8 Ocak 2008 Salı

En Aptalca 10 Deney

En Aptalca 10 Deney

Tanınmış İngiliz bilim dergisi New Scientist, dünyanın bugüne kadar tanık
olduğu en aptal 10 deneyin listesini hazırladı. İşte dergiye göre en aptal
deneyler ve sonuçları:

* LSD maddesinin deliliğe neden olup olmadığını belirlemek isteyen 2
psikiyatrist, 1962'de Oklahoma'daki Lincoln Hayvanat Bahçesi'ndeki Tusko
adlı erkek file, 3 bin insanı etkileyebilecek dozda LSD enjekte etti.

Sonuç: 14 yaşındaki Tusko, birkaç dakika içerisinde öldü. (Başarısız)

* 1960 yılında ABD Hava Kuvvetleri'nde görevli 10 asker, bir kargo uçağına
bindirilir. Uçak 5 bin feet'e çıktığında pilot motorda ve iniş takımlarında
sorun çıktığını, okyanusa zorunlu iniş yapmayı deneyeceğini söyler. Daha
sonra ise bir görevli askerlere sigorta poliçesi dağıtarak bunları
dikkatlice doldurmalarını, başlarına birşey gelirse ailelerinin ancak bu
sayede para alabileceğini söyler. Ancak askerlerin farkında olmadığı şey,
gizli bir deneyin parçası olduklarıdır. Amaç, denek askerlerin ölüm
korkusunun doğurduğu aşırı stresin algılama yeteneğini etkileyip
etkilemediğini ortaya çıkarmaktır. Askerlerin doldurduğu formlarda birçok
imla hatası vardır.

Sonuç: Aşırı stres algılama kapasitesini etkiler. (Başarılı)

* 1954'te Rus cerrah Vladimir Demikhov, bir Alman kurdu ile bir yavru
köpeğin başlarını aynı bedende birleştirir. 2 başlı denek, 6 gün hayatta
kalır. Amacı, organ naklinin başarılı olup olmayacağını anlamaktır.
Demikhov, aynı deneyi farklı hayvanlarla 15 yıl boyunca 19 kez daha yapar.
Deneklerden en uzun hayatta kalanı 1 ay yaşar.

Sonuç: Doku uyuşmazlığı deneklerin ölümüne neden olur. (Başarısız)

* 1933'te ABD'li Clarence Leuba adlı profesör, gıdıklanınca gülmenin
doğuştan bir tepki mi, yoksa daha sonradan öğrenilen bir durum mu olduğunu
anlamak için küçük oğlunu ve karısını gıdıklar.

Sonuç: Gıdıklanınca gülmek, doğuştan gelen bir tepkidir. (Başarılı)

* 1942'de Lawrence LeShan adlı ABD'li psikolog, tırnak yeme alışkanlığı olan
bir grup çocuğu, karanlık bir odada uykuya yatırır. Ardından tüm gece
boyunca odada kısık sesle 'Tırnaklarımın tadı korkunç" cümlesinin kayıtlı
olduğu bir kaset çalar.

Sonuç: Çocuklardan 40'ı tırnak yemeyi bırakır. Uykuda öğrenme mümkün bir
tekniktir. (Başarılı)

* 1804'te Sarı Humma'nın bulaşıcı bir hastalık olmadığını kanıtlamaya
çalışan Stubbins Ffirth adlı doktor, Sarı Humma hastalarının kusmuklarını
içer.

Sonuç: Doktor hasta olmaz, ancak ileriki yıllarda yapılan testlerde
hastalığın özellikle kan yoluyla aşırı derecede bulaşıcı olduğu ispatlanır.
(Başarısız)

* 1930'larda ABD'de Robert E. Cornish adlı araştırmacı, ölü köpeklerin
kanına adrenalin enjekte ettikten sonra tahterevalliye yerleştirerek, aşağı
yukarı sallayarak hayvanları hayata döndürmeyi dener.

Sonuç: Köpeklerden 2'si körlük ve aşırı beyin hasarıyla hayata döner ve
birkaç ay yaşar. (?)

