problem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
problem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2008 Pazar

Turkcell'li Yalan Mesaj Uyarısı

Bu mesaja inanmayın!



Cep telefonlarına Turkcell'den geldiği iddia edilen bir mesaj bir çok kişinin canını yaktı.


Turkcell'den gönderildiği iddia edilen mesaj da şöyle deniliyor.

"TURKCELL'den 2. Bahar kampanyası. Bu mesajı 1 saat içinde 25 kişiye gönder anında 250 kontör kazan. 5 mesajdan sonrası bedava. Daha çok gönder daha çok kazan"

Bu mesaj, yeni bir kampanya başladığını zanneden aboneler arasında hızla yayılıyor. Ancak Turkcell yetkilileri böyle bir kampanyaları bulunmadığı söylüyor.Zaten Turkcell'in resmi sitesinden yaplımış bir duyuru da yok.

ŞANLIURFA'DA 66 KONTÖR DOLANDIRICISI YAKALANDI

Şanlıurfa Polisi Tarafından "Kontör Yolla" Adı Verilen Operasyonla Gözaltına Alınan 66 Kişiden 10'u Tutuklandı.

Şanlıurfa polisi tarafından "Kontör Yolla" adı verilen operasyonla gözaltına alınan 66 kişiden 10'u tutuklandı.
Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen "Kontör Yolla" kod adlı operasyonla gözaltına alınan 65 kişiden 54'ü, tutuklanma talebi ile nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Mahkemeye sevk edilen şahıslardan 14'ü savcılık talimatıyla serbest bırakılırken, hakim karşısına çıkan 10 kişi ise kontör dolandırıcılığı suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Nöbetçi mahkemede yargılanan 44 kişi ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Polis, Türkiye genelinde vatandaşları arayarak kendilerini hakim, savcı, polis ve rütbeli kişiler olarak tanıttıktan sonra kontör dolandırıcılığı yaptıkları öne sürülen 85 kişiyi gözaltına alırken, zanlıların bilgisayar kasalarına da el konulmuştu. Operasyonda 2 adet tabanca, 71 adet dolu fişek, 15 gram esrar maddesi, 755 adet klonlanmış ve seri numaraları değiştirilmiş kaçak cep telefonu, 4 bin 840 adet sahte belgelerle farklı şahıslar adına alınmış sim kart, 22 adet kart okuyucu, satışa hazır vaziyette sim kartlara yüklü milyonlarca kontör, 3 bin 225 adet farklı şahıslara ait nüfus cüzdanı fotokopisi, 182 adet abonelik sözleşmesi, 93 adet bilgisayar kasası, yüzlerce USB kablosu, 144 adet TRT bandrolü ile çok sayıda not ele geçirmişti.

Şebekenin Türkiye genelinde vatandaşlara yaklaşık 20 milyon YTL zarar verdiği ve kurbanlarına kendilerini hakim, savcı ve üst düzey yetkili olarak tanıttığı öğrenildi.

18 Şubat 2008 Pazartesi

Mustafa Hakkinda Hersey

Mustafa hakkında her şey


Size Mustafa'nın hikâyesini anlatacağım bugün. 12 Aralık 1970'de Suriye sınırındaki bir köyde doğdu.Ana karnındayken, babası her şeyini kumarda kaybedince bir kamyonun altına atlayarak intihar etti.
Annesi Behiye, oğluna, ölen eşinin adını verdi. Mustafa 13 yaşındayken, üvey babası, kendisini aldattığı gerekçesiyle Behiye'yi oğlunun gözleri önünde kurşunlayarak öldürdü.
Mustafa cenazeden sonra sokağa terk edildi.
***
İstanbul'a gidip amcasının Kumkapı'daki otelinde çalıştı. Aksaray'da komilik yaptı. 6 sene kebapçılarda masa örtülerini yorgan yapıp masalarda yattı. Birkaç kez bıçakla yaralama gibi suçlardan yakalandı.
1990'da askere gitti. Hap kullanıp kendini kestiği için birliğinde 'Jiletçi Mustafa' diye tanınır olmuştu. 2 kez firar etti. 'Anti-sosyal kişilik' raporuyla terhis edildi.
1995'te Zeynep'e sevdalandı.
Tanışmalarından 15 gün sonra Zeynep, 'Gazi olaylarında' polis kurşunuyla öldürüldü.
***
Mustafa, intikamını almak için yanıp tutuştuğu Zeynep'in cenazesinde örgüte katıldı. Kısa bir silahlı eğitim gördü. Gazi olaylarından 6 ay sonra Maslak jandarma karakolunu taradı. İki eri şehit etti.
'Mustafa Duyar' adını Türkiye'ye duyuracak eylem emrini ise 1996 başında aldı:
Sakıp Sabancı'yı öldürecekti.
Sabancı o günlerde İrlanda ve Bask sorununun nasıl çözüldüğünü inceliyordu; hazırladığı 'Kürt Sorunu' raporuyla 'hoşa gitmeyecek' bir öneriyle ortaya çıkmak üzereydi.
Mustafa, 6 ay önceden Sabancı'da işe alınan Fehriye'nin yardımıyla Türkiye'nin en iyi korunan binalarından birine girdi; Özdemir Sabancı'yı, genel müdürünü ve sekreterini öldürdü. Önce binadan, sonra Türkiye'den rahatça kaçtı.
***
O yılın kasımında Susurluk patladı. Derin devletin birçok faili meçhul cinayette tetikçiler beslediği, Kürtlere para akıtan işadamlarını öldürttüğü ortaya çıktı.
Mustafa, Almanya'dan Şam'a geçmişti ve aklı karışmaya başlamıştı.
Kazada Çatlı'nın bulunduğu arabayı süren İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı'nın, bağlantılı olduğu temizlik şirketi aracılığıyla Fehriye'yi Sabancı'ya yerleştirdiği söyleniyordu.
TV'de Abdi İpekçi cinayetinin azmettiricisi olarak fotoğrafını gördüğü ülkücü Yalçın Özbey'le Almanya'da kendi saklandığı evde karşılaştığını hatırladı, dehşete kapıldı:
'İpekçi'yle Sabancı'yı aynı güçler mi öldürtmüştü?'
Mustafa, suikasttan sonra kendilerinden alınan Baretta marka silahın, Sedat Bucak'ın Susurluk'ta kaza yapan aracından çıktığını, konuyla ilgilenen ANAP milletvekili Eyüp Aşık'a telefonla bildirmişti. 'Sabancı'yı Güneydoğu işine el attığı için öldürmemiz istendi' demişti. Suikasttan 3 gün sonra birileri de onu öldürmeye çalışmıştı.
Örgüt kendisini yalnız bırakmıştı. Parasız, barınaksızdı. Nefrete kapıldı. Kullanıldığını anladı. Örgütün bunu hissedip kendisini takip ettiğini fark edince de Türkiye'nin Şam Büyükelçiliği'ne gidip teslim oldu.
Cezaevinde aynı örgüt davasından hükümlü Semra ile evlendi.
16 Ocak 1999'da doğan oğluna 'Özdemir' adını verdi. Bu, öldürdüğü adamın adıydı.
***
O günlerde büromu arayan 'örgütten' bir kişi 'Suikastçıların, olaydan sonra bir polisin yardımıyla kaçtıklarını' öne sürüyor, 'Bu işi devlet içinde bir kol yaptı. Bir iç hesaplaşma vardı. İşi bize çözdürdüler' diyordu.
İdamla yargılanan, anılarını kaleme almakta olan ve itirafçı affından yararlanmak için 'Bildiğim tüm sırları açıklamaya hazırım' diyen Duyar'la cezaevinde konuşmaya karar verdim.
Adalet Bakanı'na bu röportajın Susurluk'la ilgili ilginç bağlantıları ortaya serebileceğini söyleyerek izin istedim.
Bakan, Duyar'ın da istemesi kaydıyla şifahi izin verdi. Duyar'a sordular, 'Tamam' dedi. Yazılı izin bekliyordum.
Sonradan öğrendim ki, bana izin verecek merci, aynı günlerde Karagümrük çetesinin Afyon'a nakline izin vermiş.
Karagümrüklüler, Afyon'a nakledildikten 2 hafta sonra, 15 Şubat 1999'da Duyar'ı hücresinde öldürdüler.
***
Bugünlerde Belçika'dan gelen bir heyet, Fehriye Erdal'ın yeniden yargılanmasıyla ilgili inceleme yapıyor. Belçika iyi bilir bu işleri...
80'lerde Avrupa'yı istikrarsızlaştırma eylemleri düzenleyen Gladyo'nun bir kolu da Belçika'da çıkmıştı. Dünkü Taraf'ın hatırlattığı gibi 'onlar Gladyo ile hesaplaşmıştı'.
90'larda Belçika Gizli Ordusu'nu çözen Belçika makamları şimdi benzer bir düğümü çözmek için Türkiye'deler...
Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek 'Günaydın' diyor, ama Türkiye hâlâ uyuyor.
Çünkü Susurluk yaşıyor ve o yaşadıkça, Mustafa'nın kendisi gibi babasını bilemeden yetim kalan oğlu Özdemir de babasının kaderini yaşamaya mahkûm görünüyor.

Can Dündar

18 Ocak 2008 Cuma

Bilim Aciklayamiyor - Izmit Korfezindeki Madde

Bilim açıklayamıyor

İzmit Körfezi'nde esrarengiz beyaz madde...

19.11.2007 22:36
İzmit Körfezi'nde bir ay önce ortaya çıkan ve zaman zaman azalan beyaz madde, bugün sabah saatlerinde deniz yüzeyini tamamen kapladı. İzmit Körfezi'nin doğu ucunda daha fazla olan ve sahil şeridinde deniz yüzeyini tamamen kaplayan esrarengiz maddeyle ilgili inceleme yapan TÜBİTAK uzmanları henüz net bir açıklama getiremedi.

Körfede zaman zaman çoğalan ve deniz yüzeyini kaplayan, balıçıların ağlarının gözeneklerini de saran beyaz madde bir ara azalmasına rağmen, bu sabah çoğalarak ortaya çıktı. Çevre halkını endişelendiren beyaz maddeden örnekler alan TÜBİTAK (Türkiye Bilimsel Teknik Araştırma Kurumu) uzmanları, bu maddenin daha önce Akdeniz ve Karadeniz'de de görüldüğünü, ancak İzmit Körfezi'nde daha yoğun olduğunu belirtmişler, ancak tanımını yapamamışlardı.

`DOĞAL OLUŞUM'

TÜBİTAK'ın Gebze Kampusu'ndaki Marmara Araştırma Merkezi Kimya ve Çevre Enstitüsü uzmanlarından Doç. Dr. Çolpan Polat Beken yaptığı açıklamada, ilk kez 18 Ekim'de gözlemlenen bu maddenin sürekli izlendiğini belirterek, analizlerin sürdüğünü, bunun doğal bir oluşum olduğunu söyledi. Beyaz tabakanın canlı madde olmadığını, bu beyaz tabakaya tutunmuş birçok canlı organizmanın bulunduğunu da belirten Doç. Dr. Çolpan Polat Beken, sözkonusu maddeyle ilgili ulusal ve dünya literatüründe de tam olarak ne olduğuna ilişkin bilgi bulunmadığını söyledi.

TÜBİTAK uzmanlarına göre, bu maddenin oluşumunda körfezin doğal dengesinin bazı etkenlerin değişmesi ile farklı meteorolojik koşullar ve buna bağlı değişen biyolojik yaşam döngüsü etkili oldu.

Vatan

13 Ocak 2008 Pazar

Manyakca Sorular

Manyakça sorular

* Eğer bir adam bir ormanın ortasında tek başına konuşuyorsa
söylediklerinin yanlış olduğundan söz edilebilir mi?

* Eğer bir şizofren diğer kişiliğini ölümle tehdit ediyorsa, bir
rehinelik durumundan söz edilebilir mi?

* Tabelacılar greve giderlerse, ellerindeki pankartlara birşey yazabilirler
mi?

* Neden fare lezzetli kedi maması yoktur?

* Soyu tükenmekte olan bir hayvan, soyu tükenmekte olan bir bitkiyle
besleniyorsa ne yapmalı?

* Neden koyunlar yağmur yağdığında çekmezler?

* Neden kamikaze pilotları kask takarlar?

* Ötenazi uygulanacak bir insana yapılacak iğne neden sterilize edilir?

* Eğer bir kaplumbağanın kabuğu yoksa çıplak mıdır yoksa evsiz mi?

* Vejetaryenler hayvan şeklinde krakerlerden yiyebilirler mi?

* Eğer bir işi başarmayı seçip de, başarılı olursanız, aslında
hangisini yapmış olursunuz?

* Sağır ve dilsiz bir insan küfür ederse, annesi ellerini yıkamasını
mı söylemeli?

* Krematoryumlarda yanarak ölmüşler için indirim yapılmalı mı?

* Eğer trafik kazalarının çoğu evden çıktıktan 5 km sonra oluyorsa,
insanlar neden 10 km öteye taşınmazlar?

* Eğer dünya bir sahneyse, seyirciler nerede oturuyor?

* Eğer polis bir mim sanatçısını tutuklarsa, ona da susma hakkını
kullanabileceğini söylerler mi?

* Eğer onları avlayamıyorsak bir turist mevsiminden nasıl söz edilebilir?

* Eğer bir uçağın karakutusuna bir kazada hiçbir şey olmuyorsa, tüm
uçak neden bu maddeden yapılmaz?

* Eğer insanlar maymunlardan geldilerse, neden hala maymunlar var?

* Sivil savaş nasıl mümkün olabilir?

10 Ocak 2008 Perşembe

Emekli Komutanlar Ne Anlatti?

Emekli komutanlar ne anlattı?

Fikret Bila, neredeyse bir haftadır Milliyet'te yayımlanan ve dün de kitap olarak piyasaya çıkan son çalışmasında, terörle mücadelede üst düzeyde, yani kuvvet komutanı veya genelkurmay başkanı sıfatıyla görev yapmış bir dizi emekli komutanla mülakatlar yapmış.

Mülakatların neredeyse hepsinde ortak bir nokta var: Komutanlar Kürt sorunundan söz ederken, vatandaşımız olan Kürtlerin dillerini konuşması, kültürlerini yaşaması ve yaşatması gerektiği konusunda olumsuz düşüncelere sahip değiller. Hatta zamanında Kürtçe yasağı uygulamış veya 'Kürtler yokmuş' diye düşünmüş olan komutanlar da bir anlamda günah çıkarıyor, 'Keşke öyle söylemeseydik' diyorlar. 12 Eylül darbesinin lideri Kenan Evren daha da ileri gidiyor, 'Güneydoğu'daki memurlar Kürtçe konuşmalı' diyor, herhalde kamu hizmetlerinin Kürtçe de sunulabilmesinden söz ediyor.

Keşke Fikret Bila mülakat yaptığı eski komutanlara, bu görüşlere ne zamandan beri sahip olduklarını da sorsaydı. Acaba bu komutanlar görevdeyken de Kürt dili ve kültürü üzerindeki yasakların, kısıtlamaların kaldırılmasından yana mıydılar? Eğer yanaydılarsa, devlet politikalarının oluştuğu toplantılarda, örneğin Milli Güvenlik Kurulu gibi üst düzey zeminlerde bu görüşlerini dile getirmiş miydiler?

Herhalde getirmediler ki, uyduruk bir özel Kürtçe kursu meselesi veya eşit derecede uyduruk Kürtçe yayın meselesini çözmek Türkiye'nin onca vaktini aldı, askeri ve sivil kesimler arasında onca gerginliğe sebep oldu.

Acaba ülkemizde Kürtçe dili neden yıllarca yasak oldu? Acaba ülkemizde devletin radyosu ve televizyonu İngilizce, Fransızca, Almanca yayın yapar, pek çok dildeki filmler orijinal dilinden de yayımlanırken, bir kısım vatandaşımızın ana dili olan Kürtçe dahil çeşitli dillerde radyo-TV yayını yapmak yakın zamana kadar neden yasaktı?
Acaba ülkemizde, Çince, İtalyanca dahil pek çok dili ve onun kültürünü araştıran üniversite bünyesinde akademik kurum varken, kendi vatandaşlarımızın bir bölümünün konuştuğu dillerle ve kültürlerle ilgili bir enstitü, bir fakülte neden yoktur? (Mesela bir Kafkasya dili olan Ibıhçayı son konuşan insan Türkiye'de yaşıyordu ve öldü, bu dili araştırsak, üniversitede kayda alsak, akademik olarak ona önem versek fena mı olurdu?)

Kürtçeyi, Boşnakçayı, Kabartaycayı yıllarca yok sayarak kendi dilimizi, kendi kültürümüzü mü yüceltmiş olduk? Bu dillerin gizlice konuşulmasından, anadan oğula/kıza geçmesinden toplumca ne fayda elde ettik?

Yüzlerce, belki binlerce Kürt köyünün, yerleşiminin yüzlerce, belki binlerce yıllık adını değiştirdik, Türkçeleştirdik, bundan ne kazandık?
Burada siyasi bir konudan değil, insani-kültürel bir konudan söz ediyoruz. Ayrılıkçı terör örgütü PKK'nın Kürt dili ve kültürüyle ilgili kimi talepleri olması işin özünü değiştirmez; bir dilden ve onun kültüründen söz ediyoruz.

PKK yarın, 'Herkes her gün en az iki kez dişini fırçalasın istiyoruz' dese, diş fırçası ve macununu mu yasaklayacağız? Diş fırçalayanları bölücü mü sayacağız?
Kenan Evren, 'Memurlar Kürtçe bilmeli' derken, Diyarbakır'ın Sur Belediyesi'nin başkanı, vatandaşlara Kürtçede de hizmet vermek istediği için görevinden alındı, halen mahkemede yargılanıyor. Önemli olan kamu hizmetinin sunulması değil mi, hangi dilde sunulduğunun ne önemi var? O hizmeti alacak ve verecek olanlar bizim vatandaşımız değil mi?

