ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2012 Cumartesi

Ağustos ayında İstanbul'da fiyatlar yüzde 0.85 arttı

- İstanbul’da ağustos ayında perakende fiyatlar yüzde 0,85 oranında arttı.

İstanbul Ticaret Odası’nca (İTO) İstanbul ili için hazırlanan 1995 bazlı Ücretliler Geçinme İndeksine göre perakende fiyatlar aylık yüzde 0,85, Toptan Eşya Fiyatları İndeksine göre toptan fiyatlar ise aylık yüzde 0,76 oranında artış gösterdi.

İTO tarafından hazırlanan Fiyat İndekslerinin 2012 yılı Ağustos ayının bir önceki yılın aynı ayı ile mukayesesinde perakende fiyatlar yüzde 10,21, toptan fiyatlar yüzde 7,70 oranında artış kaydetti.

Söz konusu indekslerde yirmi dört aylık serilerden oluşan yıllık ortalama artış hesabına göre 2012 yılı Ağustos ayında 1995 bazlı Ücretliler Geçinme İndeksi yıllık ortalama yüzde 9,20, Toptan Eşya Fiyatları İndeksi ise yıllık ortalama yüzde 11,47 oranında arttı.

SGK prim ödeme süresini uzattı


SGK, bilgi işlem sistemlerindeki sorunlar nedeniyle prim ödeme süresini 4 Eylül Salı günü akşamına kadar uzattı.

 SGK’dan dün yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:
“Kurumumuz ve bazı banka bilgi işlem sistemlerinde yaşanan sorunlar sebebiyle, son ödeme günü 31 Ağustos 2012 olan her türlü prim ve diğer ödemelerin tahsilat işlemleri 4 Eylül 2012 Salı günü sonuna kadar uzatılmış olup, bu tarihe kadar yapılacak ödemeler yasal süresi içinde yapılmış sayılacaktır.”
Prim ödemek için SGK’ya ve banka şubelerine giden mükellefler, sistem arızası nedeniyle primleri yatıramadılar. Prim ödeme için son gün arıza engeliyle karşılan mükellefler, cezalı duruma düşecekleri endişesine kapıldı. SGK bir duyuru yayınlayarak, tahsil edilemeyen primlerin 3 Eylül’de ve 4 Eylül günü mesai bitimine kadar cezasız olarak tahsil edileceğini açıkladı. 

Dış açığa İran ve ithalat pansumanı

Türkiye'nin dış ticaret açığı temmuzda yüzde 14.3 azalıp 7.89 milyar dolar oldu. Düşüşte İran'a 1.83 milyar dolarlık altın ihracatı ve ithalattaki yüzde 1.5'lik azalma etkili oldu.

İran'a altın ihracatında devam eden artış ve ithalattaki azalma ile dış ticaret açığı temmuzda yüzde 14.3 azalarak beklentilere paralel 7.89 milyar dolar oldu. Ocak - Temmuz arasındaki 7 aylık dış açık ise yüzde 20 düşüşle 50.7 milyar dolara geriledi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) temmuz ayı dış ticaret verilerini açıkladı. Ekonomistler dış ticaret açığındaki daralmanın önümüzdeki aylarda da devam etmesini, buna paralel cari açıktaki gerilemenin de sürmesini bekliyor. Altın ihracatında artışın devam etmesine karşın altın ithalatının da arttığına dikkat çekilirken, euro bölgesinde yaşanan krizin pazarlardaki çeşitlenmeye rağmen ihracat üzerinde risk oluşturduğu belirtiliyor.
İhracat temmuzda yüzde 8.5 artarak 12.87 milyar dolar, Ocak-Temmuz'da yüzde 12.6 artarak 87.21 milyar dolar olarak gerçekleşti. İthalat temmuzda yüzde 1.5 azalarak 20.76 milyar dolar, Ocak-Temmuz'da ise yüzde 2 azalarak 137.91 milyar dolar oldu. Enerji ithalatı ise temmuzda yüzde 9.6 azalışla 4.44 milyar dolar, Ocak-Temmuz'da yüzde 13.3 artışla 33.78 milyar dolar olarak gerçekleşti. TÜİK verilerine göre altın ihracatı ise temmuzda 1.83 milyar doları İran'a olmak üzere toplamda 1.86 milyar dolar oldu. Geçen yıl temmuzda yüzde 56.3 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, bu yılın aynı ayında yüzde 62'ye yükseldi.

