Sahibini taklit eden kedi şişman oluyor
Edinburgh Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada, kedilerin sahiplerinin abur cubur yeme alışkanlığını taklit ettiği ortaya çıktı.
Profesör Daniell Gunn-Moore, kedilerin yaşam biçiminin değiştiğini, daha çok yiyerek kilo aldıklarını ve daha az egzersiz yaptıklarını söyledi. Kedilerde görülen diyabetin son 30 yılda 5 kat arttığını ifade eden Gunn-Moore, her 3 kediden birinin aşırı kilolu olduğunu açıkladı. Gunn-Moore, "Kediler de canları sıkıldığında aşırı yiyor" dedi.
26 Ağustos 2007 Pazar
Kediler Sahipleri Gibi Obez Olabilirler
Yazar:
Manitu
Zamanı:
13:03
0
yorumlama
Kus Deyip Gecmeyin
Kuş Deyip Geçmeyin
Eminim hepiniz göç eden kazları havada süzülürken görmüş,'V' şeklinde bir formasyonda uçtuklarını fark etmişsinizdir.Bilim adamları araştırmış,'Bu kazlar neden 'V' şeklinde uçarlar? Sonuçta kazların hiçte kaz kafalı olmadıkları ortaya çıkmış.
'V' formatında uçarken, kanat çırpan kuş hemen arkasındaki kuş için onu kaldıran hava akımı oluşturuyor. 'V' şeklinde uçan kaz grubu, birbirlerinin kanat çırpışlarındaki hava akımını kullanarak, uçuş menzillerini yüzde 71 oranında uzatıyorlar. Yani tek başlarına gidebilecekleri maksimum yolu neredeyse ikiye katlıyorlar.
Bir kaz grubu, 'V' grubundan çıktığı anda uçmakta güçlük çekiyor. Çünkü kaldıraçla hava akımının dışına çıkmış oluyor. Bu yüzden tek kalan kaz hemen 'V' ye katılıyor ve onun gücünü kullanıyor.
Başta giden 'V' lideri yorulduğunda hemen arkaya geçiyor ve arkasındaki lider konumuna geçiyor. Bu değişikliği sürekli yapıyorlar.
Gerideki kuşlar grup yavaşladığında bağırarak öndekileri ikaz ediyorlar. 'V' formasyonundaki bir kus hastalanır yada bir avcı tarafından vurulursa, düşen kusa yardim etmek üzere formasyondan iki kaz ayrılıyor ve korumak üzere yanına gidiyor.
Tekrar uçabilene -yada ölümüne- kadar onunla beraber kalıyorlar. Sonra bir başka 'V' formasyonuna katılıp, kendi gruplarına ulaşıncaya kadar onlarla beraber uçuyorlar"*
Yazar:
Manitu
Zamanı:
13:02
0
yorumlama
Internet Kullanimi Oranlari
Yüzde 38,9'u internet kullanıcısı olan Avrupalılar arasında, sanal âleme en çok Almanlar takılıyor.
Dünya İnternet İstatistikleri Sitesi verilerine göre, toplam nüfusu 809 milyon 624 bin 686 olan Avrupa ülkelerinde, 314 milyon 792 bin 225 kişi halihazırda internet kullanıcısı.
Birincilik kürsüsündeki Almanya'da 50 milyon 471 bin 212 kişi internet kullanıyor.
Listede 7. sırada yer alan Türkiye'deki internet kullanıcısı sayısı ise 16 milyon kişi.
2000-2007 (31 Mart 2007) döneminde Avrupa'da internet kullanıcıları yüzde 199,5 ile en yüksek artış Türkiye'de gerçekleşti: Yüzde 700. İkinci en büyük artış yüzde 664,5 ile Rusya'da meydana gelirken, oran Polonya'da yüzde 307,1; İspanya'da yüzde 266,8; Fransa'da yüzde 262,8 ve Hollanda'da yüzde 209,2 oldu.
Türkiye en fazla internet kullanan 9 Avrupa ülkesi arasında, söz konusu dönemde internet kullanıcısının en fazla arttığı ülke oldu. İnternet kullanımının nüfusa oranlandığında ise Türkiye yüzde 21 ile listenin alt sıralarına düşüyor. En yüksek ise yüzde 73,3 ile Hollanda.
Zaman
Yazar:
Manitu
Zamanı:
12:57
0
yorumlama
Zimbabwe, 200 bin Dolar'lik Banknot Cikartti
Bu haberi okuyunca rahatlayanları şimdiden düşünüyorum :) Türkiye fena değilmiş diye düşünüyorlar. Oysa ki bu beterin beteridir. Avunmak sağlıklı değil. Avrupadaki bazı ülkelerde enflasyon yok, varsa da 0.01 ile 0.5 arasıdır. Bu nasıl bir rakam farkında mısınız? Şaka gibi ama güzel bir hayal. Aç insanların olmadığı bir Türkiye hayal bile olsa çok güzel :)
Zimbabwe, 200 bin Dolar'lık banknot çıkarttı
Dünya'daki en yüksek enflasyona sahip Zimbabwe, 200,000 Zimbabwe dolarlık banknot çıkarttı. Yıllık resmî enflasyon oranının yüzde 5000 civarında olduğu ülkede bugün piyasaya sürülecek yeni banknotlarla sadece bir kilo şeker alınabiliyor.
Bu orandaki bir enflasyon, bir somun ekmeğin bir yıl öncesine nazaran 50 kat daha yüksek fiyatla alınması anlamına geliyor. 200,000'lik yeni banknot resmî olarak 13 Amerikan Doları'na karşılık gelirken, serbest piyasada 1 Dolar'a kadar düşüyor. Uluslararası Para Fonu, 2007 sonunda ülkedeki enflasyonun bir yıl öncesine göre 1000 kat daha fazla olacağı tahmîninde bulunmuştu.
Muhalifler, yakıt ve gıda sıkıntısının çekildiği ülkedeki ekonomik krizi Devlet Başkanı Robert Mugabe'nin, beyazların ellerindeki topraklara el konulmasının da aralarında bulunduğu politikalara bağlarken, Mugabe yabancı hükûmetleri ülkenin içişlerine karışmakla ithâm ediyor.
Yazar:
Manitu
Zamanı:
12:54
0
yorumlama
Guclu Hafiza isteyenler
Güçlü bir hafıza için ne yapmalı ?
Yapılan araştırmalara göre, bazı yiyecekleri daha fazla tüketerek hafıza,
algılama yeteneği ve dikkati artırıp, daha hızlı düşünebilmek mümkün. İşte
faydalı gıdalar...
Beyne zindelik veren gıdalar
Bunun İçin beynimizin ihtiyaç duyduğu besinleri bilmemiz ve yememiz
yeterli. Tüm bunların yanında spor yapmayı da İhmal etmemekte fayda var.