* 1960'ların ortasında ABD'li araştıtmacılar, erkek hindilerin cinsel olarak
uyarılması için dişilerin vücudunun ne kadarını görmeleri gerektiğini
araştıran bilim adamları, dişi hindi maketlerini parça parça azaltarak
erkeklerin vereceği tepkileri inceledi.

Sonuç: Maketlerin üzerinde sadece baş kısımları kalıncaya kadar erkek
hindilerin çiftleşme dürtüsüyle harekete geçtiği belirlendi. (?)

* İnsanların her türlü ortamda gözleri açık olsa da uykuya dalabileceğini
öne süren ABD'li uzmanlar, gözkapaklarını bantla tutturdukları 3 deneğe
yüksek sesli müzik çalınan ve flaşlar patlayan bir odada, elektrik şokları
verdi.

Sonuç: Denekler, tüm olumsuz şartlara rağmen 12 dakikada uykuya daldı.
(Başarılı)

* Duyguların karakteristik yüz ifadelerini harekete geçirip geçirmediğini
test etmek isteyen Carney Landis adlı psikolog, deneklere amonyak koklatır,
caz dinletir, porno resimler gösterir, ellerini kurbağa dolu bir kovaya
sokturur, son olarak bir farenin kafasının kopartılmasını izletir.

Sonuç: Landis, deneklerin kopan fare kafasına karşı temel bir yüz ifadesi
sergilemedikleri sonucuna varır. (?)

Gercek Bir Hikaye

Geçen hafta yoğun bir günde Akbank Şubesinde yaşanan bir diyaloğ:
55-60 yaşlarında çek tahsili için bekleyen bir müşteriye kart pazarlamak isteyen stand görevlisi sorar
- Bey efendi bakabilirmisiniz Axesiniz varmı acaba?
müşteri omuz hizasından ters ters soru soran kıza bakar..... kız tekrar ısrarla sorar...
-Axesiniz varmı acaba ? adam sinirli bir şekilde kıza bağırmaya başlar.
- sana ne benim abdesimden.. abdesim vardır, yoktur..camiye mi geldik ? bankaya geldik
der ve sinirli bir şekilde çıkar gider.

Musul Turkiye'yi Istiyor

Musul Türkiye'yi İstiyor...

Aslında 1926 Ankara Anlaşması bize hukuken Musul Vilayetini geri alma hakkını veriyor ama hükümet bunu dillendirmek ve uygulamaya sokmak düşünce ve kararlılığına sahip değil.

Ancak şu anda Musul Vilayeti BM daimi temsilcisinin de benzer bir uluslararası hakkımız olduğundan bahsediyor olması oldukça ilginç.

Önemli bir diğer konu da şudur ki: MUSUL VİLAYETİ; Musul, Kerkük ve Süleymaniye sancaklarını kapsamaktadır ve 1. Meclisin (1920) kabul ettiği Misak-ı Milli sınırları içindedir.


MUSUL TÜRKİYE'Yİ İSTİYOR!

63 Kürt aşireti Türkiye'yi istiyor.

Kuzey Irak'ta bulunan 3.5 milyonluk nüfusun yüzde 70'ini oluşturan 63 aşiret lideri Türkiye'ye bağlanmak istiyor.


Musul Vilayet Konseyi'nin BM daimi temsilcisi İsviçreli hukukçu Keller, Türkiye'nin müdahale hakkı bulunduğunu ve aşiret liderlerinin Türkiye'ye bağlanmak istediğini söyledi.

Kuzey Irak'ta bulunan 3.5 milyonluk nüfusun yüzde 70'ini oluşturan 63 aşiret lideri Türkiye'ye bağlanmak istiyor. 1925'te kurulan Musul Vilayeti 1992'de dönemin Cumhurbaşkanı Özal öncülüğünde Körfez Savaşı nedeniyle yaşanan bölünme ihtimalleri üzerine Ankara'da bir araya gelerek harekete geçti ve İsviçreli hukukçu J. Anton Keller'i BM daimi temsilcisi seçti. Son dönemde yaşanan gelişmeler üzerine Konsey'in Türkiye ile konuyu görüşmek için toplanma kararı alması üzerine Keller İstanbul'da toplantı yapmak için girişimleri başlattı.


