gıdalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gıdalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2008 Cuma

Her Yonu ile Keciboynuzu

HER YONU ILE KECIBOYNUZU

Latince adı: Ceratonia siliqua L.
İngilizce: Carob, St.Joh;s Bread, Locust bean
Almanca: Johannisbrot


Özellikleri:
Nefes darlığına karşı ;
alerjik nefes darlığı ;
soğuk alerjisi
iktidarsızlığa karşı ;
akciğer ödemine Karşı;
balgam söktürücü
akciğer kanserini önleyici
sperm sayısını artırıcı
astıma karşı tedavi edici.

İngilizcesi her ne kadar carob ise de,
genelde St. Johns Bread olarak bilinir.
Almancası da johannisbrot dur.

Her iki lisanda da Yakup Peygamberin Ekmeği"
anlamına gelir.
Yakup peygamberin çölde ekmek yerine
tükettiği bir meyvedir.

Keçiboynuzunun içerdiği çekirdeklerin her biri
0,2 gram gelir.
Bu çekirdeklerin ebatlarına bakılmaksızın
her biri aynı ağırlıktadır.
Yani, tek bir harnup çekirdeği 0,2 gram ağırlığındadır.
Bu 0.2 gram ağırlık neden bu kadar mühim diye
soracak olursanız,
cevabı eski çağlara kadar dayanır.
Antikçağda ve daha öncesinde altın ve kıymetli taşları
hassas olarak tartabilmek için
keçiboynuzunun çekirdekleri kullanılmıştır.
Günümüzde de 0,2 gramın karşılığı
1 Karat olarak kullanılmaktadır.
Kıymetli taş veya metal satanların kullandıkları
1 Karat buradan gelmektedir.
Karat kelimesi keçiboynuzunun (harnup)
latince adı olan Ceratonia dan türetilmiştir.
Beş tane keçiboynuzu çekirdeği 1 gram ağırlığındadır.

Yıllar içerisinde insanlar harnupun
beslenmedeki önemini unuttular.
Hazır besinler tüm süpermarketlerde çeşit çeşit
insanın hizmetine sunulurken,
tabii beslenme genelekleri ve alışkanlıkları da
yavaş yavaş ortadan kalktı...
Son bir kaç yıldan beri tekrar eskiye dönüş
yolları aranmaya başlandı...
Avrupa da reformhaus veya bioladen adı altındaki
marketlerde zirai ilaç ve sunni gübre kullanılmadan
yetiştirilen meyve ve sebzeler ayrıcalıklı olarak satılıyor.
Hem de nerede ise gösterişli sebze ve meyvelerin
iki katı fiyatına...
Bizde de durum pek farklı değil.
Aynı şekilde, kepeğini içeren pirinç,
normal pirinç fiyatının hemen hemen ikibuçuk misli
fiyatla satılıyor.
Halk pazarlarına giden insanlarımız satın alacakları
sebzenin yayla sebzesi olup olmadığını sorup öyle alıyor.
Onların yayladan kastettikleri, hormonsuz sebze.
Yoksa, sebzenin gerçekte yüksek yaylalarda
yetişmiş olması değil aranan.
Örneğin, yayla domatesi, hormonsuz domates olarak
algılanıyor.
Gerçekten de hormonsuz olarak yetiştirilen
domatesin tadı, içerdiği proteinlerin ve etkin maddelerin
oranlarıda farklı.
Biz tekrar harnup a dönelim.
Akdeniz bölgesinin sahil şeridindeki memleketlerden
İtalya, İspanya, Kıbrıs ve Türkiye de bol miktarda
yetişmektedir.

Keçiboynuzunun ortalama %35 i düşük moleküler yapılı karbonhidratlardan oluşur.
Yine yaklaşık %40 ı yüksek moleküler yapılı
nışastadan oluşur.
Yağ oranı ise oldukça düşük olup ancak %1 dir.
Kakaonun yerine kullanılabilen en mükemmel çözümü
getirmiştir.
Zira kakaoda bulunan kafenoid leri içermez.
Örneğin, keçiboynuzunda theobromin yoktur.
Kakaoda yüksek miktarda bulunan yağ
harnupta sadece %1 dir.
Kakaoya karşı alerjisi olanlara ideal bir çözüm
getirmektedir.
Eğer, kakaoya karşı alerjiniz var ise,
keçiboynuzunu rahatlıkla tercih edebilirsiniz.

Harnupun , sağlıklı ve dengeli beslenmede
çok önemli yeri vardır.
Çok düşük oranda yağ içermektedir.
Düşük kalorilidir.
Yenildiği zaman insanı uzun zaman tok tutar.
Eskiden beri bilinen olumlu yönleri vardır.
İshale karşı mükemmel takviyedir.
Kabızlık şikâyeti olanların da tüketmesi gereken
bir meyvedir.
Belirli bir dönem keçiboynuzu tüketenler,
sindirim sistemlerinin nasıl harekete geçtiğini ve
kabızlık problemlerinin de yavaş yavaş düzenli bir
şekilde ortadan kalktığını hayretle görebileceklerdir.
Kısaca, hem ishal hem de kabızlık şikâyetlerine karşı
kullanılır.
Dengeli ve sağlıklı beslenmenin bilincinde olan
bir çok bilim adamı tanımaktayım...
Onlar çikolata, kek veya kremalı pasta yerine
harnupu tercih etmektedirler.

Keçiboynuzu, Anadoluda harnup olarak da bilinir.
Batı Akdeniz bölgesinde kısaca boynuz da denilmektedir.

Keçiboynuzunun en önemli özelliği
nefes darlığına karşı oldukça etkili olmasıdır.
Keçiboynuzunun nefes darlığına karşı etkili olan
etkin maddesi hemen hemen başka hiçbir bitkide
bulunmamaktadır.
Bu etkin madde aynı zamanda bazı alerjik astım
rahatsızlıklarında öylesine etkilidirki,
kullanmaya başladıktan hemen sonra sonuç almak
mümkün olabilmektedir.
Ayrıca alerjinin neden olduğu nefes darlığı
problemlerinde de büyük bir başarıyla uygulanabilir.
Bir çok insan tanıdım, alerjik nefes darlığı çeken,
bu insanlar yılın belli mevsimlerinde
kortizon tedavisinden başka çare bulamayanlardı...
Öksürük krizlerinin nedenli şiddetli olduğunu
anlatıyorlardı...
Keçiboynuzunu önerdiğim bu insanların çoğu
daha hemen ertesi gün rahatlamaya başladıklarını
anlatıyorlardı.
Çocuklarda, keçiboynuzu (harnup) kürünü uygularken dikkat edeceğiniz en önemli nokta,
günde bir defa ve sadece sabah kahvaltısı arasında
tüketilmesidir.
Öğle veya akşam uygulanmaması gerekir.
Guatr rahatsızlığından dolayı nefes darlığı çekenler de
bu kürden olumlu sonuçlar aldıklarını belirtmişlerdir.
Harnupta bulunan bazı etkin maddeler
aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.

Tablo:
Keçiboynuzunda bulunan bazı etkin maddeler
alpha-aminopimelic acid
concanavalin
beta-D- glucolgallin
myo-inositol
beta-D-...galloylglucose
pentosane
capronic acid
primverose
catechin-tannin
tannin
ceratose
tocopherol
chiro-inositol
xylose

Keçiboynuzunun içerdiği gallik asit insan sağlığı
üzerinde öylesine çok yönlü özellikleri olan
bir maddedirki, bu özelliklerinden bazıları aşağıdaki
tabloda belirtilmiştir.

Tablo:
Gallik asitin etkin özellikleri
Analgesic :ağrı kesici
Antiallergenic:alerjiye karşı
Antiasthmatic:astıma karşı
Antibacterial:bakteri yok edici
Antibronchitic:bronşite karşı
Anticancer:kansere karşı
Antihepatotoxic:karaciğeri toksinden arındırıcı
Antioksidant:serbest radikalleri yok edici
Immunostimulant:bağışıklık sistemini stimüle eder
Antiviral:mikroplara karşı etkili
Antiseptic:antiseptik
cancer-preventive:kansere karşı koruyucu
antinitrosaminic:nitrozamin yok edici
bronchodilator:bronş genişletici
antipolio:çocuk felcine karşı

Yukarıdaki tablodan da görüldüğü gibi
gallik asit çok yönlü bir maddedir.
Bu maddenin belirtilen bu özelliklerini artıran ve
takviye eden keçiboynuzunda bulunan promotor
maddelerdir.
Keçiboynuzunda bulunan bazı etkin maddelerin
allosteric effector özellikleri oldukça baskındır.

Akciğer ödemine karşı keçiboynuzunun desteği
bulunmaz bir imkan...
Balgam söktürücü gücü ve astıma karşı olan
tedavi edici gücü çok fazladır.
Sigara içenler keçiboynuzu kürüne başladıktan
bir kaç gün sonra nasıl balgam çıkardıklarını hayretle gözleyebileceklerdir.

Keçiboynuzunun, insanlığın korkulu rüyası
akciğer kanserini önlediğini gördüğüm zaman,
heyacanımdan günlerce uyku uyumadığımın
farkına bile varmamıştım.
Keçiboynuzunun bu koruyucu ve önleyici özelliği
tabiat ananın insanlara olan bir lütfudur.
Keçiboynuzu, akciğer kanserini önleyen
mükemmel bir meyvedir.
Ancak, akciğer kanserine yakalanmış olanlar için
tedavi etme gücü çok çok zayıftır.
Burada da belirtmekte tekrar fayda görüyorum;
Bir bitkinin hastalığı önleyici özelliği ile
o hastalığı tedavi etme özellikleri
birbirlerinden farklı şeylerdir.

Keçiboynuzu kürü insan vücudunda bulunan
OGG1 (8-OxoGuanine DNA Glycosylase) enzimini
aktive etme özelliğine sahiptir.
OGG1 enzimi, akciğer kanserinin oluşumunda
oldukça etkilidir.
Akciğer kanserine yakalanmış hastalarda
OGG1 enziminin aktivitesinin düşük olduğu
gözlenmiştir.
Yapılan klinik deneyler OGG1 enziminin aktivitesinin
düşük olması durumunda, akciğer kanserine yakalanma
riskinin on misli artış gösterdiğini ortaya koymuştur.
Keçiboynuzu (harnup) kürü OGG1 enziminin
aktivitesini yükselterek,
bu kanser türüne karşı güçlü bir önleyici özellik
göstermektedir.
Bu özellik aynı zamanda taze sıkılmış havuç
küründe de bulunmaktadır.
Sigara içenlerin zaman zaman keçiboynuzu kürünü
uygulamalarında, akciğer kanserine karşı önleyici
gücünden dolayı büyük faydalar vardır.
OGG1 enziminin diğer bir özelliğide
DNA yı tamir etme özelliğinin olmasıdır.

Keçiboynuzu aynı zamanda hareketli sperm
sayısını artıran özelliğe de sahiptir.
Aktif sperm sayısı az olan ve az sperm sayısından
dolayı çocuğu olmama riski yüksek baba adaylarının
kullanmasında çok büyük fayda vardır.
Kısaca, sperm sayısı az olanlar için ideal bir
bitkisel çözümdür.
Bugüne kadar hareketli (aktif) sperm sayısının
azlığından dolayı baba olamayan onlarca insan
tanıdım, hemen hemen hepsi de keçiboynuzu kürünü
uyguladıktan 4-5 ay sonra baba olacaklarının
heyecanı ile beni aramışlardı.
İsviçreli çok yakın bir aile dostum aynı sorunla
karşı karşıya idi.
Kendisi uzun yıllar bu konuda çok değişik tedaviler
görmüş ve sonuç hep başarısızlıkla neticelenmişti.
Kendisine keçiboynuzu kürünü önerdiğim zaman
bana tereddütle bakarak ;şaka yapıyorsun herhalde;
demişti. Ne de olsa 13 yılın verdiği başarısızlık ve
ümitsizlikte vardı.
Ama bu konuda çok ciddi araştırma sonuçlarımın
olduğunu söyledim. Bunun üzerine derhal uygulamaya
karar verdi. Türkiye'den keçiboynuzu getirttim ve
kullanmaya başladı.
Kullanmaya başladıktan 5 ay sonra baba olabileceğini
öğrendiğinde mutluluğunu ilk benimle paylaştı.
Bir kaç ay sonra bana keçiboynuzunun içerdiği
ilgili etkin maddenin ne olduğunu sordu ve
bunu hemen ilaç sanayine kazandırabileceğimi ve
ticari olarak da iyi para kazanabileceğimi söylemişti.
Ben de bitkiler üzerine yaptığım tüm çalışma ve
araştırmalarımı insanlığın hizmetine karşılıksız olarak
sunduğumu ve herhangi bir beklentimin
olmadığını söyledim.
Meslekdaşım üç çocuk sahibi olmanın mutluluğunu
yaşıyor.

