1 Mayıs 2008 Perşembe

Üniversiteli travesti gaspçı suç üstü yakalandı

Son iki ayda 8 hipermarket soygununu gerçekleştiren travesti Göksel G(30). Gazi Hastanesinde Gasp Büro Amirleri görevlilerince kıskıvrak yakalandı.

Ağzına ameliyat maskesi başına da kaşkol takıp elindeki silahla marketlerin kasasını boşalttıktan sonra taksiye binerek şoföre kendisini 'doktor', 'hasta' diye tanıtıp herhangi bir hastaneye gittiği ve burada izini kaybettirdiği belirlendi.Latince kursuna giden zanlı Göksel G. kurs parasını sağlamak için böyle bir yola başvurduğunu söyledi.Yunanistan'a gitmek için Latince öğrendiği ve ailesinin kendisini travesti olduğu için reddettiğini polis ifadesinde söyledi. Ayrıca gözaltına alınan Göksel G. (30) adlı kişinin Ankara’da özel bir üniversiteden atıldığı belirlendi.Zanlı Göksel G. marketin güvenlik önlemlerinin az olduğu için soyduğunu dile getirdi.

Soygun marketin güvenlik kameraları tarafından saniye saniye kaydedildi.. Zanlı üstünde siyah mont ve şapkayla yüzünü saklayarak markete girdi daha sonra silahını çıkarıp kasiyerden paraları isterken olay sırasında orda bulunan vatandaşlar panik halinde geriye çekildiler. Zanlı vatandaşları ve kasiyerleri silahını göstererek uzaklaştırdı ve daha sonra koşarak kaçtı.Girdiği diğer markete üstünde bu kez yeşil kapşonlu t-şhirt bulunan zanlı içeri girdikten bir süre sonra silahını çıkarıp kasiyere doğrulttu ve kasayı boşaltıp kaçtı.Üçünü soygunda ise kendisini siyah mont,şapka,yüzünde yeşil bir atkı ve ağzında doktorların kullandığı ameliyat maskesi bulunan Göksel G.kasadaki paraları alarak olay yerinden uzaklaştı.

Soyguncu Ankara Emniyet Müdürlüğü Gasp Büro Amirleri güvenlik kameralarını izleyerek soyulması muhtemel marketlerde ve hastanelerde güvenlik önlemi aldı.Soyguncunun yakalandığı gün başka bir marketi yine silah zoruyla soyduktan sonra olay yerinden taksiye binip Gazi Hastanesine giden soyguncuyu hastanede hazır bekleyen polis ekipleri kıskıvrak yakaladı.

Emniyetteki sorgusu biten travesti soyguncu Göksel G. bugün adliyeye sevkedildi.

DHA

27 Nisan 2008 Pazar

Osmanlı Cumhuriyeti

Filmimi 10 milyon seyirci izleyecek

Ata Demirer: 3-5 milyon seyirci iyi bir rakam kabul ediliyor ama filmimiz bu rakamı ikiye katlayacak


Senaryosunu ve yönetmenliğini Gani Müjde’nin üstlendiği, başrollerini Ata Demirer, Vildan Atasever, Sümer Tilmaç gibi isimlerin paylaştığı Osmanlı Cumhuriyeti filminin çekimleri başladı. Kültür ve Turizm Bakanı Günay’ın devreye girmesiyle Milli Saraylar’dan alınan izinle çekimi Topkapı Sarayı’nda yapılan filmde ’Kurtuluş Savaş yapılmamış olsaydı Osmanlı İmparatorluğu’nun bugün ne durumda olacağı’ mizahi bir dille işleniyor. Padişah Seyid’i canlandıran Ata Demirer, “Topkapı Sarayı’na girdik ve padişahların çok kolay şeyler yaşamadığını gördük. O kapıların ardında bir imparatorluğu yönetmek zor bir şeymiş” dedi. Fragmanını 1.5 milyon kişinin izlediği filmin gişesinden de çok umutlu olduğunu belirten Demirer iddialı konuştu: “Bir film için 3 ve 5 milyon seyirci iyi rakam gibi kabul ediliyor. Ancak ben 10 YTL harcayabilen bütün insanların bu filme gelmesini bekliyorum. Filmi 8-10 milyon kişi izlesin istiyorum. Bu hedefe de ulaşacağımızı umuyorum.”