PASAPORTA EL KONULDU

Ancak Keller'in yapacağı toplantıya 63 aşiret liderini temsilen katılması beklenen Kuzey Iraklı 4 aşiretin liderleri Türkiye'ye gelemedi. Aralarında Almanya'da sığınmacı olarak yaşayan eski Dohuk valisi, Saddam dönemi eski Tarım Bakanı ve yazar Musul Vilayet Konseyi Genel Sekreteri Muhammed Sıddık Mahmut, Hollanda'da sığınmacı olarak yaşayan ve Kerkük bölgesindeki petrol yataklarında önemli bir paya sahip olan Mama Seny aşiretinin lideri Müşir Hadi Ahmet, Musul vilayetine ait tapu kayıtlarını elinde tutan ve şu anda Kuzey Irak'ta bulunan Surçi aşiretinden Nedim Surçi, Süleymaniye'de yaşayan ve tapu sicillerinden sorumlu olan Şeyh Saleh'in de bulunduğunu söyleyen Keller, Barzani yönetiminin bu kişilerin pasaportlarına el koyarak ve telefon iletişimlerini keserek Türkiye'ye gelmelerine engel olduğunu söyledi. Keller, Türkiye'nin acil olarak devreye girmesi gerektiğini belirtti.

Keller bu durum üzerine Türkiye'de Başbakan Erdoğan'ın Başdanışmanı Prof. Ahmet Davutoğlu, MHP İstanbul Milletvekili Gündüz Aktan ile muhalefet partisi milletvekilleriyle görüşerek durum hakkında bilgi verip, aşiret liderlerinin Türkiye'ye bağlanma isteklerini iletti. Keller önceki gün ise Sosyal Bilimler Araştırma Merkezi'nin düzenlediği "Musul Vilayeti'nin Yeniden Doğuşu mu?" başlıklı bir panele katıldı. Emekli orgeneral Edip Başer'in de katıldığı toplantıda, "Türkiye'nin Musul'a müdahalesi için tarihsel, hukuksal ve sosyolojik zemininin bulunduğu" belirtildi.

MUSUL VİLAYET KONSEYİ

1925 yılında Musul, Erbil, Dohok, Süleymaniye, Kerkük ve Diyala 'Musul Vilayet Konseyi' çatısı altında bir araya geldi. Kurtuluş savaşı bitince Türkiye 'Musul Vilayeti' ile ilgili durumu tartışmaya başladı. İlk sıkıntı 1922'de yaşandığı için konu o zaman görev yapan Milletler Cemiyeti'ne yansıdı. Cemiyet, 1925'te 'Bölge, Milletler Cemiyeti'nin kontrolündedir. Bölgede yaşayanların hakları belirlenmeli' kararı aldı. Musul Vilayeti, 1932 yılında Irak Krallığı'na bağlanırken iki önemli şart koşuldu: 'Birincisi, bölgedeki bütün halkların insan hakları nezdindeki kuralları güvenceye alınmalı. İkincisi bölgedeki aşiretlerin veya şahısların petrol ya da maden imtiyazları güvence altında tutulmalı'. Bu şartlarla Musul Vilayet Konseyi'ne imtiyaz verildi. İkinci Dünya Savaşı sonrası Musul, Irak devletinin parçası oldu. Konsey, Körfez Savaşı'yla birlikte Irak'ta bölünmenin ilk ateşi yakılınca harekete geçti ve 1992'de İsviçreli hukukçu Keller'i BM nezdinde temsilci seçti.