Altın yine birinci
En büyük ihracat kalemi temmuzda 2.08 milyar dolar ile kıymetli taşlar ve metaller olurken; bunu 1.16 milyar dolar ile motorlu kara taşıtları ve aksam parçaları, 968 milyon dolar ile kazanlar, makinalar, mekanik cihazlar ve aletler; bunların aksam ve parçaları, 896 milyon dolar ile demir ve çelik ve 739 milyon dolar ile örme giyim eşyası ve aksesuarları izledi.
Temmuzda en yüksek ithalat 4.44 milyar dolar ile mineral yakıtlar ve yağlar olurken, bunu; 2.32 milyar dolar ile kazanlar, makineler, mekanik cihazlar ve aletler; bunların aksam ve parçaları, 1.99 milyar dolar ile kıymetli taşlar ve metaller ve 1.65 milyar dolar ile demir ve çelik izledi.
Çağlayan: Tekeden süt sağdık
Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, ikinci ve üçüncü çeyreklerde Türkiye ekonomisinin ihracatla büyüyeceğini belirterek, ”İhracatçılarımızla pazar çeşitliliği yaratarak adeta tekeden süt çıkarırcasına ihracatımızı artırıyoruz” dedi.
AB ekonomisindeki durum, paritedeki gerileme, Ortadoğu’daki gelişmelere rağmen hedeflerinin ihracatta 148.5 milyar dolarlık yıl sonu OVP (Orta Vadeli Program) hedefini aşmak olduğunu hatırlatan Bakan Çağlayan, son 12 aylık ihracatın 144.7 milyar dolara yükseldiğini, OVP hedefinin 3.8 milyar dolar altında olduklarını, yıl sonunda 148.5 milyar doların geçileceğini söyledi.

AB ilk kez Ortadoğu ve K. Afrika’dan geride kaldı

Geçen yılın temmuz ayında yüzde 47.7 olan Avrupa Birliği'nin (AB) ihracattaki payı, 2012 Temmuz ayında yüzde 34.3'e gerilerken, AB'ye yapılan ihracat, 2011 yılının aynı ayına göre yüzde 21.9 azalarak 4.42 milyar dolar oldu. Oyak Yatırım Ekonomisti Gülay Elif Girgin, temmuz ayı dış ticaret istatistiklerine ilişkin olarak, tüm ihracat içerisinde Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin payının, ilk kez Avrupa’yı geçtiğini söyledi. Haziran ayında Avrupa ile Ortadoğu ve Kuzey Afrika'nın ihracattaki payı yüzde 37.1 ile kafa kafaya gelmişti.
İhracat tarafında altının en önemli katkı sağlayıcı olarak yine ön plana çıktığını belirten Girgin, ”Çünkü diğer sektörlerde yıllık performansa bakıldığında genel olarak bir düşüş görünüyor. Ülke ayrımına bakıldığı zaman tüm ihracat içerisinde Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin payı, ilk kez Avrupa’yı geçmiş durumda. Yüzde 40’a ulaştı, Avrupa’nın yüzde 34 olmuş. Bu ilk kez olan bir şey” dedi.

İthalatta Rusya ilk sırada
Temmuzda ayda en fazla ihracat yapılan ülke İran olurken, bu ülkeye yapılan ihracat 2011 yılı Temmuz ayına göre yüzde 573.8 artarak 2.16 milyar dolar olarak gerçekleşti. İran'ı 1.04 milyar dolar ile Almanya, 912 milyon dolar ile Irak, 638 milyon dolar ile İngiltere ve 552 milyon dolar ile Rusya takip etti. Rusya ithalatta ise ilk sırada yer aldı ve bu ülkeden yapılan ithalat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 35.8 artarak 2.42 milyar dolar olarak gerçekleşti. Rusya'yı sırasıyla 1.82 milyar dolar ile Almanya, 1.8 milyar dolar ile Çin ve 1.28 milyar dolar ile ABD izledi.

AB’de şeffaf akkor ampuller bugünden itibaren yasak

Enerji verimliliği düşük ve karbondioksit yaydığı için çevreye zararlı olarak değerlendirilen, aralarında Türkiye’de yoğun olarak kullanılan Edison tipi şeffaf akkor ampullerin de bulunduğu bazı ürünlerin üretim ve satışı bugünden itibaren Avrupa Birliği’nde yasaklanacak. AB’de enerji tasarrufu ve küresel ısınmayla mücadelede aldığı kademeli kararlar doğrultusunda önce 100, ardından 75 wattlık akkor ampullerin üretimi, satışı ve ithalatı yasaklanmıştı.

Hazırlanan program uyarınca 1 Eylül 2011 tarihinden itibaren 60 wattlık akkor ampuller yasak kapsamına alınmış ve bu yılın Eylül ayına kadar piyasadaki bütün klasik akkor ampullerin satış, üretim ve ithalatının yasaklanması hedeflenmişti. Yasak ile AB ülkelerinin yılda toplam 40 milyar kilovatsaat enerji tasarrufun bulunması böylece karbondioksit emisyonunun yılda 15 milyon ton düşürülmesi amaçlanmıştı.

