ABD’nin Rhode Island eyaletinde bir yaşlılar bakımevinde beslenen kedi, hastaların ne zaman öleceğini "biliyor." "Oscar" adlı erkek kedi, son saatlerinde olan bakımevi sakinlerinin yanına yaklaşıp onların yanında yatarak, hastanın ölümünün yakın olduğunu haber veriyor.
Brown üniversitesinden Prof. Dr. David Dosa, bu fenomen hakkında New England Journal of Medicine dergisinde yayımlanan makalesinde, kedinin hemen hemen hiç yanılmadığını, 25 kez doğru tahminde bulunduğunu bildirdi.
Oscar bir hastanın yanına veya kucağına yattığında, bakımevi personelinin yaşlının yakınlarına hemen haber verdiğini belirten Dosa, böylece aile üyeleri ve yakınların, hastanın son saat ve dakikalarında yanında olabildiğini ifade etti.
DOKTOR KEDİ
Dosa’nın verdiği bilgiye göre, iki yaşındaki Oscar, bakımevi ve rehabilitasyon merkezinin, Alzheimer ve Parkinsonlu yaşlıların bakıldığı bölümünde büyüdü.
Çalışanlar, 6 aylıkken aynı doktorlar gibi hastaları tek tek dolaşan Oscar’ın hastaları kokladığını fark etti. Dosa, Oscar’ın işini çok ciddiye aldığını, ancak birkaç saat içinde ölecek hastaların yanına yattığını bildirdi.
Brown Üniversitesinden Joan Teno da "Oscar’ın tahmin konusunda uzmanlardan daha başarılı olabildiğini" ifade etti. Ölümcül hastaların bakımı konusunda uzman olan Teno, Oscar’ın 13. kez ölecek hastayı bildiğinde, kedinin bu özelliğini kabullendiğini belirtti ve hayvanın birçok kez doktorların aksine doğru tahminde bulunduğunu kaydetti.
Ne doktorlar, ne de bilim adamları Oscar’ın bu yeteneğine açıklama getirebiliyor. Ancak hasta yakınlarına son kez sevdiklerinin yanında olabilme fırsatı yarattığı için herkes Oscar’ın yetisinden memnun...
Milliyet Online
26 Temmuz 2007 Perşembe
'Doktor' kedi Oscar, kimin ölecegini biliyor!..
Yazar:
Manitu
Zamanı:
14:28
0
yorumlama
İlgili Başlıklar: dünya
Sekreterimi Neden Kovdum!! :)
Yazar:
Manitu
Zamanı:
09:24
0
yorumlama
İlgili Başlıklar: kadin-erkek, komik
Araniyor: Kayip "Empati"
Aranıyor: Kayıp empati
Bu da son yıllarda hayatımıza girmiş, lakin en çok yoksunluğunu çektiğimiz kavramlardan biri.
Şimdilerde uygun olsun olmasın herkesin diline pelesenk empati, aslında şu bildiğimiz kendini başkasının yerine koymak, acıları sevinçleri paylaşmak, halden anlamak filan demek. Psikoloji sözlüğündeki karşılığı aynen şöyle: “Başkalarının düşünce ve duygularının ve bunların olası anlamlarının, objektif bir şekilde farkında olma; karşısındakinin duygu ve düşüncelerini temsili olarak yaşama.”
Bu tanımların hepsi doğru ama ben en çok anneannemin lafını seviyorum. O hep, insanlar arasında bir sorun, bir anlaşmazlık olduğunda “evladım, insan acıkanı yanağından, susayanı dudağından anlamalı” der. Onların ömürleri uzun olsun; zira halimize bakılırsa, onlara ne kadar çok ihtiyacımız olduğu ortada! Çünkü bizler büyük laflar edip, küçük şeyleri bile ifade edemez, anlatamaz, anlayamaz olduk.