Bir sınava girmeden önce ya da yoğun düşünmeniz gereken zamanlarda şekerli
yiyecekler mi yersiniz? Gec saatlere kadar çalıştığınız zamanlar
konsantrasyonunuzu artırmak için kahve mi içersiniz?
Kimimiz bu tür önlemlerin psikolojik olduğunu düşünsek de yapılan
araştırmalar birçok gıdanın beynin çalışmasını doğrudan etkilediğini
göstermiştir. Beyin mükemmel bir yöneticidir ve tıpkı bir orkestra şefi gibi
vücudumuzdaki sinir iletilerinin bir hücreden diğerine taşınmasını yönetir.
Bunu yaparken vücudumuzda sinirsel iletici denilen kimyasal maddeler
salgılanır. Beynimiz, bedensel, duygusal ve davranışsal konularda tüm
mesajları bu kimyasal maddeler aracılığıyla ilgili hücrelere gönderir.
Ne var ki bu önemli görevi yapması için beynin beslenmeye yani bazı temel
besinlere gereksinimi vardır. Yediğimiz her şeyin besin değeri kan yoluyla
tüm vücuda yayılmadan önce ilk olarak beyne ulaşır. Yapılan araştırmalarda
beyne ulaşan bu besinlerden bazılarının beynin performansını artıran
özellikler içerdiği kanıtlanmıştır. Son araştırmalarda ise gıdaların türü
kadar miktar ve kalitesinin de zihinsel performansı ve İnsanın
davranışlarını etkilediği daha belirgin olarak ortaya çıkmıştır.
Beynin performansı söz konusu olunca en önemli öğün kahvaltıdır. Her gün
düzenli olarak kahvaltı yapan kişilerin diğerlerine oranla daha başarılı ve
verimli oldukları görülmüştür. Kahvaltı alışkanlığı olmayan kişilerde gün
içinde konsantrasyon kaybı
görülmektedir. Kahve içmek uykuyu açsa bile vücuda enerji ve besin öğesi
olarak hiçbir katkı sağlamaz. Üstelik kahve, daha sonra alınan hazı
besinlerin vücutta kullanımına engel olarak, zarar bile verebilir.
Böylece kahve içen kişi bir süre sonra kendini yorgun hissetmeye başlar.
Ayrıca kahve, matematiksel ve mantıksal becerileri de olumsuz yönde etkiler.
Yoğun bir güne başlarken; peynir, süt, yumurta gibi protein içeren
besinlerden oluşan bir kahvaltı,
şekerli çay ve simitten oluşan bir kahvaltıya kıyasla çok daha iyi sonuç
alınmasını sağlar.
Beyni yalnızca kahvaltı etkilemiyor tabii ki. Diğer öğünlerde yenen bazı
gıdaların da beyin üzerinde etkisi var. Proteinli gıdalarda bulunan bir
amino asit (tirozin) hızlı düşünme, enerjik olma ve motivasyon gibi
katkılarla daha verimli çalışmayı sağlıyor. Karbonhidratlı besinler, beynin
enerji kaynağı olan glikozu temin elliyor. Bunun yanı sıra pek çok vitamin
ve mineraller beynin normal gelişimi ve çalışması için gerekli.
Beynin sürekli aktif olması dikkat ve konsantrasyon açısından zengin olması
yediğimiz yiyeceklere bağlı. Kısaca özetlemek
gerekirse protein, karbonhidrat, vitamin ve minerallerden oluşan bir
beslenme programı ile beynin performansını artırmak mümkün. Balık, yeşil
yapraklı sebzeler, lahanagiller ve tahıl içerikli bir
diyetle günümüzde hayli yaygınlaşan unutkanlık sorununu çözebilirsiniz. Genç
yaşlarda başlayan, pek önemsemediğimiz hafif unutkanlıklar ileride karşımıza
hafıza kaybı hastalığı olarak bilinen Alzheimer'i çıkartabilir.
Alzheimer vakalarının son yıllarda giderek artması nedeniyle yapılan
araştırmalarda, kolin adlı maddenin hafıza depolanmasında önemli rol
oynadığı, eksikliğinde ise unutkanlığın devreye girdiği ortaya çıktı.
Bu hastalara kolin açısından zengin olan yeşil yapraklı sebzeler, soya
fasulyesi, yumurta sarısı, lahanagiller özellikle de karnabahar ve
sakatatlarda bulunan lesitin maddesi verildi ve hafıza kaybında düzelme
kaydedildi. Öğrenme yeteneğini geliştiren ve hafıza için hayati önem taşıyan
kolin maddesi doğada en çok anne sütünde bulunuyor.
Bu nedenle uzmanlar beynin hafıza ile ilgili bölümünün, bebeklikte yeterli
kolin alınması ile gelişebileceğini belirtiyorlar, Gelişmiş ülkelerde bebek
mamalarına kolin maddesi ekleniyor. Kolin, anne sütünden sonra en çok soya
ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, karnabahar ve yumurta sarısında
bulunuyor.
Sağlıklı beslenmenin yanı sıra sabah ve akşam 30'ar dakikalık yürüyüş yapmak
da çok faydalı. Çünkü beynimizin yeterli oranda oksijen alması için
egzersizlere de ihtiyacı var.
Yazar:
Manitu
Zamanı:
12:50
0
yorumlama
Ataturk icin Ne Dediler!
*Mustafa Kemal hakkındaki bilgiyi, O`nu çok iyi tanıyan birisinden edindim.
SSCB`nin Dışişleri Bakanı Litvinof`la görüşürken, onun fikrince bütün
Avrupa`nın en değerli ve ilgi çekici devlet adamının bugün Avrupa`da
yaşamadığını, Boğazların gerisinde, Ankara`da yaşadığını, bunun Türkiye
Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olduğunu söyledi.
(Franklin D. Roosvelt, ABD Başkanı, 1937)
Beyaz Saray`daki görevim tamamlanınca ilk yapmak istediğim şey, zamanımızın
bu en dikkate değer şahsiyetini ülkesinde ziyaret etmekti. Kader buna izin
vermedi. Bu çapta insanlar dünyaya sık gelmezler.
(Franklin Roosevelt,ABD Başkanı)
Yüzyıllar nadir olarak dahî yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki, o
büyük dahî çağımızda Türk Milleti`ne nasip oldu.
(D. Lloyd George, İngiltere Başbakanı, 1922)
Savaşta Türkiye`yi kurtaran, savaştan sonra da Türk Ulusu`nu yeniden
dirilten Atatürk`ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de en büyük
kayıptır. Her sınıf halkın O`nun ardından döktükleri içten gözyaşları bu
büyük kahramana ve modern Türkiye`nin Ata`sına layık bir tezahürden başka
birşey değildir.