Ampul konusunda ithalata bağımlı olduğu için Türkiye’yi doğrudan etkilemesi beklenen uygulamanın ardından enerjiden yüksek tasarruf sağlayan ve LED ampullerin fiyatlarının artması bekleniyor. Her mekanda kullanılan ve küresel anlamda önemli bir pazar olan ampul sektöründe tek yerli üretici Tekfen 2002’de üretimi durdurduğu için yerli üretici bulunmuyor. Öte yandan, 2000’li yılların başında General Elektrik, Philips gibi küresel firmalar üretim yapılarında değişikliğe gittikleri gerekçesiyle Türkiye’deki fabrikalarını kapattı.

27 Nisan 2008 Pazar

İngiltere'nin en zengin 1000 kişisi içinde bir Türk...

İngiltere'nin en zengin 1000 kişisi içinde bir Türk...


İngiltere’de yayımlanan The Sunday Times gazetesi, geleneksel "En Zengin 1000" sıralamasını bu yıl da tekrarlarken, ilk sıralardaki 75 kişinin 40’ını bu ülkeye göç eden yabancıların oluşturduğu dikkat çekti.
Ülkedeki en zengin 1000 kişinin bu yıl toplam servetlerini rekor bir düzeye ulaştırdıklarına dikkat çeken gazete, söz konusu servetin geçen yıla göre 53 milyar sterlinlik bir artış gösterip, 400 milyar sterline (793,8 milyar dolar) ulaştığını duyurdu.
"En Zengin 1000 kişi" sıralamasında son 4 yıldır birinciliği kimseye kaptırmayan Hint kökenli çelik imparatoru Lakshmi Mittal’in bu yıl yine liste başına oturduğu, Mittal’in servetinin ise geçen yıla gore 8 milyar sterlin (15,9 milyar dolar) artarak 27,7 milyar sterline (55 milyar dolar) ulaştığı açıklandı.
Listenin ikinci sırasında da yine bir yabancı yer aldı. Chelsea futbol kulübünün de sahibi olan petrolcü ve sanayici ünlü Rus işadamı Roman Abromovich de servetini geçen yıldan bu yana 10,8 milyar sterlinden (21,4 milyar dolar), 11,7 milyar sterline (23,2 milyar dolara) yükselterek ikinciliğe yerleşti.
Üçüncü sıraya Kraliçe’nin kuzeni, emlak kralı olan Westminister Dükü oturdu. Dükün servetinin 7 milyar sterlin (13,9 milyar dolar) olduğu bildirildi.
Dördüncü sırada Endüstri ve finans alanında yatırımları bulunan Hint ortaklar Sri ve Gopi Hinduja 6,2 milyar sterlinlik (12,3 milyar dolar) servetleriyle yerleşirken, ilk 10 sıranın yeni sahiplerinden biri de listeye beşinci sıradan giren ünlü madenci Alisher Usmanov oldu. Arsenal futbol kulübünün en büyük hisse sahibi durumunda bulunan Usmanov’un servetinin de 5,7 milyar sterlin (11,3 milyar dolar) olduğu açıklandı.
Eski İngiltere güzellerinden Kirsty Bertarelli ve ilaç sanayi alanında faaliyet gösteren eşi Ernesto Bertarelli 6. sırada yer alırken, servetlerinin miktarı da 5,6 milyar sterlin (11,1 milyar dolar) olarak açıklandı.
Listenin ilk 10’ünde yer alan diğer isimler ise, ambalaj sanayi alanında faaliyet gösteren ve serveti 5,4 milyar sterlin (10,7 milyar dolar) olan Hans Rausing, nakliyat alanında faliyet gösteren ve serveti 4,6 milyar sterlin (9,1 milyar dolar) olan John Fredriksen, 4,3 milyar sterlin (8,5 milyar dolar) servetiyle tüccar Sir Philip Green, 4,3 milyar sterlin (8,5 milyar dolar) servetiyle ve emlakçı ortaklar David ve Simon Ruben yer aldı. İngilizlerin uzun yıllar zenginler
listesinin ilk sıralarında görmeye alıştıkları Sir Richard Bronson 2007 yılında 11. sıradaki yerinden 9 sıra birden geriledi ve 2,7 milyar sterlinlik (5,36 milyar dolar)servetiyle 20. sıraya oturdu.
Kraliçe II. Elizabeth’in servetinin 320 milyon sterlinde (635 milyon dolar) kaldığı ve masallarda ülkelerinin en zengin kişisi olarak algılanan Kraliçeler’in aksine, Elizabeth’in en zengin 1000 ismin yer aldığı listede sadece 264. olabildiği bildirildi.
İsmaili cemaatinin lideri Ağa Han listeye 1 milyar 250 milyon sterlinlik (2,48 milyar dolar) servetiyle 59. sıradan, Harry Potter romanlarıyla ünlü Joanna Rowling 560 milyon sterlinlik (1,11 milyar dolar) servetiyle 144. sıradan, Kraliyet ailesine karşı verdiği hukuk mücadelesiyle tanınan Mısırlı işadamı Muhammed El Fayed 555 milyon sterlinlik (1,1 milyar dolar) servetiyle 145. sıradan, ünlü müzisyen Sir Paul McCartney 500 milyon sterlinle (992 milyon dolar) 158. sıradan, Semiramis Pekkan’ın eski eşi Gulu Lalvani 450 milyon sterlinlik (893 milyon dolar) servetiyle 184. sıradan, Madonna ve Guy Ritchie çifti 300 milyon sterlinlik (595 milyon dolar) servetleriyle 270. sıradan listeye girmeyi başardı.
Bu arada listenin ikinci sırasındaki Rus işadamı Roman Abromovich’den rekor bir boşanma tazminatı olarak ayrılan eski eşi İrina Abromovich de listeye girdi. Listede 516. sırada, "işkadını", "sanayici", "tüccar" olarak değil "boşanmış eş" titriyle yer alan İrina’nın servetinin 155 milyon sterlin (308 milyon dolar) olduğu açıklandı.
Haberi "İnglitere’de İşçi Partisi İktidarı Döneminde Zengin Daha da Zengileşti" başlığıyla duyuran Sunday Times, listeye girebilmek için en az 80 milyon sterlinin (159 milyon dolar) sahibi olmak gerektiğine işaret etti.