Erdoğan’la Baykal birlikte izler

Gani Müjde filmiyle ilgili şunları söyledi: İşgal altında bir ülke tasarladım. O işgal altından kurtulmaya çalışan iyi niyetli bir padişahın çabalarını yansıtıyor. Ne Osmanlı’yla ne de Türk tarihi ile dalga geçmiyor. Tersine bunları yücelten bir film. Bütün siyasi akımlardan iyi niyetli olumlu tepkiler geleceğini düşünüyorum. Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan ve Devlet Bahçeli yanyana keyifle izleyebilir.

Güne nane ile başlayın!

Güne nane ile başlayın!

Stres dolu toplantılar veya partilerle dolu geçen yoğun bir haftanın sonunda yorgun mu düştünüz? Kolayca eski performansınıza kavuşabilirsiniz.

Nanenin kokusu bir eğitim çavuşuna benzer; beyninize "Kalk ve işine konsantre ol!" emrini verir. Araştırmalara göre bu kokunun olduğu yerlerde çalışanlar, sıkıcı ama yapılması şart olan işlere daha fazla yoğunlaşabilmektedirler. Zihinsel olarak tembelleştiğinizi hissettiğinizde naneli bir sakız çiğneyin, şeker yiyin ya da nane kokusunu içinize çekin. Böylece beyninizin "Yapabilirim!" dediğinizi duyabilirsiniz.
Nane kokulu yerlerde titizlik gerektiren işlerde çalışan insanların daha iyi performans gösterdikleri bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Araştırmaya katılanlar arasından nane kokulu yerlerde çalışanların, kokusuz yerlerde çalışanlara göre, daha az yazım hatası yaptıkları ve alfabetik işlemleri daha çabuk gerçekleştirdikleri görülmüştür.

Tedavi amacıyla; detaylara olan dikkatinizi arttırmak için, zihninizi dinlendirmek için ya da kilo vermenize yardımcı olması için kokuların kullanılması, aromaterapinin uygulama alanına girer. Aromaterapi, güzel kokuların ciğerlere çekilmesi ya da cilde sürülmesiyle uygulanabilir.

Bazı esanslar, gevşeme ve zihinsel rahatlama gibi biyolojik tepkilerin oluşmasını sağlayan beyin aktivitelerini uyarır. Yakın zamana kadar aromaterapinin yararlarını destekleyen fazla kanıt bulunmuyordu. Ancak yapılan araştırmalar sonucunda, artık aromaterapinin psikolojik ve fiziksel sağlık için gerçekten faydalı olabileceği görülmüştür.

RealAge

Sara cerrahisinde başarı arttı!

Sara cerrahisinde başarı arttı!

İlaç tedavisine yanıt vermeyen sara hastalarında yapılan ameliyatlarda yüzde 70 - 90 başarı elde ediliyor.

Pamukkale Üniversitesi Nöroşirürji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Feridun Acar, epilepsi cerrahisinde yüzde 90'lara varan oranda bir başarı yakalandığını söyledi. Antalya'da düzenlenen Türk Nöroşirürji Derneği 22. Bilimsel Kongresi'ne katılan Yrd. Doç. Dr. Acar, ülkemizde 700 bin epilepsi hastası bulunduğunu ve hastaların da yüzde 20'sinin ilaca direnç gösterdiğini belirtti. Hastalığın başında ya da ilerleyen evrelerinde ilaca dirençli hale gelen bu hastalarda nöbetlerin kontrol edilemez bir hal aldığını vurgulayan Acar, "İlaca cevap vermeyen bu hastalar günlük yaşamlarında yolda yürürken aniden nöbet geçirip düşüp kafasını vurabiliyor, ya da araç kullanırken nöbet geçirip kaza yapabiliyor. Bu grupta epilepsi cerrahisi olarak yapabileceğimiz çok değişik uygulamalar var ve bunların başarıları yüzde 70 ile 90 arasında. Hatta bazı özel durumlarda bu nöbetleri yüzde 95 oranında kontrol altına alabiliyoruz" dedi.

Hasarlı bölge zarar vermeden alınıyor

Epilepsi cerrahisinde uygulamalar hakkında bilgi veren Acar, ameliyatla beyindeki hasarlı bölgeyi çıkararak epilepsiyi kontrol edebildiklerini, tüm bunlar yapılırken beynin tüm fonksiyonlarını da denetim altında tuttuklarını söyleyerek, şöyle dedi:
"Bazı ameliyatlarda beynin içine ve üzerine elektrodlar koyup hem nöbetin kalktığı yeri net gösteriyoruz hem de beyin haritalandırması yaparak fonksiyonel bölgeleri ayırıp hastaya zarar vermeden problem yaratan o bölgeyi çıkarabiliyoruz."