(Winston Churchill, İngiltere Başbakanı, 1938)
Mustafa Kemal sosyalist değildi. Fakat görülüyor ki iyi bir teşkilatçı,
yüksek anlayışlı, ilerici, iyi düşünceli ve akıllı bir önderdir. O,
soygunculara karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor. Emperyalistlerin gururunu
kıracağına ve Sultanı da yaranıyla birlikte alt edeceğine inanıyorum.
(V. İliç Lenin, Rus İhtilali Lideri, 1921)
Paşa, size nasıl hayran olmayayım? Ben Fransa`da laik bir hükümet kurmuştum.
Bu hükümeti Papa`nın Paris`teki temsilcisinin yardımı ile papazlar devirdi.
Sizse bir Halifeyi kovdunuz ve gerçek anlamıyla laik bir devlet kurdunuz.
Siz, bu taassup içinde laikliği bu topluma nasıl kabul ettirdiniz? Dehanızın
büyük eseri laik bir Türkiye yaratmak olmuştur.
(Edouard Herriot, Fransa Eski Başbakanı, 1933)
Bir ulusun hayatında bu kadar az sürede bu denli kökten değişiklik pek
seyrek gerçekleşir... Bu olağanüstü işleri yapanlar, hiç kuşkusuz kelimenin
tam anlamıyla büyük adam niteliğine hak kazanmışlardır. Ve bundan dolayı
Türkiye övünebilir.
(Eleftherios Venizelos, Yunanistan Başbakanı, 1933)
Kemal Atatürk için daimî bir anıt tesisi münasebetiyle Türkiye`ye
tebriklerimi arz ile gurur duyuyorum. O`nun gösterdiği yolda yürüyen büyük
ulusunuz çok önemli başarılar elde etmiştir. Türk birliğinin ve
ilerleyişinin mimarı Atatürk`ün hatırasını anmak için yapılan bu tören,
dünyanın her tarafından hür insanlara ilham kaynağı olmuş bir zata çok
yerinde bir saygıdır.
(Dwight D. Eisenhower, ABD Başkanı, 1953)
Sakarya Savaşı, Sakarya Zaferi, yirmi yaşımın en kuvvetli hatırası olmuştur.
O zamanlar, kendi kendime diyordum: Acaba ben de ulusumu böylesine seferber
edemezmiyim, onun ruhuna kurtarıcı hamleyi, bu dizgin tanımaz ihtirası
aşılayamaz mıyım?
(Habib Burgiba, Tunus Devlet Başkanı, 1965)
Büyük Atatürk`ün ölümünün 25. yıl dönümü nedeniyle Fransız Ulusu`nun, Türk
Ulusu`na karşı duymakta olduğu sadık dostluk duygularını dile getirmek
isterim. Türkiye Tarihi, bugün, her zamandan çok Batı ve Avrupa tarihinden
ayrılmaz bir durumdadır. Ve Atatürk`ün bu yöndeki gayretleri sonuçsuz
kalmamıştır. Memleketlerimiz arasındaki yüzyılları aşan dostluk, bu
gelişmenin temelini oluşturur. (Charles de Gaulle, Fransa Devlet Başkanı,
1963)
O, Türkiye`yi kurmakla bütün dünya uluslarına Müslümanların seslerini
duyuracak kudrette olduğunu ispat etti. Kemal Atatürk`ün ölümüyle Müslüman
dünyası en büyük kahramanını kaybetmiştir. Atatürk gibi bir önder önlerinde
bir ilham kaynağı olarak dikildiği halde Hind Müslümanları bugünkü
durumlarına hâlâ razı olacaklar mı? (Muhammed Ali Cinnah, Pakistan`nın
Kurucusu,1954 )
Kemal Atatürk, yalnız bu yüzyılın en büyük liderlerinden biri değildir. Biz
Pakistan`da O`nu, gelmiş geçmiş bütün çağların en büyük adamlarından biri
olarak görüyoruz. O, yalnız sizin ulusunuzun sevgili önderi değildir.
Dünyadaki bütün Müslümanlar, gözlerini sevgi ve hayranlık duygularıyla O`na
çevirmişlerdir.
(Eyüp Han, Pakistan Devlet Başkanı, 1963)
Yakın ve Orta Doğu`da ilk cumhuriyet, doğuşunu O`na borçludur. Bu
cumhuriyet, birçok ulusun Atatürk`ün yönetimindeki Türkiye`nin uluslararası
otoritesi yükselmiş ve ülkesi dünya siyasetinde önemli bir rol oynamaya
başlamıştır.
(Nikita S. Hruşçef, Sovyetler Birliği Başkanı, 1963)
Atatürk adı insana bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihî
başarılarını, Türk Ulusu`na ilham veren önderliğini, modern dünyayı
anlayışındaki ileri görüşlülüğü ve bir askeri önder olarak kudret ve
cesaretini hatırlatmaktadır. Şüphesiz ki, Türkiye Cumhuriyeti`nin doğuşu ve
o zamandan beri Atatürk`ün ve Türkiye`nin giriştiği derin ve geniş devrimler
kadar bir ulusun kendisine olan güvenini daha başarıyla belirten bir başka
örnek gösterilemez.
(John F. Kennedy, ABD Başkanı, 1963)
Kemal Atatürk veya bizim O`nu o zamanlar tanıdığımız ismiyle Kemal Paşa,
gençlik günlerimde benim kahramanımdı. Büyük devrimlerini okuduğum zaman çok
duygulandım. Türkiye`yi modernleştirme yolunda, Atatürk`ün giriştiği genel
çabayı büyük bir takdirle karşıladım. O`nun dinamizmi, yılmaz ve yorulmak
bilmezliği insanda büyük bir etki yaratıyordu. O, Doğuda modern çağın
yapıcılarından biridir. O`nun en büyük hayranları arasında bulunmakta devam
ediyorum.
(Cavaharlal Nehru, Hindistan Başbakanı, 1963 )
Bütün dünya 10 Kasım`da, biz Almanların da dostluk ve saygıyla bağlı
olduğumuz bir insanın hayatını ve eserlerini takdirle anmaktadır. Atatürk,
daima Türkiye ile Avrupa arasındaki sıkı bağlar kurmaya çalışmıştır.
(Ludwig Erhard, Batı Almanya BAşbakanı, 1963 )
Mustafa Kemal ismini bundan 50 yıl önce seçkin bir Türk komutanı olarak
duymuştuk. Daha sonra barışın kuruluşuyla devlet adamlığı özelliklerini
ortaya koymak fırsatını elde etmesi, büyük millî önderlerden biri olarak
O`na tarihin en yüce mevkilerinden birini kazandırmıştır. O kahraman ve
cesur askeri saygıyla, modern Türkiye`nin gerçek babası olan devlet adamını
da hayranlık ve şükranla anıyoruz.