İktidarsızlığa karşı adeta mucize çözüm
keçiboynuzudur.
Keçiboynuzu kürünün etkisini viagra ile mukayese
etmek mümkün değildir.
Keçiboynuzu kürü, iktidarsızlığa karşı bir defalık veya
bir gecelik çözüm getirmemektedir.
Aksine, iktidarsızlığı tedavi ederek uzun bir zaman
dilimi içerisinde kalıcı çözüm getirmektedir.
Dönem dönem uygulanacak kür ile de
iktidarsızlığı ortadan kaldırabilmektedir.
İktidarsızlık çeken erkeklerin hiç çekinmeden
kullanabilecekleri keçiboynuzu kürü,
iktidarsızlığa karşı mükemmel bir çözümdür.
Herhangi bir yan tesiri olmayan bu uygulama
iktidarsızlık şikayetleri olan erkekler için
mükemmel bir yardımcıdır.
Viagranın bir gecelik getirdiği çözüme karşı,
keçiboynuzu kürü uzun zaman kalıcı çözüm
getirebilmektedir.
Viagranın belirtilen yan tesirlerinin hiç biri
keçiboynuzu küründe yoktur.
Keçiboynuzu kürü uygulanırken,
iktidarsızlığa karşı etken olan etkin maddelerinin
vücutta önce depolanmaları gerekir.
Bu etkin maddeler vücutta ancak belirli bir seviyeye
ulaştıktan sonra etkisini, hücre içindeki transformasyon mekanizmasını harekete geçirerek (uyararak)
göstermeye başlarlar.
Hücre içinde etkinliğini (aktifliğini) kayıp etmiş olan
bazı enzimleri aktive ederek şikayetlerin ortadan
kalkmasına neden olurlar.
Etkin maddelerin, vücudumuzda depolandıktan
sonra etkilerini göstermeye başlamaları
hemen hemen bütün bitkisel kürler için geçerlidir.
Genel olarak, bitkisel kürlerin sonuca ulaşması
(etki edebilmesi) zaman almaktadır.
Bunun nedeni kürün uygulanması esnasında
etkin maddelerin önce vücudumuzda depolanması
gerektiğindendir.
İşte, bu depolanma süresi zaman almaktadır.
Bu nedenle bitkisel kürleri uygularken sabırlı olmak
gerekir. Bu kürü uygulamak istiyen şeker hastalarının
hekimlerine danışmaları gerekir.
Çünkü, keçiboynuzu fazla miktarda şeker içermektedir.
Bu kürü uzun müddet uygulayanların göz ardı etmemeleri
gereken bir nokta da, bir miktar kilo aldırmasıdır.

İyi huylu prostat büyümesi
(benigne prostate hyperplazy) şikâyeti olanların
zaman zaman keçiboynuzunu çiğ olarak tüketmeleri
çok faydalıdır.
Çünkü, iyi huylu prostat büyümesine neden olduğu
bilinen 5-alpha-reductase enziminin aktivitesini düşüren
(inhibe eden) beş tane etkin maddeye sahiptir.
Bu etkin maddelerden en önemli iki tanesi
palmitic acid ve stearic acid'dir.
5-alpha-reductase enziminin aktivitesi ne kadar
yüksek ise iyi huylu prostat büyümesi o kadar
hızlı gelişir.
Prostatın büyümesi bir takım şikâyetleri de
beraberinde getirmektedir.
İyi huylu prostat büyümesinin neden olduğu
şikâyetlerin başında idrar yapma zorluğu,
idrar kesesini tam boşaltamama,
sık sık idrara çıkma isteğidir.
Geceleri bir den fazla idrara kalkma.
İdrar yaparken çatallanma veya fıskıye şekli.

Kitapta belirtilen tüm uygulamaları
size önerildiği şekilde hazırlayınız ve uygulayınız.
Uygulama sürelerine ve miktarlarına uyunuz.
Tabiatana bir denge, nizam ve kural üzerine kuruludur
ve de belirli kurallara göre çalışmaktadır.
İnsanda, tabiat ananın bir parçası olduğuna göre,
insan vücudu da aynı şekilde belirli dengeler
çerçevesinde çalışmaktadır.
Örneğin, demir. Demir, insan vücudu için
hayati önem taşıyan bir maddedir.
Demirin eksikliği de, fazlalığı da insan vücudu için
zararlıdır.
Bazı insanlar vitaminlerin çok faydalı olduklarına
inandıklarından dolayı vitamin haplarını fazla fazla
kullanırlar.
Çünkü, fazlasının insan vücuduna zarar vermediğini
zannederler.
Unutmayınız ki, vitaminlerin eksikliği sağlığımız
açısından hayati önem taşırlarken,
fazlasıda vücudumuza zarar verirler.
Aynı şekilde size önerilen bitkileri de
belirtildikleri şekilde kullanmak gerekir.
Fazla kullanarak daha çabuk sağlığıma kavuşurum diye
düşünmek yanlıştır.
Doğru olan, hastalığın ve şikayetlerin durumuna göre
önerilen kürü dönem dönem tekrar etmektir.

Keçiboynuzunun değirmende öğütülerek
un haline getirilmiş ve hazır paketlenmiş şeklini
bulmak mümkündür.
Keçiboynuzunun pekmezi de satılmaktadır.
Ancak, her ikiside bahsettiğim kürler için
uygun değildir.
Çünkü, öğütülme (un haline getirme) esnasında
havayla temas eden bir çok etkin madde oksitlenerek
veya havanın oksijeni ile reaksiyona girerek
tedavi edici özelliğini kayıp etmektedir.
Tıpkı, taze sıkılmış meyve sularının
vakit geçirmeden içilmesi gerektiği önerisinde
olduğu gibi...
Örneğin, taze sıkılmış meyve suyunun içerisindeki
C-vitamininin havayla temas ederek (oksitlenenerek)
vitamin özelliğini yavaş yavaş yitirdiği gibi.
Keçiboynuzundan pekmez yapılırken de uzun müddet
kaynatıldığı içindirki içerdiği bir çok etkin madde
özelliğini kayıp etmekte veya önemli ölçüde
keçiboynuzunun şifa veren gücü zayıflamaktadır.
Bu nedenle, bahsettiğim keçiboynuzu kürlerinden
başarılı sonuç alabilmek için onun tabii halini
kullanmak gerekir.
Aktarlarda bu amaçla tabii halde keçiboynuzunu
bulmak mümkündür.
Hem daha ucuz hem de çok daha etkili.
Aktarlardan keçiboynuzunu alırken dikkat etmeniz
gereken şey, kırılmamış, ezilmemiş ve parçalanmamış
olmalarıdır.
Kısaca, satın alacağınız keçiboynuzlarının tüm halde
olmasına özen gösteriniz.

Uygulama 1:

Genel nefes darlığı ve alerjik nefes darlığı ve
de soğuk alerjisi durumunda


Orta büyüklükteki keçiboynuzundan altı-yedi adetini
önce soğuk su altında yıkayınız.
Daha sonra bunları küçük küçük ( 4 cm uzunluğunda)
kırarak, kaynamakta olan yaklaşık yarım litre suyun
içine atınız.
Hafif ateşte 7- 8 dakika kaynatınız.
Soğuduktan sonra süzerek suyunu cam şişeye
doldurunuz.
Buzdolabında en fazla üç gün bekleyebilir.
Hergün sabah, kahvaltı arasında ve akşam yemeğinden
önce bir çay bardağı içilir.
Yaklaşık yarım litre olarak hazırladığınız
keçiboynuzu suyu üç gün buzdolabında bozulmadan
korunabilir.
Her üç günde bir, taze olarak hazırlamanız gerekecektir.
Hiç ara vermeden yirmi gün uygulayınız.
Yirmi gün tamamlandıktan sonra aynı şekilde hiç ara
vermeden onbeş gün devam ediniz.
Onbeş günlük kürü uygularken bir çay bardağı içerisine
bir küçük çay kaşığı bal ilave edip karıştırınız ve
sabah kahvaltınız arasında ve de akşam yemeğinden önce
birer çay bardağı içiniz.
Keçiboynuzu kürünü uygularken sabah kahvaltınızda
ayrıca bal tüketmeyiniz.

Dikkat: 5 ile 12 yaş arasındaki çocuklarda
nefes darlığı veya alerjiye bağlı nefes darlığı
söz konusu ise, bu taktirde uygulama e göre
sadece bir çay bardağı sabah kahvaltısı arasında
içilecektir. Akşam yemeklerinde içilmeyecektir.


Dikkat: Bu kürü uygularken kahvaltıda ayrıca
bal tüketmeyiniz.
Daha güçlü olur diye bir çay kaşığından daha fazla
bal ilave etmeyiniz.

Uygulama 2:

Akciğer kanserini önleyici olarak


Uygulama 1 den en önemli farkı ve
dikkat edilmesi gereken nokta kaynama süresidir.
Soğuk su altında 6-7 adet keçiboynuzunu yıkadıktan
sonra 600-650 ml (yarım litreden biraz fazla)
kaynamakta olan suyun içine harnupları kırarak atınız.
3-4 dakika hafif ateşte ağzı kapalı olarak kaynadıktan
sonra 20 dakika soğumaya bırakınız.
Yirmi dakika sonra harnup parçalarını temiz bir kaşık ile
kabın içerisinden çıkartınız.
Soğuduktan sonra temiz bir kaba suyunu alınız.
Her ay dört gün, sabah ve akşam birer çay bardağı
içilir.

Uygulama 3:

Hareketli sperm sayısını ve kalitesini artırıcı ve de
erkeklerdeki iktidarsızlığa karşı


Kaynamakta olan yaklaşık yarım litre suya 6;7 adet
keçiboynuzunu küçük küçük kırarak atınız.
Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 3 dakika kaynatınız.
Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ocağın altını
kapatınız ve 20 dakika dinlendiriniz.
Dinlenme süresi tamamlandıktan sonra
kaşıkla keçiboynuzu parçalarını çıkartınız.
Soğuduktan sonra yarısını sabah aç karna,
diğer yarısınıda akşam yatağa giderken içiniz.
Bu uygulamaya bir hafta boyunca hergün
devam ediniz.
Birinci haftadan sonra 3 ay boyunca hergün
akşam yatağa giderken bir su bardağı içiniz.
Daha sonraki aylarda zaman zaman uygulayınız.

Not:
Hekiminizin verdiği ilaçlar var ise mutlaka kullanınız.
Buradaki uygulamayı bir destekleyici olarak kullanınız.
Ancak, bilmeniz gereken nokta kullanacağınız
bitkiye karşı alerjinizin olup olmadığıdır.
Bu konuda hekiminizin görüşünü alınız.
Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan
şikayetiniz ne olursa olsun, buradaki bilgiler ile
kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız.
Buradaki bilgilerin kesinlikle bir hastalığı
teşhis amacı yoktur.

Kaynaklar:
Prof.İbrahim Adnan Saracoğlu

Karbonhidrat Tuketimini Ihmal Etmeyin

Karbonhidrat Tüketimini İhmal Etmeyin

Karbonhidratlar, beslenmenin makro 3 ögesinden biridir. Doğada genellikle kompleks halde bulunan bu moleküller enerji ve vücudun yapı taşı şeklinde kullanılırlar. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Cemal Aytaç Ak'ın verdiği bilgilere göre, insan beslenmesinin enerjisinin yüzde 50-60’ı karbonhidratlardan, yüzde 30’u yağ moleküllerinden, yüzde 12-15’i de protein moleküllerinden gelmelidir. 1 gramı 4 kcal enerji veren bu moleküller vücudumuzda enerji gerektiren tüm faaliyetlerin en temel enerji kaynağıdır.
Çocukların günlük beslenme programının bir öğününde mutlaka karbonhidratlı bir besin bulunmalıdır. Sık sık, az az beslenmenin önemli olduğu sağlıklı beslenme şablonunda şöyle bir beslenme programını örnek olarak verebiliriz:

7:30: Kahvaltı
Esmer ekmek

10:30: Meyve

12:30: Esmer ekmek, çorbalar, işlenmemiş kepekli pilav-makarna, patates, mercimek, nohut, fasulye, tüm sebzeler.

15:30: Meyve

19:30: Esmer ekmek, çorbalar, işlenmemiş kepekli pilav-makarna, patates, mercimek, nohut veya fasulye, tüm sebzeler.

22:30: Meyve

Yukarıdaki gibi karbonhidrat dağılımı sağlığımız açısından oldukça önemlidir. Beslenme biliminde çok temel basit bir bilgi vardır. Dalındaki yiyecek ile ağzımız arasında ne kadar kısa mesafe varsa o denli sağlıklıdır. Özellik karbodhidrat içeriği yüksek besinlerde bu bilgi çok önemlidir. Toz şeker (sükroz) bilindiği gibi şeker pancarından rafine edilerek besin sanayinden çıkmış bir üründür. Toz şekerle yapılan yiyeceklerin (kekler, pastalar, tatlılar) kanserojen olduğunu da unutmamak gerekir.

