu
acken sinirli olur.
Bu yuzden tartismanizi yemekten sonraya erteleyin.


IKIZLER
Patronunuz Ikizler ise;
Yalan soylemeyin. Kendi de cok kolay yalan soyleyip
kandirabildigi icin,
yalani hemen anlar. Hizli olun, sabirsiz ikizler yavas
elemandan nefret eder

Kariniz Ikizler ise;
Ozgurlugunu kisitlamayin. Telefonda arkadaslariyla derin
bir dedikoduya
daldiysa kizmayin, buna alismalisiniz.
Kocaniz Ikizler ise;
Ozgurlugunu kisitlamayin, forma sokmaya calismayin,
olaylari uzatmayin.


YENGEC
Patronunuz Yengec ise;
Annesiyle olan iliskisini girgira almayin. Hele ki annesine
dil uzatmaya, ya
da bir sey soylemeye kalkismayin.
Kariniz Yengec ise;
Anne olmak istiyorsa engellemeyin. Sizi yemekleriyle
beslemek isterse
direnmeyin.
Kocaniz Yengec ise;
Kocanizla annesinin iliskilerine karismayin.
Kayinvalidenizle takismayin.
Kaybeden siz olursunuz.


ASLAN
Patronunuz Aslan ise;
12 burcun patronu, patronunuzsa isiniz var. Egosunu
incitecek minicik bir
kirintidan bile kacinin. Masadaki duzenini degistirmeye
kalkmayin.
Gurlediginde kacin.
Kariniz Aslan ise;
Ucuz hediye almayin, bosanma sebebiniz olabilir.
Kocaniz Aslan ise;
Bakimsiz olmayin, toplum icinde kavga etmeyin. Giyiminize
dikkat edin,
beraberinde onun kilik kiyafetini de onemseyin.


BASAK
Patronunuz Basak ise;
Sistemsiz ve dikkatsiz davranmayin. Basak patronu sinirli
olur. Gozu
uzerinizde olacaktir. Hatalarinizi ortaya cikarabilir.
Kariniz Basak ise;
Pis ve daginik olmayin ve eger gec kalacaksaniz mutlaka
haber verin. Aksam
yemeklerini kacirmayin. Mali konulari ona birakin. Karli
cikarsiniz.
Kocaniz Basak ise;
Daginik ve pis olmaniz sik sik kavga etmenize neden
olacaktir. Utangac olan
basagin, toplum icinde uzerine gitmeyin.


TERAZI
Patronunuz Terazi ise;
Bakimsiz olmayin. Cevrenizdekilere adil davranin. Siz onun
islerini
pratiklestirmek icin oradasiniz, ondan hizli olmasini
beklemeyin.
Kariniz Terazi ise;
Onu, kotu gorunumlu bir evde ya da semtte oturmaya
zorlamayin. Sabahlari
cikarken cabuk hazirlanmasini beklemeyin.
Kocaniz Terazi ise;
Kocanizin dis gorunumune ozen gosterin. Kiyafete verdigi
parayi elestirmeyin



AKREP
Patronunuz Akrep ise;
Gizli isler cevirmeye kalkismayin, burnunun sizden cok daha
iyi koku
aldigini unutmayin.
Kariniz Akrep ise;
Onu aldatmak gibi bir dusunceyi aklinizdan bile gecirmeyin.
Intikam soguk
yenen bir yemekse bunu en soguk yiyecek kisi akrep
kadinidir. Burnunuzdan
getirir, oldurmeden birakmaz.
Kocaniz Akrep ise;
Ondan gizli isler cevirmeyin ve en onemlisi onun gururuyla
oynamayin.
Karismayiz fena incitir! Cinsel anlamda cazibenizi
yitirmeyin.


YAY
Patronunuz Yay ise;
Yanlislikla onunla rekabete girmeye kalkmayin. Harcar sizi.
Cozumsuzluk
yaratmayin. Sinirine dokunmayin. Hos bunun icin yapilacak
pek bir sey yok.
Acikcasi, insan iliskilerinde son derece basarili yaylar,
zaman zaman bir
kisiye takarlar.
Kariniz Yay ise;
Asla ozgurlugunu kisitlamayin. Seyehatlerine ve luzumsuz
harcamalarina
karismayin. En kotusu sikici olmayin, aninda terk
edilirsiniz.
Kocaniz Yay ise;
Asla ozgurlugunu kisitlamayin. Flort etmeyi birakmayin.
Yine en kotusu
sikici olmayin, mutlaka sizden daha eglenceli birilerini
bulacaktir.


OGLAK
Patronunuz Oglak ise;
Herseyi yapin ama asla zam istemeyin.
Kariniz Oglak ise;
Bayramlarda ailesine ziyaret konusunda problem cikarmayin.
Onun lafindan
cikmayin.
Kocaniz Oglak ise;
'Bana para birak' demeyin, sakin ola savurganlik yapmayin.
Ekonomik olun,
daha da ekonomik olun.


