14 Haziran 2007 Perşembe

ÇEKÜL'den Babalar Günü için "7 ağaç" çağrısı

ÇEKÜL'den Babalar Günü için "7 ağaç" çağrısı

İstanbul - Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma Vakfı (ÇEKÜL), Babalar Günü'nde babalara ve baba adaylarına 7 ağaç armağan edilerek, "sevgi ve bağlılığınızı köklendirin" çağrısı yaptı.

ÇEKÜL'den yapılan yazılı açıklamada, Babalar Günü'nde, babanız adına 7 ağaç diktirerek oluşturulacak "Babalar Günü Ormanı"nın zenginleştirileceği belirtilerek, böylece orman alanlarının yok olduğu ve küresel ısınmanın ciddi bir tehdit oluşturduğu dünyamızda doğanın korunmasına da katkıda bulunulacağı belirtildi.

Açıklamada, adına 7 ağaç armağan edilenlere ÇEKÜL tarafından özel olarak hazırlanmış sertifika ve dikim mevsimi sonunda, ağaçların cinsini ve nereye dikildiğini gösteren bir doğa kimliği gönderileceği bildirildi.

Açıklamada, Babalar Günü'nde 30 YTL karşılığı 7 ağaç armağan etmek isteyenlerin "0212 2496464" nolu telefondan veya "7agacprojesi@cekulvakfi.org.tr ve www.cekulvakfi.org.tr" internet adreslerinden ayrıntılı bilgi alabilecekleri kaydedildi.

Kaynak : Anadolu Ajansı

LOSEV - Losemili Hastalar

“[Lösemi hastası] Volkan Dundar 13 yasindaydi. Hastanede ilik nakli icin yillarca sira bekledi. Bir gun Dundar ailesinin telefonu caldi. Nakil icin sira geldigini soylediler. Ancak Volkan bu telefondan 4 gun once olmustu. Son 10 ayda 15 lösemili çocuk, uygun ilik bulunduğu halde hastanede yatak bulunamadığı için yaşamını yitirdi.”

Milliyet Gazetesi, 26 Kasim 2006 Pazar



“38 [lösemili] cocugu goz gore gore kaybettik.”

Star Gazetesi, 24 Kasim 2006 Pazar



DUYARLI GONULLULERIMIZE,

Cagdas ve aydinlik toplumlarda sivil toplum kuruluslari dogrulari soylemekte ve ulke yararina olan konulari cikar gozetmeksizin gundeme getirmektedir.

Degil yuzlercesini bir cocugun bile olumunde duyarli ve aydin insanlar seslerini yukseltmekte, sorumlulardan hesap sormaktadirlar.

Yillardir LOSEV hayat kurtarmak ve tamamen parasiz tedavi hizmeti verebilmek icin cirpinirken, essiz bir proje kurabilmek icin cabalarken buna ilgisiz kalan 3 maymunu oynayan iktidardaki ve muhalefetteki siyasileri uyandiralim.

Biz yuzbinler degil, 1 milyon degil, 5 milyon kisinin bu konuda ciddi destegini arzu ediyoruz ve de bu basariyi tum TURKIYE ile paylasmak istiyoruz.

Siz bu maili en az 10 arkadasiniza yollayarak sirada bekleyen en az 1000 losemili ve kanserli cocugun hayatini kurtarmanin mutlulugunu yasayabilirsiniz.

Destek verebilmek icin burayi tiklayiniz. http://www.losev.org.tr/dergi/kent.htm

UNUTMAYIN! HEDEFİMİZ 5 MİLYON KİŞİDİR.

Saygi ve sukranlarimizla,

Dr. Ustun EZER,
Pediatrik Hematolog,
LOSEV YONETIM KURULU BASKANI

9 Haziran 2007 Cumartesi

Bizim Millet!

Bizim milletin yaptıklarına, hareket tarzına hiç mi hiç anlam veremez oldum. Yolda yürümeyi bilmeyen bir milletimiz var. Nasıl olur da insan bu kadar dikkatsiz, karşısındaki insana saygısızca yaşar gününü..!