Bakın Ege'de, Didim'de belediye oraya yerleşmiş İngiliz vatandaşları için faturaları vs. Türkçe ve İngilizce hazırlamaya başladı da kötü mü yaptı? Artık komşumuz olan İngilizler için olan şey, bin yıllık kardeşimiz olan Kürtler için neden olamıyor?
Diyelim ilköğretim okullarının son iki sınıfında veya lisenin bir veya iki yılında 'Kürt Dili ve Edebiyatı' dersi olsa, bu ders de Kürtçe verilse, ne olur? Türkiye bölünür mü?
Daha bu talep korka korka alçak sesle dile getirilirken yarın sabah çıkın ve önümüzdeki yıldan itibaren uygulamanın başlayacağını duyurun, PKK ve onun siyasi kanadı bundan kazançlı mı çıkar, kayıplı mı? Bence destekleri biraz daha erir.
Hakikaten merak ediyorum, emekli komutanlar, bugün sahip oldukları bu görüşleri yüksek görevlerini yaparlarken de hiç dile getirmiş miydiler?

İsmet Berkan

9 Ocak 2008 Çarşamba

LCW: Ticari kaygimiz yok ama iftira bizi cok incitti

LCW: Ticari kaygımız yok ama iftira bizi çok incitti

Demet CENGİZ BİLGİN
LCW: Ticari kaygımız yok ama iftira bizi çok incitti Lc Waikiki’nin ortakları arasında Leyla Zana’nın bulunduğunu iddia eden e-postalar ve fısıltı gazetesi binlerce kişiye ulaşınca satışlar yüzde 10-15 geriledi.

Markanın web sitesinin aylık ziyaretçi sayısı da 5 günde 60 binden 280 bin kişiye çıktı. Tema Mağazacılık Genel Müdür Yardımcısı Murat Mısırlı, ticari kaygıları olmadığını ama çirkin bir iftiraya maruz kaldıkları için çok üzüldüklerini söyledi.

21 Ekim’de 12 askerin şehit edilmesinden 3 gün sonra ortaya çıkan ve LC Waikiki markasının ortakları arasında Leyla Zana’nın bulunduğunu iddia eden e-postalar ve fısıltı gazetesi, 10 günde binlerce kişiye ulaştı. Markanın web sitesini ayda 60 bin kişi ziyaret ederken son 5 günde bu rakam 280 bin kişiye çıktı. LC Waikiki mağazalarının sahibi Tema Mağazacılık Genel Müdür Yardımcısı Murat Mısırlı, satışlarda yüzde 10-15 gerileme yaşadıklarını belirterek, "Ticari kaygımız yok. Bunu bir şekilde atlatırız. Bizi üzen ve inciten atılan iftiranın kendisi. Gururumuz kırıldı. Böyle çirkin bir iftiraya maruz kalmak çok kötü" dedi. Türkiye’nin yüzde 25’ine ulaşan marka, yasal süreç başlattı, kısa zamanda sonuç alarak suçluların cezalandırılmasını istiyor.

ŞÜPHELİLER KİM: Mısırlı, e-postayı ilk yazanlarla ilgili olarak şunları söyledi: "Kimlerin başlattığını kestirebilmek mümkün değil. Rakibiniz ya da eski kızgın bir çalışanınız olabilir. LC Waikiki başarılı, her anlamda perakendede en büyük marka. Başarımızı hazmedemeyen insanlar da olabilir. İlk kez iftiraya uğramıyoruz. Diğerlerinden başımız dik çıktık, ama bu en ağır olanı."

SATIŞLAR GERİLEDİ: Toplumsal moralin düşük olduğu zamanlarda perakende sektörüne hemen yansıyan durgunluğa da dikkat çeken Mısırlı, "Toplum olarak moralimizin bozulduğu bu dönemde bütün alışveriş merkezleri, markalar ziyaretçi kaybı yaşadı. Biz de etkilendik. Satışlarımız yüzde 10-15 geriledi" dedi. 2007’nin ilk 6 ayında yüzde 47 büyüme yaşadıklarının altını çizen Mısırlı, hep büyüme yaşayan bir şirket olarak gerilemeyi yadırgadıklarını söyledi. Mısırlı, yatırımların devam edeceğini ve yıllık bazda gerileme olmayacağını belirtti.

ÖNGÖREMEDİK: İftira e-postaların ilk olarak 25 Ekim’de ortaya çıktığını ve 26 Ekim’de savcılığa başvurarak, yasal süreci başlattıklarını belirten Mısırlı, şunları söyledi: "Bir terör saldırısının arkasından ortaya çıkan fırsatçılar toplumsal hassasiyetin doruk noktasında olduğu bir dönemde, bu kadar hassas bir konuda bizi hedef aldılar. Bu e-postaların bu kadar çok yayılıp, kamuoyu oluşturacağını tahmin etmemiştik. 10 gazeteye küçük ilan vererek, iftiralardan duyduğumuz rahatsızlığı dile getirdik. İddiaları kendimize yakıştıramadığımız için mütevazı bir açıklamayla yetinmiştik."

Üç ortaklı şirkette Zana’nın hissesi yok

1985 yılında Fransa’da doğan ve 10 yıl önce Tema Holding şirketlerinden Tema Mağazacılık tarafından tüm hakları satın alınarak Türk markası yapılan LC Waikiki’nin yüzde 97’si Malatyalı Küçük ve Kısacık aileleri ile Safranbolulu Dizdar ailesine ait. Yüzde 7 hissesi ise markanın Fransız yaratıcısı Georgeos Amouyal’da. Murat Mısırlı ortaklık yapısını web sitelerinden duyurduklarını, iddia edildiği gibi Leyla Zana’nın ortaklığının söz konusu olmadığını söyledi.

Tüketici mağazalara gidip bilgi aldı

LC Waikiki’nin bu süreçte sadece web sitesine ziyaretçi akını yaşanmadı. E-posta ve kulaktan kulağa yayılan iddialar bazı tüketicilerin mağazalara gidip bilgi almasına da sebep oldu. Murat Mısırlı, mağazalarda tatsız bir olay yaşamadıklarını belirterek, "Bizi arayıp ya da mağazalara gidip bu iddialara inanmadığını söyleyen tüketiciler de oldu. Biz halkın markasıyız, halkın bize sahip çıkmasını bekliyoruz. Bu beklentimiz karşılık buluyor da" dedi.

Daha önce de karalama kampanyaları yapıldı

LC Waikiki, daha önce Fransa’da onaylanan sözde Ermeni Soykırımı ile ilgili ve bunun inkarını suç sayan yasa görüşmelerinde de e-posta zincirlerinde boykot edilmesi gereken Fransız marka olarak yer almıştı. Tema Holding’in gazetelere ilan vererek markanın Türk olduğunu duyurması boykotu kırmıştı. LC Waikiki yıllar önce de irticai faaliyetlere destek veren markalar arasında gösterilmiş yine zincir e-postalar ile markaya karşı kampanyalar yürütülmüştü.

Bu dava örnek olmalı

INTERNET’te işlenen suçlarla ilgili yasaların henüz çok yeni ve suçluların yakalanmasının zor olduğunu anlatan Murat Mısırlı "Internet kafeler titizlikle ele alınmalı. Ahlák dışı ve çirkin saldırılar internet üzerinden bu kadar kolay yürütülememeli. Internette bir boşluk var ve sorumsuzluk çok büyük zararlara sebep oluyor. Bizim davamız örnek teşkil etmeli ve caydırıcı olmalı" şeklinde konuştu.

Danone, Türkiye’deki en büyük karalama kampanyası olmuştu

"DANONE ürünleri çocukların zihinsel ve bedensel gelişimini olumsuz yönde etkileyen maddeler içeriyor" gibi asılsız iddiaların yer aldığı e-postalar, 6.3 milyon insana ulaşarak Türkiye’de bugüne kadar internetten yapılmış en büyük karalama kampanyası olmuştu. 100 milyon YTL’lik çocuklara yönelik süt ve süt ürünleri pazarı yüzde 26 küçülürken, e-postayı yayan şüphelilerin IP numaraları tespit edilmişti. London School of Economics’den bir profesör de konuyu ders olarak okutmak için şirkete teklif götürmüştü.

Kucuk firmalari bekleyen tehlike

Çin'e kota kalkıyor fason üretici tedirgin markalar ise memnun

Küçük firmaları bekleyen tehlike
Çin'e karşı tüm kotalar 2008 başında kalkıyor. Fason üreticiler sektörün zor durumda kalacağını belirtirken yerli markalar ise Avrupalı markalarla rekabet için kotaların kaldırılmasını istiyor.

Başta tekstil, konfeksiyon, elektronik ve oyuncak sanayi olmak üzere hemen hemen tüm sektörlerin korkulu rüyası haline gelen Çin, 1 Ocak 2008'den itibaren hiçbir koruma önlemi olmadan Türkiye ve Avrupa ülkelerinin pazarlarına girebilecek. Çin'e kota uygulamasının kalması ise Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünü ikiye böldü. Sektörün büyük bir bölümünü oluşturan fason üreticiler kota uygulanmasına devam edilmesini isterken, yerli markalar ise üç yıl öncesinin aksine Çin'de ürettirdikleri ürünlerle Avrupa'dan Türkiye'ye giren yabancı markalarla rekabet edemedikleri gerekçesiyle kotaların kalkmasını istiyor.

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), serbest ticaret ilkelerine bağlı olarak 1 Ocak 2005'ten itibaren kotaların kaldırılmasını istiyordu. Ancak, kotaların kaldırılması Çin ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki anlaşmayla tekstil ve konfeksiyon sektöründeki bazı ürünlerde 1 Ocak 2008'e ertelenmişti. Bu ertelemede Türkiye'nin anlaşmadaki "Yerel üreticilerin olumsuz etkilenmesi halinde 3 yıl süre ile safeguard (korunma ve gözetim) önlemleri alınabileceği" yönündeki maddeden hareketle uyguladığı ek önlemler etkili olmuştu.

AB ile yapılan anlaşma sayesinde 44 kategoride koruma önlemi alan Türk tekstil ve konfeksiyon sektörü, 2005'te Çin nedeniyle büyük bir yıkım yaşamamıştı. Ancak 3 yıllık sürenin de sonuna gelindi. 1 Ocak 2008 itibariyle Türkiye ve AB ülkeleri Çin'e karşı tüm kotaları kaldıracak. Yani 1 Ocak'tan itibaren Çin malları, hem Türkiye'ye hem de Türkiye'nin en büyük pazarı olan AB ülkelerine serbestçe girebilecek.



Hükümet önlem almalı
Kotaların kalkması aradan geçen üç yılın sonunda sektörde farklı yorumlara neden oluyor. Özellikle AB ülkelerine fason üretim yapan Türk firmaları, kotaların kalkmasıyla ciddi bir sıkıntı yaşanacağı görüşünde. Fason üreticiler hükümetin yeni önlemler alarak sektörde yeni bir çöküşü engellemesini istiyor. Markalarıyla üretim yapan hazır giyimciler ise üç yıl önceki pozisyonlarını değiştirdi. Türk pazarına Çin'de ürettirdikleri mallarla Avrupa'dan giren Zara, Mango gibi markalarla rekabet edebilmek için kendilerinin de aynı şartlara sahip olmasını isteyen Türk markalarının üreticileri artık kotaların kalkmasını savunuyor. Bu üreticiler Türkiye'nin kalite ve zamanlama açısından rekabet gücünün artık arttığı görüşünde.

Öte yandan, Çin'e karşı 3 yıldır 44 kategoride safeguard uygulayan Dış Ticaret Müsteşarlığı'ndan bir yetkili, müsteşarlığın Çin'den yapılan ithalat konusunda çok dikkatli davranacağını ve şikâyet halinde antidamping ve safeguard gibi mekanizmaların hemen devreye alınacağını söyledi.



Hükümete çağrı yapacaklar
İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon Fasoncuları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Kocaoğlu, bu hafta içerisinde yapılacak olan İstanbul Moda Fuarı ile ilgili toplantıda bu konuyu gündeme getireceklerini söyledi. Kocaoğlu, "İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği öncülüğünde yapılacak bu toplantıya 15 sektörel dernek katılacak. Biz de hazır giyim sektörünün tamamı bir aradayken bu konuyu gündeme getireceğiz. Hatta bu toplantıdan hükümete bir çağrı çıkmasını istiyoruz. Çünkü kotaların kalkması ile birlikte fason üreticilerin zaten çok fazla olan sorunları katmerlenecek. Bu nedenle sektörümüzün rekabet gücünü artıracak tedbir ve destekler alınması yönünde hükümete bir çağrı yapacağız" diye konuştu.



Yüzde 10-15 etkilenme olur
Kotaların kalkması ile birlikte Türkiye'de tekstil ve konfeksiyon üretiminin daha da zorlaşacağını ifade eden İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle de "Türkiye'de üretim zaten çok zor koşullarda yapılıyor. İstihdam üzerindeki yükler zaten çok ağır. Şimdi de elektriğe zam konuşuluyor. Bunların üzerine pazarlarımızı ucuz Çin mallarının dolduracak olması tekstil ve konfeksiyoncuyu mutlaka etkileyip, zorlayacaktır. Ben ilk etapta yüzde 10-15 civarında bir kayıp bekliyorum" dedi.

Tekstilci Şevket Sürek de, kotaların kalkacak olmasının Türkiye'yi olumsuz etkilemesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.



Katı ve hızlı olmalıyız
Çin'e karşı kotaların kaldırılması halinde yalnız Türkiye değil tüm dünya ekonomilerinin perişan olacağını belirten Türkiye Tekstil İşverenleri sendikası Başkanı Halit Narin de, "Ben kotaların tamamen kaldırılacağını asla düşünmüyorum. Avrupa mutlaka kendini koruyacak önlemler alacaktır. Önemli olan Türkiye'nin ne yapacağı. Bugüne kadar önlem alma konusunda hep çok geç kaldık. Hiç değilse bu kez elimizi çabuk tutup, Çin'e karşı ne yapabileceğimizi araştırmalıyız. Örneğin Türkiye Avrupa Birliği üyesi olmadığı için safeguard'ları kullanabilir. Yapıcı, katı ve hızlı hareket ederek, nelere izin veremeyeceğimizi bir an önce resmi olarak açıklamalıyız" açıklamasını yaptı.



Bakan çelişkili konuşuyor
İpekyol Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Ayaydın, Dış Ticaret Müsteşarlığı İthalat Genel Müdürlüğü'nün 1 Ocak'tan sonra da kotaları uygulayabilmenin yollarını aradığını ifade ederek, "Bizim rakibimiz olan Avrupalı markaların hepsi üretimlerinde Çin malları kullanıyor veya direkt Çin'de üretim yapıyor. Biz ise kotalar nedeniyle bunu yapamıyoruz. Bu nedenle de onlarla fiyatta rekabet edemiyoruz. Üç yıldır bu duruma karşı sessiz kaldık. Ancak artık kota konulmasını istemiyoruz. Dış Ticaretten Sorumlu bakanımız kendisiyle çelişki içinde. Bir yandan bize Turquality desteği vererek markalaşın diyor, diğer yandan diğer markalara karşı elimizi kolumuzu bağlıyor" diye konuştu.



Markalarımız yok olur
Kota uygulamasına devam edilirse zaten marka fakiri olan Türkiye'de var olan markaların da yok olup gideceğini vurgulayan Kığılı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kığılı, "Tüm dünya markaları mallarını Türkiye'de serbestçe satıyor. Üstelik bu malların büyük bir kısmı Çin'de üretiliyor. Onlar serbestçe Çin'de üretim yapıp, mal alabilirken bize kota konuyor. Bu durumda nasıl rekabet edeceğiz" dedi.

Park Bravo Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Özçoban da, yasakçı zihniyet ile Türkiye'nin ilerleyemeyeceğini belirterek, kotaların devam etmemesi gerektiğini belirtti.



Türkiye tekstilde Çin'in 11'inci büyük pazarı


Türkiye Çin'den hazır giyimden çok tekstil ve hammaddeleri ithalatı gerçekleştiriyor. Bu kapsamda Türkiye tekstilde Çin'in en büyük 11'inci pazarı. Aralarında tekstil ürünlerinin de bulunduğu 44 kategoride kota olmasına rağmen 2005'te Türkiye'ye 542 milyon dolarlık tekstil ihracatı gerçekleştiren Çin, 2006'da bu oranı yüzde 44 artırarak 781 milyon dolara çıkardı.



Avrupa da önlem arayışında



2008 yılı başından itibaren tekstil ürünlerini kota engeline takılmadan AB'ye ihraç etmeye başlayacak olan Çin, Avrupalı üreticileri de düşündürüyor. Avrupa Komisyonu, Çin'in ucuz tekstil ürünlerinin kotaya tabi tutulmadan AB'ye girişine karşı bazı önlemlerin alınması gerektiği görüşünde. Yaz aylarında Referans'a konuşan Komisyon'un ticaretten sorumlu üyesi Peter Mandelson, 2005'ten bu yana sürdürülen ortak denetim sisteminin 1 Ocak'tan itibaren daha sıkı hale getirilmesi ve Çin'in AB'ye yaptığı tekstil ihracatındaki hızlı büyümelerin dizginlenmesini öneriyor. AB Dönem Başkanı Portekiz'den bir yetkili de daha önce Referans'a yaptığı açıklamada, "Çin tekstil ürünleri hiçbir engelleme olmadan AB'ye girecek değil. 2005 yılında imzalanan anlaşma gereği, kotaların kaldırılması sürecinin yumuşak bir geçiş süreci olacağı konusunda da anlaşmaya varılmıştı" demişti.