KOVA
Patronunuz Kova ise;
Sizi ozgur birakti diye isin suyunu cikartmayin.
Arkadasiniz gibi gozukse de
unutmayin o bir patron.
Kariniz Kova ise;
Geleneksel ev kadinini unutun. Onu kaliplara sokmayin.
Enteresan inanclarina
ve hobilerine karismayin.
Kocaniz Kova ise;
Eger aydinlanmak icin Hindistan'a gidecegim diye tutturursa
engellemeyin.
Evinizi esyayla doldurmayin. Unutmayin kovalarin esyadan
cok yasam alanina
ihtiyaclari vardir.


BALIK
Patronunuz Balik ise;
Merhametinden yararlanmayin. Onun hayrina bile olsa pinti
olmayin.
Kariniz Balik ise;
Harcamalarina, ufak tefek yalanlarina, ayakkabi tutkusuna
karismayin.
Kocaniz Balik ise;
Sakladigi ilkokul defterlerini atmaya zorlamayin.
Baliklarin esyalariyla kurduklari iliskiler duygusaldir. Arkadaslik
iliskilerini elestirmeyin ve para kontrolunu ona
birakmayin, batarsiniz.

10 Ocak 2008 Perşembe

Dunyaya Benzer Bir Gezegen Bulundu

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi'nden (NASA) bilim adamları, güneş sistemi dışında, bir yıldızın yörüngesinde dönen 5. gezegenin keşfedildiğini bildirdi.


Gökbilimciler, keşfedilen yeni gezegenin, Dünya'dan çok daha büyük, ancak kendi güneşi olan 55 Cancri olarak adlandırılan yıldızdan Dünya ile benzer uzaklıkta olduğunu açıkladı.

Burclara Gore Cikolatalar

- Egzotik tatları tercih eden Koçlar 'zencefilli' çikolata


- Damak zevkine düşkün Boğalar çıtır çikolata 'krokanlı'

- Değişik tatlar arayan İkizler 'kestaneli bitter truffle'

- Evcil Yengeçler gevrekli ve üzümlü ile fındıklı çikolata

- Kalite düşkünü Aslanlar 'bitter'

- Alkolden hoşlanan Başaklar 'viski - konyak aromalı'

- Tatlı sever Teraziler 'beyaz'

- Damak zevkinde de tutkulu olan Akrepler 'portakallı sütlü'

- Yenilik meraklısı Yaylar 'beyaz truffle'

- İç dolgusu seven Kovalar 'konyaklı, fındıklı'

- Mükemmeliyetçi Oğlaklar 'kahveli bitter'

- Âşıkken çikolatayla avunan Balık da 'karamelli ve sütlü' çikolata seviyor.

Bir Olu icin Kim Ne Der??

Bir ölü için kim ne der?

- Eski dönemlere özenen dindar: "Allah rahmet eyleye!"

- Bir sekülerin fazlasıyla kişisel duası: "Biliyorum, orada bir yerlerden bizi izliyorsun."

- Meşk adamlarının anması: "Senin için içiyoruz! Senin şerefine."

- Ucuzcu duygu adamının temennisi: "Melekler seninle olsun."

- Kıyak yapmaya eğilimli dindar: "Mekanı cennet olsun."

- Soğukkanlı ve mesafeli bir işadamı: "Tanrı'dan rahmet diliyorum."

- Aşırı dindar bir adam: "İnşallah Peygamber sancağının altında buluşuruz."

- Cenazede bile fazlasıyla laik Türkan Saylan duası: "Işıklar içinde yat."

- Ölen öldü diyen dünyevi kişi: "Allah sevenlerine uzun ömür versin."

- Görevini yapan imam: "Merhumu / Merhumeyi nasıl bilirdiniz?"

- İyi niyetli cemaat: "İyi bilirdik."

- Sevgilisini kaybeden romantik: "Sensizliğe alışmak zor."

9 Ocak 2008 Çarşamba

Bir Japonun Gozunden Turk Toplumu

Bir Japon, Istanbul'da geçirdigi bir haftanin sonunda fikri soruldugunda sunlari söylüyor:

Türkler'in evine gittiginizde, tanimasalar da buyur ediyorlar. Siz oturmadan kimse oturmuyor. Siz sofraya geçmeden kimse geçmiyor. En iyi yere sizi oturtuyorlar. Siz yemege baslamadan kimse baslamiyor. Zorla her yemekten tattiriyorlar. Siz kalkmadan kimse, evin çocugu bile sofradan kalkmiyor. Çay, kahve, meyve, ikram bitmiyor. Herkes sizi rahat ettirmek için ugrasiyor. Kumandayi elinize veriyorlar. Sirtiniza, altiniza yastik konuyor. Yorgunluktan ölseler bile siz kalkmadan kimse gidip yatmiyor. Gitmeye yeltendiginizde bu kez birakmiyorlar. Yataklarini veriyorlar, kendileri kanepede, koltukta yatiyor. Sonra evden çikiyorsunuz ayni adamlar 180 derece degisiveriyor. Herkes arabasini üstünüze sürüyor. Arabanin burnunu çikarmazsaniz kimse yol vermiyor. Kornalar, küfürler. Serit degistirmek bile mümkün degil. Yayaysaniz isik olmayan bir geçitten mümkünü yok geçemezsiniz.
Evde öyle, arabada böyle, nasil oluyor? Bu isi çözemedim.