(Sir A. Douglas Home, İngiltere Başbakanı, 1963 )
Atatürk`ün Türk Dili Devrimi`ni gerçekleştirmesi ve dinle siyaseti
birbirinden ayırarak Türk Toplumu`nun modernleşmesini sağlamak yolundaki
çabalarına karşı büyük bir hayranlık duymaktayız. (Hayato İkeda, Japonya
Başbakanı, 1963)
Ben Türk - Alman dostluğunu yakından tanıyan bir neslin çocuğuyum. Küçük
yaşımda bir adamın kahramanlıklarını, yaptığı hizmetleri, ülkesi için
giriştiği özverileri gördüm. Bu adam Mustafa Kemal`di. Bugün daha iyi
kavrıyorum ki, o insan büyük bir devlet adamıydı. Büyüktü, çünkü, ölçüyü
korumasını her zaman bildi ve eserini tehlikeye sokacak sınırları aşamadı.
Yürekliliğin ve kendi yürekliliğinin sınırlarını da çizebilecek kadar
anlayışlıydı. (Kurt G. Kiesinger, Federal Almanya Başbakanı, 1968)
Çağımızda, uzak görüşlü, cesur, siyasî, sosyal ve ekonomik reformlarla
Türkiye`yi bugünki modern cumhuriyet durumuna getiren Atatürk`tür. Aynı
zamanda bugün Türkiye`nin Avrupa Ortak Pazarı`na girebilecek güce erişmesini
sağlayan modern ekonominin temelini hazırlayan da gene O`dur.(Joseph Luns,
Hollanda Dışişleri Bakanı, 1963)
Asker - devlet adamı, çağımızın en büyük liderlerinden biriydi. Kendisi,
Türkiye`nin en ileri memleketler arasında hakettiği yeri almasını
sağlamıştır. Gene O, Türklere, bir milletin büyüklüğünün temel taşını
oluşturan, kendine güvenme ve dayanma duygusunu vermiştir. Ben Atatürk`ün
sadık arkadaşlarından biri olmakla büyük övünç duyuyorum. (General Douglas
MacArthur, ABD Uzak Doğu Kuvvetleri Başkomutanı, 1963)
Marmara kıyısındaki sıcak, toz toprak içinde, eciş bücüş yollu ikinci sınıf
kıyı kasabası Mudanya`da, Batı ile Doğu karşı karşıya geldiler. İsmet Paşa
ile görüşecek Müttefik generallerini taşıyan İngiliz sancak gemisi "İron
Duke"nin kül rengi öldürücü kulelerine rağmen, Batılılar buraya barış
dilenmeye geliyordu; yoksa barış istemeye, ya da şartlarını dikte etmeye
değil... Bu görüşmeler, Avrupa`nın Asya üzerindeki egemenliğinin sonucunu
gösteriyor. Çünkü Mustafa Kemal, herkesin bildiği gibi, Yunanlıları silip
süpürmüştü. (E. Hemingway, Amerikalı Romancı - Yazar, 1922)
Bir insanın değerinin en belirli ölçüsü kendi alanındaki üstünlüğünü dostuna
düşmanına kabul ettirebilmesindedir. İşte Atatürk bu yüceliğe ermiş
dahilerden biridir. Bir ihtilalci olarak modern Türkiye`yi yaratmış,
davasında muzaffer olmuş ve yüzyılımızın büyük devlet adamları arasına
katılmıştır.(W. Somerset Maugham, İngiliz Romancı - Yazar, 1953)
Sevr`den sonra Türkiye`nin öldüğünü sanmıştım. Ama Türkiye yaşıyor; hem,
Mustafa Kemal başına geçeli beri öylesine canlı yaşıyor ki, bir Lloyd
George`un bütün çabaları, bütün imkânları, sağduyuya meydan okuyan bu
şiddetli yaşama isteğinin karşısında erimekten başka birşey yapamıyor.(Claude
Farrêre, Fransız Romancı - Diplomat, 1930)
Bizim aslımız rengi uçmuş bir kıvılcımken O`nun bakışlarıyla cihanı kaplayan
ve aydınlatan bir güneş haline geldik. (İkbal, Pakistan Millî Şairi)
Atatürk, tarih boyunca gelip geçmiş en büyüp devlet adamlarından biridir.
Hiçbir zaman yaşadığı zamanın üzerinde durmamış, ileriyi görerek ona göre iş
yapmıştır. Atatürk`ü Mussolini ve Hitler gibi yöneticilerden ayıran nokta
işte bu niteliktir. Onlar her yaptıklarında kendilerini düşünerek hareket
ediyorlardı. Atatürk, kendisinden ötesini, 20 - 30 yıl ilerisini görerek
hareket ederdi. (Lord Kinross, İngiliz Devlet Adamı, 1960)
Tarihte çok az kimse halkına ve vatanına Atatürk kadar faydalı olmuştur. El
ele, gönül gönüle güzel yurdumuzda huzur, barış ve anlayış içinde, sola sağa
sapmadan Atatürk`ün hedefinde yaşayalım. (Şnork Kalutsyan, Türkiye
Ermenileri Patriği, 1981)
Bu gibi dehalar ancak görünüşte ölürler. Çünkü, gerçekte ulusların
anlayışlarında derin ve silinmez izler bırakan eseriyle, daima yaşarlar.
Böyle insanlar, bir kuşak için doğmadıkları gibi, belli bir devre için de
doğmazlar. Bu gibi insanlar, uluslarının bu gibi nimetler kaynağından
durmaksızın yararlanmalarına imkân vermek suretiyle yüzyıllarca ulusların
tarihlerine egemen olacak insanlardır(Tahran Gazetesi, İran)
Tarih çok büyükler gördü. İskenderler`i, Napolyon`ları, Washington`ları
gördü. Fakat yirminci yüzyılda büyüklük rekorunu Atatürk, bu Türk oğlu Türk
kırdı (L`Illustration, Fransa)
Dünya, Türkiye`nin Batı görüş ve inanışı içinde yeniden kurulması gibi
heyecanlı bir olaya asla şahit olmamıştır (Social Demokraten, İsveç)
Kadınlar başka hiçbir ülkede bu kadar hızla ilerlememişlerdir. Bir ulusun bu
derece değişmesi, tarihte, gerçekten eşi olmayan bir olaydır.(Daily
Telgraph, İngiltere)
Özgürlük mücadelemiz sırasında Türk Kurtuluş Savaşı`ndan ve Mustafa Kemal
Atatürk`ün ilkelerinden çok etkilendik. Atatürk`ün milliyetçilik, laiklik ve
demokrasi ilkeleri, ülkemin gelişmesinde çok etkili oldu(Naman Narayanan,
Hindistan Cumhurbaşkanı)
Vatanımın bağımsızlığı uluslararası bir gerçek olduğu gün, Allah`a şükürden
sonra ilk hatırladığım isim, Gazi Mustafa Kemal Atatürk oldu. Ümit
kapılarının kapandığı bunalım anlarında, O`nun destan olan yaşamı ve
savaşımı bana esin kaynağı oldu. (Habib Burgiba, Tunus Devlet Başkanı, 1955)
İslam dünyasının büyük insan yetiştirme gücünü yitirdiğini öne sürenler,
Atatürk`ü hatırlamalı ve utanmalıdırlar(Tahran Gazetesi, İran, 1939)
Atatürk, aşı dumanlı doruklarda yüce bir dağ tepesidir. Siz O`na yaklaştıkça
o yükselir ve aranızdaki mesafe sonsuza değin aynı kalır. Devirlerinde büyük
gözüken, zamanla küçülen benzerlerinden farkı budur ve böyle kalacaktır (Arriba
Gazetesi, Portekiz, 1938)
Dünya, bu savaş ve barış kahramanı büyük adamın ölümü ile yoksul düşmüştür.