Kotalı Çin malları
* Pamuklu mensucat

* Suni filament iplik mensucatı

* Yünlü mensucat

* Dokunmamış mensucat

* Selüloz türevlerinden sıvama mensucat

* Keten ve ramiden mensucat

* Anoraklar

GİYİM
* Gömlek tişört, kazaklar, rüzgar kolsuz ceket, dokunmuş kışlık pantolon (erkek/çocuk), gömlekler, fanila atlet, külot ve slip, gece gömleği vs., parka, anorak, rüzgârlık, pijama, astarlı spor kıyafeti, blazer, askılı tulum, kısa pantolon, şort, etek, takım elbiseler, dışı tek taraflı astarlı spor elbiseleri, palto yağmurluk ve ceket (erkek), palto pelerin, manto, yağmurluk ve kaban (kadın), önlük ve iş kıyafeti, örme palto, ceket, plazer, spor kıyafeti, örme bluz ve süveter (kadın), ipekten elbise.

AKSESUVAR
Papyon ve kravat, eldivenler, çorap, külotlu çorap, tayt, sutyenler, yüzme kıyafetleri, şal, duvak, eşarp, peçe.

EV TEKSTİLİ
* Pamuklu havlu, yatak çarşafları, bornoz, robdöşambır, masa örtüleri, perdeler (stor dahil)

8 Ocak 2008 Salı

ABD'nin Turkiye Dusmanligi Tarihi

ABD'den Türklere yönelik düşmanlığın tarihi

İnsanlarımız keşke ABD'nin 28. cumhurbaşkanı Thomas Woodrow Wilson'ı tanısalardı. Wilson, dünyaya barış ve demokrasi getirme iddiasıyla elinde satır ortaya atılan zırtapoz ABD başkanlarının ilk ünlü örneğidir. 1918 yılında ortaya attığı ve "Wilson prensipleri" diye anılan 14 maddelik programı kapsamında Osmanlı'nın ve bu arada Anadolu'nun parçalanmasının gereğini ortaya koyan odur. Yurtdışına çıkan ilk ABD başkanıdır ve bu yolculuğa çıkışının tek nedeni de dünyanın parselasyon çalışmalarına öncülük etme amacıdır. 18 Ocak 1919 günü başlayıp dört gün süren ve Paris Konferansı olarak anılan toplantılarda İngiltere, İtalya ve Fransa başbakanları ; Lloyd George, Vittorio Emanuele Orlando ve Georges Clemenceau'ya önderlik etmiştir. Sevr işte bu konferansın ürünüdür. Dolayısıyla Sevr'in baş mimarının ABD olduğunu kafamıza çakmamız gerekir.

ABD'nin düşmanlığının başlangıcı olarak Sevr'in düşünülmesi ise büyük hata olur.

ABD Başkanı Wilson daha Birinci Dünya Savaşı bile başlamadan çok önce Türkiye'yi yok etmekten, haritadan silmekten söz etmiştir. 1912 yılında kendisine ABD büyükelçisi olarak Türkiye'ye Morgenthau'nun gönderilmesi önerildiğinde, "Öyle bir memleket olmayacak ki, elçi göndermek gereksin" cevabını verir. Elçi topraklarımıza, "O halde izin verin de bunu yerinde izlesin" gerekçesiyle gönderilebilecektir".

2)

ABD, Türk topraklarında Rumluk ve Ermenilik davası güdülmesini kışkırtıp desteklemek amacıyla daha Birinci Dünya Savaşı'ndan çok önce muazzam bir örgütlenme gerçekleştirmiştir. 1914 yılında, bugünkü Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde Amerikan Misyonerler Kurulu örgütüne bağlı 174 misyonerlik vardır. Kurul, 17 büyük misyonerlik merkezine ve 9 hastaneye sahiptir. 426 okulu ya doğrudan işletmekte ya da kontrolu altında tutmaktadır. Bu okulların öğrenci

sayısı 25 bindir.

3) Bu örgütlenmenin küçümsenmesini önlemek ve Ermeni soykırımı iddiasını başımızın üzerinde Demoklesin kılıcı gibi tutan ABD'nin maskesini düşürmek için iki belgeye değinelim. Bunlardan birincisi, Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi arşivlerinde bulunan Merzifon Amerikan Koleji Direktörü George White'ın mektubu. White, Haçlı Savaşı zihniyetini şöyle ortaya koyuyor : " Hristiyanlığın en büyük rakibi müslümanlıktır. Müslümanların da en kuvvetlisi Türkiye'dir. Bu devleti yıkmak için Ermeni ve Rum dostlarımızı terketmemeliyiz. Hristiyanlık için Ermeni ve Rum dostlarımız tarafından o kadar çok kan feda edildi ki, bunlardan birçoğu İslamlara karşı mücadelede şehit oldular. Unutmayalım ki, kutsal hizmetimizin sonuna kadar daha pek çok böyle şehit kanı akıtılacaktır. Alevîlere de mezhep hususunda serbestlik tanırsak, onlar da bize katılacaklardır. Bizim görevimiz bu fırsatı kaçırmamak, gereğine uygun hareket etmektir. Hristiyanların şimdiye kadar görmüş oldukları zulümlere karşı onların zekâtını ödeyecek bir ruh aşılamalıyız. Biz bunu şimdiye kadar yaptık ve başarılı olduk ".

4) Şimdi bir de Amerikalı profesör Earle'e kulak verelim : " Amerikan misyonerlerinden ve misyoner okullarından Ermeniler dillerini ve tarihsel geleneklerini yeniden üstün tutmayı öğrendiler, Batı'nın siyasal, toplumsal ve ekonomik ilerleme ideallerini tanıdılar, bulundukları duruma karşı daha etkin bir hoşnutsuzluk duymayı ve köylü müslüman komşularına karşı keskin bir üstünlük duygusu beslemeyi elde ettiler" 5)

( Anadolu'da bu kışkırtmacılığı yapan ABD'nin utanmazlığında elbette sınır olmayacaktır. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra, çoğu Rum ve Ermeni olan Amerikan vatandaşlarının zarara uğradığı iddiasıyla yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nden tazminat ister. İsteği 55 milyon Dolar'dır ama, bir at pazarlığı niyetinde olduğu Cumhuriyet Hükümeti tarafından farkedilir ve kendisine yüz verilmez. Pazarlıklar uzun sürer ve nihayet 1934 yılında yakamızdan düşmelerini sağlamak için 1,3 milyon Dolar tazminat kabul edilir. 6) )

Şimdi ABD'nin o dönemlere ait bir başka küstahlığına değineceğiz.

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na katılış tarihi 29 Ekim 1914'tür. Günümüzde Ermeni soykırımı iddialarının, tehcir kararının alınmış olduğu Mayıs 1915 ve sonrası döneme dayandırıldığını da biliyoruz. Halbuki, Türkiye'de hristiyan kırımı yapıldığı, bunu önlemek amacıyla Türkiye'ye bir donanma gönderilmesi gerektiği yönündeki bir kampanyanın ABD basınında başlatılması, tüm bu tarihlerden çok önceye rastlar. Böyle bir kampanyanın başlatılması üzerine ABD'de büyükelçi olarak bulunan Ahmet Rüstem 8 Eylül 1914 tarihli Washington Evening Star gazetesine bir demeç vererek, yürütülen bu kampanyanın ABD'yi savaşa sokma amaçlı bir kışkırtma olduğu konusunda Amerikan kamuoyunu uyarmaya çalışır. ABD yönetimi Ahmet Rüstem'e büyük tepki gösterir, özür dilemesini, ABD'de kalıp göreve devam edebilmek istiyorsa bir pişmanlık belgesi vermesini ister. Ahmet Rüstem bu isteği kabul etmeyince de 20 Eylül 1914 günü ABD'den kovulmuş olur. 7)

O döneme ilişkin ABD tarihinden bilmemiz gereken bir başka önemli isim, "Colonel (albay)" takma adıyla tanınan "Colonel House" ya da tam adıyla Edward Mandell House'dır. Bu kişi ABD başkanı Wilson'un danışmanı sıfatını taşımasına karşın, bazı çevrelerde "ABD'nin gerçek başkanı" olarak nitelendirilecek kadar güçlü ve yetkili bir politikacıdır. 1. Dünya Savaşı süresince de, ilgili devletlerle tüm ilişkileri o yürütmüştür. İşte bu "Albay" House, 1916 Şubat'ında Londra'da İngiliz Savaş Kabinesi ile toplantı yaptığı bir günün ardından güncesine şunları yazar : "Türkiye'yi hem Asya'da, hem de Avrupa'da neş'e içinde paylaştık". 8)

( Dikkatinizi çekeriz, bu laf edildiğinde daha 1. Dünya Savaşı'nın bitmesine ve bizim yenilerek Mondros Mütarekesi'ni imzalamaya mecbur kalmamıza iki yıl sekiz ay, Sevr'e dörtbuçuk yıl vardır).

Bu topraklara ve bu toprakların insanlarına karşı ezelden beri akıl almaz, ama hayâsız olduğu tartışılmaz bir kin duyan ABD'nin öyküsüne merak edenler için devam edeceğiz.

____________________

1) Evans, Laurence ; "United States Policy and the Partition of Turkey : 1914-1924 ", s.29.

2) Avcığlu, Doğan ; "Millî Kurtuluş Tarihi", Tekin Yayınevi, İstanbul, 1996, Cilt 1, s. 285.

3) Avcığlu, Doğan ; "Millî Kurtuluş Tarihi", Tekin Yayınevi, İstanbul, 1996, Cilt 1
s. 289

4) Avcığlu, Doğan ; "Millî Kurtuluş Tarihi", Tekin Yayınevi, İstanbul, 1996, Cilt 1 s.287-288.

5) Avcığlu, Doğan ; "Millî Kurtuluş Tarihi", Tekin Yayınevi, İstanbul, 1996, Cilt 1 s.289

6) Avcığlu, Doğan ; "Millî Kurtuluş Tarihi", Tekin Yayınevi, İstanbul, 1996, Cilt 1 s.292

7) Avcığlu, Doğan ; "Millî Kurtuluş Tarihi", Tekin Yayınevi, İstanbul, 1996, Cilt 1s. 292-300

8) . Avcığlu, Doğan ; "Millî Kurtuluş Tarihi", Tekin Yayınevi, İstanbul, 1996, Cilt 1, s. 302

Aytac Yalman'in itiraflari

Aytaç Yalman'ın itirafları
03 Kasım 2007 Cumartesi 13:45
Suriye'ye çıkışıyla tanındı. Terör ve PKK konusunda çarpıcı itiraflarda bulundu.
Emekli Orgeneral Aytaç Yalman, PKK ve Kürt sorununa nasıl baktıklarını, Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye teslim edilme sürecinde yaşananları anlattı.

Milliyet gazetesi yazarı Fikret Bila'nın bugünkü yazısında, Emekli Orgeneral Aytaç Yalman ile bir ropörtaj yer aldı.

‘Geçen 24 yılın komutanları' adlı yazı dizisinde, tugay, kolordu ve ordu komutanı olarak terör örgütü PKK ile mücadelenin askeri yönünün her aşamasında görev yapan Orgeneral Yalman, Fikret Bila’ya önemli açıklamalar yaptı.

Suriye sınırına askeri yığınak

Türkiye’nin terörle mücadele sürecinin önemli komutanlarından biri olan olan eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, 1998 yılında Abdullah Öcalan'ın Suriye’den çıkışı ile sonuçlanan süreçte de 2. Ordu komutanıydı.

Öcalan’ın Suriye’den çıkarıldığı döneme ilişkin önemli bilgiler veren Yalman, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş’in Şam yönetimini uyaran konuşmasının ardından Suriye sınırına yapılan askeri yığınağın başındaydı.

O dönemde Suriye ya Abdullah Öcalan'ı verecek ya da Türkiye ile savaşmayı göze alacaktı. Yalman, o dönemle ilgili günleri şu sözlerle ifade etti:

"Planlar hazırdı. Şam'a kadar gidecektik. İşin şakası yoktu. Ordunun başında cephe komutanı benim. Ama gerek kalmadı. Suriye ne yaptı? Karşı çıkamadı. Ordusunun zayıflığını kendisi de biliyordu. Apo'yu çıkarmak zorunda kaldı. Pabucun pahalı olduğunu gördü."

1938-1970 arası isyan yoktu

PKK sorununu 3 ayrı başlık altında değerlendiren Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Yalman’a göre Türkiye yapması gerekenleri zamanında yapmadı. Cumhuriyet dönemindeki isyanlardan sonra 1938'den 1970'e kadar terörün olmadığını hatırlatan Ogeneral Ylman, bu sosyal dönemin doğru algılanmadığını belirtti.

"Kürt yoktur diye eğitildik"

Türkiye'nin sorunu henuz sosyal boyuttayken görmesi gerektiğini belirten Orgeneral Yalman yapılan yanlışları şöyle ifade etti: “O aşamada sorunun 'kendini ifade' olarak tarif edildiğini görüyoruz. Dilini konuşmak, şarkısını, türküsünü dinlemek istiyor, kültürünü yaşamak istiyor. Oysa bizler o dönemde Kürt yoktur diye eğitilmişiz. Kürtleri, Türklerin kolu olarak görüyoruz. O dönemde sosyal istekleri bile biz 'yıkıcı faaliyetler kapsamında görüyoruz."

1978’de PKK’nın kurulmasıyla birlikte askeri dönemin başladığını belirten Orgenaral Yalman, Türkiye’nin o tarihte de meseleyi göremediğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

"1978'den sonra Abdullah Öcalan Suriye'ye geçti. Bekaa'da kamp kurrdu. 1982-84 arasında ciddi hazırlıklar yaptılar. O zaman Evren Paşa dönemi, askeri yönetim var. Ancak Apo-PKK olayı nedir, bunlar ne yapıyorlar, ciddi bir çalışma yok. Yönetim pek ciddiye almıyor."

Deprem Geliyor - Naci Gorur

Deprem geliyor
Deprem geliyor
Prof.Dr. Naci Görür: "Marmara fokur fokur kaynıyor"

03.11.2007 15:18
İSTANBUL Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr. Naci Görür, Marmara Denizi’nin bin 200 metre derinliğinde 7 saatlik inceleme yaptığını belirterek, “Denizin altındaki kırık, İstanbul’un nasıl bir tehdit altında olduğunu açıkça göstermektedir. Marmara’nın altında tıpkı 99 depremi öncesindeki belirtiler mevcut. Marmara’nın altı fokur fokur kaynıyor'' dedi.

Prof.Dr. Görür, Bolu’daki Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Deprem, Binalarımız ve Önlemler’ konulu konferansta, ‘Beklenen Marmara Depremi ile İlgili Deniz Altı Araştırma Sonuçlarında Son Durum’ konulu bir sunum yaptı. Bolu Vali Yardımcısı Hüseyin Doğan, AİBÜ Rektörü Prof.Dr. Atilla Kılıç, bilim adamları, oda temsilcileri ile mimar ve mühendislerin de katıldığı konferansta konuşan Prof.Dr. Görür, Marmara Bölgesi’nin deprem bakımından dünyanın en aktif bölgelerinden biri olduğunu söyledi.

99 MARMARA DEPREMİ İSTANBUL’U TOPUN AĞZINA İTMİŞTİR

1999 Marmara Depremi olmasaydı, Marmara Bölgesi’nin şu an büyük bir risk altında olmayacağına dikkat çeken Prof.Dr. Görür, “99 depremleri Marmara Bölgesi’ni ve İstanbul’u topun ağzına itmiştir. Kuzey Anadolu Fayı’nın, depremleri batıya taşıma özelliği bulunuyor. 99 depremleri Marmara’nın altındaki kabuğu yükledi. Kuzey Anadolu Fayı’nın kuzeyindeki kara kütlesi her yıl güneyine doğru 2.5 santim hareket ediyor. 2.5 santim hareket demek, 55 saniye süren 99 depreminde Adapazarı’ndan Gölcük’e olan kara kütlesini batıya doğru 5.5 metre itelemesi demek. Yılda 2.5 santim batıya doğru gitmesi gereken blok, 55 saniyede 5.5 metre aniden Marmara’nın kabuğuna doğru itilmiş vaziyette. Bu da, Marmara altındaki kabuğun 250 senede biriktireceği enerjiyi 55 saniyede biriktirmesine neden olmuştur'' dedi.

1999 DEPREMİ ÖNCESİ BELİRTİLER MEVCUT

Marmara Denizi’nde araştırma gemileriyle yapılan çalışmalarda tabandaki fayların belirlendiğini, yapılan sismik ölçümlerle denizin altının röntgeninin çekildiğini söyleyen Prof.Dr. Görür şöyle konuştu:

“Marmara Denizi’nin 1230 metre derinliklerine yapılan 30 dalışla fayın üzerinde inceleme yaptık. Fayın kalp atışlarını duymak için fay boyunca aletler yerleştirdik. Denizin altındaki kırık, İstanbul’un nasıl bir tehdit altında olduğunu açıkça göstermektedir. Marmara’nın altında tıpkı 99 depremi öncesindeki belirtiler mevcut. Marmara’nın altındaki fay boyunca su çıkışları, metan gazı, petrol ve gaz hidrit çıkışları mevcut. Marmara’nın altı fokur fokur kaynıyor.''

DEPREM SİYASİ BİR İŞ DEĞİLDİR

Son derece aktif olan bu fayın dünyanın çağdaş ve insan hayatına önem veren ülkeleri tarafından mutlaka gözlem altına alınacağını ifade eden Prof.Dr. Görür, “Faydaki akışkanların nitelik ve niceliklerin sürekli incelenmesi gerekir. Kurulacak gözlem istasyonundan yapılacak araştırmalar deprem felaketinin habercisi olabilir. Marmara’da bu kadar büyük bir deprem beklenildiği halde 350 bin liralık bir sensör alıp gözlem istasyonu kuramıyorsunuz. Lale için milyarlarca lira harcayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ne de İstanbul Valiliği 350 bin YTL vermedi. Ben hayatımı tehlikeye atarak, Marmara’nın 1200 metre derinliğinde deniz altında 7 saat inceleme yaptım. Deprem; siyasi, particilik ve ideolojik bir iş değildir. Ne bu günkü ne de geçmişteki Türk hükümetlerinin hiçbiri deprem konusunda gerekeni yapmamış ve sınıfta kalmışlardır'' dedi.