Yaşam kaliten bozulmasın!

Yaşam kaliten bozulmasın!

Beslenme alışkanlıklarınızda yapacağınız basit değişiklikler ile İritabl Bağırsak Sendromundan kolayca kurtulabilirsiniz.

25 Nisan 2008 Cuma

Ülkemizde görülme sıklığı birçok Avrupa ülkesinden daha yüksek olan İritabl Bağırsak Sendromundan (İBS) şikâyetçi olanlar kimi bölgelerde nüfusun yüzde 20'sini buluyor. Oysa beslenme alışkanlıklarında yapacakları basit değişiklik çok şeyi değiştirebiliyor. ABD'de yapılan bir araştırmaya göre İBS, soğuk algınlığından sonra işe veya okula gidememe nedenleri arasında ikinci sırada yer alıyor. Ancak hastaların çoğu bu durumu yaşam biçimi olarak kabulleniyor ve yaklaşık yüzde 70'i hekime başvurmuyor.


Novartis OTC tarafından düzenlenen II. Gastroenterohepatoloji Günleri çerçevesinde yapılan İBS sempozyumunda konuşan İstanbul Tıp Fakültesi Gastroenterohepatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeynel Mungan, karın ağrısı, şişkinlik, ishal ya da kabızlık gibi belirtilerle ortaya çıkan rahatsızlıkta ilaç ve psikolojik tedavilerin yanı sıra yaşam kalitesinin yükseltilmesi için liflerin sürekli kullanımının önemini vurguladı. Hastalığın nedenlerinin bilinmediğini belirten Mungan, İBS şikâyetlerinde tavsiye edilen tahıl, ekmek, baklagil, meyve ve sebze gibi doğal liflerin şişkinlik yapması sebebiyle dikkatli önerilmesi gerektiğini ve prebiyotik ve probiyotik etkilerinden dolayı doğal bir lif olan hidrolize "guar gum" (PHGG) kullanımının önemine değindi.

Yorulmadan zayıflayın

Tüm vücudunuzu aynı anda ve zorlamadan çalıştıran Life Fitness Cross Trainer, yüksek kalori yakımını sağlarken, motivasyonu artıran birçok egzersiz programıyla adeta tek başına bir spor salonu gibi çalışıyor. X3 Cross Trainer, tüm vücudu bir arada çalıştırıyor ve yoğunluk belli bir bölgede toplanmadığı için hedeflenen kalori yakımına daha az yorularak ulaşılıyor. "Whisper stride" özelliği sayesinde istenilen her saatte sessiz bir şekilde spor yapmaya imkan veren X3 Cross Trainer, pek çok programı birarada barındırıyor. Manuel kullanım seçeneği, başarısı kanıtlanmış verimli Life Fitness programları Hill ve Random'un yanı sıra; direnci yavaş yavaş artıran EZ-Incline Resistance ve arazi koşulları simule edilerek, inişli çıkışlı ve farklı direnç seviyelerinin bir arada bulunduğu Sport Training programlarını sunuyor. X3 Cross Trainer ayrıca, kas ve dolaşım sisteminizi egzersize hazırlayan Warm Up Mode, egzersiz sonrası kalp atışlarını güvenle normal seviyesine döndüren Cool-Down Mode gibi özelliklere sahip.

Sakızla saatte 11 kalori yak!

Sakızla saatte 11 kalori yak!

Çiğnemekten zevk aldığımız sakızın aslında sağlığımıza da faydalı olduğunu biliyor muydunuz?