Gücü, zorlukları yenme kararı ve yiğitliği ile, aman bilmeyen galiplerin
uygulamaya kalkıştıkları pranga siyasetini ilk kıran Atatürk`tür (Pester
Llyd Gazetesi, Macaristan, 1938)
Eğer tarih bir kalbe sahip olsaydı, Mustafa Kemal`i mutlaka kıskanırdı(Tchang
Yang Yee Pan Gazetesi, Çin, 1958)
Mevcut rütbelerin hepsini kaldırdığı bir ülkede, Mustafa Kemal bütün
rütbeleri kazanmıştır. Türkiye`de düşünülebilecek en şerefli isim O`na
verilmiştir (Marcel Sauvage)
İşte Mustafa Kemal karşımda duruyor. Kendimi kaptırmaktan alamadığım bir
heyecanla O`na bakıyorum. Görünüş bir kere daha aldatmıyor insanı. İşçi
yaptığı işe benziyor. Uzun ve sert bir yüz, düşünceyi belirten derin
çizgilerin yer ettiği geniş bir alın, enerji dolu bir çene, iki buzul gibi
mavi gözler. İşte göze çarpan ilk şeyler bunlar. Aşırı derece bir
soğukkanlılık, hiçbir gücün bükemediği bir irade ve bıkmak, usanmak nedir
bilmeyen bir dikkaat ve düşünme yeteneği. İşte size son derece hareketsiz
olduğu için adeta göz kamaştıran yüzün açığa vurduğu özellikler(Claude
Farrer)
Mustafa Kemal`in tasarladığı düşünce devrimi, zaten gerekliydi diye, bazı
Batılıların basit bulabilecekleri bir devrimi içine alıyordu. Kendisine
haklı olarak Atatürk, yani Türkler`in Ata`sı denen Mustafa Kemal, girişim ve
umutlarının gürültüsüyle ortalığı ayağa kaldırmadan çalıştı. Dünyanın,
insana şaşkınlık veren bu eser hakkında pek az şey bilişi de herhalde
bundandır. Bu eser, İngiliz, Fransız ya da Rus inkılapçılarının eserine
hiçbir bakımdan benzemez. Bu ülkelerden hiçbiri, dile, yazıya dokunabilmeyi
akıllarının kıyısından bile geçirmemiştir. Ne Cromwell, ne Robespiere ve ne
de Lenin ile arkasından gelenler, önderlik ettikleri ulusu, bilim felsefesi,
düşünce yönetimi, kısacası alın yazısını değiştirme yoluna götürmeye
kalkışmamışlardır. Mustafa Kemal, bunu yapan ve başaran adamdır (Georges
Duhamel)
Türk Ulusu sonradan Mustafa Kemal Paşa`ya Atatürk adını verdi. Bence bu,
ayağına kadar gelen; Osmanlı tahtı yerine, ulusunun gönlündeki tahtı üstün
tutan bir öndere o ulusun gösterebileceği en yerinde şükran ifadesidir(Kont
De Chambrun, Eski Fransız Büyükelçisi)
Mustafa Kemal öldü. Barış kubbesinin Doğu sütunu yıkıldı. Artık cihanda
barışı kimse garanti edemez (Sanerwein)
Büyük güçlüklerden sonra yaratılan Mustafa Kemal Türkiyesi ve Mustafa Kemal
uygarlığı sayısız yarınlar boyunca yaşamaya devam edecektir. Halkının ve
özellikle O`nun deyimiyle "Türkiye`nin gerçek efendisi olan Türk
Köylüsü`nün, o dürüst ve temiz insanların kalbinde ebediyen yaşayacaktır."
Mustafa Kemal: "Biz ilhamımızı hayatın tâ kendisinden ve içinden
yetiştiğimiz Türk Ulusu`ndan alıyoruz." demişti. Bugün, Anıtkabir`in
yollarına düşmüş olan Türkler, o uzun yollarda, taşlara kazınmış rölyef ve
heykellerde "Asker, Öğrenci ve Anandolu toprağının insanı olan Türk
Köylüsü`nü" yani kendi benliklerini dile getiren bir görüntüyle
karşılanıyorlar. Mustafa Kemal, düşüncelerinde kurduğu bir büyük uygarlığı
gerçekleştirerek huzur içinde öldü. Yaktığı alev, daima yanacaktır. O
Türklük`ün özgürlük ve ihtişam sembolüdür.(Ünlü Amerikan Tarihçisi Charles
E. Edenson, kapağında Atatürk`ün bir resmi bulunan Mankind adlı tarih
dergisinde, Türk Kurtuluş Savaşı`nı anlatan uzun yazısında Atatürk`ten böyle
bahsediyordu.)
Asker-Devlet adamı, çağımızın en büyük liderlerinden biri idi. Kendisi
Türkiye`nin, dünyanın en ileri memleketleri arasında hak ettiği yeri
almasını sağlamıştır. Keza O, Türklere, bir milletin büyüklüğünün temel
taşını teşkil eden, kendine güvenme ve dayanım duygusunu vermiştir. Ben
Atatürk`ün sadık arkadaşlarından biri olarak büyük iftihar duyuyorum(General
Douglas McArthur, Kasım 1963)
Atatürk yalnız Türk tarihinin büyük bir siması değil, aynı zamanda bir büyük
barış adamıdır. O`nun yeni Türkiye`yi yaratan eseri, yüzyıllara intikal eden
bir anıt olarak kalacaktır (General Metaksas, Yunanistan Başbakanı)
İnsanı teslim alıcı gözlerinde fevkalade bir önderlik gücü var. Kalın
kaşları sakin durmaz. Yüksek, entellektüel zirveler kalkar ve şaşılacak
derecede geniş alnında derin çizgiler oyacak biçimde çatılır. Derisi açık
renklidir, güneşten yanmıştır. Esmer değildir. Saçı sarımtrak kahverengidir.