HÜKÜMETİN GÖREVİ TEDBİR ALMAKTIR

1999 Marmara depremi öncesinde İstanbul Teknik Üniversitesi’nin, bu bölgede deprem beklendiği yönünde hazırladığı raporun göz ardı edilmesi sonucu 20 bin insanın öldüğünü vurgulayan Prof.Dr. Görür, “Bütün araştırmalar beklenen Marmara depreminin kaçınılmaz olduğunu ortaya koyarken, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevi gerekli tedbirleri almak değil midir? İstanbul’daki mevcut yapı stoğunun büyük bir depreme dayanamayacağı da belli. O halde mevcut binaları güvenilir hale getirmek için daha ne bekliyorsunuz? Bu güne kadar hazırlanan 5 yıllık kalkınma planlarında hiçbir kent için deprem güvenliği ile ilgili bir tasarı bulunmamaktadır. Kuzey Anadolu Fayı’ndaki kırılma 1939’dan itibaren doğuya doğru geldi. Bu fayda en son deprem hangi bölgede olduysa, oranın batısı hedef haline gelmiştir. En son 99 depremi Gölcük’te olduğuna göre, oranın batısı Marmara Denizi ve çevresi şu an için büyük bir risk altındadır'' diye konuştu

Gizli Numaraya Son..!

CEP TLF.GİZLİ NUMARALAR

Merhabalar herkesin dört gözle beklediği özellik ,

TK'dan gelen taleple ilgili olarak, "arayan hattın numarasının
gizlendiği durumlarda çağrının müşteriye ulaşmasını engelleyecek
özellik" olan ACR (Anonymous Call Rejection) tüm şebekede abonelerin
kullanımına açıldı.



Aboneler telefonlarından *253# tuşlayarak (USSD ile) kendilerine
gizli numaradan çağrı gelmesini engelleyebiliyorlar. USSD *253#
aktivasyon işlemiyle HLR da ACR-2 yapılmakta. Bu durumda gizli
numarayla arayan aboneye "Aradağınız kişi gizli numaradan çağrı kabul
etmemektedir. Numaranızı görünür yaparak kendisine ulaşabilirsiniz"
anonsu verilmektedir. Çağrı anons sonrasında çıkmamakta ve aranan
kişiye herhangi bir mesaj gitmemektedir. Diğer çağrılar aboneye normal
olarak ulaşmaktadır.
Aboneler telefonlarından #253# tuşlayarak (USSD ile) kendilerine
gizli numaradan da çağrı gelmesini sağlayabilirler. USSD #253#
deaktivasyon işlemiyle HLR da abonende ACR-1 yapılmaktadır.
Ayrıca müşteri hizmetleri kanalıyla da aynı işlemler (aktivasyon ve
deaktivasyon) yapılabilecektir.

28 Aralık 2007 Cuma

Rapor ile Ogretmen Hacca Gider mi?

Öğretmenim hacda dersler boş


Öğretmenim hacda dersler boş Polatlı Anadolu Lisesi'nde görevli edebiyat öğretmeni Adife Hasdoğan sağlık raporu alarak, hacca gitti. Öğretmenin hacca gitmesiyle öğrencilerin derslerinin boş geçtiği öne sürülürken eğitimciler, hac dönemlerinde isteyen öğretmenlerin ücretsiz izne ayrılarak bu ibadetlerini yerine getirebildiğini ancak rapor alınarak böyle bir yolculuğa çıkılmasının hem dini hem mesleki açıdan etik olmadığını söyledi.

Edebiyat öğretmeni Adife Hasdoğan, 11 Aralık'tan itibaren 35 günlük sıhhi izin alarak hacca gitti. Radikal gazetesinin haberine göre, Hasdoğan, sıhhi iznini yurtdışında geçirmek için de valilikten izin aldı. Edinilen bilgiye göre öğretmen Hasdoğan'ın sihhi izni 4 Ocak'a kadar devam ediyor. Hasdoğan 3 Ocak'ta hacdan dönüyor.
Öğrenci velileri, Adife Hasdoğan'ın sıhhi izinle hacca gitmesinin sekizinci sınıf öğrencilerinin edebiyat derslerinin yaklaşık iki hafta boyunca boş geçmesine neden olduğ öne sürüldü.

NASIL RAPOR ALDI
Öğretmenler, hac ibadetlerini ücretsiz izin alarak yerine getiriyor. Bu nedenle Hasdoğan'ın 'ibadetini' yerine getirmek için kullandığı yöntem etik dışı bulundu. Anadolu Eğitim Sen Genel Başkanı Cansel Güven, "Hastaysa nasıl hacca gidiyor, hasta değilse nasıl rapor alabiliyor?" diyerek tepki gösterdi. Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer ise "Yasal olarak prosedüre uygun davranmış. Ancak bunu yapması, böyle bir dönemde bu kadar uzun süre bu gerekçeyle öğrencilerinden ayrı kalması etik değildir. Üstelik hak etmediği halde devletten maaş alarak hacca gitmek de ayrı bir çelişki doğuruyor" dedi.

AKP hükümetinin gelmesinin ardından benzer örneklerin arttığını anlatan Eğitim İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli ise şöyle konuştu: "Bu arkadaşlar bir de 35 gün hak etmediği halde devletten maaş alıyor. 35 gün öğrencilerini ihmal ediyor."

Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Murat Bey Balta da olaydan haberi olmadığını ancak ortada etik dışı bir davranış, prosüdüre uygun olmayan bir tutum olduğunun tespit edilmesi halinde gerekenin yapılacağını söyledi.

Polatlı İlçe Milli Eğitim Müdürü Necmettin Özdemir de Hasdoğan'ın hacca gidişini doğrulayarak, "Kendisi rapor almış ve daha sonra bu raporu sıhhi izne çevirmiştir. Valilikten de sıhhi iznini yurtdışında geçirmek için onay almış. Ortada bizi ilgilendiren bir sorun yok" açıklamasında bulundu. Öğrencilerin haftada 21 saat ders boşluğu yaşadığı iddialarını yalanlayan Özdemir, "Öğretmenin girmediği dersler, başka öğretmen arkadaşların yardımıyla dolduruldu" dedi.
Manisa'nın Soma ilçesinde bulunan Soma Anadolu Teknik ve Teknik Lise ve Anadolu Meslek Lisesi öğretmenlerinden İbrahim Taşdemir'in de heyet raporu alarak hacca gittiği iddia edildi. Öğretmenin yurtdışına çıktığına dair bağlı olduğu okula da bir beyanatta bulunmadığı öğrenildi

27 Aralık 2007 Perşembe

Universite Paylari Dengesiz Dagitiliyor

Eğitim herşeydir..!

Evet sürekli söyledik durduk bunu.. Yıllar böyle geçti, bundan sonra da böyle söyleyerek geçip gidecek bir çok yıllar.. Eğitime yönelik olarak sürekli birşeyler söylüyoruz ama hiçbir şey değişmiyor. Yenilikçi çalışmalar var ama hep batının adımlarını çok geriden almış oluyoruz. Onların belki yüzyıl önce uyguladığı sistemleri yeni! diye kabul edip programlarımıza alıyoruz.

Ne zamana kadar böyle gider bu merak konusu mu sizce? Bence değil! Çünkü birşeylerin değişeceği konusunda bir çok insanımız gibi umutsuzum........


17 Üniversite 1 üniversite etmiyor

Başbakanlık ‘her ile bir üniversite’ sloganı ile yeni üniversite açılışlarına devam etmesine karşın, 2007 yılında açılan 17 üniversiteye sadece 150 milyon YTL bütçe ayrıldı. Toplam 449 milyon YTL bütçesi olan İstanbul Üniversitesi 17 üniversiteyi üçe katlıyor.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, bu yıl 17 ilde üniversite kurulmasını öngören kanun tasarısı bu yıl Mart ayında kabul edilerek yürürlülüğe girdi. Karaman, Ağrı, Sinop, Siirt, Nevşehir, Karabük, Kilis, Çankırı, Artvin, Bilecik, Bitlis, Kırklareli, Osmaniye, Bingöl, Muş, Mardin ve Batman’da kurulan üniversitelerin bütçesi ise güdük kaldı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 81 ile üniversite kurmakta kararlı olduğunu her fırsatta belirtmesine karşın, yeni kurulan üniversitelere bütçeden ayrılan pay çok düşük oldu. 2008 yılı bütçesinde en büyük payı alan kurumlardan MEB, yeni kurulan 17 üniversiteye 65 milyon YTL’si personel gideri olmak üzere toplam 150 milyon 221 bin YTL bütçe ayırdı. Bütçe içerisinde mal ve hizmet alımı için ise 47 milyon YTL pay bulunuyor.

-BÜTÇEDEN EN AZ PAY MARDİN ÜNİVERSİTESİ’NE-
Yeni kurulan üniversiteler arasında ise en büyük payı 14 milyon 124 bin YTL ile Karabük Üniversitesi alırken, Bilecik Üniversitesi 12 milyon 468 bin YTL pay aldı. Mardin Artuklu Üniversitesi ise sadece 4 milyon 760 bin YTL pay alarak bütçeden en az pay alan üniversite oldu.

-YENİ ÜNİVERSİTELERİN TOPLAM BÜTÇESİ BİR ÜNİVERSİTE ETMİYOR-
İstanbul Üniversitesi bütçeden 449 milyon YTL pay alırken, Hacettepe Üniversitesi 319 milyon YTL, Marmara Üniversitesi 206 milyon YTL, ODTÜ 202 milyon YTL, Selçuk Üniversitesi 214 milyon YTL, Gazi Üniversitesi 297 milyon YTL, Ankara Üniversitesi 304 milyon YTL, Dokuz Eylül Üniversitesi 208 milyon YTL, Ege Üniversitesi ise 263 milyon YTL pay alıyor. Yeni kurulan 17 üniversitenin bütçeden aldığı toplam pay; bu üniversitelerin bütçesinin yanına bile yaklaşamıyor.

-YÖK, KADRO OLMAMASI NEDENİYLE ÜNİVERSİTE KURULMASINA KARŞIYDI-
Yükseköğretim Kurulu’nun, 9 Aralık 2003- 9 Aralık 2007 tarihlerini kapsayan “Faaliyet Raporuönda da YÖK ve Üniversitelerin bütçesinin, MEB bütçesi içindeki payının son dört yılda yüzde 25’den yüzde 20’ye düşürüldüğü bildirilmişti. Raporda; üniversite, fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokul sayılarındaki artışa rağmen 2008 bütçesindeki artış oranının, geçen yıl olduğu gibi yüzde 11 civarında olduğu vurgulanmıştı. Raporda, YÖK’ün üniversite açılacak kadro olmadığı gerekçesiyle üniversite açılmasını desteklemediği, YÖK’ün bu görüşüne rağmen, 2006’da 15, 2007’de 17 olmak üzere 32 devlet üniversitesi açıldığı anımsatılmıştı. Raporda; üniversite, fakülte, yüksekokul, ve öğrenci sayılarındaki artışa karşılık üniversitelerin akademik kadrolarında aynı oranda artışın sağlanamadığı belirtilmişti.

ANKA

Istanbul Rehberi - Onemli Bilgiler..!

Çok rehberler gördüm ama hiç biri bu rehber kadar gerçekçi değildi.. İstanbul'da her zaman bunları yaşamazsınız ancak şansızsanız ve dikkatsizseniz her an herşey olabilir..! :)


I S T A N B U L R E H B E R i

Kotu yemekleri pahaliya, iyi yemekleri cok pahaliya yersin.

Nefret etmekten ve terk etmekten sakin cekinme, nasilsa yine donecek ve yine seveceksin

Bu kenti ana caddelerde degil ara sokaklarda ogrenirsin. Sokaklara karis Istanbul seni dusunur.. Senin yerine

Trafik tabelasi yok diye her yolu girilebilir, donulebilir sanma; trafik tabelasi var diye bir yolu tek yon, cikmaz sokak falan da sanma, tabelalara fazla guvenme

Eminonu'nde gun batimini izlerken gordugun o havada turlayan martilar,senin yarinki ogle yemegin olacak. Onlari son kez canli canli goruyor oldugunu unutma, sevkat goster. Simit at mesela onlara

Tinercilere aciyip iyi davranmaya kalkma

'Sehir merkezi-centrum' diye bir yer yoktur. Arayip durma

'Kopru bu saatlerde tikali midir ( bogazici ) ?' gibi bir soru anlamsizdir

Yagmur yagarken taksi bulmaya calismak beyhude bir cabadir. Başinin caresine bak

Evet, hicbir yerden denize girilemiyor, tuhaf oldugunu biz de biliyoruz ama öyle

Yedigin sey, yedigini sandigin sey olmayabilir. Beklentin ve yediklerinin uyusma orani odedigin meblagdan bagimsiz bir degiskendir

Karsi yaka, her zaman senin olmadigin yerdir

Ne olmus bizans sarnici ise. Sabit pazar yapmamiza engel degil ki bu

Minibusler ve ozel halk otobuslerinin trafikte her seyi yapma haklari vardir. 'Itiraz etme, tartisma, korna calma, selektor yapma. (uzun yasamak istiyorsan)

Yolda yururken sana biri carptiginda özür dilemesini bekleme, sen carptiysan
da ozür dilemek icin durma; zira herkesin acelesi vardir bi yerlere
kosturuyorlardir

Seninle tartisan olursa 'sen benim kim olduğumu biliyomusun lan?' diye sor, lan'i eksik etme..

Evet o trenler epey eski. Bin yahu. Bir sey olmaz

Taksim-Bakirkoy arasi, dolmus ve cengaver surucusuyle, her zaman icin 20 dakika, bilemedin 25 dakika sürer; trafige bakip korkma

Mafyadan birini tanimiyorsan otoparktasın para isteyen birisine sert davranma. Ya da blöf yap. En garantilisi, ver parayi olsun bitsin

Bol bol gez dolas cunku dunyanin en guzel sehrindesin. Besiktas'ta cay ic, Karakoy'de simit ye, Beyoglu'nda sarhos ol , Sirkeci'de trene bin, Eminonu'nde ucuza kelepir mallar bul, Kadikoy'de kaybol

Ustune elektrikli testereyle gelen birisini gorursen kac. O adam saka yapmiyor

Topkapi Sarayi Topkapi'da degil Sarayburnu'ndadir, bosuna Topkapi'ya gitme

Yardim tekliflerini reddet, kandirilabilirsin, dolandirilabilirsin.

Ayrica seni kimse sevmiyor, Istanbul da sevmiyor, sevilmedigin yerde durma

'Fermuarli cebim var bir sey olmaz.' deme. Kapkaccilar beceremezse gaspcilar alacaktir o cep telefonunu. Telefonu vermeden once sim kartini geri iste. Cuzdanini da verme hemen. 'bari kartlari ver, isine yaramaz onlar.' de. Onlari da geri al. 'yol parami birak.' dersen bes ytl de cebinde kalir. Tesekkur edip yola devam et. Zamanin varsa polise ugra. Sana cay ikram
ederler.

Cay icmis olursun.

26 Aralık 2007 Çarşamba

Kopek Oldurmenin Cezasi 1971 YTL

Köpek öldürmenin cezası 1971 YTL

DHA

Antalya'da 14 Aralık sabahı 3 sokak köpeğini tüfekle öldüren Halil Altınok'a 1971 YTL ceza verildi. Molla Yusuf Mahallesi'nde 14 Aralık sabahı silah sesleri duyan mahalle sakinleri balkonlara fırladı. Konyaaltı İlköğretim Okulu'na 15 metre uzaklıktaki müstakil bir evde oturan Halil Altınok'un 3 köpeğe tüfekle ateş ettiği görüldü. 3 köpek kanlar içinde yere yığıldı. Mahalle sakinleri ve Konyaaltı Dostları Derneği yöneticileri Altınok'tan şikâyetçi oldu. Antalya Valiliği'nden dün yapılan açıklamada, Altınok'a 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca 1971 YTL para cezası verildiği bildirildi.

25 Aralık 2007 Salı

Yeni Sosyal Guvenlik Yasasi ve Yanlislar

Sosyal Güvenlik ile ilgili yeni yasa hakkında gelen bir maili paylaşıyorum. Herkesin bilgisi olmalı. Bunun siyasi yönü olarak ilgili hükümeti eleştirmek gerekiyor. Oy verilsin ya da verilmesin; önemli olan yanlışı görmek ve ses vermektir.


AKP Hükümeti'nin hazırladığı yeni Kanun Tasarısı geçen hafta TBMM'ye gönderildi.