"Sakız çiğnemek faydalı mı yoksa zararlı mı?" diye daha önce düşünmemiş olabilirsiniz. Hatta erkek çocuklarını "sakız çiğneme bıyıkların eğri çıkar" diye korkuturlardı eskiden. Oysa sakız endüstrisi o kadar gelişti ki marketlerde sakız reyonu gittikçe büyüyor. Artık çeşit çeşit sakız var. Aynı kahve sektöründeki veya yoğurt seçimlerindeki inanılmaz çeşitlilik gibi. Artan tüketim ve ilgiye bağlı olarak bu konuda yapılan araştırmalar da artıyor.
Sakız çiğnemek çoğumuzun çocukluğumuzdan kalan bir alışkanlıktır. Bazen kendimizi abur cuburlardan korumak bazen de sinirimizi yatıştırmak için sakız çiğnemeyi tercih ederiz. Her ne nedenle olursa olsun sakız çiğnemek çoğumuzun alışkanlıkları arasında yer alıyor. 270 milyon nüfusa sahip ABD'nin sakız tüketimi yılda 46 milyar adettir. Yani ABD'de kişi başına 184 sakız düşmektedir. Türkiye'deki duruma göz atacak olursak sakız tüketiminin her geçen gün arttığı göze çarpmaktadır. Aylık ortalama 10 milyon dolarlık bir pazar payından söz edilebilir. Bu rakamlara göre ülkemizdeki herkes yılda bir kez de olsa sakız çiğnemektedir. Peki, çiğnemekten zevk aldığımız sakızın aslında sağlığımıza da faydalı olduğunu biliyor muydunuz? Birçok tüketici şekersiz sakız çiğnemenin diş çürüklerini önlediğini ve nefesi ferahlattığını biliyor ama yeni araştırmalar gösteriyor ki sakız kilo kontrolünde de yardımcı olarak kullanılabilir, odaklanmayı, uyanıklığı ve konsantrasyonu artırır ve hayatın günlük stresini azaltır. İşte yararları:

Kilo kontrolüne yardımcı olur: Sakız pratik, ucuz ve düşük kalorilidir. Şekerli bir sakız yaklaşık 5 -10 kaloridir. Şekersiz olanlar da tercih edilebilir. Sakız, atıştırmayı engellemek ve kalori alımını azaltmak için harika bir yoldur.

İştahı azaltır: Sakız çiğnemek iştah kontrolü sağlamaya yardımcıdır. Appetite (iştah) dergisinde 2007 yılında yayımlanmış çalışma gösteriyor ki öğleden sonraki atıştırma öncesi sakız çiğnemek, açlığı ve kalori alımını azaltmaya yardımcı oluyor.
Öğünde daha az yemeye sebep olur: Yapılan bir çalışmada akşamüstü ara öğününden önceki üç saatlik bir zaman diliminde bir saat aralıklarla 15 dakika sakız çiğneyen yetişkinler, sakız çiğnemeyenlere göre ara öğünlerinde 36 kalori daha az yedikleri gözlenmiştir. Sakızın şekersiz ya da normal olması ise bir şey fark ettirmiyor ve her ikisi de az yemeye yardımcı oluyor.
Atıştırma olarak seçenek olabilir: Sakız çiğnemek düşük kalorili olduğu gibi, yüksek kalorili atıştırmaların yerine de geçebilir. Özellikle, 140 kalorilik 1 veya 2 parça çikolatalı kurabiye yerine 2 parça 20 kalorilik sakız çiğneyerek, 120 kalori kazanç sağlayabilirsiniz.

Kalori harcatır: Mayo Clinic Uzmanları yaptıkları bir deneyde, sakız çiğnemenin saatte 11 kalori yakımını sağladığını hesaplamışlardır.

Konsantrasyonu artırır ve stresi hafifletir:Beyne giden kanı artırıyor
Birçok sporcu ve koçları oyun sırasında sakin kalabilmek ve gerginliği azaltmak için sakız çiğnemeyi tercih etmektedir. Aynı zamanda bazı öğretmenler de okullarda sakız çiğneme kuralının değiştirilmesini ve çocukların sınav sırasında sakız çiğnemesinin onların uyanıklığını ve konsantrasyonunu daha iyi sağlayacağını savunmaktadır. Son yapılan araştırmalarsa sakız çiğnemenin, damarlardan beyne giden kan akımını yüzde 25 oranında artırdığını gösteriyor. Appetite (iştah) dergisinde 2002 yılında yayımlanmış bir başka çalışma gösteriyorki sakız çiğnemek bireylerin öğrenme, akılda tutma ve bilgiye erişme yeteneğini de artırıyor.

Ağız ve diş sağlığını destekliyor

Sakız çiğnemenin, nefesimizi ferah tutmaya yardımcı olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Bunun yanında vücuttaki en güçlü savunma mekanizması olan tükürük salgısını da artırır. Bu nedenle gün içinde sakız çiğnemek iyi bir seçenek olacaktır. Şekersiz sakız, ağız sağlığını birçok yönden destekler. Plaklarının ve çürüklerin oluşumunu önler, diş minesinde mineral bozukluklarını onarır, diş lekelerinin oluşumunu önler, olanları azaltır. Sağlıklı bir ağız, sağlıklı bir vücutla birebir ilişkilidir. Ağız yoluyla bakterin alınması, çeşitli hastalıklara yol açar.