LİSTEDE BİR TÜRK NEMİR KIRDAR
Bu arada Times’ın En Zenginler listesine 2005 yılından bu yana girmeyi başaran eski İstanbul valilerinden Lütfi Kırdar’ın yeğeni ve Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) ilk başkanı İhsan Doğramacı’nın kuzeni Nemir Kırdar, bu yıl da 230 milyonluk (456 milyon dolar) servetiyle listenin 357. sırasında yer aldı.
2006 yılında serveti 300 milyon sterlin (595 milyon dolar) olarak ilan edilen ve listenin 192. sırasında Kraliçe II. Elizabeth ile aynı sırayı paylaşan Kırdar, geçen yıl da listeye 200 milyon sterlinlik (397 milyon dolar) servetiyle 351. sıradan girmişti.
Times, Kırdar’ın Bahreyn merkezli Investcorp adlı finans şirketinin 1982 yılında kurulduğunu hatırlatan Times, "şirketin nakite aç batı iş çevrelerinin bu ihtiyacını petrol zengini Körfez ülkelerinden karşıladığına" işaret etti.

INDEPENDENT’TEN EN MUTLULAR

Bu arada Times’ın en zenginler listesine yanıt niteliğinde bir liste hazırlayan The Independent on Sunday gazetesi de en mutlu 100 kişiyi belirlemeye çalıştı.
Listesini hazırlarken, akıl sağlığı, vücut sağlığı, yardım etme gücü, hayattan alınan zevk, çevreye olan özen, buluşlara katkılar, gönüllü hizmetlere ayrılan zaman, topluma verilen hizmet ve insanları eğlendermekte ortaya konulan performans gibi unsurları kriter olarak kullanan gazette, ilk sırasında İngiltere"nin yaşayan en yaşlı kişisi 112 yaşındaki Henry Allingham’ı koydu.
Listede, çeşitli vakıfların başkanları ilk sıraları paylaşırken, öğretmenler, çevreciler, yazarlar da yer aldı.

9 Ocak 2008 Çarşamba

is Gorusmelerinde Beden Dili

İş görüşmelerinde beden dili
İş görüşmeleri sırasında kendimizi rakip sahadaymış gibi hissederiz. Bunun nedeni bilmediğimiz bir ortamda kendimizi gergin hissetmemiz. Çünkü orası bizler için adeta bir arena. Karşımızdaki matadora karşı galip gelmeye çalışırız.

O halde bu arenada neler yapmalıyız.

Herşeyden önce iş başvurusu yapacağınız kurumu, stratejilerini, misyonunu, ürünlerini bilmeniz gerekir. İş başvurusunda bulunduğu işletmeyi tanımayan kimsenin şirket kültürüne geç adapte olacağına inanılır.