  • Zaten kadınlar için 58, erkekler için 60 olan emeklilik yaşı hem kadınlar, hem de erkekler için 65'e çıkarılacak.
  • Emekliliğe hak kazanabilmek için yakın zamanda 5.000'den 7.000 güne çıkarılan prim ödeme zorunluluğu 9.000 gün prime çıkacak.
  • Emekli maaşları % 23 ila % 33 arasında düşürülecek.
  • Aylık geliri 139,6 YTL'den fazla olan bütün vatandaşlar her ay 73 ila 475 YTL Genel Sağlık Sigortası primi ödemek zorunda kalacak.
  • Sadece ayakta tedavi olununca değil; hastalık, kaza, ameliyat gibi nedenlerle hastaneye yatmak gerekince de "katılım payı" adı altında para ödenecek .
  • "Katılım payı" gerektiğinde beş katına kadar arttırılacak.
  • Bütün sağlık hizmetleri paralı olacak .
  • Sağlık hizmeti alabilmek için bu ülkenin vatandaşı olmak, üstelik vergi ödemek, dahası Genel Sağlık sigortası primi yatırmak, hatta bir de "katılım payı" ödemek yetmeyecek . Şimdi bir de "ilâve ücret" adı altında para ödemek gerekecek .
  • Bütün dünyada anne sütünün önemi yeniden anla
  • şılır ve emzirme teşvik edilirken Türkiye'de "sigortalının çocuğuna bir ay anne sütü yeter" mantığı geçerli olacak. Daha önce doğum yapan sigortalılara altı ay süreyle verilmesi öngörülen emzirme yardımı bir aya düşürülecek.
  • Hastalanan sigortalılara verilen iş göremezlik ödeneği % 16 azalacak.
  • Emekli Bağ-Kur'lularının maaşından 10 yıl süreyle % 10 oranında Genel sağlık sigortası primi kesilecek.
  • Primini ödeyemeyen vatandaşlar sağlık hizmeti alamayacak, hastane kapılarından geri dönecek.
  • Primini ödeyemeyen çiftçilerin pamuğuna buğdayına, üzümüne tütününe el konulacak.
AKP Hükümeti'nin 2006 yılı Mayıs ayında IMF ve Dünya Bankası 'nın direktifiyle çıkardığı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun bir dizi maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından Aralık ayında iptal edilmişti.
Hükümet Kanun'un yürürlüğünü önce 1 Temmuz 2007'ye erteledi. Ancak vatandaşların çok büyük bölümünün sağlık ve sosyal güvenlik haklarını yok eden Kanun'a karşı toplumun göstereceği tepkiyi genel seçimler öncesinde göze alamadı ve yürürlük tarihi ikinci defa 1 Ocak 2008'e ertelendi. AKP Hükümeti'nin hazırladığı yeni Kanun Tasarısı geçen hafta TBMM'ye gönderildi.
Tasarı eğer yasalaşırsa
sağlık ve sosyal güvenlik haklarımızda bir dizi kayıp oluşacak ..

Yunanistan'da genel grev yaşamı felç etti. Hükümetin sosyal güvenlik sistemiyle ilgili reform planlarına tepki olarak başlayan grev, Yunanistan'da hayatı durdurdu. Gemi ve uçak seferleri iptal edildi, mahkemeler, okullar kapandı. Televizyonlar ve radyolar yayınlarını durdurdu, gazeteler basılmadı .
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

ATİNA - Yunanistan'da tüm kamu ve özel sektör çalışanlarının, hükümetin, çeşitli meslek kuruluşlarının oluşturduğu 155 emeklilik fonunu, yeni bir yasal düzenlemeyle 5 fonun çatısı altında toplamayı hedefleyen sosyal güvenlik reformu yapma girişimini protesto etmek amacıyla başlattığı 24 saatlik genel grev ülkede yaşamı felç etti. Sendikalar düşük emekli aylığı ve emeklilik yaşının yükseltilmesini öngören hükümet reformuna karşı çıkıyor. Yunanistan İşçi Sendikaları Konfederasyonu (GSEE) ile Yunanistan Kamu çalışanları Konfederasyonu'nun (ADEDY) çağrısıyla yapılan ve son 60 yılın en büyük grevi olarak nitelendirilen greve, şehiriçi ve şehirlerarası otobüs, tren, metro, troleybüs, tramvay şoförlerinin katılması nedeniyle özellikle büyük kentlerde ulaşım zaman zaman durma noktasına geldi. Sivil hava yolu taşımacılığı ile deniz yolu ulaşımı çalışanlarının greve katılmalarıyla iç ve dış hat uçuşlarında tüm seferler iptal edilirken, ana kara ile adalar arasındaki bağlantı da koptu. Avukat ve yargı mensuplarının da katıldığı grev süresince duruşmalar ertelendi, mahkemeler kapalı kalırken, üniversiteler ve okullar da kapılarını kapattılar. Kamu bankaları, elektrik ve su işleri daireleri ile PTT çalışanlarının eyleme katılmasıyla da hizmetlerde aksaklıklar yaşandı.

BİZİM ÜZERİMİZDEYSE ÖLÜ TOPRAĞI VAR.
BEĞENMEDİĞİMİZ YUNANLILAR KADAR OLAMADIK.
MEDYA, GERÇEKLERİ VERMEK YERİNE HERKESİ UYUTMAK İ
ÇİN
OLMADIK UYDURMA HABERLER ÜRETİP DURUYOR... YAZIK !!
ZATEN HER MİLLET LAYIK OLDUĞU YÖNETİMLERCE YÖNETİLİR...

24 Aralık 2007 Pazartesi

Yasasin Yargitay - Iklim Guner

Yaşasın yargıtay

24 Aralık 2007

İklim GÜNER / iklimguner@hurriyet.com.tr

Yaşasın yargıtay Kirişle işlenen, kan damlamayan kadın cinayetlerinden biri olan 4 kadınla evlilik, kirli tırnağıyla kazıya kazıya oyduğu mezarına uzanmaya başladı şükür!

Bu ölümü kabullenmek istemeyip bir el uzatarak meftayı oradan kaldırmaya çalışanlar da olacak kabullenip o mezara çiçek dikip,
o çiçekleri sulayanlar da
Ya da Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin yaptığı gibi meftaya toprak üstüne toprak atanlar da
Seyredelim artık!
Bu bilek güreşini o kabire toprak atanların kazanması için, elde avuçta ne varsa harcamaya değmez mi?
kazma, kürek, kefen, toprak…
ne varsa zulada
*
4 kadınlık haremlerin efendileri,
bu kadınların sayısının aynı cümlede telaffuz etmenin dahi
boşanma nedeni olacabileceğini duyunca ne yapmışlardır acaba?
bu ses benim haremdekileri uyandırdı uyandıracak
telaşıyla gün bu gündür hesabına mı dalmışlardır?
yoksa
“bak elalemin kocası 4 kadını ağzına almaya korkarken
sen bizi boncuk gibi dizdin”
türündeki cümlelerden mi korumaya çalışıyorlardır kulaklarını
ya da biri gider biri gelir nasılsa diye
göbeklerini kaşımaya devam mı ediyorlardır
Gerçi zaten evli olmadığı diğer 3 kadından boşanmak gibi bir derdi olmayacağı için
İçlerinden sadece bir tanesini kaybedebilme ihtimali
ne derece sarsarki bu bolluğu, bereketi
*
Hiç şahit oldunuz mu bilmem?
ben çok şahit oldum,
“senin üzerine karı getireceğim” türünde espri(!) yapanlara
hemcinslerimize “karı”demekte ısrar edip,
bizi bize kırdırmaya çalışanlara.
Bunları dinlerken hep ellerime bakardım
kendilerine hakim olmaları için hep telkinlerde bulunurdum onlara
Onlarsa izin ver boğalım dercesine kımıl kımıl ederlerdi dizlerimin üzerinde…
Sabrın sonu selamet işte…
Dilerim o espiri(!)lere ve tehditlere maruz kalanlar bu fırsatı iyi kullanırlar ve
benim elimden kurtulup hukukun elinde sallanan o boyunları bağışlamazlar
teslim ederler giyotine
*
Kimi zaman büyük savaşlardan sonra şehit olan
kimi zaman nüfus dağılımındaki dengesizliğe kurban giden
kimi zaman din istismarlarının eteğinin altından baş gösteren
ama ab-ı hayatı yudumlamaya çalışan
“tek eşle evliliği” koruma konusunda her geçen gün daha titizleşiyor olmamız
ferahlattı içimizi değil mi?
“yuppiiiiiiii”yapmak isteyenler için bir meydan ayarlasa keşke kadın için çalışanlar…
Sağır etmek istediklerimiz de,
kulaklarının pasını silmek istediklerimiz de aramızda olsa keşke
ama nerdeeee…
*
Kafama takılan ufak bir hususa değinmeden geçemeyeceğim bu konuyu(!)
Sadece 4 kadını telaffuz eden şom ağızlıları mı kapsıyor bu karar?
Yani adam 4 kadınla evleneceğim demez de 3 kadınla evleneceğim derse ne olacak?
Mahkeme, kocası tarafından üzerine bir ya da iki kuma getirmekle tehdit edilen kadına
“git bacım işine,bu boşanma nedeni olamaz”mı diyecek
“kotayı aşmamış adam”
“ama illede boşanmak istiyorsan git terlik fırlat kocana”
ya da “boynun devrilsin heriiiiiiiif”de öyle gel diye geri mi çevirecek kadıncağızı…
*
Hukuki bakış açısından çok uzak olan son yorumumu dilerim çok eşli evlilik fanatikleri de yapmaz..
Daha açık seçik şekilde ilan etmek lazım bu kararı
Ve mümkünse kotayı biraz aşağı çekmek lazım
Bu güzel karardan bir iki sayı farkla yararlanamayan kadınların
Sırf kanundan yararlanabilmek adına kocalarına
kotayı doldurabilmek için imtiyaz tanımalarına seyirci olmak istemiyorsak tabi.
Malum bizde bu tür konular suistimallere gebe..

18 Aralık 2007 Salı

Ismet Pasa'nin Kurt Raporu

İsmet Paşa'nın Kürt Raporu




İsmet İnönü'nün yıllarca gizli kasalarda saklanan Kürt Raporu'yla Devletin “Kürt Politikası”na bakışı da ortaya çıktı. Gazeteci- yazar Saygı Öztürk'ün Doğan Kitap tarafından yayınlanan “İsmet Paşa’nın Kürt Raporu” adlı kitabı bu konudaki bilgileri de ilk kez günışığına çıkarıyor.

Yazar Emin Çölaşan “Raporun örneğini Saygı Öztürk’ten aldıktan iki gün sonra Uğur Mumcu bombalı saldırı sonucu öldürüldü” dedi ve bu trajik olayın ayrıntısı nı da “İsmet Paşa’nın Kürt Raporu” kitabının önsözünde yazdı.



1935 yılında Atatürk’ün emriyle Doğu ve Güneydoğu illerini, ilçelerini adım adım dolaşan dönemin Başbakanı İsmet İnönü'nün hazırladığı “çok gizli” rapor, 72 yıl sonra gün ışığına çıktı. İnönü’nün raporu üzerine başlatılan Umumi Müfettişlik uygulamasının da en çarpıcı raporları bu kitapta yer alırken, Türkiye’nin bugün tartıştığı tüm konuların 72 yıl önceki sorunlarla aynı olduğu anlaşılıyor..

"Devletin Derinliklerinde”, “Kasadaki Dosyalar”, “Kırcı 5-6-2 Tamam Reis”, “Madalyalı Mahkum”, “Sınır Ötesi Savaşın Kurmay Günlüğü” kitaplarının da yazarı olan Saygı Öztürk’ün, Doğan Kitaptan çıkan “İsmet Paşa’nın Kürt Raporu” kitabında Erzurum’dan Erzincan’a, Ağrı’dan Diyarbakır’a, Kars’tan Muş’a, Diyarbakır’dan Tunceli’ye, Van’dan Bitlis’e, devletin politikaları ilk kez bu kitapta ayrıntılarıyla açıklanıyor, 1935 yılı Türkiye’sinin ne durumda olduğu da gözler önüne seriliyor. İsmet Paşa’nın ünlü raporunda hemen her il’le ilgili değerlendirmeler yer alıyor.

İşte rapordan bazı bölümler:

- Ağrı'da Kürtlerin medenileşip, sükunet bulmaları bile kardır. Karaköse, hükümete bağlı bir Kürt şehridir. Erzincan Kürt merkezi olursa Kürdistan'ın kurulmasından korkarım.

- Iğdır'da Kürtlerin yerinden oynatılmasına ne lüzum, ne imkan vardır.

- Türklüğe hevesli bir Arap şehri olan Siirt'in doğuya naklini tercih ederim

- Van ve Erzincan'da acele olarak, Muş Ovası'nda tedricen ve Elazığ Ovası'nda kuvvetli Türk kitleleri vücuda getirmek zorundayız.

- Türklerle Kürtler aynı okulda okumalıdır. Bu Kürtleri Türkleştirmek için etkili olacaktır.

- "Diyarbakır, kuvvetli Türklük merkezi olmak için tedbirlerimizi kolaylıkla işletebileceğimiz bir olgunluktadır.

- "Düşman unsurlar içinde saldırgan olan teşkilat Kürt reisleri ve adamlarıdır. Fransız istihbarat zabitleri her istedikleri anda Kürt reislerini çeteler halinde memleketimize saldırtmağa muktedirdirler."

- "Mardin vilayetinden çıkarılacak Hıristiyan ve Arapların yerlerini Kürtler derhal dolduracaklardır. Bu hal bizim için pek zararlıdır.”

-"Siirt Türklüğe hevesli bir Arap şehridir. Hükümete yakın itaatkar halkı vardır. Havası gayet iyi olan Siirt susuz, pis bir trahom merkezidir. Siirt vilayetinde başlıca kuvvetimiz; idare merkezlerimiz, memurlarımız ve zabitlerimizdir. İdare merkezlerimiz çok kuvvetli olmalı. İcabında konulup kaldırılmak üzere özel adliye rejimi kurulmalıdır."

- "Bitlis, Hizan ve Mutki arasında suni olarak daima devlet kuvveti ile vücuda getirilmiş bir Türk merkezidir. Bitlis olmasaydı bizim onu yaratmamız gerekecekti."

- "Muş Ovası uzun süre boş kalmayacak, herhalde Kürtler yavaş yavaş dolduracaklardır."

- "Van halkı derlemedir. Bütün halkın ümidi devletin göstereceği ilgidedir. Sağlam bünyeli şarkta Cumhuriyetin çok önemli bir temeli olacaktır. Böyle bir temel Türk hakimiyeti için her bakımdan lazımdır."

- Malazgirt kadar bitkin ve fena bir yer güçlükle tasavvur edilebilir. Halbuki buranın, yeni temiz bir Türk şehri Türk merkezi olarak kurulması bizim için pek kıymetli olacaktır."

- "Kürtleri verimli topraklardan nereye göndereceğiz? Hudut üzerinde bulunan yerleri derhal Kürtlerle dolacak. Ağrı'dan geçici olarak gelen Kürtleri de bir yere gönderemeyiz. Sükunet bulmuş olmaları bile kafi bir kardır."

- "Bundan 10 sene sonra Sarıkamış'ın ordugahına askeri olarak ihtiyacımız olacağını zannediyorum."

- "Kars'ı ve Artvin'i bir an evvel soyup tahrip etmek fikrinde değil, bütün kuvvetimizle son ana kadar muhafaza etmek kararında olduğumuza içeriyi ve dışarıyı kesin olarak inandırmak mecburiyetindeyiz."

Saygı Öztürk

- "Erzurum'un kalkınmasını az senelerde temin edebilirsek, şimalde hududa karşı ve içeride Kürtlüğe karşı sağlam bir Türk merkezini yeniden kurmuş oluruz."

- "Az zamanda Erzincan'ın Kürt merkezi olmasıyla asıl korkunç Kürdistan'ın meydana gelmesinden kaygılanmak yerindedir."

- "Bütün seyahatimizde en iyi şey olarak, belki bütün Türkiye'de bu bakımdan birincidir; Samsun hususi idare bütçesini gördüm."

- "Türkler ve Kürtleri ayrı ayrı okutmakta yarar yoktur. İlk tahsili birlikte yapmalılar. Bu, Kürtleri Türkleştirmek için etkili olacaktır."

- Dersim Vilayeti'nin teşkili ile askeri bir idare kurulması ve Dersim ıslahının bir programa bağlanması lazımdır.

- Memur yetiştirecek büyük müesseseler güneyde yoktur. Orta mektebe girecekler içerisinde Kürtlerden de müracaat olursa, onları da reddetmemeliyiz.


Hürriyet

28 Kasım 2007 Çarşamba

Tuketici Kanunu

TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN

Kanun Numarası: 4077, Kabul Tarihi: 23/02/1995

Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 08/03/1995, Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı: 22221



BİRİNCİ KISIM: Amaç, Kapsam, Tanımlar
Amaç

Madde 1 - Bu Kanunun amacı, ekonominin gereklerine ve kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir.

Kapsam

Madde 2 - Bu Kanun,1 inci maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü hukuki işlemi ?tüketici işlemini? kapsar.