Karbonhidratlar Hangi Besinlerden Seçilmeli?

Ayrıca kan şekerimizi fizyolojimize uygun olmayan bir hızda yükseltiğinden bu tür besinler şeker hastalığına, şişmanlığa sebep olmaktadır. Ama meyvenin doğal halindeki aynı tadı veren molekül fruktozun bu etkileri kesinlikle yoktur. Nitekim şeker hastalarına bile meyve önerilmektedir.
Bu nedenle günlük hayatımızın özellikle çocukların beslenmesinde önemli parçası olan karbonhidratları, esmer ekmek, çorbalar, işlenmemiş kepekli pilav-makarna, patates, mercimek, nohut, fasulye, sebze ve meyve gibi besin türlerinden seçmeliyiz.

"Şeker İhtiyacı" Diye Bir Kavram Yok!

Doğum günleri çocukların hayatında oldukça önemli günlerdir. En güzel elbiseler giyilir. Herkesin ilgi odağı doğum günü çocuğudur. Bu ritüelin en önemli parçalarından birisi de doğumgünü pastasıdır. Ancak pastalar, çocuklarımıza ödül olarak sunduğumuz çikolata, şeker ve gofretler çocuklarda şeker, kanser, şişmanlık gibi hastalıklara yol açabilmektedir.
Ayrıca unutulmamalıdır ki; “şeker ihtiyacı” diye bir kavram yoktur. İnsan organizmasının basit şeker değil, yukarıda belirtilen kompleks karbonhidratlara ihtiyacı vardır. Bu nedenle çocuklarımızı çikolata, gofret, kek, pasta gibi tüm tatlılardan mümkün olduğunda uzak tutmalıyız.

Kahve Yararli mi, Zararli mi?

Kahve Yararlı mı, Zararlı mı?

Kahve içmek pek çok kişi için büyük bir zevk ve vazgeçilmez bir alışkanlıktır. Ancak, zinde kalmak ve enerjimizi yüksek seviyede tutmak için hemen hemen her gün içtiğimiz kahvenin yararlarının yanında bir o kadarda ciddi zararları olduğunu unutmamak gerekir...

Kahvenin Zararları

Yüksek tansiyon: Yapılan araştırmalara göre, düzenli olarak günde 4-5 bardak kahve içenlerin kan basınçları, yani tansiyonları hızla yükseliyor.

Kalp: Aşırı kahve tüketimi kalbin ritmini olumsuz yönde etkiliyor. Kahvenin içerdiği kafein fazla tüketildiğinde, kalpte ritim bozuklukları meydana gelebiliyor. Düzensiz kalp atışları ve kalp çarpıntısına neden olabiliyor. Bu nedenle özellikle kalp hastalarının sınırlı miktarda kahve içmeleri gerekiyor.

Mide: Kahve, ülseri tetikliyor ve midenin asit salgılamasını uyarıyor. Bu nedenle mide hastalarının günde 2 fincandan fazla kahve tüketmemeleri gerekiyor.

Şeker hastalığı: Yapılan araştırmalar, yemek zamanlarında yükselen kan şekeriyle birlikte tüketilen kahvenin şeker hastalığını olumsuz yönde etkilediğini ortaya koyuyortı. Uzmanlar şeker hastalarının da kahveyi sınırlı tüketmesini öneriyor.

Su kaybı: Uzmanların bir kısmı kahvenin vücutta sıvı kaybına neden olduğunu savunurken, bir kısmı da bu kaybın önemsiz derecede az olduğunu savunuyorlar. Fakat yine de ağır basan görüş diğer kafeinli içecekler gibi kahvenin de vücutta su kaybı yarattığı yönünde.

Doğurganlık: Günde üç fincan veya daha fazla kahve içmek, kadının doğurganlık oranını azaltıyor. Çünkü aşırı miktarda kafein tüketimi yumurtlamayı olumsuz etkiliyor. Yapılan araştırmalarda ise her gün düzenli olarak kahve içen erkeklerin içmeyenlere oranla daha güçlü spermleri olduğu kanıtlandı. Kafeinin spermin üzerinde uyarıcı etkisi olduğunu savunan uzmanlar, bunun merkezi sinir sisteminde de aynı etkiyi gösterdiğini iddia ediyorlar.

Hamilelik: Kafeinin anne karnındaki bebeğe zararlı olduğu biliniyor. Uzmanlar, hamile kadınların günlük kafein tüketme sınırlarının 300 mg ile sınıtlı kalması gerektiğini belirtiyor.

Kahvenin Faydaları

Kanser: Kahve, yeşil ve siyah çay gibi antioksidanlar içeriyor. Bu da kansere yol açan hücrelerin çoğalmasını engelliyor. Ayrıca, yapılan bir araştırmada, kahvenin ve egzersizin güneş ışınlarının neden olduğu cilt kanserinden koruduğu ortaya çıktı. Araştırmaya göre, fiziksel egzersizle birlikte ölçülü kahve tüketimi, güneşin ultraviyole B (UVB) ışınlarının yol açtığı kanserojen etkileri ortadan kaldırabiliyor.

Safra taşları: Kadın vücudu erkeğe kıyasla iki kat daha fazla safra taşı üretiyor. Günde dört bardak kahve içen kadınların içmeyenlere oranla yüzde 25 daha az safra taşından şikayet ettiği kanıtlandı.

Konsantrasyon: Kahve konsantrasyona yardımcı oluyor. Yapılan araştırmalarda, okul çağındaki çocukların az miktarda kahve ile süt içtiklerinde sabahki derslerinde daha başarılı oldukları görülüyor.

Parkinson: Yapılan bir araştırmada günde bir fincan kahve içen erkeklerin parkinson hastalığı riskinin yüzde 40’a varan oranlarda azaldığı ortaya çıkarıldı. Buna karşın, menopoz sonrası ostrojen terapisi gören kadınlarda kahve tüketimi Parkinson Hastalığı riskini artırıyor..

Karaciğer: Kahve tüketmek özellikle siroz yüzünden oluşan karaciğer kanseri riskinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Düzenli kahve içenlerin siroz gibi karaciğer rahatsızlıklarından daha az şikayet ettiği görülüyor.

14 Ocak 2008 Pazartesi

Kanserden Korunmak

Kanserden Korunmak


Anadolu Sağlık Merkezi doktorları tarafından RealAge için özel olarak hazırlanmıştır. Nisan, 2007 .

Yanlış beslenmenin kansere yol açan en önemli unsurlardan biri olduğunu düşünürsek son yıllarda hızla değişen yaşam biçimlerimizin şekillendirdiği beslenme tarzının, kanser hastalığının artışı ile nasıl paralel olduğunu da fark ederiz. Artık çoğumuz işyerimiz ile evimiz arasındaki uzak mesafe nedeniyle erkenden uyanıyor, kahvaltıya zaman ayırmak yerine iş yerlerimizde birkaç poğaça yiyerek güne başlıyoruz.

Annelerimizden alışık olduğumuz çok emek isteyen sebze yemekleri yerine artık hazır olan ve paketinden çıkıp kolayca pişirilen yemekleri tüketiyoruz. İlle de sebze yemek istiyorsak konserveleri tercih ediyoruz. Durum böyle olunca raf ömrünü artıran katkılı maddeler de hayatımızın vazgeçilmez parçası haline geliyor. Şeker ihtiyacımızı da rafine edilmiş şeker pancarından alıyoruz.

Meyve içindeki karbonhidratın fruktoz (meyve şekeri) faydası varken iki küp kanser karıştırıyoruz çaylarımızın içine. Hafta sonları ancak yapabildiğimiz kahvaltılarımızda ise salam, sosis ve sucuğu ise gereğinden fazla tüketiyoruz. Bir de teknolojinin sunduğu boyanmış cipsleri, çikolataları, kızartmaları, kuruyemişi bir düşünün. İşte tüm bunların sonucunda da kaçınılmaz bir sonla karşılaşıyoruz; KANSER.

Kanserden Korunmak icin

Kanserden Korunmak İçin

Genlerinizi değiştiremeyeceğinize göre yaşam tarzınız ve beslenme alışkanlıklarınızda yapacağınız akılcı değişiklerle kanserden korunabilmeniz mümkün. Bunun için sofranızda dikkat etmeniz gereken kurallar ise şöyle:

Bitkisel yağ tüketin: Fazla tüketilen yağ meme, kolon ve rahim ağzı gibi kanser türlerinin oluşma riskini artırıyor. Ayrıca doymuş yağ tüketimindeki artış yine kanser için ciddi bir risk oluşturuyor. Dolayısıyla total yağ alımımız günlük enerjinin yüzde 30’unu geçmemeli. Ayrıca doymuş yağ içeren pasta, tatlı, poğaça ile yağlı etleri alışkanlığınızdan çıkarın. Kullandığınız yağlar kesinlikle bitkisel olmalı. E vitamini yönünden zengin olan zeytinyağı, fındıkyağı ve soyayağı antioksidan özellikleriyle kanserden koruyucu etkiye sahip. Etin yağsız olan bölümlerini tercih edin, tavuk etinin derisini temizleyin.

Kırmızı etten kaçının: Kırmızı et içindeki aminoasitlerinden olan homosisteinin kanserojen etkisi mevcut. Aşırı protein alımının meme, rahim, böbrek, bağırsak ve pankreas kanserine yol açtığı tespit edilmiş. Ayrıca aşırı kırmızı et tüketenlerin diğerlerine nazaran 2.5 kat daha fazla kansere yakalandığı ispatlanmış. Bu nedenle kırmızı eti mümkün olduğunca az tüketmeye özen gösterin. Günlük protein ihtiyacınızı kırmızı et yerine beyaz etten karşılayın. Bol bol balık tüketmeye özen gösterin.

Rafine şekerden uzak durun: Rafine şeker, yani çay şekeri (sükroz) kanser riskini artırıyor. Basit şeker kullanılan tüm tatlılar da kansere yol açıyor. Dolayısıyla mümkün olduğunca basit şeker kullanılan tatlılardan kaçının.

Katkı maddelerine dikkat edin: Besinlerin raf ömrünü uzatmak, tat, renk ve koku vermek için kullanılan katkı maddelerinin birçoğu ile meyve sebzelerin olgunlaşmasında kullanılan hormonlar kanserojen etkiye sahipler. Salam, sosis ve sucuk yapımında kullanılan nitrit ve nitrat tuzları da kanserojen etkileriyle tanınıyor. Dolayısıyla bu tür besinleri tüketmemeye özen gösterin. Sebze ve meyveleri mevsiminde tüketin, olabildiğince doğal besin ürünleri tercih edin.

Tuz kullanmayın: Tuzun midede yine nitrit türevleri oluşturarak mide ve özefagus, kanserlerine neden olduğu biliniyor. Salamura, turşu ve tuzlama ile yapılan yiyeceklerden uzak durun. Yemeklerin pişirilme aşamasında asla tuz kullanmayın. Sonradan eklediğiniz tuzda tat eşiğinizi yavaş yavaş düzelterek azaltın.

Posalı besinlere ağırlık verin: Kompleks bir karbonhidrat olan posanın günlük tüketim miktarı kanser hastalığını önlemede oldukça etkili. Özellikle kolon kanserinden korumak için gerekli posayı kepekli ekmek yiyerek, meyve sebzeleri kabuklarıyla tüketerek karşılayın.

Taze meyve tüketimini artırın: Beslenmenizde özellikle karnabahar, lahana, soya fasulyesi ıspanak ve brokoli gibi C, A, E vitaminlerinden zengin besinleri tüketin. Ayrıca sofranızda turunçgiller, havuç, domates gibi karoteni ve selenyumu fazla besinlere yer verin. Bu besinler antioksidan etkiye sahipler.
Yani aldığınız kanserojen maddeler, bu tür antioksidanlarla karşılaştığında kanser yapıcı etkilerini kaybediyorlar. Öğle ve akşam yemeklerinde sofranızda mutlaka bir sebze yemeği olmalı. Ara öğünlerde de en az 3 porsiyon meyve tüketin. Sarmısak, soğan, maydonoz, nane gibi antioksidan etkileri çok fazla besinleri yemeklerinizde mutlaka kullanın. Özellikle sarmısak tansiyonunuzu düşürüyor ve doğal antibiyotik kimyasallarıyla hastalıklara karşı direncinizi artırıyor. Sebze yemeklerini az suda kısık ateşte pişirin, beklemeden hemen yemeyi alışkanlık edinin.

Kurubaklagilleri sofranızdan eksik etmeyin: Sofranızda haftada en az iki kez kurubaklagil olmalı. Çünkü kurubaklagiller magnezyum, folikasit ve beta karoten açısından oldukça zenginler.

Her gün yoğurt yiyin: Günde en az 2 kase yoğurt yiyin. Yoğurdun içindeki kalsiyum bağırsak kanserleri için koruyucu etkiye sahip.