Ağzının temiz kesilmiş çizgileri ve çenesi kararlarının kesinliğini
gösterir. Tetiktir, hazırcevaptır, dikkati çekecek derecede zekidir (Glayds
Baker, Amerikalı Kadın Gazeteci)
O, şahsi kazanç ve söhret peşinde koşan basit bir diktatör değil, gelecek
nesiller için sağlam temeller atmaya uğraşan bir kahramandı(Walter L. Wright
Jr.)
Atatürk`ün dış münasebetler konusu üzerindeki görüşlerini inceleyen bir
kimse, fikirlerinin değeri ve ifade edildikleri zamanı aşan manaları
karşısında daima hayrete düşer (Awra M. Warren, ABD Büyükelçilerinden)
Büyük Atatürk`ün ufulünden dolayı teessürümüz o derece derin ve sonsuzdur
ki, bunu ifade etmek için kelime bulamıyorum. Çünkü Atatürk, yalnız
Türkiye`nin değil, bütün şarkın Ata`sı idi(Veli Han, Afganistan)
Türkiye`yi son ziyareti sırasında Anıtkabir`in altın defterine şu sözleri
yazmıştı: "Atatürk artık rahatça ölebilirdi. Mademki ışık parlamakta, alev
yanmakta ve memleket ilerlemekte devam ediyor..." (General De Gaulle)
Mustafa Kemal sosyalist değil, fakat görülüyor ki iyi bir teşkilatçı, yüksek
anlayışlı, ilerici ve iyi düşünceli, akıllı bir lider. Mustafa Kemal,
soygunculara karşı bir Kurtuluş Savaşı veriyor. Emperyalistlerin gururunu
kıracağına ve Sultanı da yaranı ile birlikte alt edeceğine inanıyorum
(Lenin)
Ben şimdiye kadar on beş hükümdar ve cumhurbaşkanı ile özel ve resmi
konuşmalar yaptım. Bu geceki kadar ezildiğimi hatırlamıyorum. Mustafa
Kemal`de büyük bir ruh kudretinin esrarı var .(Sir Charles Townshend,
İngiliz Generali, 1922)
Hayatının sonuna kadar ulusunun mutlak güvenliğiyle kurduğu devletin başında
kalan muzaffer kumandanın kişiliği eşi görülmemiş bir karakter örneğidir (Comte
Carlo Sforza, İtalya Eski Dışişleri Bakanı)
Öyle zamanlar oldu ki, anılar içinde benim eşsiz nitelikte gördüklerimi
düzeltti: "- Hayır... Ben bunda yanılmışım. Eğer şöyle düşünseydim ve
yapsaydım sonucu daha eksiksiz olacaktı." dediği az
değildi.GerçekçilikO`nun korkmadığı şeydi.(General Charles H Sherrill,
ABD Eski Elçisi)
Kuvvetli karakterli ve dünya ulusları arasında kendi ulusunun haklı durumu
üzerinde kesin ve pratik görüşlü bir adam olarak O, hiçbir zaman kişisel
söhret ve yükselme peşinde koşmadı. Yurdunun çıkarları her şeyin üstünde
tutan ve ulusu için en faydalı sonuca varmaya çalışan bu zat, gücünü
damarlarına işlemiş görev duygusundan alıyordu (A. Rawlinson, İngiliz
Yarbayı)
Atatürk, yeni Türkiye`yi kılıcı ile kurtarmış ve dehası ile düzene
sokmuştur. O`nun yaratıcı ruhunun ve coşkun yurtseverliğinin harekete
geçmediği hiçbir alan yoktur(Polska Gazetesi, Polonya)
Padişahların gösterişini, halifeliğin çekiciliğini umursamayıp bakışlarını,
ordularının belkemiği olan Anadolu çiftçisine sevgiyle yöneltti(Times
Gazetesi, İngiltere)
Yeni Türk Devleti ile Ankara Andlaşması`nın imzalanması nedeniyle; "Bizi
arkadan vurdu, dağ başındaki haydutlarla, Mustafa Kemallerle anlaştı"
diyenlere Fransız Başbakanının Mecliste verdiği cevap:Dağ başındaki
haydutlar diye isimlendirdiğiniz kahraman Mustafa Kemal ve O`nun tüm
askerleri burada olsalardı, teker teker hepsinin heykellerini dikerdik.
Böylesine kahraman bir andlaşma imzalamaktan gurur duyuyorum.(Briand,
Fransız Başbakanı, 1921)
O, yüce bir dağa benzer. Eteğinde yasayanlar bu yüceliği fark edemezler. Bu
dağın azametini kavrayabilmek için, O`na çok uzaklardan bakmak gerekir(Claude
Farrer, Fransız Edebiyatçısı)
"Almanya, Türk Milletinin bu ölçülmez derecede büyük ziyanından dolayı
acısını samimi olarak katılmaktadır. Atatürk bütün dünyanın hayran kaldığı
bir kalkınma yapan ilk devlet başkanı olmuştur." [/font] (Beobahter
Gazetesi, Almanya, 11 Kasım 1938)
[font=Arial Black]"Atatürk, ölümünden önce herkes tarafından saygı
gösterilen, değer verilen güçlü, dinç, ve çalışkan bir Türkiye yaratma
ülküsünü tamamiyle başardı." (Elenikon Mellon Gazetesi, Yunanistan, 11 Kasım
1938)
Atatürk büyük bir şahsiyet, çok büyük bir komutan, politik bir
dehadır." (Excelesior
Gazetesi, Fransa, 11 Kasım 1938)
Atatürk, milletin atası, kılıç,fikir, kalp ve irade adamı idi. milletin bu
büyük evladı, aynı zamanda yirminci yüzyılın en büyük yurttaşıdır(Slova
Gazetesi, Bulgaristan, 11 Kasım 1938)
O`nun idaresi altında Türkiye, Avrupa`nın kıymetli bir üyesi oldu(London
Times Gazetesi, İngiltere, 11 Kasım 1938)
Atatürk`ün yaptıkları insanoğlunun kolay kolay yapabileceği şeylerden
değildir. O; büsbütün başka bir insandı." (El-Mısri Gazetesi, Mısır, 11
Kasım 1938)
Atatürk`ün ölümü ile dünya büyük bir liderini kaybetti(Gazeta Del Popolo
Gazetesi, İtalya, 11 Kasım 1938)
Atatürk gibi dehalar sadece görünüşte ölürler. Oysa, gerçekleştirdikleri
eserlerle daima hayattadırlar (Tahran Gazetesi, İran, 11 Kasım 1938)
Bu derece yüksek hilkatte bir adama sahip olduklarından dolayı, Türklere
gıpta ediyoruz(Ceska Slova Gazetesi, Çekoslavakya, 11 Kasım 1938)
Hiç bir ülke, Atatürk`ün Türkiye`sinin gördüğü değişiklikleri bu kadar hızlı