Madde 3. ? (4882. Değ) Bu Kanunun uygulamasında;

a) Bakanlık: Sanayi ve Ticaret Bakanlığını,

b) Bakan: Sanayi ve Ticaret Bakanını,

c) Mal: Alış-verişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları,

d) Hizmet: Bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti,

e) Tüketici: Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi,

f) Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri,

g) Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri Kapsamında tüketiciye hizmet sunan gerçek veya tüzel kişileri,

h) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi,

i) İmalatçı-Üretici: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere tüketiciye sunulmuş olan mal veya hizmetleri ya da bu mal veya hizmetlerin hammaddelerini yahut ara mallarını üretenler ile mal üzerine kendi ayırt edici işaretini, ticari markasını veya unvanını koyarak satışa sunanları,

j) İthalatçı: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere tüketiciye sunulmuş olan mal veya hizmetleri ya da bu mal veya hizmetlerin hammaddelerini yahut ara mallarını yurt dışından getirerek satışa sunan gerçek veya tüzel kişiyi,

k) Kredi veren: Mevzuatları gereği tüketicilere nakit kredi vermeye yetkili olan banka, özel finans kuruluşu ve finansman şirketlerini,

l) Reklam veren: Ürettiği ya da pazarladığı malın/hizmetin tanıtımını yaptırmak, satışını artırmak veya imajını yaratıp güçlendirmek amacıyla hazırlattığı, içinde firmasının ya da mal/hizmet markasının yer aldığı reklamları yayınlatan, dağıtan ya da başka yollarla sergileyen gerçek ya da tüzel kişiyi,

m) Reklamcı: Ticari reklam ve ilânları reklam verenin duyduğu ihtiyaç doğrultusunda hazırlayan ve reklam veren adına yayınlanmasına aracılık eden ticari iletişim uzmanı gerçek ya da tüzel kişiyi,

n) Mecra kuruluşu: Ticari reklam veya ilânı hedef kitleye ulaştıran iletişim kanallarının ya da her türlü aracın sahibi, işleticisi veya kiralayıcısı olan gerçek veya tüzel kişiyi,

o) Teknik düzenleme: Bir ürünün ve hizmetin, ilgili idari hükümler de dahil olmak üzere, özellikleri, işleme ve üretim yöntemleri, bunlarla ilgili terminoloji, sembol, ambalajlama, işaretleme, etiketleme ve uygunluk değerlendirilmesi işlemleri hususlarından biri veya birkaçını belirten ilgili Bakanlık tarafından Resmi Gazetede yayımlanarak mecburi uygulamaya konulan standartlar dahil olmak üzere uyulması zorunlu olan her türlü düzenlemeyi,

p) Tüketici örgütleri: Tüketicinin korunması amacıyla kurulan dernek, vakıf veya bunların üst kuruluşlarını, ifade eder.



İKİNCİ KISIM: Tüketicinin Korunması ve aydınlatılması

Ayıplı Mal

Madde 4. - Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilânlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.

Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir.

İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına göre kredi veren ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Ayıplı malın neden olduğu zarardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu takdirde bunlar müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Bu madde ile ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda beş yıldır. Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.

Ayıplı malın neden olduğu zararlardan sorumluluğa ilişkin hükümler dışında, ayıplı olduğu bilinerek satın alınan mallar hakkında yukarıdaki hükümler uygulanmaz.

Satışa sunulacak ayıplı mal üzerine ya da ambalajına, imalatçı veya satıcı tarafından tüketicinin kolaylıkla okuyabileceği şekilde ?özürlüdür? ibaresini içeren bir etiket konulması zorunludur. Yalnızca ayıplı mal satılan veya bir kat ya da reyon gibi bir bölümü sürekli olarak ayıplı mal satışına, tüketicinin bilebileceği şekilde tahsis edilmiş yerlerde bu etiketin konulma zorunluluğu yoktur. Malın ayıplı olduğu hususu, tüketiciye verilen fatura, fiş veya satış belgesi üzerinde gösterilir.

Güvenli olmayan mallar, piyasaya özürlüdür etiketiyle dahi arz edilemez. Bu ürünlere, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri uygulanır.

Bu hükümler, mal satışına ilişkin her türlü tüketici işleminde de uygulanır.



Ayıplı Hizmet

MADDE 4/A. ? (4822. Değ) Sağlayıcı tarafından bildirilen reklam ve ilânlarında veya standardında veya teknik kuralında tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler, ayıplı hizmet olarak kabul edilir.

Tüketici, hizmetin ifa edildiği tarihten itibaren otuz gün içerisinde bu ayıbı sağlayıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, sözleşmeden dönme, hizmetin yeniden görülmesi veya ayıp oranında bedel indirimi haklarına sahiptir. Tüketicinin sözleşmeyi sona erdirmesi, durumun gereği olarak haklı görülemiyorsa, bedelden indirim ile yetinilir. Tüketici, bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 4 üncü maddede belirtilen şartlar çerçevesinde tazminat da isteyebilir. Sağlayıcı, tüketicinin seçtiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

Sağlayıcı, bayi, acente ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına göre kredi veren, ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zarardan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Sunulan hizmetin ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Daha uzun bir süre için garanti verilmemiş ise, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile ayıplı hizmetten dolayı yapılacak talepler hizmetin ifasından itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak, sunulan hizmetin ayıbı, tüketiciden sağlayıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.

Ayıplı hizmetin neden olduğu zararlardan sorumluluğa ilişkin hükümler dışında, ayıplı olduğu bilinerek edinilen hizmetler hakkında yukarıdaki hükümler uygulanmaz.

Bu hükümler, hizmet sağlamaya ilişkin her türlü tüketici işleminde de uygulanır.



Satıştan Kaçınma

Madde 5. ? (4822. Değ) Üzerinde ?numunedir? veya ?satılık değildir? ibaresi bulunmayan bir malın; ticarî bir kuruluşun vitrininde, rafında veya açıkça görülebilir herhangi bir yerinde teşhir edilmesi halinde satıcı bu malların satışından kaçınamaz.

Hizmet sağlamada da haklı bir sebep olmaksızın kaçınılamaz.

Aksine bir teamül, ticarî örf veya adet yoksa, satıcı bir mal veya hizmetin satışını o mal veya hizmetin kendisi tarafından belirlenen miktar, sayı veya ebat gibi koşullara ya da başka bir mal veya hizmetin satın alınmasına bağlı kılamaz.

Diğer mal satışı ve hizmet sağlama sözleşmelerinde de bu hüküm uygulanır.



Sözleşmedeki Haksız Şartlar

Madde 6. ? (4822. Değ) Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır.

Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir.

Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir.

Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez.

Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir.

6/A, 6/B, 6/C, 7, 9, 9/A, 10, 10/A ve 11/A maddelerinde yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen tüketici sözleşmeleri en az oniki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenir ve sözleşmede bulunması gereken şartlardan bir veya birkaçının bulunmaması durumunda eksiklik sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Bu eksiklik satıcı veya sağlayıcı tarafından derhal giderilir.

Bakanlık standart sözleşmelerde yer alan haksız şartların tespit edilmesine ve bunların sözleşme metninden çıkartılmasının sağlanmasına ilişkin usul ve esasları belirler.



Taksitle Satış

MADDE 6/A. ? (4822. Değ) Taksitle satış, satım bedelinin en az iki taksitle ödendiği ve malın veya hizmetin sözleşmenin düzenlendiği anda teslim veya ifa edildiği satım türüdür.

Taksitle satış sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Sözleşmede bulunması gereken asgari koşullar aşağıda gösterilmiştir:

a) Tüketicinin ve satıcı veya sağlayıcının isim, unvan, açık adresleri ve varsa erişim bilgileri,

b) Malın veya hizmetin Türk Lirası olarak vergiler dahil peşin satış fiyatı,

c) Vadeye göre faiz ile birlikte ödenecek Türk Lirası olarak toplam satış fiyatı,

d) Faiz miktarı, faizin hesaplandığı yıllık oran ve sözleşmede belirlenen faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faizi oranı,

e) Peşinat tutarı,

f) Ödeme planı,

g) Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları.

Satıcı veya sağlayıcı, bu bilgilerin sözleşmede yer almasını sağlamak ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermekle yükümlüdür. Sözleşmeden ayrı olarak kıymetli evrak niteliğinde senet düzenlenecekse, bu senet, her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde ve sadece nama yazılı olarak düzenlenir. Aksi takdirde, kambiyo senedi geçersizdir.

Taksitle satışlarda; tüketici, borçlandığı toplam miktarı önceden ödeme hakkına sahiptir. Tüketici aynı zamanda, bir taksit miktarından az olmamak şartıyla bir veya birden fazla taksit ödemesinde bulunabilir. Her iki durumda da satıcı, ödenen miktara göre gerekli faiz indirimini yapmakla yükümlüdür.

Satıcı veya sağlayıcı, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak satıcının veya sağlayıcının bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi ve ödenmeyen taksit toplamının satış bedelinin en az onda biri olması halinde kullanılabilir. Ancak satıcının veya sağlayıcının bu hakkını kullanabilmesi için en az bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir.

Sözleşme şartları tüketici aleyhine hiçbir şekilde değiştirilemez.



Devre Tatil

MADDE 6/B. ? (4822. Değ) Devre tatil sözleşmeleri, en az üç yıl süre için yapılan ve bu süre zarfında yıl içinde, belirli veya belirlenebilecek ve bir haftadan az olmayacak bir dönem için bir veya daha fazla sayıdaki taşınmazın kullanım hakkının devri ya da devri taahhüdünü içeren ve bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunlu, yazılı sözleşme ya da sözleşmeler grubudur.

Devre tatil sözleşmelerine ilişkin usul ve esasları Bakanlık belirler.



Paket Tur

MADDE 6/C. ? (4822. Değ) Paket tur sözleşmeleri; ulaştırma, konaklama ve bunlara yardımcı sayılmayan diğer turistik hizmetlerin en az ikisinin birlikte, her şeyin dahil olduğu fiyatla satılan veya satış taahhüdü yapılan ve hizmeti yirmidört saatten uzun bir süreyi kapsayan veya gecelik konaklamayı içeren ve bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunlu, önceden düzenlenmiş yazılı sözleşmelerdir.

Paket tur sözleşmelerine ilişkin usul ve esasları Bakanlık belirler.



Kampanyalı Satışlar

Madde 7. ? (4822. Değ) Kampanyalı satış, gazete, radyo, televizyon ilânı ve benzeri yollarla tüketiciye duyurularak düzenlenen kampanyalara iştirakçi kabul edilmesi ve malın veya hizmetin daha sonra teslim veya ifa edilmesi suretiyle yapılan satımdır.

Kampanyalı satışlar Bakanlığın izni ile yapılır. Bakanlık hangi tür satışların izne tabi olacağını, ön ödeme, taksit miktarı, teslim süresi, üretici firma garantisi, yatırılacak teminat ile kampanyalı satışlarda uyulması gereken usul ve esasları tespit eder.

İlan ve taahhüt edilen mal veya hizmetin teslimatının veya ifasının hiç ya da gereği gibi yapılmaması durumunda, satıcı, sağlayıcı, bayi, acente, imalatçı-üretici, ithalatçı ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına göre kredi veren müteselsilen sorumludur.

Tüketici kampanyadan ayrılmaya karar verdikten sonra kampanyayı düzenleyen, mal veya hizmetin tüketiciye teslim tarihini geçmemek şartıyla tüketicinin o ana kadar ödediği tüm bedeli ödemekle yükümlüdür.

Kampanyayı düzenleyen, kampanyalı satışlarda düzenlenecek yazılı sözleşmede, 6/A maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen bilgilere ek olarak ?kampanya bitiş tarihi? ve ?mal veya hizmetin teslim veya yerine getirilme tarih ve şekli?ne ilişkin bilgileri de içeren sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermek zorundadır.

Sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça, ön ödeme tutarı, mal veya hizmetin satış bedelinin yüzde kırkından fazla olamaz.

Kampanyalı satışlarda malın teslim ya da hizmetin ifa süresi on iki ayı aşamaz. Konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar için bu süre otuz aydır.

Tüketicinin ödemeye ilişkin tüm edimlerini yerine getirmesi durumunda, malın teslimi ya da hizmetin ifası, ödemenin bitimini takiben en geç bir ay içinde yapılmak zorundadır.

Kampanyalı taksitle satışlarda 6/A maddesi hükümleri de uygulanır.



Madde 8. ? (4822. Değ) Kapıdan satış; işyeri, fuar, panayır gibi satış mekanları dışında yapılan satımlardır.

Bakanlık, kapıdan satış yapacaklarda aranılacak nitelikleri, bu Kanuna tabi olan ve olmayan kapıdan satışları ve kapıdan satışlara ilişkin uygulama usul ve esaslarını belirler.

Bu tür satışlarda; tüketici, teslim aldığı tarihten itibaren yedi gün içinde malı kabul etmekte veya hiçbir gerekçe göstermeden ve hiçbir yükümlülük altına girmeden reddetmekte serbesttir. Hizmetlerin satımında ise bu süre, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren başlar. Bu süre dolmadan satıcı veya sağlayıcı, kapıdan satış işlemine konu mal veya hizmet karşılığında tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. Satıcı, cayma bildirimi kendisine ulaştığı andan itibaren yirmi gün içerisinde malı geri almakla yükümlüdür.

Tüketici, malın mutat kullanımı sebebiyle meydana gelen değişiklik ve bozulmalarından sorumlu değildir.

Taksitle yapılan kapıdan satışlarda 6/A maddesi, kampanyalı kapıdan satışlarda 7 nci madde hükümleri ayrıca uygulanır.



Kapıdan Satışlarda Satıcının ve Sağlayıcının Yükümlülüğü

Madde 9. ? (4822. Değ) Kapıdan satış sözleşmelerinde, sözleşmede bulunması gereken diğer unsurlara ilave olarak mal veya hizmetin nitelik ve niceliğine ilişkin açıklayıcı bilgiler, cayma bildiriminin yapılacağı açık adres ve en az on altı punto ve koyu siyah harflerle yazılmış aşağıdaki ibare yer almak zorundadır:

Tüketicinin hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin ve hiçbir gerekçe göstermeksizin teslim aldığı veya sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren yedi gün içerisinde malı veya hizmeti reddederek sözleşmeden cayma hakkının var olduğunu ve cayma bildiriminin satıcı/sağlayıcıya ulaşması tarihinden itibaren malı geri almayı taahhüt ederiz.

Tüketici, sahip olduğu haklarının da yazılı bulunduğu sözleşmeyi imzalar ve kendi el yazısı ile tarihini yazar. Satıcı veya sağlayıcı, bu bilgilerin sözleşmede yer almasını sağlamak ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermekle yükümlüdür.

Bu madde hükümlerine göre düzenlenmiş bir sözleşmenin ve malın tüketiciye teslim edildiğini ispat satıcıya veya sağlayıcıya aittir. Aksi takdirde, tüketici cayma hakkını kullanmak için yedi günlük süre ile bağlı değildir.



Mesafeli Sözleşmeler

MADDE 9/A. ? (4822. Değ) Mesafeli sözleşmeler; yazılı, görsel, telefon ve elektronik ortamda veya diğer iletişim araçları kullanılarak ve tüketicilerle karşı karşıya gelinmeksizin yapılan ve malın veya hizmetin tüketiciye anında veya sonradan teslimi veya ifası kararlaştırılan sözleşmelerdir.

Mesafeli satış sözleşmesinin akdinden önce, ayrıntıları Bakanlıkça çıkarılacak tebliğle belirlenecek bilgilerin tüketiciye verilmesi zorunludur. Tüketici, bu bilgileri edindiğini yazılı olarak teyit etmedikçe sözleşme akdedilemez. Elektronik ortamda yapılan sözleşmelerde teyid işlemi, yine elektronik ortamda yapılır.

Satıcı ve sağlayıcı, tüketicinin siparişi kendisine ulaştığı andan itibaren otuz gün içerisinde edimini yerine getirir. Bu süre, tüketiciye daha önceden yazılı olarak bildirilmek koşuluyla en fazla on gün uzatılabilir.

Satıcı veya sağlayıcı elektronik ortamda tüketiciye teslim edilen gayri maddî malların veya sunulan hizmetlerin teslimatının ayıpsız olarak yapıldığını ispatla yükümlüdür.

Cayma hakkı süresince sözleşmeye konu olan mal veya hizmet karşılığında tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasının veya borç altına sokan herhangi bir belge vermesinin istenemeyeceğine ilişkin hükümler dışında kapıdan satışlara ilişkin hükümler mesafeli sözleşmelere de uygulanır.

Satıcı veya sağlayıcı cayma bildiriminin kendisine ulaştığı tarihten itibaren on gün içinde almış olduğu bedeli, kıymetli evrakı ve tüketiciyi bu hukukî işlemden dolayı borç altına sokan her türlü belgeyi iade etmek ve yirmi gün içerisinde de malı geri almakla yükümlüdür.



Tüketici Kredisi

Madde 10. ? (4822. Değ) Tüketici kredisi, tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla kredi verenden nakit olarak aldıkları kredidir.

Tüketici kredisi sözleşmesinin yazılı olarak yapılması ve bu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur. Taraflar arasında akdedilen sözleşmede öngörülen kredi şartları, sözleşme süresi içerisinde tüketici aleyhine değiştirilemez.

Sözleşmede;
a) Tüketici kredisi tutarı,

b) Faiz ve diğer unsurlarla birlikte toplam borç tutarı,

c) Faizin hesaplandığı yıllık oran,

d) Ödeme tarihleri, anapara, faiz, fon ve diğer masrafların ayrı ayrı belirtildiği ödeme planı,

e) İstenecek teminatlar,

f) Akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faizi oranı,

g) Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları,

h) Kredinin vadesinden önce kapatılmasına ilişkin şartlar,

i) Kredinin yabancı para birimi cinsinden kullandırılması durumunda, geri ödemeye ilişkin taksitlerin ve toplam kredi tutarının hesaplanmasında, hangi tarihteki kurun dikkate alınacağına ilişkin şartlar, yer alır.

Kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir. Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren, asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez.

Tüketici, kredi verene borçlandığı toplam miktarı önceden ödeyebileceği gibi aynı zamanda vadesi gelmemiş bir ya da birden çok taksit ödemesinde de bulunabilir. Her iki durumda da kredi veren, ödenen miktara göre gerekli faiz ve komisyon indirimini yapmakla yükümlüdür. Bakanlık ödenen miktara göre gerekli faiz ve komisyon indiriminin ne oranda yapılacağının usul ve esaslarını belirler.

Kredi verenin, tüketici kredisini, belirli marka bir mal veya hizmet satın alınması ya da belirli bir satıcı veya sağlayıcı ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile vermesi durumunda satılan malın veya hizmetin hiç ya da zamanında teslim veya ifa edilmemesi halinde kredi veren tüketiciye karşı satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olur.

Kredi verenin ödemeleri bir kıymetli evraka bağlaması ya da krediyi kıymetli evrak kabul etmek suretiyle teminat altına alması yasaktır.