Görüşmeye son derece uygun, şık ama abartılmamış bir kıyafetle, mümkünse takım ile gitmeli. Bayanların da takım elbise giyinmesi uygun olur ama etek (mini olmamalı), ceket, gömlek uyumluluğunda bir kıyafet de oldukça uygun olabilir.

Ayakkabılarınız çamursuz ve boyalı olmalı.

Beyler traşlı ve temiz kokular sürünerek, bayanlar hafif makyajlı ve yine ağır olmayan hafif bir parfüm kullanarak gitmeliler.

Görüşmeye 5 dakika da olsa sakın geç gitmeyin. Görüşmenin önemli kriterlerinden biri zamanı kullanma becerisidir. Artık işletmeler zamanını uygun ve etkili kullanan personele yatırım yapıyor. Daha ilk dakikada gecikerek zamanlama konusunda kötü puan almak istemezsiniz değil mi? Gecikiyor olmanız size negatif puan kazandırmanın dışında,
o görüşmeye soluk soluğa girmenizi ve konuşmanızın ahenginin bozulmasını sağlar. Bu da kendinizi ifade etmede size sıkıntılar yaşatır. Trafik durumu, hava durumu, evinizin iş yerine uzaklığı, çalmayan saatler vs... artık kimsenin umrunda olan şeyler değil.
Bilgisayar, internet çağının nimetlerinden yararlanın ve hava durumunu, yol durumunu önceden kontrol edin. Erken uyanmanız gerekiyorsa ve saatinize güvenmiyorsanız, Telekom'un otomatik uyandırma servisine uyandırma talimatı bırakın, ama sakın mazeret
bildirmeyin (çok ciddi bir sebebiniz yoksa).

En fazla 10 dakika önce, ideali 5 dakika önce görüşme yerinde bulunmak ve ortamı analiz etmek sizin için iyi olur. Çevrede bulunan insanları rahatsız etmeden gözlemleyin ve durumunuz uygunsa kat sekreterinden kurum ile ilgili bilgi almaya yönelik sohbetlerde
bulunun.

Görüşme sırasında elinizde çantanız ve ajandanız ya da en iyisi PALM gibi teknik bir ajandanızın olması size çok şey kazandırır. Çantanızı açtığınızda içinde devlet arşivi varmış gibi dağınık bir görüntü olmamasında yarar var. Görüşmenizde not almanız gerekebilir; o açıdan ajandanızı ya da palminizi etkili kullanın.

Size ikram edilen çayı, kahveyi mutlaka kabul edin ve o ortamın bir parçasıymışsınız rahatlığında davranın.

Görüşmeye karşınızdakine sempatik bir tarzda selam vererek başlayın. Tebessüm etmeniz size puan kazandırır.

Görüşmeye erken gidip ortamda aldığınız ilk imajın kısa bir özetini yapmanızda ve bunun hoş bir izlenim olduğunu belirtmenizde yarar var.

Tokalaşmanız ne ezik ne de üstünlük taslayıcı bir tarzda olmalı. Tokalaşmanız samimi olmalı. Aşırı hafifi tarz güvensizliğinizi, aşırı sert tarz kompleksinizi ortaya koyar.

Görüşmeniz sırasında karşınızdakinin gözlerine çok rahatsız etmeden bakın.

Oturma alanınızı belirleme şansı varsa (bazı işletmelerde görüşme odaları vardır) Sırtınızı boşluğa (kapı, pencere v.s.) gelmemesine dikkat edin. Sırtınızın boşlukta olması sizin kendinizi boşlukta hissetmenize sebep olabilir ya da her açılan kapıda geri dönüp bakmanız, rahatsız edici bir sahnenin oluşmasını sağlayabilir.

Konuşma sırasında koltuğunuza çok kasıntı oturmayın. Konuşmanın gidişine göre bazen eğilerek talepkar, bazen doğrularak güveninizi gösterin.

Görüşeceğiniz kurumun kimliği, görüşeceğiniz kişinin pozisyonu sizin bacak bacak üstüne atıp atmamanızda önemli rol oynar. En uygunu bacak bacak üstüne atmadan ama rahat edeceğimiz bir oturuş pozisyonu almaktır.

Görüşmenin gidişini ağırlıklı olarak görüşmeyi organize eden kişi belirler. Kurum hakkında bir şeyler bildiğinizi düşünüyorsanız ve bilginizin doğruluğundan eminseniz sizin orayı niçin seçtiğinizin nedenlerinden biri olarak gösterebilirsiniz.