Son zamanlarda anneannemin bu sözüyle yaşar oldum iyiden iyiye aklımın bir tarafında. Böyle bir dünyanın yoksulluğu ve yoksunluğunu çok belirgin, çok vahşice yaşadığımızdan olsa gerek. Bırakın susayanı dudağından anlamayı, “ölüyorum” dese dönüp bakmıyoruz neredeyse. Hatta – mümkünse- öldürüvereceğiz oracıkta! Aşkla yeni tanışan gençler kendileri gibi gençleri, küçücük çocuklar birbirlerini doğruyor. Daha “dünya neresi, ben kimim, burada ne işim var, var olmak ne?” sorularını sormadan “yok etme”ye başlıyorlar. Erkeğin kadını, kadının çocuğu dövmesiniyse çoktan kanıksamıştık zaten!
Şu kocaman “dış güçler”, öteki’leştirme berikileştirme hikayelerini filan bir yana bırakalım arkadaşlar; önümüze, kendimize bir bakalım! Bu ülkede hep hırstan dövdü birbirini insanlar, o yüzden öldürdü. Belki istediğince yaşayamamanın/ olamamanın hırsından, belki sevilmemişliğin, gönlünce sevememişliğin hırsından… ama hep hırstan. Yetersizlikle, itilip kakılmışlıkla, zavallılıkla yoğruldu durdu benlikler, yokluğun, yoksulluğun aşağılanmasıyla kavruldu. Soruyorum size, böyle biri başkasının halinden anlamaya uğraşır mı!? Hele de kendi devlet adamlarından başlayarak herkesin şamar oğlanına dönüşmüş bir toplumda… Her şeyin, hatta herkesin pazarlandığı bir dünyada, beş para edemeyen bir toplumun genci, kimi anlamaya çalışabilir hırsını yenip de!? Ne yani, oyuncak diye eciş bücüş ve öldürücü(!) yaratıklarla oynayan, televizyonda her saniye sille tokat, patlama, ölüm ve uçuşan cesetler gören çocukların, saklambaç ya da evcilik oynamalarını mı bekliyoruz!
Beynimi patlatır, yüreğimi buruştururcasına olup bitenlerle uğraşırken, işte böyle bir coğrafyaya düştüm. Yine fena halde kendimizden ve sahicilikten uzaklaşıp, koca laflar eden büyümüş de küçülmüş sevimsiz bebelere dönmüştük. Sürekli ona buna dil çıkarıp “aptaaal bak n’aaptırttın!” diyorduk! Camı kıran, canları kıran, hayatları kıran bizdik ama “başkaları” yaptırttırıyordu hep! İyi de biz niye yapıyorduk, buna bakan yoktu hiç.
Özünde insan şiddeti kendisi için tehdit oluşturana yönlendirir. Siz kendinizi ne kadar “zavallı” hissederseniz, tehdit algınız da o kadar artar, çoğalır. Gün gelir “vay, yan baktın, çamura yattın!” noktasına gelir ki, bugün o gündür. İşte bu yüzden hemen, şimdi hatırlamalıyız. Yüreğimizi ısıtacak, aklımızı salimleştirecek, bedenlerimizi gevşetecek en sahici şeyleri hatırlamalı ve bebelerimize de belletmeliyiz. Yani ki aşkı, bilgiyi ve toprağı, üretmeyi… Çünkü “güç”, bunların toplamıdır.
Psikolog Yeşim Akbulut
yesim.akbulut[at]mynet.com
Empati - Empati - Empati : Toplumumuza Bolca Lazım!!
Yazar:
Manitu
Zamanı:
09:07
0
yorumlama
İlgili Başlıklar: bencillik, birey, duyarlılık, eğitim, insani kirlilik, kültür, neden, problem, psikoloji, toplumsal, türkiye
"Bobrek Kardesligi" Sistemi
"Böbrek Kardeşliği" sistemi güçlendirilecek
Ankara AA- Sağlık Bakanlığı tarafından, ailesinde vericisi olmayan böbrek hastalarına çapraz eşleştirme yoluyla kan bağı bulunmayan kişilerden nakil imkanı sağlayan ''Böbrek Kardeşliği'' sistemine işlerlik kazandırılması için çalışma başlatıldı.
Sağlık Bakanlığı'nda Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Öner Odabaş'ın başkanlığında yapılan Böbrek Nakli Bilimsel Kurulu toplantısında, ülkedeki 40 bin böbrek hastasının sorununa çözüm bulunması amacıyla bazı düzenlemelere gidilmesi kararlaştırıldı.
Odabaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''Böbrek Kardeşliği'' ya da ''Çapraz Aileler'' denilen bu sistemde, böbrek nakli bekleyen hastası bulunan, ancak doku uyumu olmayan iki ayrı ailenin, yapılan eşleştirmeyle karşılıklı organ bağışında bulunabildiğini belirterek, ''Yasal bir engel bulunmuyor ancak sadece bunu teşvik eden,
düzenleyen bir yapı yok. Bir havuz oluşturulup sistem oturtulabilir.
Sisteme işlerlik kazandırılırsa böbrek bekleyen hastalara kolaylıkla çapraz nakil yapılabilir'' diye konuştu.Odabaş, bu tür nakillerin akrabalar arasında yapılan kan grubu uyumu bulunmayan nakillere göre hem daha masrafsız hem de risksiz olduğunu bildirdi.
Sağlık Bakanlığı'nda yapılan toplantıda kan grubu uyumu bulunmayan nakillerin de ele alındığı bildirildi..İmmünoloji, Böbrek ve Plazmaferez Bilim Kurulları tarafından kan grubu uyuşmazlığı olan nakillerle ilgili bir protokol hazırlanacağını belirten Odabaş, ''Böylece bu nakiller için bir çerçeve çizilerek, kan grubu
uyumu olmayan nakillerin hangi şartlarda yapılabileceği belirlenecek'' dedi.
Odabaş, Böbrek Nakli Ulusal Bekleme Listesi ile ilgili olarak da, bu konuda daha önce çekincelerini dile getiren nakil merkezlerinin görüşlerini bakanlığa ilettiklerini belirterek, bunlarla ilgili değerlendirmede bulunduktan sonra sisteme son şeklini vereceklerini söyledi.
Sağlık Bakanlığı Organ Nakli Ulusal Koordinasyon Kurulu Başkanı Prof. Dr. Osman İlhan da, Böbrek Nakli Bilimsel Kurulu toplantısında da böbrek bekleyen hastaların sorunlarının çözümünde kan grubu uyuşmazlığı bulunan nakillerle ''böbrek kardeşliği'' üzerinde durulduğunu belirtti. İlhan, ''Bütün dünyada yürütülen bu uygulamaları ülkemizde de bir sisteme oturtarak hastalarımızın mağduriyetinin önüne geçmek istiyoruz'' diye konuştu.
Keywords: Böbrek Kardeşliği - Organ Nakli - Böbrek Kardeşliği - Organ Nakli - Böbrek Kardeşliği - Organ Nakli - Böbrek Kardeşliği - Organ Nakli - Böbrek Kardeşliği - Organ Nakli - Böbrek Kardeşliği - Organ Nakli - Böbrek Kardeşliği - Organ Nakli - Böbrek Kardeşliği - Böbrek Kardeşliği - Organ Nakli - Böbrek Kardeşliği - Organ Nakli - Böbrek Kardeşliği - Organ Nakli - Böbrek Kardeşliği - Organ Nakli -
Yazar:
Manitu
Zamanı:
09:04
0
yorumlama
İlgili Başlıklar: duyarlılık, dünya, kampanya, kültür, organ bağışı, sağlık, toplumsal, türkiye, vakıf, yardım
Sismanlik Hastalik Nedeni
Şişmanlığın yapmadığı hastalık yok!
SAMSUN (İHA) - Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Uzman Diyetisyen Canan Ulus, şişmanlığın psikolojik sorunlardan diyabet, kısırlıktan kalp rahatsızlıklarına kadar birçok hastalığa sebep olduğunu bildirdi.
Türkiye'de bayanlarda yüzde 27-30, erkeklerde ise yüzde 12-15 arasında görülen şişmanlığın üstesinden diyet ve doktor kontrolü altında gelinebileceğine dikkat çeken Canan Ulus, "Şişmanlık birçok hastalığa neden olduğu gibi kendisi de bir hastalıktır. Özellikle son yıllarda çocuklarda yanlış beslenmeden kaynaklanan şişmanlığa rastlanmaktadır. Bilinçli bir şekilde şişmanlıktan kurtulmanın çareleri aranmalıdır" dedi.