Bu yasağa rağmen tüketiciden bir kıymetli evrak alınacak olursa, tüketici bu kıymetli evrakı kredi verenden geri istemek hakkına sahiptir. Ayrıca, kredi veren kıymetli evrakın ciro edilmesi sebebiyle tüketicinin uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlüdür.



Kredi Kartları

MADDE 10/A. ? (4822. Değ) Kredi kartı ile mal veya hizmet alımı sonucu nakdi krediye dönüşen veya kredi kartı ile nakit çekim suretiyle kullanılan krediler de 10 uncu madde hükümlerine tabidir. Ancak, bu tür krediler hakkında 10 uncu maddenin ikinci fıkrasının (a), (b), (h) ve (ı) bentleri ile dördüncü fıkra hükmü uygulanmaz.

Kredi veren tarafından tüketiciye gönderilen dönemsel hesap özetleri, 10 uncu maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinde öngörülen ödeme planı hükmündedir. Dönemsel hesap özetinde yer alan asgari ödeme tutarının vadesinde ödenmemesi halinde; tüketici, 10 uncu maddenin (f) bendinde yer alan gecikme faizi dışında herhangi bir isim altında yükümlülük altına sokulamaz.

Kredi veren faiz artırımını otuz gün önceden tüketiciye bildirmek zorundadır. Kredi veren tarafından artırılan faiz oranı geriye dönük olarak uygulanamaz. Tüketici bildirim tarihinden itibaren en geç altmış gün içinde tüm borcu ödeyip kredi kullanmaya son verdiği takdirde faiz artışından etkilenmez.

Mal veya hizmetin kredi kartı ile satın alındığı durumlarda, satıcı veya sağlayıcı, tüketiciden komisyon veya benzeri bir isim altında ilave ödemede bulunmasını isteyemez.



Süreli Yayınlar

Madde 11. ? (4822. Değ) Süreli yayın kuruluşlarınca düzenlenen ve her ne amaç ve şekilde olursa olsun, bilet, kupon, iştirak numarası, oyun, çekiliş ve benzeri yollarla süreli yayın dışında ikinci bir ürün ve/veya hizmetin verilmesinin taahhüt edildiği durumlarda; kitap, dergi, ansiklopedi, afiş, bayrak, poster, sözlü veya görüntülü manyetik bant veya optik disk gibi süreli yayıncılık amaçlarına aykırı olmayan kültürel ürünler dışında hiçbir mal ya da hizmetin taahhüdü ve dağıtımı yapılamaz. Bu amaçla kampanya düzenlenmesi halinde, kampanya süresi altmış günü geçemez. Kampanya konusu mal veya hizmet bedelinin bir bölümünün tüketici tarafından karşılanması istenemez.

Süreli yayın kuruluşu, kampanyaya ait reklam ve ilânlarında, kampanya konusu mal veya hizmetin Türkiye genelinde teslim ve ifa tarihlerine ilişkin programını ilân etmek ve kampanya konusu mal veya hizmetin teslim ve ifasını, kampanyanın bitiminden itibaren otuz gün içinde yerine getirmek zorundadır.

Kampanya süresince, süreli yayının satış fiyatı, ikinci ürün olarak verilmesi taahhüt edilen mal veya hizmetin yol açtığı maliyet artışı nedeniyle artırılamaz. Kampanya konusu mal veya hizmet taahhüdü ve dağıtımı bölünerek yapılamayacağı gibi, bu mal veya hizmetin ayrılmaz ya da tamamlayıcı parçaları da ayrı bir kampanya konusu haline getirilemez. Bu Kanunun uygulamasında, ikinci ürün olarak verilmesi taahhüt edilen her bir mal veya hizmete ilişkin işlemler bağımsız bir kampanya olarak kabul edilir.

Süreli yayın kuruluşları tarafından düzenlenmeyen, ancak süreli yayınla doğrudan veya dolaylı irtibatlandırılan kampanyalar da bu hükümlere tabidir.



Abonelik Sözleşmeleri

MADDE 11/A. ? (4822. Değ) Her türlü abonelik sözleşmelerine taraf olan tüketiciler, isteklerini satıcıya yazılı olarak bildirmek kaydıyla aboneliklerine tek taraflı son verebilirler.

Satıcı tüketicinin aboneliğe son verme isteğini, yazılı bildirimin kendisine ulaştığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde yerine getirmekle yükümlüdür.

Süreli yayın aboneliğine son verme isteği ise; yazılı bildirimin satıcıya ulaştığı tarihten itibaren günlük yayınlarda onbeş gün, haftalık yayınlarda bir ay, aylık yayınlarda üç ay sonra yürürlüğe girer. Daha uzun süreli yayınlarda ise, bildirimden sonraki ilk yayını müteakiben yürürlüğe konulur.

Satıcı, abone ücretinin geri kalan kısmını hiçbir kesinti yapmaksızın onbeş gün içinde iade etmekle yükümlüdür.



Fiyat Etiketi

Madde 12. ? (4822. Değ) Perakende satışa arz edilen malların veya ambalajlarının yahut kaplarının üzerine kolaylıkla görülebilir, okunabilir şekilde o malla ilgili tüm vergiler dahil fiyat, üretim yeri ve ayırıcı özelliklerini içeren etiket konulması, etiket konulması mümkün olmayan hallerde aynı bilgileri kapsayan listelerin görülebilecek şekilde uygun yerlere asılması zorunludur.

Hizmetlerin tarife ve fiyatlarını gösteren listeler de birinci fıkraya göre düzenlenerek asılır.
Etiket, fiyat ve tarife listelerinde belirtilen fiyat ile kasa fiyatı arasında fark olması durumunda tüketici lehine olan fiyat üzerinden satış yapılır.

Fiyatı; Bakanlar Kurulu, kamu kurum ve kuruluşları veya kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları tarafından belirlenen mal veya hizmetlerin, belirlenen bu fiyatın üzerinde bir fiyatla satışa sunulması yasaktır.

Bakanlık, etiket ve tarife listelerinin şeklini, içeriğini, usul ve esaslarını bir yönetmelikle düzenler. Bakanlık ve belediyeler, bu madde hükümlerinin uygulanması ve izlenmesine ilişkin işleri yürütmekle ayrı ayrı görevlidirler.



Garanti Belgesi

Madde 13. ? (4822) İmalatçı veya ithalatçılar ithal ettikleri veya ürettikleri sanayi malları için Bakanlıkça onaylı garanti belgesi düzenlemek zorundadır. Mala ilişkin faturanın tarih ve sayısını içeren garanti belgesinin tekemmül ettirilerek tüketiciye verilmesi sorumluluğu satıcı, bayi veya acenteye aittir. Garanti süresi malın teslim tarihinden itibaren başlar ve asgari iki yıldır. Ancak, özelliği nedeniyle bazı malların garanti şartları, Bakanlıkça başka bir ölçü birimi ile belirlenebilir.

Satıcı; garanti belgesi kapsamındaki malların, garanti süresi içerisinde arızalanması halinde malı işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep etmeksizin tamir ile yükümlüdür.

Tüketici onarım hakkını kullanmışsa, garanti süresi içerisinde sık arızalanması nedeniyle maldan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hallerinde, 4 üncü maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcı bu talebi reddedemez. Tüketicinin bu talebinin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, bayi, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.

Tüketicinin malı kullanım kılavuzunda yer alan hususlara aykırı kullanmasından kaynaklanan arızalar, iki ve üçüncü fıkra hükümleri kapsamı dışındadır.

Bakanlık, hangi sanayi mallarının garanti belgesi ile satılmak zorunda bulunduğunu ve bu malların arızalarının tamiri için gereken azami süreleri Türk Standartları Enstitüsünün görüşünü alarak tespit ve ilânla görevlidir.



Tanıtma ve Kullanma Kılavuzu

Madde 14. ? (4822. Değ) Yurt içinde üretilen veya ithal edilen sanayi mallarının tanıtım, kullanım, bakım ve basit onarımına ilişkin Türkçe kılavuzla ve gerektiğinde uluslararası sembol ve işaretleri kapsayan etiketle satılması zorunludur.

Bakanlık, sanayi mallarından hangilerinin tanıtma ve kullanım kılavuzu ve etiket ile satılmak zorunda bulunduğunu ve bunlarda bulunması gereken asgari unsurları Türk Standartları Enstitüsünün görüşünü alarak tespit ve ilânla görevlidir.



Satış Sonrası Hizmetler

Madde 15. ? (4822. Değ) İmalatçı veya ithalatçılar, sattıkları, ürettikleri veya ithal ettikleri sanayi malları için o malın Bakanlıkça tespit ve ilân edilen kullanım ömrü süresince, yeterli teknik personel ve yedek parça stoku bulundurmak suretiyle bakım ve onarım hizmetlerini sunmak zorundadırlar.

İmalatçı veya ithalatçıların bulundurmaları gereken yedek parça stok miktarı Bakanlıkça belirlenir.

İthalatçının herhangi bir şekilde ticari faaliyetinin sona ermesi halinde, kullanım ömrü süresince bakım ve onarım hizmetlerini, o malın yeni ithalatçısı sunmak zorundadır.

Bakanlık, hangi mallar için servis istasyonları kurulmasının zorunlu olduğu ile servis istasyonlarının kuruluş ve işleyişine dair usul ve esasları Türk Standartları Enstitüsünün görüşünü alarak tespit ve ilânla görevlidir.

Garanti belgesiyle satılmak zorunda olan bir sanayi malının garanti süresi sonrasında arızalanması durumunda, o malın Bakanlıkça belirlenen azami tamir süresi içerisinde onarımı zorunludur.



Ticari Reklamlar ve İlanlar

Madde 16. ? (4822. Değ) Ticari reklam ve ilânların kanunlara, Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, dürüst ve doğru olmaları esastır.

Tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, tüketicinin can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve özürlüleri istismar edici reklam ve ilânlar ve örtülü reklam yapılamaz.

Aynı ihtiyaçları karşılayan ya da aynı amaca yönelik rakip mal ve hizmetlerin karşılaştırmalı reklamları yapılabilir.

Reklam veren, ticari reklam veya ilânda yer alan somut iddiaları ispatla yükümlüdür.

Reklam verenler, reklamcılar ve mecra kuruluşları bu madde hükümlerine uymakla yükümlüdürler.



Reklam Kurulu

Madde 17. ? (4822. Değ) Ticari reklam ve ilânlarda uyulması gereken ilkeleri belirlemek, bu ilkeler çerçevesinde ticari reklam ve ilânları incelemek ve inceleme sonucuna göre, 16 ncı madde hükümlerine aykırı reklam ve ilânları üç aya kadar tedbiren durdurma ve/veya durdurma ve/veya aynı yöntemle düzeltme ve/veya para cezası verme hususlarında görevli bir Reklam Kurulu oluşturulur. Reklam Kurulu kararları Bakanlıkça uygulanır.

Reklam Kurulu, ticari reklam ve ilânlarda uyulması gereken ilkeleri belirlemede; ülke koşullarının yanı sıra, reklamcılık alanında evrensel kabul görmüş tanım ve kuralları da dikkate alır.

Başkanlığı, Bakanın görevlendireceği ilgili Genel Müdür tarafından yürütülen Reklam Kurulu;
a) Bakanlıkça ilgili Genel Müdür Yardımcıları arasından görevlendirilecek bir üye,

b) Adalet Bakanlığınca, bu Bakanlıkta idari görevlerde çalışan hakimler arasından görevlendirilecek bir üye,

c) Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunca görevlendirilecek reklam konusunda uzman bir üye,

d) Yükseköğretim Kurulunun reklamcılık alanında uzman üniversite öğretim elemanları arasından seçeceği bir üye,

e) Türk Tabibleri Birliği Merkez Konseyinin görevlendireceği doktor bir üye,

f) Türkiye Barolar Birliğinin görevlendireceği avukat bir üye,

g) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin değişik sektörlerden görevlendireceği dört üye,

h) Türkiye'deki tüm gazeteciler derneklerinin kendi aralarından seçeceği bir üye,

j) Reklamcılar derneklerinin veya varsa üst kuruluşlarının seçeceği bir üye,

k) Tüketici Konseyinin Konseye katılan tüketici örgütü temsilcileri arasından seçeceği veya üst örgütlerinin görevlendireceği bir üye,

l) Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin görevlendireceği bir üye,

m) Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonunun görevlendireceği bir üye,

n) Türk Standartları Enstitüsünden bir üye,

o) Diyanet İşleri Başkanlığından bir üye,

p) Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinden bir üye,

q) İşçi sendikaları konfederasyonlarından bir üye,

r) Memur sendikaları konfederasyonlarından bir üye,

s) Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinin görevlendireceği bir üye,

t) Ankara, İstanbul ve İzmir Büyükşehir Belediyelerinin kendi aralarından seçeceği bir üye,

u) Türk Eczacılar Birliğinden bir üye,

v) Türk Diş Hekimleri Birliğinden bir üye, olmak üzere yirmibeş üyeden oluşur.

Kurul üyelerinin görev süreleri üç yıldır. Süresi bitenler yeniden görevlendirilebilir veya seçilebilir. Üyelikler herhangi bir sebeple boşaldığı takdirde boşalan yerlere üçüncü fıkra esasları dahilinde bir ay içerisinde görevlendirme veya seçim yapılır.

Kurul en az ayda bir defa veya ihtiyaç duyulduğu her zaman Başkanın çağrısı üzerine toplanır.

Kurul, Başkan dahil en az ondört üyenin hazır bulunması ile toplanır ve toplantıya katılanların çoğunluğu ile karar verir.

Kurul, gerekli görülen hallerde sürekli ve geçici olarak görev yapmak üzere özel ihtisas komisyonları kurabilir. Kurulun bu komisyonlarda görev yapmasını uygun göreceği kamu personeli, ilgili kamu kuruluşlarınca görevlendirilir.

Kurul üyeleri ile özel ihtisas komisyonu üyelerinden kamu görevlisi olanlara verilecek huzur hakkı ile kamu görevlisi olmayan kurul üyelerine ödenecek huzur ücreti Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir.

Kurulun sekretarya hizmetleri Bakanlık tarafından yerine getirilir.

Reklam Kurulu kararları, tüketicilerin bilgilendirilmesi, aydınlatılması ve ekonomik çıkarlarının korunması amacıyla Reklam Kurulu Başkanlığınca açıklanır.

Reklam Kurulunun görevleri, kuruluş, çalışma usul ve esasları ile sekretarya hizmetlerinin ne suretle yerine getirileceği Bakanlık tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.



Zararlı ve Tehlikeli Mal ve Hizmetler

Madde 18. ? (4822) Tüketicinin kullanımına sunulan mal ve hizmetlerin kişi beden ve ruh sağlığı ile çevreye zararlı veya tehlikeli olabilmesi durumunda, bu malların emniyetle kullanılabilmesi için üzerine veya ekli kullanım kılavuzlarına, bu durumla ilgili açıklayıcı bilgi ve uyarılar, açıkça görülecek ve okunacak şekilde konulur veya yazılır.

Bakanlık, hangi mal veya hizmetlerin açıklayıcı bilgi ve uyarıları taşıması gerektiğini ve bu bilgi ve uyarıların şeklini ve yerini ilgili bakanlık ve diğer kuruluşlarla birlikte tespit ve ilânla görevlidir.



Mal ve Hizmet Denetimi

Madde 19. ? (4822. Değ) Tüketiciye sunulan mal ve hizmetler; ilgili bakanlıklar tarafından Resmi Gazetede yayımlanarak mecburi uygulamaya konulan standartlar dahil olmak üzere uyulması zorunlu olan teknik düzenlemeye uygun olmalıdır.

İlgili bakanlıklar, bu esaslara göre denetim yapmak veya yaptırmakla görevlidir. Mal ve hizmet denetimine ilişkin usul ve esaslar her bir ilgili bakanlıkça ayrı ayrı tespit ve ilân edilir.



Tüketicinin Eğitilmesi

Madde 20. ? (4822. Değ) Tüketicinin eğitilmesi konusunda örgün ve yaygın eğitim kurumlarının ders programlarına, Millî Eğitim Bakanlığınca gerekli ilaveler yapılır.

Tüketicinin eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi için radyo ve televizyonlarda programlar düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar, Tüketici Konseyinin önerisi ile Bakanlıkça tespit ve ilân olunur.



ÜÇÜNCÜ KISIM: Tüketici Kuruluşları

Tüketici Konseyi

Madde 21 ? (4822. Değ) Tüketicinin sorunlarının, ihtiyaçlarının ve çıkarlarının korunmasına ilişkin gerekli tedbirleri araştırmak, sorunların evrensel tüketici hakları doğrultusunda çözülmesi için alınacak tedbirlerle, bu Kanunun uygulanmasına yönelik tedbirlere dair görüşleri, ilgili mercilerce öncelikle ele alınmak üzere iletmek amacıyla, Bakanlığın koordinatörlüğünde bir ?Tüketici Konseyi? kurulur.

(4822. Değ) Tüketici Konseyi, Bakanın veya görevlendireceği bir Bakanlık görevlisinin başkanlığında, Adalet, İçişleri, Maliye, Milli Eğitim, Sağlık, Ulaştırma, Tarım ve Köyişleri, Sanayi ve Ticaret, Turizm ve Çevre bakanlıkları ile Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı, Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı, Türk Standartları Enstitüsü Başkanlığı, Rekabet Kurumu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Telekomünikasyon Kurumu, Türk Akreditasyon Kurumu, Milli Prodüktivite Merkezi, Diyanet İşleri Başkanlığı, büyük şehir belediyeleri, il belediyelerini temsilen Türk Belediyeler Birliği, işçi sendikaları konfederasyonları, memur sendikaları konfederasyonları,Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu, Türkiye Milli Kooperatifler Birliği, Yükseköğretim Kurulu, Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Türk Eczacılar Birliği, Türk Tabipleri Birliği, Türk Dişhekimleri Birliği, Türk Veteriner Hekimleri Birliği, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği, Türkiye Otelciler Birliği, Türkiye Ziraat Odaları Birliği, Tüketim Kooperatifleri Merkez Birliği, Ahilik Araştırma ve Kültür Vakfı ve tüketici örgütleri temsilcilerinden oluşur.