Eğer iş değiştirecekseniz asla ayrıldığınız ya da ayrılacağınız kurumu kötülemeyin. Bu profesyonelce bir davranış olmaz. Tercih nedeniniz kariyeriniz olabilir, farklı bir kurum kimliğini yaşamak olabilir, farklı bir iş koluna yönelmek olabilir, evinize yakın bir
yer tercihi olabilir (Bazen bu başka bir soruyu beraberinde getirebilir: "Biz kurum olarak şu an çalıştığımız yerden başka bir yere taşınsak bizden de mi ayrılırsınız?" gibi.

Maaşınızın yetersizliği bir neden olmasın. Tabii ki para için, kendimizi geliştirmek, daha iyi bir yaşam standardına kavuşmak için çalışıyoruz ama bunu parasal bir tercih nedeni olarak göstermeniz çok doğru olmaz. Görüşmeler sırasında parasal nedenleri söyleyip, elinizle de para işareti yapmanız çok ters karşılanır. (Espri niyetine bunu yapmak bile hoş değil.) İş görüşmelerinde bir çok kişinin sınıfta kalmasını sağlayan neden "Ne kadar maaş düşünüyorsunuz?" sorusuna verdikleri cevaptan kaynaklanır.

Kurumsal kimliği oluşmuş bir işletmede asla bir para miktarından bahsederek talepte bulunmayın. Vereceğiniz en ideal cevap "Sizin gibi kurumsal kimliği oluşmuş bir işletmede benim pozisyonuma uygun bir ücret politikanızın olduğunu tahmin edebiliyorum. Ben bu politikaya uyum sağlamayı tercih ederim." Kurumsal kimliği oturmuş ve çok yönlü çalışan bir çok işletme de performansınız değerlendirilirken size
emeğiniz ölçüsünde ekonomik rahatlık verilir. Onun için ekonomik nedenleri ilk görüşmelerde sınıfta kalma nedeni yapmayın.

İş görüşmelerinde uygun ortam oluştuğunda adeta bir markayı pazarlar gibi kendinizi pazarlamakta tereddüt etmeyin. Ülkemimizde yaygın olmasa da kişiler de markalaşabilirler. Markalaşmanız sizin yetenekleriniz, deneyimleriniz, işe katma değeriniz, nitelikleriniz gibi özelliklerin birleşiminden oluşan bir bütündür. O açıdan nasıl
bir marka müşteriye pazarlamasında o markanın faydası ve farkı önemliyse siz de o kuruma katacağınız faydaları ve rakiplerinize göre farkınızı anlatın.

Görüşme sonrasında görüşmenin sonucunu ne zaman öğrenebileceğinizi sorun. Görüşmeden ayrılırken size zaman ayırdıkları için teşekkür etmeyi sakın unutmayın. Sadece görüştüğünüz kişiyi değil aynı zamanda sekretere ve görüştüğünüz diğer kişilere de iyi günler dileyin. Sağlıklı iletişimi sağlıklı beyinler kurarlar. Karşınızdaki kişinin pozisyonu ne olursa olsun, küçümsemeden ileşitimde bulunmaktan asla çekinmeyin.

Kucuk firmalari bekleyen tehlike

Çin'e kota kalkıyor fason üretici tedirgin markalar ise memnun

Küçük firmaları bekleyen tehlike
Çin'e karşı tüm kotalar 2008 başında kalkıyor. Fason üreticiler sektörün zor durumda kalacağını belirtirken yerli markalar ise Avrupalı markalarla rekabet için kotaların kaldırılmasını istiyor.

Başta tekstil, konfeksiyon, elektronik ve oyuncak sanayi olmak üzere hemen hemen tüm sektörlerin korkulu rüyası haline gelen Çin, 1 Ocak 2008'den itibaren hiçbir koruma önlemi olmadan Türkiye ve Avrupa ülkelerinin pazarlarına girebilecek. Çin'e kota uygulamasının kalması ise Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünü ikiye böldü. Sektörün büyük bir bölümünü oluşturan fason üreticiler kota uygulanmasına devam edilmesini isterken, yerli markalar ise üç yıl öncesinin aksine Çin'de ürettirdikleri ürünlerle Avrupa'dan Türkiye'ye giren yabancı markalarla rekabet edemedikleri gerekçesiyle kotaların kalkmasını istiyor.

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), serbest ticaret ilkelerine bağlı olarak 1 Ocak 2005'ten itibaren kotaların kaldırılmasını istiyordu. Ancak, kotaların kaldırılması Çin ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki anlaşmayla tekstil ve konfeksiyon sektöründeki bazı ürünlerde 1 Ocak 2008'e ertelenmişti. Bu ertelemede Türkiye'nin anlaşmadaki "Yerel üreticilerin olumsuz etkilenmesi halinde 3 yıl süre ile safeguard (korunma ve gözetim) önlemleri alınabileceği" yönündeki maddeden hareketle uyguladığı ek önlemler etkili olmuştu.