POLYANNA’ NIN MUTLULUK SIRLARI

POLYANNA’ NIN MUTLULUK SIRLARI

•Evimi bir parti sonrasi temizlemek için
Saatlerce ugrasiyorsam, bir çok arkadasim
Var demektir.

•Faturalarimi ödeyebiliyorsam, bir isim var
demektir.

•Pantolonum biraz sikiyorsa, aç kalmiyorum demektir.

•Gölgem beni izliyorsa, günes isigini görüyorum
demektir.

•Otobüsten indigim yerden isyerime yolu uzun
Buluyorsam, yürüyebiliyorum demektir.

•Hükümet hakkinda elestiri yapabiliyor ve bu
Elestirileri baskalarindan da duyuyorsam,
konusma özgürlügümüz var demektir.

•Otobüs beklerken yanimdaki adam
Anahtarlari ile oynuyor ve ben bu sesten
rahatsiz oluyorsam, duyuyorum
demektir.

•Camlari silmem, çatiyi onarmam gerekiyorsa
Bir evim var demektir.

•Dogal gaz faturam yüklü geliyorsa,
isiniyorum demektir.


•Yiginla yikanacak ve ütülenecek çamasirlarim varsa, yiginla giyecegim
var demektir.

•Çalar saatim sabahin köründe çaliyorsa,
Yasiyorum demektir.

•Aksamlari kendimi yorgun hissediyor ve
bacaklarim agriyorsa , o gün üretici
olmusum demektir.

8 Ocak 2008 Salı

Biz neden boyleyiz? Nasil adam oluruz?

Biz neden böyleyiz? Nasıl adam oluruz?
Avrupa'ya gittiğinizde tepkili, sabırsız bir toplum olduğumuzu anlayabilirsiniz. Bu yazının sonunda da neden kimi konularda başarısız bir ülke olduğumuzu anlayabiliriz belki.

İnsan duygu, düşünce ve davranış çeşitliliğini belirleyen beyin ön bölgesidir. Dr Yankı Yazgan beynin CEO'su diyor. Ben de beynin beyni demiştim bir yazımda.

Herhangi bir işi başlayıp bitirebilmek için öncelikle dikkati vermek ve sürdürebilmek gerekli. Bir de sabırlı olmak. Her iki özellik ilgiyle beslenir ve beyin ön bölgesinin temel görevlerinden biridir. Örnegin, okuyabilmek için gereklidirler. Beyin ön bölgesi duyarlı insanlar sabırsız ve dikkat eksikliği nedeniyle okumazlar. Bir diğer özellik sorumluluktur ki bu da beyin ön bölgesinin işidir. Banka ile yapılan kredi kartı sözleşmesini kim okudu acaba? Hemen söyleyelim. Takıntılı olan insanlar. Beyin ön bölgesinin tam ortasında yer alan bir bölgenin aşırı çalışması sonucu dikkati dağıtmakta zorluk olur. Yani dikkat eksikliğinin tam tersi. Sonuç olarak beyni normal çalışan bir insan imza atmadan önce, sorumluluğu, gelecekle ilgili öngörüsü olduğu ve sabırla dikkatini verebileceği için o sözleşmeyi okur. Beyin ön bölge duyarlılığı dikkat eksikliği yönünde olanlar şöyle üstünkörü bakar ve geçerler. Takıntılı olanlar okur gibi görünür ama anlamsız bir sürü sorularla görevliyi canından bezdirir.

Çocuğu yanında iken kaldırım kenarına uygunsuz bir biçimde park eden aracın sürücüsü, kendisini uyaran esnafa "İşim 5 dakika hemen gelirim" der. 5 dakikalık işini yarım saatte hallederek aracın başına gelir ve aracı çekmekte olan görevlilerle tartışmaya girer. Buradan sonra yol ikiye ayrılır. 1. Tüm arsızlık özelliklerini başarılı biçimde sergileyerek çocuğuyla birlikte yoluna gider. 2. Aracı görevliler tarafından otoparka götürülür. Sonraki 3 saatini aracı tekrar alabilmek için harcar. Bu süreyi aşırı sinirli, tepkili, sabırsız tavırlarla geçirir. Cezayı ödemiş, oğlu ile birlikte tekrar yola koyulmuştur. Ama kaybettiği zaman, yaşadığı stres etkisiyle sinirli, sabırsız ve aşırı tepkili hali bir süre daha sürer. Yolda gereksiz korna çalar, küfreder, emniyet şeridini ihlal eder. Günü berbat olmuştur. İşlerinde yanlış kararlar verebilir. İş arkadaşlarıyla, patronuyla kavga edebilir. Akşam eve yorgun döner. Eşiyle de kavga ederek günün finalini yapar.