Tüketici Konseyini oluşturan kurum ve kuruluşların temsilcilerinin sayı ve nitelikleri ile Tüketici Konseyine katılabilmek için tüketici örgütlerinin sahip olmaları gereken asgari üye sayısı ve bu örgütlerin Tüketici Konseyine gönderecekleri temsilci sayısı Bakanlıkça belirlenir. Ancak, kamu kurum ve kuruluşlarından gelen temsilcilerin sayısı, hiçbir şekilde Tüketici Konseyinin toplam üye sayısının %50?sinden fazla olamaz. Tüketici Konseyi yılda en az bir kez toplanır.

Tüketici Konseyinin çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.(*)



Tüketici Sorunları Hakem Heyeti

Madde 22. ? (4822) Bakanlık, il ve ilçe merkezlerinde, bu Kanunun uygulamasından doğan uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla en az bir tüketici sorunları hakem heyeti oluşturmakla görevlidir.

Başkanlığı Sanayi ve Ticaret İl Müdürü veya görevlendireceği bir memur tarafından yürütülen tüketici sorunları hakem heyeti; belediye başkanının konunun uzmanı belediye personeli arasından görevlendireceği bir üye, baronun mensupları arasından görevlendireceği bir üye, ticaret ve sanayi odası ile esnaf ve sanatkar odalarının görevlendireceği bir üye ve tüketici örgütlerinin seçecekleri bir üye olmak üzere başkan dahil beş üyeden oluşur. Ticaret ve sanayi odası ya da ayrı ayrı kurulduğu yerlerde ticaret odası ile esnaf ve sanatkar odalarının görevlendireceği üye, uyuşmazlığın satıcı tarafını oluşturan kişinin tacir veya esnaf ve sanatkar olup olmamasına göre ilgili odaca görevlendirilir.

Bakanlık taşra teşkilatının bulunmadığı il ve ilçelerde tüketici sorunları hakem heyetinin başkanlığı en büyük mülki amir ya da görevlendireceği bir memur tarafından yürütülür. Tüketici örgütü olmayan yerlerde tüketiciler, tüketim kooperatifleri tarafından temsil edilir. Tüketici sorunları hakem heyetinin oluşumunun sağlanamadığı yerlerde noksan üyelikler, belediye meclislerince re'sen doldurulur.

Tüketici sorunları hakem heyetlerinde heyetin çalışmalarına ve kararlarına esas olacak dosyaları hazırlamak ve uyuşmazlığa ilişkin raporu sunmak üzere en az bir raportör görevlendirilir.

Değeri beşyüz milyon liranın altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararlar tarafları bağlar. Bu kararlar İcra ve İflas Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir. Taraflar bu kararlara karşı onbeş gün içinde tüketici mahkemesine itiraz edebilirler.

İtiraz, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak, talep edilmesi şartıyla hakim, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir.

Tüketici sorunları hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir.

Değeri beşyüz milyon lira ve üstündeki uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerinin verecekleri kararlar, tüketici mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilir. Kararların bağlayıcı
veya delil olacağına ilişkin parasal sınırlar her yılın Ekim ayı sonunda Devlet İstatistik Enstitüsünün Toptan Eşya Fiyatları Endeksinde meydana gelen yıllık ortalama fiyat artışı oranında artar. Bu durum, Bakanlıkça her yıl Aralık ayı içinde Resmi Gazetede ilân edilir.

25 inci maddede cezai yaptırıma bağlanmış hususlar dışındaki tüm uyuşmazlıklar, tüketici sorunları hakem heyetlerinin görev ve yetkileri kapsamındadır.

Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Başkan ve üyeleri ile raportörlere verilen huzur hakkı veya huzur ücretinin ödenmesine ilişkin esas ve usuller, bir ayda ödenecek tutar 2000 gösterge
rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmemek üzere Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir.

Tüketici sorunları hakem heyetlerinin kurulması, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikte düzenlenir.



DÖRDÜNCÜ KISIM: Yargılamaya ve Cezaya İlişkin Hükümler

Tüketici Mahkemeleri

Madde 23. ? (4822. Değ) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır. Tüketici mahkemelerinin yargı çevresi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.

Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır. Tüketici örgütlerince açılacak davalarda bilirkişi ücretleri, 29 uncu maddeye göre kaydedilen özel ödenekten Bakanlıkça karşılanır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak 29 uncu maddede düzenlenen esaslara göre bütçeye özel gelir kaydedilir. Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun Yedinci Babı, Dördüncü Faslı hükümlerine göre yürütülür.

Tüketici davaları tüketicinin ikametgahı mahkemesinde de açılabilir.

Bakanlık ve tüketici örgütleri münferit tüketici sorunu olmayan ve genel olarak tüketicileri ilgilendiren hallerde bu Kanunun ihlali nedeniyle kanuna aykırı durumun ortadan kaldırılması amacıyla tüketici mahkemelerinde dava açabilirler.

Gerekli hallerde tüketici mahkemeleri ihlalin tedbiren durdurulmasına karar verebilir. Tüketici Mahkemesince uygun görülen tedbir kararları, masrafı daha sonra haksız çıkan taraftan alınmak ve 29 uncu maddede düzenlenen esaslara göre bütçeye özel gelir kaydedilmek üzere, ülke düzeyinde yayınlanan gazetelerden birinde Basın İlan Kurumunca ve ayrıca varsa davanın açıldığı yerde yayınlanan mahalli bir gazetede derhal ilân edilir.

Kanuna aykırı durumun ortadan kaldırılmasına yönelik Tüketici Mahkemesi kararları ise masrafı davalıdan alınmak üzere aynı yöntemle derhal ilân edilir.



Üretimin, Satışın Durdurulması ve Malın Toplatılması

Madde 24. ? (4822. Değ) Satışa sunulan bir seri malın ayıplı olması durumunda Bakanlık, tüketiciler veya tüketici örgütleri, ayıplı seri malın üretiminin ve satışının durdurulması ve satış amacıyla elinde bulunduranlardan toplatılması için dava açabilir.

Satışa sunulan bir seri malın ayıplı olduğunun mahkeme kararı ile tespit edilmesi halinde, malın satışı geçici olarak durdurulur.

Mahkeme kararının tebliğ tarihinden itibaren en geç üç ay içinde malın ayıbının ortadan kaldırılması için üretici-imalatçı ve/veya ithalatçı firma uyarılır. Malın ayıbının ortadan kalkmasının imkânsız olması halinde mal, üretici-imalatçı ve/veya ithalatçı tarafından toplanır veya toplattırılır. Toplatılan mallar taşıdıkları risklere göre kısmen veya tamamen imha edilir veya ettirilir.

Satışa sunulan bir seri malın, tüketicinin güvenliğini tehlikeye sokan ayıp taşıması durumunda, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri saklıdır.

Ayıplı malları satın alan tüketicilerin uğradıkları maddî ve manevî zararlar nedeniyle dava açma hakları saklıdır.

4 üncü maddenin altıncı fıkrası hükümlerine tâbi bir seri ayıplı malın satışa arz edilmesi durumunda bu madde hükümleri uygulanmaz.



Olduklarından Farklı Görünen Mallar

MADDE 24/A. ? (4822. Değ) Gıda ürünü olmamalarına rağmen, sahip oldukları şekil, koku, görünüm, ambalaj, etiket, hacim veya boyutları nedeniyle olduklarından farklı görünen ve bu sebeple de tüketiciler tarafından gıda ürünleriyle karıştırılarak tüketicilerin sağlığını ve güvenliğini tehlikeye atan malların üretilmesi, pazarlanması, ithalatı ve ihracatı yasaktır.

Mal piyasaya sürülmüşse, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri uygulanır.

Olduğundan farklı görünen malı satın alan tüketicilerin uğradıkları maddi ve manevi zararlar nedeniyle dava açma hakları saklıdır.



Ceza Hükümleri

Madde 25. ? (4822. Değ) 6 ncı maddenin yedinci fıkrası uyarınca, Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara aykırılığı tespit edilen her bir sözleşme için 50.000.000 lira para cezası uygulanır.

4 üncü maddenin yedinci fıkrasında, 5 inci maddede, 6 ncı maddenin altıncı fıkrasında, 6/A maddesinde, 6/B, 6/C maddeleri uyarınca Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslarda, 7 nci maddenin beşinci fıkrasında, 9 uncu maddede, 9/A maddesinde, 10 uncu maddede, 10/A maddesinde, 11/A maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarına, 12, 13, 14, 15 ve 27 nci maddelerde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenler hakkında 100.000.000 lira para cezası uygulanır.

7 nci maddenin dördüncü ve altıncı fıkraları ile 8 inci maddede belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenler hakkında 250.000.000 lira para cezası uygulanır.

20 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca Bakanlıkça tespit ve ilân olunan usul ve esaslara aykırılığa 500.000.000 lira para cezası uygulanır. Aykırılık ülke düzeyinde yayın yapan radyo ve
televizyonlarca gerçekleştirilmişse cezanın on katı uygulanır.

18 inci maddeye aykırı hareket eden üretici-imalatçı ve ithalatçı hakkında 1.000.000.000 lira para cezası, satıcı-sağlayıcı hakkında ise bu cezanın beşte biri uygulanır.

19 uncu maddenin birinci fıkrasına aykırı hareket edenler hakkında 2.000.000.000 lira para cezası uygulanır.

11 inci maddeye aykırı hareket edenler hakkında 5.000.000.000 lira para cezası uygulanır. Aykırılık ülke düzeyinde yayım yapan süreli yayın ile gerçekleşmişse cezanın yirmi katı uygulanır. Bakanlık, ayrıca süreli yayın kuruluşundan kampanyanın ve kampanyaya ilişkin her türlü reklam ve ilânın durdurulmasını ister. Bu isteğe rağmen aykırılığın devamı halinde, reklam ve ilânın durdurma zorunluluğunun doğduğu tarihten itibaren her sayı- gün için 100.000.000.000 lira para cezası uygulanır. Bakanlık, kampanyanın ve kampanyaya ilişkin her türlü reklam ve ilânın durdurulması talebi ile Tüketici Mahkemesine başvurur.

16 ncı maddeye aykırı hareket edenler hakkında üç aya kadar tedbiren durdurma ve/veya durdurma ve/veya düzeltme ve/veya 3.500.000.000 lira para cezası uygulanır. Reklam Kurulu, ihlalin niteliğine göre bu cezaları birlikte veya ayrı ayrı verebilir. 16 ncı maddeye aykırılık, ülke düzeyinde yayın yapan yazılı, sözlü, görsel ve sair araçlar ile gerçekleşmiş ise, para cezası on katı olarak uygulanır.

7 nci maddenin yedinci ve sekizinci fıkralarına aykırı hareket edenlere, kampanya konusu mal veya hizmetin fatura bedeli oranında para cezası uygulanır. Kampanyayı düzenleyen, tüketici kampanyadan ayrıldığında, para iadesinde bulunursa bu ceza uygulanmaz.

7 nci maddenin ikinci fıkrasına aykırı hareket edenlere, 7 nci madde hükümlerine uygun kampanya düzenlemeleri için bir hafta süre tanınır. Bu sürenin bitiminde aykırılığın devam ettiğinin tespiti halinde, bu hükme aykırı hareket edenlerle 24 ve 24/A maddelerinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenlere 50.000.000.000 lira para cezası uygulanır.

Yukarıdaki fıkralarda belirtilen para cezaları, fiilin bir yıl içerisinde tekrarı halinde iki misli olarak uygulanır. Para cezaları her yıl başında 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci madde hükümleri uyarınca artırılır.

Bu Kanunda yazılı fiiller hakkında diğer kanunlarda da para cezası öngörülmüşse ağır olan ceza uygulanır.



Cezalarda Yetki, İtiraz ve Zamanaşımı

Madde 26 - 25 inci maddenin;



a) (4822. Değ) 25 inci maddenin bir, dört, yedi, sekiz, dokuz ve onuncu fıkralarındaki cezalar Bakanlık tarafından, diğer fıkralarındaki cezalar o yerin mülki amiri tarafından uygulanır.

b) (Değişik bent: 15/01/1997 - 4226/3 md.) Üçüncü ve beşinci fıkralarında gösterilen cezalar Bakanlık tarafından.

c) Diğer cezalar o yerin mülki amiri tarafından verilir.

Bu Kanunda düzenlenen her türlü para cezası, idari niteliktedir. Bu cezalara karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz, idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmaz ve zaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır. İtiraz üzerine idare mahkemesince verilen kararlar kesindir.

25 inci maddeye göre verilen para cezaları, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur.

Bu Kanunda düzenlenen idari para cezalarının verilmesine ilişkin cezai zamanaşımı süresi bir yıldır. Zamanaşımı süresi, bu Kanun hükümlerine aykırı fiilin işlendiği tarihte başlar.

Sürekli veya tekrarlanan ihlaller sözkonusu ise süre, ihlalin sona erdiği ya da en son tekrarlandığı günden itibaren başlar. Karar aleyhine yargı yoluna başvurulmuş olması tahsil zamanaşımını keser.

Cezalar, cezayı vermeye yetkili merci tarafından yedi gün içerisinde ilgilinin mensup olduğu meslek kuruluşuna bildirilir.



BEŞİNCİ KISIM: Çeşitli Hükümler



Denetim

Madde 27 - Bu Kanunun uygulamasında, Bakanlık müfettişleri ve kontrolörleri ile Bakanlıkça ve belediyelerce görevlendirilecek personel; fabrika, mağaza, dükkan, ticarethane, depo, ambar gibi her türlü mal konulan ve/veya satılan veya hizmet sunulan yerlerde denetleme, inceleme ve araştırma yapmaya yetkilidirler.

Bu Kanunun kapsamına giren hususlarda yetkili ve görevli kişi ve kuruluşlara her türlü bilgi ve belgelerin doğru olarak gösterilmesi ve asıl ve onaylı kopyalarının verilmesi zorunludur.



Laboratuvar

Madde 28. ? (4822. Değ) ) Bakanlık ilaç, müstahzar, kozmetik ve gıda maddeleri analizleri hariç olmak üzere, bu Kanunun uygulanması için resmi ve özel kuruluşların kurulu bulunan laboratuvarlarından yararlanabilir.

Bakanlıkça yapılan denetimler sırasında alınan numunelerin test ve muayeneleri resmi veya özel kuruluş laboratuvarlarında yaptırılabilir. Test ve muayene ücretleri 29 uncu maddedeki özel ödenekten karşılanır. Test ve muayene sonuçlarının ilgili standarda veya teknik düzenlemeye aykırı çıkması halinde buna ilişkin tüm giderler üretici veya ithalatçı tarafından ödenir. Bu giderler, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur. Tahsil olunan test ve muayene ücretleri 29 uncu maddede düzenlenen esaslara göre bütçeye özel gelir kaydedilir.



Ödenek

Madde 29. ? (4822. Değ) Tüketici Konseyi, tüketici sorunları hakem heyetleri ve Reklam Kurulunun kuruluş ve çalışmalarına ilişkin masraflar, tüketici dernekleri ve bunların üst kuruluşlarına yapılacak maddi yardımlar, Bakanlığın tüketicinin korunması amacına yönelik masrafları, sair harcamalar ve usul ve esasları Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca tespit edilecek miktarlarda personele yapılacak ek ödemede;

a) Bakanlık bütçesine konulacak ödenekten,

b) Yeni kurulacak olan anonim ve limited şirket statüsündeki tüm ortaklıkların sermayelerinin ve sermaye artırımı halinde, artan kısmın binde biri nispetinde yapılacak ödemelerden karşılanır.

(b) bendinde belirtilen gelirler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası veya muhabiri olan T.C. Ziraat Bankası nezdinde açılacak hesapta toplanır. Bu hesapta toplanan tutarların yüzde altmışı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesabına, yüzde kırkı Rekabet Kurumu hesabına her ay sonunda aktarılır.

Merkez Saymanlık Müdürlüğü hesabına aktarılan tutarlar bir yandan bütçeye özel gelir, diğer yandan Maliye Bakanlığınca, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bütçesinde mevcut veya yeni açılacak tertiplere özel ödenek kaydedilir.

Bakanlık bütçesine özel ödenek olarak kaydedilen tutarlardan bir kısmı; en az beş yıldır faaliyette bulunan ticari, siyasi ve idari kuruluşlardan bağımsız tüketici dernekleri ile bunların üst kuruluşlarının yapacağı faaliyetleri içeren projelerin desteklenmesinde kullanılır. Bu hesaptan, tüketici dernekleri ve bunların üst kuruluşlarının yönetim ve denetim kurullarında görev alanlara huzur hakkı ve maaş adı altında herhangi bir ödeme yapılamaz. Bu hesaptan yararlanacak tüketici dernekleri ve bunların üst kuruluşlarının taşıyacağı diğer kriterler, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığının birlikte hazırlayacağı bir yönetmelikle düzenlenir.

Bu suretle özel ödenek kaydedilen miktarlardan yılı içerisinde harcanmayan tutarları ertesi yıl bütçesine devren özel gelir ve özel ödenek kaydetmeye Maliye Bakanı yetkilidir.



Diğer Hükümler

Madde 30 - Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır.



Yönetmelikler ve Düzenlemeler

Madde 31 - Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler, Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde ilgili kamu kuruluşları, mesleki üst kuruluşlar ve tüketici örgütlerinin görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılır. Bakanlık, bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak mevzuat çerçevesinde gerekli tedbirleri almaya ve düzenlemeleri yapmaya yetkilidir.