Alkolden kaçının: Alkol, sigarayla tüketildiğinde oluşan fusel yağların ve benzoprin maddesinin kansorejen etkileri biliniyor. Yapılan araştırmalar sonucunda aşırı alkol alımının larink, özefgus ve dudak kanserlerine yol açtığı tespit edilmiş. Eğer içki kullanıyorsnız, alkol oranı yüksek içkiler yerine (rakı, viski, votka gibi), daha düşük alkollü (bira, şarap) olanları tercih edin. Alkol tüketimini de haftada 4-5 kadehle sınırlayın.

İdeal kilonuzu koruyun: Yapılan çalışmalarda şişmanlığın önemli bir kanser nedeni olduğu sonucuna varılmış. Sindirim sistemi, rahim ve böbrek kanserlerinin fazla kilo ile ilişkili olduğu saptanmış. Dolayısıyla siz siz olun, kanserden korunmak için ideal kilonuzu korumaya özen gösterin.

Sağlıklı ve dengeli beslenme, kanserden korunmanın en etkili yollarından birini oluşturuyor. Bunun için sofranızda sebze ve meyveyi eksik etmeyin, bitkisel yağ tüketmeye de özen gösterin.

Kanserden korunmak için bol bol sebze ve meyve tüketmeye özen gösterin.

Real Age

13 Ocak 2008 Pazar

Zayiflatan 10 Bitki

BU 10 BİTKİ SİZİ ZAYIFLATACAK!


Sağlıklı kilo vermek isteyenler, iştah azaltan ve yağ yakımını hızlandıran bu bitkileri tercih ediyorlar. Örneğin tere vücuttaki yağ yakımını hızlandırıyor, At kuyruğu ise bünyenin kimyasını hızlandıyor, adaçayı zayıflamak isteyenler tarafından iştah kesici olarak kullanılıyor. Biberiye, tere, sinemaki, balık otu... bunların sağlıklı zayıflamada mucizevi etkileri çok fazla. İşte mucizevi bitkiler ve etkileri;

At kuyruğu bitkisi idrar sökücü özelliğiyle biliniyor. Yağ dokularını eritmeye yardım eden bitki yaraların iyileşmesine de yardımcı oluyor. Fakat tüm idrar söktürücü bitkilerde olduğu gibi fazla dozda kullanılırsa böbreklere zarar verebilir.

Maydanoz, metabolizmayı hızlandırarak bağ dokusunu güçlendiriyor. Maydanoz yemek ve çayını içmek, ödemlere ve vücudun su toplamasına karşı çok etkili bir yöntem olarak biliniyor.

Adaçayı zayıflamak isteyenler tarafından iştah kesici olarak kullanılıyor. Çay ve yemeklerde baharat olarak da kullanılabiliyor.

Fesleğen vücutta biriken fazla suyu atmaya yardımcı oluyor. Üstelik, içindeki eter yağların moral yükseltici etkisi bulunuyor.


Kekik, sindirim sorunlarını tedavi edici etkiye sahip ve metabolizmayı hızlandırıyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra yorgunluktan şikayet edenlere zindelik veriyor.

Civanperçemi, tatlıya karşı iştahı keser, tokluk hissi verir. Tazelik veren lezzeti, ağır yemeklerin tadını hafifletir.

Biberiye, sindirimi düzenler. İyi bir canlandırıcıdır, kan dolaşımını hızlandırır, cildi sıkılaştırır. Et yemeklerinde kullanılabilir.

Tere, vücuttaki yağ yakımını hızlandırıyor. İnce yaprakları pişince acılaştığı için çiğ yemek gerekir. Ayrıca içinde birçok vitamin barındırır.

Sinameki, kalın bağırsakta suyun emilmesini önleyerek müshil görevi yapar. Uzun süreli kullanımlarda bağırsaklarda yan etkilere yol açacağından idrar söktürücü özelliği bulunan rezene ve nane gibi bitkilerle desteklenmesi gerekiyor.

Balık otu, bünyenin kimyasını hızlandırarak zayıflamaya destek olur. İçindeki maddeler tırnakları güçlendirerek saçlara parlaklık verir. Salata ve meyveli içecekler içinde kullanılabilir.

Dunyanin En Pahali Tatlilari

25 bin dolara satılan “Frrozen Haute Chocolate

Sri Lanka’da Wine3 Restoranında satılan 'The Fortress Aquamarine' Fiyatı: 14,500 dolar

'Saint Louis Brownie' Atalantic City'de Brûlée'de satılıyor. Fiyatı: 1000 dolar

Altın süslü Sundae, Serendipity 3'te servis ediliyor. Fiyatı 1000 dolar

'Sultan’ın Altın keki' Çiragan Palace Kempinski'de servis ediliyor. Fiyatı 1000 dolar.

'Dome’den buzlu truff' Bangkok'ta Mezzaluna restoranda 200 dolara satılıyor.

'The Madeleine Truffle' 250 ile 6,000 pound arasında satılıyor.

'Entre' Paris'teki Pierre Hermé Pastanesinde her bir parçası 176 dolara satılıyor.

King-size Imperial Torte Viyana'daki Imperial Oteli'nde 57 dolara satılıyor.

'Valrhona Çikolata Küresi' Dubai'deki Burj Al Arab Oteli'nde 48 dolara satılıyor.

'Golden Plum Sıcak Sufle' İngiltere'deki 'The Waterside Inn' de 48 pounda satılıyor.

En Guclu Salata icin Gereken 4 Mucize Ot

En Güçlü Salata İçin Gereken 4 Mucize Ot

Salatınızı sağlığa yararı açısından güçlü ve tadı bakımından harika yapmanız
için içine size önerdiğimiz taze sebzeleri ve bazı baharatları ekleyebilirsiniz.

Taze sebzeler salatanızı ekstra hücre koruyucu fenollerle doldurmaktadır.
Aynı zamanda bel ölçülerinizi de önemsiyorsanız işte siza harika dörtlü : Adaçayı, biberiye, yabani kekik ve tarhana kekiği!

Yapılan bir çalışmada, bu otların antioksidan açısından salatalara konabilecek en güçlü bitkiler olduğu ortaya çıktı.
Baharat olarak ise eklemeniz gerekenlerin ilk sırasında kimyon bulunmaktadır. İkinci sırada ise taze zencefil.

RealAge Önerisi: Beslenmenize ekleyeceğiniz yeterli miktarda antioksidanlar sayesinde Gerçek Yaş'ınızı 6 yıla kadar gençleştirebilirsiniz.

Peki hangi sebzeler antioksidan açısından en güçlüleri diye soruyorsanız işte cevabımız:

Enginar, kırmızı pancar, brokoli, sarmısak, pırasa, turp ve ıspanak ilk tercihler arasında yer almalıdır.

Ayrıca salatanızı süslerken bile sağlığınız için çok yararlı besinler kullanabilirsiniz. Sızma zeytinyağı salatanızı parlak ve leziz gösterir.
Zeytinyağına alternatif olarak ise elma sirkesi veya üzüm sirkesi iyi gidecektir.

Yapraklara ne dersiniz?

Biraz acı da olsa çıtır çıtır hindiba yapraklarını denemelisiniz. Antioksidan falavanoid içeren bu bitkinin yaprakları çok
yararlıdır.



Referans: Antioxidant capacity of vegetables, spices and dressings relevant to nutrition. Ninfali, P., Mea, G., Giorgini, S., Rocchi, M., Bacchiocca, M., British Journal of Nutrition 2005 Feb;93(2):257-266.

Real Age

Alkislar Zeytinyagi icin

Alkışlar Zeytinyağı İçin

Düzenli olarak zeytinyağı yeme alışkanlığına başlamanın, neredeyse sigarayı bırakmak kadar sağlıklı bir adım olabileceğini biliyor muydunuz?

İdrarınızda yapılacak mikroskobik maddelerin ölçümü sayesinde vücudunuzun kansere karşı ne kadar güçlü bir savaşçı olup olmadığı anlaşılabilir. Maddeleri şarapnel parçaları gibi düşünün.Çok fazla olmaları vücudunuzun çok fazla zarar görmesi(darbe alması) demektir.

Zeytinyağı tüketin. yapılan bir çalışma gösteriyor ki; zeytinyağı alımını artıran kişilerin idrar örneklerinde daha az zarar verici maddelere rastlanılmıştır.

Peki bu "daha az" la kastedilen miktar nedir? Bir damlası sigara içen bir kişinin içmeyi bıraktığı zamanki idrar örnekleriyle aynıdır.

RealAge Önerisi: Az yağlı bir beslenme hayatı uygulayarak ve yağ tükettiğiniz zamanlarda ise bu yağların sağlığa yararlı olan doymamış yağlar olmasıyla Gerçek Yaş’ınızı 6 yıla kadar gençleştirebilirsiniz.

Zeytinyağı bir bütün olarak sizin için yararlı maddelerden oluşmaktadır. Ancak bu maddelerin hangisi sizin kansere karşı olan mücadelenizde size yardım eder?

Şimdiye kadar yapılan çalışmalarda zeytinyağı içeriğinde bulunan fenolik maddelerin kansere karşı savaşta en güçlü yardımcılarımızdan biri olduğundan şüphe ediliyordu. Fenolik maddeler antioksidan içerirler. Ancak son bir çalışma ışığında etkilerinin daha az olduğu ortaya çıkarılmıştır.

Değişen miktarlarda fenolik bileşenli 3 değişik çeşit yağ test edilmiştir ve ortaya çıkan çeşidin idrar örneklerinde bulunan hücrelere zarar veren maddelerin miktarında çok az bir değişiklik oluşturduğu görülmüştür. Araştırmacılar tekli doymuş yağların antıkanserojenık bir etkisi olduğunu düşünüyorlar.

Zeytinyağı mono doymuş yağlardan daha zengin olduğundan sadece kalp için koruyucu değil aynı zamanda kanser içinde sınırlayıcıdır. Bu da açıklıyor ki, Kuzey Avrupa ile kıyaslandığında beslenmeleri yağ üzerinde yoğunlaşan Güney Avrupalılar daha düşük kalp hastalıkları ve kansere yakalanma riskine sahiptirler. Ancak önemli bir uyarı da akılda tutulmalıdır: Çalışmalara katılan kişiler beslenmelerinde zeytinyağı kullanmamışlardır. Normalde tükettikleri yağların yerine kullanmışlardır. Bu miktar da yaklaşık olarak günlük 5 çay kaşığıdır.

Beslenmenizde tereyağı ve margarin yerine zeytinyağı kullanın böylece aldığınız toplam kalori miktarını artırmış olmazsınız. Eğer aldığınız kalori miktarında artış olursa başka sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.

Referans: Effect of olive oils on biomarkers of oxidative DNA stress in Northern and Southern Europeans. Machowetz, A., Poulsen, H. E., Gruendel, S., Weimann, A., Fito, M., Marrugat, J., de la Torre, R., Salonen, J. T., Nyyssonen, K., Mursu, J., Nascetti, S., Gaddi, A., Kiesewetter, H., Baumler, H., Selmi, H., Kaikkonen, J., Zunft, H. J., Covas, M. I., Koebnick, C., FASEB Journal 2007 Jan;21(1):45-52.

Real Age

Zeytinyağının Faydalari

Biberiye Mucizesi!!!

B İ B E R İ Y E M U C İ Z E S İ

1. Esim evliligimizden once baslayan migren agrilarindan sikayetci
idi ve cebinde bir suru agri kesici ilaclarla dolasir ve kriz anlarinda da
'basimi kesin de bu agridan kurtulayim' derdi. Hacettepe Tip
Fakultesi'nde 1980 baslarinda MR' cekilip migren teshisi konuldu
ama olumlu bir sonuc alamadik. 1983 yilinda is yerim Ankara
Universitesi'nden Gazi Universitesi'ne gecince burada da MR cekilip
migren teshisi konulunca migren tedavisi basladi. Verilen cesitli haplar
etkili olmayinca depresyon tedavisine baslayacagiz dediler ve giderek
degistilen ilaclar sonucu esim neredeyse 24 saat uyumaya basladi ilaclarin
etkisi ile. Bu asamada ben tedavi ve ilaclari kestirdim. Bitkisel ilac aramaya basladim ve tanidigim bir zamanlar orman bakanliginda 'tibbi bitkiler arastirma projesi' nde
calismis emekli tanidigim 'biberiye' cayini tavsiye etti. Gunde 5-6 fincan
biberiye cayi tedavisine basladik ve 20-25 gun sonra migren, bas agrilari
sorunlari bir daha gelmemek uzere sona erdi.

2. Ortopedist kardesime ameliyat olan sanatci Selcuk Ural
Kardesime migreni oldugunu soyluyor ve kardesim biberiye cayini
tavsiye ediyor.

Selcuk Ural birkac yil once ATV televizyonundaki bir programda
Migreninin ortopedist doktorunun botanikci agabeyinin tavsiyesi
ile gectigini soyluyor ve tesekkur ediyor.