İlla ki bu duruma gelmesi için aracının çekilmesi gibi bir mazeret gerekmiyor. Kıvılcımı başka bir olay da başlatabilir. Sabah uyandığında "Yav kadın binlerce kez söyledik şunu söyle yapma diye" sözleri yeterlidir kıvılcım oluşturmak için. Zaten hazırlıklıdır çabuk sinirlenmeye.

1. duruma geri dönelim. Aracını otoparka çekilmekten kurtardı. Arsızlık galip geldi. Demek ki böyle olunmalı. Altta kalmamalı. Eğer karşılık vermezsen, aracının çekilmesine müsade edersen bak neler oluyor. O halde bu bana ders olsun. Bundan sonra hep "hakkımı" sonuna kadar arayayım.

Bir de 3. madde var. Aracın başına geldiğinde görevli yok ve aracı çekilmiyor. "Oh be, bu gün de otopark mafyasına para kaptırmadım, demek ki kurallara uymayınca oluyor bu işler. Kurallar bozuk düzen üzerine kurulmuş zaten, neden o düzene pirim vereyim"

Araç sahibi toplum kurallarına saygılı olsa tüm bu olasılıklar da olmayacaktı. Saygısız insanın beyin ön bölge duyarlılığı vardır. Hatırlayın bir kadın başbakanımızı. Kaldırıma park ettiği için ceza ödemişti. Hem de Newyork'ta. Adının önünde Prof.Dr ünvanı olan bir kişi. Topluma liderlik etmiş biri.

Örneklerden de anlaşılacağı üzere, medeni-gelişmiş olmanın okul okumakla bir ilgisi yok. Medeni olmak için beynimize öğretim değil eğitim gerekir. Oysa bugün okullarda çocuklar öncelikle verilen bilgi yani öğretimdir. Nasıl saygılı, başarılı, iyi insan olmak gerektiğinden öte nasıl doktor, mühendis, kaymakam olunacağı öğretilir. İnsan sağlığına saygısı olmayan doktorlar, sorumsuz inşaat mühendisleri, insiyatifi olmayan kaymakamlar bu yüzden bizdedir.

Neden?

Beyin ön bölgenin çalışmasında duyarlılık olması.

Neden beyin ön bölgesi duyarlı?

1. Kalıtım ya da tıbbi kader: Nasıl elimiz, kolumuz ana, baba, ataya benziyor ise beyin çalışma özellikleri de öyle. Olaya kişi değil de toplum olarak baktığımızda, geçmişin irdelenmesiye ilgili olarak Emre Kongar'a ihtiyaç olacaktır.

2. Eğitim ve yetişme tarzı: Yukarıda örneklerden birini yaşayan çocuk babasından arsızlığı, sorumsuzluğu, bencilliği öğrenerek beynini o şekilde eğitecektir. Yaşayarak öğrenilen olay ve durumlar beyindeki hafıza merkezine kaydetmeyle, gerek olduğunda hatırlayıp duygu, düşünce ve davranışlarına yansıtma olayı, beynin ve insan hayatının temel özelliklerinden birini oluşturur. Daha bebek iken bellek dolmaya başlar. Beynin çalışma özellikleri açısından en son gelişmesini tamamlayan bölgesi, beyin ön bölgesidir. Bu durum 20'li yaşlara kadar sürer. Bu nedenle reşit olma yaşı 18'dir. (Bence en az 21 olmalı)

21 yaşından önce gençler "delikanlı"dır. Çünkü beyin ön bölge gelişmesi henüz tamamlanmadığından sabır, dikkat, gelecekle ilgili öngörüde bulunma, duyguları ifade etme ve anlama, sağduyu, empati, karar verme, ayrıntılı düşünme gibi özellikleri tam olarak gelişmemiştir. Bu nedenle kızlar reşit olmadan önce evlenemezler. Bunun aksine davranış olsa olsa beyin ön bölgesi duyarlılığı olan babaların işidir. Akraba evliliğinden sakat doğum oranının arttığını bilmesine rağmen buna karar veren bir beyin, hatalardan ders çıkartamadığı, gelecekle ilgili öngörüsünün olmadığı gerekçesiyle, duyarlıdır.