Yolda yürürken bile rahat edemezsiniz ülkemizde maalesef. İnsanlar ne geliş yönüne ne de gidiş yönüne dikkat ederler. Normalde bizlere ilkokuldan, anaokulundan itibaren öğretilir giderken sağdan yürümek olayı. Her zaman yolun sağından gidilmesi gerektiği anlatılır derslerde. Ama uygulamada yine büyük bir eksiklik var. İnsanlar yollarda, kaldırımlarda saçma sapan şekillerde hareket ediyorlar. Kaldırımın sağı ya da solu onlar için bir. Halbuki yolun sağından gitmeyi akıl edebilse karşısından gelenin yolunu kesmemiş olup oluşan düzene katkıda bulunucaktır. Ama bizim insanımızın kafası her daim meşgul, her daim başka yerlerde.

Yolun sağından gitmek bir yana; hayatı çekilmez hale getiren bir düşüncesizlik var. Yolda ya da kaldırımda yürüyen gruplar. Bir kişiden fazla olan insan grupları yola yanyana dizilirle ve yolu geçişe kapatırlar.. Arkadan ya da karşıdan gelen insanlar umurlarında bile olmaz..

Bu sinir bozucu bir durum. Bu şekil yanyana dizilmiş insanları görürsünüz ve yanlarından hafifçe kenara kayıp yol vererek geçmeye çalışırsınız. Ve karşı taraftan yol verme gibi bir anlayış göremezsiniz. Eğer siz dikkatli olmazsanız belki de çarpışacaktınız. Belki de siz şanslı olmasaydınız kavga gürültü olacaktı. Belki de siz şanslı olmasaydınız güzel bir dayak ile güne devam edecektiniz :)

İnsanlarımız bize günlük hayatı çekilmez hale getiriyorlar bazen. Özellikle bayan vatandaşlara büyük bir sitemim olacak. Neden yolda yürürken sağınıza solunuza dikkat etmezsiniz. Ben günlük hayatta sürekli dikkat halindeyim. Mümkün oldukça bayanlara yol veririm. Ama bazen sıkışık bir yolda kenara çekilmeme rağmen karşımdaki bayandan omuz yiyorum.

Bir defasında diye yine bir anımı anlatacağım :D

Antepte bir kaç günlük misafirim. Arkadaşlarla çarşıda yürüyoruz. Nereden geldiğini anlamadığım bir bayandan çok sağlam bir omuz darbesi aldım. Beni öyle bir sarstı ki anlatmak için argo tabirlere ihtiyaç var.. Geriye döndüm şoktan çıkınca. Böyle bir şey olamaz.. Bana çarpan kadın hiç bir şey olmamış gibi yürüyor. Arkasından seslendim, bağırdım, çağırdıysam da para etmedi. Belki bir sinek dokundu arkadaşa :)
O kadar minik de değilim ama ne diyeyim...!

Eğer bu satırları okuyan bir bayan varsa; lütfen biraz daha fikkatli yürüyelim kaldırımlarda falan :) Bayanlar nadide çiçeklerdir. Biz her zaman kabalığı erkeklerden görüyoruz diye şikayet ediyoruz ama onlarda da bazen olumsuz hareketler görüyoruz..

4 Haziran 2007 Pazartesi

Interneti Kullanmak Cesaret Isi Oldu

Araştırmalara göre internetteki her 10 web sayfasından biri virüs ve benzeri kodlar içeriyor. Çocuklarsa bu tehlike çemberinin tam ortasında ve savunmasız durumda.

İnternette dolaşmanın sadece sohbet etmek, eğlenmek, alışveriş yapmak ve bilgilenmek anlamına geldiği günler geride kaldı. Artık sanal âlemin sokaklarında dolaşmak kimi zaman gerçek dünyanın tekinsiz bölgeleri kadar dert açabiliyor. Hatta yaş, cinsiyet benzeri hiçbir kısıtlamanın olmadığı düşünülürse maddi ve manevi yan etkilerinin endişe verici boyutlara ulaştığı bile söylenebilir.