bir şekilde görmemiştir. Bugünün Türkiye`sinin tarihi Mustafa Kemal`in
tarihidir.(Dness Gazetesi, Bulgaristan, 11 Kasım 1938)
Atatürk zaferiyle, milletin hayatında bugünkü yeni merhaleye yol
açmıştır.(Polska
Zbrozna Gazetesi,Polonya, 11 Kasım 1938)
Tarih silinmez harflerle bu devlet adamının adını hakkedecektir(Politika
Gazetesi, Yugoslavya, 11 Kasım 1938)
Çok, pek çok devrimciler görüldü. Fakat hiçbiri Atatürk`ün cesaret ettiği ve
muvaffak olduğu şeyi yapmadı (Messager D`Athenes Yunanistan Gazetesi, 11
Kasım 1938)
Atatürk, yirminci yüzyılın en büyük mucizesidir (National Tidence Gazetesi,
Danimarka, 11 Kasım 1938)
Atatürk`ün ölümüne, bütün dünya da, büyük bir devlet, büyük bir asker, büyük
derecede şeferli bir şahsiyet olarak ağlamaktadır. İngiltere; önce cesur bir
düşman, sonra sadık bir dost olarak tanıdığı büyük adamı
selamlamaktadır (İngiliz
Basınından)
Her memleket; milleti, zafer, refah, saadet yolunda ilerleten büyük
adamlarına heykeller dikecektir. Fakat Türkiye`nin Kemal Atatürk`ün
heykelinin yapılmasında kullanacak taşı bulmak için dağlarını deşmesi,
karıştırması icap edecektir. Zira, Türkiye herkesin haset ettiği bir adama,
dostlarının ve düşmanlarının hayran olduğu bir deha adamın kaybı yalnız
Türkiye için değil, bütün medeniyet ve dünya için bir kayıp teşkil eden bir
adama malik bulunmak bahtiyarlığına nail olmuştur(Yunan Basınından)
Biz Çinli`ler hepimiz bu mateme iştirak ediyoruz. Zira, büyük bir milletin
çok sevilen büyük Ata`sının ölümü yalnız Türkiye için değil, aynı zamanda
bizim kıtamızda ve bütün dünyada büyük bir boşluk bırakmıştır(Çin
Basınından)
Atatürk, fevkalade bir devlet adamı, harb sonrası dünya tarihinin en mühim
simalarından biriydi. Atatürk`süz Türkiye, büyük bir devlet olamaz. (Fin
Basınından)
Kemal Atatürk`ün karakterinin bir cephesini göstermek itibariyle bir noktayı
hatırlatmak isterim. Bize savaşlarından birini anlatıyordu. Birdenbire
durdu: Görüyorsunuz ya, dedi: Birçok zaferler kazandım. Fakat bunların en
büyüğünden sonra bile her akşam, savas alanlarında ölen bütün askerleri
düşünerek içimde derin bir keder duyuyorum. Cesaret ve zekasından başka
yüreği bu kadar yüce olan böyle bir Şef`in, yurdu için mucizeler yaratmış
olmasına şaşılabilir mi?... (George Bennes, Vu Gazetesi, Fransa, 1938)*
Mustafa Kemal, Atatürk, Mustafa Kemal Atatürk, Başkomutan, Başöğretmen, Kemal, Mustafa Kemal, Atatürk, Mustafa Kemal Atatürk, Başkomutan, Başöğretmen, Kemal, Mustafa Kemal, Atatürk, Mustafa Kemal Atatürk, Başkomutan, Başöğretmen, Kemal, Mustafa Kemal, Atatürk, Mustafa Kemal Atatürk, Başkomutan, Başöğretmen, Kemal,
insanlik tarihinin en buyuk yalanlari
İnsanlık tarihinin en büyük yalanları
Kısmen tarihi örnekler de içeren bu yazıyı okumayı bitirdiğinizde, konu nereden başladı nerede bitti diye şaşıranlarınız olacaktır. Ama bu konu şimdi yazılmazsa başka ne zaman yazılmalı ki sorusu önemli olduğundan, “o gün, işte bugündür” diyerek yazmak şart oldu. Konuyu her zaman olduğu yine biraz geriden alalım.
2001 yılının Şubat ayıydı. Türk basınının duayenlerinden, bir dönem Hürriyet’te önemli görevlerde bulunan, daha sonra Dünya gazetesini çıkaran Nezih Demirken’tin Sultanahmet Camii’nde kılınan cenaze namazına katılmıştım. Merhum Demirkent’in eşi Prof. Dr. Işın Demirkent o gün bana, “vaktin olursa bir ara üniversiteye uğra…” dedi.
Işın Hanım o tarihte İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü başkanıydı. Akademik çalışma alanı olarak Haçlı Seferleri üzerinde yoğunlaşmıştı. İlerleyen günlerde kendisini üniversitede ziyaret ettiğimde, “sizi tebrik etmek için davet ettim” dedi. “Propaganda ve Kamuoyu Oluşturma” adlı kitabımda yer verdiğim Haçlı Seferleri ile ilgili tespitimden bahsetti.
Kitabımın ilgili bölümünde ben, Haçlı Seferleri’nin yapıldığı Ortaçağ’da Avrupa topraklarının üçte ikisini elinde tutan ve krallara taç giydirme yetkisi bulunan kilisenin, Kudüs’ü Müslümanlardan geri almak gibi bahanelerle başlattıkları Haçlı Seferlerini yapmaktan asıl amaçlarının Kudüs’ü kurtarmak değil, İslam sonrası zenginleşen Ortadoğu coğrafyasındaki zenginlikleri yağmalamak olduğunu anlatmıştım. Din olgusunun bu tarihi yağma hareketinde sadece bir kılıf olarak kullanıldığından bahsetmiştim. Işın Hanım o gün beni, “lafı eğip bükmeden işin dosdoğrusunu yazmışsın” dedi.
1096–1270 tarihleri arasındaki iki asırlık dönemde sekiz Haçlı Seferi yapıldı. Milyonlarca insan öldü. Bilindiği gibi Kudüs Müslümanların eline Hz. Ömer zamanında (637 yılında) geçmişti. Bırakın sonrakileri, sadece ilk Haçlı Seferini dikkate alırsak, Kudüs Müslümanların eline geçeli 450 seneden fazla olmuştu. Beş asır boyunca Kudüs’ün Müslümanların elinde bulunmasından zerrece rahatsız olmayan ve kılı kıpırdamayan kilisenin, Kudüs’ü kurtarmak gibi bahanelerle asırlar sonra harekete geçmesinin tek nedeni, İslam sonrası bölgede oluşan muazzam zenginliği yağmalama arzusundan başka bir şey değildi.
Kime niyet kime kısmet...