"Konu-komşu, elalem ne der ?", "Ben oğlunu-kızını bilmem ne yaptırıyor dedirtmem" "Aman oğlum yüzümüzü kara çıkartma" Bunlarla büyüyen bir çocuk gelecekte de bu düşüncelerin esiri olacaktır. Düşünce jimnastiği ile örnekleri binlere ulaştırabiliriz. Sonuçta çocuklar ailenin ve toplumun aynasıdır. Beyin ön bölge gelişimi tamamlanmadığından dolayı çocuklardaki duygu, düşünce ve davranışların yaşına uygun olup olmadığı şeklinde değerlendirilir, yetişkinlerle kıyaslamaz.

Babada yetişkin tipi dikkat eksikliği olan çocuk (araba örneğinde olduğu gibi) gördüğü kötü örnekle gelişmekte olan beyin özellikleri etkilenecek, beynini eğittiği bir kötü özellik, diğer özelliklerin de etkilenmesine yol açabilecektir. Çünkü milyarlarca beyin hücresi multi milyarlarca ağ ile birbirlerine bağlıdır ve sürekli ilişki halindedir. Yangın çıkan bir bölgenin etkisi komşulara da sıçrayabilir. Sonuç itibariyle görülen hasar derecesi farklı olabilir. Örneğin çok sabırlıdır ama dikkati azdır. Kolay kolay sinirlenmez ama sinirlenince de öfkesini kontrol edemez. Beyin ön bölgesinin duyarlılıklarını grinin tonlarına benzetebiliriz. Her bir özelliğin tonları farklı olacaktır. Ton farklılıkları sonucu insan kişiliği çeşitlik gösterir. Beyin yapısını göz önüne alırsak, yer yüzünde yaşayan ve ölen tüm beyinlerin tek olduğunu söyleyebiliriz. Aynı yumurta ikizlerinde bile benzerlikleri en çok %99 olabilir.

Oysa fizyolojik çalışma özelliklerine bakıldığında hayvanlarla insan beyni aynı prensiple çalışır. Beynin tam ortasında yer alan talamus’a, vücuttan ve beynin diğer bölgelerinden gelen bilgiler, burada işlenerek beynin en üst bölümüne gönderilir. Beynin üst bölümünün görev dağılımları farklıdır. Bilgileri alan bölümler, kendi görevleri doğrultusunda alınan bilgileri uygularlar. Böylece vücudun dengeli ve eşgüdümlü çalışması sağlanır. Bir bölge yürümek için kol ve bacakları çalıştırırken diğer bir bölge aynı anda kalbin hızını bu tempoya göre ayarlar. Bu temel çalışma prensibi tüm canlılarda benzerlik gösterir.

Her canlının diğerlerinden ayrılan üstün özellikleri, beynin o özellikle ilgili bölgelerinin farklı yapısından ve çalışmasından kaynaklanır. İnsanı üstün kılan, beyin ön bölge özelliklerinin daha farklı olmasıdır. Diğer canlılardaki gelişimi insanlar kadar olmadığından, aynı tür içinde olan hayvanlar da farklılıklar gözlenmez. Aynı tür içindeki inekleri birbirlerinden ayıramazsınız. Zebra, zürafa, balıklar da öyle. Kişilikleri farklı olan milyarlarca insanın sahip olduğu bu özellik, beyin ön bölge farklılığından kaynaklanır. Saydığımız ve sayacağımız etkenler, grinin tonlarında farklılıklar yaratır. Bu nedenle Almanlar, Türklerden farklıdır.

Çocuklarda, dikkat eksikliği üzerine yapılan çalışmalarda Almanya da görülme oranı % 3,8, ABD'nde % 8, Birleşik Arap Emirliklerinde %14,9 bulunmuştur. Kozmopolit yapısıyla ABD'ni dünya ortalaması olarak alabiliriz. Bu değerler coğrafik farklılıklar sonucu kazanılan toplumsal özelliklerin yansıması olabileceği gibi diğer toplumsal dinamiklerin de önemli payı vardır. Almanlar çocuklarını disiplinli yetiştirirler. Kurallara bağlı olarak büyüyen çocukların beyin ön bölgelerinin daha sağlıklı olduğu değerlerden belli olmaktadır. Bu sonuçlarla zengin ya da fakir bir arap ülkesinin medeniyet yarışında Almanları geçmesini beklememek gerekir.

3. Anne karnında gelişen sorunlar bebeğin beynini etkileyebilir.

4. Doğum sorunları.

5. Çocukluk dönemi ateşli hastalıkları ve diğer beyni etkileyen durumlar.

6. Aşılar: Nadiren deli dana hastalığına yol açabilen aşıların beyni biraz da olsa etkileme riski yok mudur?

7. Kafa darbesi: 50 km sabit hızla giden aracın ön koltuğundan kemeri bağlı bir biçimde oturan kişi, aracın aniden durması ya da çarpıp durması sonucu bedeni duracak, kafası duracak ama beyni duramayıp kendi kafatası içine çarpacaktır. Dikkat edin, kafaya dışarıdan gelen bir darbe yok. Olay sonrası bir an şaşkınlık yaşanacak ve bir şey olmadığı sonucuna varılacak. Ya da hastaneye gidilip beyin tomografisi çekilecek ve kazanın ucuz atlatıldığı düşünülecek.