3. Kayinbiraderimin esi Elmadag'da kizakla kayarken dusup kizak
Freni demirinin ayak bilegi ile diz arasi orta bolgede V harfi
seklinde ve buyukce bir bolgede etini kemige kadar kaldirdi. Buraya dikis
atildi ancak kalkan kismin buyuklugunden 1 ay V harfiic kismindaki deri
canlanmadi ve doktorlar 'bu bolgeye deri nakli yapmamiz gerekir'
Dediler. Kayinbiraderimin buldugu estetik ameliyati yapacak
doktor 'Amerikadan yeni bir ilac geldi once birkac gun bunu surup
deneyelim, sonuc alamazsak ameliyati yapariz' dedi. Surulen yag deriyi 3-4
gun sonra canladirmaya basladi. Bu yagin uzerine baktigimda *Rosmarinus*
kelimesini gorunce biberiye bitkisine olan ilgim cok daha artti. Kendi kutuphanem ve internetten yaptigim arastirmada biberiye bitkisinin iyi geldigi hastalik ve sorunlar 100'u cok asinca arastimayi kestim bu kadar yeter diye.


4. Biberiye yagini yazlik evimiz goturduk. Agabeyimin torunlari
Dusup veya kosarken baslarini veya eller ve ayaklarini bir yerlere
carptiginda evde baslayan telasa hic gerek olmadigini soyleyip bu yagi
suruyordum ve sismesi, morarmasi veya agrimasi gereken bolgelerde bunlarin
hic biri gerceklesmiyodu.


5. Esimin isyerinde arkadasinin babasinin ayaklarinda diz alti
bolgesinin dolasim bozuklugu nedeniyle ayaklari soguk idi.
Biberiye cayi ile bu sorunlari cozuldu.

6. Cok yasli komsumuzun 2 yildir geceleri uyuyamama sorunu
vardi.

Damadi Ankara'da bir devlet hastanesinde beyin cerrahi docent de
cozum bulamamisti uyku sorununa. Biberiye cayi icmeye basladiktan sonra
gece de gunduz de uyumaya basladi.

7. Yine ayni cok yasli komsumuz gut hastaligindan da muzdarip idi
Ve kaninda urik asit yuksek cikiyordu. Biberiye cayi ile bu sorunu
da cozuldu.

8. Kayinpederim boyun kireclenmesinin sonucunda boynu tamamen
Hareketsiz duruma gecti. Doktorlar ameliyat yapamayiz boyle idare
et dediler. Biberiye yagi ile yaptigi masajlar sonucu 1 hafta sonra
boynunu hareket ettirmeye basladi.

9. Kizim kosarken carptigi eli mosmor oldu. Biberiyeyagini
surduk, 2 saat sonra morluk gecmeye basladi. Akraba doktora soruyorum
soyle morluk normal ne kadar zamanda gecer diye ve 2 gunde gecer diyor.

10. Biberiye yagi ecza dolabimizda artik yerini almisti. Bir yerin mi
agriyor (ornegin bas agrisi) sur biberiyeyi en azindan gecici olarak agri gecsin. Bir yerin kesildi mi, cizildi mi sur biberiye yagini cok suratli olarak iyilessin.

Umarim arkadaslar icin bu bilgiler yararli olur.

Prof. Dr. Turhan USLU

9 Ocak 2008 Çarşamba

Hamilelikte Kullanilmamasi Gereken Bitkiler

Hamilelikte kullanılması sakıncalı olan bitkiler

Bitki Olası Etkisi


Aloe Vera Yaprakları müshil etkisi gösterdiğinden ağızdan alınmamalıdır

Sarı çiğdem, Cohosh, (Colichicum autumnale) Yüksek dozlarda alındığında hücre bölünmesini etkileyerek doğum defektlerine neden olabilir.

Fesleğen (reyhan) yağı Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.

Kanotu (Sanguinaria canadensis) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir. Kusmaya neden olabilir.

Aslan kulağı (Caulophyllum thalictroides) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.

Karanfil yağı Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.

Eşekkulağı, karakafes (Symphytum officinale) Bebek için toksik maddler içerdiğinden kullanılmamalıdır.

Pamuk kökü (Gossypium herbaceum) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.

Dong quai (Angelica polymorpha var. sinensis) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.

Koyungözü (Tanacetum parthenium) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir..

Kırlangıç otu (Chelidonium majus) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir..

Ardıç ve ardıç yağı (Juniperus communis) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.

Ökseotu (Viscum album) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir. İçerdiği toksik maddeler plasentadan bebeğe geçebilir.

Yarpuz (Hedeoma pulegioides) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.

Kınakına (Cinchona officinalis) Geçmişte sıtma tedavisinde kullanılan bu bitki körlük ve komaya neden olabilir.

Yalancı Ginseng (Panax notoginseng) Doğum anomalilerine neden olabilir.

Sedefotu (Ruta graveolens) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.

Kafuriye (Artemisia abrotanum) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir. Doğum anomalilerine neden olabilir.

Adasoğanı (Urginea maritima) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir. Doğum anomalilerine neden olabilir.

Solucan otu(Tanacetum vulgare) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir. Doğum anomalilerine neden olabilir.

Yabani yer elması (Diascorea villosa) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.


Hamilelikte aşırı miktarlarda kullanılması zararlı olabilecek bitkiler.
Bitki Olası etkisi

Akçaağaç (Rhamnus frangula) Çok kuvvetli bir müshildir ve bu nedenle yüksek dozlarda uzun süre kullanılmamalıdır.

Melekotu (Angelica archangelica) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.

Anason ve anason tohumu yağı (Pimpinella anisum) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır, düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir ancak yağı kullanılmamalıdır.

Kimyon (Carum carvi) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.

Akdiken kabuğu (Rhamnus purshiana) Çok kuvvetli bir müshildir ve bu nedenle yüksek dozlarda uzun süre kullanılmamalıdır.

Kereviz tohumu ve yağı (Apium graveolens) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.

Papatya yağı Rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak papatya çayı içilebilir.

Tarçın (Cinnamomum zeylanicum) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.

Çuha Çiçeği(Primula veris) Çok kuvvetli bir müshildir ve bu nedenle yüksek dozlarda uzun süre kullanılmamalıdır.

Rezene ve rezene yağı Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.

Çemenotu (Trigonella foenum-graecum) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.

Sarımsak(Allium sativa) Yüksek miktarlarda tüketilmesi mşde yanmasına neden olabileceği gibi emzirme döneminde süte kendine özgü kokusunu verebilir.

Yasemin yağı Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır.

Kore Ginsengi (Panax ginseng) Yüksek dozlarda alınması kız bebekte erkeklik hormonlarının yükselmesine neden olabilir.

Lavanta (Lavendula argustifolia) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.

Meyankökü (Glycyrrhiza glabra) Yüksek dozlarda kan basıncını arttırabilir.

Yaban kerevizi (Levisticum officinale) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.

Mercanköşk, keklik otu (Origanum vulgare) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.

Sarısakız, mür (Commiphora molmol) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.

Maydonoz (Petroselinum crispum) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı ve fetusu irrite edici etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.

Nane yağı Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak kuru nane ya da nane yaprağı yemeklerde kullanılabilir. nane yağı ise kullanılmamalıdır.

Ahududu yaprağı ve çayı (Rubus idaeus) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır. Doğumu kolaylaştırmak için kullanılabilir.

Ravent kökü(Rheum palmatum) Çok kuvvetli bir müshildir ve bu nedenle yüksek dozlarda uzun süre kullanılmamalıdır.
Biberiye ve biberiye yağı Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.

Safran (Crocus sativa) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.

Adaçayı Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.
Sinameki (Senna alexandrina) Çok kuvvetli bir müshildir ve bu nedenle yüksek dozlarda uzun süre kullanılmamalıdır.

Siyah çay(Camellia sinensis) Fazla miktarda alınması çarpıntıya neden olabilir.

Kekik yağı (Thymus vulgaris) Rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi olabilir ancak kuru kekik yemeklerde kullanılabilir.

Mine çiçeği (Verbene officinalis) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.

Dr.Alper Mumcu

Corek Otu Yaginin faydalari

COREK OYTU

Çörek otu yağı içinde barındırdığı; hoş kokulu yağlar, elementler, enzimler ve vitaminler gibi içerisinde bulunan yüzden fazla öğeden dolayı oldukça faydalıdır. Içinde Omega 3 ve Omega 6 ihtiva eden % 58 oranında temel yağ asidi bulunmaktadır.

ÇÖREK OTU YAĞININ BILINEN BAZI FAYDALARI

Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir.

Ifraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir.

Kansere karşı koruyucu etkisi vardır.

Kan şekerini düzenler.

Yorgunluk halini giderip zindelik verir.

Damar sertligi,damar tıkanıklıgı hastalıklarını önler.

Tansiyon ve kolestrolün normale dönmesini saglar

Cinsel gücü arttıcı etkisi vardır.

Hazmı kolaylaştırır.

Vücuttaki zehirleri süzerek atar.

Idrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.

Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.

Alerjiyi önler.

Savunma sistemini dengeler.

Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.

Sac dökülmesi ve kepege karsı haricen sürülür

Grip,nezle,bas agrısına burundan damlatılarak (3 damla)kullanı lır

Kulakda üsütme ve iltihap durumlarında damlatılarak (3 damla )kullanılır.

Göze 2 damla damlatılırsa ,gözdeki mikropları öldürür.

Sinüzitte sabah ve aksam buruna 1,2 damla damlatılır ve 1 hafta devam edilir

Çörek otu Yağı ve Tohumunun Çeşitli Bölgelerde Kullanılma Yerleri ve Kullanılma Şekilleri:

Astım ve Bronşiyal Problemler (Uzak Doğu, Orta Doğu ve Malezya)

Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Günde iki defa alıır. Aynı zamanda, her gece Çörek otu yağı ile göğüs ovulur ve kaynar su içindeki Çörek otu yağının buharı nefesle içeri çekilir.

Sırt ağrısı ve diğer Romatizma çeşitleri (Orta Doğu ve Malezya)

Az bir miktar Çörek otu yağı hafifçe ısıtılır ve daha sonra romatizmalı alan yoğun bir şekilde sıvazlanır. Günde üç defa da yağdan bir çay kaşığı içilir.

Ishal (Hindistan ve Orta Doğu)

Bir fincan yoğurt ile bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Belirtiler kayboluncaya kadar karışımdan günde iki defa içilir.

Kuru Öksürük (Orta Doğu ve Kuzey Afrika)

Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve günde iki defa alınır. Göğüs ve sırt Çörek otu yağı ile ovulur.

Grip ve Burun Tıkanıklığı (Genel)

Herbir burun deliğine 3-4 damla Çörek otu yağı akıtma, burun tıkanıklığını ve kafanın soğuk algınlığı ızdırabını giderebilir.

Saçın Kırlaşması(Genel)

Çörek otu yağı ile düzenli bir şekilde saçlara masaj yapılması, saçların erken kırlaşmasını önleyebilir.

Saç Dökülmesi(Hindistan ve Orta Doğu)

Kafa derisinin tamamına limonu darbeli bir şekilde sürün ve takriben 15 dakika böylece hareket edin. Sabunlayın. Durulayın ve saçların tamamını kurulayın. Daha sonra Çörek otu yagı ile kafa derisinin içine masaj yapın.

Saman Nezlesi (Orta Doğu)

Bir tatlı kaşığı Çörek otu yagını bir bardak limon suyuna karıştırın. Belirtiler giderilinceye kadar, günde iki kez alın.

Başağrısı (Genel)

Alın ve kulaklara yakın yüz kısımları Çörek otu yağı ile ovulur ve kafa bandajlanır. Aynı zamanda bir çay kaşığı Çörek otu kahvaltıdan önce alınır.

Sağlıklı Cilt (Hindistan)

Bir çorba kaşığı Çörek otu yağı ile bir çorba kaşığı zeytin yağı karıştırılır. Bu karışım ile yüz ovulur ve en az bir saat böyle devam edilir. Sabunla yıkanır ve durulanır.

Yüksek Tansiyon (Hindistan)

Kahvaltıdan önce her sabah iki diş sarmısakla birlikte herhangi bir içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırarak alın. Çörek otu yağı ile bütün vücudunuzu ovun ve üç günde bir kez 1.5 saat güneş ışınlarına maruz bırakın. Bu işlemlere bir ay devam edin.

Uyuşukluk ve Yorgunluk (Türkiye)

Bir bardak saf ve taze portakal suyu ile bir tatlı kaşığı Çörek otu yagına her sabah 10 gün boyunca devam edilir.



Hafıza Düzeltme (Orta Doğu)

100 mg kaynatılmış nane içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve 15 gün içmeye devam edilir.

Kas Ağrıları (Genel)

Ağrıyan yerler Çörek otu yağı ile ovulur.

Iktidarsızlık (Genel)

200 g zeytin yağlı öğütülmüş Çörek otu tohumu, 100 g günlük, 50 g Çörek otu yağı, 50 g zeytin yağı, 200 g saf bal güzelce karıştırılır. Her öğünden sonra bir çorba kaşığı alınır.