Sakızla kilo kontrolünü sağlamanın ipuçları

Çok yemek yediniz ya da kendinizi durduramıyorsunuz, hemen sakız çiğnemeye başlayabilirsiniz.
Yüksek kalorili abur cubur besinlerden yemek istediğinizde sakız çiğneyerek bu güdüyü bastırabilirsiniz.
Stres daha fazla yemek yemenize mi sebep oluyor? Sakız çiğneyerek stresinizi azaltmayı ve atıştırmalardan uzak durmayı deneyebilirsiniz.
Yemek pişirirken sakız çiğnemeniz de hazırlık aşamasında tadına bakma bahanesiyle yemeklerden atıştırmanızı engelleyecektir.

Konsantrasyonu arttırmanın ve gerginliğinizi hafifletmenin basit yollarını arıyorsanız, Sakız çiğnemek en kolay yollardan biri olacaktır. Çalışmalara göre sakız çiğnemek uyanıklığı ve konsantrasyonu arttırıyor ve hayatın günlük stresini azaltıcı yönde etki gösteriyor.

Hangi gözlük size göre?

Hangi gözlük size göre?

Gözlük alışverişinizi kolaylaştırmak ve zamandan kazanmak için moda olan hangi model gözlüklerin yüzünüze uygun olduğunu öğrenmeniz gerekiyor.

Bu yıl çok büyük, maske şeklinde gözlükler moda. Bunlar yüzü tamamen kaplıyor. Birçoğu Swarovski kristallerle süslü, kristalsiz bulursanız şanslısınız. Saplarda ve gözlükle sapların birleşme noktalarında bol bol parlak taşlar kullanılmış. Moda renkler dore ve lame. Prada, Dolce & Gabbana, Burberry, Vogue markalarında bu renkler yoğun şekilde kullanılmış. Kahverengi, siyah veya çift renkli ya da leopar desenli gözlükler de dikkat çekiyor.
Kemik gözlüklerde yuvarlak formlar, kahverengi, siyah ve bej renkleri ağırlıkta. Ray Ban Wayfarer hızlı bir dönüş yaptı; birçok ünlü yüzünden eksik etmiyor. Yazın trendi renklerine ise pembe, kırmızı ve mor eklendi.

Yuvarlak yüzlüler

Yuvarlak yüzlü kişilerin seçeceği güneş gözlükleri yüzü olduğundan uzun ve ince göstermelidir. Yapmanız gereken, yüzünüzün en geniş kısmıyla eşit veya daha fazla genişlikte gözlükleri tercih etmek. Yüzünüzün yuvarlaklığını azaltacak yumuşak, köşeli ve dikdörtgen çerçeveli gözlükler size göre.

Uzun yüzlüler

Eğer yüzünüz uzunsa, küçük ya da dar, kare şeklinde gözlüklerden uzak durmalısınız. Geniş çerçeveler yüzün uzunluğunu kırdığı için dar çerçeveli gözlüklerden çok daha idealdir. Kare çerçeveli gözlükler sadece yüzün köşeli hatlarını belirginleştirir.

Oval yüzlüler

Yüzünüzün şekli ovalse şanslısınız, size hemen her tarz gözlük yakışır. Bu yüz şekli dengeli kabul edilir çünkü oval yüzde elmacık kemikleri genellikle çıkık olur. Yüzün kenarlarını kaplayan modeller de bu yüz tipine yakışır.

Üçgen yüzlüler

Üçgen yüzlülerin çenesi dar, alnı geniştir. Gözlerin olduğu bölgeye vurgu yaparak yüzün alt kısmını yumuşatın. Kedi gözü şeklinde çerçeveler yanlara doğru kıvrılmalı ve çeneyi dengeleyecek genişlikte olmalı.

Kare yüzlüler
Bu yüzde güçlü çene yapısı, geniş alın ve geniş elmacık kemikleri dikkat çeker. Köşeleri yumuşak, yuvarlak tarzda (kedi gözü şeklinde olabilir) gözlüklerle yumuşatabilirsiniz. Klasik oval çerçeveli gözlüklerde kare yüzlülerde iyi durur.

Açık tenliler
Hafif çerçeveleri veya gül ya da kehribar gibi renklerde olanlarını tercih edin. Şeffaf, mavi veya yeşil renkli çerçeveler yanaklara renk verir.

Koyu tenliler
Esmer ciltli ve koyu renk saçlı insanlara dore, lame veya şeffaf çerçeveli gözlükler çok yakışır. Siyah çerçeveler ise fazla ağır kaçabilir.

milliyet