Ani fren ya da çarpma sonucu beyin ön bölgesi ve ardından beyin arka bölgesi, ivmeli hareketler sonucu, aldığı hasar nedeniyle duyarlılık gelişmesine neden olacaktır. Duyarlılık beyin çalışmasıyla ilgilidir. Bu nedenle tomografi ya da MRI da görülmez. Duyarlı olan beyin yaşanan günlük streslerin etkisiyle duyarlılığı daha da artacaktır.
3 ay içinde ya da daha sonraları başlayan isteksizlik, çabuk yorulma, iştah değişiklikleri, tembellik, dikkati verememe, baş dönmesi, baş ağrısı, bel, boyun, sırt ağrıları, aşırı sinirlilik-gerginlik hali belki de doktor doktor gezmeye, gereksiz tetkiklere neden olacak, strese stres katacaktır. Bu arada uygulanan gereksiz ilaç tedavileri, duyarlılığın daha da artmasına yol açabilecektir.

Burada 2 önemli konu var:

1. Kafa darbesi ya da diğer nedenlerden dolayı beyin duyarlı hale gelmiştir. Duyarlı çalışan beyin stresten daha kolay etkilenecektir. Stresin asıl etkisi duyarlı beyinler üzerinedir. Stres altında yakınma yaratmayan beyin iyi çalışan beyindir. Her strese giren insan da yakınma bu yüzden ortaya çıkmaz. Stresin etkisi hem stres şiddetine hem de beyin ön bölge duyarlılık derecesine göre değişir. Sinirsel ya da psikolojik olarak tabir edilen yakınmaların nedeni beyin duyarlılığıdır.

2. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalarda beyin ön bölgesinin diğer beyin bölgelerini yönettiği belirtilmiştir. Bu nedenle bu bölgenin duyarlı olması sonucu vücudun çalışmasını kontrol eden beyin merkezlerinin çalışması bozulacak, bir çok hastalığın gelişmesinde beyin ön bölge duyarlılığının önemli etkisi olacaktır.

Hipotalamus, beyin ortasında yer alan, vücudun çalışmasını kontrol eden yapıdır. Verdiği emirler hormonal ve sinirsel yollar aracılığıyla tüm bedene ulaşır. Talamus aracılığıyla vücuttan ve beyin ön bölgesinden gelen bilgiler doğrultusunda çalışmasına yön verir. Kalbi yavaşlatır ya da hızlandırır. Damar içinde yer alan kasları kasarak ve gevşeterek tansiyonu ayarlar. Karaciğer çalışmasını düzenler. Kadınların regl olmasını sağlar. Mide asit salınımını, bağırsak hareketliliğini kontrol eder. Solunum yollarını kasar, gevşetir. Mesane çalışmasını düzenler. Tiroid bezini kontrol eder. Yağ, kemik ve kas dokularının çalışmasını düzenler.

Hipotalamusun düzenli çalışmasıyla homestaz sağlanır. Çalışmasının bozulmasına allostaz denir. Hastalıkların temel nedeni ise allostatik yüklenmedir. Sonuç olarak beyin çalışması bozulan insanlar hasta olurlar. (kazalar, zehirlenmeler haricinde)

Vücudun patronu beyindir. Beyin gözardı edilerek hastalıkların düzeltilmesini sağlamak bu nedenle anlamsızdır. Günümüzde kullanılan ilaçlar ve diğer tedavi yöntemleri nedene değil sonuca yöneliktir. Tansiyon yüksekliğini, tansiyon düşürücü ilaçlarla tedavi edemezsiniz. Kolesterol yüksekliği, guatr, astım, mide ülseri, regl düzensizlikleri, epilepsy, migren, dikkat eksikliği, depresyon, panik atak vb.. hastalıkların gerçek tedavisi, beyin duyarlılıklarını düzeltmekle mümkün olacaktır.

Beyinde yer alan duyarlılıkları az ya da çok düzeltebilen tüm yöntemler bu açıdan önemlidir. Ancak çok faydalı bir yöntem bile olsa, sektörel açıdan destek görmezse ve önünde bu yönteme engel büyük sektörler olursa, doktor ve hastalara ulaşımı engellenir.

ABD’de doğan ve son 30 yıldır yaygınlığı giderek artan nöroterapi yöntemiyle beyin duyarlılıkları önemli ölçüde tedavi edilebilmektedir.

Dr Güçlü Ildız
Nöroloji Uzmanı

Caliskan Gorunme Teknikleri

Çalışkan görünmek için neler yapmak lazım ?

Çok çalışıyor görünmek istiyor musun? Altın kurallar işte hazır! Daha başarılı olmak için bu çok önemli '10 kural'ı mutlaka oku!