TÜRKİYE'NİN 75 KM İÇERİ GİRME HAKKI VAR

Türkiye ile Irak arasında 1946 yılında imzalanan dostluk ve sınır anlaşmasına göre her iki ülkenin sınırları içinde bulunan 75 kilometrelik bir bölge içinde eğer komşu ülke o bölgede asayişi sağlayamıyorsa, saldırıya maruz kalan ülkenin sıcak takip yapabilme hakkını kabul ettiğini kaydeden Keller şöyle konuştu: "Dönemin Başbakanı Özal'ın Barzani ve Talabani üzerinde çok önemli bir etkisi vardı. Ankara'daki toplantıda Talabani ellerini masanın üzerine koyarak bu oluşuma destek olacağına dair yemin etti. Barzani ise Musul Vilayet Konsülü'ne destek olabileceği sözü verip diğer Kürt aşiretlerle birlikte hareket edeceği konusunda teminat verdi."

MUSUL'A GİRME HAKKIMIZ VAR

1992'de Özal'ın direktifiyle yapılan toplantının baş aktörlerinden olan eski Sakarya Milletvekili Yalçın Koçak da Türkiye'nin bölgeye müdahale hakkının olduğunu savundu. Koçak Musul Meselemiz, adlı bir kitapçık hazırlayarak Başbakan Erdoğan başta olmak üzere bir çok üst düzey yetkiliye gönderdi. Türkiye'nin Kuzey Irak politikasının odak noktasının Kerkük değil Musul olmasını öneren Koçak, Türkiye'nin o dönem Musul'u bağımsız bir Irak devleti olmadığı için şartlı olarak Irak Krallığı'na bıraktığını ifade etti.

Sevgi Uzerine...

Sevgi söz degil özdür. Sevgi kagida yazilmaz, kalbe kazinir. Sevgi, ya var,
ya da yoktur. Biraz var, biraz yok olmaz. Sevginin tam tarifi yapilamaz.
Çünkü sevgi sadece akilla kavranmaz. Çünkü sevgi, kalpten kavranan ve
yasanan bir güzelliktir. Bu sebeple de, kalpsizlerin, merhametsizlerin ve
maddecilerin sevgiden söz etmeye haklari yoktur. Hem dünyanin pesinde
olacaksin, maddi kazançlarin ince hesaplarin içinde kaybolacaksin, hem de
sevgiyi yasayacaksin, olur mu?

Böyle biri ancak sevginin sözünü edebilir, özünü ne bilir, ne de
bildirebilir... Iste bu yüzden çagimiz, sevginin çok yazildigi, çok
söylendigi bir zaman dilimi haline gelmistir .. Zira, yasayan azaldikça,
sözünü eden çogalmaktadir. Sevgi anlatilamaz, yasanir. Sevgiyi
yasayamayanlar hep anlatiyorlar, sürekli ondan söz ediyorlar. Bu ya bir
sahteciliktir, ya da yasayamadigina hasretlenmek, hatta hasetlenmek... Bu
durumda ortaya çikan sevginin sömürülmesi, içinin bosaltilmasidir.
Söylenen ve yazilan, yürekten tasan ve içte tasinamayandir.

Böyle oldugu içindir ki, Akif merhum bile, "Dili yok kalbimin, ondan ne
kadar bizarim" diye dertlenir. Sevgiyi asil söyleyen, bedenin bütünüdür.
Çünkü insanin içini gerçek anlamda sevgi donatirsa, bütün vücut ruhun dili
olur. Sevgiyi yasayan aldigi nefes, attigi adim sevgi olur. Sevgi ayri ve
özel bir eylem olarak görünmez sevende... Çünkü onun her isi, her sözü, her
özelligi sevgiden ibarettir. Sevgi insani, ekmeksiz, susuz, hatta havasiz
yasar ama, sevgisizlige dayanamaz. Onun ekmegi, suyu, havasi sevgidir. Böyle
olunabilir mi diye düsünen, böyle olamaz. Sevgi pazarlikla var olamaz.
Sevgi, çikar hesaplariyla, verme alma planlariyla yasamaz. Çünkü sevgi,
fedakarliktir.

Sevgi, sevdiginde fani olmaktir. Sevgi, sevdiginin, "Hadi! Dediginde,
"nereye?" diye sormamaktir. Böylece sevmeyen ve böylesine sevilecek olani
bulmayan, sevginin uzagindadir. Öyleyse, en çok sevilmesi gereken, bu
muhtesem duyguyu yoktan yaratip yüreklerimize hediye edendir. En çok sevgi,
sevmeyi bize ögretene olmazsa, sevgiye saygisizlik yapilmis olmaz mi? En çok
Allah'i sevmemek, sevginin öz kaynagindan koparilmasidir.