Temel niyetlerinin bu olduğunun en önemli kanıtlarından biri de Dördüncü Haçlı Seferi’dir. Papa Üçüncü Innocentius’un çağrısıyla başlatılan Dördüncü Haçlı Seferi için Kudüs istikametine yola çıkan Haçlılar, Venedik gemileriyle önce 1204 yılında İstanbul’a geldiler. Fakat dinlenip yola devam etmeyi düşündükleri bu şehrin zenginliği karşısında şaşkına döndüler ve Kudüs’e gitmekten vazgeçerek İstanbul’u yağmalayıp, tahrip ettiler. Dindaşlarına her türlü zulmü ve kötülüğü yaptılar. Bizans İmparatoru, tahtını İstanbul’dan İznik’e taşımak zorunda kaldı.
İstanbul’da 57 yıl kaldılar ve 1261 senesine kadar devam eden “Latin İmparatorluğu” kurdular. Dördüncü Haçlı Seferinde Müslümanlardan çok Ortodoks Hıristiyanlar zarar gördü.
Kısacası, Kudüs’ü Müslümanlardan geri almak bahanesiyle yaklaşık 2 asır boyunca sürdürülen ve (daha sonraki dönemde ve günümüzde de değişik şekillerde devam eden) Haçlı Seferlerinin temel amacı, İslam dünyasındaki zenginlikleri yağmalamaktı. İnsanlık tarihinin bu en büyük yalanının faturası oldukça ağır oldu.
Diğer yalanlar…
Ömer Muhtar filminden hatırlayacaksınız. İtalyanlar Libya’yı, Fransızlar Cezayir’i yağmalamak ve yeraltı zenginliklerine el koymak için işgal ettiklerinde, bu topraklara özgürlük getirdikleri iddiasında bulunmuşlardı. İşgal sırasında milyonlarca insan hunharca öldürüldü. O dönemde dünyanın her yerindeki işgaller benzer gerekçelerle yapıldı. Geride sadece kan ve gözyaşı kaldı. Tıpkı bugün Amerika’nın, demokrasi götürme iddiasıyla Irak’a ve Afganistan’a yerleşmesi gibi… Temel amacın ne olduğunu söylemeye gerek bile yok.
Hz. Peygamber Mekke’de tebliğ görevine başladığı dönemde de durum bundan farklı değildi. Mekke’nin ileri gelenleri en kıymetli eşyalarını, bir kaşık suda boğmak için can attıkları Hz. Peygamber’e emanet etmekte hiç tereddüt göstermezken, öbür yandan, “Ya Muhammed, senin bu hareketin (davan) bizim çıkarlarımızı zedeliyor… Kadınlara, kölelere, hatta hayvanlara bile hak veriyorsun… Biz bundan çok rahatsızız” diyorlardı. Yani, “yalan söylüyorsun, sen güvenilir bir insan değilsin” demiyorlar, “sen çıkarlarımızı zedeliyorsun” anlayışıyla hareket ediyorlardı.
Gelelim bugüne…
Yazının bir yerinde; “Beş asır boyunca Kudüs’ün Müslümanların elinde bulunmasından zerrece rahatsız olmayan kilisenin, Kudüs’ü kurtarma gibi bahanelerle harekete geçmesinin tek nedeni, İslam sonrası bölgede oluşan muazzam zenginliği yağmalama arzusuydu” demiştik.
Yani, geleneksel kıyafeti içindeki gariban Anadolu insanını köşk ve yalılarında uşak olarak, başı kapalı kadınları şirketlerinde hizmetçi ve çaycı olarak kullanmaya alışkın olanlar, bir gün başı örtülü genç bir kızın, “ben falanca üniversiteyi bitirdim ve burada çalışmaya hak kazandım” diye kapıdan içeriye girmesi karşısında, bazı çevreler gözlerine inanmakta zorlandılar ve “şimdi bu da nereden çıktı” sorusunu sormaya başladılar. Kişisel kanaatime göre temel sorun budur.
Tanzimat’tan bu yana taşralı muamelesi yapılan ve hor görülen Anadolu insanının, bir gün; “bu ülkenin yönetiminde artık ben de söz sahibi olmak istiyorum…” demesi, dahası, “bu ülkenin üretimine, kalkınmasına ve global ölçekteki ticari hayatına ben de katkıda bulunmak istiyorum” anlayışıyla sahneye çıkması karşısında, bazı çevrelerde rant ve egemenlik alanı daralması yaşayacakları endişesi ortaya çıktı. İşte tam bu noktada onları saf dışı etmeye matuf semboller ve dışlayıcı kılıflar mazeret olarak kullanılmaya başlandı. İş yapmak isteyen Anadolu insanına “yeşil sermaye”, devlete ben de hizmet etmek istiyorum diyen insanın önüne de çeşitli dışlayıcı sıfatlar yapıştırıldı.
Vatan yazarı Tuğçe Baran, pazar günü Zaman gazetesinde yer alan söyleşisinde, türbana siyasi simge diyen yazarların fanus içinde yaşadıklarını söylemiş ve "Bu ülkede başörtüsüne karşı çıkanlar Müslümanlıkla problemi olanlardır!" demiş ki, bu da işin ayrı bir yönü.
Sözü uzatmaya gerek yok. Şahsı konusunda hiçbir olumsuz gerekçe öne süremedikleri Abdullah Gül’ü yada benzer durumdaki diğer kişileri, eşinin türbanı üzerinden yıpratmaktan asıl amaç, “Sürdüre geldiğimiz egemenlik alanımızda sizin gibileri görmek istemiyoruz” anlayışından başka bir şey değildir ve burada türban konusu tamamen kılıftır. Gerçek sorunun türban olduğuna inanmak sanmak safdilliktir. Böyle olduğunu iddia etmek koca bir yalandır.
Eğer Gül’ün tek sorunu gerçekten eşinin başörtüsü ise ve Gül’e bunun dışında liyakat ve insanlık kalitesi konusunda hiçbir eleştiri getirilemiyorsa, bu “kirlenme çağında” böyle bir insanı alın, sadece Çankaya’ya çıkarmakla kalmayın, bir kopyasını da “nesli tükenmekte olan nadide insanlar” müzesine koyun.
Akademik hayatım gazete arşivlerinde araştırma yaparak geçti. Değil 100 sene, sadece 15-20 sene sonra bile bugünün gazetelerinden yola çıkarak günümüzün toplumsal ve siyasal hayatını değerlendirmeye alacak olan araştırmacılar, günümüzde bir türban kılıfının altında ne yalanların seslendirilmiş olduğunu acı acı müşahede edecekler ve bu ülkenin yaşadığı kayıp yıllara üzüleceklerdir.
Bu ülke ne zaman gerçek gündemine geri dönecek ve maskeli siyaset ve gazetecilik yapma alışkanlığından vazgeçecek?
Baksanıza, Haçlı Seferleri’ni başlatan kilise bile zaman zaman özür diliyor.
Yetiversin artık.
Osman Özsoy - Haber7.com