Gösterimde olduğu ülkelerde ilgiyle izlenen Seinfeld dizisinde George Costanza'yı canlandıran Jason Alexander, iş yerinde 'çok çalışıyor' görünmek isteyenlerin yapması gerekenleri sıraladı. İnternet kullanıcıları arasında dolaşan kurallar listesinin ilk maddesi; "Her zaman ellerinde dokümanla yürü"... Alexander'a göre, ellerinde çeşitli doküman bulunan insanlar, özellikle işverenlerin gözünde kolayca çok çalışıyor imajı çizebiliyorlar. Jason Alexander'a göre "Çalışıyor Görünmenin 10 Kuralı" şöyle:

1.. Her zaman ellerinde dokümanla yürü.

2.. Bilgisayarı meşgulmüş gibi kullan! Tabii iş yapıyorum diye maillerini kontrol edebilir, chat yapabilir, hatta sevdiğin bir arabanın özelliklerini takip edebilirsin. Eğer patron yakalarsa, ''Yeni bir yazılım deniyorum'' mazereti genellikle işe yarar.

3.. Masanı kalabalık tut. Çalışma masası üzerinde ne kadar çok malzeme varsa o masanın sahibi, işverenlere, o kadar çok çalışkan gözükür. Bu sebeple masanızda ilgili ilgisiz her zaman bir sürü şey bulundurun.

4.. Sesli mesaj sistemi kullan. Gün boyu seni sürekli birileri arayarak onlar için bir şeyler yapmanı isteyecektir. En önemlisi de senin İnternet'te surf ile geçebilecek zamanını çalacaklar. Bu sebeple eğer mümkünse sesli mesaj sistemi kullanmak akıllıca bir çözüm olur. Hatta cihaza ''Yoğun işlerim sebebiyle şu an yanıtlayamıyorum, lütfen adınızı ve telefonunuzu bırakın, daha sonra size döneyim'' mesajı yerleştirmek akıllıca bir davranış olur.

5.. Sabırsız ve huzursuz davran. Eğer işverenlerin gözü önündeyken aceleci ve huzursuz davranırsan, patron sizin çok çalışmaktan gerilmiş olabileceğini düşünecektir.

6.. Ofisi geç terk et. Her zaman çalıştığın yeri geç terk et. Özellikle patron oradaysa ondan önce asla çıkma. Masanda bazı magazin dergilerini ya da gazeteleri oku ama sakın erken çıkma.

7.. Etkileyici iç geçir. Aynı ortamda birileri varken yüksek sesle iç geçirmek, çevrendekilere son derece yoğun ve baskı altında olduğun mesajını verir. Patronlar buna bayılır.

8.. Yığın stratejisini iyi uygula. Odanın kalabalık ve sürekli çalışılır bir yer olduğu mesajını vermek için sadece masanı değil, yerleri de bir şeylerle doldur. Kalın bilgisayar kitapları olabilir. Özellikle patron odaya geldiğinde üzerinde kitapların bulunduğu bir koltukta kendisine yer açmanız patronun size minnetle bakmasını sağlayacaktır.

9.. Kendi sözlüğünü kendin yarat. Bazı teknik terimleri öğren ve bunları özellikle toplantı zamanlarında bol bol kullan. Kimse ne söylediğini anlamayabilir ama öğreneceğin bu kelimeler patronunun gözünde minnettarlık olarak sana geri dönecektir.

10.. Patrona göndereceğin yazılara dikkat et. Örneğin burada anlattığım taktikleri arkadaşlarına gönderirken sakın patrona da gönderme!



Alıntı.

En Aptalca 10 Deney

En Aptalca 10 Deney

Tanınmış İngiliz bilim dergisi New Scientist, dünyanın bugüne kadar tanık
olduğu en aptal 10 deneyin listesini hazırladı. İşte dergiye göre en aptal
deneyler ve sonuçları:

* LSD maddesinin deliliğe neden olup olmadığını belirlemek isteyen 2
psikiyatrist, 1962'de Oklahoma'daki Lincoln Hayvanat Bahçesi'ndeki Tusko
adlı erkek file, 3 bin insanı etkileyebilecek dozda LSD enjekte etti.

Sonuç: 14 yaşındaki Tusko, birkaç dakika içerisinde öldü. (Başarısız)

* 1960 yılında ABD Hava Kuvvetleri'nde görevli 10 asker, bir kargo uçağına
bindirilir. Uçak 5 bin feet'e çıktığında pilot motorda ve iniş takımlarında
sorun çıktığını, okyanusa zorunlu iniş yapmayı deneyeceğini söyler. Daha
sonra ise bir görevli askerlere sigorta poliçesi dağıtarak bunları
dikkatlice doldurmalarını, başlarına birşey gelirse ailelerinin ancak bu
sayede para alabileceğini söyler. Ancak askerlerin farkında olmadığı şey,
gizli bir deneyin parçası olduklarıdır. Amaç, denek askerlerin ölüm
korkusunun doğurduğu aşırı stresin algılama yeteneğini etkileyip
etkilemediğini ortaya çıkarmaktır. Askerlerin doldurduğu formlarda birçok
imla hatası vardır.