Kaynagindan koparilan sevgi, sevgi olmaktan çikiyor. Her seyin sahtesi
kötüdür, çirkindir, çekilemez ama, sevginin sahtesi, ne yenir, nede yutulur.
Sevginin sahtesi hiçbir seye benzemez. Çünkü sevgi samimiyetle mayalanmadan
kendisi olamaz, varligini bulamaz, özelliklerini kazanamaz. Böylesine bir
yokluktan bir sevgi edebiyati çikiyor. Tumturakli sözlerle sevgi
anlatiliyor. Ne ki çok anlatiyorsun, o az yasaniyor demektir. Hani bir Allah
Dostu'nun su sözünde oldugu gibi: "-Ben, Allah'i hatirlamaktan utanirim.

Çünkü, her hatirlama bir unutmadan sonradir." Ne ki, anma günlerinin
konusudur, demek ki unutulmaya yüz tutmustur. Bizim sevgi gelenegimizde,
sevginin sözü çok edilmez. Çünkü, 24 Saat yasanan bir güzellik, dillerde
dolasmaya muhtaç degildir. Sevgi bakistir. Sevgi, selamdadir. Sevgi,
tebessümdedir. Sevgi, hatir sorustadir. Sevgi, yardim edistedir.
Sevgi, bazan bir geçmis olsunda, bazan da bir teselli tavsiyesindedir.
Sevgi, pisirilen yemektedir. Sevgi, "Hosgeldin" de, "Güle Güle" de, "Allaha
ismarladik" tadir. Yürekte gerçek sevgi gerçekten varsa, hersey sevgidir.
Görünüse, etkisi, hissi ne olursa olsun hersey sevgi olur. Ve seven
sevdigine, "Senden gelen basim gözüm üstüne" der.

Sevgi, kal degil,hal isidir. Sevgi,ruhun dilidir. O konusmaya basladi
mi,öteki diller susar. Konussalar da ,sesler,sözleri duyulmaz olur.
Sevginin oldugu yerde, atmosfer sevgiden ibaret hale gelir. Kurt ve kus
sevgiden baskasini bilmez olur. Sevgi,intisap sirridir. Ait oldugu kaynagi
kesfettiginde,kanatlanir,kanatlandirir. Kabina sigmaz olur. Dolar
tasar,gizlenemez bir muhabbet coskunlugu ile çevresini kusatir.
Insanligi sevmek, insan olmanin geregidir. Insanligi bize bagislayan ve
bilinçli sevmeyi ögreten Rabbimize ne kadar sükretsek azdir.

Çevremizde varligini hissettigimiz her sey, O'ndan eserdir diye seviyoruz.
Ve yarattigi her seyle dostluk kuruyoruz, kardes oluyoruz...Canli cansiz
bütün varlik dünyasiyla birlesip bütünlesiyoruz. Birlik dünyasi, dirlik
dünyasidir.Yaraticinin birligi etrafinda bir ve beraber olmus varligi tutan,
dengeleyen, düzenleyen "sevgi"dir... Iste bu sevgiyi yasamak, insani mutlu,
huzurlu ve istiyakli kiliyor. Yasama sevinci bu sevgiyle kalplere dolusuyor.
Bu sevgi, üzüntünün ilaci ve mutlulugun mayasidir

Alıntı

Ruzgar Estiginde Dahi Uyuyabilirim..!

Çok yakışıklı genç bir adam amerikanın batısındaki bir çiftliğe is
başvurusunda bulunmuştu. Çiftliğin sahibi ona özelliklerini
sorduğunda genç adam kendine güvenen bir edayla şöyle cevap vermişti:

"Rüzgar estiğinde dahi uyuyabilirim!"

Bu söz yaşlı çiftlik sahibinin kafasını çok karıştırmıştı, fakat bu
zeki genç adamdan da çok hoşlanmıştı bu yüzden onu ise aldı.