İnternetin en çok tercih edilen arama motoru ve hizmet sağlayıcısı Google'ın yaptırdığı son araştırmaya göre web sayfalarının yüzde 10'u içeriğiyle tehlikeli ya da zararlı içeriğe sahip. Bu sayfaların kimi karşı tarafın bilgisayara sızmasına yol açıyor, kimiyse bilgisayarın kontrolünü kalıcı olarak korsan ağlarına teslim ediyor. Üstelik mağdurların birçoğu da başlarına gelenden haberdar olmuyor.

Google'ın indekslediği 4,5 milyar web sayfası üstünde yürüttüğü araştırmaya göre sayfalardaki zararlı içeriğin 'bulaşması' için herhangi bir şey yüklemeye bile gerek yok. Sayfa ziyaret edildiği anda bu işlem otomatik olarak gerçekleşiyor. Bu sayfaları yönetenler genellikle sızdığı bilgisayara yüklediği küçük uygulamalarla o bilgisayarı istenmeyen pazarlama reklamları yollayan merkezler haline getiriyor. Böylece sizin hattınız üstünden para kazanmış oluyorlar. Sayıları şu anda milyonları geçen bu tip bilgisayarlara zombi adı veriliyor. Güvenlik alanındaki çalışmalarıyla bilinen Sophos firmasının bu konuda yaptığı araştırma işin boyutlarının endişe verici seviyeye geldiğini gösteren bir başka belge durumunda. Buna göre sadece geçtiğimiz Nisan ayında 8 bin yeni adres bu tip zararlı içerikle hayata geçti. Öte yandan zararlı içeriğin yüzde 70'i korsanlar tarafından oluşturulmuş ya da korsanlar tarafından ele geçirilmiş yasal ve zararsız görünümlü siteler aracılığıyla bulaşıyor. Yani otomobilinizin periyodik bakımı ya da sivilce tedavisiyle ilgili bir sitenin bilgisayarınıza sızmak isteyenlerin hazırladığı bir tuzak olması hiç de düşük bir ihtimal değil.

Çocuklar açık hedef

Bu kadar sinsi bir savaşın yaşandığı ve yetişkinlerin bile kolayca avlandığı bir ortamda çocukların kendilerini koruması tamamen tesadüflere kalıyor. NSPCC tarafından Britanya'daki çocuk kullanıcılar arasında yapılan araştırmaya göre küçük yaştaki kullanıcıların yüzde 50.4'ü sarkıntılık, tehdit edilme ya da cinsel tacize maruz kalmış. 11-16 yaş grubunun yüzde 52'sinin MySpace, Bebo ve benzeri sosyal ağ sitelerini günde en az bir kere ziyaret ettiği düşünülünce tehdidin boyutu da ortaya çıkıyor. Aynı araştırmaya göre çocuk kullanıcıların yüzde 60'ı yalnızlıklarını gidermek için, yüzde 53'üyse psikolojik sorunlarını paylaşmak için bu siteleri kullanıyor. Dolayısıyla büyük yaştaki avcılar için de daha kolay bir ağ haline geliyorlar. Çocuk kullanıcıların yüzde 46'sının karşı tarafa hassas kişisel bilgilerini vermekten çekinmiyor oluşu da ayrı bir problem.