Sonuç: Aşırı stres algılama kapasitesini etkiler. (Başarılı)

* 1954'te Rus cerrah Vladimir Demikhov, bir Alman kurdu ile bir yavru
köpeğin başlarını aynı bedende birleştirir. 2 başlı denek, 6 gün hayatta
kalır. Amacı, organ naklinin başarılı olup olmayacağını anlamaktır.
Demikhov, aynı deneyi farklı hayvanlarla 15 yıl boyunca 19 kez daha yapar.
Deneklerden en uzun hayatta kalanı 1 ay yaşar.

Sonuç: Doku uyuşmazlığı deneklerin ölümüne neden olur. (Başarısız)

* 1933'te ABD'li Clarence Leuba adlı profesör, gıdıklanınca gülmenin
doğuştan bir tepki mi, yoksa daha sonradan öğrenilen bir durum mu olduğunu
anlamak için küçük oğlunu ve karısını gıdıklar.

Sonuç: Gıdıklanınca gülmek, doğuştan gelen bir tepkidir. (Başarılı)

* 1942'de Lawrence LeShan adlı ABD'li psikolog, tırnak yeme alışkanlığı olan
bir grup çocuğu, karanlık bir odada uykuya yatırır. Ardından tüm gece
boyunca odada kısık sesle 'Tırnaklarımın tadı korkunç" cümlesinin kayıtlı
olduğu bir kaset çalar.

Sonuç: Çocuklardan 40'ı tırnak yemeyi bırakır. Uykuda öğrenme mümkün bir
tekniktir. (Başarılı)

* 1804'te Sarı Humma'nın bulaşıcı bir hastalık olmadığını kanıtlamaya
çalışan Stubbins Ffirth adlı doktor, Sarı Humma hastalarının kusmuklarını
içer.

Sonuç: Doktor hasta olmaz, ancak ileriki yıllarda yapılan testlerde
hastalığın özellikle kan yoluyla aşırı derecede bulaşıcı olduğu ispatlanır.
(Başarısız)

* 1930'larda ABD'de Robert E. Cornish adlı araştırmacı, ölü köpeklerin
kanına adrenalin enjekte ettikten sonra tahterevalliye yerleştirerek, aşağı
yukarı sallayarak hayvanları hayata döndürmeyi dener.

Sonuç: Köpeklerden 2'si körlük ve aşırı beyin hasarıyla hayata döner ve
birkaç ay yaşar. (?)

* 1960'ların ortasında ABD'li araştıtmacılar, erkek hindilerin cinsel olarak
uyarılması için dişilerin vücudunun ne kadarını görmeleri gerektiğini
araştıran bilim adamları, dişi hindi maketlerini parça parça azaltarak
erkeklerin vereceği tepkileri inceledi.

Sonuç: Maketlerin üzerinde sadece baş kısımları kalıncaya kadar erkek
hindilerin çiftleşme dürtüsüyle harekete geçtiği belirlendi. (?)

* İnsanların her türlü ortamda gözleri açık olsa da uykuya dalabileceğini
öne süren ABD'li uzmanlar, gözkapaklarını bantla tutturdukları 3 deneğe
yüksek sesli müzik çalınan ve flaşlar patlayan bir odada, elektrik şokları
verdi.

Sonuç: Denekler, tüm olumsuz şartlara rağmen 12 dakikada uykuya daldı.
(Başarılı)

* Duyguların karakteristik yüz ifadelerini harekete geçirip geçirmediğini
test etmek isteyen Carney Landis adlı psikolog, deneklere amonyak koklatır,
caz dinletir, porno resimler gösterir, ellerini kurbağa dolu bir kovaya
sokturur, son olarak bir farenin kafasının kopartılmasını izletir.

Sonuç: Landis, deneklerin kopan fare kafasına karşı temel bir yüz ifadesi
sergilemedikleri sonucuna varır. (?)

Gercek Bir Hikaye

Geçen hafta yoğun bir günde Akbank Şubesinde yaşanan bir diyaloğ:
55-60 yaşlarında çek tahsili için bekleyen bir müşteriye kart pazarlamak isteyen stand görevlisi sorar
- Bey efendi bakabilirmisiniz Axesiniz varmı acaba?
müşteri omuz hizasından ters ters soru soran kıza bakar..... kız tekrar ısrarla sorar...
-Axesiniz varmı acaba ? adam sinirli bir şekilde kıza bağırmaya başlar.
- sana ne benim abdesimden.. abdesim vardır, yoktur..camiye mi geldik ? bankaya geldik
der ve sinirli bir şekilde çıkar gider.