AB ile yapılan anlaşma sayesinde 44 kategoride koruma önlemi alan Türk tekstil ve konfeksiyon sektörü, 2005'te Çin nedeniyle büyük bir yıkım yaşamamıştı. Ancak 3 yıllık sürenin de sonuna gelindi. 1 Ocak 2008 itibariyle Türkiye ve AB ülkeleri Çin'e karşı tüm kotaları kaldıracak. Yani 1 Ocak'tan itibaren Çin malları, hem Türkiye'ye hem de Türkiye'nin en büyük pazarı olan AB ülkelerine serbestçe girebilecek.



Hükümet önlem almalı
Kotaların kalkması aradan geçen üç yılın sonunda sektörde farklı yorumlara neden oluyor. Özellikle AB ülkelerine fason üretim yapan Türk firmaları, kotaların kalkmasıyla ciddi bir sıkıntı yaşanacağı görüşünde. Fason üreticiler hükümetin yeni önlemler alarak sektörde yeni bir çöküşü engellemesini istiyor. Markalarıyla üretim yapan hazır giyimciler ise üç yıl önceki pozisyonlarını değiştirdi. Türk pazarına Çin'de ürettirdikleri mallarla Avrupa'dan giren Zara, Mango gibi markalarla rekabet edebilmek için kendilerinin de aynı şartlara sahip olmasını isteyen Türk markalarının üreticileri artık kotaların kalkmasını savunuyor. Bu üreticiler Türkiye'nin kalite ve zamanlama açısından rekabet gücünün artık arttığı görüşünde.

Öte yandan, Çin'e karşı 3 yıldır 44 kategoride safeguard uygulayan Dış Ticaret Müsteşarlığı'ndan bir yetkili, müsteşarlığın Çin'den yapılan ithalat konusunda çok dikkatli davranacağını ve şikâyet halinde antidamping ve safeguard gibi mekanizmaların hemen devreye alınacağını söyledi.



Hükümete çağrı yapacaklar
İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon Fasoncuları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Kocaoğlu, bu hafta içerisinde yapılacak olan İstanbul Moda Fuarı ile ilgili toplantıda bu konuyu gündeme getireceklerini söyledi. Kocaoğlu, "İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği öncülüğünde yapılacak bu toplantıya 15 sektörel dernek katılacak. Biz de hazır giyim sektörünün tamamı bir aradayken bu konuyu gündeme getireceğiz. Hatta bu toplantıdan hükümete bir çağrı çıkmasını istiyoruz. Çünkü kotaların kalkması ile birlikte fason üreticilerin zaten çok fazla olan sorunları katmerlenecek. Bu nedenle sektörümüzün rekabet gücünü artıracak tedbir ve destekler alınması yönünde hükümete bir çağrı yapacağız" diye konuştu.



Yüzde 10-15 etkilenme olur
Kotaların kalkması ile birlikte Türkiye'de tekstil ve konfeksiyon üretiminin daha da zorlaşacağını ifade eden İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle de "Türkiye'de üretim zaten çok zor koşullarda yapılıyor. İstihdam üzerindeki yükler zaten çok ağır. Şimdi de elektriğe zam konuşuluyor. Bunların üzerine pazarlarımızı ucuz Çin mallarının dolduracak olması tekstil ve konfeksiyoncuyu mutlaka etkileyip, zorlayacaktır. Ben ilk etapta yüzde 10-15 civarında bir kayıp bekliyorum" dedi.

Tekstilci Şevket Sürek de, kotaların kalkacak olmasının Türkiye'yi olumsuz etkilemesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.



Katı ve hızlı olmalıyız
Çin'e karşı kotaların kaldırılması halinde yalnız Türkiye değil tüm dünya ekonomilerinin perişan olacağını belirten Türkiye Tekstil İşverenleri sendikası Başkanı Halit Narin de, "Ben kotaların tamamen kaldırılacağını asla düşünmüyorum. Avrupa mutlaka kendini koruyacak önlemler alacaktır. Önemli olan Türkiye'nin ne yapacağı. Bugüne kadar önlem alma konusunda hep çok geç kaldık. Hiç değilse bu kez elimizi çabuk tutup, Çin'e karşı ne yapabileceğimizi araştırmalıyız. Örneğin Türkiye Avrupa Birliği üyesi olmadığı için safeguard'ları kullanabilir. Yapıcı, katı ve hızlı hareket ederek, nelere izin veremeyeceğimizi bir an önce resmi olarak açıklamalıyız" açıklamasını yaptı.