Siber ahlak yasaları

Nüfusunun yüzde 70'i dünyanın en yoğun internet kullanımına sahip ülkelerinden Güney Kore aynı zamanda bu tip dertlerle de en yoğun uğraşan ülke konumunda. Devlet kontrollü bir denetim mekanizmasının da işlediği ülkede bir süredir internet ahlakıyla ilgili bir çalışma yürütülüyor. Özellikle pornografik içeriğin ve yanlış bilgi yayılmasının engellenmesini hedefleyen kurallar bütünü sene içinde parlementonun onayına sunulacak. Yeni uygulamayla Güney Kore'de faaliyet gösteren içerik sağlayıcılar yasaya ve düzenlemelere aykırı içeriği filtrelemekten sorumlu olacak. Buna resimler ve video klipler de dahil. Uzmanlar resim ve video konusundaki filtrelemenin metne göre çok zor olduğuna dikkat çekiyor. Geçtiğimiz ay Yahoo'nun Kore hizmetine yüklenen pornografik bir video yüzünden polis inceleme başlatmış ve bakanlık 180 yabancı siteye erişimi engellemişti.

Türkiye'de de bir süredir üstünde çalışılan 'İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun' geçtiğimiz hafta Ahmet Necdet Sezer'in de onayının ardından yürürlüğe girdi. Söz konusu düzenlemeyle internet üstünden intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumar oynanması için yer ve imkân sağlama gibi fiillerin cezalandırılması öngörülüyor. 6 ay sonra yürürlüğe girecek yasaya ek olarak özel bir komisyon internet içeriğini ve suçlarını inceleyecek.

26 Mayıs 2007 Cumartesi

Organ Bağışı Yapın - Yaptırın!

Zincirlikuyu Mezarlığı - Her Canlı Ölümü Tadacaktır!






İnsanlar var,


hastane köşelerinde beklerler.


Umut onlar için bir haberden ibaret.


Başka bir umut yok.


Haberi alınca bir yandan yaşayıp bir yandan ölüyorlar hastalar,


belki de organını bağışlayan kişinin acısını hissediyorlar..



Çaresiz organ beklemek son buluyor


bir başka kişinin gidişiyle.


Ama her son bir başlangıçtır aslında.


Giden etrafına saçtığı ışık ile ölümsüzleşiyor adeta.



Bu yüzden ki Organ Bağışı Kutsaldır!


Bu yüzden ki giden ölümsüzdür.




Nice aileler umutla bekliyorlar. Her canlı ölümü tadacaktır yazar "Zincirlikuyu Mezarlığı" kapısında.. Ve her canlı ölümü elbet tadacaktır. Ama o gün geldiğinde hiçbir şeyin anlamı olmayacaktır. bir insanın öldükten sonra organlarını saklaması gerektiği anlayışı İslami anlayışa terstir. Akla-mantığa aykırı bir safsatadır. Tam tersi İslami anlayış güzel ahlakı ve iyiliği işaret eder. Organ bağışı kutsaldır ve dinen en büyük sevaplardan biridir.
Şu an Türkiye'de organ bağışının tek ve en büyük düşmanı yanlış dini bilgilerdir. En büyük dini kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı bile bunda sakınca olmadığını söylerken yanlış ağızlardan yanlış sözler çıkıyor.
Organ bağışı kutsaldır. ben öldükten sonra faydası olacaksa ve eğer olsaydı keşke organlarımı tekrar tekrar kullansalardı. Bundan güzel bir gidiş olabilir mi?
İnsanların vücudunda hayat buluyor giden! Ailelere umut oluyor. Bir yaşam daha devam ediyor. Eğer hasta hikayelerini okursanız ya da organ beklerken güzel haber alan kişilerin haberlerini TV ya da diğer medya yayınları yoluyla okursanız bu olayın ne kadar yüce, ne kadar kutsal olduğunun farkına varırsınız. İnsanlarımız duyarlılar aslında. Tek yapmamız gereken toplumda bilinçlenmeyi sağlamak.

Organ Bağışı ile ilgili yazılar ONKOD derneği web sitesinden alınmıştır. Bilgileri aşağıdadır.




AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ HASTANESİB BLOK G 4026 NOLU ODA
ANTALYATel: 0242 227 59 81 Faks: 0 242 227 44 44
E-mail:
info@onkod.org

Organ Bağışı Hikayeleri 3

"Organ Bağışı Kutsaldır!"