Uyku Bozukluğu (Genel)

Balla karıştırılmış herhangi bir sıcak içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı ilave edilip akşamları içmeye devam edilir.

Ülserler(Yaralar) (Endonezya ve Hindistan)

Süsen kökü yağı ile veya kına bitkisi yağı ile karıştırılır. Daha sonra cerahatlı yaralar üzerine yayılır. Sonra sirke ile muamele edilerek yıkanır.

Turkiye'nin Lezzet Haritasi!

Türkiye'nin lezzet haritası!


Ankara Ticaret Odası ile Ankara Patent Bürosu, Türkiye'nin lezzet haritasını çıkardı. 81 ili kapsayan haritaya göre, Türkiye, 2 bin 205 çeşit yöresel yiyecek ve içecekten oluşan zengin mutfağıyla lezzetli bir ülke. Hazırlanan lezzet haritasına göre illerin seçilmiş bazı yiyecekleri şöyle:
Adana: Adana kebabı, şalgam suyu, süllüm.
Adıyaman: Basalla, yapıştırma, hıtap.
Afyonkarahisar: Sakala çarpan çorba, zürbiye, sırtsırta.
Ağrı: Abdigör köftesi, gösteberg et, selekeli (saç kavurma).
Aksaray: Soğanlama, bamya çorbası, çiğleme.
Amasya: Kesme ibik çorbası, unutma beni, eli böğründe.
Ankara: Calla, bici, öllüğün körü, saçkıran.
Antalya: Arap kadayıfı, karpuz kabuğu reçeli, bergamut reçeli.
Ardahan: Evelik aşı, pişi, kuymak (mıhlama).
Artvin: Hınkal, çergebaz, gendima.
Aydın: Kulak çorbası, pelvize tatlısı, paşa böreği.
Balıkesir: Saçaklı mantı, mafiş tatlısı, börülce ekşilemesi.
Bartın: Pumpum çorbası, yumurtalı isbut, kabak burması.
Batman: Bumbar, Şam börek, perde pilavı.
Bayburt: Tatlı çorba, galaçoş, ekşi lahana.
Bilecik: Keklik kebabı, piruhi, samsı.
Bingöl: Dut pekmezi.
Bitlis: Büryan kebabı, şekalok, çorti köftesi.
Bolu: Kedi batmaz, kaldırık dolması, kaşık sapı.
Burdur: Testi kebabı, kabak helvası, Burdur muhallebisi.
Bursa: Ekşili baş çorbası, etli gavata, İnegöl köftesi.
Çanakkale: Tumbi, lakerda, erik macunu.
Çankırı: Yaren güveci, mıkla, tutmaç.
Çorum: Leblebi, cızlak, çullama.
Denizli: Çaput aşı, alaçora, sıyırma.
Diyarbakır: Karpuz, cartlak kebabı, patlıcan meftunesi.
Düzce: Çerkez tavuğu, şıl böreği, lepsi.
Edirne: Mamzama, hardaliye, satır kebabı.
Elazığ: Anamaşı, tavşan üfelemesi, hürriyet kadayıfı.
Erzincan: Tulum peyniri, tava leblebisi.
Erzurum: Cağ kebabı, den çorbası, çaşır.
Eskişehir: Çiğ börek, abısta, harşıl.
Gaziantep: Alinazik kebabı, Antep fıstığı, Köse Sefer kabağı dolması.
Giresun: Hamsi böreği, çalıçileği çorbası, karalahana diblesi.
Gümüşhane: Köme, lemis, haşıl.
Hakkari: Gulul çorbası, kepaye, kiflik.
Hatay: Kaytaz böreği, taş kadayıf, kuş gözü.
Iğdır: Bozbaş yemeği, helise, perzana.
Isparta: Sakala sarkan, kabine, kuyruğu sulu.
İstanbul: Kanlıca yoğurdu, Sultanahmet köftesi, beyinli Beykoz kebabı.
İzmir: İzmir köftesi, papaz yahnisi, radika salatası.
Kahramanmaraş: Dövme dondurma, pıtpıt lapası, çullama.
Karabük: Göbü, katlaç, malak.
Karaman: Batırık, bidik, paraköfte.
Kars: Kaşar, gravyer, tandırda kaz çekmesi.
Kastamonu: Köle hamuru, cırık tatlısı, delioğlan sarığı.
Kayseri: Pastırma, sucuk, mantı.
Kırıkkale: Kömbe, külleme, sarığı burma.
Kırklareli: Sulu kaçamak, kuru kaçamak, bıldırcın kağıt kebabı.
Kırşehir: Keykef, temal.
Kilis: Cennet çamuru, firik pilavı, mazlum.
Kocaeli: Kandıra yoğurdu, pişmaniye, otur Fatma tatlısı.
Konya: Düğün yemeği, etli ekmek.
Kütahya: Namaz dolması, tosunum, Çene çarpan çorbası.
Malatya: Kayısı, analı-kızlı, kurşun geçmez köftesi.
Manisa: Mesir macunu, Kula güveç kapaması, şekerli pide.
Mardin: Ceviz sucuğu, ikbebet (içli köfte), semberuk.
Mersin: Cezerye, tantuni, kerebici.
Muğla: Dutmeç, çopur, ot ekşilemesi.
Muş: Muş köftesi, çorti aşı.
Nevşehir: Ağpakla, dıvıl, sızgıt.
Niğde: Mangir çorbası, üzüm boranası, unlu söğürme.
Ordu: Melocan (diken ucu) kavurması, mısır yağlaşı, hoşgıran kavurması.
Osmaniye: Tirşik (pancar), yer fıstığı, toğgar.
Rize: Anzer balı, hamsi çiğirtası, enişte lokumu.
Sakarya: Pekmez, yoğurt.
Samsun: Samsun pidesi, turşu kavurması, kocakarı gerdanı.
Siirt: Zivzik narı, Pervari balı, perde pilavı.
Sinop: Sinop kestanesi, nokul, mamalika.
Sivas: Sivas kebabı, peskutan çorbası, pezik turşusu.
Şanlıurfa: İsot, şıllık tatlısı, Urfa kebabı.
Şırnak: Kutlık, serbıdev, hekeheşandi.
Tekirdağ: Tekirdağ köftesi.
Tokat: Tokat kebabı, bacaklı çorba.
Trabzon: Vakfıkebir ekmeği, Akçaabat köftesi.
Tunceli: Şavak tulum peyniri, Pülümür balı, zerefet.
Uşak: Alacatene, haşhaş sürtmesi, ciğerli bulgur.
Van: Otlu peynir, inci kefali, ilitme.
Yalova: Pavli, luhu şuşkey çirbuli, lalanga.
Yozgat: Testi kebabı, arabaşı.
Zonguldak: Çaycuma yoğurdu, Osmanlı çileği, beyaz baklava.

Mutluluk veren besinler...

MUTLULUK VEREN BESINLER

Içinde Endorphin bulunan besinlerin insani mutlu ettiginii belirten
bilim adamlari, bu maddeyi en çok barindiran besinleri açikladilar.

Çilek: C vitamini deposu olan çilek, önde gelen afrodizyaklar arasinda
yer alir. Çilek bütün salgi bezlerini çalistirarak vücuda gençlik ve kuvvet
kazandirir. Yüksek tansiyonu düsürür, damarlari temizler. Kansere
karsi korur, böbrekte kum ve tas olusmasini önler.

Muz: Kokusuyla bile mutluluk tasiyan tam bir Endorphin deposudur.
Kendinizi, güçsüz ve sinirli mi hissediyorsunuz, hemen bir muz yiyin.
Kalsiyum ve magnezyum içeren bu meyve strese karsi bire bir. Sinir
hastaligi olanlar için her gün yemek arasi saatlerde tüketilmesi
gereken bir besindir.

Üzüm: Kirmizi ve beyaz üzüm yiyen herkes gülücükler saçar. Üzümde
yüzde 20 oraninda diekt olarak kana karisan seker vardir. Bedenen ve zihnen
çalisanlar için iyi bir gidadir. Üzümdeki bol demir kan yapar. Yüz ve
boyuna taze üzüm suyu sürülüp 10 dk. sonra yikanirsa cilde dirilik verir.

Portakal: C ve B vitamini açisindan zengin olan portakal, insana dinamizm
veriyor. Portakal içindeki C vitamini ince ve kalin damarlarin yumusak
kalmasini saglar. Vücuttaki direnci artirir. Grip ve nezle olundugunda
portakal suyu, seker, sarap karistirilir üzerine sicak su katilir ve
içilir. Kanin durulmasina ve temizlenmesine yardimci olur. Hazmi
kolaylastirir. Portakal reçeli ise karacigeri çalistirir.

Çikolata: Stresin bir numarali düsmani. Kendinizi kötü hissediyorsaniz
hemen bir parça çikolata yiyin. Flört etmek gibi bir sey. Bir kalem yemek
yeterli, mutluluk hormonu "seratonin" aninda beyinde dolasima çikiyor.
Çikolatanin içerdigi "penilatilmanin" insani bulutlara çikariyor.
Çikolatada, yesil çay ve sebze meyvelerde bulunan "flavonoid" adli madde
bol miktarda vardir. Bu madde kani sulandiriyor, kalp hastaliklari riskini
azaltiyor. Çikolata kötü kolesterolün (LDL) okside olarak damar çeperine
yapismasini engelliyor. Tipki aspirin gibi kanda pihtilasmanin önüne
geçiyor. Düzenli tüketenler arasinda ölüm olayi yemeyenlere kiyasla
yüzde 30 daha geç gerçeklesiyor.

Dondurma: Çok yenirse sismanlatiyor, az yenirse mutluluga mutluluk katiyor.
Dondurma yaslanmayi önlüyor. 100 gr dondurma ortalama: 135mg kalsiyum
115mg fosfor* 100mg sodyum *160mg potasyum, 25 gr karbonhidrat bulunuyor.
Amerika'da kisi basina 25 kg., Türkiye'de kisi basina 6 külah tüketiliyor.
Sütten daha zengin bir besin maddesidir. A,C,D,E vitamini içerir.
Çocuklarin saglikli büyümesi ve kemik erimesi sorunu olan kisiler için
büyük önem tasiyor. Beslenme uzmanlari dört mevsim tüketilmesini
önermektedir.

Makarna: Çok agir soslarda yenilmedigi sürece enerji veren ve mutlu eden
besinler arasinda yer aliyor. Hazmi kolaydir. Özellikle sadece salata
ile birlikte yenirse sisimanlatmaz

Ekmek: Bugday ekmegi de sikintilari unutturuyor.

Fistik: Yag orani yüksek ama yine de insani mutlu ediyor. Roma
Imparatorlugu'nda "Tanri yiyecegi" olarak adlandirilan fistigin kolesterolü
düsürdügü ve kalp krizi krizi riskini azalttigi bildirildi. Çocuklar ve
sporcular daha fazla yiyebilir. Demir, bakir, selenyum, magnezyum,
çinko, potasyum, fosfor gibi minerallerin dogal kaynagi olan bu çerez
kalbimizin yani sira, beyin sinir sistemi, kas ve kemiklerimizin dostudur.
Tuzsuz olanindan hergün 10-15 adet yenilebilir.

Susam: Dar gelirlilerin bas taci olan simit mutluluga giden yolda önemli
bir yere sahiptir. Yag ve protein içerir. Susamdan elde edilen tahin, bal
ile karistirilip yenirse bogaz agrisi ve bronsite iyi gelir.

28 Aralık 2007 Cuma

Metabolizma yavasligi ne anlama geliyor?

Metabolizma yavaşlığı ne anlama geliyor? - Osman MÜFTÜOĞLU'ndan



Sürekli diyet yapmanıza rağmen kilo veremediğinizi ya da çok az verdiğinizi düşünüyorsanız bu yazıyı dikkatle okumalısınız.

15-20 yıl öncesine göre daha az yemenize, pastaları, kurabiyeleri, sütlü tatlıları ve gece kaçamaklarını çoktan unutmanıza rağmen karın ve kalça çevreniz gittikçe genişliyorsa bu yazıyı bir kez daha gözden geçirmenizde fayda var!

Hastalarımın çoğu verilen kilo programını uygularken çok dikkatlidir. Önerdiklerimizden fazlasını yemezler. Önerilerimize dikkatle uymalarına karşın fazla kilolarından istedikleri hızda kurtulamaz, üzülür, bunalırlar. Sebep çoğu kez aynıdır: Metabolizma yavaşlaması!

Metabolizma hızının en kısa ifadesi, bedeninizin aldığı besinleri enerjiye dönüştürme ve bu enerjiyi kalori olarak yakma kapasitesidir. Metabolizmanız hızlı çalışıyorsa, aldığınız besinler kolayca enerjiye dönüştürülecek, eksiksiz olarak yakılacaktır. Eğer metabolik hızınız yavaşsa, yaşlanmanın doğal sonucu olarak yavaşladıysa ya da bir hastalık sonucu metabolik hızınız düşmüş ise bedeninizin besinleri enerjiye ve kaloriye değiştirme yeteneği de bozulacaktır. Sonuçta yakılmayan fazla kaloriler artan kilolarınızdır.