Bakan çelişkili konuşuyor
İpekyol Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Ayaydın, Dış Ticaret Müsteşarlığı İthalat Genel Müdürlüğü'nün 1 Ocak'tan sonra da kotaları uygulayabilmenin yollarını aradığını ifade ederek, "Bizim rakibimiz olan Avrupalı markaların hepsi üretimlerinde Çin malları kullanıyor veya direkt Çin'de üretim yapıyor. Biz ise kotalar nedeniyle bunu yapamıyoruz. Bu nedenle de onlarla fiyatta rekabet edemiyoruz. Üç yıldır bu duruma karşı sessiz kaldık. Ancak artık kota konulmasını istemiyoruz. Dış Ticaretten Sorumlu bakanımız kendisiyle çelişki içinde. Bir yandan bize Turquality desteği vererek markalaşın diyor, diğer yandan diğer markalara karşı elimizi kolumuzu bağlıyor" diye konuştu.



Markalarımız yok olur
Kota uygulamasına devam edilirse zaten marka fakiri olan Türkiye'de var olan markaların da yok olup gideceğini vurgulayan Kığılı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kığılı, "Tüm dünya markaları mallarını Türkiye'de serbestçe satıyor. Üstelik bu malların büyük bir kısmı Çin'de üretiliyor. Onlar serbestçe Çin'de üretim yapıp, mal alabilirken bize kota konuyor. Bu durumda nasıl rekabet edeceğiz" dedi.

Park Bravo Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Özçoban da, yasakçı zihniyet ile Türkiye'nin ilerleyemeyeceğini belirterek, kotaların devam etmemesi gerektiğini belirtti.



Türkiye tekstilde Çin'in 11'inci büyük pazarı


Türkiye Çin'den hazır giyimden çok tekstil ve hammaddeleri ithalatı gerçekleştiriyor. Bu kapsamda Türkiye tekstilde Çin'in en büyük 11'inci pazarı. Aralarında tekstil ürünlerinin de bulunduğu 44 kategoride kota olmasına rağmen 2005'te Türkiye'ye 542 milyon dolarlık tekstil ihracatı gerçekleştiren Çin, 2006'da bu oranı yüzde 44 artırarak 781 milyon dolara çıkardı.



Avrupa da önlem arayışında



2008 yılı başından itibaren tekstil ürünlerini kota engeline takılmadan AB'ye ihraç etmeye başlayacak olan Çin, Avrupalı üreticileri de düşündürüyor. Avrupa Komisyonu, Çin'in ucuz tekstil ürünlerinin kotaya tabi tutulmadan AB'ye girişine karşı bazı önlemlerin alınması gerektiği görüşünde. Yaz aylarında Referans'a konuşan Komisyon'un ticaretten sorumlu üyesi Peter Mandelson, 2005'ten bu yana sürdürülen ortak denetim sisteminin 1 Ocak'tan itibaren daha sıkı hale getirilmesi ve Çin'in AB'ye yaptığı tekstil ihracatındaki hızlı büyümelerin dizginlenmesini öneriyor. AB Dönem Başkanı Portekiz'den bir yetkili de daha önce Referans'a yaptığı açıklamada, "Çin tekstil ürünleri hiçbir engelleme olmadan AB'ye girecek değil. 2005 yılında imzalanan anlaşma gereği, kotaların kaldırılması sürecinin yumuşak bir geçiş süreci olacağı konusunda da anlaşmaya varılmıştı" demişti.



Kotalı Çin malları
* Pamuklu mensucat

* Suni filament iplik mensucatı

* Yünlü mensucat

* Dokunmamış mensucat

* Selüloz türevlerinden sıvama mensucat

* Keten ve ramiden mensucat

* Anoraklar

GİYİM
* Gömlek tişört, kazaklar, rüzgar kolsuz ceket, dokunmuş kışlık pantolon (erkek/çocuk), gömlekler, fanila atlet, külot ve slip, gece gömleği vs., parka, anorak, rüzgârlık, pijama, astarlı spor kıyafeti, blazer, askılı tulum, kısa pantolon, şort, etek, takım elbiseler, dışı tek taraflı astarlı spor elbiseleri, palto yağmurluk ve ceket (erkek), palto pelerin, manto, yağmurluk ve kaban (kadın), önlük ve iş kıyafeti, örme palto, ceket, plazer, spor kıyafeti, örme bluz ve süveter (kadın), ipekten elbise.

AKSESUVAR
Papyon ve kravat, eldivenler, çorap, külotlu çorap, tayt, sutyenler, yüzme kıyafetleri, şal, duvak, eşarp, peçe.

EV TEKSTİLİ
* Pamuklu havlu, yatak çarşafları, bornoz, robdöşambır, masa örtüleri, perdeler (stor dahil)