Vücudun yağ dengesinde oluşan bozulmaların neden olduğu şişmanlığın yaşam kalitesini bozduğunu, bunun yanı sıra birlikte görülen hastalıklar nedeniyle erken yaşta ölümlerin söz konusu olduğunu vurgulayan Ulus, "Fiziksel ve estetik görünüm bozukluğu dolayısıyla başarısızlık, ortama uyamama gibi sorunları da beraberinde getirmekte, hatta psikolojik rahatsızlıklara bile neden olabilmektedir" diye konuştu.
Ulus, tip 2 diyabet, hipertansiyon, koroner kalp hastalığı, kalp yetmezliği, felçler, üreme ile ilgili hastalıklar, kanserler, safra kesesi hastalıkları, solunum sistemi hastalıkları, eklem problemleri, ürik asit yüksekliği, reflü hastalığı ve idrar kaçırmanın şişmanlıkla birlikte olabilecek hastalıklar olduğuna değindi.
Tip 2 diyabetiklerin yüzde 80'inin şişman olmasının tesadüf olmadığına işaret eden Ulus, yine ideal kilonun yüzde 20'sinin üzerine çıkıldığında hipertansiyon gelişme riskinin de 8 kat arttığına dikkat çekti. Ulus, "Ayrıca kilo artışı ile birlikte kolon, rectum, prostat kanserlerinde ve bunlardan ölümde de bir paralel artış söz konusudur. Kilolu hanımlarda sık görülen siklus bozuklukları polikistik over sendromu ve kısırlık gibi problemlere de genellikle şişmanlık eşlik etmektedir" şeklinde konuştu.
Tedavi edilmesi zorunlu olan şişmanlıktan kurtulmaya karar veren bireylerin öncelikle dahiliye doktorlarına görülmesi, ardından diyetisyen kontrol ve takibinde diyete başlaması gerektiğini vurgulayan Ulus, diyetisyenin uygun diyetle birlikte hastaya yapması gerekenleri söyleyeceğini vurguladı. Ulus, şişmanlıktan kurtulmada irade ve sabrın önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Yazar:
Manitu
Zamanı:
09:02
0
yorumlama
Prostat Kanseri Nasil Belirlenir?
Prostat Kanseri Nasıl Belirlenir?
Günümüzde doktorlar prostat kanserinin varlığını belirlemek üzere pek çok çeşit yöntem kullanmaktadır:
Prostat kanserin belirlemede en sık kullanılan yöntem rektum incelemesi yoludur. Prostatı inceleme için hekim rektal tuşe ile normal büyümesi ile kanseri kolayca ayırdedebilir.
Dijital rektal muayene ile birlikte sıklıkla kullanılan başka bir işlem bir PSA testidir. (prostata özgü antijen PSA testi). Bu test vücutta prostat özgü antijen düzeylerini ölçer. Prostat hastalığının en erken evrelerinde bile, hastanın PSA düzeyi artmaya başlar ve bu test ile belirlenebilir. Bu da hekimin, hastada fizik muayene ile belirlenemeyecek değişiklikleri ortaya çıkarmasını sağlamaktadır. Ancak PSA düzeyinin yüksekliği , hastanın muhakkak kanser olduğu anlamına gelmez. Bazı kanser dışındaki durumlar da PSA miktarını arttırabilir: Örneğin BPH (prostatın kanser olamyan büyümesi) yüksek PSA düzeyine neden olabilen en sık görülen durumdur. Prostat dokusu büyüdükçe , bu dokudaki hücreler normalden daha fazla PSA üretir. Diğer bir sebep Prostatit olabilir. Prostatın iltihap veya enfeksiyonuna bağlı irritasyonu bezdeki hücrelerin artmış miktarda PSA salgılamasına neden olabilir. Yine prostat bezindeki enfeksiyon gibi üriner sistem enfeksiyonu da PSA düzeyini arttırabilir.