METABOLİZMA YAŞLANDIKÇA YAVAŞLIYOR

Yaşlandıkça metabolik hızınızın yavaşladığı doğrudur. 30’lu yaşları takiben vücudunuz her 10 yıllık dönemde yüzde 2-4 daha az enerji yakmaya başlar. Kadınlarda menopoz, erkeklerde andropoz gibi hormonal faktörlerin araya girmesi ise metabolizmanızı daha da yavaşlatacaktır. Kadınlar erkeklerden daha az kalori yakarlar. Bu nedenle metabolizması düşen kadınlarda kilo kontrolü erkeklere oranla daha güç hale gelir ve erkeklerden zaten fazla olan vücut yağ yüzdesi daha da artar.

Diğer taraftan bedensel aktivitenin yaşlandıkça azalması, kas kitlesinde de azalmaya ve yağ depolarında artmaya neden olur. Siz yaşlandıkça aktivitenizi artıracağınız yerde azaltırsanız kas miktarınız o denli azalır. Ne kadar az kasınız olursa aktiviteniz de paralel olarak azalacaktır. Yani zamanla bu iki durum birbirini besler ve bir kısırdöngü ortaya çıkar: Zayıf kaslar, azalmış aktivite, artmış yağlar, artmış kilolar ve daha da azalan metabolik hız.

AEROBİK EGZERSİZLERLE HIZLANIYOR

Bu kötü zinciri nasıl kıracaksınız? Metabolizmanızı hızlandıran ilk anahtar düzenli bedensel aktivitedir. Eğer yaşamınızda önemli bir değişiklik yapmayı düşünüyorsanız, aktivitenizi artırmak ilk sırada yer almalıdır. Eğer daha az kilo almak istiyorsanız daha çok egzersiz yapmalı, daha çok kas kitlesine sahip olmalısınız. Ortalama metabolik hızınızı artırarak daha fazla kalori yakmalısınız. Egzersiz metabolizmanızın en iyi güvenli dostudur.

Metabolizmayı hızlandıran egzersizlerin öncelikle aerobik olması gerekir. Yağlarınızı yakabilmek için mutlaka oksijene ihtiyacınız vardır. Bu nedenle hangi egzersizi yaparsanız yapın o egzersiz süresince rahat soluk alıp verebilmeli, egzersiz arkadaşlarınızla nefes nefese kalmadan sohbet edebilmelisiniz. Kalp hızınızı mevcut hızından dakikada ortalama 20 civarında artıran ritmik yürüyüşler metabolizmanızı hızlandırmanın en iyi yoludur.

BAZI HORMONLARLA BOZULUYOR

Eğer aerobik egzersizleri ağırlık kaldırma gibi dayanıklılık antrenmanları ile desteklerseniz daha da başarılı olursunuz. Dayanıklılık antrenmanları ile hem aerobik aktiviteye oranla daha fazla kalori yakarsınız hem de kas kütlenizi artırarak vücudunuzun enerji tüketen dokusal rezervini çoğaltır, gece uyurken bile kalori yakarsınız!

Düşük metabolizma hızının sorumlusu bazen de hormonal yetersizliklerdir. Tiroit hormonu yetersizliği bunun en iyi bilinen örneğini oluşturur. Tiroit hormonu yetersizliği ileri düzeyde olduğunda "Hipotiroidi" olarak isimlendirilen sağlık sorununu ortaya çıkarır. Hipotiroidide düşük metabolizma hızına bağlı hızlı kilo alma, hastalığın halsizlik, yorgunluk, kabızlık, unutkanlık gibi diğer birçok belirtilerine eşlik eder.

Çok hafif düzeydeki tiroit bezi yetmezliğinde ise metabolik hızdaki düşme ve bunun sonucunda oluşan kilo verme güçlüğü bazen ilk ve tek belirtidir. Bu nedenle kilo verme programları başlatılırken, özellikle zor kilo verip kolay kilo alanların tiroit hormonu yetersizliği yönünden dikkatlice incelenmesi gerekir.

KESİN SAKLAYIN

Metabolizmayı hızlandırma rehberi

Kilonuzu kontrol etmede güçlük çekiyor musunuz? Eğer yeterince kalori kısıtlaması yaptığınızdan ve gereği kadar aktif bir yaşam sürdürdüğünüzden eminseniz metabolizmanızı biraz ateşlemeyi deneyin. İşte size kolay uygulanabilir bazı öneriler:

1. Tiroidinizi kontrol ettirin: Tiroit bezinin normal çalışmaması kilo almanızı kolaylaştırır. Guatr sorunu olanların önemli bir kısmında tiroit bezi yeterli tiroit hormonu üretemez. Normalden daha az tiroit hormonu vücudun normalden daha az enerji yakmasına neden olur. Tiroit bezinizin iyi çalışıp çalışmadığından emin olmak için tiroit bezi hormonlarının ölçülmesi yeterli olacaktır.

2.Yürürken daha hızlı değil daha uzun mesafelere gidin: Vücudunuzun oksijen eşliğinde yaptığı hareketler ne kadar uzun sürerse bedeninizin o kadar çok yakıt (yağ depolarınız) harcayacağından emin olabilirsiniz.

3.Gezinmek yerine, ciddi bir yürüyüş yapın: Adımlarınızı biraz sıklaştırırsanız metabolizmanızı daha da hızlandırır, daha çok yağ yakabilirsiniz. Uzun mesafeleri katetmek her zaman iyidir, bu mesafeleri daha hızlı adımlarla katetmek ise daha da iyidir.

4. Yemek sonrası kısa yürüyüşler yapmayı unutmayın: Yemeği takiben yaptığınız hafif yürüyüşlerde metabolizmanın daha hızlı bir süreçle işlediği, daha çok kalori (enerji) ve daha çok yakıt tükettiği biliniyor. Yemek sonrası yürüyüşlerin metabolizmayı hızlandırıcı etkisinden yararlanın.

5.Öğün atlamayın: Yavaş ve uzun süre çiğneyerek yemeyi deneyin.

6.Hayatınızı baharatlandırın: Kırmızı acı biber, turp ve hardal gibi baharatların metabolizmayı hızlandırabileceği düşünülür. Baharatlar vücudunuzu daha hızlı bir çarka sokabilir, metabolizma hızınızı yükseltebilir.

7. Doktorunuz tarafından önerilmeyen ilaçları kullanmayın: Zayıflamak adına yosun hapları, detoks likidleri, tiroit ekstreleri, amfetamin, sibutramin, efedrin gibi maddeleri kullanmamaya özen gösterin.

DİYET GÜNLÜĞÜ

Sorularınız için:

Tel: (0212) 236 73 00

Farkında olmak

Bazı gazetelerde kalorilik diyet reçeteleri veriliyor. Siz köşenizde bunları değiştirmeye çalışıyorsunuz. Niye hala diyeti sabit hale getiren diyetler veriliyor?

Biz olması gerekeni, bilimsel gerçekleri hayatınızla birleştirmeye çalışıp, kalıcı alışkanlıklar yaratmaya çalışırken, diyetisyen olmayan "diyetisyen"lerin yazdığı listeler hala insanları kandırabiliyor. Herkesin yaşam tarzı, sevdiği yiyecekler, kalori ihtiyacı, yaşı, hormonal yapısı birbirinden farklıdır. Tüm bunlara rağmen o listeyi alıp uygulamaya çalışıyorlar. Sağlığınızı tehlikeye atmayın. Eğer bir sağlık probleminiz var ise mutlaka bir uzman doktora başvurun. Doktorunuz tahlil sonuçlarına göre "size özel bir beslenme programı"nın hazırlanması için sizi diyetisyene yönlendirecektir. Gittiğiniz yerde doktorunuzu uzmanlığına, okuduğunuz yazıların uzmanlar tarafından hazırlanıp hazırlanmadığına dikkat etmek sizin elinizde. Komşunuzun size uzattığı ilacı artık içmediğiniz gibi, size göre hazırlanmamış diyet reçetelerinden de uzak durmanın vakti geldi de geçiyor! Metabolizmanızla daha fazla uğraşmadan, onu yormadan kendinizle ilgilenin. gunes@yasasinhayat.org

gunes@yasasinhayat.org

Zor olan

programlı olmak


Çalışma hayatıma adapte edebildiğim bir diyet programının hazırlanması zor mudur? Kahvaltı yapmak çok zor geliyor zaman zaman, öğle için alternatifler verebilir misiniz?



Diyet yaparken kahvaltı ve öğle öğünlerinin kimi zaman çantada taşınır olarak hazırlanması işinizi kolaylaştırabilir. Özellikle besin seçimlerinizde kafanızı karıştıran menülerle karşılaştığınızda aşağıdaki menülerden kendinize uygun olanı seçebilirsiniz.

7 Peynirli kepekli tost - Çay

7 Kepekli galeta - peynir - Çay

7 Yoğurt - Meyve

7 Ceviz - Galeta - Peynir

7 Müsli- yağsız süt- meyve

7 Yoğurt-ayran-cacık (öğünün vazgeçilmezi)

Konserveler (enginar, ton balığı, mantar, barbunya)

7 Fümeler (hindi, balık)

7 Sandviçler (tavuklu, ton balıklı)

7 Hazır salatalar (ilave az yağlı peynir veya ton balığı)

niluferinceis@yasasinhayat.org

Yerinde sağlıklı kahvaltı yapabilirsiniz

Dogru ve Yanlis Yiyecekler

Yiyeceklerin doğrusu, yanlışı


Yiyeceklerin doğrusu, yanlışı Yiyeceklerin etkileri ile ilgili olarak bilinen doğru ve yanlışları haberleştiren İngiliz The Times gazetesi, acı biberin gerçekten bağımlılık yaptığını, yaşlandıkça kilo alındığı inanışının ise gerçeği yansıtmadığını yazdı.

Şeker boğaz ağrısına iyi gelir: Doğru
Şeker, bal ve pekmez, boğazdaki tahriş olmuş mukus zarının üzerini kaplar ve ağrıyı hafifletir. Hardal, yabanturpu ve güçlü soğanlar da mukusu sökerek boğaz ağrısını rahatlatır.

Bakırlı yiyecekler saçların ağarmasını önler: Yanlış
Bakır eksikliği saçların ağarmasını hızlandırsa da, bu minerali içeren yengeç, istiridye, ayçekirdeği, fıstık ve badem gibi yiyeceklerin yenmesiyle saç ağarması önlenemez. Saçlardaki pigment eksikliği renk kaybına yol açar.

Acı biber bağımlılık yapar: Doğru
Acı biber yendiğinde hissedilen acı, vücudun "doğal ağrı kesici" olarak bilinen endorfin hormonunu salgılamasına yol açar. Endorfin, aynı zamanda haz hissi de verdiği için insanlar bir süre sonra bu hazzı yeniden hissetmek için daha acı biberler yemeye başlar.

Pişirmek mineralleri yok eder: Yanlış
Demir, çinko, iyot, selenyum gibi çoğu mineral, besinlerin pişirilmesiyle kaybolmaz. Yalnızca potasyum pişirme sıvısına karışır ve bu sıvı kullanılmazsa mineral yok olur.

Çekirge, ıstakozdan daha besleyici: Doğru
İki çekirgede 28 gram protein (erkeklerin günlük ihtiyacının yarısı, kadınlarınkinin yüzde 75'i) ve 6 mg demir (günlük ihtiyacın yarısı) bulunur. Bütün bir ıstakoz ise 22 gram protein, 0.8 mg demir içerir.

Pizza abur cubur grubuna girer: Yanlış
Yarım margarita pizza ve balzamik sirkeli bir salata yiyerek yalnızca 360 kalori ve 12 gram yağ tüketmiş olursunuz. Ayrıca, bir porsiyon sebze yemiş olursunuz.

Kadınlar yağlı ve tatlı yiyecekleri sever: Doğru
Birçok araştırma, kadınların bisküvi, kek gibi yağlı ve şekerli yiyecekleri, erkeklerinse cips gibi yağlı ve tuzlu yiyecekleri tercih ettiğini gösteriyor.

Yaşlandıkça kilo almak kaçınılmazdır: Yanlış
Yaşlandıkça kas kütlemiz azalsa ve kalori yakma hızımız düşse de, düzenli egzersiz yaparak bu durumun önüne geçebiliriz. Üstelik spor salonuna gitmeden evde basit hareketlerle kilo almayı önleyebilirsiniz.

Elma uçuğu iyileştirir: Doğru
Bir elmada 150 "süper besleyici" maddenin yanı sıra vitaminler, mineraller ile tansiyon ve kolesterolü düşüren pektin maddesi bulunur. Elmanın içindeki kuersetin maddesi, uçuğa yol açan virüsleri öldürür. Kuersetin maddesi kabuğun hemen altında bulunduğu için elmayı kabuğuyla yemek en iyisidir.