“27/03/2002 Tarihinde annemin sol böbreği bana nakledildi. Ne yapsam hakkını ödeyemeyeceğim. Anneme gönülden akıp dile gelen duygularımla sesleniyorum.”

Aylarımı verdim.
Kasım 19/2001...
Ve bugün...
13 Nisan 2002.
24 Kasımda diyalizle tanıştım.
Bir makine.
Aldı vücudumdaki bütün kanı başladı temizlemeye.
Meğer zehirlenmiş kanım.
Meğer bitmiş böbreklerim de haberim yok.
Her diyalize girişim yaşadığım tüm acılara bedel oldu.
26 Mart’a kadar girdim diyalize.
Bir mucize gerekti.
Bir olasılık, atom çağındaYAŞAMALIYDIM.
Annem yetişti imdadıma....
27 Mart’ta ikinci kez can indi bedenime
26 Yaşımda tüm olgunluğumla,
Yeniden merhaba dedim yaşamaya....
Yaşama umudumla,
Yapamadıklarımı yapmak üzere,
Rest çektim dünyanın bana oynadığı kadere...
Vücudumda bir can var
Annemin canı..
Beni yaşatmak için mücadele veriyor.
Gözlerim şimdi daha parlak.
Ayaklarımda güç var.
Miğdemde acıkma hissi
Yüreğimde UMUT...
En önemlisi beynim hala çok güçlü.
Bir daha varım bu hayatı yaşamaya...
Doğumumu ve yaşamımı borçlu olduğum can ANNEME;

Sonsun şükran duygularımla...
Hoşbulduk ANNE....!
Yeniden doğdum sayende....

13/04/2002Meryem ÖZDOĞAN
Kaynak: www.onkod.org

Organ Bağışı Hikayeleri 2

ÇARESİZ KALIŞIN VERDİĞİ ACIYLA YAZIYORUM SİZLERE;

38 YASINDA ÖMRÜNÜN EN GÜZEL YILLARINI COCUKLARININ BASINDA EVİNDE ONLARLA BİRLİKTE OLMASI GEREKİRKEN, COCUKLARINI BABADAN UZAK TUTAN, İNSANI AMANSIZLIĞA, ÇARESİZLİĞE, İSYANA KADAR GÖTÜREN HASTALIK YÜZÜNDEN 5 AYDIR HASTANE KÖŞELERİNDE ACI İÇİNDE KIVRANARAK ÖMRÜNÜN BAHARINI GECİREN DAYIM ADINA SESLENİYORUM SİZLERE.....

ACİL KALP NAKLİ OLMASI GEREKEN DAYIM İÇİN LÜTFEN YARDIMLARINIZI BİZDEN ESİRGEMEYİN. BİR İNSANIN GÖZLERİNİN İÇİNE BAKARAK TÜKENMESİNE SAHİT OLARAK YASAYAN BİZLERE BİR UMUT IŞIĞI YAKIN NE OLUR...

BİZ UMUTLARIMIZI YİTİRİYORUZ...GERİDE KALACAK 5 TANE COCUK VAR VE HEPSİ KÜÇÜK.ONLARI BABASIZ BIRAKMAMA SAVASIMIZA DESTEK OLUN NE OLUR, NERDEN NASIL KALP NAKLİ GERCEKLEŞTİREBİLİRİZ. BİZİ BİLGİLENDİRİN LÜTFEN

DOKTORLARI NAKİL İÇİN İLK SIRADA TUTTUKLARI DAYIMA UYGUN KALP BULUNDUĞU TAKDİRDE HEMEN AMELİYATA ALACAKLAR. BULUNMASINA YARDIM EDİN, VE BİR İNSANIN HAYATININ KURTULMASINDA EMEĞİNİZİ BİZDEN ESİRGEMEYİN

Yazan: KALP BEKLEME LİSTESİNDEKİ BİR HASTA YAKINI
Dr. Serdar AKSÜNGER İzmir BKM

Kaynak: www.onkod.org