Kanser olmayan durumlarda da PSA seviyeleri yükselebildiği için genellikle transrektal ultrasonografi (TRUS ) yapılması gerekmektedir. Bu işlem sırasında hekim, prostat görüntüsünü yansıtan acısız ses dalgaları üreten bir aleti rektuma yerleştirmektedir. Yansıyan ses dalgaları, daha sonra hekimin görebileceği bir televizyon ekranında bir görüntü haline dönüştürülür. Bu işlem lokal anestezi altında yapılabileceği gibi, hastanın daha stresli olduğu durumlarda genel anestezi ve 3 boyutlu Sonografi ile de gerçekleştirilebilir. Prostat kanserinden şüpheleniyorsa hekim, iğne biyopsisi yoluyla ufak bir prostat dokusu örneği alabilir. Daha sonra doku örneği, kanser hücresi içerip içermediği belirlenmek üzere mikroskop altında incelenir. Bu, prostat kanserini kesin olarak teşhis etmenin tek yoludur.
Kanser varlığı biyopsi ile doğrulandıktan sonra yapılması gereken ilk şey kanser evrelemesi olarak ta adlandırılan, kanserin hızlı ya da yavaş gelişen bir kanser olarak nitelendirilmesi olmalıdır. Doktorunuz kanser evresini tespit ettikten sonra en uygun tedaviyi önerecektir.
Prostat kanseri özellikle erken dönemlerinde çok sinsi bir hastalıktır, kişide kanserle birlikte prostat büyümesi ve buna bağlı şikayetler mevcut değilse kanserin kendisine özgü hiç bir belirtisi bulunmayabilir. Ancak erkeklerde en çok görülen kanser olan prostat kanserinde erken teşhis hayat kurtarır. Gelişmekte olan teknoloji küçük müdahaleler ve minimum yan etkilerle iyileşme sağlayabilmektedir.
Prostat kanseri de diğer kanser türleri gibi vücuttaki normal hücre büyümesinin bozularak sonuç olarak tümör adı verilen bir doku kitlesi oluşturması durumudur. Tam olarak sebebi bilinmese de, yaş, ırk ve genetik faktörlerin büyük rol oynadığı tespit edilmiştir. Prostat kanseri erken safhasında teşhis edilirse, doğru ve yerinde bir tedavi ile iyileşme şansı yüksek bir hastalıktır. Henüz kapsül dışına yayılmamış ise kanserin yok edilmesi mümkündür. Bu nedenle, 45 yaşını aşan erkeklerin yılda bir kez prostat kontrolünden geçmesi çok büyük önem taşır.
Prof. Dr. Halim Hattat
Hattat Hastanesi Üroloji Bölüm Başkanı
Cerrahpaşa Tıp Fak. Androloji Bilim Dalı Başkanı
hhattat[at]hattathospital.com
Yazar:
Manitu
Zamanı:
09:00
0
yorumlama
Sigara Erken Menopoz Nedeni
Sigara erken menopoza yol açıyor
New York (AA)- Sigara içen kadınların 45 yaştan önce menopoza girme ihtimalinin yüksek olduğu bildirildi. Oslo Üniversitesinden Dr. Thea F. Mikkelsen ve ekibinin 59-60 yaş arasındaki 2,123 kadın arasında yaptığı araştırmada, sigara içenlerin erken menopoza girme olasılığının içmeyenlere oranla yüzde 59 daha fazla olduğu belirlendi.
Araştırmacılar, aşırı sigara içenlerin erken menopoz riskininse içmeyenlerin iki katı olduğunu söylediler. Sigara tiryakisi olmakla birlikte menopozdan en az 10 yıl önce bırakmış olanlardaysa 45 yaştan önce menopoza girme riskinin içmeye devam edenlere göre yüzde 87 daha az olduğu belirlendi. Mikkelsen ve ekibinin Public Health dergisinde yayınlanan araştırmasında, "Bir kadın ne kadar erken sigarayı bırakırsa erken menopoza karşı o kadar korunacağını" belirttiler.
Bu arada, evli kadınlara oranla dulların erken menopoz riskiyle daha fazla karşı karşıya oldukları belirtildi. Araştırmacılar, kahve ve alkol tüketimiyle erken menopoz arasındaysa bir bağlantı tespit edemediler.
Yazar:
Manitu
Zamanı:
08:58
0
yorumlama