Birkaç gün sonra yaşlı çiftlik sahibi ile karisi gece yarisi çok
sert ve şiddetli bir rüzgarla uykularından fırladılar. Bir sorun çıkma
ihtimaline karşı her yeri kontrol etmeye başladılar.

Pencere ve kapıdaki kepenklerin sıkıca kapatılıp kancalarının
yerlerine takıldığını gördüler.

Kalın ağaç kütükleri ise sıra sıra şöminenin yanına dizilmişti.

Tarım araçları güvenli bir şekilde hangara yerleştirilmişti. Traktör
garajdaydı. Ahirin kapısı düzgün bir şekilde kapatılmış ve
kilitlenmişti. Hatta içerideki tüm hayvanlar oldukça sakindiler.

Genç adam hemen ilerdeki kulübesinde huzurlu bir şekilde uyuyordu.

İste o anda yaslı çiftlik sahibi genç adamın o gün ona ne demek
istediğini anlamıştı.

"Rüzgar eserken dahi uyuyabilirim"

Çünkü Genç adam fırtınasız güzel günlerde herhangi bir gün
şiddetli bir fırtına ile çiftlikteki her şeylerini kaybedebilecekleri düşünerek
islerini o kadar bağlılıkla ve düzgün bir şekilde yapmıştı ki en sert, en
şiddetli fırtına dahi esse yatağında huzurla uyuyabilirdi.

Acaba bunu hangimiz gerçekten yaşamımızda uygulayabiliyoruz ?

Yapabildikleriniz değil , bir gün gerçekten yapamadığınız şeyler
güneş battığında size bas ağrısı verir...

Dusunduren Guzel Sozler

Düşündüren güzel sözler

- "İyilerle dost ol, kötülerden emin olursun." Hz. Osman
- "Sen kendini küçücük et-kemik sanırsın. Oysa sende alem-i ekber gizlidir." Hz. Ali
- "Akıllı insanın ağzı kalbinde, akılsız insanın kalbi ağzındadır." Hz. Süleyman
- "Her bildiğini söyleme, ama her söylediğini mutlaka bil." A. Claudius
- "Her gülün dikeni vardır ama her dikenin gülü yoktur." Mevlâna
- "Elmas, nasıl yontulmadan kusursuz olmazsa, insan da acı çekmeden olgunlaşamaz." Conficius
- "Gözü yemde olan balık yakasını oltadan kurtaramaz." Atasözü
- "Kardeşim, ancak fikirdir varlığın, Gerisi et ve kemiktir bir yığın." Mevlâna

5 Ocak 2008 Cumartesi

ERKEN BOSALMA (PREMATUR EJAKULASYON)

ERKEN BOŞALMA (PREMATÜR EJAKULASYON)

Erkeklerde orgazma ulaşma anında meni sıvısının çok erken ve kontrolsüz bir şekilde boşalmasıdır. Bu durumun tarifi; erkeğin henüz boşalmak istemediği halde boşalmasıdır. Cinsel ilişki sırasında veya cinsel ilişkiye başlamadan önceki aşamada meydana gelebilir. Erken boşalma sorunu olan bir erkek bu sorundan dolayı ciddi psikolojik sıkıntılar yaşayabilir.

Birçok erkek hayatlarının bir döneminde kontrolsüz veya erken ejakülasyon problemi yaşamaktadırlar. Erken boşalma, erkeğin veya eşinin cinsel hayatında sorunlara neden olmaya başladığı noktada tıbbi bir problem olarak kabul edilir.

Erken boşalmaya neden olabilen çok sayıda etken vardır. Genellikle altta yatan neden psikolojiktir. Zihinsel ve duygusal sağlığı etkileyen stres, depresyon ve diğer faktörler bu durumu ortaya çıkarabilir. Nadiren fiziksel bir neden (prostat bezi inflamasyonu veya sinir sistemi fonksiyon bozukluğu gibi) de etken olabilir:

- Sempatik sinir sistemi hasarı (örneğin abdominal ameliyat sonrası)

- Pelvik kırıklar

- Prostat hipertrofisi ve prostatitis

- Üretrit

- Diabetes Mellitus (şeker hastalığı)

- Arteriosklerozis

- Kalp - damar hastalıkları

- Bölgesel genito-üriner hastalık

- Bölgesel duyu hasarı

- Polisitemi

- Polinörit

Tedaviye cevap kişiden kişiye değişir. Bazı erkekler çok çabuk bir şekilde tedaviden faydalanabilirler.