Hürriyet

24 Aralık 2007 Pazartesi

Kadinlar Icin Orgazm Diyeti

Kadınlar için orgazm diyeti!




Kadınlar için orgazm diyeti! Kadınlar doğru diyetle daha kolay orgazm olabilecekler. İşte diyetin püf noktaları..

"Doğru ve zamanında uygulanan diyet, sadece zayıflatmakla kalmıyor, aynı zamanda kadınların daha kolay orgazm olmasını da sağlıyor." Bu cümle, ABD'li cinsellik uzmanı Marena Lindberg 'The Orgasmus Diet' adlı kitabından... 'Orgazm diyeti' yapan kadınların cinsel doyuma daha kolay ulaştığını açıklayan Lindberg, kitabında, kadınların daha kolay orgazm olmasını sağlayacak diyet formülünü de verdi ve ekledi: "Diyet süresince cinsel isteksizliğe yol açabilecek beyaz şeker, kahve, tütün ve soya ürünlerinden kaçınılmalı."

İŞTE Marena Lindberg 'orgazm diyeti': Normal vücut yapısına sahip olan kadınlar, günde bir kapsül balık yağı yutmalı. İkinci hafta iki, üçüncü hafta üç kapsül alınmalı. Artırıma 6 kapsüle ulaşıncaya kadar devam edilmeli. Vücut yapısı büyük olan kadınlar, kapsül miktarını 11'e kadar çıkarabilir. Ayrıca günde 15 gram siyah çikolata tüketilmeli. Çikolata, mutluluk hormonu serotonin salgılanmasını sağlıyor. Genel sağlık için multivitamin, magnezyum, demir, çinko gibi kapsüller de (günde 1 adet) alınmalı.

Sırf kadınları kapsamayan bir diyet daha var

Diyete üç günlük bir örnek

1. Gün

Kahvaltı: Üzerine organik müsli konmuş yoğurt ve meyve
Öğle yemeği: Çok tahıllı ekmeğin üzerine konmuş jambon ve gravyer peyniri. Yanında mayonez veya hardal, taze biber ve havuç
Akşam yemeği: Fırında tavuk, yanında brokoli ve zeytin yağı, limon soslu salata


2. Gün

Kahvaltı: Hindi salamlı omlet, yanında domates, soğan ve biber
Öğle yemeği: Sebze yemeği ve meyve
Akşam yemeği: Çin usulü pişmiş karışık sebze. (Kırmızı biber, brokoli, soğan, mantar yerfıstığında çevrilmiş) ve ince et parçaları ile, yanında ufak bir porsiyon pilav


3. Gün

Kahvaltı: 2 dilim jambon, 1-2 yumurta, 1 dilim kızarmış ekmek
Öğle yemeği: Ekmeksiz peynirli burger, sossuz büyük salata
Akşam yemeği: İnce pide ekmek içi yoğurt soslu tavuk, domates, salatalık zeytin ve beyaz peynirli salata (zeytinyağlı)

Hürriyet

Kara Uzum Guzellik Iksiri

Kara üzüm güzellik iksiri


Murat SANDIKÇI/SAMSUN, (DHA)

Kara üzüm güzellik iksiri SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi'nden Doç.Dr. Hüseyin Çelik, kara üzümün kadınların güzellik iksiri olduğunu belirtirken, “Kadınlar kara üzümü ezip cilt maskesi olarak yüzlerinde bir müddet beklettiklerinde belirgin bir gençleşme gözlenir” dedi.

OMÜ Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü öğretim üyesi Doç.Dr. Hüseyin Çelik, kara üzümü ‘kadınların güzellik iksiri' olarak nitelendirdi. Kara üzümün yapısında bulunan vitamin, minarel, potasyum, magnezyum ve demirin bağışık sistemlerini kuvvetlendirdiğini belirten Doç. Dr. Çelik, kara üzümün diğer özelliklerini de anlattı. Kara üzümün kadınlar için güzellik iksiri olduğunu dile getiren Doç.Dr. Çelik, şöyle dedi:

“Kara üzüm yağların erimesine yardımcı olarak cildin taze ve temiz bir görünüm almasını sağlar. İçerdiği maddeler sayesinde güzellik iksiri olarak nitelendirilen kara üzüm aynı zamanda zayıflama rejimlerinde de rahatlıkla kullanılabilir. Kadınlar kara üzümü ezip yüzlerine maske yapabilirler. Ezilmiş kara üzümü bir müddet yüzlerinde beklettiklerinde belli bir süre sonra belirgin bir gençleşme gözlenir. Öğleden sonra düşen vücut ve beyin performansını da bir bardak üzüm suyu veya bir salkım üzüm ile artırılabilirsiniz.”

25 Eylül 2007 Salı

Zeki Cocuklar icin Balik Tuketilmeli

Zeki çocuk için balık...

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükrü Küçüködük, "Çocukların normal gelişiminin yanı sıra beyin gelişimleri için de haftada iki gün mutlaka balık tüketmeleri gerekir" dedi.

Prof. Dr. Küçüködük, AA muhabirine yaptığı açıklamada, beslenme ile beyin gelişimi arasında yakından ilişki olduğunu söyledi.

Beyin yapısının büyük kısmının yağ dokusundan oluştuğunu belirten Prof. Dr. Küçüködük, çocuk beslenmesinde yağ içerikli gıdaların büyük önem arz ettiğini kaydetti.
Omega-3 ve Omega-6 yağ asitlerinin sinir hücrelerinin (nöron) büyüme ve gelişmesinde son derece önemli rol üstlendiğini bildiren Prof. Dr. Küçüködük, Omega-3 yağ asitlerinin, soğuk su balıklarında bol miktarda bulunduğunu ifade etti.
Balığın sağlıklı beslenmede vazgeçilmez bir gıda maddesi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Küçüködük, özellikle çocuklara genel gelişimin yanı sıra beyin gelişimi için de balık yedirilmesi gerektiğini vurguladı.

Çocuklara 7. aydan itibaren balık yedirilmesini öneren Prof. Dr.
Küçüködük, şunları kaydetti:
"Çocukların normal gelişiminin yanı sıra beyin gelişimleri için de haftada iki gün mutlaka balık tüketmeleri gerekir. Özellikle somon, uskumru, ton balığı, sardalya gibi balıklar Omega-3 yönünden oldukça zengin balıklardır. Omega-3 yağ asitlerinden DHA insan beynindeki hücrelerin yenilenmesine katkıda bulunur. Balık türüne göre Omega-3 miktarı farklılık gösterebilir. Genellikle ızgarası yapılan balıklar, Omega-3 yönünden zengin balıklar. Ülkemizde en çok tüketilen balıklardan olan hamsi de Omega-3 ihtiyacını karşılayacak düzeyde."

HAMİLELİKTE BALIK TÜKETMELİ

Beyin gelişiminin anne karnında başladığını ifade eden Prof. Dr. Küçüködük, anne karnındaki bebeğin gelişimi ve anne sağlığı için gebelerin de mutlaka balık tüketmeleri gerektiğini söyledi.

Gebelikte özellikle son 3 ayda anneden bebeğe önemli ölçüde Omega-3 yağ asitleri aktarıldığını bildiren Prof. Dr. Küçüködük, gebelerin bu dönemde bol miktarda balık tüketmesinin yararlı olacağını belirtti.

Prof. Dr. Küçüködük, bol balık yiyen gebelerde erken doğum, düşük ağırlıklı bebek doğurma riskinin de az olduğunu kaydetti.

21 Eylül 2007 Cuma

Dengeli Beslenmenin Puf Noktalari

Dengeli Beslenmenin Püf Noktaları


Hızlı yaşam, yoğun iş temposu ve yaşam standartlarındaki değişim yemek alışkanlıklarını da etkiliyor. Günlük hayatta ve iş hayatında beslenme dengesini koruyabilmek için ise doğru tercihler yapmak gerekiyor.Anadolu Sağlık Merkezi'nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Öngün, sağlıklı besin seçiminin, açlığı ve kişisel tercihleri yatıştırıcı olması gerektiğini belirterek, çeşitliliği ve dengeyi koruyarak, aşırıya kaçmadan sağlığı koruyucu ve arttırıcı besinlerin seçilmesi gerektiğini söylüyor. "Yanlış beslenme alışkanlıklarından vazgeçilmeli, beslenme konusunda mucize reçeteler ya da mucize besinler olmadığı unutulmamalıdır!" diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Öngün'ün sağlıklı ve dengeli beslenme konusundaki önerileri işe şöyle:

Sağlıklı ve Zinde Kalabilmek İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

· Besin seçimlerini yavaş yavaş değiştirin. Değişime gün içindeki bir öğünü veya yemeği değiştirerek başlanabilir. Yağda kızarmış balık yerine ızgara tercih etmek gibi.
· Her gün temel besin gruplarından bir yiyeceği tüketmeye özen gösterin. Tabağınızın dörtte üçünü sebze ve tahıl grubu ile; kalan kısmını et grubundan bir besinle tamamlayabilirsiniz. Ek olarak az yağlı süt veya yoğurt ile öğün tamamlanabilir. Herhangi bir sağlık sorununuz yoksa, yiyecekleri yaşamınızdan tamamen çıkarmak yerine azaltmaya çalışın: Az yağlı besinleri yüksek olanlara tercih edin.
· Besin grupları içinde çeşitliliğe dikkat edin.
· Yaşam şeklinizi değiştirip, günlük enerji harcamanızı arttırın. Düzenli fiziksel aktivite sağlıklı yaşam için vazgeçilmezdir.


Sağlıklı Seçimler İçin Pratik Öneriler

· Ekmeğin üzerine tereyağı ve reçel sürmek yerine meyveli yoğurdu tercih edin.
· Öğün atlamamaya özen gösterin. Öğün atlamak için çeşitli bahaneler vardır: Zamansızlık, yoğun iş temposu, isteksizlik, aç hissetmemek gibi... Zaman içerisinde öğün atlama kişinin doğal bir alışkanlığı haline gelebilir. Ancak bunun çalışma verimini ve konsantrasyonu azalttığını , halsizliği arttırdığını, sonraki öğünde daha fazla yemeye neden olduğunu hatırlamakta fayda var.
· Ara öğünler çoğunlukla iş yoğunluğunun yüksek olduğu saatlere veya toplantı saatlerine rastlamaktadır. Çekmecenizde bulundurabileceğiniz kuru veya taze meyveler, kepekli bisküviler, kutu süt veya meyve suyu ara öğünleriniz için pratik bir seçim olabilir.
· Gün içine yayılan uzun toplantılarda genellikle ikram edilen çay, kahve yerine bitki çayları tercih edin. Tatlı veya tuzlu, yağ içeriği yüksek kurabiye gibi besinler yerine taze veya kuru meyvelerden oluşan ikramları tercih edin.
· Tuz tüketiminize dikkat edin. Tuz tüketimi ile hipertansiyon arasında yakın bir ilişki vardır.
· Şeker ve tatlı tüketiminizi azaltın, şeker içeriği az olan besinleri tercih edin. Şekerler saf karbonhidrattır ve yoğun enerji kaynağıdır. Bu besinlerin fazla miktarda tüketimi, aşırı enerji alımının nedenidir. Ayrıca şişmanlığa ve besleyici değeri yüksek olan besinlerin tüketiminin de azalmasına neden olur.
· Sebze ve meyveler posa, vitamin ve mineral içeriği zengin olan besinlerdir. Bunun yanında kurubaklagiller, yulaf, mercimek, mısır, buğday ve ekmek gibi posa yönünden zengin besinler diyette yer almalıdır. Buğday ununun kepeği alınmadan tüketilmesi tercih edilmelidir. Her gün 4-5 porsiyon meyve, 2-3 porsiyon sebze tüketilmelidir.


İş Yemekleri İçin Öneriler

· Yemek yenilecek mekana çok aç gitmeyin,
· Ana yemeği beklerken ikram edilenleri tüketmeyin,
· Lezzetli olduğu kadar besleyici ve sağlıklı da olan bir yemek seçin. Krema ve tereyağı eklenmemiş çorbalar, ızgara tavuk , balık veya hindi eti, zeytinyağlı dolma, sarma ve sebze yemekleri ile kurubaklagil yemekleri, sebzeli hazırlanmış ve katı yağ eklenmemiş hamur işleri (sebzeli makarna, sebzeli börek gibi) gibi.
· Tatlılardan aşure, kabak talısı, ayva tatlısı veya sütlü tatlıları, şuruplu tatlılara tercih edin.
· Meze olarak mayonez eklenmemiş yoğurtlu sebze salataları, kısır, mercimek köftesi, patlıcan salatası veya humusu tercih edebilirsiniz.
· Çerez olarak leblebiyi tercih edin. Ek olarak, günde 4-5 adet fındık veya 2-3 adet ceviz tüketebilirsiniz.