Erken boşalmanın temel belirtileri:

- Boşalma küçük cinsel uyarılarla ve neredeyse kontrolsüz bir şekilde meydana gelir.

- Cinsel tatminde azalma

- Suçluluk, utanç ve hayal kırıklığı hissi

Tanı

Tanı hastanın şikayetlerine dayanılarak konur. Psikolojik herhangi bir etken saptanamamışsa fiziksel muayene gerekli olabilir.

Önleme

Erken boşalma gelişimini engellemeye yönelik bilinen tıbbi bir yöntem yoktur. Bununla birlikte, aşağıdaki yöntemler önlem amacı ile kullanılabilir:

- Eşinize karşı daima sağlıklı ve uyumlu düşünceler besleyin. Eğer cinsel yaşamınız hakkında gerginlik, sıkıntı, suçluluk, düş kırıklığı gibi düşünceler gelişmiş ise psikoterapik yardım almaktan çekinmeyin.

- Herkesin cinsel sorunlar yaşayabileceğini unutmayın. Eğer erken boşalma sorununuz varsa kendinizi yetersiz veya suçlu hissetmekte aceleci olmayın. Eşinizle sorunlarınızı konuşun ve kesinlikle iletişim eksikliği gelişmesine izin vermeyin.

Tedavi

İlaç tedavisi

- dopamine antagonistleri

- antidepresanlar

- anksiyolitikler

- Anestezik etkili losyon/krem

Mikrocerrahi

Psikolojik Tedavi

Erken boşalma tedavisinde kullanılan yöntemlerden birisi davranış terapisidir. En sık olarak sıkıştırma / sıkma tedavisi kullanılmaktadır. Cinsel ilişki sırasında veya öncesinde eğer erkek erken boşalma olacağını hissederse cinsel ilişkiye ara verir ve kendisi veya eşi penisi baş ve işaret parmakları ile kavrayrak sıkar; ve penisin uç kısmının hemen gerisine yaklaşık 20 sanise süresince hafif bir basınç uygular, daha sonr acinsel ilişkiye baştan başlanır. Bu yöntem gerektiği kadar sıklıkla uygulanabilir.

Davranış tedavisinin başarı oranı %60-90 arasındadır. Ancak, eşlerin birbiri ile uyumunun iyi olması gerekir ve tedavi edildikten sonra da erken boşalma tekrarlayabilir.

Yukarıdaki yöntemin dışında doktorunuz size antidepresan ilaçlar kullanmanızı önerebilir. Antidepresan ilaçların erken boşalmadaki başarıları son dönemlerde farkedilmiştir. Hekimler, antidepresan alan bazı erkek hastaların yan etki olarak boşalmanın gecikmesi şikayeti ile kendilerine müracaat ettiklerini fark etmişlerdir. Bundan dolayı, erken boşalma problemi olanlarda antidepresan ilaç kullanımı başlamıştır. Erken boşalma tedavisinde kullanılan antidepresan ilaçlar, seçici olarak serotonin gerialımını engelleyen ilaçlar (örneğin fluoxetine, paroxetine veya sertaline) ve trisiklik antidepresanlardır (clomipramine gibi).

Doktora görünmeden önce 1-2 kez erken boşalma yaşamanızın tıbbi bir tedavi gerektirmediğini unutmayın.

Bir çok erkek zaman zaman erken boşalma problemi yaşamakta ve sonradan kendileri bu sorunu çözmektedirler. Tedavi gerektiren durumlarda ise oldukça başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir.

tags: erken boşalma, boşalma, cinsel sağlık, cinsel yaşam, cinsel mutluluk, cinsel tatmin, evlilik, karı koca, sağlıklı yaşam